e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1079 – Algısal Bir Fenomen Olarak Nefret

Yeni Hayat 1079 – Algısal Bir Fenomen Olarak Nefret

Oren Levi: Merhaba, Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Merhaba.

Oren Levi: Bugünkü söyleşimizde nefret hakkında konuşmak istiyoruz. Nefret etmek istediğimiz için değil, sevmeyi öğrenmek istediğimiz için bu konuda konuşmak istiyoruz. Nefretin insan iletişim ağına nasıl yayıldığını ve hayatımızı daha güzel bir hâle getirmek için neler yapabileceğimizi anlamaya çalışacağız.

Konuk: Önceki söyleşimizde nefretin içimizde, doğada ve toplum olarak hepimizde işleyen iki güçten biri olduğunu konuşmuştuk. Olan olaylara verdiğimiz tepkinin her şeyle kurduğumuz ilişkinin niteliğini belirleyen içsel bir mekanizmaya, bir hesaplamaya sahip olduğundan bahsetmiştik. Aslında anlamaya çalıştığımız şey, içimizdeki bu güçleri idare etme yeteneğimizi etkileyen faktörlerin neler olduğudur. Çoğu zaman bu faktörler tarafından etkilenmekteyiz. Örneğin bu hafta eşimle kavga ettik ve bunun üzerine bazı arkadaşlarla konuştuk. Onlar da aynı şekilde kavga ettiklerinden bahsettiler. Hatta aynı şeyi başka arkadaşlar da söyledi. Bu olanların birbiri ile bağlantılı olup olmadığını düşündüm. Hepimiz içsel dengemizi etkileyen farklı durumlar mı deneyimliyoruz?

M. Laitman: Bu soruyu gökbilimcilere sorarsanız size cevabını vereceklerdir. Bunun sebebi Güneş’teki bir takım patlamalardır.

Konuk: Peki, Kabala Bilgeliği bu konu hakkında ne söyler? İlişkilerimizde deneyimlediğimiz sevgi ve nefret genel iletişim ağından etkilenir mi?

Dr. Laitman: Evet, bizler ağın birer parçasıyız. Hepimiz birbirimize bağlıyız ve bu sabit bir ağdır. Giderek daha fazla sayıda karmaşık bağlantı olduğunu keşfediyoruz. Aniden her bağlantı arasında daha fazla sayıda bağ ve bağlantı olduğunu anlıyoruz. Bu zincirin devamında herkesin birbiri ile diğer bileşenler ve bağlar aracılığıyla bağlantılı olduğu gerçeği ile karşılaşırız. Bu, tüm insanların ve cansız, bitkisel, hayvansal seviyelerin varoluş şeklidir. Ancak insanlar farklı bir şekilde bağlantıdalardır. Bu, İbranice’de “Adem” olarak isimlendirilen bir ağdır. Sadece insan türünde olan ve biyolojik bedenimizle tam olarak bağlantılı olmayan içselliğimizin, maneviyatımızın, hislerimizin arasında var olan özel bir ağ anlamını taşır. Bu aslında bizim bağlantımızdır. Bunun içerisinde özellikle nefret ve sevgi vardır.

Egolarımız sürekli olarak geliştiği için aramızda daha fazla nefret ve sevgi hissediyoruz. Herkes en azından bir tür dengede olmak ve sistem içerisinde dengelenmek istiyor. Fakat gerçekte herkes kazanmaktan ve tüm bu sistemi kendi yararına kullanmaktan mutluluk duyacaktır.

Oren Levi: Hislerin ve duyguların ağı ne anlama gelir?

M. Laitman: Bu bir ağdır. Gerçekte nasıl bağlantılı olduğumuzun farkında bile değiliz. Tam şu anda herkes birbirine bağlıdır. Birlikte olduğumuz ve aramızda sahip olduğumuz her şey var olduğu sürece her daim kendimizi en iyi olası durumda hissedeceğimiz şekilde duygularımızı ve ilişkilerimizi dengede tutarız.

Sizinle ve onunla nasıl bağlantı kurmalıyım? Bu bağları en azından bana zarar vermeyecek şekilde veya sonuçta bana fayda bile sağlayabilecek şekilde nasıl muhafaza ederim?

Oren Levi: Peki, ya birdenbire birine karşı nefret hissedersem ne olur?

Dr. Laitman: Bu durum birdenbire olmaz. Oluş süreci vardır ve sistemden gelir.

Oren Levi: Sorum şu: Birine duyduğum nefret geçmişte bu duygular ve hisler ağı içerisinde meydana gelmiş bir şeyin sonucu mudur?

Dr. Laitman: Tabii ki öyledir, hiçbir şey öylece oluvermez. Hepimiz tüm bu ağın içerisinde olup biten her şeyi hissetmekteyiz. Bu ağın üzerinde kendine ait bir gelişim formülü mevcuttur. Bu gelişim, ağın mükemmel ve tam bir bütün olmasını sağlamaktadır. Her an birbirimize daha fazla bağlanmamızı sağlayan bu ağın derecelerinin neler olduğunu ve bu akışa kendi çabalarımızla nasıl uyum sağlayabileceğimizi keşfetmekle yükümlüyüz. Böylece tamamen birbirimize bağlı olacağız; çünkü başka bir seçeneğimiz yoktur. Ancak bu bağlanmayı iyi, hoş, yumuşak, dostça ve uygun bir biçimde yapmalıyız. Aksi takdirde işler oldukça zorlaşacaktır.

Oren Levi: Birinden nefret ettiğim zaman bu duygu ağına neler olur?

Dr. Laitman: Nefretiniz ve reddedişiniz herkese karşı ortaya çıkar. Çünkü burada bir ağ var ve seçici olarak bir şey yapılamaz. Nefretinizi herhangi birine karşı yöneltemezsiniz.

Oren Levi: O halde neden belirli birinden nefret ediyorum?

Dr. Laitman: Böyle bir şey var; ancak kötülük sizden çıkar. Bu kötülük tüm ağ üzerinde işler ve tabii ki özellikle belirli bir kişiye yöneltilir. Ama yine de bu yaptığınızla herkes için bir kötülük, zarar kaynağı haline gelirsiniz.

Konuk: Ancak bu ağ Oren’in dengesinin bozulmasına ve birinden nefret etmesine neden olur.

Dr. Laitman: Doğru; fakat bu, hakkında konuşmadığımız bir şeydir. Bunu durduramayız ve etkileyemeyiz. Ağdan bir şey aldım. Şimdi soru şu: Birine veya bir şeye bilinçli ya da bilinçaltından, duygusal ya da akıl yoluyla nasıl yanıt vereceğim? Soru şimdi nasıl yanıt vereceğim ile ilgili. Yanıtım her yönedir ve bu gezegendeki cansız, bitkisel seviyelerledir. Bu da 8 milyar insanla kurduğum her bağlantıya gider ve onları etkilerim.

Oren Levi: Bu noktada siber savaşta olduğu gibi kendimizi koruyabilir miyiz?

Dr. Laitman: Siber savaş derken neyi kastettiğinizi bilmiyorum.

Oren Levi: Yani bu ağdan olumsuz etkilenmemek için kendimizi koruyabilir miyiz?

Dr. Laitman: Koruyamayız. Herkes mutlaka bu ağın içindedir. Dahası şu an benimle konuşurken bile bu ağdan farklı girdiler alıyorsunuz ve ona bazı çıktılar veriyorsunuz. Bunu kontrol edemezsiniz. Bu ağın aktif bir parçası olmak istiyor musunuz? O halde devam ediniz. Bu ağın aktif bir parçası olmak için Kabala Bilgeliği’ni çalışmanız gerekir.

Konuk: Bu ağdan almış olduğum içgörü son derece nadiren ortaya çıkıyor.

Dr. Laitman: Psikologlar bunun öyle olmadığını söylüyorlar.

Konuk: Hayır, bununla ilgili araştırmalar mevcut. İnsanlar günlük hayatlarında sinirli olduklarında ya da nefret ettiklerinde genellikle: “Hormonlarım yüzünden böyleyim!” ya da: “Kızıp nefret ettiğim bu kişi hatalı!” derler.

Dr. Laitman: Evet; ama tesadüfen böyle olur.

Konuk: Bizler farklı sebepler aramaktayız. Ancak bunların birbiri ile bağlantılı olduğunu asla düşünmeyiz.

Dr. Laitman: Sebebi görmememizin nedeni onun var olmadığını düşünmemizdir.

Konuk: O halde işin iç yüzü nedir?

M. Laitman: Hiçbir şey tesadüfen olmaz.

Konuk: Aldığım bu olumsuz his…

Dr. Laitman: Aldığınız şeyi bu bağlantılar ağından alırsın. Bakarsam göreceğim; ama boş verip geçiyorum. Bu bağlantıların ağı Yaradan olarak adlandırılır. Başladığımız yerden devam edelim.

Oren Levi: Pekâlâ, dünya sürekli olarak farklı döngülerde büyüyen nefretle doludur. Bugün belirli ırklara, güçsüzlere, cinsel yönelimlere… vs. karşı çok sayıda çeşitli dini nefret suçuna rastlamaktayız. İnsanların giderek büyüyen bir nefrete sahip olduğunu görmekteyiz. Bu insanlar sadece nefret etmekle kalmıyorlar, aynı zamanda bu nefretle birçok kötü şey de yapmaktalar. Şimdi soracağım soru ağ ile ilgili olacak. Herkesi birbirine bağlayan ve kimsenin içinden çıkamadığı bu hisler ağında çok fazla negatif nefret yükü vardır. Bu yük fışkırmakta ve ağın içinde bulunan etraftaki herkese sürekli büyüyen bir hızla çarpmakta. Bu durum ağın içinde birikmiş olan negatif nefret yüküyle mi ilgilidir?

Dr. Laitman: Elbette, bu ağda çok fazla nefret var. Bu sürekli olarak üzerimize yağmaktadır. Onun bir şekilde çaresine bakabilmeyi isterdim.

Diyelim ki arabanıza bindiniz ve radyoyu açtınız. Ya da radyoyu açmadınız bile diyelim. Zaten radyo siz araba kullanırken açık oluyor. Huzur veren müzik çalan yalnızca bir ya da birkaç radyo kanalınız var; ama biliyorsunuz ki başka tür müzik çalan kanallar da var. Doğu müziği, klasik müzik… Biliyorsunuz ki bunlar da dinlendirici müziklerdir. Bu, kişiye müzik aracılığıyla nasıl iyi ve hoş bir şekilde yaşayacağını öğretmektedir. Belki bazen ufak konuşmalar, bazı şarkılar ya da herhangi bir şey bunu yapabilir. Böylelikle daha sonra yolda neler olduğunu bileceğiz.

Konuk: Evet; ama ağda var olan bu nefret nereden gelmektedir? İklimlerdeki ve yağışlardaki dengesizlikler gibi doğadan mı gelmektedir?

Dr. Laitman: Herkesin egoist arzusu ifşa olduğu için nefret ifşa olmaktadır. Bizler bir ağın içerisindeyiz. Bu ağın içinde yaşamaktayız. Bizi birbirimize bağlayan kuvvetlerin kesişim noktasındayız. Bu ağın bizim egomuzu her daim, gün geçtikçe arttırarak ve büyüterek etkilemesi söz konusudur. Hissettirdiği şey budur.

Konuk: Peki, neden bu patlamayı aniden görmekteyiz? Neden sanki bir hastalık gibi ortaya çıkmakta?

Dr. Laitman: İnsanda ego gelişimi doğrusal değil, üsseldir.

Konuk: Nefretin patlamasıyla bu duruma ulaştık.

Dr. Laitman: Onun ilerleyişi bir eğriye benzemekte ve bu eğrinin yönelimi şu an sadece yukarı doğru olmaktadır.

Oren Levi: Bir volkan ne zaman patlar? Bilindiği gibi içindeki basınç, patlamasını sağlayan belirli bir noktaya ulaşıncaya kadar yükseldiğinde patlar. Bağlantılarımızın bulunduğu bu ağda duygulara ne olur?

Dr. Laitman: Bu duygular, hisler ağı, nefretimizin ve reddedişimizin seviyesini yükseltir. Egolarımız sürekli büyümektedir ve eğer bu nefreti nasıl dengeleyeceğimizi bilmezsek tıpkı savaşlar, intiharlar, boşanmalar… vb. durumlarda olduğu gibi patlayacaktır.

Konuk: Eğer nefret hepimizi etkileyen bu denli geniş bir şey ise bu ağ içinde bir kişi ne yapabilir? Siz diyorsunuz ki: “Radyoyu açın, sakinleşin.”

M. Laitman: Bu, insanın kendi kendine yaptığı bir şeydir. Her insan başkaları için bir örnek olmak zorundadır. En açık örnek olarak sakinleşmek istediğim için herkesin sakin olmasını isterim ve sonuç olarak herkes iyi hisseder. Sakinleşelim. Bunun olmasına yardımcı olalım. Birbirimize iyi ve güzel davranışlarda bulunalım. Kimse gülmek zorunda değildir. Ama birbirimize yaklaşımımız asla nefret içermeyecektir. Bu normal ve sıradan bir şey olmalıdır. Bunu bu şekilde yapmayı deneyelim. Göreceğiz ki bunu böyle yapmak imkânsızdır ve bunu başarmamız için bize yardım edecek olan Kabala Bilgeliği’dir.

Konuk: Kabala Bilgeliği tüm bu kaosu dengeleyen bu ağa nasıl olumlu bir güç katmaktadır?

Dr. Laitman: Kabala Bilgeliği bu ağdaki negatif güce karşılık pozitif gücü ağın içine çekmeyi başarmaktadır. Bunu negatif gücü ortadan kaldırmak için değil, pozitif gücü bu ağa getirmek için yapmaktadır. Nasıl mı? Eğer pozitif ve negatif doğrudan karşı karşıya gelirse, artı ve ekside olacağı gibi kısa devre benzeri bir patlama meydana gelir. Fakat Kabala Bilgeliği direnç adı verilen içsel çabamızı bize öğretmektedir. Direnç denilen yapıyı negatif kuvvetin üzerine yerleştiririz ve ardından üzerine pozitif kuvveti koyduğumuzda bir sandviç elde ederiz. Direnç negatif ve pozitif kuvvetin arasında yalıtkan görevi görür. Sonuçta elde ettiğimiz şey bize hayat veren bir bataryadır. Hem negatif hem de pozitif kuvvet o yalıtkan katman üzerinde çalışmaya başladıklarında hayatın tadını çıkarabiliriz.

Oren Levi: Bu yalıtkan katman nedir?

Dr. Laitman: Bu yalıtım bizim gayretlerimizdir.

Oren Levi: Gayret derken neyi kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: Negatif ve pozitif kuvvetleri birbirlerine karşı konumlandırmak için harcadığımız çabayı kastediyorum.

Oren Levi: Bu çaba nereden gelmektedir? Şimdiye kadar tüm ağı kapsayan nefretten bahsettik. Şimdi sıradaki nedir?

Dr. Laitman: İçinde bulunduğumuz bu hisler ve duygular ağının içindeki pozitif kuvveti keşfetmek içindir, yaşayan 8 milyar egoisti alıp onları onlu gruplara ayırmalıyız.

Oren Levi: Neye ayırmalıyız?

Dr. Laitman: Onlu gruplara ayırmalıyız.

Oren Levi: Onlu gruplar derken neyi kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: On kişiden meydana gelen küçük grupları kastediyorum.

Oren Levi: Tamam, peki, sonra ne yapılmalıdır?

Dr. Laitman: Onlu gruplar ağın içine ve bağlantımıza uyduğu için onlu grup içerisinde birbirimize karşı pozitif kuvveti meydana getirebiliriz. İçinde bulunduğumuz ağın içinde uyanabiliriz. Eğer biz bir onlu grup oluşturduysak ve her birimiz diğer insanları istemeyen, başka biriyle bağ kurmayı istemeyen kendi arzusu üzerinde çalışırsa, ayrıca eğer gruptaki her birey bağ kurmayı ve bu yöntemi denemeyi hâlâ istiyorsa her birey kendini hayvan seviyesinin üzerindeki insan seviyesine yükseltecek olan pozitif kuvveti keşfedecektir. Onlu grup içerisindeki bağda pozitif gücü keşfederiz. Nefretin kuvvetini değil, sevginin kuvvetini keşfederiz. Tüm onlu grubun çabasına karşıt olan nefret kuvvetine de sahip olduğumuzu pozitif gücün üzerinde keşfederiz. Böylece bizler birlikte yaratılışın tümüne sahip oluruz. Bu durum sonsuz enerji alabileceğimiz, geleceğimizi kontrol edebileceğimiz, İbranice’de “Âdem” derecesi olarak geçen insan seviyesinde hissetmeye başlayabileceğimiz bir durumdur. Bu durumdan önce egomuzdaki bu nefret seviyesinde yaşadığımız zamanlarda hayvan seviyesindeki bir canlıdan farklı değilizdir.

Oren Levi: Peki, süreci anlamaya çalışalım. Hisler ağı nefretle doludur. Her birimizin içinde patlak vermekte ve bu nedenle dünyada çok sayıda nefret suçu işlenmektedir. Kabala Bilgeliği bu konuda ne önermektedir? Siz üç katmandan oluşan bir sandviç yapılmasını önerdiniz. Negatif kuvvet, yalıtım ve üzerine de pozitif kuvvetin koyulması gerektiğini anlattınız. Pozitif kuvveti de “sevgi” olarak nitelendiriyorsunuz.

Dr. Laitman: Bu yapı bir batarya gibidir.

Oren Levi: Bu işlemi pratik bir şekilde gerçekleştirmenin yolunun özel içsel eylemler, on kişiden oluşan küçük gruplar ve bu gruplar içerisindeki çalışmalardan geçtiğini de açıkladınız. Bizim bir onlu grup olduğumuzu ve aramızda bu sandvici yaptığımızı farz edelim. O nasıl çalışır? Çünkü ortasındaki katman belirsizdir. Nefret hissini hepimiz iyi tanırız. Sandvicin ortasındaki katman yalıtkan katmandır. Orada özel çaba sarf etmemiz gerektiğini ifade ettiniz.

Dr. Laitman: Evet, bu katman çaba sarf edilmesi gereken katmandır.

Oren Levi: Ne için çaba sarf etmemiz gerekir? Nefrete direnmek için mi?

Dr. Laitman: Onlu gruptaki diğer dokuz dostuma karşı duyduğum nefrete direndiğimde onlarla ve her şeyle gerçekten birlikte olmak için, dostlarımla bağlantı kurmak isterim.

Oren Levi: İçlerinde biriken nefret patladığında farklı şekillerde ona direnmeye çalışan birçok insan tanıyorum. Onlar neden o zaman bir sandviç yapmıyorlar?

Dr. Laitman: Muhtemelen onlar benim bilmediğim bir yöntem uyguluyorlar. Bu nedenle bu konuda bir şey söyleyemem.

Oren Levi: Yöntemleri karşılaştırmayı amaçlamıyorum. Sezgisel olarak konuşacak olursak bir kişinin bir başkasına karşı nefret duyması yıkıcı bir durumdur. Birine karşı nefret duyduğumu varsayalım. Hiç şüphesiz ki bu durum yıkıcıdır. Ona karşı direnmeye çalışsam da nefret daha da güçlenir, beni alt eder ve böylece ilişkilerimiz dağılır. Bu nefrete karşı direnmeye çalıştığımda bir yalıtım katmanı oluşması söz konusu değil.

Dr. Laitman: Bu bir yöntemdir. Yalıtım katmanının oluşmasını istiyorsanız, onun nasıl yapılacağını öğrenmeniz gerekir. Öncelikle aranızdaki durum eşler arasındaki, bir çift arasındaki durum gibidir ve sizler bir çeşit çatışma içerisindesiniz. Her şeyden önce, amacınızın öyle ya da böyle bir şekilde bağlantı kurmak olduğunu anlıyor musunuz?

Konuk: Belki bu söylediklerinizi hatırlayabiliriz; ancak bilirisiniz ki duygular çok kuvvetlidir.

Dr. Laitman: Olaya akıl ile baktığımızda bu şekilde algılamamız normaldir. Bağlantıda olmanın daha iyi olabileceği konusunda hemfikir olabiliriz. Eşimden ya da arkadaşımdan nefret ediyor, ona katlanamıyorum. Sadece ve sadece hayatımdan çıkmasını istiyorum. Bunun için hiçbirimiz suçlanamayız. Egomuzun bizimle oynama şekli işte budur. Şimdi eşimle bağlantı kurmanın sonucunda ne elde edeceğimi ve nasıl bir fayda göreceğimi düşünüyorum. Bunun bana sağlayacağı faydalar; aile olmamız, çocuk sahibi olmamız… vs. olabilir. Olumsuzluklara nasıl pozitif bir hesaplama yapabilirim? Benim egom ona, onun egosu da bana katlanamıyor. Şimdi bu durumu derinden inceleyip egomuzun üzerine nasıl yükseleceğiz? Kişinin hissettiği her şey ona ağ vasıtasıyla gelir. Yani karşımdaki kişi, eşim beni olumsuz etkilemez, ben de onu olumsuz etkilemem. Bunun hakkında konuşmuş olduğumuzu hatırlarsınız. Bunu hayatımızda işleyen, hayatımıza dahil olan bir sistem olarak kabul etmekteyiz. Bu sistemin çalışma şekli budur, sistem budur. Neden bu şekilde oluyor? Bu şekilde olmasının nedeni bağlantımızı daha yüksek bir dereceye taşımaktır. Burada birkaç şart vardır. Bizim elimizde olmayan nefret daha yüksek bir bağlantı seviyesine çıkabilmemiz için özel bir yolla bize ulaşmaktadır. Daha yüksek bir bağlantı seviyesine nasıl ulaşabiliriz? Bunu ancak diğer kişilere ödün vererek başarabiliriz. Ödün verelim. Karşımdaki kişiye, partnerime, onun yararına olacak şekilde ve içten isteyerek ödün veririm. O da bana aynı şeyi yapar. Böylelikle nefretimizin üzerinde birbirimize bağlandığımız bir koşula ulaşabiliriz. Bunu hem kalbimizle hem de aklımızla gösterdiğimiz çabayla yaparız. Eğer şimdi bağlantı kurarsak bir sonraki aşamada bağlantılı olmak istediğimiz bu ağdan gelen pozitif kuvveti isteriz. Böylelikle bu kuvvet bize bağlanır. Onun bize gönderdiği pozitif kuvvetin karşılığında, bizler de ona pozitif bir yanıt vermek isteriz.

Konuk: Şu an detayına giremeyeceğim birçok şey var; fakat öğrenmemiz gereken bir şey var: Ödün vermeye başlamamız gereken noktada ne olur? Bunu nasıl yaparız?

Dr. Laitman: Bunu yapıyoruz; çünkü birbirimizden nefret ediyoruz. Bu ağ daha yüksek derecede bağlantı kurabilmemiz için bizi birbirimizle ilişki kurmaya bu şekilde zorluyor. Bu yüzden ben partnerimden nefret etmiyorum, o da benden nefret etmiyor. Ancak ikimiz de kuklalar gibi gerildik ve şimdi daha da sinirliyiz.

Konuk: Fakat hep bir dramla karşı karşıyayız.

Dr. Laitman: Dram, dram, dram! Bunu unutmalıyız ve akıllıca davranmalıyız.

Oren Levi: Dengeleyici olabilecek bir unsur ortaya attınız: Akıl.

Dr. Laitman: Yalnızca dengeleyici unsur değil, asıl mesele süreç ve amaçtır. Bir sebepten ötürü birbiri ile kavga eden insanlar olarak uygulamadığımız temel bir şey bu. Ancak kontrol ediliyoruz, belirli bir amaca götürülüyoruz ve bu amacı kabul etmeliyiz. Bu süreçte işleyen kuvvetleri tespit edip kendimizle ilişkilendirmemiz gerektiğini anlamalıyız. Bizleri tek bir kalpte birlikte olmaya yönlendiren amaçlar nelerdir? Bizlere tüm bu çalışmayı veren üst güç, erkek ve kadın arasında ifşa olur.

Oren Levi: Siz her konuştuğunuzda söylediklerinizi mantıklı bir şekilde takip edebiliyorum. Sandviç, süreçler, katmanlar derken bilimsel bir şeylerden söz ediyor gibisiniz. Her şey çok açık; ancak uygulamada söz konusu olan bir şey var: Önceki söyleşimizde de söylediğiniz gibi; nefret ettiğim kişiyi ortadan kaldırmak, yok etmek istiyorum. Ondan nefret ediyorum. Bu, beni alev alev yakan, son derece duygusal bir noktadır. Şimdi ise ödün vermemiz gerektiğini söylediniz. Bu tavsiyeyi nasıl anlamalıyım?

Dr. Laitman: Ne için yaşıyoruz? Bunu bilmemiz gerekir. Bu hayvansal yaşamda daha üst amaçlara erişmek için yaşıyoruz. Bunu yaşamınızla bu şekilde ilişkilendirmezseniz, sistem bu işi yapacaktır. Ya sistem size bunu yaptırır ve siz zavallı bir hayvan gibi olursunuz ya da bu işi kendi elinizle yapıp insan, yani “Âdem” olursunuz. Bu farkı anlamamız gereklidir. Tüm nefretimiz, acılarımız, bugün olan her şey bir sistemin içinde olduğumuzu, onun kurallarını öğrenmek zorunda olduğumuzu ve iyi bir geleceğe nasıl ilerleyeceğimizi bize öğretmek içindir.

Konuk: Ödün vermek ne demektir? Karşımdaki kişiye haklı olduğunu ve benim haksız olduğumu söylemem midir? Ödün nedir? Bu kelimeyle kastettiğiniz nedir?

Dr. Laitman: Partnerimle, karşımdaki kişiyle doğrudan ilişki kuramam. Her şeyi yapan, kontrol eden üst güçle ilişki kurarım. O, her şeyin başıdır. Sistemi anlamak, üzerinde çalışmak ve onu hissetmek zorundasınız. Onu öğrenmek için yapılması gereken çalışmalar mevcuttur. Gerçek olan şey ve gerçek psikoloji budur.

Konuk: Gerçekten kulağa ilginç geliyor. Fakat ödün verme eylemi nasıl uygulamaya dökülür? Bir şey söyleyerek mi, bir şey yaparak mı, içsel bir şekilde mi?

Dr. Laitman: Ödün vermek onlu grupları düzenleyerek başlar. Ardından onları çiftlere ayırır ve siz yapılacak çok fazla iş olduğunu görürsünüz.

Konuk: Birlikte doğru bir şekilde çalışan bir çiftin her ikisi de öfke duyar.

Dr. Laitman: Eğer unuturlarsa her unuttuklarında çalar saat gibi çalan ve her ikisine de “merhaba” diye seslenip gerçeğe uyandıran bir yapı vardır. Bu, resmi değiştiren şeydir. Birkaç kez tekrar edildikten sonra bir alışkanlık haline gelir.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkür ederim. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,282