e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1070 – İnsan Beyinleri Arasındaki Bağlantı, 1. Kısım

Yeni Hayat 1070 – İnsan Beyinleri Arasındaki Bağlantı, 1. Kısım

Oren Levi: Merhaba, Dr. Laitman ile bir Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün beyinler arasındaki bağlantı veya ara bağlantılar konusu hakkında konuşmak niyetindeyiz. İnsanlarla aramızda farklı ilişkiler ve etkileşimler var. Bugün beyinler arasındaki etkileşime daha yakından bakmak istiyoruz.

Konuk: Evet, bugün bu konuyu incelemek istiyoruz. Beyinler arasındaki etkileşim nedir? Ne anlama gelir? Biriyle konuşmamız, birini anlamaya çalışmamız hayattaki en temel şeydir diyebiliriz. Başka birinin hikâyesini anlattığımız zaman ne olur?

Bir araştırmanın sonucuna göre zihnimiz, onların zihni gibi işliyormuş. Beyinlerimizin birbiriyle bağlantılı olduğu kanaatindeyiz. Aslında bu durum akılların, beyinlerin birleşmesini anlatan ve karşımızdakini ne kadar anlarsak, hissedersek beyinlerimizin de o kadar değiştiğini ve bir başkasının beyni haline geldiğini ifade eden bilimdeki güncel bir algıdır. En başından beri beyinlerimiz çok farklılar; ancak bir kez zihninizde bir uyumlanma oluyor ve nihayet beni anlıyorsunuz. Ardından beyniniz, benim beynimin çalışmasına çok benzer bir şekilde çalışmaya başlıyor. Bu durum İsrailli bir beyin araştırmacısı tarafından açıklanmıştır.

Bugün zihinlerin bağlantısı, zihinler arası etkileşim ve araştırmanın bahsettiği tek ortak akıl (zihin) konularına Kabala Bilgeliği’nin yaklaşımını öğrenmeyi diliyoruz. Açılışı bir soruyla yapmak istiyorum: Farklı algılara ve fikirlere sahip farklı insanların olduğu yerde beyinlerimiz farklı yapılanır mı? Eğer öyleyse yine de birbirimizi anlar mıyız? Bu yapı nasıl işler? Kabala Bilgeliği açısından bir beynin başka bir beyinle bağlantı kurup onu anlayabilmesi için ne olmalıdır?

Dr. Laitman: Kabala Bilgeliği’ne göre hepimiz bir bedenin parçasıyız. Evrende hayal edebileceğiniz her şey- dünyadaki cansız, bitkisel, hayvansal ve hatta insan seviyeleridir. Mümkün olan tüm seviyelerdeki her şey bir bedenin parçasıdır. Bu bedene İbranice’de “Adem” denir. Kelime anlamı “adam”dır. Yeri gelmişken ifade edeyim: “Adam” isimlendirmesi bizlerden bağımsızdır. Bu bedende hepimiz birbirimize bağlıyız, birlikte hareket ediyoruz ve farklı seviyelerde, farklı şekillerde ve farklı güçlerde hiç kimsenin özgür olmadığı; fakat herkesin birbirine bağlı olduğu bir biçimde birbirimizi etkiliyoruz. İşte olan budur. Bu aslında sistemdir.

Nasıl işler? Nasıldır? Şimdi birlikte olmanın bir sonucu olarak herkesin herkesi etkilediğinden emin olun. Buradaki soru bu bedenin gelişim evreleriyle ilgili olabilen kuralları ve güçleri, bunların birbirini ve herkesi nasıl etkilediğini ne şekilde öğreneceğimizdir. Kabala Bilgeliği’nin ilgilendiği aslında budur.

Oren Levi: Pekâlâ, başladığımız soruya geri dönmek istiyorum. Bir şey söylediniz, ben de dinledim. Dinlemeye ve takip etmeye çalıştım. Aklım ve kendime ait düşüncelerim var. Sizi anladığımda ya da sizi tam olarak anlamadığımda, beyinlerimiz arasında ne oluyor?

Dr. Laitman: Etkileşim oluyor. Tekrar ediyorum: Bizler tek bir bedendeyiz. Yani hoşlansak da hoşlanmasak da “kendim” olarak adlandırdığım bu sistemde var olan her şey Michael, sizin sisteminizde var olan her şey Oren olarak adlandırılır. Hem doğrudan hem de tüm erkekler, kadınlar, cansız, bitkisel, hayvansal seviyeye ait olanlar ve tüm evren aracılığıyla hepsi birbirine bağlıdır. Her şey her şeyle, herkes herkesle bağlıdır. İster memnun olun, ister olmayın hepimiz birbirimizi etkiliyoruz.

Oren Levi: Tamam. İki durumu ele alalım. İlk durumda belirli bir kişi konuşuyor, diğeri ise dinliyor. Birbirlerini anlıyorlar. Farklı bir durumda bir başka kişi dinliyor; ancak konuşan kişinin söylediklerini kavrayamıyor ve bir uyuşum olmuyor. Bilim, eğer düşüncelerinizi kavrarsam, akıllarımız arasında bir tür uyuşum olduğunu ve konuşurken benim aklımın sizinkine benzer hâle geldiğini ifade ediyor. Yani aynı yapıya bürünüyorlar. Aramızda bir uyuşum yoksa söylediklerinizi kavrayamam ve bu süreç işlemez.

Dr. Laitman: Açıkçası sizi etkilemek suretiyle mesajımı algılamaya hazır olacağı şekilde beyninizi programlıyorum ve bu mesaja göre çalışıyoruz.

Konuk: Neden bazı durumlarda beynimi etkileyebiliyorsunuz da diğer bazı durumlarda etkileyemiyorsunuz?

Dr. Laitman: Bu, içsel bağlantımızdaki sistemle ilgili olan birçok koşula bağlıdır ve üstelik bu sadece aklımızla ilgili de değildir. Ayrıca farklı ruh hallerimiz, farklı ilişkiler, maddi, manevi birçok koşul var. Formül, belli bir istasyona ayarlanmış bir radyo alıcısıymışım ve çalmaya başlıyormuşum gibi basit değil. O kadar basit değil.

Fakat yapacak mıyım? Yapmayacak mıyım? Anladığım, istekli olduğum, hissettiğim şeyi genişletmek istiyorum. Bunun için arzum var mı? Belki de duymak, kavramak ve almak için kendimi zorlarım. Pek çok koşul var ve bizim anladığımız şey de budur. Anlamadığımız çok şey var; çünkü zaten o sistem içerisindeyiz. Onu inşa etmedik, oluşturmadık ya da biçimlendirmedik. Ancak sistem zaten tümüyle oluşturulmuştur. Kendine ait bir süreç içinde bir devinime sahiptir. Belli bir yöne hareket ettiğimizi biliyoruz; ancak o yöne nasıl gideceğimizi ve önümüzde ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Tüm bunlar büyük bir soru işareti. Belki de içinde bulunduğumuz tüm sistemden ve farkında olduğumuz tüm etkileşimler ve birbirine bağlı olma durumlarından en iyi ihtimalle yüzde ikisini anlıyoruz.

Konuk: Hayata karşı daha geniş bir bakış açısı olan bir insan olarak size göre ne tür parametreler insanlar arasındaki anlayış sürecini etkileyebilir?

Dr. Laitman: Bunu ancak sevgi yapabilir.

Konuk: Bunu açıklayabilir misiniz? Çünkü bu, kulağa biraz alâkasız geliyor.

Dr. Laitman: Bana bir şey aktarmak isteyen biriyle kibarca ilişki kurarsam, o kişinin bana aktarmak istediğini algılamak isterim. Bana aktarmak istediği mesajların tamamını gerçekten içselleştiririm. Bunu, bebeğinin neye ihtiyacı olduğunu, ne istediğini anlamak ve hissetmek isteyen bir annenin bebeğiyle ilişkisi gibi düşünün. Yani sevgiden başka konuşulacak bir şey yok. Sevgi; açık, güçlü ve sınırsız bir bağdır.

Konuk: Bu kısım dinleyiciye aittir diyebilir miyiz?

Dr. Laitman: Ayrıca mesajı aktaran kişiye de ait bir kısımdır. Hem aktaranda hem de mesajı alanda, yani her ikisinde de olmalıdır. İyi ve hoş bir iletişim kurmak, iyi ve hoş bir bağ oluşturmak istiyorsak karşılıklı sevgiye ihtiyacımız var.

Oren Levi: Daha sonra bu kişilerin beyinlerine ne olur?

Dr. Laitman: Sonra tabii ki bağ kurarlar. Bağlanmak istiyorlar mı? Benzer olmak istiyorlar mı? Tüm sorunların, şüphelerin ve belki hataların, bağlarının ötesinde ve üzerinde birbirlerini anlamak istiyorlar mı? Bazı rahatsızlıklar var ve bunların hepsinin üstesinden gelmek istiyorlar. Ortada herhangi bir rahatsızlık olmadan birbirleriyle doğrudan bağ kurmak için birbirleriyle bağlantılı olmak istiyorlar. Böylelikle hiçbir yabancı güç gerçekten kalpten kalbe kurulmuş olan bağlarının arasına giremeyecek.

Konuk: Bir kişinin, bir başka kişiyi dinlemeyi isteme ve bir dinleyici olma konusunda doğal eğilimleri vardır.

Dr. Laitman: Hayır, doğal eğilim her şeyden önce kim ve ne olduğumu muhafaza etmek içindir. Bu, dışarıdan bir şey almak istemeyen, ihtiyaçlarıma göre şekillenen koruyucu gücümdür.

Konuk: Bu yüzden zihnimin olduğu gibi kalmasını ve sizin zihninizden etkilenmemesini istiyorum. Örneğin kimse tarafından etki altına alınmak istemem. Benim dinleme ve anlama eğilimim doğal bir eğilim değildir. Bu noktada çaba sarf etmem gerekir.

Dr. Laitman: Bunun benim için faydalı olacağına ikna olmam şartıyla, evet.

Konuk: Bu yüzden bugün sadece çaba sarf etmeye değeceğini düşündüğüm durumlarda bunu yapıyorum.

Dr. Laitman: Yalnızca bugün değil, her zaman yapmalıyız.

Konuk: Başka bir seçenek var mı?

Dr. Laitman: Hayır, yalnızca kendimi belli bir kaynaktan gelen belirli bilgilere duyarlı olmaya ikna etmek için bir seçime sahibim.

Konuk: Öncelikle bu konuda özgür seçimim var mı? Yani başka bir kişiyi anlama konusunda özgür seçime sahip miyim? Belirli bir kişiyi dinlemeyi veya anlamayı ve başka bir kişiyi dinlemeyip anlamamayı seçebilir miyim?

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Kimi dinlemeye meyilli olacağım?

Dr. Laitman: Bu sizin hazırlığınıza bağlıdır. Bu, birisini takdir etme derecenize, bu kişiyi dinlemeye istekli olmaya başladığınız dereceye bağlıdır. Çünkü sizin için önemli olduğunu anlıyorsunuz.

Konuk: Bu durum bana benzeyen ve benzemeyen insanlarla mı ilgili?

Dr. Laitman: Evet; ama bunlar zaten ayrıntılardır. Benzemeleri ya da benzememeleri, benim için önemli olup olmamaları ayrıntılardır. Belki bana benzemiyorlar, onlardan nefret ediyorum; ancak dinlemeliyim. Çünkü bana zarar verebilirler… vs.

Oren Levi: Yani sadece anlamak için dinliyoruz. Buradaki mesele benzerlik değil, önem.

Dr. Laitman: Mesajın önemi…

Oren Levi: Bu yüzden bütün bu parametreleri göz önünde bulundurduktan sonra bir başkasının söylediği bir şeyi algılamak istediğimi hissettim. Şimdi yalnızca beynim için konuşacak olursanız orada ne olur? Dinlemek istediğimi hissettikten sonra aklımda neler olup bittiğine dair açıklamalarınızı dinlemek, kavramak istiyorum.

Dr. Laitman: Beyin belirli bir şekilde çalışmak ister. Mesajın kaynağının tam olarak algılanması üzerinde çalıştığı şekilde çalışmak ister.

Konuk: Gerçekten aynı frekansta çalışmak zorundalar mı?

Dr. Laitman: Birbirlerini zorlayabildikleri ölçüde öyle. Üniversitede bir profesör olduğunu varsayalım. Onunla konuşuyorum, onu dinliyorum ve onun aklındakilere girmeye çalışıyorum. Bir şekilde daha çok onun gibi oluyorum, dışsallıkta bile bunun bu şekilde olduğunu görürüz. Çünkü bu durum, kendimi almaya açtığım ölçüde karşımdakini daha iyi kavramama, algılamama, onunla daha çok senkronize olmama, onu sevmeme ve takdir etmeme yardımcı oluyor.

Oren Levi: Kendinizi bir dereceye kadar açtığınızı ve aktarmaya başladığınızı varsayalım. Kendinizi açtıktan ve aktarım başladıktan sonra beyninizde ne oluyor?

Dr. Laitman: Onun aktardığı şeyle ve onu sevdiğim, takdir ettiğim ölçüde beynimi hissetmeye başlarım. Ondan nefret ettiğim ölçüde kendimi açarım. Hatta dinleyebilirim; ama onu duymam. Sadece düşündüğüm şeye göre yargılarım, sorun budur.

Oren Levi: Biraz açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Bu apaçık. Eğer onu duymazdan gelecek kadar birinden nefret ederseniz, o kişiyi duyabilir ve onun söylediklerini gerçekte tamamen farklı bir şeye dönüştürürsünüz. Yani onun söylediklerine değil, sizin duymak istediklerinize dönüştürürsünüz. Genellikle birbirimizi anlamadığımızı söylediğimizde bu olur.

Oren Levi: Araştırmacılar birisiyle bir uyuşumumuz varsa, aklımızın ve beynimizin gerçekten onunki gibi olduğunu söylüyorlar.

Dr. Laitman: İkimiz de aynı düşünüyoruz. O bir cümle başlatıyor, ben bitiriyorum ya da o bir cümleye henüz başlamadan ben onun yerine konuşuyorum.

Konuk: Eğer doğru anladıysam en iyi anlayış, gerçekten aynı frekansta aktarım yapıp yapmadığımızla ilgilidir.

Dr. Laitman: Elbette benzer kaplara, birleşik kaplara sahibiz. O ne söyleyebilirse ben de onu söyleyebilirim ya da tam tersidir.

Oren Levi: Bu nasıl oluyor?

Dr. Laitman: Bu olur; çünkü her birimiz 10 Sefirot’uz, özel kaplarız ve ben belli bir ruh hali içindeysem, o da aynı ruh hali içindeyse bu mümkün olur. Tabii ki o ve ben aynı dalgaları yaratıyoruz. O gerçekten benim yerime geçebilir, ben de onun yerine geçebilirim. Ama yine de o ve ben işleri biraz farklı yaparız. Ben kendi içyapıma göre, o kendi içyapısına göre hareket eder. Ama yine de aynı hedefe doğru, aynı yönde ilerlememiz gerekir.

Konuk: Devam edecek olursak; hepimizin “Adem” olarak adlandırılan aynı bedenin, aynı sistemin birer parçası olduğunu söyleyerek başlamıştınız. Bunu araştırmacılara dayandırmak istiyorum ve ardından soru soracağım. Araştırmacılar tek bir birim olarak hareket eden bireysel bir beynin olmadığını, tüm beyinlerin tek bir ağda birbirine bağlı olduğunu ifade ediyor. Düşündüğümüzden çok daha bağlantılı olduğumuzu keşfettik. İnsanlar birbirleriyle çalıştıklarında neredeyse beyinleri tek bir nesne gibi oluyor. Araştırmacılardan biri bunun her zaman birbirine bağlı olmak gibi olduğunu söylüyor. Bizler bireylerden oluşan bir yığından ziyade tek bir organizmayız.

Dr. Laitman: Bireyler diye bir şey yok.

Konuk: Kesinlikle. Şimdiye kadar her birimizin birer birey olduğundan bahsettik.

Dr. Laitman: Hayır, her insan bir bireydir; ancak binlerce kasla, tüple ve telle -ne isim verdiğinizin bir önemi yok- birbirine bağlıdır. Herkes ve her şey birbirine bağlıdır. Bu bağlantının yanı sıra kişinin zevk alma arzusu olan ufak bir noktası vardır. Çok küçük, egoist bir arzudur. Bu, onu diğer kişiler ve her şeyden farklı kılan tek şeydir. Diğer her şey ise iplik iplik onunla diğer herkes arasındaki bağdadır. Doğrudan bağlandığı egoist noktalar vardır, kendisine yakın olanlar yoluyla bağladığı daha yakın ya da daha uzak olanlar vardır. Ancak nihayetinde gerçeklikte var olan cansız, bitkisel, hayvan ve insan formundaki ölü ya da canlı olsun, her alma arzusu ile bizim onları ne şekilde görüp tanımladığımızın bir önemi olmaksızın bağlantıdadır. Herkesin birbiri ile bağlantılı olması bu şekildedir.

Konuk: Tarifinize göre bizler birey olmaktan ziyade birbirimizle bağlantılıyız.

Dr. Laitman: Birey diye bir şey yoktur. Bizdeki tek kişisel taraf bizim ara bağlantılarımız olmasının yanı sıra her insan için tipik olan egoist arzunun bir zerresidir.

Konuk: Sahip olduğumuz deneyimler tamamıyla zıttır. Tecrübemiz, birbirimizi anlamadaki bir eksikliği gösterir.

Dr. Laitman: Tersyüz edilmiş bir dünya söz konusudur. Yani gerçek ve doğru olana ulaşmak için vizyonumuzu tersyüz etmek zorundayız. Her şeyle ve herkesle gerçekten bağlantılı olduğumuzu keşfetmek için bu gereklidir.

Konuk: Bu, hayatı kavrama yöntemimizi nasıl değiştirecek?

Dr. Laitman: Birdenbire herkese bağlı olduğumu, herkesin de bana bağlı olduğunu hissediyorum. Ne denli bir değişiklik olduğunu anlıyor musunuz? Hayata, topluma ve kendimize karşı yaklaşımım, tutumum değişiyor. Aniden artık özgür olmadığımı, kimsenin özgür olmadığını, herkese bağlı olduğumu ve hepsinin birbirine bağlı olduğunu keşfediyorum. Dolayısıyla durumumu değiştirmek istiyorum. Durumum kötü; çünkü bağlantılarımız kötüler. Aramızda iyi bağlantılar kurduğumuz ölçüde tüm durum değişecek, dünya değişecek.

Konuk: Bunu akıllar arasındaki bağlantı açısından açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Akıl var, kalp var. Bunlar kişiye ait iki kaynaktır. Akıllar arasındaki bağlantımız var, kalpler arasındaki bağlantımız var. İki kişi de akıllar ve kalpler arasında belirli bir ara bağlantıda. Bu durumda akıl yoluyla kalbi etkileyebildiğimiz gibi, kalp yoluyla aklı da etkileyebiliriz. Kısacası iki farklı etkileşim söz konusudur.

Oren Levi: Şimdiye kadar beyinlerimizin birbirine bağlı olduğunu açıkladınız. Biz bunu hissetmiyoruz. Hepimizin arasında var olan bağlantının gerçek resmini tamamıyla nerede görebiliriz? Tamamen birbirimize bağlı olduğumuzu ve bunun tüm bakış açımızı, yaşam algımızı değiştireceğini anladık. Bu, göremediğimiz iyi bir şey. Tamam, şimdi görmüyoruz. Bu yüzden bu iki seviye arasındaki bağlantıyı açıklamanızı istiyorum. Çünkü şimdi başka bir sistem ekliyorsunuz. Sadece akıllarımız birbirine bağlı değil, kalplerimiz arasında da bir bağlantı var. Öyleyse kalpler arasındaki bağlantının niteliği ile akıllar arasında olan bağlantının niteliği arasındaki ilişki nedir?

Dr. Laitman: Aralarında belirli bir bağlantı var. İbranice’de buna “Moha VeLiba” denir. Kelime anlamı akıl ve kalptir. Bunlar, her birimizin diğer herkesi etkilediği iki kaynaktır.

Konuk: Beyinler sisteminin rolü ve kalpler arasındaki bağlantının rolü nedir?

Dr. Laitman: En temel şey kalpler arasındaki bağlantıdır. Bu, temelde birbirimizi yakından ve sıkı bir şekilde nasıl etkilediğimizdir. Beyinlerin, akılların arasındaki bağlantı ise ikincildir. Kalpler arasındaki bağlantılarımızı değiştirmemiz gerçekten zor diyebiliriz ve bu bağlantıları akıllar arasında değişiklik yaparak değiştirebiliriz. Kalbimiz, aklımızdan daha katıdır. Kalbimiz, aklımızdan çok daha az esnektir. Egomuz kalbin içindedir ve akıl sadece kalbin ne istediğini fark etmesine yardımcı olur. Kalp ister, akıl düşünür.

Konuk: Yani, akıl…

Dr. Laitman: Kalple birlikte çalışmamıza yardımcı olan ek bir sistemdir. Aklımız olmasaydı kalbi değiştiremez veya kontrol edemezdik.

Konuk: Akıl kalbi nasıl yumuşatır?

Dr. Laitman: Neyin yararına ve neyin zararına olduğunu, yani ne yapmanın faydalı olduğunu kalbe göstererek yumuşatır.

Oren Levi: Kalpler arasındaki bağlantının bu daha katı ve daha az esnek sistemini kavrayabildik mi? Kalplerimiz arasındaki ilişkileri geliştirebildik mi? Ne şekilde olduğu önemli değil. Bu, beynimizin kapasitesini, beyinlerimiz arasındaki bağlantıyı nasıl etkiler?

Dr. Laitman: Beyin kalbi açar ve kalbin etkisini 620 kat arttırır.

Oren Levi: 620 kat artan nedir?

Dr. Laitman: Kalplerimizin birbirini etkileme seviyesidir.

Oren Levi: Akıl yoluyla mı?

Dr. Laitman: Evet, akıl yoluyla.

Oren Levi: Bunu basit kelimelerle açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Başkalarının arzularını kendi arzularımızla, düşüncenin gücüyle etkileyebiliriz.

Oren Levi: Düşüncenin gücü ile kalplerimiz arasındaki bağlantıyı geliştirebileceğimizi varsayalım. Varsayalım ki bunu yaptık. Bu, akıllarımız arasındaki bağlantıyı ve düşünen insanoğlu olarak yeteneklerimizi nasıl etkileyecek?

Dr. Laitman: Aynı düşünce, ilke, amaçla birbirimize bağlı olduğumuz ölçüde, -ki haydi aynı doktrin diyelim- kalplerimizle de bağlanabiliriz.

Oren Levi: Bu konuda biraz başarı elde ettiğimizi ve kalpler arasında daha iyi bir bağ kuracağımızı varsayalım. O zaman tek ihtiyacımız olan şey bu. Akıllar arasındaki bağlantıda bu plan nasıl işler?

Dr. Laitman: Kalp, tek bir adam olarak hem kalpler hem de akılların tümünün birbirine bağlanacağı bir kalpte, bir akılda ve bir amaçta var olan belli bir programı inşa etmeye odaklanmak konusunda aklı zorlayacaktır.

Oren Levi: Daha sonra birbirimizi daha kolay anlayabilecek miyiz?

Dr. Laitman: Tabii ki. Yalnızca daha kolay anlamaktan söz etmiyorum. Birbirimizi anlamak zorunda kalmayacağız. Sadece birbirimizi hissedeceğiz. Kendimi hissettiğim gibi seni hissediyorum.

Oren Levi: Peki, akıllarımız nasıl birbirleriyle bağlantıda olacak?

Dr. Laitman: Senin aklın sayesinde kim olduğumu anlamaya başladım.

Konuk: Yani?

Oren Levi: Evet, bu karmaşık bir durum.

Dr. Laitman: Öncelikle sadece kendi aklımla, kendi arzum için düşünürsem kim olduğumu bilemem. Yalnızca sizin sayenizde anlayabilirim ve kendime dönebilirim. Bu biraz psikolojinin alanına giriyor; fakat hâlâ ondan oldukça uzak.

Oren Levi: Bu anlayış aklınızı şu anda olduğundan daha gelişmiş bir noktaya mı taşıyacak?

Dr. Laitman: Elbette.

Oren Levi: Bu size şu an hayatta sahip olmadığınız neyi kazandıracak?

Dr. Laitman: Bu sadece akıllarımızı birbirine eklememiz değil, aynı zamanda farklı bir gerçeklik algısının, bilgiyi işlemenin, gerçekliğe çok yönlü bir şekilde bakmanın farklı bir düzeyini de eklememizdir. Tek yönlü çalışan ya da 1000 bayt farklı bilgiyi paralel olarak işleyebilen bir mikro işlemciniz varmış gibi düşünün.

Konuk: Yani manevî seviyede düşünme derinliğinin niteliğini mi artırır?

Dr. Laitman: Bu maddesel seviyede bile böyle değildir. Daha az gelişmiş bilgisayarlarda olduğu gibi kaç tane işlem yapabileceği hakkında değildir. En nihayetinde tüm gelişimimiz eylemlerimizi attırmakla ilgilidir; ancak burada yeni bir niteliğe giriyoruz.

Konuk: Gerçekte bu, yeni bir düşünce dünyası açar.

Dr. Laitman: Bu, özellikle Kabala Bilgeliği’nde öğrendiğimiz şeydir. İki zıt şeyi birbirine bağlayabildiğimiz bu en zengin durumda ve bu iki karşıtlığın bağlantısında daha yüksek bir üst gerçekliği hissetmeye başlarız.

Oren Levi: Çok teşekkürler Dr. Laitman, bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir sonraki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,298