e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Kabala Kütüphanesi > Notlar > Ve Bütün İnsanlar Senin Başında Duruyorlar

Ve Bütün İnsanlar Senin Başında Duruyorlar

Not 160

Yitro [Jethro], Beer Sheba, Tav-Shin-Chaf-Bet [1962]

Ve bütün insanlar sabahtan akşama kadar senin başında duruyorlar.”

Böyle söylenebilir mi? Ancak bir saat için bile olsa, tam doğrulukta yargılayan herhangi bir yargıcı, metin bütün gün Tora’yla meşgul ve Yaratılış çalışmasında Yaradan’ın bir ortağı olmuş gibi kabul eder, bununla ilgili “Ve akşam vardı” vb. denildiği gibi. RASHI: “Musa’nın tüm gün boyunca oturduğunu ve tartışıldığını hayal edebiliyor musunuz? O’nun yasası ne zaman yapılır? Aksine, bu size “Tam doğrulukta yargılayan herhangi bir yargıç”(Şabat 10) demek içindir.

Sanhedrin’de (7a) yazılıdır: “Rabbi Samuel ben Nahman; ‘Rabbi Yonatan’ın ‘Tam doğrulukta yargılayan herhangi bir yargıç Şehina’sını [Kutsallık] İsrail’de kurar. ‘Tanrı, Tanrı’nın cemaatinde bulunur, tanrılar arasında O yargılayacak’ denildiği gibi’ dediğini söyledi ve tam doğrulukta yargılamayan herhangi bir yargıç, Şehina’nın [Kutsallık] İsrail’den ayrılmasına neden olur, ‘Tanrı, ‘Yoksulun soyulması, muhtacın iniltisi için şimdi Ben ortaya çıkacağım’ der’’” denildiği gibi.

Ve Baba Batra’da (8b), “Ve aydınlanmış olanlar, gökyüzünün parlaklığı gibi parlayacak”, bu tam doğrulukta yargılayan bir yargıçtır. Ve Mişna’da bu farklıdır, “Ve aydınlanmış olanlar, gökyüzünün parlaklığı gibi parlayacak” tam bir doğrulukta yargılanan bir yargıç ve bir erdemlilik toplayıcısıdır. RASHI, “yoksulu aydınlatan bir erdemlilik toplayıcısı” şeklinde yorumladı.

Megillah (15b)’de yazılmıştır, “Rabbi Elazar, Rabbi Hanina’nın, ‘Yaradan her erdemli kişinin kafasında bir taç olmaya mahkumdur’, şöyle denildiği gibi ”O gün, ev sahiplerinin Efendi’si bir ceylanın tacı olacak…”” dediğini söyledi.

O’nun isteğini yerine getiren ve onun ihtişamını gizleyenlere, bir ceylanın tacı ile görkemli bir Diadem (bir çeşit taç) arasındaki bağlantı nedir? Bu herkes için doğru mu? Gerçekten de, bu “O’nun insanlarının kalıntılarınadır”, kendilerini artık yapanlaradır.” (ve RASHI şöyle yorumladı, “tövbe etmeye zorlar”). “Yargıda oturan için” tam doğrulukta yargılanan kişidir. “Ve güç için” eğiliminin üstesinden gelen kişidir. (Ve RASHI, bir günah işlemek için onu takip etmez olarak yorumladı.)

Tam doğrulukta yargılanan biriyle ilgili olarak dört tutum görürüz:

1) Şabat’ta, o sanki yaratılış çalışmasında Yaradan’ın ortağı haline gelmiş gibidir. 2) Sanhedrin’de, o Şehina’yı İsrail’de kurar. 3) Baba Batra’da, “Aydınlanmış olanlar gökyüzünün parlaklığı gibi parlayacaklar.” odur. 4) O ‘Yaradan her erdemli kişinin kafasında bir taç olmaya mahkumdur’ ile ödüllendirilecektir.

Yukarıdakilerin hepsini anlamalıyız. Tam doğrulukta yargılayan birine gelince, “tam doğrulukta”ki kesinliğin ne olduğunu anlamalıyız. İki çeşit doğruluk mu var? Ve ayrıca, eksik bir doğruluk nedir?

Yukarıdakileri anlamak için önce bilgelerimizin söylediklerini getirmeliyiz, “Bilgelerimiz dedi ki: “Kişi her zaman kendini yarı suçlu, yarı masum olarak görmelidir. Eğer bir Mitzva’yı [emir] gerçekleştirirse, mutlu odur, çünkü kendisini erdemin tarafına mahkûm etmiştir. Eğer bir günah işlerse, kendini günahın tarafına mahkûm ettiği için ona yazıklar olsun, “Ve bir günahkâr çok fazla iyiyi yok eder.” denildiği gibi. İşlediği tek günah için, çok fazla iyiyi kaybeder” (Kidusin 40b).

Eğer bir kişi az sayıda erdemi ve çok sayıda günahı olduğunu bilirse, nasıl onun yarı yarıya olduğu söylenebilir? diye sormalıyız. Kişi, kendisiyle ilgili bunun gerçek olmadığını bilir! Dahası, neden yalan söyleme alışkanlığı kazanıyorlar? Sonuçta, “bir zanlının itirafı yüz tanık gibidir”, öyleyse neden kişinin kendini yarı yarıya görmesi gerektiğini söylediler?

Sukkah’ta (52a) Gemara, “Gelecekte, Yaradan kötü eğilimi getirir ve onu erdemlilerden ve kötülerden önce katleder. Erdemlilere bu yüksek bir dağ gibi; kötülere, bir kıl payı gibi görünür.” der.

Hangisinin gerçek olduğunu anlamalıyız; bir kıl payı mı yoksa yüksek bir dağ mı? Gemara orada Abaye hakkındaki hikâyeyi getirir: “Yaşlı bir adam ona, “Dostundan daha yüce olanın, eğilimi ondan daha büyüktür” dedi.

Bilgelerimiz “Bir Mitzva bir Mitzva’ya neden olur” demedi mi? (Avot 4) diye sormalıyız (Bartenura’dan Rabbi Ovadia, bir Mitzva’yı gerçekleştiren bir kişinin diğerlerini kolayca yapabileceğini yorumlar.) Yine de burada dostundan daha yüce olan herkesin (ve yücelik kesinlikle Mitzvot’tadır [Mitzva’nın coğulu]), “eğilimi ondan daha büyüktür” der. Eğer eğilimi ondan büyükse, onun için Mitzvot’u gerçekleştirmesi daha zordur, o zaman neden “Bir Mitzva bir Mitzva’ya neden olur” dediler?).

Bize seçim emrinin verildiği, seçim yoluyla Yaradan’ın yaratılan varlıklar için hazırladığı iyiliği alabileceğimiz bilinmektedir, zira bu yaratılışın amacıdır – O’nun yarattıklarına iyilik yapması. Utanç ekmeğine sahip olmamak için, gizlilik sırasında bize seçim verildi.

Kötü ve iyi eşit olduğunda seçim tam olarak uygundur. O zaman, insan onlara boyun eğdirme gücüne sahiptir. Diğer taraftan, kötülük iyiden daha fazlaysa orada bir karar olamaz, çünkü kötüyü, iyiden daha fazla olduğu zamanda, bir kişi artık onu bastıramaz.

Bu Maimonides’in yazdığı gibidir, “Bu mesele, büyük bir doktrindir ve Tora’nın ve Mitzva’nın direğidir, ‘İşte, ben veririm’ denildiği gibi. Yani otoriteye sahipsin ve kişi insanların yaptığı eylemlerden istediği her şeyi yapabilir, çünkü Yaradan insanları ya da onları, kötü ya da iyi yapmaya zorlamaz. Aksine, her şey onlara verilir” (Hilchot Teshuva, Bölüm 5). Ancak tüm bunlar sadece, kötünün iyiden daha güçlü olmadığı zaman söylenebilir.

Bununla, “Kişi her zaman kendini yarı suçlu, yarı masum olarak görmeli” denileni açıklayacağız. Bu, bir kişinin yukarının yargı mahkemesinin önünde nasıl durduğuna değinmez, çünkü bu ona farklı bir yargı olacaktır. Ne kadar ödül ve ne kadar cezayı hak ettiği konusunda hükme bağlandığında, kişi günahlarına ve gerçekleştirdiği Mitzvot’a göre yargılanıyor olacaktır.

Burada, kendisini yarı suçlu, yarı masum olarak görmesi gerektiğini söyledikleri bu dünyada, bu kişinin bu dünyada nasıl davranması gerektiğine atıfta bulunur, çünkü bir kişi birçok kötülüğü olduğundan ve kötüsü iyisinden daha büyük olduğundan artık iyiye mahkûm edilemez zira kötü, çoktan iyiye daha kötüsü için boyun eğdirmiştir.

Bunun yerine kişi çalışmayla ilgili olarak; gerçeğin gördüğü gibi olmadığını, birçok günahı olduğu doğru olsa da, aslında seçimi ile ilgili olan yerde, kötüsünün iyiden daha fazla güce sahip olmadığını söylemelidir. Yani, iyiliği çok küçükse, kötü de iyiden daha güçlü değildir, çünkü güçleri eşit olmalıdır ya da herhangi bir seçim olamaz. Bu nedenle, kötülüğüne iyiliğin gücünden daha fazla güç verilmedi.

Bu “Tam doğrulukta yargılayan herhangi bir yargıç” ın anlamıdır. Etikte (“İsrail’in Yargıçları yüzünden gelenler dışında Dünya’ya Hiç Felaket Gelmez” makalesinde) açıklandığı gibidir, İsrail’den herhangi bir kişide bir yargıç bulunur.

Bir kişinin bazı kurumlara büyük bir bağışta bulunmak gibi bir şey yapması gerektiğinde, önünde iki görüş vardır: Bir taraf, bu kurum hayati önem taşıdığından bunu sürdürmeye çalışmamız gerektiğini savunur, çünkü birçok insan bundan fayda sağlar ve şimdi bu kurumun çok fazla desteğe ihtiyacı vardır ya da mahvolmuş olabilir ve verilen tüm çabalar boşa gidecektir ve sadece kişinin hem bedende hem de varlıkta büyük bir bağışta bulunmasıyla devam edebilecektir, bu nedenle, bu sorunu kendi başına üstlenmeye değer.

Diğer taraf ise, kendi işiyle çok meşgul olduğunu ve bu kurum lehine bir çaba göstermesi durumunda kendi işinin mahvolacağını savunur. Kişi mevcut statüsüne ulaşmak için çok çalışmıştır ve kendisini, yakınları ve arkadaşları arasında ona yardım etmeleri adına küçük düşürmek ona çok fazla tenezzüle ve çok pahalıya mal olmuştur ve Tanrı’ya şükür başarılı olmuştur ve şimdi şehrindeki en saygın insanların arasında kabul edilir ve işini bırakarak, hangi safhaya geleceğini kim bilebilir.

Ve kurumun yöneticileri arasında olmaya karar vermese bile, bu kurumda bir aktivist olmak için sadece büyük bir bağışta bulunarak yani bedeniyle değil sadece varlığıyla katılarak, nasıl böyle büyük bir meblağ harcayabilir? Böyle büyük bir meblağ harcıyorsa, kendi işi için bunu ıskalayacaktır zira para kaybedilmemeli, kazanılmalıdır, çünkü nakit ile daha azına mal satın almanın daha kolay olduğu bilinmektedir.

Ayrıca, bir fabrikadan mal siparişi verirse, nakit ödeme yaptığında, teslimatı daha erken alır. Bu nedenle, sadece parada bile olsa katılmamalıdır.

Şimdi bir kişi yargılamalıdır, çünkü kişi şimdi iki taraf arasında karar veren bir yargıç olmuştur, kim haklıdır ve adalet kimin yanındadır? Tabii ki, bu zor bir karardır, çünkü her iki şekilde de argümanlar vardır ve görünüşe göre her ikisi de doğrudur. Bu nedenle bir kişi tam doğrulukta yargılamalıdır; yani meselelerin içselliğine bakmak için, bireyin halkın ihtiyaçları önünde iptal edilmesinin faydalı olup olmadığına.

Karar, bir tarafın var olma gerekliliğinde diğer tarafa göre daha güçlü olmadığı durumlarda, tam olarak iki eşit güç oldukları yerde geçerlidir. O zaman kişinin kime yardım etmesi gerektiğine karar vermesi gerektiği söylenebilir. Fakat eğer bir taraf daha zayıfsa, adaleti belirlemek için, olanla herhangi bir müzakere yapmaz, çünkü bir kişinin yardımımıza daha muhtaç olduğuna inandığımız birine yardım etmesi doğaldır.

Aynı şekilde burada da böyledir. Bir kişi eğiliminin üstesinden gelebildiğinde ve çok fazla günaha ve sadece birkaç Mitzvot’a sahip olduğunu gördüğünde, birçok günah ve az iyi eyleme sahip olduğu için sonuçta içindeki kötünün onu kontrol etme gücüne sahip olduğunu düşünür, çoğunluk hüküm sürdüğü için.

Buna göre, çoğunluğun üstesinden gelemediği için içindeki kötülüğün üstesinden gelmek adına herhangi bir çaba göstermesine gerek yoktur. Yani çalışması boşuna olacaktır.

Bu nedenle, burada bilgelerimiz geldi ve şöyle dedi, gerçek onun gördüğü olmasına rağmen yani iyiden daha fazla kötünün oluşu, bu yaptığı iyi eylemler nedeniyle kişiye öyle görünür ve eylemlere göre kişi iyi eylemlerden daha fazla kötü eylemlere sahiptir.

Ama gerçekte, eğer kişi konuların içselliğine bakarsa, bilgelerimiz yukarıdan kötülere içindeki iyinin miktarından daha fazla güç koymadıklarını doğrular, çünkü eşit bir ağırlık olmalıdır ki kişi karar verebilsin.

Bu yüzden birçok kötü eylem yaparak, kişi bir sonraki dünyada bunun için hüküm giyecektir. Yani eylemleri için onu cezalandırmak istediklerinde onun eylemlerin miktarını dikkate alacaklar.

Fakat bir kişi bu dünyada Yaradan’ın yolunda yürümesi gerektiğinde, bu dünyada olduğu sürece kişinin bir seçeneği vardır, yani bu Yaradan’ın kötülüğe iyiliğinden daha fazla güç yerleştirmediği anlamına gelir. Bu nedenle, her zaman bir “yarı yarıya” safhasındalardır.

Bu şekilde bilgelerimizin “Gelecekte, Yaradan kötü eğilimi getirir ve onu erdemlilerden ve kötülerden önce katleder. Erdemlilere bu yüksek bir dağ gibi; kötülere, bir kıl payı gibi görünür.” dediğini anlayacağız.

Biz sorduk, Gerçek form hangisidir? Yukarıya göre, Yaradan kötüye iyiliğin ölçüsünden daha fazla güç vermediği için bu nettir, yani sonuçta birçok erdemi olan erdemlilerin eşit bir ağırlığa sahip olmak adına, içlerindeki kötü yani kötü eğilim de iyiyle eş ölçüde olmalıdır. Bu nedenle, onlara yüksek bir dağ gibi göründüklerini söylediler.

Ama iyilikleri sadece bir kıl payı olan kötüler, onların kötü eğilimi de bir kıl payından daha fazla değildir.

Bununla, o yaşlı adamın Abaye’ye söylediğini anlayacağız, “Dostundan daha yüce olanın, eğilimi ondan daha büyüktür”. Biz sorduk, fakat bir Mitzva’nın bir Mitzva’ya neden olduğuna dair bir kural vardır ve yüce olan biri, kesinlikle bir Mitzva gerçekleştirmenin sayesindedir, öyleyse neden onun içinde kötülük artmıştır? Yukarıya göre, iyi artmalıydı!

Bununla birlikte, seçim olması gerektiğinden, şu anda bulunduğu yerde iyiliğin ölçüsü kadar onun için kötüyü artırmazsa, iyilik kesinlikle sadece iyilik yapacağına karar verecektir. Bu durumda seçme işi olmayacaktır ve insanın yüceliğinin tamamı, seçimde daha fazlasını yapabilmekle ifade edilir.

Bilgelerimizin “Ödül kedere göredir” dediklerinin anlamı budur, bu yüzden emek sadece seçim sırasındadır. Bu nedenle, ona sürekli olarak daha fazla kötü eklenmelidir ki böylece neye karar vereceğine sahip olacaktır.

Bununla bilgelerimizin söylediklerini yorumlamalıyız: “Tam doğrulukta yargılayan herhangi bir yargıç, Yaratılış çalışmasında Yaradan’ın bir ortağı olmuş gibidir.” Zohar’da yazıldığı gibi, “Ve Zion’a söyle, sen benim halkımsın” (Yeşaya 51), bunu telaffuz etme, “Benim halkım” değil, aksine “Benimle”, çünkü sen benimle ortaksın. Sözümle cenneti ve yeryüzünü yaptığım gibi, “Cennetler Yaradan’ın sözü ile yapılmıştır” yazıldığı gibi, bu yüzden sen, bilgelik sözlerinle yeni cennet ve yeryüzü yaptın. Tora’ya emek verenlere ne mutlu” (Bereşit 5a).

Bu, tam doğrulukta yargılayarak, bir kişinin daha iyisi için bir karar verebileceği ve daha sonra Yaradan’ın, dünyanın yaratılmasının nedeni olan yaratılanlar için hazırladığı haz ve zevkleri almakla ödüllendirildiği anlamına gelir. Sonuç olarak, bir kişi Yaradan’ın vermek istediği ve yaratılanların alabileceğinde Yaradan’ın ortağı olur ve böylece ortaklık kurulur.

Ancak kişi tam doğrulukta yargılamazsa, onlar eylemlerini ıslah edemeyecek ve Yaradan’ın yaratıklara vermek istediği faydayı alamayacaklardır. Sonuç olarak, üst bolluk yukarıda kalacak ve İyilik Yapan İyi adı alttakilere ifşa olmayacak ve yaratılışın amacına ulaşılamayacaktır.

Diğer taraftan, alttakiler tam faydaya ulaşabildiklerinde, yaradılış tamamlanır. Sonuç olarak, kişi Yaradan’ın vermek istediklerini alarak Yaradan ile ortak olmuştur.

Bu şekilde, bilgelerimizin ne dediğini anlayacağız, “Tam doğrulukta yargılayan herhangi bir yargıç, Şehina’yı İsrail’de kurar.” Açıklama, eylemlerini ıslah ederek kişinin Şehina’nın İsrail’de olmasına neden olacağıdır. Bu bilgelerimizin dediği gibidir, “Eğer bir Mitzva’yı [emir] gerçekleştirirse, mutlu odur, çünkü kendisini erdemin tarafına mahkûm etmiştir.”, çünkü eylemleri ile üst bolluğun alttakilere ifşasına neden olur.

Bununla aynı zamanda, “Yargılayan herhangi bir yargıç, vb. gökyüzünün parlaklığı gibi parlayacak.” ile ne dediklerini de açıklayacağız. Yani, eylemlerini ıslah ederek, onlar üst bolluğun parlamasıyla ödüllendirilirler ve bu üzerlerinde gökyüzünün parlaklığı gibi parlar.

Ayrıca kişi Yaradan’ın “her bir erdemlinin başına bir taç” olmasıyla ödüllendirilecektir, çünkü daha iyiye karar veren her bir kişi, Yaradan’ın üzerinde olacağı üst bütünlük ile ödüllendirilir ve onu örten, çevreleyen ve koruyanın Yaradan olduğunu görecektir.

Yaradan’ın yaratılan varlıklara bolluk vermek istediği bilinmektedir, ancak bizler almaya muktedir değiliz. Yaradan’ın isteği hediyesinde herhangi bir eksiklik olmaması olduğundan, O sadece çalışmamız aracılığıyla almamızı ister.

Fakat eğer çok fazla iyi eylem yapmazsak, bizim için iyinin tarafına karar vermek zor olacaktır, çünkü içimizdeki kötülük zaten büyük bir miktara gelecektir. Bu nedenle, Yaradan kötü ve iyinin her zaman eşit olacağı yönünde bir ıslah yaptı.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,276