e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Kongre ve Ders Materyalleri > Sanal Kabala Kongresi 2018 – Modern Dünyada Kabala İlmi

Sanal Kabala Kongresi 2018 – Modern Dünyada Kabala İlmi

DERS 1: Gerçekliğin Doğru Algısı

1) Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş, Madde 2

Aslında, çok meşhur bir soruyu cevaplamak için kalbinizle yola çıkarsanız eminim ki tüm sorular ve şüpheler ufuktan yok olacak ve geri baktığınızda onları yerlerinde bulamayacaksınız. Bu infial uyandıran soru tüm dünyanın sorduğu bir soru aslına bakarsanız, “Hayatımın anlamı ne?” bir başka deyişle, bize çok pahalıya mâl olan hayatımızın sayılı yılları ve sayısız acı ve bunlardan çektiğimiz ızdırap, bunları sonuna kadar tamamlamaktan kim zevk alır? Daha da net olmak gerekirse, kime haz veriyorum?

Tarihçilerin, özellikle bizim neslimizde, bu soruyla yüzleşmekten yoruldukları çok doğru? Kimse bununla ilgilenmek istemiyor. Ancak soru eskisinden daha fazla acı ve hararetle karşımızda duruyor. Bazen bizi davetsiz yakalar, zihnimizi gagalar ve kendimizi her zamanki akılsızca dalavereleriyle hayatın içinde akarken bulmadan önce bizi yerin dibine kadar sokar.

2) Rabaş, Makale 7, Hanuka Mucizesi

Kişinin bedenini besleyecek hiçbir şeyi olmadığı zaman, yani haz duymadığı zaman, derhal hayatın amacı hakkında düşünmeye başlar. Şöyledir; kendine “Benim hayatımın anlamı ne?” diye sorar. “Hangi amaçla bu dünyaya geldim? Yaratılış, bu dünyada yaratılanların acılar ve eziyetler çekmesi için mi yapıldı?” Bu durumda hayatın amacı üzerine derin derin, nedir, nedendir diye düşünmeye başlar. Orada tüm yaratılanların, ne olduklarını düşünmedikleri bir yerde, bu, insanın, başını hayatın akışından yukarıya kaldırması diye kabul edilir. Diğerleri aksine suyun aktığı yere doğru giderler. Ve sonu, yani hayatın nereye yönelttiğini gören hiç kimse yoktur. Yalnız haz eksikliği olan kişi, hayatın amacına bakmak için kafasını kaldırır, o zaman sanki yukarıdan bir boru sesi duymuş ve ona yaratılışın amacının O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olduğunu söyler gibidir. Ancak bunun tadından yararlanmak için, kitaplar ve yazarları ona bu iyiliğe yani “yaratılışın amacına,” ulaşmak için bazı şartlar olduğunu söylerler. Yaradan onların önce bu koşulları yerine getirmelerini ister, yoksa onlara bu haz ve keyfi vermeyecektir.

3) Yeni Zohar, Şarkıların Şarkısı, 482-483

Kişinin bilmesi gereken öğreti: Efendisinin sırlarını bilmek ve gözlemektir, kendini bilmek için, kim olduğunu bilmek, nasıl yaratıldığını, nereden geldiğini ve nereye gittiğini, bedenin nasıl düzeltileceğini ve her şeyin Kralı tarafından nasıl yargılanacağını bilmek için.

Ruhun sırlarını bilmek ve gözlemek. Onun içindeki ruh nedir? Nereden gelir, neden bu bedene gelir, bugün burada kokuşmuş bir damla, yarın mezarda olan bu bedene? İçinde olduğu dünyayı bilmek için, dünyada ne düzeltilecek, Üst Dünyanın yüksek sırlarına göz dikmek ve Efendisini bilmek. Ve kişi, bütün bunları Tora’nın sırlarından gözlemler.

4) Ramhal, Daat Tevunot

Tüm Kabala İlmi üst yönetimi anlamak içindir; O, neden tüm bu yarattıklarını yarattı, onlardan ne ister ve dünyada bu olup bitenlerin sonu nereye varacak.

5) Baal HaSulam, Kabala İlminin Özü

Kabala ilmi; sebep ve sonuç ilişkisi yoluyla, sabit ve belirlenmiş kanunları kullanarak, yukarıdan aşağı sarkan ve “Yaradan’ın Tanrısallığının, O’nun bu dünyadaki varlıklarına ifşası” olarak tanımlanan tek ve yüce bir amaçta, birbirinin içine girmiş bir kökler silsilesinden ne daha fazlası ne de azıdır.

6) Baal Hasulam, Kabala Öğretisi ve Özü

Gerçeğin ilmi; cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan derecelerin tümünün tüm koşul ve işleyişleriyle, Yaradan’ın Düşüncesinde, yani amaçta dâhil olduklarının bilgisidir. Bu nedenle, en küçüğünden en yücesine kadar dünyadaki tüm öğretiler bu ilme dâhildir.

7) Baal HaSulam, Kabala İlminin Özü

Gerçeğin ilmi, tüm öğretilere dayanır ve tüm öğretiler ona dayanır. Bu nedenle de dünyadaki tüm öğretiler hakkında kapsamlı bilgi sahibi olmayan tek bir gerçek kabalist yoktur.

8) Baal Hasulam, Döllenme ve Doğumun Anlamı

Kabalistler edinim sahibidirler ve meselenin tamamını edinirler. Şöyle ki, kişinin gerçekliğin içinde edinebileceği tüm derecelerle ödüllenmişlerdir. Bu onların tüm meseleyi edindikleri anlamına gelir ve bu meselenin tümüne “ruh” denir.

9) Baal HaSulam, Zohar Kitabına Giriş

Yaradan’ın yarattıkları için arzu ettiği amaç, O’nun doğruluğunu yüceliğini görebilsinler ve O’nun onlar için hazırladığı haz ve keyfi alabilsinler diye, O’nun yarattıklarına ihsan etmektir.

10) Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş 42-44

Gerçekten de Yaradan’a olan muazzam mesafemiz ve O’nun arzusunu çiğnemeye bu kadar meyilli olmamızın tek sebebi var ki bu tüm ızdırap ve çektiğimiz acıların ve sınıfta kaldığımız günahların ve hataların kaynağıdır. Açıkçası, bu nedeni ortadan kaldırarak tüm ızdırap ve acıdan anında kurtuluruz ve derhal kalpte, ruhta ve yücelikte O’na tutunma ile bahşediliriz. Ve size şunu söylemeliyim ki ilk neden “O’nun Yaratılanları üzerindeki İlahi Takdirini anlama eksikliği”nden başka bir şey değildir, yani O’nu tam olarak anlamıyoruz.

Böylece görüyorsunuz ki dünyada ihtiyacımız olan tek şey açık İlahi Takdir. Eğer açık İlahi Takdir olsaydı, dünyadaki insanların tümü tamamen erdemli olurdu. İnsanlar O’na mutlak sevgi ile tutunurlardı, çünkü O’nunla dost olmak ve O’nu sevmek ve kalbimizle ve ruhumuzla O’na tutunmak şüphesiz hepimiz için büyük bir şeref olurdu.

11) Zohar, Zohar Kitabı’na Giriş, Gelinin Gecesi 138

O’nun bizim için tasarlamış olduğu büyük ölçüdeki kazanç, sadece ihsan etmektedir. Bu hiçbir sınırı ve kısıtlaması olmayan bir keyiftir. Ancak kendisi için almak sınırlı ve çok kısıtlıdır. Çünkü tatmin olmak keyfe hemen son verir. “Efendi her şeyi kendi amacı için yarattı,” diye yazılmıştır. Bunun anlamı, bu dünyada var olan her şey, başından beri, sadece O’na memnuniyet vermek için yaratılmıştır. Bu nedenle, Yaradan “Tüm dünya benim için yaratıldı,” dediği için insanların dünyevi işlerle uğraşmaları, onların başlangıçtaki yaratılışlarına tamamen zıttır. Yazıldığı üzere, “Yaradan her şeyi kendi amacı için yarattı” ve “Benim ismimle anılan herkesi, kendi ihtişamım için yarattım.”

Ve biz de tam tersini söylüyoruz. Çünkü biz “Tüm dünya yalnız bizim için yaratıldı,” diyoruz. Bu dünyanın tüm nimetlerini, kendi keyfimiz ve kendi ihtişamımız için mideye indirmek istiyoruz. Bu nedenle hâlâ O’nun tüm nimetlerini almaya lâyık olmamamıza şaşırmamak gerek. Böylece O’nun iyi ve kötüyü göstermek üzere, ödül ve ceza yolu ile yönlendirerek yaptığı kılavuzluk bize ilaç olarak verilmiştir. Alma kabını, onun yaratılışına zıt olarak kullandığımızda, “Yukarı Takdir”in bizimle ilişkisinin işleyişinde zorunlu olarak kötülük sezeriz.

Yaratılmış olan, O’nu kötülük yapan olarak göreceği ve Yaradan’ının ihtişamına leke süreceği ve bunun O’nu tam bir Operatör olmaktan çıkaracağı için yaratılmış olanın Yaradan’dan üstü örtülmüş kötülük görmemesi bir kuraldır. Bu nedenle kişi kendini kötü hissettiğinde, Yaradan’ın ona yol gösterdiğini inkâr eder ve yüksek Operatör aynı ölçüde ondan gizlenmiştir. Bu, dünyadaki en büyük cezadır.

12) Rabaş, Makale 10, “Kişinin Yeniden Vücut Bulmamak İçin Erişmesi Gereken Derece Nedir? (1984)

Tüm ruhların Adam HaRişon’un ruhundan uzandığını bilmeliyiz, o bilgi ağacı günahını işledikten sonra ruhu 600.000 ruha bölündü. Bunun anlamı şudur; Adam HaRişon’da, bir zamanlar Cennet Bahçesinde iken var olan tek bir ışık – ki Kutsal Zohar buna Zihara İla (üst parlaklık) der, pek çok parçaya ayrıldı.

13) Baal HaSulam – 600.000 Ruh

Denir ki, “600.000 ruh” vardır ve her bir ruh pek çok kıvılcıma bölünür. Başlangıçta sadece, yalnızca tek ruh, Adam HaRishon’un ruhu yaratıldığından, manevi olanın nasıl bölündüğünü anlamalıyız.

Dünyada gerçekten tek bir ruh vardır. … Bu aynı ruh tüm İsrail oğullarında mevcuttur, tıpkı Adam HaRishon’da olduğu gibi; her birinde tam ve tamamdır. Kesilip bölünemez, bu dünyevi şeylere ait bir özelliktir.

Ancak, 600.000 ruh ve ruh kıvılcımı dediğimizde bu sanki her insan bedeninin gücüyle bölünmüş gibidir.

14) Baal HaSulam, Matan Torah. 12

“Hoyrat bir eşek insana dönecektir” diye yazar, çünkü kişi yaratılışın rahminden çıktığında son derece kirli ve aşağılık bir durumdadır, yani her hareketi başkalarına küçücük bir iyilik içermeden kendi etrafında dönüp duran ona monte edilmiş kişisel-sevgi bolluğunun içindedir.

Dolayısıyla, kişi kökünden en uzak mesafededir, diğer taraftan, kök bir nebze alma unsuru olmadan ihsan etmek olduğundan yeni doğan da bir nebze verme unsuru olmadan tamamen kendi için alma halindedir. Bu nedenle, kişinin durumu dünyamızda en düşük ve iğrenç noktada olmak olarak değerlendirilir.

15) Baal Hasulam, Dinin Özü ve Amacı

Genel olarak, kötülük “bencillik” denen kendini-sevmekten başka bir şey değildir, zira bu kendisi için alma arzusu olmayan yalnız ihsan eden Yaradan’ın formunun zıddıdır.

16) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Gerçek şu ki içimizdeki tüm bu düzensizliğin kökü her birimizin içinde daha az ya da daha çok var olan bireysellik niteliğinden başka bir şey değildir.

Bireyselliğin yüce bir nedenden geldiğini, bu niteliğin bize doğrudan dünyada tek ve tüm yaratılışın Kökü olan Yaradan’dan geldiğini açıklığa kavuşturmamıza rağmen; yine de dar egoizmimizin içine oturan bu bireysellik hissiyatı yıkım ve yok oluşu etkiler, ta ki geçmişte ve gelecekte dünyadaki tüm yıkımların kaynağı olana dek…

Gerçekten de dünyada bu bireysellik hissiyatından özgür tek bir kişi yoktur ve tüm farklılıklar sadece bunun kullanım şeklindedir -kalbin arzuları için, yönetmek için, ya da saygı için- ve insanları birbirinden ayıran şey de budur.

Ancak dünyadaki tüm insanların eşit tarafı, her birimizin kendi kişisel menfaatlerimiz için mümkün olan her yol ile tüm insanları istismar etmeye ve kötüye kullanmaya hazır olduğumuzdur; üstelik kişinin kendisini dostunun yıkımı üzerine inşa ettiğini hiç dikkate almadan.

17) Baal Hasulam, Ulus

“Egoizm” deyimiyle gerçek egoizmden değil, “sınırlı egoizmden” bahsediyorum. Bu demektir ki gerçek egoizm kişinin kendi yararına çalışması ve varlığının bireysel gücü olan kendini-sevmesinden başka bir şey değildir. Bu bağlamda özgecil güce hizmet etmese de ona karşıt değildir.

Ancak, öyle ya da böyle kişinin varoluşunu kolaylaştırmak için nefrete ve başkalarını sömürmeye dayalı olduğundan, onu bu şekilde kullanmak egoizmin doğasındandır. Bu soyut bir nefret değildir daha ziyade kendi faydası için dostunu suiistimal etme, çalma, öldürme ve aldatma gibi derecelere göre gittikçe büyüyen bir güçtür. Buna “sınırlı egoizm” denir ve bu bağlamda başkalarını sevmeye tamamen zıttır. Toplumu mahveden negatif bir güçtür.

18) Rabaş, Makale 410, Kendini-Sevmek ve Yaradan’ı Sevmek

Kendini-sevmek, Yaradan’ı sevmek vardır ve bir geçiş, bir araç vardır, başkalarını sevmek. Başkalarını sevmek yoluyla Yaradan sevgisine geliriz. Bu, Rabbi Akiva’nın söylediği sözlerin anlamıdır, “Komşunu kendin gibi sev, Tora’nın büyük kuralıdır.” Yaşlı Hillel’in ona “Bana Tora’yı tek ayak üzerinde anlat,” diyen bir inançsıza söylediği gibidir. Ona demiştir ki, “Kendine yapılmasından nefret ettiğin şeyi başkalarına yapma. Gerisini, git ve çalış.” Çünkü başkalarını sevmek yoluyla Yaradan sevgisine geliriz ve bu nedenle de tüm Tora ve bilgelik kalptedir.

19) Baal Hasulam, “Yaradan Sevgisi ve Yaratılan Sevgisi

Kişi başkalarını sevme ve onlara ihsan etme işini en üst derecede tamamladığı zaman aynı zamanda Yaradan sevgisi ve Yaradan’ı memnun etme işini de tamamlamış olur.

20) Baal HaSulam, Dinin Özü ve Amacı

Kişi başkalarını sevme koşuluna geldiği zaman, doğrudan Dvekut’tadır, bu Yaradan ile form eşitliğidir ve bununla insan, acı ve zorluklarla dolu bu dar dünyadan sonsuzluğun geniş dünyasına geçer, Tanrıya ve insanlara ihsan etmeye geçer.

21) Rav Kuk, İnancın Işığı

Kişi daima kendi kişisel sınırlarından çıkmalıdır, insan tüm varlığını, tüm düşüncelerini, fikirlerini yalnız kendi kaderiyle ilgilenecek şekilde doldurur. Bu insanı küçülmenin dibine batırır, sonsuz dünyevi ve manevi acılar verir. Bunun yerine, kişi düşüncesini, arzusunu ve fikirlerinin temelini bütünselliğe, her şeyin hepsine; tüm dünyaya, tüm insanlığa, tüm evrene vermelidir. Bunun sonucunda, insanın kişisel meseleleri gereken şekilde düzenlenecektir. İnsanın görüşü bu şekilde güçlendikçe sevinci de büyüyecektir ve bu yolla, Tanrısal ışığın daha çok aydınlatması ile ödüllenecektir.

22) Baal HaSulam, Barış

Doğanın bizi tıpkı usta bir hâkim gibi gelişimimize göre cezalandırması. Zira, insanoğlunun geliştiği seviyeye göre, yaşamımızı ve varlığımızı saran acı ve ızdırap da çoğalıyor.

Böylece, O’nun İlahi Takdir’inin bize emrettiği, başkalarına tüm gücümüzle ve bütün kesinliğiyle ihsan etme sevabının, bilimsel ve gözleme dayalı bir temeline sahipsiniz, şöyle ki içimizden kimse, toplumun hiçbir üyesi yine toplumun mutluluğu ve başarısını güvenceye alacak miktardan daha az çalışmayacaktır. Ve bunu bütünüyle yerine getiremeyecek kadar başıboş kalırsak, doğa bizi cezalandırmaktan vazgeçmeyecek ve intikamını alacaktır.

Ve bugün çektiğimiz darbelerin dışında ayrıca, gelecek için çekilen kılıcı da dikkate almalıyız. Doğru sonucu çıkarmak gerekiyor – doğa bizi sonunda yener ve hepimizi onun kanunlarını tam anlamıyla izlemek adına ellerimizi birleştirmek zorunda bırakır.

23) Baal HaSulam, Barış

Burada, yukarıda söz edilen gelişim olayı üzerinde rol oynayan iki otorite vardır: Biri Tanrı’nın otoritesi, ki bu kesinlikle zararlı ve kötü olan her şeyi iyi ve yararlı hale getirir ancak bu kendi zamanında, kendi yolunda uzun bir süre içinde debelenerek boşa çaba harcayarak olur. Ve bir de bu dünyanın otoritesi vardır. “Gelişmekte olan nesne,” canlı bir varlık olduğu zaman, bu “gelişmenin baskısı,” altında korkunç eziyetler çeker ve bu baskı acımasızca kendi yolunu açar. Ancak, yukarıda söz edilen gelişim kanununu kendi yönetimlerine alan ve kendilerini zamanın zincirinden kurtaran, bu “dünyanın otoritesi,” denen kurtaran insanlar zamanı ve bu ıslahat olgusunun olgunlaşmasını önemli ölçüde hızlandırırlar, bu gelişmenin sonudur.

24) Baal HaSulam, Özgürlük

Öyle ortaya çıkıyor ki insanlık amacına ulaştığında, bedenlerin başarısıyla onları başkalarını sevme derecesine tamamen getirerek, dünyadaki tüm bedenler “Barış” makalesinde yazıldığı gibi, tek bir beden ve tek bir kalp olarak birleşecektir. Sadece o zaman insanlık için planlanan mutluluk tüm ihtişamıyla ifşa olacak.

DERS 2: Gerçekliğin, Tek Bir Güç Olarak Algılanması

– Maddesel (fiziksel) dünyada gerçekliğin algısı. Bir illüzyon olarak fiziksel dünya. Masah ve Ohr Hozer (perde ve yansıyan ışık) yoluyla doğru gerçekliğin edinimi. Yaradan ile tek ve bir olmak, kısmı ya da tamamen.

– “O’ndan başkası yok,” prensibi. Dünyaya hükmeden tek güç. Yaradılışın amacını belirleyen ortak güçler ağı olarak bu dünya.

– Ben kimim? “Eğer ben kendim için değilsem kim benim için?” prensibi.

– “O’ndan başkası yok,” prensibi ile “İlk manevi seviyeyi ben niyetimle belirlerim,” prensibi arasındaki çelişki.

– İnsanın doğuşu, insan bağımsız yaratılmıştır. Manevi seviyelerde çalışma.

1) Baal HaSulam, TES, İçsel Yansıma, Madde 8

Bu gerçeklik, Elyonim ve Tahtonim son ıslahta nihai durumda tek ve birdir, tek bir düşünceden doğmuş ve yaratılmıştır. Bu tek düşünce tüm işleyişi yapar, tüm işleyişlerin özüdür, tüm işlerin özüdür. Kendi başına tam bir mükemmelliktir ve ödülü arar.

2) Baal HaSulam, Zohar Kitabı’na Giriş

İşin aslı; tam olarak ruhları yaratma düşüncesi ile Yaradan’ın düşüncesi, her şeyi tamamladı. Zira bizimki gibi hareketlere ihtiyacı yoktur. Anında, tüm ruhlar ve tüm dünyalar bir gayeyle yaratıldılar, Yaradan’ın onlar için planladığı bütün haz ve zevklerle ve yumuşaklıkla dolu olarak, ruhların içindeki alma arzusu tamamen ıslah olup saf ihsana dönmüş şekilde, ışığı yayan ile tam form eşitliğinde, ıslahın sonunda almaları planlanan son mükemmellikte hâsıl oldular.

3) Baal HaSulam, Kabala İlmine Önsöze Giriş, Madde 9

“Tüm dünyalar, Üst ve alt ve onların içindeki her şey, sadece insan için yaratıldılar” sözlerini anlamaya çalışacağız. Tüm bu dünyalar ve dereceler insanın içindeki her bir arzuyu ihsan etme amacıyla tamamlamak için gelirler, böylece insan Yaradan’la form eşitliği edinsin diye. Bu form eşitliği insanın yaratılışının doğası olarak kişide eksiktir.

Başlangıçta, dünyalar kısıtlanmış ve derece, dünya basamaklandırılmıştı, bizim dünyamıza kadar “bu dünyanın bedeni”ne gelmek için. Kişinin kendisi için alma arzusuna Kabala bu ismi verilmiştir. “Bu dünya” derecesinde kişi bir hayvan gibidir, zira ihsan etmeye yetersizdir. Bu koşulda, insan Yaradan’ın zıddıdır ve bundan daha büyük bir mesafe yoktur.

4) Baal HaSulam, Kabala İlmine Önsöze Giriş, Madde 9

Kabala çalışan bir kişi maneviyat arzusuyla orantılı olarak kendisi üzerinde “Saran Işık”ı uyandırır. Bu dışarıda ya da kişinin Kli’si (arzu/ruh) etrafında var olan Işıktır. Saran Işık Kli’yi öyle bir şekilde ıslah eder ki niyeti ihsan etmek olur. Kişinin kendisine değil, Yaradan’a ihsan etme niyeti, alma aksiyonunu ihsan etme aksiyonuna çevirir.

Doğasını izleyerek Kli haz alma arzusu olarak kalır, fakat amaç aksiyonun özü olan almayı ihsan etmeye çevirir. O zaman Saran Işık ıslah olmuş Kli’ye Yaradan’a ihsan etmek amacıyla girebilir. Tam olarak Kabala çalışma esnasında Saran Işık kişinin arzularını ıslah eder ta ki arzular onu (Saran Işığı) “İçsel Işık” olarak almaya layık olana dek.

Kişi ihsan etme arzusunu zaman içinde kazanır, Yukarıdan aşağıya doğru, derecelerin Yukarıdan aşağıya uzanma sırasını izleyerek, ıslah olması kolay olan küçük arzudan en büyüğüne kadar.

5) Baal HaSulam, Kabala İlmine Girişe Önsöz

Zohar, Vayikra, Paraşat Tazria’da yazıldığı üzere, “Gel ve gör, bu dünyada var olan her şey, insan için mevcuttur ve her şey onun içinde mevcuttur. Yazıldığı üzere, “Ve sonra Yaradan insanı biçimlendirdi,”  tam bir isimle, tespit ettiğimiz üzere, insan her şeyin hepsidir ve her şeyi içerir, yukarıdakilerin hepsini ve aşağıdakilerin hepsini vb. her şey bu imaja dâhildir.”  Böylece, bu tüm dünyaları açıklar, üst ve alt, insana dâhildir. Ve bu dünyalar içindeki tüm gerçeklik yalnız insan içindir.

6) Baal Hasulam, Zohar Kitabı’na Önsöz Madde 34

Önümüzde engin, mükemmel bir şekilde doldurulmuş bir dünya görüyoruz. Ancak gerçekte tüm bunları kendi içimizde görüyoruz. Başka bir deyişle, beynimizin arkasında her şeyi bize göründüğü şekilde resmeden ancak dışımızdaki hiçbir şeyi göstermeyen bir çeşit fotoğraf makinesi vardır.

Bunun için, O bizim beynimizde orada görülen her şeyi tersyüz eden bir çeşit cilalanmış bir ayna yaptı ki böylece o şeyi beynimizin dışında, yüzümüzün önünde görebilelim.

7) Baal Hasulam, Zohar Kitabı’na Önsöz Madde 34

Bununla beraber, dışımızda gördüğümüz şey gerçek değildir. Yine de dışımızdaki her şeyi algılamamızı ve görmemizi sağlayan beynimizde yaratmış olduğu o cilalanmış ayna için O’nun İlahi Takdir’ine minnettar olmalıyız. Çünkü böylece O, bize her şeyi açık bilgi ve edinimle algılama ve her şeyi içeriden ve dışarıdan ölçme gücünü verdi. Bu olmadan algımızın büyük bir kısmını kaybederdik.

8) Ramhal, Adir BaMarom

Gerçekte, bilimi edinen üç şey görür; gerçek, gizli rehberlik, bu rehberliğin, gerçek olmayan,  dışsal görünümü ve bu görünümün kök bulduğu yerden nasıl gerçek rehberliğe bağlandığı.

9) Rabaş, 3. Cilt, 236. Makale, Tüm Dünya O’nun Nuru ile Doludur

Yaradan’dan başka hiçbir gerçeklik yoktur ve gizlilik yalnız insanın hissiyatındadır.

10) Baal HaSulam, 67 – Günahtan Uzak Dur

İnsanın bedeninden başka yalnızca Yaradan vardır. Zira yaratılışın temeli şudur; insan, sadece insanın kendi algısında yaratık diye adlandırılır. Yaradan insanın kendisini, O´ndan ayrı var olduğunu hissetmesini ister. Ancak bunun dışında, “Tüm dünya O´nun ihtişamı ile doludur.”

11) Rabaş, 3. Cilt, 645. Makale, Seni Yaptıklarından Biliriz

Zohar kitabında şöyle yazar, “O’nun olmadığı hiçbir yer yoktur” ve bizim onu hissetmememizin nedeni ise hissedecek kaptan yoksun oluşumuzdur. Bu dünyada mevcut olan sesleri radyonun almasında gördüğümüz gibi sesi alıcı yapmaz, sesler bu dünyada zaten mevcuttur ancak bir alıcıya sahip olmadan önce bu sesleri -zaten bu dünyada olmalarına rağmen- duyamayız. Benzer olarak, bilmeliyiz ki; “O’nun olmadığı hiçbir yer yoktur” bunu hissetmek için bize gereken tek şey bir alıcıdır. Bu alıcıya birleşme ve form eşitliği denir, bu ihsan etmektir. Bu alıcıyı edindiğimiz zaman derhal hissedeceğiz ki “O’nun olmadığı hiçbir yer yoktur,” ve “tüm dünya O’nun nuru ile doludur.”

12) Rabaş – 76. Mektup

Bilinir ki, “Tüm dünya O’nun ihtişamıyla doludur.” Bu her insanın inanması gereken şeydir, şöyle yazdığı gibi “Ben yeri ve göğü doldururum.” Ancak Yaradan, seçim şansımız olması ve O’nu görmememiz için gizliliği yarattı, böylece sonrasında inanç için —Yaradan’ın “tüm dünyaları doldurduğuna ve tüm dünyaları kapladığına” inanmak—bir yer olur. Kişi Tora ve Mitzvot’a bağlandığında Yaradan ona kendini ifşa eder ve kişi Yaradan’ın dünyanın yöneticisi olduğunu görür. Böylece insan ona hükmedecek kralı yaratır.

13) Baal HaSulam, Şamati 42- Bu Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir?

Yaratılışın amacını anlamak zorundayız, bunun; “O’nun yarattıklarına iyilik etmek istemesi,” olduğu söylenir. Ve Tikun (ıslahat) nedeniyle “utanç ekmeği,” söz konusu olmayacaktır, bir Tzimtzum (kısıtlama) yapılır. Ve Tzimtzum’dan Masah (perde) uzanır ve böylece alma kapları ihsan etme kaplarına dönüşür.

Kaplar ihsan etmek üzere hazırlandığı zaman, bu yaratılanlardan gizlenmiş olan kıymetli Işık derhâl edinilir. Bunun anlamı kişi, yarattıklarına iyilik yapmak olan, yaratılış düşüncesinde var olan, bu keyif ve hazları edinir demektir.

14) Rabaş, Makale 557, Ohr Hozer (Yansıyan Işık) Hakkında

Kıyafetlenmenin olmadığı yere Ohr Hozer denir, yaratılanların bakış açısından üst ışık yok sayılır, çünkü Ohr Hozer’in anlamı tam olarak şudur, kişi yalnız ihsan etme niyetine göre alır.  Kendi için almaktan çıkmadıkça Ohr Hozer’i yoktur. Bu nedenle, “Tüm dünya O’nun ihtişamı ile dolu,” olmasına rağmen aşağıdakinin bakış açısından yok sayılır. Bu yüzden kişinin amacına ulaşması için yapması gereken tek şey, tüm çalışmasını yalnız tek bir noktaya odaklamasıdır: tüm boş vaktini Yaradan’ın hatırına adamasıdır.

15) Rabaş, Makale 557, Ohr Hozer’e Dair

Üst ışıkların zaten kişi için hazırlanmıştır; “İnek, buzağının emmek istediğinden daha fazlasını emzirmek ister” ve tek ihtiyacımız olan şey Kli’dir. Tzimtzum’dan sonra bu Kli, Masach ve Ohr Hozer olarak adlandırılır ve bu, yukarıyı aşağıya bağlayan şeydir. Yani, bununla, aşağıdaki yukarıdakine bağlanır. Bu bağlantı mevcut olmadığında, alttaki yukarıdakini göremez ve yukarıdaki, aşağıdakinin bakış açısından yok sayılır. Bu nedenle, kişi Yaradan uğruna çalışmaya başlayana kadar, o ölçüde, üst ışıkla bağlantı kurar. Ve bağlantısının ölçüsünde edinir.

16) Baal HaSulam, Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma

Yaradan kendisini, O mevcut mu, Varlıklarını gözetiyor mu ve böyle diğer şüpheleri düşünmez. Benzer şekilde, Yaradan’ın bunları düşünmediği açık iken form eşitliğini gerçekleştirmek isteyen kişi de bu şeyleri düşünmemelidir, zira bundan daha büyük form eşitsizliği yoktur. Dolayısıyla, bunları düşünen kişi elbette ki O’ndan ayrıdır ve asla form eşitliğini gerçekleştiremeyecektir.

Bilgelerimizin söylediği budur, “Tüm hareketlerinizin Yaradan için olmasına izin verin”, yani Yaradan’la birleşmek için. Birleşmenin amacını yüceltmeyen hiçbir şey yapmayın. Bunun anlamı, tüm hareketlerinizin ihsan etmek ve dostunuza faydalı olması demektir. O zaman, Yaradan’la form eşitliğini gerçekleştirirsiniz; zira O’nun tüm aksiyonları ihsan etmek ve başkalarına fayda sağlamak içindir, öyleyse sizin, tüm hareketleriniz sadece ihsan etmek ve başkalarına yarar sağlamak için olacaktır. Bu, tam bir bütünleşmedir (Dvekut’tur).

17) Baal Hasulam, On Sefirot Çalışmasına Giriş  (TES) , 68-69

Şöyle yazılmıştır: “Kişi şöyle demeli, ‘Dünya benim için yaratıldı’”, çünkü dünyadaki tüm insanlar kişi için gereklidir, zira onlar manevi çalışmaya yaraşır hale gelebilmesi için her bireyi geliştirir ve onun özelliklerine ve eğilimlerine yeterlik kazandırırlar.

Böylece, kişinin başkalarıyla ilişkilerindeki sevgi niteliklerinden Yaradan sevgisinin özünü anlamalıyız. Yaradan sevgisi ister istemez bu nitelikler aracılığıyla verilir, zira bunlar zaten başlangıçta Yaradan’ın adına insana yerleştirilmişlerdi.

18) Baal Hasulam, Yaradan Sevgisi ve Yaratılan Sevgisi

“Dostunu kendin gibi sev,” nihai hedeftir. Çünkü bu insanlık için en uygun formdur.

Amellerle yanlışa düşmemeliyiz. Biliyoruz ki, dostumuzun ihtiyacını kendimizinkinden önce koyarsak, bu ihsan etme niteliğidir. Bu sebeple Hillel amacı “Ve Tanrı’nı tüm kalbinle, ruhunla ve gücünle seveceksin,” olarak tanımlamaz, çünkü onlar gerçekten bir ve aynı şeydir. Bu böyledir, çünkü kişi dostunu da tüm kalbiyle ve ruhuyla sevmelidir, çünkü bu “kendin gibi,” sözünün anlamıdır. Her şeyden evvel kişi tüm kalbi, ruhuyla kendini sever, fakat Yaradan’la ilgili kişi kendini kandırır; dostuyla ise her şey gözlerinin önündedir.

19) Baal Hasulam, Yaradan Sevgisi ve Yaratılan Sevgisi

“Dostunu kendin gibi sev,” diye yazılmıştır.  Yalnız bu Mitzva ile kişi gerçek amaca ulaşır, bu Yaradan ile Dvekut’tur. Böylece yalnız tek bir Mitzva ile kişinin amacın tamamına, hedefe eriştiğini görüyorsunuz. Ve bu durumda, insan ve Tanrı arasındaki Mitzva sormayız, zira uygulamada bunların amacı aynıdır, bedeni temizlemek. Son nokta dostunu kendin gibi sev koşuludur. Ve hemen bunun ardından Dvekut gelir.

20) Rabaş, Makale 19, Çalışmada Tora’nın “Orta Çizgi” Dediği Şey Nedir?

Söylediğimiz üzere kişi, “O’ndan başkası yoktur,” sözüne inanmalıdır, yani kişinin iyi işler yapmasını Yaradan zorunlu kılar, ancak henüz Yaradan’ın onu buna koyduğunu anlamaya layık olmadığından, Yaradan kendine etten kemikten bir elbise giyindirir ve bunlar yoluyla Yaradan bu eylemleri yapar. Böylece, Yaradan Ahoraim formunda hareket eder. Başka bir deyişle, kişi insanların yüzlerini görür, ancak bu yüzlerin arkasında Yaradan’ın durduğuna ve eylemler yaptığına inanmalıdır. Şöyle ki insanın arkasında Yaradan durur ve ona Yaradan’ın istediği işleri yaptırır. Buna göre her şeyi Yaradan yapar, fakat kişi inandığını değil gördüğünü dikkate alır.

21) Baal HaSulam, Şamati 4- Manevi Çalışmada Kişinin Kendisini Yaradan’a Karşı İlga Ederken Hissettiği Ağırlığın Nedeni Nedir?

Kişinin temel çalışması sadece Yaratan’ın varlığının hissine gelebilmek, yani Yaratan’ın varlığını hissedebilmektir: Ve “tüm dünyanın O’nun muhteşemliğiyle dolu olduğunu görmek.” Kişinin tüm çalışması budur, yani tüm kuvvetiyle yaptığı çalışma sadece bu koşula ulaşmak içindir, başka hiçbir şey için değildir.

Kişi bir şeyin sahibi olacağı gibi bir yanılgı içerisine girmemelidir, zira kişinin sadece bir tek şeye ihtiyacı vardır, bu Yaratan’a inançtır. Başka hiçbir şey düşünmemelidir ve yaptığı tüm çalışmanın ödülü sadece Yaradan inancı edinmek olmalıdır.

22) Rabaş, 2. Cilt, 2. Makale, Çalışmada Tora’nın “Orta Çizgi” Dediği Şey Nedir?

Ancak, kişi inanmalıdır ki “O’ndan başkası yoktur,” her şeyi Yaradan yapar. Diğer bir deyişle, Baal HaSulam’ın dediği gibi, “Eğer ben kendim için değilsem, kim benim için” olması sebebiyle kişi her eylemden önce, insana tek seçim verilmiştir demelidir. Dolayısıyla, her şey kişinin seçimine bağlıdır. Ancak, bundan sonra kişiye her şey İlahi Yönetim’den gelir, insan kendi başına bir şey yapamaz, diyebilir.

23) Rabaş, 2. Cilt, Çalışmada İbrahim’in Sığır Çobanı ve Lot’un Sığır Çobanı Ne Demektir?

Kişi; “Eğer ben kendim için değilsem kim benim için,” demek zorundadır ve bunun sonucu olarak kişi ihsan etme arzusunu henüz edinememekten etkilenmemelidir, çok emek verdiği düşüncesinde olsa bile. Her hâlükârda, ne yapacağını bulana kadar kişi Yaradan’ın kendisini beklediğine inanmalıdır. Daha sonra, “Yaradan bu işi onun için tamamlayacaktır,” yani bundan sonra kişi arzusuna derhal kavuşur. Yazıldığı üzere; “Yaradan’ın kişiyi kurtarışı göz açıp kapayana kadar olur.”

30) Rabaş, Makale 223, Çalışmaya Giriş

Kişi, Lo Lişma denen dereceye ulaştıktan sonra, harika bir şeyle ödüllendirilir. Yani, kişi kendisi için hiçbir endişesinin olmadığı, bunun yerine bütün hesaplamalarının ve düşüncelerinin gerçek olduğu, yüksek bir safhaya ulaşır.

Bu, kişinin niyetinin, gerçek realiteye göre, kendini tamamen iptal etmek olduğu anlamına gelir. Burada, yalnızca Kral’a hizmet etmesi gerektiğini düşünür. Çünkü, Kral’ın ihtişamını, büyüklüğünü ve önemini hisseder. Sonra, kendini unutur, yani kendisi hakkında endişe duymasına gerek yoktur, çünkü kişinin ‘kendi benliği’ ile ilgili görüşü, Yaradan’ın realitesini, ışığını hissettiğinde, bir mumun bir meşalenin önünde iptal olması gibi, iptal olmuştur. O zaman, kişi, Yaradan’ın memnuniyeti demek olan, Lişma yönündedir. Ve bütün isteği ve kaygısı, kendi varlığını, alma arzusunu, hiç hesaba katmadan, Yaradan’ı nasıl memnun edeceğiyle ilgilidir. O zaman kişi, “ihsan etmek için, ihsan etme” koşulundadır.

DERS 3: Doğru Gerçekliğin Aramızdaki Bağda Algılanması

– Bir önceki derste tanımladığımız yüce hedefe nasıl erişiriz? Doğru gerçekliğe erişmek için, sevmeyi öğrenmek için neden bir çevreye, gruba ihtiyacımız var?

– Grup içinde, onlu içinde çalışmanın prensipleri. Kendini eğmek, iş birliği yapmak, amacın önemi. Herkes bir diğerini kendi ıslahının eksikliğine göre algılar. Her dostun arkasında sevginin gücü durur.

– Tam olarak ıslah olma koşulunun rolünü oynamak, bunu edinme arzusunu uyandırır ve ışık oynadığımız dereceyi etkiler.

– Arvut, dostlarla yapılan anlaşma ve sevginin gücü

1) Rabaş, Makale 10, “Kişinin Yeniden Vücut Bulmamak İçin Erişmesi Gereken Derece Nedir? (1984)

Tüm ruhların Adam HaRişon’un ruhundan uzandığını bilmeliyiz, o bilgi ağacı günahını işledikten sonra ruhu 600.000 ruha bölündü. Bunun anlamı şudur; Adam HaRişon’da, bir zamanlar Cennet Bahçesinde iken var olan tek bir ışık – ki Kutsal Zohar buna Zihara İla (üst parlaklık) der, pek çok parçaya ayrıldı.

2) Baal HaSulam, 4. Mektup

Tanrı’nın kutsandığı yere gitmemen ve ruhundan düşen tüm o zayıf organları toplayıp tek bir beden haline getirmemen haricinde hiçbir eksikliğin yok.

Bu tamamlanmış bedene Yaradan İlahi Gücünü aralıksız olarak akıtır ve ışığın yüksek akımı hiç bitmeyen bir pınar gibi olur.

3) Rabaş, Makale 28, Topluluk On Kişiden Az Olmaz (1986)

Bilgelerimizin dediği gibi; “Her onluda kutsallık barınır,” yani Yaradan orada ifşa olur.

Malhut’a “onuncu” denir, yukarının bolluğunu edinen onuncu Sefira. Ona “alma arzusu” denir ve tüm yaratıklar ondan uzanır. Bu nedenle, her şey yalnız onlunun içinde mevcuttur, şu kurala göre; “On Sefirot’u olmayan ışık yoktur.” Bu nedenle, onlu topluluğa grup denir.

4) Rabaş, Makale 13, Kurtuluşumun Kudretli Kayası (1985)

Maneviyatta da aynı şeydir. Kişinin içinde, kendisinden gelen bir arzu vardır. Diğer bir deyişle, tek başınayken, etrafında onu etkileyecek ya da arzu alacağı biri olmadığında, kişinin kendisine bir uyanış gelir ve Yaradan’ın hizmetkârı olmayı arzular. Fakat kendi arzusu muhtemelen onun için yeterince büyük değildir, onu geliştirmeye ihtiyacı vardır ki böylece manevi amacı edinmek için onunla çalışabilsin. Dolayısıyla, tıpkı fiziksellikte olduğu gibi, bu arzuyu dışarıdan kişiler aracılığıyla geliştirmek için bir yol vardır. Onlar, kişiyi, onların görüşlerini ve ruh halini izlemeye zorlayacaktır.

Bu ancak maneviyata ihtiyacı olduğunu gördüğü insanlarla bağ kurarak gerçekleşir. Bu insanların sahip olduğu arzu vasıtasıyla kişinin içinde maneviyat için büyük bir arzu doğar. Diğer bir deyişle, kendi içinde sahip olduğu arzuya ek olarak, onların onda doğurduğu arzuyu alır ve sonra amaca ulaşabileceği büyük arzuyu elde eder.

5) Baal HaSulam, Şamati 225 – Kendini Yükseltme

Kişi kendini çevresinin üzerine yükseltemez. Dolayısıyla, kişi çevresinden beslenmek zorundadır. Ve kişinin çok çaba göstermek ve Tora çalışmaktan başka çaresi yoktur. Bu nedenle kişi kendine iyi bir çevre seçerse, çevresine göre yönleneceği için, zamandan ve çabadan tasarruf eder.

6) Rabaş, Makale 2, Toplumun Amacı – 2 (1984)

Kendini-sevmeyi iptal etmeden, Yaradan ile Dvekut’a, yani form eşitliğine erişmek mümkün değildir. İnsanın yaratılma amacının gerçekleşmesini engelleyen “kötü eğilim” dediğimiz alma arzusunu iptal etmek için beraberce çalışıp büyük bir güç oluşturacak bir topluluğa ihtiyaç duyarız. Bu nedenle, grup bu amacı başarmaları gerektiğine oy birliğiyle hemfikir olan bireylerden oluşmalıdır. Sonra, herkes herkese entegre olduğundan, her biri kendine karşı mücadele edebilecek tek büyük bir güç haline gelir. Bu nedenle her biri amacı başarmak için büyük bir arzu oluşturur.

7) Rabaş, Dost Sevgisine Dair

Grup diğerlerini sevme temeli üzerine kurulmuştur, dolayısıyla her üye, başkalarını sevme ve kendinden nefret etme koşulunu gruptan alır. Ve dostun kendisini iptal etmek ve başkalarını sevmek için gayret ettiğini görmek, herkesin diğer dostların niyetlerine entegre olmasına katkı sunar.

Dolayısıyla, örneğin, eğer grup on üyeden oluşuyorsa, her biri kendini iptal etmeyi, kendinden nefret etmeyi ve başkalarını sevmeyi uygulamak için on güce sahip olur.

8) Rabaş, Mantık Ötesi İle İlgili Olarak

Bunu ancak toplumla bağ kurarak ve dostlarının ondan daha iyi niteliklere sahip olduğunu görüp, onları kıskanarak edinir. Bu durum sahip olmadığı ve kıskandığı yeni nitelikler edinmesi için onu motive eder.

Dolayısıyla, topluma imrenerek ve ondan daha yüksek derecede olduklarını görerek yeni nitelikler edinir. Toplum vasıtasıyla yeni güçler edindiğinden, şimdi bir topluluğa sahip değilken ki durumundan daha yüce olur.

9) Baal HaSulam, Şamati 99 – O Günahkâr Veya Hak’tan Yana Olan Demedi

Eğer kişinin maneviyat için hiçbir arzusu ve tutkusu yoksa, eğer maneviyat için arzusu olan insanların arasındaysa ve bu insanları seviyorsa, kendinde güçlükleri yenecek güç, istek ve arzular olmasa dahi, o da onlara hâkim olan gücü, onların arzularını ve heveslerini alır. Bu insanlara atfettiği yüceliğe ve önemliliğe göre yeni güçler alacaktır.

10) Rabaş, Dost Sevgisine Dair

Kişi kalbindeki sevgiyi dostlarına karşı açığa çıkardığında, onları uyandırır ve böylece onlar da dost sevgisini hisseder. Bundaki fayda şudur ki, herkesin sevgi gücü diğer herkese entegre olduğundan, dost sevgisini daha güçlü olarak uygulama fırsatını elde ederler.

11) Rabaş, Çalışmada “Erdemli Günahkâr Tarafından Aşikâr Edilir,” Nedir?

Eğer niyetleri Yaradan’a memnuniyet ihsan etmek ise, bu nedenle çabalarını daha çok arttırmak istiyorlarsa, Yaradan’ın yüceliğini arttırmaları gerekir; çünkü ancak O’nun yüceliğine göre kendilerini O’nun önünde eğebilir ve yaptıkları her şeyi cennetin hatırı için yapabilirler. Kutsal Zohar’ın bu ayette söylediği gibi, “Onun kocası kapılarda tanınır.” Bu nedenle cennet rızası için çalışmak isteyenler, çalışmalarına yakıt almak için her gün Yaradan’ın yüceliği hakkında inanç edinmeye çaba göstermelidirler.

12) Rabaş, Makale 30, Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır?

Her biri gruba yaşam ruhu ve umut verip, enerji aşılamalıdır. Bu nedenle, her bir dost kendine şunu söyleyebilmelidir, “Şimdi çalışmada temiz bir sayfa açıyorum.” Diğer bir deyişle gruba gelmeden önce Tanrı çalışmasının gelişiminde hayal kırıklığına uğramıştır, fakat şimdi grup onu yaşam ve umutla doldurmaktadır.

Bu nedenle grup vasıtasıyla güven kazanır ve üstesinden gelme gücü edinir, çünkü artık bütünlüğü elde edeceğini hisseder. Tüm düşüncelerinin -fethedilemeyecek yüksek bir dağla karşı karşıya ve bunun gerçekten de ürkütücü bir engel olduğu- şimdi önemli olmadığını görür. Tüm bunu grubun gücünden almıştır, çünkü her biri gruba cesaret ve yeni bir atmosfer ruhu aşılamıştır.

13) Baal HaSulam, Sürüyü Toplamanın Zamanı Değil

Kişi kendisini toplumdan ayırmamalı ve Yaradan’ı memnun etmek için bile olsa kendisi için talepte bulunmamalı, yalnız tüm toplum için talep etmeli. Toplumdan ayrılan ve özel olarak yalnız kendi ruhu için talepte bulunan, ruhunu inşa edemez. Tam tersine ruhuna zarar verir.

14) Noam Elimeleh – Likutey Şoşana                                                                                                                                                                                

Kişi her zaman dostu için dua etmelidir çünkü (duayı) kendisi için yapması çok etkili olmaz, nitekim ”kişi kendi başına hapisten kendisini kurtaramaz”, fakat dostu için bu yardım çabucak gelir. Ve böylece, her biri dostu için dua etmeli, bu şekilde biri diğerine yardım ettiği zaman, her ikisine de yardım edilir.

15) Rabaş, Dostların Önemine Dair

Eğer kişi dost sevgisine sahipse, sevginin kuralı dostunun hatalarını değil, erdemlerini görmeyi istemektir. Dolayısıyla, eğer kişi dostunda bazı hatalar görürse, bu dostunun hatalı olduğundan değildir, ancak gören hatalıdır, yani onun dost sevgisi kusurlu olduğu için, dostunda hatalar görmektedir.

Dolayısıyla, şimdi dostunun ıslahı ile ilgilenmemelidir. Aksine, kendisinin ıslaha ihtiyacı vardır. … Ve kendisini düzelttiği zaman, dostunun hatalarını değil, sadece erdemlerini görecektir.

16) Rabaş – Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır? Makale 30

Kişi başkalarının sevgisini edinmek için çaba sarf etmelidir. Mantık ötesi çabalamak zorunda olduğundan, buna “emek” denir. Mantıklı düşündüğünde, “Aklı ona dostunun gerçek yüzünü, ona olan nefretini gösterdiğinde, onu olumlu yargılamak nasıl mümkün olabilir?” Bedene bununla ilgili ne söyleyebilir? Dostunun önünde neden kendini eğmek zorundadır?

Cevap şudur ki, Yaradan ile “form eşitliği” denilen, Dvekut’u (birleşme) başarmak zorundadır, yani kendini düşünmemelidir. Neden dostun önünde eğilmek zor bir şeydir? Bunun için kendi değerini hükümsüz kılmalıdır, yaşamak istediği tüm hayat sadece başkaları yararına çalışarak, insanla insan arasındaki sevgiyle başlayıp Yaradan sevgisine ulaşarak gerçekleşir.

17) Rabaş – 40. Mektup

En güçlü olanların bile kalplerinin yıpranması pahasına, her ikisi de kalbinin duvarlarından sıcaklık yayar ve bu sıcaklık bir sevgi giysisi oluşturana kadar sevginin kıvılcımlarını ateşler. Sonra, her ikisi bir battaniye ile örtülmüş olur, yani tek sevgi her ikisini de örter ve sarar, tıpkı Dvekut’un (birleşme) ikiyi bir olarak birleştirmesi gibi.

Ve kişi dostunun sevgisini hissetmeye başladığında, yenilik hoşa gider kuralı gereği haz ve neşe içinde derhal uyanmaya başlar. Dostunun sevgisi onun için yeni bir şeydir, çünkü o zamana kadar kendi iyiliğini düşünen tek kişi kendisiydi. Fakat dostunun onunla ilgilendiğini keşfettiği an, bu onun içinde ölçülemez bir neşe uyandırır, insan sadece haz hissettiği yerde olmak istediğinden artık kendisiyle ilgilenmez. Ve dostuyla ilgilenerek, haz hissetmeye başladığından doğal olarak kendisini düşünmez.

 

18) Baal HaSulam – Matan Tora, Madde 16

Çünkü, altı yüz bin adam kendi ihtiyaçları için uğraşmayı bırakır ve dostlarının hiçbir eksiği olmaması dışında bir şeye endişelenmezse, dahası bunu büyük bir sevgi, tüm kalp ve ruhları ile yaparlarsa, yani “Dostunu kendin gibi sev” sevabının gerçek anlamıyla, o zaman hiç şüphesiz o ulusun hiçbir üyesi kendi iyiliğini düşünmek zorunda kalmayacaktır.

Bundan dolayı, kendisinin hayatta kalmasını güvence altına almaktan tamamen özgürleşmiş olur ve kolaylıkla Madde 3 ve 4’de verilen koşulları sağlayarak “Dostunu kendin gibi sev” sevabını yerine getirebilir. Sonuçta yanında altı yüz bin kişi hiçbir ihtiyacının eksik kalmaması için yanında yer alırken kişi neden kendi varlığını sürdürebilmek üzerine endişelensin ki.

19) Rabaş, Makale 738, Tuz Antlaşması

“Tüm adaklarınızla tuz da sunmalısınız,” bu tuz antlaşması meselesidir. Ve bu antlaşma mantık ötesidir, zira kişi dostundan iyi şeyler aldığı zaman, onlar bir antlaşma yapmalıdırlar.

Ve bu antlaşmayı yapma meselesi tam da her birinin diğerinden şikayetleri ve talepleri olduğu, öfke ve ayrılık olduğu zaman olmalıdır. Ve böylece yaptıkları bu antlaşma onlar arasında sevgi ve birliği korur. Ve kural şudur ki, ne zaman içlerinden biri diğerine zarar vermek isterse, ona aralarında yapmış oldukları antlaşma hatırlatılır.

Bu onları sevgi ve barışı korumaya zorunlu kılar ve “tüm adaklarınızla tuz da sunmalısınız,” sözünün anlamı budur yani Yaradan’a doğru yaklaşma çalışması tuz antlaşması ile olmak zorundadır, bu her şeyin temelidir.

20) Rabaş, Çalışmada Tora’ya Neden “Orta Çizgi” Denir?

Kişi, yukarıda söylenen “O’ndan başkası yok,” sözüne inanmalıdır, yani onu iyi eylemler yapmaya zorlayan Yaradan’dır, fakat henüz onu zorlayanın Yaradan olduğunu bilmeye lâyık olmadığından, Yaradan kendini kan ve etle kıyafetlendirir. Onlar vasıtasıyla, Yaradan bu eylemleri yapar. Bu nedenle, Yaradan Ahoraim (arka yüz) formunda hareket eder.

Diğer bir deyişle, kişi yüzler görür, fakat inanmalıdır ki yüzlerin arkasında bu eylemleri yapan Yaradan var. Bu demektir ki, insanın yanında Yaradan’ın istediği eylemleri yerine getirmesi için onu zorlayan Yaradan durur. Öyle anlaşılıyor ki, Yaradan her şeyi yapar.

DERS 4: Dua Ve Şükretmek Yoluyla Üst Gerçekliğin Algısı

– İhsan etme niteliği, Kalaba’nın ekranı, Üst Gerçekliğin doğru algısı, dostların ortaklaşa çabasına karşılık olarak Yaradan’ın ihsanı. Çabanın tam ölçüsü, kuruş kuruşa eklenerek büyük bir miktar oluşturur.

– Herkes bir şey için dua eder, bir şey ister, peki ama cevap alır mı? Doğru talep ve bunun biçimi. MAN. Yaradan’a hiç kimse bireysel olarak yaklaşamaz. Çoğunluğun duası.

– Üst Gerçekliğin algısı. Manevi bir atomun modeli olarak onlu – Partzuf. Malhut ve onlu üst Sefirot. Malhut ve dokuz üst Sefirot arasındaki karşılıklı çalışmaya bir örnek olarak Çoğunluğun duası. Parzufim arasındaki iş birliği.

– Tüm dünyayı kucaklayan Üst Gerçekliğin bağlantılar ağı.

– Bu dünyaya yukarının bolluğunu geçirmek için niyet etmek. Yaradan’a memnuniyet vermek için niyet etmek.

– Yaradan ile bağlantı kurma ve Üst Gerçekliği algılama aracı olan mükemmellik ve şükran koşulu.

1) Baal HaSulam, TES, 8. Bölüm, Madde 88

Dualarda ve Mitvot’un uygulanmasındaki tüm işimiz, geri dönmek, sorgulamak ve Adam HaRişon’un ruhundan gelen ve Klipot’a düşmüş olan, tüm bu ruhları, Bilgi Ağacı günahından önce geldikleri orijinal köklerine yükseltmektir.

2) Rabaş, Cilt 1, Makale 24, “Duada Üç Kere”

Dua kalpte yapılan çalışmadır. Çünkü kalp alma arzusudur, bu tersine, yalnız ihsan etmeye çevrilmelidir. Bu nedenle bunu tersine çevirmek için kişinin çok büyük bir işi vardır zira bu doğaya karşıdır. Bu yüzden kişinin Yaradan’a dua etmesi gereklidir; kendi doğasından çıkmak ve yukarısının doğasına girebilmek için.

3) Baal HaSulam, Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma

Bilgelerimizin söylediği budur, “Tüm hareketlerinizin Yaradan için olmasına izin verin”, yani Yaradan’la birleşmek için. Birleşmenin amacını yüceltmeyen hiçbir şey yapmayın. Bunun anlamı, tüm hareketlerinizin ihsan etmek ve dostunuza faydalı olmak için olması demektir. O zaman, Yaradan’la form eşitliğini gerçekleştirirsiniz; zira O’nun tüm aksiyonları ihsan etmek ve başkalarına fayda sağlamak içindir, öyleyse sizin, tüm hareketleriniz sadece ihsan etmek ve başkalarına yarar sağlamak için olacaktır. Bu, tam bir bütünleşmedir.

4) Rabaş, Cilt 3, 217. Makale, Uzağa Kaç Sevgilim

Ve bu yüce bir kuraldır ki, yaratılmış olan adama varlık (yaratılmış) adı verilir, yani yalnızca o ve onun dışarısında ilahi kutsallık bulunur. Bunun ardından, biri kendi nesli için dua ettiğinde buna sürgün içerisindeki ilahi kutsallık için dua ediyor denir ve kurtarılmaya ihtiyacı vardır ve işte bu sonsuzluk konusu olup, muhakkak ki bu şekilde Rahamim (merhamet) Işığı ifşa olabilecektir.

5) Rabaş, Cilt 3, 217. Makale, Uzağa Kaç Sevgilim

Form eşitliği olmadan hiçbir şey alamayız, her zaman eşitlik koşulu olmalıdır. Böylece, kendi için alma koşulu içinde çalışarak kişi kendinde merhameti uyandırdığı ve daha çok dua eklediği zaman, form eşitliğinde bir kap hazırlamak için, bu yeterli olmaz, aksine alma kıvılcımları onun içini sarar.

Buna göre kişi aksi istikamete hareket etmektedir, yani kişi ihsan etme kabını hazırlarken alma kabını hazırlamaktadır. Ve “O’nun niteliklerine tutun” yani tam olarak, “O merhametlidir, sen de merhametli ol.” Böylece kişi kolektif için dua etiği zaman, bu duası ile, dua edebildiği ölçüde ihsan etme koşulunda çalışıyordur. Ne kadar dua ederse o ölçüde ihsan etme kabını inşa eder ve böylece ihsan etme ışığı ifşa olur.

6) Baal HaSulam, “Halk İçin Üzüntü Duyan Kişi”

“Halk için üzüntü, endişe duyan kimseler halkın rahatı ile ödüllendirilir”, bu nedenle eğer Yaradan’ın hizmetkârı halkla birlikte üzülmüyor ama yalnız kendi yoksunluğunu hissediyorsa, kendi için aldıkları kalıcı olmaz. Dolayısıyla sırrı “halkın rahatının” içinde olan Yaradan’ın kolektif ifşasını edinemez. Bu nedenle, halkın acısını hisseden ve onların bütün sıkıntılarını kendi kişisel sıkıntıları gibi hisseden kişi, yoksunluğu toplu yoksunluk olduğu için İsrail’in tamamının rahatı olan Şehina’nın doluluğuna kavuşuyor. Bu nedenle Şehina’nın bolluğu da kolektiftir.

7) Baal HaSulam – Sürüyü Toplamanın Zamanı Değil

Kişi kendisini toplumdan ayırmamalı ve Yaradan’ı memnun etmek için bile olsa kendisi için talepte bulunmamalı yalnız tüm toplum için talep etmeli. Toplumdan ayrılan ve özel olarak yalnız kendi ruhu için talepte bulunan, ruhunu inşa edemez. Tam tersine ruhuna zarar verir.

8) Rabi Menahem, Barış Sevgisi

”Dostu için dua eden kişi ilk olarak karşılığını alır”

Yorum: Dostu için dua eden biri, ihsan etmeye ilişkin bir geçiş hattı haline dönüşür, dostuna ihsan eder ve onun içerisinden bolluk akar ve bu sebepten dolayı o ilk olarak karşılığını alır. Bu şu söylemin anlamıdır, ”Kutsayan kişi kutsanır”, nitekim ”kutsayan” ihsan ederek geçiş hattı haline gelir ve dolayısıyla kutsanır.

9) Naom Elimeleh, Likutey Şoşana

Kişi daima dostu için dua etmelidir, çünkü “kişi kendisini hapisten kurtaramadığı” için kendisi için dua etmesi pek işe yaramaz, dostu çabucak onun yardımına gelmelidir. Ve böylece, herkes dostu için dua eder, bu yolla biri diğerine yardım eder ve her ikisi de yardım görür. Bu nedenle İsrail birbirinden (İsrail Aravim) sorumludur denmiştir. Aravim kelimesi hoş, tatlı kelimesinden gelir, çünkü onlar birbirleri için ettikleri dualarla birbirlerini tatlandırırlar ve böylece onlara yardım edilir.

10) Rabaş, Makale 15, Çoğunluğun Duası (1986)

Eğer kolektif içinde, Yaradan ile Dvekut amacına ulaşabilen birkaç kişi varsa ve bu Yaradan’a, kendisinin Yaradan’a yakınlaşmasıyla ödüllendirilmesinden daha fazla memnuniyet verecekse, kişi kendini kapsam dışında bırakır. Bunun yerine, Yaradan’ın onlara yardım etmesini arzular, çünkü bu yukarıya kendi çalışmasından daha fazla memnuniyet verecektir. Bu nedenle, kişi kolektif için dua eder, Yaradan tüm kolektife yardım etsin diye, Yaradan’a ihsan edebildikleri ve O’na memnuniyet verebildikleri için Yaradan onlara tatmin olma duygusunu versin diye.

Ve her şey aşağıdan bir uyanışa gerek duyduğu için, kişi uyanışı aşağıdan verir ve diğerleri uyanışı yukarıdan alır; Yaradan’ın O’nun için daha fazla faydalı olacağını bildiği her kim ise, o kişi alacaktır.

11) Rabaş, Makale 15, Çoğunluğun Duası (1986)

Eğer kişi böyle bir duayı isteyecek güce sahip ise – eğer böyle bir dua ile hemfikir olur ise – o zaman kesinlikle gerçek bir test ile yüz yüze gelecektir. Ancak, eğer kişi söylediği şeyin sözde kaldığını bilip, alma belirtisi olmaksızın sadece ihsan etmeyi isteyen böyle bir duayla bedenin hemfikir olmadığını gördüğü zaman, ne yapabilir?

Burada sadece şu meşhur tavsiye vardır – Yaradan’a dua etmek ve Yaradan’ın ona ve tüm kolektife yardım edebileceğine dair mantık ötesi inanmak.

12) Likutey Halahot, Sinagogun Kuralları, 1

Ruhların ilerlemelerinin koşulu, tüm ruhların bir olarak birleşmesidir, zira bu Kutsallığa yükselmenin yolu budur, çünkü Kutsallık birdir. Bu nedenle ruhun koşulu olan dua tamamen ruhlar arasındaki birliğe dayanır. Bu nedenle duaların çoğu tek başına değil toplu olarak edilir, hiç kimse kendini ayrı koymasın diye, çünkü bu Kutsallığa karşıt olur. Kutsal bir topluluğun içinde bir olmak için birleşmeliyiz. Toplu duanın temeli budur ve özellikle ruhların birleştiği sinagogda yapıldığı zaman buna tam bir duadır denir.

13) Rabaş, Makale 162, Başkalarını Sevmek

Tek bir küçük noktaya “başkalarını sevmeye” bakarım ve bunun hakkında şöyle düşünürüm: Başkaları yararına ne yapabilirim? Genel halka baktığım zaman, kişilerin ıstırap çektiğini görürüm, hastalıklar, acılar ve bireyler çektikleri ıstıraplara kolektif tarafından maruz bırakılırlar, yani uluslar arasındaki savaşlarla. Ve onlara, dua etmekten başka verilecek hiçbir şey yoktur. Buna şöyle denir, “Halkın ıstırabı yüzünden acı çeken kişi – bir araç.”

14) Likutey Moharan No: 141, Madde:5

Herkes demelidir ki: Tüm dünya yalnız benim için yaratıldı (Sanhedrin 37). Bunun sonucu olarak, tüm dünya benim için yaratıldığından onu ıslah etmek yoksunluklarını gidermek ve onun için dua etmek için her an onu gözlemlemeli ve sorgulamalıyım.

15) Efrahim’in Kampının Sancağı, Paraşat BeŞalah

Yaradan’a gerçekten hizmet etmek isteyen kişi, kendisini tüm yaradılışa dâhil etmeli ve tüm ruhlarla bir olmalıdır, onların içine dâhil olmalı ve onlar da kişinin içine dâhil olmalıdır. Yani kişinin içinde Şehina’ya bağlanmak için gerekli olandan başka hiçbir şey kalmamalıdır. Buna erişmek için, birbirimize yakınlaşmalı ve pek çok insanla bağ kurmalıyız, çünkü Yaradan’a hizmet eden kişi sayısına göre Şehina’dan daha çok ışık onlara ifşa olur. Bunun için kişi kendisini tüm yaradılışa dâhil etmeli ve her şeyi köküne yükseltmeli, Şehina’nın ıslahı gibi.

16) Baal HaSulam, Şamati 3, Manevi Edinim Meselesi

İnşallah; Yaratan’ın Işığını alıp O’nun yolundan ilerleyerek, O’na hizmet edebilme ve O’na mutluluk vererek Kutsallığı yerden alıp yüceltebilme koşuluna gelebiliriz. İnşallah; O’nunla bütünlük ve yaratılanlarına ifşasına gelmeye layık oluruz.

DERS 5: Üst Gerçekliği, İyi ve Kötü Yoluyla Algılamak

Dostların Eyn Sof Dünyası Yolundaki Maceraları

– Bağ kurma çabasının sonucu olarak ego büyür.  Her derecede büyümekte olan ego ile çalışma. Yedi yıl bolluk yedi yıl kıtlık, açlık.

– “O’ndan başkası yok,” koşulundan “İyidir, iyilik yapar,” koşuluna. Bu yolda kötülüğün gerekçesi. İyi / kötü kılık değiştirmiş (henüz farkına varılmamış olan) iyi.

– “Kendi zamanında,”  ve “ben hızlandıracağım.” Bu dünyadaki kötülüğün nedeni. Erdemli kimdir? 613 arzunun anlamı.

– Dünya reformcularının zaafı. Alma arzusunun tüm çeşitli biçimleri ölçüsünde, daha sonra üzeri ihsan etme niyeti ile örtülerek ifşa olur.

– Dostlar egolarını değil, bu dünyayı değil, ama yalnız aralarındaki ilişkiyi düzeltirler ve burada sevgi ifşa olur ve bu sevgi dünyayı besler ve yükseltir.

1) Zohar, Tetsaveh, Madde 86

Çünkü şu karanlıktan çıkıp gelen dışında ışık yoktur. Çünkü bu taraf teslim olduğu zaman, Yaradan yükselir ve zaferi büyür. Ayrıca, Yaradan’ın çalışması yalnız karanlıktan dolayıdır, kötünün içinde olandan başka iyi yoktur. Her şeyin mükemmelliğinde iyi ve kötü beraber olduğu için ve kötü iyiyi terk ettiği için. Ve kötülükten çıkan dışında iyilik yoktur. Ve bu iyilikte, Yaradan’ın zaferi artar ve bu işin tamamıdır.

2) Baal HaSulam, Barış

İnsanlığın şartlarındaki kötü davranışlar tam olarak da iyi koşulların ortaya çıkmasını sağlayanlardır. Ve her bir iyi koşul kendisinden önce gelen kötü koşulun meyvesinden başka bir şey değildir. Aslında, bu iyi ve kötü değerler koşulun kendisinin değeriyle ilgili değillerdir, sadece genel amaca hizmet ederler: İnsanlığı amaca yakınlaştıran her koşul iyi, uzaklaştıran her koşul da kötü olarak değerlendirilir. “Gelişim yasası” sadece bu standarda göre inşa edilmiştir (Yaradan bunu insanlığın içine damgalamıştır).

3) Baal HaSulam, Dünyada Barış

İyi veya kötü, realitedeki her şeyin ve dünyadaki en zararlı şeyin bile, var olmaya hakkı vardır ve dünyadan sökülüp atılmamalı, yok edilmemelidir. Bizler sadece iyileştirmeli ve yenilemeliyiz; çünkü yaratılışın işleyişini herhangi bir şekilde gözlemlediğimizde, bu bize onun işlemcisinin ve Yaradan’ın yüceliğini ve mükemmelliğini öğretmeye yeterlidir. Dolayısıyla, lüzumsuz ve yersiz diyerek yaratılışın herhangi bir unsurunda hata ararken çok dikkatli olmalıyız, çünkü bu o unsuru “yöneteni” kötülemek olur.

4) Baal HaSulam, Dünya’da Barış

Sadece Yaradan; kimsenin, O’nun hâkimiyetindeki tek bir şeyi yok etmesine izin vermeden, sadece hâkimiyetindekileri yenileyip, faydalı ve iyi hale getirdiği ve yaratılışındaki tüm unsurları titizlikle gözettiği için, yukarıda bahsedilen tüm yenilikçiler yeryüzünden yok olacaklar; ancak kötü eğilimler yok olmayacak. Onlar yaşamaya devam eder ve olgunlaşana dek dönüştürmeleri gereken dereceleri sayarlar.

O zaman kötü nitelikler, iyi ve faydalı olanlara dönüşürler; tıpkı Yaradan’ın onları ilk başta hissettiği gibi.

5) Baal HaSulam, Zohar Kitabı’na Giriş

Tüm bu ızdırap, sadece yok olup gömülmek için yaratılan bedenimizin Klipa’sı tarafından hissedilir. Bu; bize kendi için almak arzusunun ihsan etme arzusuna çevrilmesi için sadece kökünden sökülüp atılmak, dünyada yok edilmek için yaratıldığını öğretiyor. Yaşadığımız acılar, onun (kendi için alma arzusunun) hiçliğinin ve içindeki zararın keşiflerinden başka bir şey değildir.

6) Baal HaSulam, Özgürlük

Tora ve Mitzvot, İsrail’e yalnız onları arındırmak için verilmiştir, genel olarak kendini-sevmek denen, doğuştan içimize damgalanmış olan, içimizdeki kötülüğün farkındalığını edinmek ve “başkalarını-sevmek,” denen temiz ve iyi koşula gelmemiz için verilmiştir; zira bu Tanrı sevgisine giden tek yoldur.

7) Rabaş, Mantık Ötesi İle İlgili Olarak

İnsandaki kötülük meselesi, kendini-sevmek, “almak için almak arzusu” denilen nitelik vasıtasıyla kötülüğü bulmak değildir. Önemli olan kötülüğün tamamen açığa çıkmasıdır. Diğer bir deyişle, kişi alma arzusunu hoşnut ettiğinde kendine bir zarar geleceğini düşünmediğinden, kendini-sevmenin kötü ve zararlı olduğunu görmez ve hissetmez.

Ama gerçeğin yolunda kutsal çalışmayı yapmaya başladığında yani Yaradan’la Dvekut (birleşme) arzusu taşıdığında, tüm eylemleri Yaradan için olacaktır, böyle olduğunda her seferde onun için parlayacak daha çok ışık alır ve bundan sonra kendini-sevmenin kötü olduğunu hissetmeye başlar.

Bu aşamalı bir süreçtir. Her seferinde Yaradan’la Dvekut elde etmekten onu neyin alıkoyduğunu, Kral Süleyman’ın kötü eğilimi “düşman” olarak adlandırması gibi, alma arzusunun onun nasıl gerçek düşmanı olduğunu açıkça görmeye başlar.

8) Zohar, VaYera, Madde 453

Adam tamamen kötü ve aşağılık olarak yaratılmıştır. Yazıldığı üzere, “Adam vahşi eşekten doğmuş bir sıpadır.” Ve kişinin bedenindeki tüm kaplar – hisler, nitelikler ve özellikle de düşünceler – bütün gün ona yalnızca kötülük ve hiçlik verir. Yaradan’a bağlanmakla ödüllenmiş olan birisine Yaradan başka araçlar yaratmaz, bunun yerine bu kişi, onun için hazırlanmış olan sonsuz manevi bolluğu almaya lâyıktır. Aksine, şimdiye kadar hep pis ve iğrenç bir şekilde kullanılmış olan bu aynı aşağılık kaplar, hoşluğu ve sonsuz nezaketi alma kabı olmaya dönüştürülürler.

Dahası, eksiklikleri daha büyük olan her Kli şimdi daha önemli hâle gelir. Başka bir deyişle, ifşa etme ölçüsü de daha büyük olur.

9) Rabaş, Makale 273, Güçlülerin En Yücesi

“Güçlülerin en yücesi düşmanını dost yapandır.” (Avot 254, 303) Töreye göre, bu “doğasının üstesinden gelen” kişi olarak yorumlanır (Avot 284) yani bu kişi kötü eğilimini yenmek için iyi eğilimi ile çalışır. Bilgelerimizin dediği gibi; “tüm kalbin ve tüm eğilimin ile” (Berehot 54) ve böylece kötü eğilim de Yaradan’a hizmet eder. Bu nedenle o düşmanını yani kötü eğilimini dostu yapandır. Ve kötü eğilimi de Yaradan için çalıştığı için bu nedenle bu kişinin çok büyük bir işi vardır ve bu yüzden ona güçlülerin en yücesi denir.

10) Zohar, Aherei Mot, Madde 65

“Kardeşlerin de bir arada birlik içinde yaşaması ne güzel ve ne hoştur.” Bunlar dostlardır, bir arada ayrılmaksızın otururlar. Başta, onlar savaş yapan ve birbirini öldürmek isteyen insanlar gibidirler. Sonra kardeşçe sevgi koşuluna gelirler.

Yaradan onlar hakkında ne der? “Kardeşlerin de bir arada birlik içinde yaşaması ne güzel ve ne hoştur.” “De” kelimesi Kutsallığın da onlarla birlikte oluşuna işaret eder. Dahası, Yaradan onların sözlerini dinler ve onlardan hoşnut ve memnundur.

11) Zohar, Zohar Kitabına Giriş, Gelinin Gecesi, Madde 138

Yaradan’dan üstü örtülmüş kötülük görmemesi bir kuraldır. Bu nedenle kişi kendini kötü hissettiğinde, Yaradan’ın ona yol gösterdiğini inkâr eder ve yüksek Operatör aynı ölçüde ondan gizlenmiştir. Bu, dünyadaki en büyük cezadır.

Böylece O’nun yol göstericiliği ile ilişkili olarak iyi ve kötü algısı beraberinde ödül ve ceza algısını da getirir. Yaradan’a olan inancından ayrılmamak için çaba gösteren, Yukarı’nın takdirinden kötü bir tat alsa bile ödüllendirilir. Ve eğer çaba göstermezse, Yaradan’a olan inancından ayrıldığı için cezalandırılacaktır.

12) Zohar, İki Nokta, Madde 121

Bu dünyada tattığımız, Onun eşsiz ve benzersizliği ile çelişen şeyler bizi Yaradan’dan ayırır. Gene de bize emredildiği gibi Yaradan’ımızı memnun etmek için sevgi ile Tora ve Mitzvot için tüm ruhumuz ve gücümüzle çaba gösterdiğimiz zaman, bu ayırıcı güçlerin hiçbiri bizi, ruhumuzdan ve gücümüzden Yaradan sevgisini azaltarak etkileyemez. Aksine bu durumda, üstesinden geldiğimiz her çelişki O’nun bilgeliğini edinmek için bir geçit haline gelir. Çünkü her çelişkide özel bir nitelik vardır, O’na erişmede özel bir dereceyi ifşa eden. Ve buna layık olanlar, karanlığı aydınlığa, acıyı tatlıya çevirmekle ödüllenirler. Ayrılığın tüm güçleri – aklın karanlığı ve bedenin acısı – yüce kademeleri edinmek için onlara geçit olur. Böylece karanlık, büyük bir ışık, acı ise tatlı olur.

Böylece, daha önce O’nun rehberliği yönetimindeki tüm ayırıcı güçler şimdi birlik olmaya dönüşürler ve tüm dünyayı erdeme göre yargılarlar.

13) Baal HaSulam, Şamati 33- Haman İle Kefaret Günlerinin Kuraları

Kişiye, sanki “İyi ve İyilik yapan” bir rehberliğe karşıt gibi görünen her şey sadece insanı, bu çelişkileri aşmak için Üst Işığı çekmeye zorlamak için vardır, yoksa kişi bunların üstesinden gelemez. Bu durum, kişinin Dinim (yargı) demek olan çelişkiler var olduğunda, ”Yaradan´ın Yüceliği“ koşulunu genişletmesidir.

14) Baal HaSulam, Şamati 19- “Manevi Çalışmada Yaradan Bedenlerden Nefret eder” Ne Demektir?

Kişi alma arzusu ile yapacak işi olduğunda öfkeli olmamalı; bu onun çalışmasını engeller. Eğer bedende alma arzusu yoksa yani, çalışmasında kişi Torah ve Mitzvot’u (sevap) yerine getirmesini sorgulamıyorsa, çalışmasını engellemiyorsa, kişi elbette daha memnun olacaktır.

Ancak kişi manevi çalışmasında alma arzusunun engellerinin kendisine yukarıdan geldiğine inanmalıdır. Kişiye alma arzusunu keşfetmesi için yukarıdan güç verilir. Çünkü tam olarak alma arzusu uyandığı zaman onun çalışması için yer vardır.

Böylece alma arzusunu ihsan etmeye çevirmesine yardım etmesi için kişinin Yaradan ile yakın teması olur. Ve kişi bunun, kişinin O’na duasından Yaradan’ın memnuniyeti ölçüsünde onu yanına, form eşitliği, alma arzusunun ihsan etmek için almak üzere iptal edilmesi denen Dvekut’a (bağa), çektiğine inanmalıdır. Yaradan bunun hakkında der ki: “Oğullarım beni yendi.” Bu ben size alma arzusunu verdim ve siz benden bunun yerine ihsan etme arzusunu talep ettiniz demektir.

15) Baal HaSulam, 8. Mektup

Derler ki bu dünyada olan her şeyin yüce bir amacı vardır ve buna “bir damla birleşme” denir. O çamur evlerin sakinleri tüm bu kötülüklerin toplamından, onlardan alınmış O’nun kibrinden geçtiklerinde, Yaratılışın doğası gereği sıkıca mühürlenmiş kalplerinin duvarlarında bir delik açılır ve bu damlanın kalplerine yerleşmesi için uygun hale gelirler. Sonra damgalanan bir şey gibi alt-üst olur ve açıkça bunun tersini, bütünlüğü tam olarak bu ölümcül kötülüklerin içinde algıladıklarını anlarlar. Oraya, sadece oraya Yaradan’ın kendisi tutunur ve orada O, onlara birleşme damlasını akıtır.

16) Baal HaSulam, 1. Mektup

Herkes kişisel kadere inanır ama buna fazlaca tutunmaz diyebilirim.

Bunun sebebi bir aptalın düşüncesinin, “iyi ve iyilik yapanın” tek örneği Yaradan’a atfedilmemesi gerektiği içindir. Ancak, sadece Yaradan’ın gerçek hizmetkârları kendi kaderinin bilgisine sahiptir ki, O hem iyi hem kötü her şeyin sebebidir. Onlar kadere yapışırlar, çünkü arı olana bağlananlar, arıdır.

Koruyucu koruduklarıyla bir olduğundan, kötü ve iyi arasında belirgin bir ayırım yoktur. Onlar, O’nun benzersizliğini yüceltmeye hazır ve kapların taşıyıcıları olduklarından, hepsi bütün ve sevilendir. İyi ve kötü tüm eylem ve düşüncelerin bilgisine içgüdüsel olarak sahip oldukları ölçüde Tanrı’nın kaplarının taşıyıcılarıdırlar. Yaradan onları hazırlar, onlar O’nun ağzından gelir. Bunu ıslahın sonunda herkes bilecek.

17) Zohar, Bereşit Alef, Madde 255

Islahın sonunda SAM iptal olduğu zaman, onlara sanki SAM hiçbir zaman yaşamamış gibi gelir. Tersine birlik her zaman hüküm sürmüştür. Yazıldığı üzere “O’ndan başkası yoktur.”

DERS 6: Eyn Sof Dünyasındaki Gerçekliğin Algısı, Sevinç ve Birliğin Mükemmelliği

1) Baal HaSulam, Sen Beni Arkadan Ve Önden Kuşattın

Sen beni arkadan ve önden kuşattın demek, Yaradan’ın yüzünün gizliliği ve ifşası demektir. Bu böyledir, çünkü O her şeye hükmeder ve herkese ifşa olacaktır. Ve tek fark, “gelecek” ya da “şimdiki” zira ifşa eden kişi, her şeyin Yaradan’ın ifşası için yapılmış olduğunu ifşa eder.

2) Rabaş, 76. Mektup

Kişi Tora ve Mitzvot’a bağlandığında Yaradan ona kendini ifşa eder ve kişi Yaradan’ın dünyanın yöneticisi olduğunu görür.

Böylece insan ona hükmedecek kralı yaratır. Bu demektir ki, kişi Yaradan’ı dünyanın yöneticisi olarak hisseder ve bu insanın Yaradan’ı kendi üzerinde kral yapması olarak kabul edilir. Kişi bu hisse gelmediği sürece Yaradan’ın krallığı örtülür. Bu nedenle şöyle deriz, “O gün Tanrı bir ve Adı ‘Bir’ olacak.” Bu demektir ki O’nun krallığının ihtişamı üzerimize yansıyacak.

3) Baal HaSulam, Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma

O’na tutunmakla ödüllendirilen bir kişinin niteliğini bir kez daha kolaylıkla anlayabiliriz. Bu, kişinin içine yerleştirilmiş olan alma arzusunu Maneviyat ve Islah eylemlerinin gücü sayesinde dönüştürdüğü ve Yaradan’la form eşitliği ile ödüllendirildiği anlamına geliyor. Bu, tam olarak kişiyi O’nun Özü’nden ayıran şeydi ve kişi onu ihsan etme arzusuna dönüştürdü. Ve kişi formunu Yaratıcısına eşitlediğinden kişinin tüm aksiyonları sadece ihsan etmek ve başkalarına fayda sağlamak içindir. Bundan kişinin bir zamanlar bedenden kesilmiş bir organ gibi olduğu ve bedenle yeniden birleştiği sonucu çıkar: Bedenin geri kalan kısmının düşüncelerini yeniden bilir, tıpkı bedenden ayrılmadan önce yaptığı gibi.

Ruh da bunun gibidir: O’nunla eşitliği edindikten sonra, O’nun Düşüncelerini bir kez daha bilir, tıpkı alma arzusunun form eşitsizliğinden dolayı O’ndan ayrılmadan önce olduğu gibi. Sonra, “babanın Yaradan’ını bil” sözleri kişinin içinde yaşar, zira artık kişi Tanrısal bilgi olan tam bilgi ile ödüllendirilmiştir.

4) Likutey Halahot, Hoşen Mişpat Arev

Arzu bakımından; sevgi ve birleşmenin özünde, her biri dostundan hoşnut olduğu zaman aralarında hiçbir farklılık kalmaz ve onlar tek bir arzuda birleşirler ve böylece yukarısının arzusu ile bir olurlar ki bu birlik olmanın amacıdır.

5) Rabaş – 42. Mektup

Şöyle yazdığı gibi, “Ve hepsi tek kalp tek adam olarak bir araya geldi.” Bu demektir ki, hepsinin tek bir amacı var, Yaradan’a yakınlaşmak.

Atalarımızın “Yüzleri birbirine benzemediğinden, düşünceleri de birbirine benzemez,” demesi üzerine, tek kalp, tek adam nasıl olur anlamak zorundayız.

Cevap: Eğer her biri yalnızca kendisiyle ilgili dersek, birbirlerine benzemedikleri için tek adam olmaları mümkün değildir. Ancak, kendilerini iptal eder ve yalnızca Yaradan adına endişe duyarlarsa, bireysellikleri iptal olduğundan ve tek bir otorite altına girdiklerinden, bireysel düşünceleri olmaz.

6) Baal HaSulam, Matan Tora (Maneviyatın Edinimi), Madde 16

Çünkü, altı yüz bin adam kendi ihtiyaçları için uğraşmayı bırakır ve dostlarının hiçbir eksiği olmaması dışında bir şeye endişelenmezse, dahası bunu büyük bir sevgi, tüm kalp ve ruhları ile yaparlarsa, yani “Dostunu kendin gibi sev” sevabının gerçek anlamıyla, o zaman hiç şüphesiz o ulusun hiçbir üyesi kendi iyiliğini düşünmek zorunda kalmayacaktır.

Bundan dolayı, kendisinin hayatta kalmasını güvence altına almaktan tamamen özgürleşmiş olur ve kolaylıkla Madde 3 ve 4’de verilen koşulları sağlayarak “Dostunu kendin gibi sev” sevabını yerine getirebilir. Sonuçta yanında altı yüz bin kişi hiçbir ihtiyacının eksik kalmaması için yanında yer alırken kişi neden kendi varlığını sürdürebilmek üzerine endişelensin ki.

Dolayısıyla, ulusun tüm üyeleri hemfikir olur olmaz Işık ve manevi ilim onlara anında verildi, çünkü artık onu yerine getirebilirlerdi.

7) Rabaş, 8. Mektup

Ve bir kez bu giysiyi talep ettiğimde sevginin kıvılcımları içimde ışıldamaya başlar. Kalbim dostlarla birleşmeye özlem duyar ve bana öyle gelir ki, gözlerim dostlarımı görüyor, kulaklarım onların sesini duyuyor, ağzım sevgi ve neşe içinde onlarla konuşuyor, eller kavuşuyor, ayaklar daireler çiziyor ve dünyasal sınırlarımın ötesine geçiyorum. Dostlarım ve benim aramdaki geniş uzaklığı unutuyorum ve aramızda birkaç mil toprak uzanmıyor artık.

Bu tıpkı dostlarımın kalbimin tam içinde durup, neler olduğunu görmeleri gibi ve ben dostlarıma karşı yaptığım küçük eylemlerden dolayı utanıyorum. Sonra dünyasal kaplardan çıkıyorum ve bana öyle geliyor ki dostlarım ve benim haricimde dünyada başka bir gerçeklik yok. Bundan sonra, “ben” iptal oluyor ve onlarla kaynaşıyorum ta ki dostlarımın haricinde dünyada hiçbir gerçekliğin olmadığını hissedene kadar.

8) Rabaş, 18. Mektup

Kalbe konuşan Yaradan’ın sesini duyduğumuzda, her şey “Arınmaya gelen yardım alır,” sözündeki gibi gerçekleşir. Kutsal Zohar bunu şöyle yorumlar, kişi kutsal ruhtan yardım görür, yani kalp Yaradan’ın sesini duyar ve sonra özellikle kutsallığın sesi, yani ihsan etme arzusu tüm arzulara hükmeder. Ve doğal olarak aptallığa geri dönmez, yani bir daha günah işlemez, çünkü tüm alma arzusu ihsan arzusuna teslim olmuştur.

Bu sırada tüm iyilikler kalpte belirir, çünkü Şehina’nın haz doldurması için orada yer vardır ve sonra tat ve dostluk yayılıp insanın tüm organlarını kaplar.

Bu özellikle Yaradan’ın sesini duyduğunda olur. Tüm beden teslim olur ve kendini kutsallığa köleleştirir.

9) Baal HaSulam, Arvut, 20

Ancak, dünyanın ıslahının sonu tüm insanları Yaradan’ın amacına getirmekle olacak, şöyle yazılmıştır: “Ve hükümdar tüm yeryüzünün Kralı olacak, o günde Hükümdar Bir ve O’nun adı Bir olacak”. Metinler de şöyle belirtilir “o günde” ve öncesinde değil. Ve birkaç beyit daha vardır, “zira dünya Yaradan bilgisiyle dolacaktır…” (Isaiah, 11:9) “…ve tüm insanlar O’na akacaklar.”

10) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Belli bir kolektifin iyiliği ile tüm dünyanın iyiliğini karıştırırsam şaşırmayın; çünkü gerçekten de öyle bir dereceye geldik ki tüm dünya tek kolektif ve bir toplum kabul edilmektedir. Yani, dünyadaki her birey yaşamının özünü ve geçimini dünyadaki tüm insanlardan sağladığından; tüm dünyaya hizmet etmeye ve tüm dünyanın iyiliğini düşünmeye mecbur edilir.

11) Degel Mahaneh Efraim, BeŞalah

Yaradan’a gerçekten hizmet etmek isteyen biri, kendini tüm yaratılanlara dâhil etmeli, kendini tüm ruhlarla birleştirmeli, kendini onlara dâhil etmeli ve onunla birlikte olmalıdır. Yani, kendiniz için sadece, Şehina’yı birleştirmek için gerekli olan şeyleri bırakmalısınız.

12) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Hayatın amacı Yaradan ile bir olmaktır, zira Yaradan titizlikle yalnız O’nunla Dvekut (tek ve bir) olmakla ödüllenene bahşeder.

13) Baal HaSulam, Tek Emir

İlk ve tek Mitzva (emir) kişinin Lişma (Yaradan hatırı için) niyetine gelmesidir, -kendi varlığını sürdürmesi için zorunlu olan haricinde- kendisi için çalışmamaya razı olmasıdır. Geri kalan zamanında halk için çalışmalıdır, zira bu dünyada yaratılmış olanların hepsinin kurtuluşa ve faydalanmaya ihtiyacı vardır.

14) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Önce çoğunluğu özgecil olan küçük bir işletme kurulmalı. Burada çalışanlar güçlerine göre çalışıp, ihtiyacına göre almalıdır. Bu kurum bir hükümetin tüm formlarına sahip olmalıdır. Bu kurumun çerçevesi tüm dünyayı kapsamalı ve dünyanın en uç noktasındaki ülkeleri ve devletleri çevreleyen küresel bir odak noktası gibi işlev görmelidir. Bu çerçeveye giren her ulus, merkezin gündemini yürütmelidir. Tüm uluslar tek ulus gibi olmalıdır.

15) Baal HaSulam, “Mesih’in Borazanı”

Bir başka fayda daha var: Arınma için bir önkoşul olduğunu kabul ettik; yani dünyadaki tüm halklar yaratılışın kanunlarını bilecekler; tıpkı şöyle yazıldığı gibi: “…ve topraklar bilgi ile dolacak.” Firavun’un da gerçek Yaradan ve O’nun yasalarını tanıyacağı ve onların ayrılmasına izin vereceği bir ön koşulun olduğu Mısır’dan sürgün örneğindeki gibi.

Bu nedenle her halkın bir erdemliye tutunacağı ve onun, kutsal topraklara götüreceği yazılmıştır. Kendilerinin ayrılması yeterli değildi. Tüm insanların nereden böyle bir arzu ve fikir ile geldiğini anlamalısınız. Bunun gerçek ilmin dağıtımı vasıtasıyla olduğunu bilin; öyle ki onlar gerçeği ve gerçeklerini kesinlikle görecekler.

Dağıtımın kitlelere yapılmasına “Şofar” denir. Tıpkı sesi büyük mesafe kat eden Şofar gibi, ilmin yankısı tüm dünyaya yayılacak; öyle ki insanlar duyacak ve erdemli bir halkta, kutsi bir ilim olduğunu kabul edecekler.

16) Baal HaSulam – Özgürlük

İnsanlık amacına ulaştığında, bedenlerin başarısıyla onları başkalarını sevme derecesine tamamen getirerek, dünyadaki tüm bedenler “Barış” makalesinde yazıldığı gibi, tek bir beden ve tek bir kalp olarak birleşecektir. Sadece o zaman insanlık için planlanan mutluluk tüm ihtişamıyla ifşa olacak.

17) Rabaş, Cilt 3, Makale 386, Efendinin Yaptığı Gün Budur

“Efendinin yaptığı gün budur, O’nunla sevinecek ve mutlu olacağız.” “Gün budur”un anlamı şudur; buna gün denir başka bir şey denmez. Ve Yaradan herkesi, “O’nunla sevinecek ve mutlu olacağız,” koşuluna getirecek. “O’nunla” yani Yaradan’la bir olma koşulu ki buna “form eşitliği” denir. Bu herkesin Yaradan’ına ihsan etmekten daha büyük bir mutluluğun olmadığını anlamasıdır. Bu bizim ümidimiz, “kolektifin son ıslahı,” denen bu kademeye erişmesidir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,336