e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1080 – Mahremiyet Ve Sevgi

Yeni Hayat 1080 – Mahremiyet Ve Sevgi

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşisi serisinde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Konuk: Merhaba.

Oren Levi: Bugün Dr. Laitman ile mahremiyet hakkında konuşmak istiyoruz. Mahremiyetin söz konusu olmadığı bir çağda yaşamaktayız. Hakkımızda birçok şeyin bilindiği ortaya çıkmıştır. Bu durum bazen bizi endişelendirmektedir. Bu konuda neler yapabiliriz ve yapabileceklerimiz sayesinde hayatımızı daha güzel hâle getirebilir miyiz, bunu anlamak istiyoruz.

Konuk: Mahremiyet, bir kişinin kendi özel yaşamına sahip olduğunu, bize doğal olarak gösteren şeylerden biridir. Mahremiyet, halk ile arama koymak istediğim mesafedir. Bu, aynı zamanda bir temel haktır. Fakat burada konuşmak istediğimiz, onun yasal yönü değil bizzat kendisidir. Yaptığımız şeyleri belgelemek için birçok yola sahip olduğumuz teknolojik bir çağda yaşamaktayız. Telefonlarımız ile fotoğraf çekip, ses kaydedebilir ve onları gönderebiliriz. Yaptıklarımızı gizlice gözetleyen pilotsuz uçaklar mevcuttur. Salonlarımızdaki akıllı TV’ler vasıtasıyla yaşadığımız her şeyi kaydedip, izleyebilecek insanların olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Özellikle ekonomik ve pazarlama amaçlı olarak hakkımızda toplanan birçok bilgi mevcuttur.

Ayrıca kendimizi sürekli sergiliyoruz. Bir restoranda yediklerimizi, bulunduğumuz herhangi bir yeri, giydiklerimizi, evimizi, vs. sürekli sergiliyoruz. Kısacası hem hakkımızda çok fazla bilgi toplanmakta hem de bizler kendimiz hakkında dışarıya çokça bilgi vermekteyiz. Eski kabilelerin mahremiyetlerini koruyup korumadıklarını bilmiyorum. Ancak, son birkaç yılda insanlar mahremiyet talep etmektedir. Öte yandan kişiler hakkında toplanan bilgiler de artmaktadır. Kişi de kendisi hakkında birçok bilgiyi ifşa etmektedir. Bu söyleşimizde, bu fenomeni anlamak istiyoruz. Bu soruyu varlığımız temelinde açmak istiyorum. Bize ait şeyleri gizleme gibi bir içsel ihtiyacımız vardır. Böylelikle hiç kimse bunu bilemez ya da sadece kişinin seçtiği insanlar bilebilir. Bu ihtiyaç nereden gelmektedir? Bir kişinin mahremiyet ihtiyacı nereden gelmektedir?

Dr. Laitman: Bu ihtiyacın nedeni utançtır.

Konuk: Bunu açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Elbette. İnsanın utanç duyduğu düşünceleri, arzuları, eğilimleri ve eylemleri vardır. Bu noktada, kişinin neden utandığı sorusu ortaya çıkmaktadır. Utananlar da var utanmayanlar da var. Hayvanların utanmadığı şeylerden bizler utanmaktayız. Çocuklar ve hatta yetişkinler, gelişim düzeyine bağlı olarak utanç hissetmezler. Aslında, gelişim düzeyi bir insanın daha mütevazı olmasına ya da tam tersine, daha doğal olmasına neden olabilmektedir. 20. ve 21. yüzyılda çıplak dolaşmayı, hiçbir şeyden utanmamayı, seks yapmayı ve diğer ihtiyaçları özgürce yerine getirmeyi tercih eden birçok topluluk, grup olduğunu görüyoruz. Belki de 20-30 bin yıl önce de bu şekildeydi, bilemiyoruz. Sanki geriye gidiyormuşuz gibi bir hissiyat oluşmaktadır.

Bu noktada mahremiyet gerçek bir meseledir. “Gizli” nin anlamı nedir? Bir kişi özel bir şeye sahip midir? Eğer bir doktor topluluğu içindeysem kendimden, en kişisel noktalarımdan bahsetmekten utanmam. Kişisel olanlardan utanmam fakat gizli olanlardan utanırım. Sorun değil. Nihayetinde bir toplumun içinde doğan ve gelişen küçük bir egoist olduğumu ve sosyal gelişimin bir ürünü olduğumu anlarsam utanacak neyim olur? Neden kendimi diğerlerinden saklamalıyım? Ancak bunun onlar için hoş veya nahoş olabileceğini anladığım koşulda buna karar verebilirim. Bunun bana nasıl göründüğünün bir önemi yoktur. Çıplak olabilirim, farklı koşullarda olabilirim, farklı ilişkilerim olabilir, vs. Davranışlarımın gelişiminin bir sonucu olarak diğer insanlara zarar vermek, onları kırmak istemiyorum. Onları, sadece onları dikkate almak istiyorum. Çünkü kendimle ilgili bir mahremiyet ihtiyacı hissetmiyorum.

Tüm bunlara nasıl bakıyoruz? Bir kişinin mahremiyetini korumak gerçekten topluma, onun gelişimine ve o toplumdaki insanlara bağlıdır. Çıplaklığı, bireysel özgürlük olarak gördükleri için sokakta çıplak yürüyenleri görmekteyiz. Ya da “baştan aşağı örtünmemiz gerek” diyenler de vardır. Mumyalar gibi baştan aşağı sarmalanmak… Yani her çeşit insan mevcuttur. Bu nedenle mahremiyetin ne anlama geldiğini belirlemek, bizim için hâlâ zordur. Bana göre mahremiyet, başkalarını dikkate almamız ve onları rahatsız etmemek için çaba göstermemizdir. Diğer insanları, yanımızda veya bizim bulunduğumuz bir ortamda rahat hissedecekleri bir duruma getirmeye çalışmalıyız. Bu onlar için önemli değilse o zaman utanmanın hiçbir anlamı yoktur. Birisi var mı, yok mu? Egoist eylemlerimi ifşa etmeyi mi yoksa gizlemeyi mi istediğime bağlıdır. Yani zarar görmemek için gereken ne ise onu tercih ederim. Burada bizim hesaplamamız, yanımızda duran yabancı ile ilgili değil kendi vicdanımızla, diğerleriyle ilgili düşüncelerimizle ilgilidir. Yani en azından böyle olması gerekmektedir.

Konuk: Utanmamız veya saklanmamız gereken bir şey var mı?

Dr. Laitman: Hayır, kesinlikle yok.

Konuk: Çıplak olmak, halka açık bir yerde samimi bir ilişki yaşamak gibi dışsal meseleler hakkında konuştunuz. Davranışlarım ya da içselliğimle ilgili utanç hakkında ne söylenebilir?

Dr. Laitman: Eğer kimseye zarar vermek istemiyorsam saklayacak bir şey de yoktur.

Konuk: Ama yine de insanların kusur olarak tanımladığı şekilde, biraz aç gözlü ve geç anlayan bir yapıya sahip olarak doğduk.

Dr. Laitman: Topluma göre bunlar kusurdur. Bizi olduğumuz gibi kabul edemezler.

Konuk: Örneğin, bence bu yaklaşım huzursuz edicidir. Dar görüşlü bir kişi, eninde sonunda başkalarına zarar verir.

Dr. Laitman: Hayır, şu anda işerin nasıl olduğu ve uygulandığından değil doğru tutumlardan bahsediyoruz. Uygulamada, bir kişinin özgürce davranamadığı durumlara bağlı olarak, bu kişi anlaşılmayacak ve kabul görmeyecektir. Ben ise düzeltilmiş, ıslah olmuş bir toplumdan bahsediyorum. Bu durumda, kişi başkalarını nasıl dikkate alacağını bilir ve başkalarına iyi davranmak için her şeyi göze alır. Benim göz önünde bulundurduğum tek şey budur. İnsanların yanımda keyifli hissetmelerini sağlamak için bunu yaparım.

Konuk: Yanımdaki kişinin kendini rahatsız hissetmesini sağlayan bir niteliğim olduğunu varsayalım. Bu durumda kendimi durdururum. Bu utanmam gereken bir şey midir?

Dr. Laitman: Bu utanç değildir. Sadece kişi, diğer kişileri dikkate alır.

Konuk: Ama bu nitelik saklamam gereken bir şey değildir.

Dr. Laitman: Utanılacak hiçbir şey yoktur. Bizler üst güç tarafından yaratıldık. Bu şekilde yaratıldığımız için utanılacak bir şey yoktur. Kendi çabalarımla daha iyi olabilirsem utanma hakkım olacaktır, ancak bu ıslaha henüz ulaşamadım. Bu durumda utanabileceğim bir şeyler olabilecektir.

Konuk: İnsan utanacak hiçbir şeyinin olmadığını bilirse ya da eğer kişi, ona utanacağı hiçbir şey olmadığı hissini verecek olan bir toplumda yaşarsa saklayacak hiçbir şeyi olmaz mı diyorsunuz? Böyle bir durumda mahremiyete ihtiyacı olmaz mı?

Dr. Laitman: Hayır, olmaz.

Konuk: Örneğin, doğada mahremiyete ihtiyaç var mıdır?

Dr. Laitman: Hayır, doğada mahremiyete ihtiyaç yoktur.

Konuk: Genel olarak doğada özel bir şey var mıdır?

Dr. Laitman: Mahremiyetle ıslah olma şartıyla evet vardır. Fakat eğer bu, ıslah için değilse hayvanlardan bir farkımız olmayacağını anlamalıyız. Yaradan gibi, ihsan etme kuvveti gibi olabileceğim, hayvansal seviyenin üzerinde bulunan insan seviyesine ulaşıp, diğerlerini göz önünde bulundurarak, özellikle onlara karşı davranışlarımda açığa çıkan, sevgi niteliğini edinmeliyim. Yanımda iyi, hoş ve rahat hissetmeleri her şeyi belirlemektedir. Davranışımı da belirleyen tek şey budur. Sadece başkalarıyla ilgilenmek, onları dikkate almak… Bu, utanmakla ya da utanmamakla ilgili değildir. Bu onların yanımda iyi, rahat ve keyifli bir şekilde yaşamalarını sağlamaktır.

Konuk: Bugün dünyamızda, bir insanda bu mahremiyet ihtiyacı yani “birileri benim hakkımda bir şeyler bulacak” korkusu, hangi aşamadan itibaren gelişir?

Dr. Laitman: Normal yaşantımızda hepimiz kendi dört duvarımızın arkasına saklanmak istiyoruz.

Konuk: Gelişim sürecimizde, mahremiyet ihtiyacının olmaya başladığı belirli bir aşama var mıdır? Daha önce söylediğiniz gibi utanç hissetmeyen bir çocuğun çıplak olup olmaması veya sinirli olup olmaması önemli değildir. Bu ihtiyaç ne zaman gelişmeye başlamaktadır?

Dr. Laitman: Bir insanın kişilik algısı, 10 yaş civarında oluşmaya başlamaktadır.

Oren Levi: Peki, kişilik algısı neden gelişmektedir?

Dr. Laitman: Çünkü kişi zarar görebileceğini hisseder.

Oren Levi: Bunu açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Toplum ona zarar verebilir, onun hakkında olumsuz düşünebilir, kötü şeyler söyleyebilir. Bunlar kişinin kendini saklaması için iyi ve tercih edilebilir sebeplerdir. Başkalarının yanında çıplak olmaktan rahatsız olmaya başlar. Fakat bir Afrika kabilesinde olduğu gibi herkesin çıplak olduğunu varsayarsak, bu durumda kişi rahatsızlık hissetmeyecekti. Yani sonuçta, tüm bunlar sosyal olarak kabul görmemizle alakalıdır.

Oren Levi: O halde, mahremiyet ihtiyacı bir kişide kendini korumak için geliştirdiği benlik algısına paralel olarak gelişir diyebilir miyiz?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Mahremiyet ihtiyacı bir kişide başka herhangi bir şeye hizmet eder mi? Örneğin, kişinin kendi potansiyelini gerçekleştirme yeteneği ile de bir bağlantısı var mıdır?

Dr. Laitman: Şimdi vardığınız yer oldukça iyi. Daha iyi odaklanmış bir şekilde soru sorarsanız, istediğiniz yöne çekebilirsiniz.

Oren Levi: Diyelim ki kişi 10 yaşına geldi. Benlik algısını geliştirmesiyle birlikte bir mahremiyet arzusu ya da ihtiyacı da geliştirdi. Böylelikle utanç hissetmeye başladı. Düşünen bir varlık olarak, kişinin evrimine ne olmuş olur?

Dr. Laitman: Utanç, muazzam ve son derece temel bir şeydir. Utanç vasıtasıyla gelişimimizde çok yüksek bir dereceye varmamız gerekmektedir. Eğer utancı doğru kullanırsak, diğerleri kadar gelişmiş olmadığımızdan veya onlar kadar iyi davranmadığımızdan bunları geliştirmemiz gerektiğini görürüz.

Oren Levi: Mahremiyet ihtiyacı bu noktaya nasıl gelmektedir?

Dr. Laitman: Mahremiyet, kendimi olabildiğince geliştirmek istemem, diğer gelişmiş, iyi eğitimli, zeki ve iyi insanlar gibi olmak istememdir.

Oren Levi: Sorum, bir kişinin kendi mahremiyet ihtiyacıyla ilgili.

Dr. Laitman: Mahremiyetim bana zarar verebilecek, utanabileceğim ve saklamak istediğim doğru olmayan şeyleri isteme konusunda beni sınırlandırır.

Oren Levi: Diyelim ki saklamak istediğiniz şeyler var. Ormanda değil bir toplum içinde yaşıyorsunuz ve insanlarla binlerce farklı yolla iletişim kurdunuz. Yael ve ben toplumuz ve siz mahremiyet isteyen bir bireysiniz diyelim. Bugün herkesin, sizin mahremiyetinizi ihlal ettiğini varsayalım. Bu size ne hissettirir?

Dr. Laitman: Eğer ben sıradan bir insansam…

Oren Levi: Evet, sıradan bir insansınız.

Dr. Laitman: O halde muhtemelen mahremiyetimin ihlal edildiğini düşünürüm.

Oren Levi: Peki duygusal olarak ne hissedersiniz?

Dr. Laitman: Duygusal olarak kötü hissederim. Sanki özel hayatım benden uzaklaştırılıyormuş, genel anlamda hayatımı yaşamama engel olunuyormuş gibi hissederim.

Oren Levi: Bugünlerde bu durum neden böyle bir kişiyi rahatsız etmektedir?

Dr. Laitman: Bu kişiyle çalışıp, bu durumun onu artık rahatsız etmeyeceği bir hâle gelmesini sağlayabilirsiniz.

Oren Levi: Onunla çalışma noktasına gelmeden önce, bu durum onu niçin bu kadar rahatsız eder?

Dr. Laitman: Buna sebep olan, kişinin egosudur. Onun incinme ve zarar görme korkusudur.

Oren Levi: Günümüzün aksine, on yıl önce finansal çıkarları olan bazı şirketlerin, tanınmayan insanlar hakkında pek çok şey bildiklerini varsayalım. İnternetin, sosyal ağların, akıllı telefonların, akıllı arabaların, akıllı TV’lerin ve nihayetinde tüm bunların yaptığı, insanlar hakkında bilgi toplamaktır. Amaç, kişiler hakkında daha fazla bilgi edinmektir. Beni sürekli ve her yerde izleyip dinleyen bir abim varmış gibi, birileri sürekli beni takip etmektedir.

Dr. Laitman: Yani?

Oren Levi: 10 sene önce böyle bir şey yoktu. Bu durum, bir toplum hakkında nasıl bir bilgi verir? Mahremiyetimiz nereye gitti? Başkalarını kullanmak ve sömürmek istiyoruz. Bunu açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Bilmiyorum, bu alanda uzman değilim. Ancak, başkalarını kullanmak istediğimizi söyleyebilirim. Onlara bir şey satmak, bir şey yaptırmak, onlara yalan söylemek, birini ya da başka birini seçmelerini sağlamak istiyoruz.

Oren Levi: Tamam, toplumun istediği budur. Fakat biz, zarar görmemek için mahremiyetini geri isteyen bir bireye geri dönelim. Şimdiye kadar kullanmak, sömürmek, vs. isteyen bir bütün olarak toplumun çıkarları hakkında konuştuk. 10 yaşından itibaren bir bireyin mahremiyet ihtiyacı hissettiğini söylemiştiniz. Mahremiyet, kendisi hakkında her şey bilinen bir kişiye ne yapar? Bugünlerde yaşayan bir insan olarak, bu kişinin gelişimine etkisi nedir?

Dr. Laitman: Bu durum, bu kişinin ne tür bir insan olduğuna bağlıdır.

Oren Levi: Sıradan bir insandır diyelim.

Dr. Laitman: Bunu onlara sorunuz. Bence bu, insanı gerçekten kısıtlar ve baskı altına alır. Şahsen beni rahatsız etmiyor.

Oren Levi: Tamam, şimdi herkesin öyle ya da böyle, bir şekilde takip edildiği bir toplumda yaşıyoruz. Şu an TV stüdyosunda oturuyoruz fakat oturma odamda da oturuyor olsaydık birileri bizi dinleyebilirdi. İçinde yaşadığımız dünyayla ve onun ilerlemekte olduğu yönle ilgili ne söylenebilir? Niçin bu duruma ulaştık? Bir kişinin mahremiyetinin gelişimi nereye gitmektedir?

Dr. Laitman: Gidilen yer, herhangi birinin bir çeşit ilgisi olması hâlinde hükümet, politikacılar, seçkinler, herkes ve her şey hakkında bilgi sahibi olacağı noktadır. Bu kişiler, bilgisayarlar ve farklı programlar aracılığıyla insanların, kendilerinin kontrol edildiğinden haberdar olmayacağı şekilde herkesi nasıl kontrol edebileceklerini bileceklerdir.

Konuk: Bireyler ve toplum olarak tüm bu bilgileri içerebilecek kapasitede olduğumuzu düşünüyor musunuz? Örneğin, herkesin herkesle ilgili her şeyi bildiği durumu ele alalım.

Dr. Laitman: Hayır, herkes değil. Bizler bilmiyoruz, iktidar sahibi olanlar biliyor. Elbette ki sizin hakkınızda bilgi sahibi olanlar bizler değiliz.

Konuk: Peki, daha önce söylediklerinize geri dönelim. Utanılacak hiçbir şeyin olmadığını, kimsenin utanılacak bir şeyi olmadığını söylemiştiniz.

Dr. Laitman: Doğru.

Konuk: Bunca şeye rağmen insanın utanacak bir şeyi yoktur.

Dr. Laitman: Evet, doğru.

Konuk: Şimdi, kimsenin utanmadığı bir toplumda yaşadığımızı varsayalım. Toplum herkes hakkındaki bilgileri içerebilir mi?

Dr. Laitman: Bu, toplumun yapısına bağlıdır. Benim hakkımda her şeyi biliyor olmalarını umursamayabilirim fakat sonradan bana farklı şeyler yapmaya başlarlar. Beni bir şeyler yapmaya zorlayabilirler ve farkında bile olmadığım şekillerde beni çepeçevre sarabilirler. Farklı farklı koşullar yaratırlar. Yani bu, benim ilgilenmediğim bir şeydir.

Konuk: Öyleyse, kendinizi içinde yaşadığınız topluma adapte etmemizi söylüyorsunuz.

Dr. Laitman: Başka çaremiz yoktur. Burada mesele bir kişinin mahremiyetini korumak değildir. Bir kişinin mahremiyetini korumak mümkün değildir çünkü mahremiyet diye bir şey yoktur. Hepimiz tamamen çıplağız. Yukarıda, göklerde düşünce ve arzularımız da dahil olmak üzere filmimiz çekilmektedir.

Oren Levi: Kim bizim filmimizi çekmektedir?

Dr. Laitman: Kim olduğunun bir önemi yoktur. Sizin söylediğiniz gibi bir “abi” diyelim. Diğer soru, onun nasıl kullanıldığıdır. Kim tarafından kullanılıyor?

Oren Levi: “Abi” yani bilgi toplayanlar tarafından mı kullanılır?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bu büyük bir soru.

Dr. Laitman: Asıl soru budur. Kaydettiklerini bana karşı, benim zarar görmem için kullanmalarını istemem. Üstelik beni çıplakken, her türlü şeyi yaparken görebiliyorlar. Yaptıklarımı bir hayvan gibi ya da bir hayvandan üstün şekilde, öyle ya da böyle yapıyorum. Bunun benim için bir önemi yoktur.

Oren Levi: Ancak bu bilgilerin size karşı kullanılmasını istemiyorsunuz.

Dr. Laitman: Doğrudur.

Oren Levi: Ancak onlar, kişilere karşı kullanılıyor. Kimse o insanlara bir şey sormuyor. Bu kişiler ise teşhir edilmelerine değeceğini söylüyorlar. Bunun, bilgileri olmadan kontrol ediliyor olmalarına değeceğini söylüyorlar.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Peki, buna karşı ne yapılır?

Dr. Laitman: Yapılacak tek şey toplumu eğitmektir. Yani kimsenin diğerlerine karşı kötü olmak istemeyeceği, kimseye zarar vermek istemeyeceği şekilde toplumu eğitmektir. Başka hiçbir şeyin yardımı olmayacaktır. Herkesin diğerleri hakkındaki içsel olanlar dahil olmak üzere, her şeyi kesin olarak bileceği dünyaya doğru ilerlemekteyiz. Yani bilgisayarlar kesin bir algoritma verecek. Bu algoritma, insanları bir şeyler yapmaya yönlendirdiğiniz, hatta intihar etmelerini sağladığınız o noktaya kadar, onları nasıl kontrol edebileceğinizin çözümünü size verecektir.

Oren Levi: Bu ne tür bir intihardır?

Dr. Laitman: Bir kişinin bir binadan atlaması ya da başka bir yolla kendisini öldürmesinden söz ediyorum.

Konuk: Yani bir insanla mümkün olan her şekilde oynamak mümkündür.

Dr. Laitman: Tamamıyla öyledir. En önemlisi kendimizi kısıtlamamız, sınırlamamızdır.

Oren Levi: Nasıl ve ne şekilde?

Dr. Laitman: Seviyeyi, eğitim seviyesini yükseltmek, bir bütün olarak toplum için sorumluluk duygusunu geliştirmek için çalışmazsanız, bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Bunu yapmaksızın hiçbir şeyi saklayamaz ve koruyamazsınız. Bahsettiğimiz insanlık, kendisini yok edecek ve kaosa geri döndürecektir.

Oren Levi: Peki, bu bahsettiğiniz çıkmaz, kaos ve tasvir ettiğiniz senaryo beni gerçekten zorluyor. Bu nedenle bu çıkmazı, kaosu, senaryoyu bir tarafa koymak ve sizinle başka bir noktaya değinmek istiyorum. Söylediklerinizi yapmayı başarabildiğimizi ve toplumdaki sorumluluk ve eğitim seviyesini yükselteceğimizi varsayalım. İnsanların inandırılmaksızın her şeyi içsel olarak hissettikleri ve kimseye zarar vermek istememe noktasına vardıklarını düşünelim. Tüm bunların, yaşadığımız bugünde olduğunu varsayalım. Böyle bir toplum mahremiyetimi korur mu?

Dr. Laitman: Hayır, bu durumda mahremiyete ihtiyaç duymazsınız. Sadece diğer insanlara rahatsızlık vermemeye özen gösterirsiniz.

Oren Levi: Tamam ama benim hakkımda ne biliyorsunuz? Mahremiyetimi koruyor musunuz?

Dr. Laitman: Sizin hakkınızdaki her şeyi bildiğimizi varsayalım. Eğer size zarar vermek istemiyorsak sizin utanacak hiçbir şeyiniz yoktur. Annesinin kollarındaki bir bebek gibisinizdir. O bir şeyden utanır mı?

Oren Levi: Sanmıyorum.

Dr. Laitman: O tamamen rahattır. Örnekteki kişi için de bu böyledir.

Konuk: Mahremiyetimizin kendimiz için yarattığımız bir kimlik olduğunu hissetmekteyiz. O hâlde, birey hangi kimliğe sahip olacaktır?

Oren Levi: Nasıl diğerlerinden farklı olacağım?

Dr. Laitman: Sadece toplumun yararına çalıştığınız ölçüde diğerlerinden farklılaşırsınız.

Konuk: Bugün kendimi tanıttığım şekilde olmayı ve farklı yerlerde, farklı şekillerde kendimi sunmayı seçiyorum. Siz kendinizi nasıl tanıtmaktasınız?

Dr. Laitman: Toplumun yararına yaptığım şeylerle ya da davranışlarımla tanıtmaktayım. Bunun yanı sıra ya da bunun dışında başka bir şey sergilemenize gerek yoktur. Aksi takdirde bu bir hayvanın yaptığı gibi olur. Kullandığım üslup için özür dilerim.

Oren Levi: Tamam. Bu gelecekteki toplumda, bir kişinin her şeyi toplumun faydası için yaptığından bahsettik. Bu durumda, yaptıkları bu kişinin özgün bir katkısı mı olacak?

Dr. Laitman: Tabii ki, bu kişi onları bilinçli olarak, kendi çabasıyla yapacaktır.

Oren Levi: Benim katkım farklı olacak mı?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Örneğin, varlığını sürdürdüğü bir toplumda, kişi artık korkmayacak mı?

Dr. Laitman: Hayır, kişi artık farklı bir birey olarak varlığını sürdürecektir.

Oren Levi: Nasıl?

Dr. Laitman: Bu, onun topluma olan katkısıdır. Bu, onun kim olduğudur, kimliğidir, kimlik kartıdır. Bu, onun topluma ne ölçüde ve nasıl katkıda bulunduğudur.

Oren Levi: O kişiye özgü şekilde mi?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Zamanımız tükenmek üzere. Bu yüzden mahremiyet ve yarının dünyasını sonuçlandırıyorum. Nedir bu mahremiyet?

Dr. Laitman: Topluma katkı sağladığım, yatırım yaptığım ve toplumu ilerlettiğim ölçüde ne olduğunu belirlerim. Bu benim mahremiyetimdir, bireyselliğimdir. Bu, benim kim olduğumdur.

Oren Levi: Fakat topluma…

Dr. Laitman: Topluma ne kadar yatırım yaptığımla ilgilidir.

Oren Levi: Bu, kim olduğumla ilgilidir.

Dr. Laitman: Sahip olduğum her şey, ben ve toplumdur.

Oren Levi: “Sahip olduğum her şey” derken neyi kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: Kim olduğumu kastediyorum.

Oren Levi: Gerçekten çok ilginç.

Dr. Laitman: Eğer ben kendim içinsem, ben kimim?

Oren Levi: Çok teşekkürler Dr. Laitman. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,296