e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1073 – Ulusal Kimlik ve Hümanizm

Yeni Hayat 1073 – Ulusal Kimlik ve Hümanizm

Oren Levi: Merhaba. Dr. Laitman ile Yeni Hayat Söyleşisi Serisi’nde bizlere katıldığınız için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman ve herkese merhaba.

Burada, İsrail’deki hayatımızdan bahsetmek istiyoruz. Son yıllarda ulusal kimliğimiz olması için duyduğumuz arzu ile hümanizme yönelimimiz arasında kaldığımız açık. Bu durum ne anlama geliyor ve nereye doğru gidiyor? Bizimle kalın.

Konuk: İsrail ulusu karmaşık bir yapıya sahip. Pek çok ulus ve mezhep bir arada. Gayet renkli bir ulus. Farklı farklı çatışma ve anlaşmazlığın önüne çıkan en belirgin çatışma ise ulusallık duygusu ile kozmopolit, açık, insancıl vb. olma arzumuz. Hatta kamu diplomasimiz bile ne kadar iyi insanlar olduğumuzu ve dünyaya ne kadar iyilik sunabildiğimizi göstermek üzere düzenlemiş. Özellikle de ne kadar insancıl olduğumuzu vurguluyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun, bir yerde çığ düşse, bir felaket olsa hemen kurtarma ekipleri yolluyoruz. Bu açıdan bakınca, gerçekten de insancılız. O zaman, bahsettiğimiz böyle bir İsrail toplumu içerisinde, hissettiğimiz bu ulusallık hissini bu kadar özel kılan nedir, insani olmak için bu hevesimiz nedir, onu anlamaya çalışalım.

Dr. Laitman: Biz çok eziyet çekmiş bir ulusuz. Herkesin de nefret ettiği bir ulus aynı zamanda. Herkesin mercek altına aldığı bir ulus. Herkes bir şekilde, bir köşeye kıstırmak istiyor. Biri, diğerlerini birazcık geçmek istesin, ilk iş bize tekme vuruyor, bu şekilde öne geçiyor. Dünyanın herhangi bir yerinde birileri ne kadar özel olduğunu göstermek istemeye görsün, önce bizi alaşağı etmek istiyor ki herkes görsün, ne kadar özeller.

Oren Levi: Kum torbası gibiyiz yani.

Dr. Laitman: Aynen. Bütün dünyanın kum torbası, tam olarak. Bu yüzden, sürgünde geçen 2000 yıldan sonra biliyoruz ki sürgün bitmeyecek. Bir saatçik bile olsun sürgünsüz vaktimiz olmayacak. Son sekiz yıldır, İsrail Ülkesi dedikleri yerde yaşıyor olsak da bu bize başkalarına ne kadar benzemediğimizi daha da çok hissettiriyor. Biz de diğer uluslar gibi olabiliriz sandık önceleri. Herkes gibi yurt sahibi oluruz sandık ama öyle mi oldu? Hayır! Hiçbir zaman öyle olmadı. Olmayacak da. Başkaları gibi olma umudumuz, sıfır. Bizi suçlamayacakları ve hakkımızda atıp tutmayacakları bir ulus olamayacağız. Unutalım onu bir kere. Olmayacak öyle bir şey. Çünkü bu toplum, her zaman baskı altındaki bir toplumdur. Her zaman kendini saklar, başkaları beğensin diye kırk takla atar. Ama diğer uluslar görür mü? Yok! Bir şey var işte. Bakmıyorlar bile. İçlerinden gelmiyor. Ben de her zaman düşünüyorum, başkalarına nasıl görünüyorum, benim hakkımda ne söyleyecekler diye.

Konuk: Doğru, böyle garip bir eğilimimiz var bizim.

Dr. Laitman: Bir çeşit aşağılık kompleksi bence. Diğer uluslar böyle hissetmez. Hangi ulusa bakarsanız bakın. Gerçekten…

Konuk: Bizim gibi, kendilerini açıklama gereği duymuyor hiçbiri.

Dr. Laitman: O yüzden, bütün bu ihmal edilme hissinin ve benzerlerinin arkasında bu var işte. Küresel olarak da günlük hayatımızda da tavrımız bu, her şeyi kabul etmeye istekliyiz. Başka seçeneğimiz yok. Geçen 200 sene buna alışkın büyüdük, nasıl bırakırız. Bir savaş başlatmaya bile korkuyoruz. Ancak biri bize saldırdıysa, ancak o zaman ucundan bucağından karşılık verebiliyoruz.

Konuk: Başkaları ne der?

Dr. Laitman: Dış dünyanın bu baskısı nedeniyle biz de kendimizi düzeltme fırsatı bulamadık, gelişemedik. Böyle olunca ulus, potansiyel manevi gelişimini de tamamlayamadı. Manevi potansiyelin yanı sıra bir de bununla ciddi bir biçimde çelişen, dünyevi potansiyel de söz konusu. Seçilmiş halk olmak zorundayız. Bütün dünyaya örnek olmak zorundayız. Bütün dünyaya bir toplumun, bir ailenin, bir yurdun nasıl kurulacağını öğreten halk olmak zorundayız. İnsan olmayı bütün dünyaya bizim öğretmemiz lazım. Öyle mi yapıyoruz? Hayır. Tam tersi. Aile yapımız, politikamız, kültürümüz, eğitim sistemimiz… Dışardan bakınca her konuda olması gerekenin tam tersini yaptığımız anlaşılıyor. Kelimenin tam anlamıyla başarısız olduk ve umurumuzda değil, çünkü yazgımızı kabul etmek istemiyoruz. Temelimizde sorun var. Kendimize karşı nefret duyuyoruz. İçten içe kendimizi gerçekten sevmiyoruz.

Konuk: Neden peki?

Dr. Laitman: Çünkü manevi görevimiz olan yazgımıza zıtız. Ortaya çıkıp “Ben Yahudi’yim ve bununla gurur duyuyorum” diyemem çünkü dünyanın ıslahı için bir metodum var benim. Herkese onlardan daha yüce olduğumu gösterebilirim. Ve ben gerçekten bunu paylaşmak isterim. Onlardan daha iyi olduğumu göstermek için değil, bunu herkesle paylaşmaya istekli olduğum için. Bu temele sahip değiliz. Neye sahip olduğumuzu bilmiyoruz. Ortaya çıkıp sahip olduklarımızı gösterip paylaşmak yerine bu durumdayız işte. Halbuki dünya da farkında olmadan bunu yapmamızı bekliyor bizden. Biz de dünyaya tam tersini söylüyoruz. Hiçbir şeyimiz yok bizim diyoruz. Dünya da içten içe biliyor elimizdekileri. O yüzden elimizde bir şey olmadığını söylediğimizde bizden şüpheleniyor. Onlarla paylaşmak istemediğimizi düşünüyor. Bu yüzden yaptıklarımızı hak ediyorlar.

Konuk: Doğru mu anlıyorum? Dünyanın bize olan tavrından yola çıkarak dönüp kendimize bir bakmamız. Dolayısıyla Yahudiliğimizle övünmekten vazgeçmeliyiz çünkü milliyetimizin övünülecek bir tarafı yok. Aynı zamanda, kendimizi gerçekleştirmediğimiz için de manevi görevimize karşı çıkmış ya da buna uygun olmayacak şekilde davranmış oluyoruz. Buradan da kendimize duyduğumuz nefret ortaya çıkmış oluyor diye konuştuk.

Dr. Laitman: Evet. Bu yüzden nefret ediyoruz kendimizden.

Konuk: Yani kendinden nefret, ne olabileceğimle ne olduğum arasındaki farktan ve görevimin ne olduğunu idrak edememekten kaynaklanıyor.

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Kendimden nefretimin kaynağının ne olduğunu anlamıyor olsam bile mi?

Dr. Laitman: Evet. Kabahatin nerede olduğunu anlayamam o zaman. Kendimi nasıl gerçekleştirebilirim? Kendimi gerçekleştiremediğimi hissediyorsam, içimde eksik bir şeyler hissediyorsam, dünyayla ne paylaşabilirim ki?

Oren Levi: Peki, içimizde ne tür bir nefret var?

Dr. Laitman: Kendimizden nefret ediyoruz.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü içten içe hissetmiyor olsam bile doğru bir şekilde var olmadığımı biliyorum. Muazzam bir görevim var; nasıl doğru yaşanacağını, nasıl adım adım ilerleneceğini, nasıl çocuk yetiştirmek gerektiğini, nasıl aile kurulacağını, hayata dair her şeyin nasıl doğru yapılacağını göstererek tüm dünyaya örnek olmak kaderi, bu görev. Bütün insanlığı birliğe, tamamlanmaya getirecek bir yöntem var elimde. Ama kullanmıyorum. Gerçekleştirmiyorum. Hatta neden bahsettiğimi bile bilmiyorum. Ama bilmiyor oluşum beni bu dertten kurtarmıyor. İçten içe kendimi doğru kullanmadığımın farkındayım. E, kimden nefret edeceğim? Kendimden. Yahudilikten kaçmak istiyorum. Bir Yahudi olmaktan kaçmak istiyorum. Başka bir şey olmaya heves ediyorum, ne bileyim, bir Afrikalı mesela ya da bir Güney Amerikalı. Yeter ki Yahudi olmayayım. Onları her zaman Yahudi ve bilge bir grup olarak hissediyorum. Bütün dünya eline bir mercek almış, bana, rezil, suçlu, mikropmuşum gibi bana bakıyor

Konuk: Peki. Kendinden nefretin ne olduğunu anlattınız. Kişinin milli kimliğiyle ilgili kendinden nefreti ile o milletin kendi bireylerine yönelmiş bir nefretin yavaş yavaş büyümesi arasında nasıl bir bağlantı var?

Dr. Laitman: Başka başka faktörler devreye giriyor burada, çok fazla değiller ama yine de dikkate almak lazım. Öncelikle büyük bir egodan bahsediyoruz. Arkasından, herkes herkesi kandırmak istiyor ve onlara rağmen başarı elde etmek istiyor, neden? Çünkü o zaman bile bir şeyler yapabildiği hissini yaşıyor. Üçüncü bir faktör ise kişinin ulusuna duyduğu nefret hissine ilişkin manevi dürtünün tapınak zamanına kadar dayanıyor olması.

Konuk: İçimize işlemiş bir şey mi yani?

Dr. Laitman: Evet. İnsan böyle bir dürtüye karşı koyamaz.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü kardeş sevgisinden mesnetsiz nefrete düştük. Doğal halimizle var olabildiğimiz yerde bulduk kendimizi. Doğal halimizle hiçbirimiz, hiç kimseye yakın olamayız.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü biz dünyanın70 ulusundan toplanmayız. İbrahim’in çağrısına uyarak bir araya gelmiş bir halkız. İbrahim onları, “sevgi tüm günahları örter” yasasıyla birbirine bağladı. Herkes, aralarında karşılıklı sevgiye ulaşmada başarılı oldu, bu karşılıklı sevgi yabancı olan insanları da birbirine bağladı.

Oren Levi: Eğer varsa.

Dr. Laitman: Evet, bir zamanlar. Sonra bu sevgi kayboldu.

Oren Levi: Tapınağın yıkımı ile kastettiğin bu mu?

Dr. Laitman: Evet. İkinci tapınağın yıkılışı. Sevgi yok olduğunda, Rav Akiva’nın “başkasını kendin gibi sev” ile ilgili dediği şey buydu. Ve sevgi yok oldu ve bu yüzden artık bir ulusa mensup değiliz.

Oren Levi: Bugün hissettiğimiz nefretle bunun alakası nedir?

Dr. Laitman: Çünkü bizler dünyadaki 70 ulusun temsilcileriyiz. İsrail halkı içinde bütün uluslara sahipsiniz.

Oren Levi: Bunun, bugünkü nefretle nasıl bir ilgisi var?

Dr. Laitman: Çünkü aramızda bir bağ yok. Dünyanın 70 ulusu birbirine bağlı değilse sorun yok. Onlar için bu dünyevi bir bağ, bizim için bu manevi bir bağ çünkü bizler manevi güç vasıtasıyla bağlandık ve bu ortadan kayboldu. Ve dahası bizi birbirimize bağlayan şey bu anti-manevi güçtür. Nefretin gücü. Ve bu nedenle birbirimizden kaçmak istiyoruz. Birbirimizle olmaya dayanamıyoruz başka seçeneğimiz olmadığı için birlikteyiz. Çünkü düşmanlarımız bize baskısı yapıyor. Dünya, daha büyük bir güç elde edebilmek için birleşiyor, böyle kurtulabilmeyi umuyor.

Oren Levi: O zaman, doğru anladıysam, İsrailli iki kişinin ilişkisi, iki Fransız’ın ilişkisine benzemediğini mi söylüyorsunuz?

Dr. Laitman: Hiç. Bir Fransız’la bir Alman arasındaki bağ bile daha fazladır. Çünkü Fransız’la Alman arasında reddedilme vardır ama bu dünyevidir.

Oren Levi: Çünkü ikisi zaten farklı uluslara mensuplar.

Dr. Laitman: Evet. Ve bizim birbirimize hissettiğimiz nefret, ancak bir zamanlar bizi birbirimize bağlayan sevgiyle karşılaştırılır. Bugün, tam zıddını hissediyoruz.

Oren Levi: Aramızdaki bu negatif hissiyat nedir? Dünyada her hangi diğer iki insan arasında var olmayan bir tür olumsuz his var.

Dr. Laitman: Seni kandırmak istiyorum. Seni kullanmak, senden faydalanmak istiyorum.

Konuk: Ama bu zaten var olan negatif duyguların ifadesidir. Sanki bu negatif duyguda potansiyel bir güç varmış gibi.

Dr. Laitman: Bizler ulusal sevgiyi edinene kadar, bu sadece Kabala bilgeliğiyle yapabileceğiniz bir şeydir. Onun amaçladığı şey budur. Yoksa birbirimize tahammül edemeyeceğiz. Zaten bakın kaç tane partimiz var ve partiler arasında nefret var. İnsanlar daha iyi geçinmeye istekliler.

Konuk: Komşularımızla mı? Herkesle mi?

Dr. Laitman: Evet herkesle, sadece başka bir Yahudi ile değil. En zor şey, iki Yahudi’nin birbiriyle iyi geçinmesidir. Ve bir kez iyi geçindiklerinde, hemen birbirimizi nasıl kullanabiliriz diye düşünmeye başlarlar.

Oren Levi: Daha önce, başka birini ona zarar verme pahasına kullanma eğilimimiz olduğunu söylediniz. Bu, bizim kendi aramızda, İsrailliler olarak, kişinin en azından bir dereceye kadar kendini gerçekleştirdiğini hissetmesine neden oluyor. Ve ondan önce de, kendimizden nefret etmemizin nedeninin, bir insanın kendisinde gerçekleşmemiş bir potansiyel olduğunu hissetmesi olduğunu söylediniz. Ve bu yüzden kendisinden, Yahudi olduğundan milliyetinden vb. nefret eder.

Dr. Laitman: Çünkü bu, onun doğasında sahip olduğu bir şeydir.

Oren Levi: Tam bu arada, neden başka bir İsrailli gördüğümde bu duygu azalıyor? Neden bu bana bir çeşit bu potansiyeli gerçekleştiriyorum hissiyatını veriyor?

Dr. Laitman: Öyleyse, nefretin gerçekleşmesi nedir? Yani, nefretin gerçekleştiği şey?

Oren Levi: Peki, bu neden benim öfkemi dindiriyor?

Dr. Laitman: Çünkü bunun için arzuya, dürtüye sahipsiniz.

Oren Levi: Ne için dürtüye?

Dr. Laitman: Genel anlamıyla bir Klipa içindesiniz, İbranice anlamı kabuktur. Ne zaman ortaya çıkıyor? Nefretinizi fark ettiğinizde.

Oren Levi: Bunu açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Açıklayamam. Bu kelimelerin ötesinde, gerçekten açıklayamam.

Oren Levi: Neden bir İsrailli diğerinden faydalanırsa, o zaman bu onun kendinden-nefretini biraz dindiriyor?

Dr. Laitman: Dünya uluslarından, bir başkasından faydalanmamdan daha fazla dindirir.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Neden? Çünkü dünya uluslarından diğer insanlara karşı, hiçbir manevi nefretim yok. Ve başka bir Yahudi’ye karşı manevi nefrete sahibim.

Oren Levi: O nedir?

Dr. Laitman: Geçmişte birbirimize karşı sevgiyi hissederdik ve şimdi nefret hissediyoruz. Bir komşunuz varsa ve onunla herhangi bir özel ilişki içinde değilseniz sizi ne ilgilendirir ki? Ama eğer evli olsaydınız ve kavga etmiş olsaydınız ve o boşanmış olsaydı.

Oren Levi: Sonra ne?

Dr. Laitman: Ve elbette burada bir talep var. Ve olumsuz bir tür bağ var.

Konuk: Tamam, sabırsızlıkla bekliyorum. Şimdi, İsrail toplumunda, günümüzde ulusal sevgi, İsrail toplumu için önemli midir?

Dr. Laitman: Hayır.

Konuk: Nedir?

Dr. Laitman: Ulusal sevgi, İsrailliler için hiç önemli değil. Onu göz önüne almazlar, hakkında konuşmazlar, geliştirmezler. Okulda veya onunla ilgili filmde, tiyatroda bunu öğrenen hiç kimseyi görmeyiz, kimse umursamıyor. Tersiyle ilgileniyoruz, herkesin diğer herkesi ne kadar göz ardı ettiği ve umursamadığıyla ilgileniyoruz.

Konuk: Bunu her yerde görüyorum. Kabala Bilgeliği’nde ulusal sevginin önemi nedir?

Dr. Laitman: Kabala, bunun zamanımızda konuşulmaya başlanması ve geliştirilmesi gereken ama bunu sağlama ihtiyacımızın dışında, bunu dünyaya yaymamız/göstermemiz gereken bir şey olduğunu söyler.

Oren Levi: Neyi, ulusal sevgiyi mi?

Dr. Laitman: Hayır, dünyaya sevgiyi ve dolayısıyla ulusal sevgimizi geliştirmek zorundayız.

Oren Levi: Yani, iki aşama gibi.

Dr. Laitman: Evet. Çünkü bunu dünyaya borçluyum.

Oren Levi: Neyi borçlusunuz?

Dr. Laitman: Dünyaya, nasıl sevileceğini öğretmeyi. Bu yüzden, ilk önce, aramızda sevgiye ulaşmak zorundayım. Bu, beni İsrail sevgisine ulaşmaya, elde etmeye zorlayan şeydir ve İsrail sevgisinden, dünya sevgisine.

Konuk: Gerçek hümanizme, tüm dünyaları kucaklayan sevgiye ulaşmak için, ilk aşama olarak İsrail içindeki sevgi olduğunu söylemek mümkün müdür?

Dr. Laitman: Evet

Konuk: Bu hümanizme doğru ilk adım mıdır?

Dr. Laitman: Evet

Konuk: Neden? Hadi anlayalım.

Dr. Laitman: Çünkü bu, sıradan hümanizm değildir. Ve bu, ulusunuza karşı sıradan bir sevgi değildir yani bu sadece dünyayı kucaklamak uğrunadır.

Konuk: Yani birbirimizi sevmek için bağ kurmuyoruz ve kendimizi herkesten ayırıyoruz.

Dr. Laitman: Doğru ama bunu dünyaya sevgi getirmeye başlamak için yapıyoruz.

Konuk: Ve bu aslında ulusal sevgimizin benzersizliği midir?

Dr. Laitman: Evet. Bu nedenle ulusal sevgimiz, İsrail sevgimiz bile tamamen insancıldır.

Oren Levi: Az önce tanımladığınız gibi bu süreç, birbirimize karşı hissettiğimiz bu olumsuz duyguyu nasıl etkileyecek, İsrailliler arasında var olan bu anti-manevi gücü?

Dr. Laitman: Birbirleriyle bağ kurabilecekleri ölçüde, ondan sonra bağ kurma gücüne ve tüm realiteyi, o zaman da tüm dünyayı, tüm insanlığı birbirine bağlayacak güce sahip olacaklar. İsrail halkı aralarında bir dereceye kadar bağlanma yeteneğine sahipse, bütün insanlığı kucaklamak için bağ kurma yaklaşımını anlama yeteneğinin gücüne sahip olacaklardır.

Oren Levi: Bağıntı nedir?

Dr. Laitman: Bağıntı, İsrail halkının iki bin yıl önce geçtikleri ıslahta, manevi parçalanmanın sonucu olarak birbirlerine karşı nefret hissediyor olmalarıdır. Bu onlara tüm dünyayı kucaklayabilme gücü verecektir.

Konuk: Konuştuğunuz her şey çok mantıklı geldi ve duymak bile acı verici. Gerçekten sormak istediğim bir şey dışında, bu ne kadar doğrudur? 2000 yıl önce olan olaylara hep geri döndüğünüzde, şimdi olanlarla nasıl bir ilişkisi var?

Dr. Laitman: Çünkü geçmişte İsrail halkı, 3500 yıl önce eski Babil’de, İbrahim’in altında bir grupta birleşti.

Oren Levi: Yani, daha da geriye gidiyorsunuz.

Dr. Laitman: Evet

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü bu ulusun temelidir. Bir grupta bir araya gelmiş, bir grup yabancının temelidir, eski Babil’de olmuştur. İbrahim, bizim atamız, bütün Babilleri aldığında, Yaradan’a ulaşmak isteyen her kimse, kim burada Babil’de geçireceğimiz bütün bu savaştan kurtulmak istiyorsa benimle gelsin lütfen demiştir. Ve insanlar onu dinledi çünkü o bir rahipti. Babil’de tanınmış bir manevi şahsiyetti. Ve onlara nasıl bağ kurulacağını ve başkasını kendileri gibi sevmeyi öğretti. O zamanlar ego insanlık içinde hala küçüktü. Ve bağ kurmayı başardılar. Bu nedenle onu, Yaşar-el kelimelerinden gelen, Yaradan’a doğru, üst güce doğru yönelmiş anlamında olan, İsrail olarak adlandırdı. Bu aslında Babil’de yaşayan 70 ulustan oluşan bir toplanmaydı. Ve onları Kenan topraklarına, İsrail topraklarına götürdü. Ve işte bu şekilde tüm farklı türden bozukluklar ve engellerle yaşadılar ve bağlarını güçlendirdiler. Ki bu bağlarını güçlendirmek için bilerek onların içinde uyandırılmıştı. Ve yalnızca 2000 yıl önce çok büyük bir egonun içine battılar, çok büyük egonun sekteye uğratması. Ancak o zaman artık dayanamadılar. Rabbi Akiva’nın zamanlarıydı ve o, başkasını kendin gibi sev diye seslendi. Bu, tutmamız gereken bir şeydir ve ulus basitçe bunu yapamadı. Ve sonra kardeşçe sevdikleri manevi dereceden, birbirlerinden nefret etmeye başladıkları fiziksel dereceye düştüler çünkü 70 ulus gibi ayrılmışlardı. Ve hepsi birbiriyle çatışma içindeydi çünkü her birinde 70 ulusun kökü vardı.

Konuk: Peki bugün bu bizi nasıl etkiliyor veya etkilemiyor?

Dr. Laitman: Etkiliyor çünkü bağ kuramıyoruz. Sizin içinizde 70 ulusun kökü var, sonra bende ve diğer herkeste, bu arada ebeveynlerimiz ve ebeveynlerimizin ebeveynleri ve diğerlerinde. Nesiller boyunca evlendiler, o yüzden her birimizde 70 kök vardır ve her birimizde, 1 kök değil, 70 kök. Ve 70 kökü bağlamak istediğimizde o zaman birbirlerini desteklemeye başlarlar. Ve onları bağlamak için ıslah eden ışığı çekemediğimizde, o zaman her birimiz, kendimizle çatışma içinde olduğumuz bu deliliğin içinde, patlamak üzere içimizden taşarız.

Oren Levi: Bu içsel deliliği ne sakinleştirebilir?

Dr. Laitman: Sadece ışık.

Oren Levi: Hangi ışık?

Dr. Laitman: Bu parçaların, bu 70 kökün tümü arasında bağlantıyı sağlayan üst ışık. Bu her birimizin içinde var.

Oren Levi: Az önce bir kişinin içinde patlamak üzere olduğunu hissettiğini söylediniz. Bunun insanlar arasındaki ilişkilerle ne ilgisi var? İlgili mi yoksa herkes patlamak üzere olduklarını hissediyor mu?

Dr. Laitman: Başka birine bağlanamazsınız. Bu bir problemdir. Siz, kendiniz bu içsel çatışmanın içindesiniz. Ayrıca o da ve sen de kendi aranızda bir çatışma içindesiniz. Peki, bununla ne yapabilirsiniz?

Oren Levi: Ben de bunu soruyorum, bunu sakinleştirmek nasıl mümkün olabilir?

Dr. Laitman: Hayır. Bunu yapmak, üst ışık vasıtasıyla, Kabala bilgeliği vasıtasıyla, tüm dünyayı, cansız, bitkisel, hayvan ve insanları kapsayan dünyada var olan, üst enerjiyi çekme yoluyla mümkündür. Eğer bizler, insanlar, doğanın geri kalanının tümü gibi birbirine bağlı olmak istersek ama yapmazsak ve sonra yaratılışın tüm parçalarını birbirine bağlayan bu enerjiyi nasıl çekeceğimizi öğrenirsek, o zaman bu ilişkilerimize ne yapacaktır?

Dr. Laitman: Bize, birbirimizi sevme yeteneği verecek, yoksa yapamayacağız. Bu yüzden ya dışsal nefretle ya da sevgimizle bağlanabiliriz.

Konuk: İsrail halkı arasındaki manevi sevgi, dünyadaki hümanizmi ne kadar zamandır etkiliyor?

Dr. Laitman: Onlarla 70 kökle bağlı olduğumuz için, biz bağlanmaya başladığımız an, onlar da bağlanmak istediklerini hissetmeye başlarlar ve bu iyi gücün bizden geldiğini hissetmeye başlarlar.

Oren Levi: Dünya daha insancıl olabilir mi?


Dr. Laitman: Tamamen! Ümit edelim ki biz buna geleceğiz.

Oren Levi: Dr. Laitman, çok teşekkür ederiz. Bizimle birlikte olduğun için teşekkür ederiz. Bir dahaki sefere kadar her şey gönlünüzce olsun.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,364