e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Firavun’a Gel

Not 926

Bo, Tav-Shin-Mem-Aleph, Ocak 1981

Ve Efendi Musa’ya, “Firavun’a gel, çünkü onun ve onun hizmetkârlarının kalbini ağırlaştırdım ki, onun içine Benim işaretlerimi koyabileyim”dedi.”

Aşağıdakileri anlamalıyız:

1) Zohar’daki soru: Neden “Firavun’a git” demiyor?

2) İnsanların sorduğu soru, Yaradan’ın İsrail halkını ortaya çıkarmak için neden Firavun’un rızasına ihtiyacı vardı?

3) İnsanların sorduğu soru, O neden ona seçim vermeyi reddetti?

4) “Onun içine Benim işaretlerimi koyacağım”ın nedeni. Eğer Yaradan işaret yapmak istiyorsa, neden bunu Firavuna vebalarla ızdırap vererek yapmak zorundaydı? Firavuna zarar vermeyecek farklı şekillerde işaretleri yapabilirdi.

Bütün bunları açıklamak için önce bilgelerimizin sözlerini getirmemiz gerekiyor, “Kişi her zaman kendini yarı suçlu, yarı masum olarak görmeli. Eğer kişi bir Mitzva’yı [emiri] gerçekleştirirse, mutlu odur, zira kendini erdemin tarafına mahkûm etmiştir” (Kidushin 40b).

Bu kafa karıştırıcıdır: Eğer kişi kendisini hali hazırda erdemin tarafına mahkûm etmişse, kendisini bir kez daha yarı yarıya nasıl görebilir? Ayrıca, eğer bir günah işlemişse, kendini suçluluk tarafına mahkûm ettiğini anlamalıyız, yani daha sonra yarı suçlu ve yarı masum olduğunu nasıl söyleyebilir? Ayrıca, eğer az sayıda erdemi olduğunu biliyorsa, nasıldır ki ona yalan söylemek ve yarı yarıya olan yalanın benzeşimini yapmak öğretilir?

Ayrıca, bilgelerimizin ne dediğini de anlamalıyız: “Dostundan daha yüce olanın, eğilimi ondan büyüktür” (Sukkah 52). Eğer kişi erdemliyse, neden daha büyük bir kötü eğilime sahip olmanın cezasını hak ediyor?

Bilgelerimizin “Günah işledi ve tekrarladı mı? ile ne dediğini de anlamalıyız. Ona sanki izin verilmiş gibi olur” (Masechet Yoma’nın sonu). Neden böyle yapıldı ki böylece ona izin verilmiş gibi olacaktı? Ayrıca bilgelerimizin: “Kötülere kılpayı gibi görünüyor ve erdemlilere bir dağ gibi” (Sukkah 52) dediğini de anlamalıyız. Gerçek hangisi?

Mesele şu ki Yaradan’ın çalışmasında bir düzen vardır. Yaradan utanç ekmeğini önlemek istediğinden, bir kişi bir seçim yapmak zorundadır – iyiyi seçmek ve kötüden nefret etmek. Bu nedenle, Yaradan onlara sadece iyi eğilimi verir ve kötülüğü bastırırsa, İsrail halkını Mısır’daki sürgünden kurtarabilir ve o zaman kişi hiçbir sürgünde olmayacaktır.

Ancak Yaradan insanın seçim yapmasını istediğinden, bir kişinin İsrail halkının, kendi bireyselliğinin sürgününden çıkacağına hem fikir olması gerekir. Buna “kendi bilinçli seçimiyle” denir. İçindeki Mısır kralı olan Firavunun, içindeki İsrail’i yönetmeyeceği konusunda hemfikir olmalı.

Firavun, “Parah [örtüsüz] baş” kelimelerinden gelir, ifşa anlamındadır. Yani, içindeki her şeyin ifşa olmasını isteyerek, ya da o, Mısır kralı, bir kişiyi Yaradan uğruna bir şeyler yapmak istediğinde ızdıraba sürükleyerek, bedeni Mısır niteliğiyle yönetir, böylece o ifşa istediğinde yani her şeyin onun aklına göre olacağı, aklının eylemleri yapmanın değerli olduğunu anlayacağı zaman insanın çalışmasına izin verdiği anlamına gelir. Firavun bu yüzden “Sesine itaat etmem gereken Efendi kim?” diye sorar ve “Bu çalışma senin için nedir?” Bu güçle içindeki İsrail’i kontrol eder.

İsrail, Yasar-El [Yaratan’a doğru] demektir, yani yaptığı her şey doğrudan Yaradan uğruna olacak, yani ihsan etmek için. Bu bilgelerimizin dediği gibidir, “İçinizde yabancı bir Tanrı olmayacak.” İnsanın bedeninde yabancı bir Tanrı kimdir? Bu kötü eğilimdir” (Şabat 105b). Bu, kişi Yaradan için bir şey yapmalı ise, böyle eylemleri yapmak ona yabancıdır anlamına gelir. Bu, özellikle Yaratan’a doğru olmak isteyen [Yasar-El] İsrail’in tam tersidir.

Bu nedenle, İsrail’i Mısır kralı Firavunun yönetiminden çıkarmak için, bir seçim yapmayı kabul etmek anlamına gelir, böylece kişi ihsan etmek için her şeyi yapabilir, biz özellikle Tora’nın ışığına ihtiyaç duyarız, bilgelerimizin “İçindeki ışık onu ıslah eder” dediği gibi.

Bununla neden “Git” değil de “Gel” yazıldığını anlayacağız. “Gel”, “Gel, ikimiz birlikte” anlamına gelir, böylece kişi kötü eğilimine kendi başına boyun eğebileceğini düşünmeyecek. Aksine, yazıldığı gibi, “İnsanın eğilimi her gün onun üstesinden gelir. Yaradan’ın yardımı olmasaydı, üstesinden gelmezdi.” Bu nedenle, kişi kötülüğünü yenemeyeceğini söylememelidir, çünkü Yaradan’ın ona yardım edeceğine inanmalıdır. “Gel”in anlamı budur.

Zohar bilgelerimizin ne dediğini sorar, “Arınmaya gelene yardım edilir” “Ne ile yardım ediyor?” diye sorar. “Kutsal bir ruhla. Bir kişi doğduğunda ona saf bir canavarın tarafından Nefeş [ruh] verilir. Eğer daha fazla ödüllendirilirse ona Ruah [ruh] verilir.” diye cevaplar. Böylece, bir kişi her seferinde arındırıldığında ve kötülüğünün üstesinden geldiğinde, içinde “Tora” ya da “Tora’nın ışığı” olarak adlandırılan daha yüksek bir derece ifşa olur.

Bununla, kalbin ağırlaşmasının neden ona geldiğini ve neden eğer Yaratan’ın işaretler yapmak isterse, onun kalbin ağırlaşmasıyla hiçbir sebep olmadan acı çekmesi gerektiğini anlayacağız. Mesele şu ki, bir kişi Yaradan’ın yollarında, gerçeğin yolunda yürümek istediğinde birçok kötülüğü olduğu için aciz olduğunu söylememelidir, zira bu kaç tane erdemi olduğu üzerine yargılandığında, yukarının mahkemesi öncesinde gelmekle ilgili değildir. Burada bu, bir kişinin kendisini yargılaması ve bir seçim yapamayacağını söylemesiyle ilgilidir, çünkü seçim kişinin karar vermesi gereken iki eşit şey arasındadır.

Bu nedenle, kişinin kendini yarı suçlu, yarı masum olarak görmesi gerektiğini söylediler, zira Yaratan bunu kasıtlı olarak yaptı ki böylece iyi ve kötü her zaman eşit ağırlıkta olacak. Dolayısıyla, eğer kişi bir Mitzva [emir] gerçekleştirirse ve erdemin tarafına karar verirse, o yüce olur.

O zaman, “Dostundan daha yüce olanın, eğilimi ondan büyüktür” denir. Başka bir deyişle, Yaradan kasten onun kalbini ağırlaştırır ki böylece kişi bir kez daha seçim yapabilecektir, zira her seçimde bir kişi Tora’nın harflerini kazanır. Böylece, işaretler Yaradan uğruna değil, adamın uğrunadır.

Buradan bu yüzden, kalbin ağırlaşmasının sadece adamın uğruna olduğunu, zira bununla Tevrat’ın harfleriyle ödüllendirileceği sonucu çıkar. Durum sırasında, bir kişinin hissetmesi gereken her şeyi hissetmemesine rağmen, anlayışını tamamladığında, tüm bu zamanlar boyunca yaptığı her şey ona bir kerede ifşa olur.

Baal HaSulam’ın bir zamanlar verdiği alegori gibi, bu sıfırlardan başka bir şey kazanmayan birine benzer. Her seferinde sadece sıfır kazandığını görür. İlkinden sonra bir sıfırı vardır. İkinciden sonra iki sıfırı ve üçüncüsünden sonra üç sıfırı ta ki birçok sıfır biriktirinceye kadar. Ama işinin sonunda bir kazanır. Böylece sadece tek bir on eden, bir sıfırı ile biri olabilirdi ya da bir milyon ya da daha fazlası. Sonuç olarak her seferinde, Tora’nın harfleri ona eklenir. “ki, onun içine Benim işaretlerimi koyabileyim”in anlamı budur.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,283