e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1071 – İnsan Beyinleri Arasındaki Bağlantı, 2. Kısım

Yeni Hayat 1071 – İnsan Beyinleri Arasındaki Bağlantı, 2. Kısım

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Michael Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün zihinler arasındaki bağlantı hakkında biraz daha konuşmak istiyoruz. Daha iyi bir hayata giden yolda daha derin bir inceleme yapmayı umuyoruz. Bizimle kalın.

Konuk: Bu söyleşimizde, bir grupta yer alan akıllar arasındaki beyin fırtınası olarak adlandırılan bağlantı hakkında konuşmak istiyoruz. Beyin fırtınası, sorunlara çözüm bulmak ve yeni fikirler ortaya atmak amacıyla yaratıcı düşünceyi geliştirmek için uygulanan bir yöntemdir. 1939 yılında bulunmuş, 1957’de ise insanlara duyurulmuştur. Tüm bunlar yıllar önce oldu. Bazı değişikliklere uğramış olsa da bu yöntemi hâlâ kullanıyoruz.

Bir grup birlikte otururken yapılan bir beyin fırtınası durumunda ne olacağı sorusuyla başlamak isterim. Aşamalar şöyledir: Başta bir grup özgür bir biçimde bir araya gelir ve bir sorunla ilgili farklı fikirler ortaya koyarlar. Herhangi bir eleştiri olmaksızın sayıları git gide artan fikirleri destekleyerek sorunu çözmeye çalışırlar. Bir sonraki aşama ise hangilerinin uygun olup hangilerinin uygun olmadığını görmek için fikirleri sıralamak ve sonra belirli bir fikri seçmektir. Üçüncü aşama ise; beyin fırtınasında yer alan grubun geri bildirimidir. Asıl soru şudur: Beyin fırtınasına katılan bu gruba ne olur?

Michael Laitman: Her biri diğerlerinin soru ve cevaplarını anlama ve kendini ifade etme yoluyla belli bir format, düşünce tarzı, konuşma tarzı ediniyor. Elbette kişi ya tartışmaya katılmak ister ya da girdiği yoldan farklı bir biçimde tartışmadan çıkar. Bu sayede birbirini anlama olarak adlandırılan şeyi birlikte daha dikkatli bir biçimde düşünmeye başlarlar. Belki birbirlerine karşı olduklarını net bir şekilde görürler. Yani tüm noktalar daha açık ve dikkat çekici hâle gelir.

Konuk: Bir beyin fırtınasında yeni fikirler doğar mı?

Michael Laitman: Tabii ki doğar. Herkesin birbirini dinlemesi ve bu bilgiyi işlemesiyle yeni fikirler doğar. Birdenbire bir kişi bunun daha önce düşünmediği bir şey olduğunu hissediyor. Bir diğer kişi ise düşündüğü şeyi söylemediğini hissediyor. Ancak sonuç olarak onun içinde yeni fikirler ortaya çıkıyor.

Konuk: Beyin fırtınasına karşı iki yaklaşım var. Birincisi bireysel düşüncenin daha uygun olduğunu iddia ediyor.

Oren Levi: Bu ne anlama geliyor?

Konuk: Bu, beyin fırtınasına katılması planlanan eşit sayıda insanı almanın, her birinin tek başına oturmasının ve soruna fikirleriyle çözüm bulmasının daha iyi olduğu anlamına geliyor. Bunun yanı sıra grubun birlikte oturmasının daha iyi bir sonuç vereceğini iddia eden bir yaklaşım da var. Sizce hangisi daha iyi?

Michael Laitman: Elbette her biri kendi başına hazır olduktan sonra birlikte olmaları daha uygundur. Sonrasında birlikte yaratabilirler, fikirlere öncekinden daha farklı bir seviyede can verebilirler.

Oren Levi: “Hazır” derken neyi kastettiniz?

Michael Laitman: Bu, her birinin bağlantı aracılığıyla diğerlerinden olumlu ya da olumsuz ekstra bir şeyler aldığı anlamına gelir. Fakat neticede bu onları geliştirecektir. Ayrıca bunu, doğadaki tüm yapılarda da görüyoruz. Belki anlıyorum ya da anlamıyorum; fakat doğanın çok basit bir yol ile üreme ve bağlantı aracılığıyla ilerlediğini ve geliştiğini görüyoruz. Bununla ve her yolla tüm seviyelerde doğa bizi bağlantıya itiyor. Her şeyden önce üreme ve daha sonra bağlantı geliyor. Ayrıca bunu, icat ettiğimiz bilgisayarlarda ve farklı şeylerde de görebiliriz. Nitel ve nicel gelişme var ve bunlar birbirini destekliyorlar.

Konuk: İnsanın belli bir duruma girdiğinden ve çıktığından, ayrıca bu süreçten geçmesiyle birlikte içinde başka şeylerin oluştuğundan ya da doğduğundan söz ediyorsunuz. Böylece bu etkileşim içinde birbirlerine bir şeyler ilettikleri sonucuna vardım. Peki, insanlar arasında iletilenler nelerdir? Orada neler oluyor?

Michael Laitman: Anlatamıyoruz. Bunu anlatmak için gereken sözcüklere gerçekten sahip değiliz; fakat şunu söylemeliyim ki bir kişiden diğerine aktarılan şey düşüncedir. Ancak bu durum düşünceden daha fazlasıdır. Bu, bizim hem birbirimize bağlı olduğumuzu fark ettiren hem de bizi var olma şeklimiz olan bir mekanizma içinde birbirimizle birleştiren bir tür içsel enerjidir. Bu, elimizde olan bir şey değildir. Öncelikle belirli bir sistemin parçalarıyız. Bu sisteme giremeyiz, ondan çıkamayız. Onun içindeyizdir ve içinde var olmalıyız. Bize ait olan kısımda sadece bu ortak sistemin hareketini bir şekilde arttırmak ya da tam tersine onun etkisini azaltmak için bir çeşit özgür hareket vardır. Fakat bu hareket çok küçük bir ölçüdedir. Asıl mesele şu ki tek bir sistemdeyiz ve bu bizim elimizde olmayan bir şey. Tüm zihinler tek bir akla bağlıdır.

Oren Levi: Araştırmalar beyin fırtınasında iyi sonuçlar elde etmek adına başarılı olmanın kolay olmadığını göstermişlerdir. Bu yüzden zaman kaybetmemek için hangi teknolojiyi kullanmamız gerektiğini gösteriyorlar.

Keşfedilen çok ilginç bir şey var: Örneğin beyin fırtınası sırasında belli bir varsayımı ya da düşünceyi tanıttınız ve üzerine bir beyin fırtınası yaptınız diyelim. Daha sonra grubu, karşıt varsayımı tanıttığınız bir sonraki aşamaya götürürsünüz. Aslında bir yöne doğru düşünmekten, başka bir yöne doğru düşünmeye geçmeyi içeren hareket, sonuçları gerçekten iyileştirir. Sormak istediğim şey buydu: Neden bir yerden tam zıttı olan yere doğru hareket, zihinlerimizin çok daha üretken olmasını sağlıyor?

Michael Laitman: Çünkü bu böyledir, doğa tümüyle böyledir. Söylendiği gibi: “Sevgi tüm günahları örter”. Günahlara neden ihtiyacımız var? Onları sevgiyle örtmek için… Suçlar ve sevgi arasındaki fark ve boşluk, içinde var olabildiğimiz en hassas, en mümkün, en verimli yolu kapsayan durumu içimizde yaratır.

Oren Levi: Bunun sorduğum şeyle ilgisi nedir?

Michael Laitman: Çünkü bunun herhangi bir şeyle ve onun tam zıttı ile alakası vardır. Bu, doğada var olan bir prensiptir.

Oren Levi: Fakat bir şeyden, onun tam zıttına doğru olan hareket, yani bu zıtlık söz konusu olduğunda ne olur?

Michael Laitman: Bu iki parçacık artı ve eksidir. Bir şeyden onun tam zıttına doğru birbirleriyle bağlanırlar ve üçüncü bir durumu meydana getirme yetisini aralarında oluştururlar.

Konuk: Bir durumdan tam zıttına döndüğünüzde, bu durum bir kişinin zihnine ne yapar?

Michael Laitman: Doğada var olan ve pozitif ile negatif olarak adlandırılan iki güç vardır. Bunu erkek ve dişi olarak da ifade edebiliriz. Daha önce de belirttiğimiz gibi bir şeyin içinde ve zıttında olabilecek şey sadece üremedir. Bu sebeple savaş olmadan barışın, nefret olmadan da sevginin olamayacağını anlamalıyız. Denildiği gibi: ‘’Sevgi tüm günahları örter.’’ Bu sevgi sadece günahlar için bir örtü olabilir ve her şeyden önce sevgiye ulaşmak için günahlara ihtiyacınız vardır. Yani farklı görüşler topluma bolluk ve gelişme yeteneği sağlarlar. Bu nedenle bunu anlayan insanlar anlaşmazlık ve çelişkilerden etkilenmezler. Aksine yalnızca bu şekilde daha da ilerleyip gelişebileceğimizi anlarlar.

Oren Levi: Az önce yeni bir şeyin doğuşu için iki zıtlığın, yani artı ve eksinin; erkek ve dişinin arasındaki bağın sonucundan meydana gelmesi gerektiğinden söz ettiniz. Bunu beyin fırtınası ile ilişkilendirmek istiyorum. Beyin fırtınasında önce belli bir varsayım ortaya atıyoruz, daha sonra bunun hakkında beyin fırtınası yapıyoruz ve sonra da zıt bir varsayımı ortaya atıp onun hakkında da beyin fırtınası yapıyoruz.

Şimdi farklı bir karşıtlık hakkında soru sormak istiyorum. Bir beyin fırtınasında erkekler ve kadınları bir araya getirebilirim. Bilirsiniz; erkekler ve kadınlar doğaları gereği birbirinden farklı düşünürler. Erkek aklı ve kadın aklı bir beyin fırtınasına ne şekillerde katkıda bulunur?

Michael Laitman: Bu zaten tamamen farklı bir soru. Bir erkeğin düşünme şekli ve bir kadının düşünme şekli doğadaki iki uç nokta gibidir. Bir kadın daha çok anlaşma ve fikir birliğine varma yönünde hareket ederken, bir erkek ayrılık ve ayrım yönünde daha fazla çalışır. Her ikisi de belirli bir sonuca ulaşma yolunda yorgun düşmüşken, her biri kendi düşünce tarzına, kendi duygularına yaklaşır. Bu durum, bu dünyanın egoist seviyesinde mi ya da manevi seviyeyi edinme amaçlı özgecil düzeyde mi; bunu hangi seviyede konuştuğumuza bağlıdır. Fakat söylenildiği gibi; üst güç erkek ve kadın arasında var olur. Yani sadece aralarındaki zıtlık sayesinde belli bir karşılıklılığa ulaşabiliriz. Bu şekilde dişi kısmın hiç bir zaman özünde bağ kuramayacağını, yani iki kadının asla aralarında bağ kuramayacağını söyleyebiliriz. Her bir kadının etrafında kendisine yabancı olan herhangi bir şeyle aklen ve kalben bağ kurmasını engelleyen bir çeşit kabuk vardır. Onun için yabancı olanlar ailesi ve kendisi dışındaki her şeydir. Bir erkek ise bunun tam zıttı durumdadır. Kendi ailelerini kendilerine aitmiş gibi gerçek anlamda hissetmiyorlar. Fakat onlar, daha çok maddi sınırların ötesindeki duygusal ve ruhsal seviyede bağ kurmayı isteyerek hislerinin ve maddi dünyaya ait farklı tür bağlantıların, bağların ötesine geçerler.

Oren Levi: Bu doğal farklılıkları beyin fırtınasında mümkün olan en iyi şekilde nasıl kullanabiliriz? Mümkün olan en iyi sonucu doğurmak için bu iki kuvveti nasıl kullanmalıyım?

Michael Laitman: Nasıl olduğunu şu an görüyoruz; çünkü kadınların pratik işlerde, farklı yönetim türlerinde, bir şeyi sürekli yapmakta ve bir şeyleri düzenlemekte iyi olduklarını görüyoruz. Erkeklerin tüm ayrıntılarına tam anlamıyla dikkat edemedikleri şeylerde daha başarılılar. Erkekler ise herhangi bir şeyi bir dereceden, bir sonraki dereceye taşıma gibi şeylerle daha çok ilgilidirler.

Oren Levi: Şimdiye kadar akıllar arasındaki bağlantıdan bahsettik. Şimdi ise akılları ve düşünceleri senkronize etmekten bahsetmek istiyoruz. Her birimizin kendi beyni ve aklının olduğu, kendi fikirlerine sahip olduğu ve insanlar arasında fikirlerimizi senkronize edebildiğimiz bir duruma ulaşabilir miyiz?

Michael Laitman: İnsanlar arasında bunu sağlamak zor; ancak mümkün. Ama yine de erkekler ve kadınların bunu algılama şekilleri farklıdır.

Oren Levi: Pekâlâ, erkekler ve kadınlarla ilgili olmayan başka bir şey sormak istiyorum. Bilgisayarları senkronize ettiğimiz gibi akıllarımızı da senkronize edebilir miyiz?

Konuk: Araştırmalardan bir örnek vermek istiyorum: Örneğin bir araştırmada düet yapan ve birbiri ile senkronize olan iki gitaristten bahsediliyor. Düet sırasında bir EEG makinesine bağlanmışlar ve beyinlerindeki sinirsel ağların gitaristlerin hareketlerini senkronize ettiği bulunmuştur. Yani artık ikisi de kendi bireysel beyni ile düşünmüyorlar, orada yaratılan bir şey var.

Michael Laitman: Tabii ki onları bağlayan bir uyum söz konusu. Gitarist olmaları şart değil, bütün bir orkestrayı ya da birlikte şarkı söyleyen büyük bir grubu düşünebilirsiniz.

Konuk: Dahası sadece müzisyenler gibi ortak bir amaca sahip bir gruptan değil, aynı zamanda iki yakın arkadaştan söz ediyoruz. Başka bir kişiyle aynı dalgada olmanız ne anlama geliyor? Yani beden diliniz, kelimeleriniz, hatta nefes alma hızınız da bir çeşit senkronizasyondur. Bu iki sistem arasında ortak bir sisteme doğru, gerçek bir senkronizasyon var. Senkronizasyon oluşturmak gerçekten mümkün müdür ve bunun için gerekli şartlar nelerdir?

Michael Laitman: Aralarında ortak bir şey olmalı. Bu, onları bir arada tutar ve ortak mekanizmayı dinlemeye zorlar. Bu bir müzikal düzenleme mi yoksa tartışmamız ve sorunları çözmemiz gereken özel bir sistem mi? Yani aramızda ortak bir şey olmalı. O kadar güçlü ki bizi aynı hızda nefes almaya zorluyor. Elbette ki bu açık; ancak bunlar önemsiz meselelerdir.

Konuk: Ortak amacın yanı sıra orada başka bir şey olması gerekli mi?

Michael Laitman: Arzu olmalı. Bizi birbirimize bağlayan şey arzudur. Ortak arzumuz tüm düşünme, davranış, konuşma şeklimizi ve yaptığımız her şeyin sürecini belirleyecektir. Aynı kabın içindeymişiz gibi hissedeceğiz. Karşılıklı olarak her zaman birlikte çalıştığımız için kelimeler veya eylemlere, duygulara ihtiyacımız yok. Fakat eylemlerin çoğu konuşmadan veya hiçbir şey yapmadan aklımızda tamamlanıyor. Bu bir beyin fırtınası meselesidir, dışsal olarak kelimelerle ifade etmeksizin atlayıp yaptığımız pek çok eylemdir.

Konuk: Aklın senkronizasyonunda bir aklın başka bir akla güç vermesi mümkün müdür?

Michael Laitman: Tabii, sonuçta bu bir sistem, yani aynı sistem. Akıllar arasında binlerce bağlantı var.

Oren Levi: Sormak istiyorum: Telepati hakkında ne düşünüyorsunuz?

Michael Laitman: Yapan birçok insan var ve aynı zamanda bu, öğretilebilecek bir şey. Farklı tür çevrelerde kullanılıyor. Hükümet kullanıyor, polis kullanıyor… vs. İnsanların hem arzu hem de düşünceler açısından birbirlerini etkileyebilecekleri ve başkalarına bu şekilde bağlanabilecekleri, başkalarını etkileyebilecekleri yerlerde kullanılıyor. Sonuçta bir insan nedir? Etkileyebileceğiniz bir sistemdir. Onu kelimeler aracılığıyla ya da onlar olmadan arzunuza göre etkileyebilirsiniz. Öyle insanlar vardır ki meselâ odada bir şey saklasanız, o sizi isteseniz de istemeseniz de elinizden tutup, o şeyi sakladığınız yere getirebilir.

Konuk: Bu, soru sormak istediğim bir konu. Günümüz teknolojileri sayesinde hakkımızda birçok şey biliniyor. Ancak söz konusu olan, özgürlüğün düşüncelerimizde olması. Yani düşünce polisi, gün boyunca insanları gerçekten korkutan, insanların düşüncelerimizi okuyabilecekleri, istediğimiz şeyi düşünecek özgürlüğe sahip olmayacağımız; fakat her şeyi hesaba katmamızı gerektirecek bir şey.

Michael Laitman: Neyi umursuyorum? Dışarıda bir yerde benim hakkımda her şeyi bilen bir makam var mı?

Konuk: Bu, insanlara gerçekten baskı yapan bir şeydir.

Michael Laitman: Onlardan utanacağımı veya korkacağımı bileceklerse ya da bilmeyeceklerse onlardan neyi saklamak zorundayım? Neyi?

Konuk: Biraz farklı bir şey sormak istiyorum. Birinin düşüncelerini okumak mümkün müdür?

Michael Laitman: Evet, teorik olarak mümkündür. Kabalist olmayan insanlar arasında bile düşünce okuyabilenler mevcuttur.

Oren Levi: Bunu nasıl yapıyorlar? Aklıma girip ne yapıyorlar?

Michael Laitman: Zihniniz açıktır. İçindeki her şeyi okumak mümkündür. Bu durum bir bilgisayara girmek gibidir. Bir klavye ve bir fare vardır ve içsel bilgisayarınıza girip, orada neler olduğunu görmek mümkündür.

Konuk: Bu klavye ve fare nerede?

Michael Laitman: Herhangi bir kişinin elinde olabilir.

Konuk: Oren’in düşüncelerini okumak için şu an ne yapmam gerekir?

Michael Laitman: İlk olarak ve en önemlisi onu gerçekten sevmelisiniz. Onunla bağlantı kurmalısınız. Kalpten ve ruhtan bir bağlantı. Onu tamamen seveceğiniz bir şekilde bir bağlantınız olmalı ve bu mutlak sevgi içinde bilgisayarınızdaki ona ait olan her şeyi algılamaya başlarsınız.

Oren Levi: Sevgi ve düşünceleri okuma yeteneği arasındaki bağlantı nedir?

Michael Laitman: Şifreyi kırar. Sevgi şifreyi kırar.

Oren Levi: Nasıl?

Michael Laitman: Sevginin işleyişi bu şekildedir.

Oren Levi: Ne yapar?

Michael Laitman: Sınırları ortadan kaldırır.

Oren Levi: Hangi sınırlar?

Michael Laitman: İki bilgisayar arasındaki sınırlar… Sizin bilgisayarınıza kendi bilgisayarımdan giriyorum. Sizi gerçekten seviyorsam, sınırlar yoktur.

Oren Levi: Onu gerçekten seviyorsam düşüncelerini okuyabilirim, öyle mi?

Michael Laitman: Her şeyi okuyabilirsin.

Oren Levi: “Her şey” diyerek neyi kastediyorsunuz?

Michael Laitman: Her şey; düşünceler, arzular… Her şey… Fakat bu, onu gerçekten sevmeniz şartıyla böyledir. Orada ne okursanız okuyun, ona (konuk) karşı tutumunuza zarar vermez.

Oren Levi: Benim sevgi davranışım, tutumum mu?

Michael Laitman: Doğru! Bu, sevgi demektir. Ne keşfedersem keşfedeyim, sevgim yalnızca artacak.

Konuk: Sonra iki ayrı varlık olarak mı kalırız, yoksa tek bir varlık haline mi geliriz?

Michael Laitman: Bu, hâlâ üzerinde çalışmanız gereken bir şeydir. Hâlâ yeterli değil.

Konuk: Ancak tüm bu sürecin amacı; nihayetinde hepimiz için tek bir arzu, kalp, düşünce ve sevgi olmak ve sonra onu, Oren olarak değil de, kendim olarak hissetmem mi?

Michael Laitman: Her şey bir olacak. Ben de var olmayacağım; çünkü “ben”i de diğerlerinden ayırıyorum. Ben yokum, o yok. Her şey “biz”iz.

Konuk: Dolayısıyla düşünceleri okumak, potansiyelimizi gerçekleştirme yolunda gerçekten tek bir varlık olarak işlev gördüğümüz bir adımdır. Sormak istediğim diğer bir şey; akıldan akla sözcükleri aktarabileceğimizi ifade eden bilim adamlarının var olduğu, yani üzerinde konuştukları şey, bir sonraki aşamanın bilgisayar ve teknoloji arasında olan, akılları okuyabilen bir çeşit telepati gibi olduğu. Örneğin Oren ile düşüncelerim vasıtasıyla iletişim kurabilmem gibi bir durumdan bahsediyorum.

Michael Laitman: Ne tür düşünceleriniz var? Sorun olan budur.

Konuk: Düşüncelerimiz her zaman o kadar da iyi değil. Çoğu zaman karşımızdaki kişiye karşı çok sert düşüncelerimiz oluyor. Örneğin patronum yarın işe gitmek istemediğimi bilecek olursa, bir tür çatışma söz konusu olabilir.

Michael Laitman: Hayır. Eğer bilecekse zaten onu etkilemeyecek düzeyde bir bağlantıda olacağız. Doğamızın üzerinde olacağız.

Konuk: Yani?

Michael Laitman: ’Sevgi tüm günahları örter.’ Yani bir taraftan senden nefret ediyorum, diğer taraftan bundan daha da çok seni seviyorum.

Oren Levi: Böylece sahip olduğum farklı nefret düşüncelerini diğerlerinin okumasını umursamam, öyle mi?

Michael Laitman: Hayır.

Oren Levi: Neden?

Michael Laitman: Çünkü bu durumu altını ıslatan, onu ya da bunu yapan bir bebeğe benzetebiliriz. Onu sevmiyor muyuz? Seviyoruz. Bu, doğal bir şeydir.

Oren Levi: Peki, bu neden beni rahatsız etmeli?

Michael Laitman: Bu kişi bana karşı komplo kuruyor olsa bile onunla aramda olanların doğal şeyler olduğunu biliyorum. Bu, o kişiye doğadan geliyor. Bir aslan beni yemek istediğinde ne düşünüyorsam, bunlar hakkında da benzer şekilde düşünürüm. O doğası gereği böyledir.

Oren Levi: Örneğin günümüzde siber güvenliğin geliştirilmesine çok para yatırılıyor. Yani kimsenin bilgisayarıma girip onu bozmayacağından emin olmak istiyorum.

Michael Laitman: Bu başka bir şeyi bozuyor.

Oren Levi: İnsanlar, hükümetler diğerlerine ait bilgisayarları bozmaya çalışıyorlar. Bu nedenle günümüzde her ülke kimsenin sistemlerine giremeyeceği ve onu bozamayacağından emin olmak için en gelişmiş teknolojilere sahip. İşlerin biraz farklı yürüdüğü yarının dünyasından bahsediyorsunuz. İşler nasıl yürür? Bozamayacağınız bir bilgisayar üzerinde mi çalışıyorum?

Michael Laitman: Yani havada var olan, içine veriler yüklediğim ve kimsenin bozamayacağı şekilde çalışan bir bilgisayar üzerinde çalışıyorum.

Oren Levi: Neden? Onu koruyan ne?

Michael Laitman: Sadece sevgi ile bağ kurmak istediğim parçalar arasındaki doğru bağlantıdır ve böylece onu bozamazsınız.

Konuk: Bu verilere kim erişebilir?

Michael Laitman: Sevgi niteliğini edinebilen herkes erişebilir. Sevgi niteliğini…

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkür ederim. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Bir dahaki sefere görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,297