e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1075 – Kendine Yabancılaşma

Yeni Hayat 1075 – Kendine Yabancılaşma

Oren Levi: Merhaba, Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün Dr. Laitman ile yabancılaşma, öz-yabancılaşma hakkında konuşmak istiyoruz. Genellikle insanlar arasındaki yabancılaşmaya aşinayız; ama burada bir insanın kendisinden uzaklaştığını hissettiği bir durum var. Bu olgunun ne olduğunu daha iyi anlamaya çalışacağız.

Konuk: Oren’in dediği gibi; öz-yabancılaşma, kendi kendine yabancılaşma kişinin kendisinden uzak olduğunu hissetmesidir. Kişi kendisiyle gerçekten özdeşleşmez ve asıl özünden uzaktır. Gerçekte tanımadığı bir tür dış karakter olan kişi, bu kişiliğin içinde yaşadığını; ama çoğu kez bunun kendisinin istediği bir şey mi, yoksa başkalarının istediği bir şey mi olduğunun farkında değildir. Kişi gerçekteki kimliğiyle bu dünyada yaşayan kukla arasındaki uçurumun farkında değildir. İşte hepimiz böyleyiz. Bu, tam olarak sohbetimizin konusu, bu yüzden biraz bundan söz edeceğiz. Lütfen bize neden hepimizin bu şekilde olduğunu ve neden hep kendimizden uzaklaştığımızı söyleyebilir misiniz?

Dr. Laitman: Bunu iyi ya da kötü bir şey olarak görmüyorum; ama bu bir gerçek. Öncelikle belli niteliklerle, özelliklerle, kalıtsal özelliklerle doğduk ve eğer ebeveynlerimiz bu eğimleri ne ölçüde kullanabileceğimizi biliyor olsalardı belki bize aldığımızdan daha iyi bir eğitim verebilirlerdi. Ancak aldığımız bu eğilimleri istemsizce, bilinçsizce aldık diyebiliriz. Bir fetüs durumunda olduğumda nasıl bir seçim yapabilirim ki?

Daha sonra ailem benim için belli bir tür eğitimi ve çevreyi… vb. seçti. Öyleyse bu böyle gelir ve böyle devam eder. Yani kısacası yıllarca süren ergenlik dönemimden sonra dışarı çıktım. Sanki bir fırında pişirilmişim gibi bir parça ekmek veya tatlı bir kek haline getirildim. Aynı tür undan binlerce farklı şey yapabilirsiniz. Bu benim belirlediğim bir şey değil; ama şimdi ben bu forma sahibim ve eğitim ve çevrenin benim birlikte doğduğum niteliklerimi nasıl giydirdiğini ve belki de bastırdığını kim bilebilir ki? Bilmiyorum. Kısacası 20 yaşındayken hayata hazırmışım gibi hissediyorum; ama kim olduğumu gerçekten bilmiyorum, bilemiyorum. Zaten kendimden, kendi doğamdan, her şeyden yabancılaşmışım ve hayatımı böyle sürdürüyorum. Bu şekilde yaşıyorum; çünkü bana bu öğretildi, böyle yetiştirildim. Her şey hakkında belli bir zevke ve dünya görüşüne sahip olmak üzere eğitildim. Tüm bunlara göre yapay bir insanım. Tıpkı söz ettiğimiz gibi; yakında yapay insan, yapay zekâ, hatta genler ve biyoloji yoluyla, biyolojik hücreler… vb. yapacağız. Ama bugün gerçekte ben buyum.

Araştırmak ve herhangi bir gelişmeyi beklemek zorunda değiliz. Ben, beni gördüğünüz şekilde yapılmışım, pişirilmişim ve işin ilginç tarafı bu ben olsam da, ben bunun farkında değilim. Bunun için bir şey yapamam.

Konuk: Neden bu şekilde çalışıyor? İnsanın bu dünyada yaşaması ve daha önceden belli bir şekilde kendisinin kim olduğunu bilip anlamaksızın yapılandırılması (eğitilip yetiştirilmesi) bir tür yanılsama değil mi? Hayat neden bu şekilde oluyor ki?

Dr. Laitman: Bu, kişinin binlerce yıl süren gelişiminden sonra bu durumunu fark ederek 1075. Yeni Hayat sohbetinde yeni bir hayat istediğini kabul etmesi gerektiği için böyledir.

Konuk: Neden bunu istiyor ki?

Dr. Laitman: Bu koşul, kişinin zaten bir sorusu olduğundan dolayı tüm konuşmalarımız, toplantılarımız boyunca gelişti. Hepsi bu.

Konuk: Bu gelişmenin ilk aşaması kendimin gerçekte kim olduğunun farkına varmamdır. Evet, tamam. Şimdi, şöyle bir söylem var: ‘’Kişi kendine, kendi özüne yabancılaşmıştır.’’ Olduğumu düşündüğüm kişi ile gerçekte olduğum kişi arasındaki büyük uçurum nedir?

Dr. Laitman: Sağduyu ile, basit bir mantıkla Kabala Bilgeliği’ni işe karıştırmadan makul görünen durum şu; doğduğumuzda kim olduğumuz, şöyle veya böyle olduğumuz, tüm niteliklerimizin bir listesi, şu veya bu şeyler için ne ölçüde yapılmış olduğumuza dair bir çeşit belge almış olsaydık bu makine ile ne yapacağımızı, ne olduğunu, ne için olduğunu ve nasıl kullanacağımızı bilirdik. Ancak ebeveynlerimize gelince, onlar da kendi yaşamları hakkında fazla bir şey bilmiyorlar ve öylece çocuklarını çekip çeviriyorlar, toplumlarını çekip çeviriyor. Tüm bu çekip çevirmelerin ardından kişi tam olarak kim olduğunu, ne yapacağını bilmediği, boyun eğdirilmiş belli bir biçim alır. Kim olduğunu bilmez ve kendi doğal, öz niteliğine nasıl yabancılaştığını, ne kadar zıt ya da en azından uzakta olduğunu bilmez.

Konuk: Doğan her insanın belli bir şey için amaçlandığını söylemiştiniz. Kendimizi istediğimiz bir yöne yönlendirebilir miyiz?

Dr. Laitman: Binlerce yıllık gelişimimizden sonra, insan kendi yerinde olmadığını ve bu hayatın kendisine ait olmadığını anlamaya başlar, bu konuda ne yapması gerektiğini ve herkesin ondan ne istediğini bilemez. Sonra aramaya başlar ve her şeyden çok uzakta olduğunu görür. ‘’Bu dünyada ne yapıyorum? Burada ne işim var? ‘’Herkes benden ne istiyor? Benim onlarla ne işim var?’’ sorularını sorar ve böylece tüm dünyayı kendisinden uzaklaştırmak ister. Tüm sosyal medya ve teknoloji birbirimizden uzakta durmamıza yardım eder. Ben herkesten belli bir mesafede duruyor olurum. Bu ilk şeydir. Bir başka şey de; kişi kendisini unutmak ister, kendine yabancı olmak ister. Kendi içine dalmak ve kendine derinleşmek, oraya gidip kendinin kim olduğunu, ne olduğunu, ne şekilde; öyle mi yoksa böyle mi başarılı olacağını, nasıl başarısız olacağını görmek istemez. Sonuçta zaten bilinçaltında hiçbir şey elde edemeyeceğini hisseder ve bu onu depresyona götürür. Böylece biraz ilaç almak yerine daha çok ilaç almak zorunda kalır. Bu durumda insan, kendisi için bütün bunları reddeder ve eninde sonunda kişinin içinde kendi aslının ne olduğunu, kim olduğunu bilmek için bir arzu gelişir. Kişi tüm gerçekliğe, tüm evrene ve hissettiği her şeye baktığı zaman belki: ‘’Bunların içinde kendimi hissediyorum; ama kendi aslımı bulmalıyım.’’ der. Daha sonra pek çok araştırma, arama sonrasında internette moda olan tüm o kargaşaya bakar. Teknoloji kim olduğumu, ne olduğumu, gerçekte neye ihtiyacım olduğunu… vb. çabucak sorgulama konusunda ilerlememize yardımcı oluyor. Böylece insanoğlunun tüm bu gelişmesi sayesinde kişi kendisine yabancılaşmış olduğunu görür.

Bundan sonraki soru doğal olarak şudur: ‘’Kendimi nasıl bulacağım?’’ Benim bencil gelişmem beni kendimden uzaklaştırmıştır. O zaman giderek uzaklaştığım bu ben kimdir? Umarım zamanımızda bu, insanın ruh denen asıl içsel parçasını aramaya başladığını göreceğimiz bir şey haline gelir. O zaman bu zaten farklı bir tür arama olur. Bu kişi, içinde bulunduğu tüm bu yabancılaşmanın içgüdüsel bir şey olduğunu hisseder; çünkü daha önce arayacak hiçbir şeyi yoktu. Ama şimdi başka bir seçeneği olmadığını, ruhunu, kendi özünü edinmek zorunda olduğunu ve bunu keşfetmek için yoluna engel olan her şeyi atmak zorunda olduğunu anlamaya başlar. Bu, asıl gerçek noktadır. Huzuru kaçmıştı, kimdi, neydi, bu ruh denen yapı ile kendini gerçekleştirmek için nasıl çalışabilirdi? Ancak bu mümkün değildi; çünkü buna hazır değildi. Bunun için gerekli araçları, bunu alacak kapları yoktu; ama şimdi bu noktaya geldi ve ruh denen en içsel parçasını açacak ve onunla ne yapacağını bilecek.

Konuk: Bunların hepsi yeni bir fenomen mi?

Dr. Laitman: Evet, o zaman buna katılır. Bunun en önemli bölüm olduğunu ve diğer her şeyin kendisinden yabancılaştığını hissettiğini düşünür.

Konuk: Öyleyse kişi daha sonra ona ifşa olan bu sevinç dolu bölüme kendini hasreder; çünkü bir yandan inkâr içinde yaşıyoruz, ancak bunu keşfettiğimiz yeri geliştirdiğimiz zaman buranın oraya tutunacağımız yer olduğunu söylüyorsunuz. Tamam, bu kendimizden uzaklaştığımız yabancılaşma olgusudur. Teknolojinin bize kim olduğumuzu sorgulamak için yardım ettiğini söylediğinizi duydum. Bu fenomen her zaman var mıydı, yoksa zamanla mı gelişti?

Dr. Laitman: Hayır yoktu. Gelişmek zorundaydık. Reenkarnasyonlarımız yoluyla binlerce yıllık gelişmemiz üzerinde kendi içsel parçamızı keşfetmeye can attığımız durumları araştırmalıyız. Ben doğduğumda gerçekten benim. Bu olmadan hiç olamazdım; çünkü bir parça ettim (bedendim), hiçbir şey yapamazdım, tamamen ebeveynlerimin ve daha sonra da toplumun kontrolü altında kalırım. Şimdi yetişkin oldum, becerilerimin ve gücümün tamamını toplumdan aldım, toplumdan oldukça yabancılaşmıştım; çünkü onların kim olduğunu ve ne olduğunu zaten gördüm. Bundan sonra içimdeki bu parça ile ve başka hiçbir şeyle değil; ama yalnız onunla birleşmeyi seçebilirim.

Konuk: Kendi kendisine yakın olan bir insan ne hisseder? Yani kendine yaklaşan biri ne hisseder?

Dr. Laitman: İçindeki ruh denen içsel parça aracılığıyla, bu parçanın içinde onu Yaradan’ın yarattığını keşfeder.

Konuk: Bugün kendimizi öz-yabancılaşma içinde hissettiğimiz bu yerden bunun nasıl bir farkı var? Neler değişecek?

Dr. Laitman: Hiçbirimiz yaşamımızı bu parçanın içinde hissetmiyoruz. Bu açıdan O’nun özü bizi var edip sürdüren üst gücün içindedir.

Misafir: Gerçek benliğimi keşfettiğimde benim önümde hangi olasılıklar açılacak?

Dr. Laitman: Farklı bir yaşam şekli görünecek. Onları tanımak için onlara iyi görünen şeyleri yapıp onların daima yanlış olduğunu, benim daima yo-yo ya da pinpon topu gibi onların elinde olduğumu göreceğim. Bunun da çevremdeki insanlar tarafından değil de üst güç tarafından nasıl yönetildiğini tanıyıp anlayacağım.

Konuk: Yani şu anda beni kontrol edenleri, çevremi, ailemi farklı bir yönetici ile değiştiriyorum.

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: O neden bu yöneticilerden daha iyi?

Dr. Laitman: Çünkü o ebedi, mükemmel. Ne dediğimi duymadın mı?

Konuk: Sonunda hayatımdan çıkaracağım şeyde farklı olan ne olacak? Siz gelişimsel bir süreç olarak bundan bahsediyorsunuz.

Dr. Laitman: Kötülüğümüzün, çaresizliğimizin farkındalığına gelmek üzerine olan ve bu gelişimin sonunda bunu hissedeceğim bir gelişim sürecinin içindeyiz. Bu nedenle başka bir seçimim olmadığı için daha sonra bilinçli ve isteyerek tüm bu gelişim süresince yardım eden ve beni, O’nu fark ettiğim şimdiki duruma getiren üst gücü ifşa edeceğim noktaya varırım.

Oren Levi: Eğer insan üst kuvvete inanmıyorsa ne olacak?

Dr. Laitman: İnanması gerekmiyor. Acı çekerek, problemlerle, yaşamdaki boşluklarla kişinin üst kuvveti araştırması ve O’nu bulması gerekiyor. Kimse sizi bunu yapmaya zorlayamaz. Bu ancak insanın gelişmesinin bir sonucu olarak olur.

Oren Levi: Burada bir tür özel dönüm noktası var. Kendinden yabancılaşma hakkında konuştuk, sonra durumların diğer tarafına bakmaya çalıştık. Kişinin kendisi ile bağlantıda hissettiği bir durum var mı? Yoksa siz birdenbire üst gücü mü getiriyorsunuz? Bir adım geri atarsak, kendisiyle bağlantıda olan birisini tanımlayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Bu kişi toplumun kontrolündedir. İnsan toplumunun kontrolü altında; ulusun, dünyanın kontrolü altındadır ve dünyada olup biten her şeye bağlanmıştır. Sıradan bir modern insan budur. Özellikle gençlerin ne kadar kabul edilmek istediklerini görebilirsiniz.

Ören Levi: O zaman o kendinden kopuk olan mı? Ya da kendisiyle bağlantıda olan bir insan mı?

Dr. Laitman: Bu konuda kendisiyle bağlantıda hisseder; ama aslında daha sonra boş ve bağlantısının kopuk olduğunu keşfeder.

Oren Levi: Tamam, başka bir adım atalım. Neyle bağlantısı kopuk? Yaşamın özüyle bağlantısının kesildiğini keşfeder. Öyleyse ileriye doğru bir adım daha atınca bu kişinin yalnızca görünüşte bağlı olduğunu, aslında yaşamın anlamından koptuğunu anladıktan sonraki adımı nedir, ne bulur ve nasıl gelişir?

Dr. Laitman: Daha sonra içindeki üst kuvveti aramak zorundadır.

Oren Levi: Neden üst güç?

Dr. Laitman: Onu kimin kontrol ettiğini bilmek ister. Toplum mu? Hayır. Arkadaşlar mı? Hayır. Çevre, hayır mı? Ayrıca doğayı ve O’nun kim ve ne olduğunu görmüyor, bilmiyor. Beni kontrol eden şey nedir? Hayatta demir attığım yeri nasıl bulabilirim?

Oren Levi: Yani gerçekte kendine bağlı kişi aslında üst kuvvete bağlı, öyle mi?

Dr. Laitman: Evet ve sadece O’na bağlı.

Oren Levi: Yani kendim üst güç müyüm?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Şimdi gerçekten kafam karıştı.

Dr. Laitman: Neden? İnsanın kendine bağlı olmasının ne olduğunu düşünüyordunuz ki?

Oren Levi: Bu benim sorum. Bunun neyle bağlantılı olduğu tam olarak benim sorum. Kendimle gerçekten bağlantıda olmanın anlamı nedir?

Dr. Laitman: En içsel noktama bağlanmam gerekiyor. Buna kendimin etki noktası diyorum. Burada üst kuvvetle olan bağlantımı buluyorum. Çünkü içimdeki bu noktayı oluşturan, şekillendiren O’dur.

Konuk: Ben de tam olarak anlayamıyorum; çünkü kim olduğumu keşfetmek istediğimi söylüyoruz. Öyleyse en azından hepimizin içinde, içimizde oturan ve bir katman tarafından kapatılmış olan bu asıl şeyin, bu içsel unsurun hissiyatı var. Ama şimdi siz diyorsunuz ki bu asıl olan şey, içinizde oturan şey siz değilsiniz. Bu başka bir şey, çok daha büyük bir şey.

Dr. Laitman: Siz, bugüne kadar, çocukluktan beri almış olduğunuz eğitimin, yetiştirilmenizin, sizi etkileyen toplumun, yakın ve uzak çevrenizin bir sonucusunuz. Bu sizsiniz; kendi dışınızdaki şeylerin genel toplamı olan bir insansınız. Her şeyin ne kadar boş olduğunu keşfetmeye başladığınızda onlarla birlikte olmak istemezsiniz. Onların düşündüğü gibi düşünmek; onların yaşadığı gibi yaşamak istemezsiniz. Bunu gençlerde daha çok hissediyoruz, onlar sanki kendilerini öz-yabancılaşmanın içine çekiyor gibiler. Bu durumda araştırıyorsunuz; tamam ama bir şeyler olmalı! Böylece, hayatınızın toplum değil ama, farklı bir kaynağa sahip olduğunu bulana kadar araştırmaya devam ediyorsunuz. Eğer, bu topluma düşmeden doğmuş olduğunuzu, dış etkilerden tamamen kopuk olarak kendi kendinize geliştiğinizi varsaysak, nasıl nereye doğru gelişirdiniz? Sizi doğuran, bu kaynağa doğru, bu kaynak kimdir, nedir? Böylece kişi onu ifşa etmek ve ona doğru çekilmek istediğini hissetmeye başlar ve maddeselliğe tamamen yabancılaşır.

Konuk: Demek ki bu, kişinin çekildiği gerçek, yani gerçek gelişme gücü.

Dr. Laitman: Evet, yön budur.

Konuk: Tamam, bu uyanış sürecini sormak istiyorum. En azından psikolojide bir kişinin kendisini tanımadığı; çünkü farklı koruyucu katmanlar olduklarını söylenir. Bu uyanış sürecinde bir çeşit tehlike var mı?

Dr. Laitman: Hayır; çünkü bir kişi kendine ulaşmaya hazır olana kadar uyanmayacak.

Oren Levi: Yine lütfen?

Dr. Laitman: Kendine ulaşma becerisine sahip olana kadar kendine ulaşmak için bir uyanış almayacak. Bunun için hazırlık gerekir. Gerçekten kendi güçlerinden umutsuz olması, kendi durumunun gelişmesinden umutsuz olması, gerçek bir umutsuzluk içinde olması gerekir. Genç kuşağın ne kadar umutsuzluk içinde olduğunu gerçekten görüyoruz. Ancak ne yöne çekilirse çekilsinler bilerek şaşırırlar. Aksi takdirde uyuşturucu bağımlılığının çaresizliğiyle karşılaşırız ve bu göreceğimiz bir şeydir.

Oren Levi: Bu aslında gerçek kişiyi tanımaya gelmek için onu ilerletme arzusunu ve kişiyi hazırlar mı?

Dr. Laitman: Evet, doğa bizi bunun için hazırlıyor. Tüm işsizlik patlamasıyla ve bu bozulmanın farklı olduğu diğer şeylerle birlikte bu durumun insanın kökünü elde etmek zorunda olmasının tam, doğru gelişme şekli olduğunu söylemeye başlayacağını göreceğiz.

Oren Levi: Tamam, şimdi farz ediyorum ki birdenbire köküme ulaşma arzum oluştu. Aslında bu arzu en içteki gerçek benliğimle bağlantı kurma arzusudur, evet. Diyelim ki kökünü bulma arzusu, en içteki özünü keşfetme arzusuyla eğer başaracaksa aynıdır ve ben başaracağım.

Dr. Laitman: O zaman hepimiz aynı köke ait olduğunuzu keşfetmeye başlayacağız ve orada birbirinizden tuhaf değilsiniz; ama birbirinizle bağlantınız var.

Oren Levi: Bunu tam olarak bu kökte yaşam kaynağı veya kök kaynağı olarak adlandırdığınız için kökünüzün kökünü buluyorum. Öyleyse neden bunun sadece bir kök olduğunu keşfettik dediniz?

Dr. Laitman: Bu herkes için bir tanedir.

Oren Levi: Yani benim ya da onun olan ne? Anlamaya çalıştığım şey bu.

Dr. Laitman: Hayır, benim veya onun yok. O tek ve bir.

Konuk: Benim ve onun kökü farklı mı, yoksa aynı mı?

Dr. Laitman: Bunu açıklayabilirim; çünkü bir yandan böyle bir şey var, diğer yandan bunun tersi söz konusudur. Her biriniz için farklı, diğer herkes de oraya erişecek.

Konuk: Bu süreçten herkes geçebilir mi?

Dr. Laitman: Geçmeli. Reenkarnasyonla herkes geçecek.

Oren Levi: Reenkarnasyonla derken ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Bir insanın yaşamında bedenden bedene geçen ruhunun reenkarnasyonu ile bedenler değişir; ama ruh mevcut kalır. Bu kök hepimizi içeren özel köküne erişene kadar gelişir.

Konuk: İnsan bunun doğru olduğunu nasıl bilebilir?

Dr. Laitman: Bu ona ifşa olana göredir.

Konuk: Yani bu iyi bir şey değil mi? Korkutucu bir süreç mi?

Dr. Laitman: Korkutucu değil. Bu herkesin içinden geçmesi gereken ve herkesin buna gelip keyif alacağı bir şey.

Konuk: Evrimimizin bir parçası mı?

Dr. Laitman: Tabii ki… Bu evrimin amacıdır, O’nun amacıdır.

Oren Levi: İnsan ne hisseder? Diyelim ki bu en içsel köküme bağlandım, ne hissederim?

Dr. Laitman: Eve geldiğinizi hissediyorsunuz.

Oren Levi: Peki, evde ne hissediyorum?

Dr. Laitman: İyilik, sıcaklık… En sonunda cevabını almak ve bilmek istediğiniz her şeyi cevaplayan bir yer bulursunuz. Kendinizle ilgili her şeyden tatmin bulursunuz.

Oren Levi: Gerçekleşmemiş potansiyelime ne olur?

Dr. Laitman: Orada her şey tam olarak gerçekleşir; çünkü orada tüm sorunlarından, eksikliklerinden çıkarsın ve orada tatmin bulursun. Bu bizim gelişimimizin amacıdır ve onu hızlandırabiliriz.

Oren Levi: Her insanın yapabileceğinden emin misiniz?

Dr. Laitman: Yapması gerekir. Aksi takdirde var olmaz.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkür ederim. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Bir dahaki sefere görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,324