e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Topraklarından Uzağa Git

5.Makale

“Topraklarından, anayurdundan ve babanın evinden çık ve sana göstereceğim topraklara git.”

Bu realitenin düzenine uygun değildir. Çünkü kişi önce baba evinden, sonra anayurdundan ve en son olarak da topraklarından çıkar. Şaşırtıcı olan budur.

Çalışmada Eretz, “toprakların,” Ratzon (arzu) kelimesinden gelir, atalarımız bununla ilgili şöyle der, “Bırak yeryüzü yeşillensin” Efendi’nin arzusunu yerine getirmek hoştur. “Topraklarından çık,” demek, “haz ve mutluluk alma” denilen yaratılanların doğuştan sahip olduğu arzudan, kendini-sevmeden çık demektir.

“Anayurdundan çıkmak,” baba ve oğul, sebep ve sonuç demektir. Bu böyledir, çünkü mahsul babadan gelen bir damladır. Bununla anlarız ki, mahsul daha sonra ortaya çıkar. Kişi çalışmaya ödül almak için başlar. Çaba ona ödül getirir. Ödül olmazsa asla çaba sarf etmez. Dolayısıyla kişi ödül denilen oğula sahip olabilmek için Tora ve Mitzvot’u yerine getirir.

Ödülle ilgili olarak daha önce söylediğimiz gibi, iki çeşit ödül vardır: 1. Bu dünyadaki ödül 2. Sonraki dünyadaki ödül.

Zohar’a Giriş’te şöyle yazar, “Kutsal Zohar der ki, bu ikisi asıl olan değildir.” Bunun açıklaması şudur, ödül “almak için alma arzusu” denilen kendi-sevme temeli üzerine inşa edilmiştir.

Bu nedenle eğer kişi ödül için Tora ve Mitzvot’a bağlanırsa, o zaman hem baba, yani çaba hem de bu çabadan doğan “ödül” denilen oğul, tamamen kendini-sevme temeline bağlanmış olur. Bu demektir ki, “çaba” denilen babadan gelen damla çalışmanın başından itibaren sadece kendini sevme düşüncesi içindedir. Doğal olarak ondan doğan oğul, yani beklenen ödül de kendini sevme ödülüdür.

Ona “Topraklarından uzaklaş” denir, yani alma arzundan “ve anayurdundan,” yani doğan oğlundan. “Babanın topraklarından,” yani kendini sevme ödülünü doğuran çabadan, babanın evinden uzaklaş.

“Sana göstereceğim topraklara.” Toprak, ihsan etme arzusudur. O topraklarda, yani ihsan etme arzusunda kişi Yaradan’ın ifşasıyla ödüllendirilir.

“Sana göstereceğim,” yani Yaradan Kendini ona ifşa edecek. Tersine alma arzusunda kısıtlama ve gizlilik vardır ve orada karanlık olur.

Dolayısıyla, Yaradan alma-arzusu ile değil, sadece “form eşitliği” denilen ihsanla ifşa olur. Bu sırada kısıtlama ve gizlilik kişiden uzaklaşır.

“Ve Ben, sizi yüce bir ulus yapacağım.” Midraş’ta şöyle yazar, “İbrahim, Aram Naharaim’e geldiğinde onları yiyip içerken görünce şöyle dedi, ‘Bu topraklarda payım olsun istemem.’ Tzor’un yanına geldiğinde ot yolma zamanında ot yolduklarını, çapa zamanı çapaladıklarını görünce şöyle dedi, ‘Bu topraklarda payım olsun isterim.’ Yaradan ona şöyle dedi, ‘Senin soyundan gelenlere bu toprakları verdim.’”

İbrahim, Naharaim’e—Nahor (aydınlanmış) kelimesinden gelir—geldiğinde orada sadece ışıkları arzulayan insanlar gördü. Buna “yeme ve içme” denir, yani amaç ödüldür. Bu sebeple der ki, “Bu topraklarda payım olsun istemem,” yani bu arzuda gözüm yok, burada çalışmaya değil sadece ödüle önem verilir.

Tzor kelimesi Tzar (dar) kelimesinden gelir, yani onlar çalışmada Tzarut (darlık) hissettiler. Gördü ki onlar ucu cennete uzanan merdivenin üstünde. “Ot yolma zamanında ot yolduklarını, çapa zamanı çapaladıklarını gördüğünde,” yani onların düşünceleri sadece çalışmayla ilgili, niyetlerini çalışmanın ıslahına odaklamışlar. Bu demektir ki, bereketin gelmesini sağlayan Kapları var. Ve onlar ödül olan meyveyle ilgilenmiyor. Tersine çalışma düzeniyle ilgililer. Bu İbrahim’in söylediğinin anlamıdır.

Sonra dedi ki, “Bu topraklarda payım olsun isterim.” Meyve, yani ödül onların işi değil. Diğer bir deyişle, ödül Yaradan’ın işidir ve biz ödül almak ihtiyacında değiliz, bilakis hangi durumda olursak olalım çalışma ayrıcalığına sahip olduğumuz için mutlu olmalıyız.

Bununla şunu yorumlayabiliriz, “Ben sizi yüce bir ulus yapacağım,” Gadlut eylemdir. Çaba harcayanlar için yücelik mantık ötesi çalışmadır. Bunun önemini bilirler, fakat “gizli şeyler Tanrı’mızadır” olduğundan, çalışma sırasında alacakları ışığı dikkate almazlar. Bu Yaradan’ın çalışmasıdır—O, ne isterse onu yapar.

O’ndan onlara vermesini istemezler, çünkü amaçları bu değildir. Tek bir amaçları vardır: hiç ödül olmadan Yaradan’a memnuniyet vermek, alınan tek ödül Kral’a hizmet etme ayrıcalığıdır. Hizmetin önemli ya da önemsiz olmasına dikkat etmezler, tek düşündükleri Kral’ı nasıl memnun edecekleridir.

Örneğin çok az insan önemsiz bir görevi üzerine almak ister. Görev önemli olduğunda herkes bu göreve talip olur.

Ders şudur ki, az sayıda insan mantık ötesi ilerlemek ister. Yalnızca Kral’ı memnun etmek isteyenler bu göreve talip olur. Bu çalışmaya “Kutsallığı tozdan yükseltmek” ve “Sürgündeki kutsallık” denir, yerine getirdikleri tek çalışma budur. Oysa yukarıdan ışığı ve bereketi alma çalışmasını pek çok insan ister.

Temel şey ışık değil eylemdir. Bu demektir ki, çalışmalarının özü başkasını sevmektir, kişi kendini dikkate almaz.

Dolayısıyla, Şehina’yı karşılamak bedene başkasını sevmekten daha fazla haz verse de Yaradan’ın “Ben sizi yüce bir ulus yapacağım,” sözü eylemlerinin yüceliğini gösterir. Kişinin artık kendini gösterebileceği bir yeri vardır, yani ödülü istemediğinden emindir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,106