e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1078 – Niçin Nefret Ediyoruz?

Yeni Hayat 1078 – Niçin Nefret Ediyoruz?

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün Dr. Laitman ile hoş olmayan, hatta tehdit edici bir olgu hakkında konuşmak istiyoruz: Nefret. Dünyanın dört bir yanında nefret giderek artmakta. Bunun olma nedenini ve bu konuda ne yapabileceğimizi anlamayı diliyoruz.

Konuk: Evet, gerçekten tatsız bir konu; ama nefret hayatımızın büyük bir parçası, hatta hayatımızın büyüyen bir parçasıdır. Bunu, boşanan insan sayısına bakarak görebiliriz. Haberlerde dünya çapında çok yaygın bir terim haline gelen nefret suçları hakkında duyduklarımız giderek artmaktadır. Anketler özellikle bizden farklı insanlara farklı bir ırktan, farklı etnik kökenden olup çocuklara karşı farklı bir cinsel yönelimi olan vs. insanlara karşı bu suçların işlendiğini göstermektedir. Yani bu durum yaşamın tüm alanlarında işlenmektedir. İnsanlar aniden nefret hissetmekte, onu ifade etme gereği duymakta ve bu olgu günlük yaşamımızı gerçekten olumsuz etkilemektedir. Fakat bu günlerde nefret, dünya çapında bir fenomen (olgu) haline geliyor. Onu biraz daha derinden anlamak istiyoruz. Nefret nedir? Bir kişi nefret duyduğunda ona ne olur?

Dr. Laitman: Doğamız zevk alma arzusudur. Farklı şeylerden, farklı koşullardan keyif alma arzusudur. Keyif almak istememiz aslında varlığımızın özüdür. Keyif almak için yaşıyorum. Eğer zevk alamazsam acı çekerim ve “gerçekten yaşamaya değer mi” diye düşünmeye başlarım; çünkü acı çekiyorumdur. İnsanları intihara sürükleyen bu tür örnekler vardır. Hayata bu şekilde devam etmek istemediklerine karar verirler; çünkü hayat onlara keyiften çok acı veriyordur. Sonuçta zevk ile acı, ıstırap arasında yaşıyoruz.

Yalnız olmadığımda doğanın görünmeyen tarafıyla yüzleşemem. Cansız, bitkisel, hayvansal seviyeler aracılığıyla, onlardan aldığım zevk ya da duyduğum acı kadarıyla kendimi ifade edebilirim. Egoma bağlı olarak yaptığım hesaplamaya göre kendimi iyi ya da kötü hissediyorum. Eğer toplum içinde olursam burada da hesaplama yaparım. “Bu benim için iyi midir, kötü müdür? Benim için kim iyidir, kim kötüdür? Kim bana daha yakındır, kim daha uzaktır? Kim benimle aynı şehirde ya da aynı ülkede yaşıyor?’’ vs. her şey zevk ve acıya göre ölçülür. Bu nedenle galiba nefret ve sevgi arasında seyrediyorum. Bana zevk veren her ne ise onu seviyorum. Acı çekmeme neden olan her ne ise ondan nefret ediyorum.

Egomuz günden güne, nesilden nesle sürekli büyüdüğünden çocuklarımızdan ve torunlarımızdan ne kadar farklı olduğumuzu görüyoruz. Torunlarım 20 yıl önce, çocuklarım ise 40 yıl önce doğdular. Benimle çocuklarım ve torunlarım arasında nasıl bir fark olduğunu görüyorum. Çok farklıyız. Her birimizin egosunun boyutları açısından doğamız, kendimizi ifade etme şeklimiz, hayata karşı yaklaşımımız vs. bakımından birbirimizden çok farklıyız. Burada özel bir şey var. Çünkü egomuz her geçen gün içimizde büyüyor. O zaman gerçekten böyle şeylerin, yani beni onlardan nefret etmeye başlama noktasına getiren etki kaynaklarının bulunduğu bir duruma varıyoruz. Çünkü onlar bana acı veriyor, bu yüzden onlara katlanamıyorum ve böylece, nefret etmeye başlıyorum.

Konuk: “Egomun büyümesi” ne anlama geliyor?

Dr. Laitman: Zevk alma arzusunun büyümesi anlamına gelir. Zevk alma arzusu her insanda günden güne büyüyor. Ayrıca bunun nesilden nesle nasıl olduğunu görüyoruz. Geçmişte egonun büyümesiyle meydana gelen nesiller arasındaki farklılıklar her yüz ya da iki yüz yılda bir görülürdü. İnsanların ömürleri daha kısaydı; fakat onlar dünya görüşlerini değiştirene kadar bile birkaç yüz yıl geçmesi gerekti. Ancak bugün, her on yılda bir, birisine bakıyorsun ve senden 10 yaş daha büyük olduğunu görüyorsun; ancak onu gerçekten anlayabiliyor musun?

Konuk: Ayrıca her şeyin hemen, şimdi ve burada olmasını istiyoruz.

Dr. Laitman: Evet, bu o kadar iyi bilinen bir olgu. Bu, büyük ego ve hemen burada bir şey almadan duramıyor.

Konuk: Bu, nefrete neden olur mu?

Dr. Laitman: Tabii ki neden olur. Zevk kaynağı olarak gördüğüm ve düşündüğüm bir şeyin aniden acı ve ıstırap kaynağı olduğunu fark ettiğimde, bu durumda alma arzumu hissedemem. O zaman bu duruma sevgi ile değil, nefretle bakmaya başlarım. İnsanlar kendi hikayelerini anlatırlar. “Evlendik, şunu düşündüm, birbirimizden keyif aldık ve her şey harikaydı. Sonra birbirimizden nefret ettiğimizi fark ettik”. Neden? Çünkü bu iki insan bir zamanlar birbirleri için zevk kaynağıyken, sonradan sorun ve sıkıntı kaynağı haline gelmişlerdir. Her ikisi de birer bıçak alıp savaşmaya başlarlar.

Konuk: Ne yazık ki böyle hikayelere çok sık rastlanabilmektedir.

Dr. Laitman: Evet; çünkü insanlar kolay kolay bu işi başaramazlar. Nasıl yaklaşmaları, nasıl uzaklaşmaları ve nasıl boşanmaları gerektiği onlara öğretilmemektedir. Bu, okulda öğretilmesi gereken bir şeydir. Çünkü bu artık kaçamayacağımız bir olgudur. Bugün hayatlarını inşa etme aşamasında olan bir çifti ele alalım. Nelerle karşılaşacaklarını bilmeleri gerekir; çünkü istatistiklere göre birkaç yıl içinde boşanacakları neredeyse kesindir. Hem kendileri acı çekmeyecek hem de diğerlerine acı çektirmeyecek şekilde boşanmaları nasıl mümkündür?

Oren Levi: Bir kişi herhangi birinden nefret ettiğinde içinde duygusal olarak ne olur? Bu kişide içsel olarak neler olur?

Dr. Laitman: Bu kişi kendisine acı çektiren kaynağı ortadan kaldırmak istediğini hisseder. Bu, bir insan için doğal bir şeydir. İnsanlara kendilerini kötü hissettiren şeylere karşı sergiledikleri bu olumsuz tutumu nasıl dengeleyeceklerini öğretmemiz gerekir. Olumlu tutum nerededir?

Oren Levi: Bir kişinin başka birine karşı nefret duyduğu zaman haricinde herhangi bir yerdedir. Bu kişi bir bütün olarak tüm kalbiyle nefret ettiği nesne ile ilişki kurar. Hoşuma gitmeyen bir şey yaparak beni kızdırdığınızda oluşan öfkenin karşısında siz varsınız. Orada ben de varım ve yaptığınız bir şey yüzünden size kızgınım. Nefret sahnede görünür görünmez sizi ele geçirir. Bu, ‘’Kişiyi ortadan kaldırmak istiyorum!” demek gibidir. Neden nefret hissi bu denli kapsamlı? Niçin her şeyi ele geçiriyor?

Dr. Laitman: Çünkü o kişi benim için bir ıstırap kaynağı haline geliyor. Eğer herhangi bir konuda o kişi ile hemfikir değilsem nefret, zevk alma arzumun özüne, temeline zarar verir. Böylece bu kaynak var olduğu sürece hayattan keyif alamam. Belki unutacağım, belki ortadan kaybolacağım, belki de onu öldüreceğim; fakat hissettiğim ıstırabın yegâne kaynağı olarak onun yok olması zorunludur.

Konuk: Spinoza, bir şeyden nefret ettiğimizde onu kendimizden uzaklaştırmak, ondan kurtulmak istediğimizi söyler. Bir şeyi sevdiğimizde ise onunla üst düzey bir yakınlık kurmak istediğimizi ve kopukluktan nefret ettiğimizi yazmıştır. Peki, birini sevdiğimiz zaman ne oluyor? Kör oluyoruz, her şeyi affediyoruz… vs. Nefret ettiğimizde ise bunun tam tersi söz konusudur. Her şeyden nefret ederiz ve hiçbir şeyi unutmayız. Her iki durumda da kör oluyoruz. Peki, neden bu iki durum birbirine çok yakındır? Güçlü duygular bizi niçin kör eder? Bu durum neden her şeyi silip sadece nefret ya da sevgiyi görmemize neden oluyor?

Dr. Laitman: Çünkü herhangi bir kaynaktan elde ettiğimiz izlenim o kadar büyük ki tüm duygularımızı olumlu ya da olumsuz şekilde ortaya çıkarıyor. Böylece geriye bu durumu dengeleyecek bir şey kalmıyor. Anlayış nerede? Yani bu sadece duygusal mıdır? Olumlu ya da olumsuz mudur? Sevgi midir, yoksa nefret midir?

Konuk: Peki, nefret nedir? Bir duygu mudur? Hormonsal bir şey midir?

Dr. Laitman: Hayır, hormonlar vb. konulara girmek istemiyorum. Nefret varlığımı sürdürmem için ihtiyacım olan her şeyin bu kaynak tarafından ortadan kaldırıldığını hissetmem demektir. O, her şeyi siler, var olmama izin vermez. Ya ben ondan kurtulmalıyım ya da o benden kurtulmalı. Aksi takdirde var olmam için geriye hiçbir şey kalmaz. Hissettiğim şey budur. Nefret ettiğim bu olgu var olduğu sürece ben var olamayacakmışım gibi hissederim. İkimizden biri ortadan kalkmalıdır. Çünkü bu, alma arzusuna karşılık ihsan etme arzusudur, yani zevke karşılık acıdır. Siyaha karşılık beyazdır. Bu ikililer barışı sağlayamazlar ve gri kısımlar ortaya çıkar.

Konuk: İki kişi gerçek nefret hissine ulaşıncaya kadar genellikle bir çeşit kademeli süreç söz konusudur. Başta bir sürtüşme olur ve bu büyür. Birbirlerini anlamamaya başlarlar ve nihayetinde nefret hissine ulaşırlar. Bu süreci nasıl açıklarsınız? Artık o kişiye katlanamadığımız noktaya ne zaman geliriz?

Dr. Laitman: Muhtemelen içimizde acı çekmenin ne kadar anlamlı olduğuna, ilişkinin ne olduğuna, o kişiden aldığım olumlu ya da olumsuz hislerin oranına dair bir çeşit hesaplama söz konusudur. Buradaki herkes hayatta her zaman hesaplama yapmaktadır. Hayat her zaman bir hesaplamadır. Bir şey ve diğer şeyi kıyaslarız. Eşimle veya çevremle bunu yaparım. Bu, bir kişinin her zaman hayatın yoğunluğunu hissetmesini sağlayan az da olsa kâr elde etmeye çalışma şeklidir. Çünkü sürekli olumsuz hissedersem yaşamımı sürdüremem. Ölmek bu şekilde yaşamaktan daha iyidir. Yalnızca ıstırabımı gerekçelendirmem şartıyla gelecekte bir ödül alacağım. Böylece belli derecede bir ıstırabı kabul etmeye veya bu şekilde devam etmeye istekli olurum.

Oren Levi: Nefret sadece insanın sahip olduğu bir duygu mudur, yoksa doğadaki diğer canlılar da onu hisseder mi? Genel olarak baktığımızda doğada nefret var mıdır?

Dr. Laitman: Hayır, kesinlikle öyle değildir. Doğada nefret yoktur. Bu, tıpkı doğada sevginin olmaması gibidir. Bu iki olgu genel anlamda sadece insana aittir.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü doğada her şey içgüdüsel olarak işler. Söylediğimiz gibi bir alışkanlık ikinci bir doğa halini alır. Bu, evde bir ayı beslemek gibidir. Onun size alışması, sizin ona alışmanız, birbirinize ihtiyaç duymanız ve birbirinize keyif vermeniz söz konusudur. Kaynak aynı zevktir. Birlikte iyi ve güzel bir biçimde yaşarsınız. Yani bu bir alışkanlıktır. Fakat alışkanlık hayvanlar için söz konusu değildir. Onlar için sadece içgüdüden bahsedebiliriz. Beni bir şeye karşı iyi ya da kötü olmaya iten içgüdüye göre hareket ederim. Burada uzlaşma yoktur. Bu nedenle utanma da yoktur. Bu tamamıyla doğal bir hesaplamadır.

Konuk: Bizim hesaplamamız doğal değil midir?

Dr. Laitman: Hayır, bizim hayvanlarda olmayan, içgüdünün üstünde olan ve insanın benlik algısı diye tarif edebileceğimiz ek bir sorunumuz var. Buna bağlı olarak bir kişi başlı başına özel ve eşsiz bir varlık olduğunu hissetmeye başlar. Bir hayvan misali tamamen içgüdüyle hareket edemez. Bunun yerine insanî hesaplamalar olarak adlandırdığımız bazı yüksek hesaplamalarla hareket eder. İnsan seviyesini edinmek zorunda olduğumuzdan bu hesaplamalar içimizde mevcuttur. Henüz bu seviyede değiliz, ufak tefek ek özellikler barındıran hayvanlarız. İnsanî gelişimimizin henüz başlangıcındayız. İnsan seviyesini edinmemiz gerekir. Bu nedenle bünyemizde çok fazla nefret barındırmaktayız. Özellikle de şu ikisini, yani nefret ve sevgiyi insan seviyesine (İbranice’de Âdem olarak geçer) erişmek için kullanmalıyız. Sevgi ve nefret hislerine sahip olmamızın yanı sıra hayal gücüne, bilime vs. sahibiz. Bunların hepsi sadece insanoğlunda var olan nefret ve sevgiden köken alır.

Oren Levi: Şimdi bir saniye için hayal gücümüz hakkında konuşalım. Hayal gücünün nefret ve sevgi ile nasıl bir alakası vardır?

Dr. Laitman: Çünkü hayal gücümüz etrafımızdaki alanı genişletmektedir ve bu alan da sadece zevk ve acıdan meydana gelmektedir. Bana gelecekte keyif verecek olan bir şey hayal edebilirim; fakat sonunda o bana acı verir. Ya da gelecekte bana bir şeyler kazandıracak olan bir şey tasarlayabilirim ve sonunda o bana keyif verir.

Oren Levi: Bunun nefretle ilgisi nedir?

Dr. Laitman: Şu an deneyimlediğim nefret veya sevgi buna bağlı olarak değişebilir. Onlara ileride güzel sonuçlar elde etmek için acı çekmeye değeceğini görebileceğim farklı bir bakış açısı ile bakmaya başlayabilirim. Hayvanlar böyle bir şeye çok zor sahip olurlar. Biri onlara iyilik yapıyorsa o kişi canlarını acıtsa bile hemen o anda bu duruma razı olacaklardır. İnsan için bu uzun vadeli ve belki de bedenle tamamen ilgisiz bir şey olabilir.

Oren Levi: Bir insanın hayal gücü nefret duygusunu nasıl etkiler? Daha önce bir kişi bir başkasına karşı nefret duyduğunda, bu hissin onu tamamen ele geçirdiğinden söz etmiştik. Hayal gücü nefret duygusunu nasıl etkiler?

Dr. Laitman: Bir insan mevcut durumun dışında ya da ötesinde olan durumları hayal edebilmektedir. Bir kişi anlık olarak yaşayamaz, daha çok geleceği düşünmektedir. Düşündüğü şey ufak, kısa vadeli ve ticari bir şey de olsa yine de kişi içinde bulunulan o ana bağlı değildir. O, sonuçta ne elde edeceğini düşünüyordur ve ileriye bakıyordur.

Oren Levi: Bu durum nefret oluşumunu nasıl etkiler?

Dr. Laitman: Kişi, bu durumun etkisiyle sever ya da nefret eder. O yalnızca şimdiki zamanda olup biten bir şeyi değil, şu an başlayıp gelecekte devam edecek olan şeyi de düşünür. Yani olan şey şu an için güzel ve iyi olabilir; fakat gelecekte bana ıstırap ve acı verecektir. Bu yüzden şu an zaten ondan nefret etmekteyim. Diyelim ki sigara kullanıyorsunuz. Sigara içmeyi bırakmanız gerektiğini, aksi takdirde gelecekte başınıza kötü şeyler geleceğini söyledim. Böylece siz hemen şu anda sigaraya karşı nefret hissedersiniz. Bu mekanizma hayvanlarda mevcut değildir. Hayvan seviyesi buna sahip değildir.

Konuk: İki insan birbirinden nefret ettiğinde onları yönlendiren hayvansal içgüdüleri midir?

Dr. Laitman: Kesinlikle hayır! Hayvanlar nefret etmezler. Onlar bir hayvanı yakalamak ve yemek isteyen başka bir hayvandan nefret etmezler. Aralarında sadece kimin kimi yiyeceği ve kimin kimden kaçacağına dair bir rekabet söz konusudur. Aralarında hiçbir şekilde nefret yoktur. Bu konuda bir koyunun peşinden koşan bir aslan ve bir kurdu düşünebiliriz.

Konuk: Yani ıstırap çektiğim için bir başkasından nefret ediyorum, öyle mi?

Dr. Laitman: Hayvanların içinde var olanları ölçecek olanlar biziz. Onların içinde sadece hesaplama vardır. “Şu keçiyi öldürüp yemek için onu yakalamalıyım; çünkü etine ihtiyacım var.”

Konuk: Öyleyse acı çekmemize ve nefret etmemize neden olan kısım nedir?

Dr. Laitman: İnsanoğlu diğer kişilere ihtiyaç duymaz. Onların acı çekmesine ihtiyaç duyar. Bunun anlamı nedir? İnsanoğlu diğerlerinin acı çekmesinden zevk alır. Hayvanlarda böyle bir şey yoktur. Kurtlar koyunları yer ve işleri bitmiş olur. Yatarlar, dinlenirler ve diğer koyunlara göz ucuyla dahi bakmazlar. Koyunlarla aralarında bir metre dahi olsa onlara dokunmazlar. Onlardan nefret de etmezler. Şu an koyunlarla ilgilenmiyorlardır. Artık koyunları zevk ya da ıstırap kaynağı olarak görmezler. Oysa aynı durumda bir insan olmuş olsaydı, her birini öldürmeye istekli olurdu.

Konuk: Benlik algısının zarar görmesi, onun sevimsiz bir durum oluşmasını gerektirmez; fakat kişinin gururu inciniyor, vs.

Dr. Laitman: Doğru, insanlarda var olup hayvanlarda olmayan şey gurur incinmesidir. Bu, birisi benlik algıma zarar verdiğinde meydana gelir.

Konuk: Büyük bir nefret patlamasına neden olan şey bu mudur?

Dr. Laitman: Evet; çünkü o kişi benlik algımı açıkça yok ediyordur.

Oren Levi: Doğanın insanı eşsiz bir varlık olarak yarattığını, nefret ve sevgi gibi duyguları yalnızca insanın hissettiğini daha önce söylemiştiniz. Çünkü hissedilen bu duygular, aslında bize iki ya da daha fazla sayıda ileri gelişmiş seviyeye erişme yeteneği sağlamaktadır. Bu iki içsel motorun, yani sevgi veya nefretin yardımıyla neye doğru ilerlememiz gerekir?

Dr. Laitman: Nefret ve sevgi temel şeylerdir. Bu nedenle hem sevgiyi hem de nefreti hissedeceğimizi, günden güne büyüyen egomuz nedeniyle bu iki niteliğin içimizde giderek daha fazla açılım sağladığını anlamamız gerekmektedir. Bu yüzden hem nefretle hem de sevgi ile nasıl doğru bir şekilde çalışılacağını öğrenmeliyiz. Her iki olgu da gelecekte çok büyük ve tartışmalı bir hale geleceklerdir.

Oren Levi: Peki, onlarla nasıl çalışılacağını bilirsek ne olacak? Bu duygular bizi ele geçirecek mi? Nasıl gelişim gösterecekler? Onların yeni bir başlangıç gibi olduklarını ifade etmiştiniz.

Dr. Laitman: Onlarla nasıl doğru bir şekilde çalışılacağını bilirsek, onlar önümüzü açarken biz de bizi insan yapan şeyleri keşfedeceğiz. Nefret ve sevgiyle, hatta ikisinin arasında nasıl doğru bir şekilde çalışacağımızı göreceğiz. Hem sevgiye hem de nefrete yaklaşabileceğiz ve buna nötr yol diyeceğiz. Doğamızı her ikisinin de üstünden göreceğiz, yani hayvansal seviye bizim için önemli değildir; ancak bizim için neyin önemli olduğunu -konuşan seviye mi, insan seviyesi mi- anlayacağız. Âdem (Adam) seviyesini insan seviyesini hayvanlardan farklı kılan nedir? İnsanoğlunun nefreti ve sevgiyi hissetmesidir. Kural olarak hayvanlar da alışkanlık sahibi olabilirler, evcil hayvanlar gibi büyüdüklerinde alışkanlıklar edinebilirler. İnsan seviyesinde, Âdem derecesinde nefretin ve sevginin ne olduğu, ne için tasarlandığı anlayışını içimizde geliştirmek zorundayız. Bizim için bu iki eğilimin gücünü, bu iki gücün bizi amaca getirmesi için kullanmamız amaçlanmıştır. Hem nefretin hem de sevginin gücü beni yüce bir amaca yönlendirir, üst kaynakta onlar bir araya gelirler. Bu insanlığın gelişiminin en yüksek noktasıdır. Sevgi de nefret de onları sonuna kadar kullanabilmemiz için tasarlanmışlardır.

Konuk: Burada birçok soru ile karşılaşıyoruz. Konuştuklarımızdan anladığım; nefret ve sevgi meselesinin içimizde yaptığımız bir tür hesaplama olduğu.

Dr. Laitman: Bunu yapan sadece insandır. Bu cansız, bitkisel ve hayvansal seviyede yoktur.

Konuk: Muhtemelen bu iki kuvvetle çalışmak için bu hesaplamayı nasıl daha iyi yapabileceğimizi öğrenmek zorundayız. Ancak sormak istediğim şey şu: Nefret ile çalışmak nasıl mümkün olur? Yani demek istediğim; nefret her şeyi ortadan kaldırmak isteyen son derece yıkıcı bir duygudur. Söylediğinize göre onu sevgi ile birlikte doğru bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Bu ne anlama gelir ya da aradaki fark nedir?

Dr. Laitman: Ben her ikisiyle de eşit derece ilişki kurmaktan bahsediyorum. İyi ve kötü hissin üzerine çıkıyorum. Onları doğanın iki gücü olarak görüyorum.

Konuk: Onu sadece içimizde deneyimleyip dışarı taşmasına izin vermemeyi mi kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: Nefretten de, sevgiden de zevk alabilirim. Nefret yüzünden de, sevgi yüzünden de acı çekebilirim.

Konuk: Genellikle olumsuz duygulardan kaçınmamız gerektiği söylenmektedir.

Dr. Laitman: Bunu söyleyen psikologlardır. Ben bir psikolog değilim.

Konuk: Olumsuz ya da olumlu bir duyguyu nasıl nitelendiriyorsunuz? Nefret neden olumsuz bir şeydir? Çünkü o tansiyonumu yükseltir. Çünkü dışarıya patlamama, kötü şeyler yapmama ve suç işlememe neden olur.

Dr. Laitman: Nefret hakkında böyle kötü şeyler söylemeyin. Nefret bir kişiyi amaca ve geliştirilmek istenen şeye doğru sevgiden daha fazla yönlendirir ve ilerletir. Eğer birinden nefret edersem, onunla ilgili hiçbir şeyi unutmam ve bu ilerlememe yardımcı olacaktır. Diyelim ki karşımda gerçekten başarılı biri var ve bu nedenle ondan nefret ediyorum. Bu durumda o kişi bana bir şekilde ilerleme yeteneği vermiş olur. Bunu sevgi ile yapmak söz konusu değildir. Nefret sevgiden çok daha kuvvetli bir olgudur; çünkü kişinin benlik algısını ortadan kaldırır.

Oren Levi: Yani nefret yıkıcıdır.

Dr. Laitman: Evet, o yıkıcıdır.

Oren Levi: O halde nefret neden kötüdür?

Dr. Laitman: Eğer egomuzu ortadan kaldırmak zorunda olduğumuzu söylüyorsak, nefret bunun için tasarlanmış mükemmel bir güçtür. Ona sahip olduğumuz için şanslıyız.

Oren Levi: Bunu tam olarak anlayamıyorum.

Dr. Laitman: Egomuzdan nefret ederek onu ortadan kaldırabiliriz. Bir kişi neden kötü bir şeyden nefret eder?

Konuk: Yani nefretimizi egomuza yöneltmek zorunda mıyız?

Dr. Laitman: Sadece egoya değil, olabilecek her olguya karşı yöneltmek zorundayız. Böylece nefret, sevgi kadar yaratıcı bir güç haline gelebilir.

Oren Levi: Daha önce nefret ve sevgiyi doğanın iki temel gücü olarak gördüğünüzü söylemiştiniz.

Dr. Laitman: Tabii ki öyleler.

Oren Levi: Bunu artı ve eksi, ışık ve karanlık, gün ve gece ile ilişkilendirmiştiniz.

Dr. Laitman: Evet, bunlar aynı olgunun iki zıt tarafıdır.

Oren Levi: Onları nasıl tanımlarsınız?

Dr. Laitman: Onlar Yaradan’ın tezahürüdür. İnsanoğlu olarak adlandırılan yaratılanlar, yani bizler artı ve eksiyi, nefret ve sevgiyi hissettiğimiz ölçüde Yaradan tarafından yönlendirilir ve O’nun seviyesine getiriliriz.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkür ederim. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,291