e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1082 – Minimalizm Akımı

Yeni Hayat 1082 – Minimalizm Akımı

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün 1082. söyleşimizi yapmaktayız. Bu söyleşimizin konusu, dünyayı fetheden yeni bir akım olan minimalizm olacaktır. Oldukça ilginç bir konu bizleri bekliyor.

Konuk: İnsanların mülklerini ve eşyalarını azaltmak, yaşam ortamlarını sadeleştirmek, gereksiz tüm mallarının yükünden kurtulmak ve yaşamlarının kontrolünü ellerine almak için tercih ettikleri bugünün dünyasında giderek hız kazanan bir akımdan söz edeceğiz.

İnsanlar onları köleleştiren maddi mülkler için yarışmaya itildikleri tüketici kültürüne başkaldırıda bulunmak ve kendilerini özgür kılmak istemektedirler. Zamanlarını nasıl kullanacaklarını kendileri seçmek istiyorlar. Eşyaların olabildiğince sade ve sakin olması durumunda boş yerleri akıllıca kullanmak mümkündür. Bana göre bu, daha minimalist ve süslü olan batılı yaşam tarzının baskısı altında meydana gelen kaosa ait bir haykırıştır. Bu nedenle bugün daha çok ekonomik zorluklar, baskılar yaşayan genç nesil ve maddiyat yerine anlama, deneyime daha çok önem veren daha eski nesil arasında daha çok gelişen bir akımdır. Bu kişiler tüketim kültürünün çevreye neler yaptığının farkındadırlar. İnternetin gelişimi bu kişilerin fizikselliğe daha az bağlı olmaya neden olan sanal bir hayat yaşamalarına neden olmaktadır. Ancak bu yöntem hakkında çok fazla eleştiri söz konusudur ve bu konuyu biraz sonra konuşacağız.

Her şeyden önce bu akım hakkında konuşmak istiyorum. Bu konuda neler olmaktadır? Özellikle şimdi her şey çok bol olduğundan bu akımdan kaçmak istemekteyiz. Bu akımı nasıl görüyorsunuz?

Dr. Laitman: Antik Yunan’da ve bazı antik kültürlerde bu tür olaylara rastlamak mümkündür. O zamanlarda birçok şeye kolayca ulaşabiliyor olmalarına rağmen insanlar oldukça mütevazi bir yaşam sürmüşlerdir.

Konuk: Bunun kökeni nedir?

Dr. Laitman: Her ne kadar ben onları kontrol ediyormuşum gibi görünse de elde ettiğim her şey beni kontrol etmektedir. Onu elimde tutmalı ve onun için endişe duymalıyım. Söylendiği gibi: ‘’Kim mal varlığını arttırırsa acısına acı katar. Kişi kültüre, eğitime, bilgi edinmeye ve bir insanın sahip olduğu diğer parametrelere bağlı olan ‘’altın yol’’da olmalıdır. Ruhsal şeylerle ilgilenen kişiler elbette en önemlileridir. Bunun tam aksi durumdakiler ise diğerlerine bakıp her şeyi almak için nasıl koşturduklarını görerek onların yaptıklarına heveslenir ve onlar gibi olurlar. Bu yüzden her şey topluma ve toplumun yaşadığı, ilerlemekte olduğu zamana bağlıdır. Aynı zamanda kişinin kendisine de bağlıdır. Fakat maddi malların fazlasından kurtulma yaklaşımı aynı zamanda egoist bir yaklaşımdır. Sadece herhangi birine ya da bir şeye bağlı olmama ve özgür olma durumunun benim için daha iyi olduğu konusunda bir baskı hissediyorum.

Aslında en büyük servet özgürlüktür. Arabama, kıyafetlerime, mücevherlerime ve sahip olduğum diğer şeylere bağımlı olmak yerine kendimi özgür kılıyorum. Birkaç tişört ve basit eşyayı yanıma alıyorum ve gezintiye çıkıyorum. Kuşlar, çimler, güneş… Neye ihtiyacım var ki? Şu dört duvara, klimaya ve diğer her şeye neden ihtiyacım var ki? Kişiye her şey, bu şeylere ne kadar köle olduğunu anladığı ölçüde bağlıdır. Kişinin elde ettiklerine değil de elde ettiklerinin kişiye sahip olduğunu anlamamız gerekmektedir.

Konuk: Örneğin Pesah Bayramı Tatilleri için temizlik yaptığımızda ihtiyacımız olmayan şeyleri atarız. Bu bize iyi bir temizlik hissi verir. Bu dışsal nesneler ile içsel duygularımız arasındaki ilişki nedir?

Dr. Laitman: Evet, bunu özgür olmak için yaparız. Baskıdan kurtulmak için yaparız. Çünkü özgürlük de çok kıymetli bir varlığımızdır.

Konuk: Aşırı mal mülk ve nesneler bize külfet oluyor mu?

Dr. Laitman: Elbette, bunun hakkında düşünmeliyiz. Bilinçaltımızda, kafamızın içinde bir yerlerde tüm bunları saklamaktayız. Onları düşünmek zorundayız. Onlara ne olabileceğini, vs. düşünmeliyiz. Söylendiği gibi: “Ne kadar çok ilim, o kadar çok keder.”.

Konuk: Bilinçaltında bile bunun bizi psikolojik olarak ne kadar sıktığını hissetmekteyiz.

Oren Levi: Eski kültürlerde bile insanların maddi eşyalarından kurtulmayı tercih ettikleri dönemler olduğunu söylediniz.

Dr. Laitman: Evet, öyledir.

Oren Levi: Bunu bugün yaşananlarla ilişkilendirmek istiyorum. Bugün dünya bolluk ve berekete ulaşmış durumdadır. Bu akımın bu bolluktan kaynaklanmasının nedeni nedir?

Dr. Laitman: İnsanlar kendilerinden keyif almadıkları için eşya satın almaktan da hoşlanmıyorlar. İki hafta önceki “Kara Cuma”da eve sürekli bir şeyler aldım diyelim. Bir kısmını ellerimde taşıdım, bir kısmını başıma bağladım, arabama doldurdum ve eve getirdim. Şimdi ya da yakında bu eşyaları koymak için yeni bir dolaba ihtiyacım var; fakat yeni bir dolap için uygun yerim yok. Bu yüzden yeni bir daire almam gerekiyor. Yani mesele birkaç şey almak değil, bu şeylerin beni onları almak için çalışmaya zorlamasıdır. Onları satın almak için şu anki çalışmalarım yeterli değil mi? O halde şimdi onları almak için çalışmalıyım. Benim niyetim bu değildi; ancak olan budur. Giyecek bir iki şeyin olması daha iyi olmaz mıydı? Eğer kamuya malolmuş bir kişiysem çok aşırı olmamak şartıyla birkaç giyeceğe ihtiyacım vardır. Her şeyi göz önünde bulundururum. Bunlar tercih edilmeli midir? Onları almaya değer mi, değmez mi? Bu alışmamız gereken bir şeydir. Çünkü bize gerçekten bir şey vermemektedir. Aksi hâlde insanların işsiz kalacak olması dünya çapında bir sorundur. Üretici, tasarımcı ve tüm satıcılar bizi baskı altına aldıklarından bunu yapmak zorundayız. Onlar bizi etkilemektedir. İnsanlar bu baskıyı hissetmekte ve buna karşı isyan etmeyi istemektedirler.

Konuk: Kendilerini bundan ve “İnsan sahip olduklarından, parasından, mal varlığından belli olur, bir kişinin ne kadar çok varlığı varsa o kadar değerlidir.” gibi bakış açıları ve tutumların olduğu prensiplerden sıyırmak istemektedirler. İnsanlar: “Kendimi işimle, cüzdanımla tanımlamak istemiyorum. Ben sadece ben olmak istyorum.” diyorlar. Yani toplum tarafından etiketlenmekten kurtulma arzusu söz konusudur. Bugün gelişmekte olan bu arzuyu nasıl görüyorsunuz?

Dr. Laitman: Tarihsel bir süreç içindeyiz. Bu geçici değil, tüm gerçeklik algımızın ya da tüm dünya görüşümüzün temeli olan egomuzun olduğu tarihsel bir süreçtir. İnsanın özü egodur, haz alma arzusu her zaman değişir. Haz alma arzusu değiştiğinde sadece nicelik olarak değişmez. Aynı zamanda niteliksel olarak da değişir. Bu nedenle daha önce sahip olduklarımız değil, yeni şeyler istemekteyiz ve elimizde olanı tekrar incelemekteyiz.

Oren Levi: Kişiler artık sahip olduklarıyla, arabalarıyla, işleriyle, evleriyle, kıyâfetleriyle tanımlanmak yerine kendi kişilikleriyle tanımlanmak istedikleri bir arzuya geldiklerinde diğer insanlar onlara bizler hakkında ne söylenebilir?

Dr. Laitman: Bu durum hâlâ çok uzaktadır.

Oren Levi: Ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: İnsanları değerlendirdiğimiz kriterlere bakınız: Onları mal varlıkları, pozisyonları, güçleri gibi kriterlere göre değerlendirmekteyiz.

Oren Levi: Minimalizm akımı açıkça: “Ben elde etmiş olduğum statüye ait bir sembol değilim. Ben olduğum kişiyim.” diyor.

Dr. Laitman: Kişi nerede? Onu nerede görüyoruz?

Oren Levi: Giderek daha fazla sayıda insanın özellikle genç neslin böyle bir arzusu oluyor. Bu bizi nereye götürmektedir? Bu durum evrimimiz hakkında bize ne söylemektedir?

Dr. Laitman: Bu bizi kötülüğü tanımaya doğru götürmektedir. Bizler gerçekten de az gelişmiş bir yapıdayız. Kendimizle ne yapacağımızı gerçekten bilmiyoruz. Kendimizi eleştirmeye daha açık olmalıyız. Tüm bu zaman boyunca geliştirdiğimiz maddi değerler yerine insan olabilmek için ihtiyacımız olanı, sahip olduğumuz tüm değerleri almalıyız. Kaç odam var? 5 mi, 10 mu, 20 mi? Kaç arabam var, vs… Nicelik olarak ne kadara sahip olduğum değil, niteliksel olarak ne kadar bilge olduğum önemlidir. Nicel ve nitel olarak ne kadar yükseldim? Asıl sorun budur. Bir insan neye doğru yükselmelidir? Elde etmem gereken bu değerler nelerdir? Belki dükkânlarda bir şeyler satın almak, para harcamak yerine kendime yatırım yapacağım, paramı ve zamanımı birşeyi geliştirmeyi öğrenmek için harcayacağım; ama neye ve nerede?

Günümüzde bir kişinin mesleğinin bile artık bir varlık olmadığını görüyoruz. Meslek takdir için bir çeşit sembol olarak algılanmaktadır. Yani bugünden itibaren insanları neye göre takdir ettiğimizi düşünmeye başlamalıyız. Bir insanı nasıl eğitiriz? Hayat boyu aynı kıyafetleri giyse bile toplumun takdir ettiği saygıdeğer bir insan olmak ne anlama gelmektedir? İnsanlar bu kişiye bakar ve: “Bu, günden güne değişen özel bir insan.” der. “Her gün yeni bir şey giyiyor.” demezler.

Konuk: Burada: “Hiçbir mal varlığı olmadığı hâlde kendini doygun hisseden bir kişi dünyanın efendisidir.” deniliyor. Bu söyleme katılıyor musunuz?

Dr. Laitman: Katılıp katılmamak mesele değildir. Burada asıl soru buna gerçekten uyup uymadığımızdır.

Konuk: Evet; ama neden hiçbir mal varlığı olmayan insan dünyanın efendisidir ve doygun durumdadır?

Dr. Laitman: Çünkü hiçbir şeyi olmadığını hissetmektedir. Temel şeyler ve içselliği dışında endişelenecek bir şeyi yoktur. Bu yüzden gerçekten tüm dünyaya sahip olduğunu hissetmektedir. Hiçbir şeye bağımlı değildir. Koruyacak hiçbir şeyi yoktur. Özgür olduğunu hissetmektedir.

Konuk: O hâlde ihtiyaç duymadığımız tüm gereksiz şeylerden kurtulduğumuzda içimizde anlamlı şeylere yer açıyoruz.

Dr. Laitman: Evet, öyledir.

Konuk: Öyleyse içimizde yer açmamız gereken şeyler nelerdir?

Dr. Laitman: Bu noktada yaşamın ne anlama geldiğini ve ne için yaşadığımızı düşünmeliyiz. Gittikçe daha fazla eşya elde etmek değil, her şeyden önce gerçek varlık olan ve ben öldüğümde benimle birlikte ölmeyen varlığı istiyorum. Varlık; ebedî varlık benimle birlikte doğada varolan şeydir. İçimde sonsuz bir kısım mevcut mudur? Aslında bilmek istediğim şey budur. Eğer mevcutsa onu kullanmaya, elde etmeye, barındırmaya, ona saygı duymaya, geliştirmeye değer. Bu, hakkında konuştuğumuz kısım ruhtur.

Konuk: Belki de insanlar anlamsız olan şeylerden kurtulma hissine bu yüzden sahiptir. Fakat gerçek anlam nedir? Onu nerede aramak gerekmektedir? Herkes onu kendisi için arar ve ne aradığınızın farkına varmanın kesin bir yolu yoktur.

Dr. Laitman: Doğrudur. Ben Kabala Bilgeliği ile meşgul olan biri olarak sonsuz ve kardeşçe varlık arayan bir insana öneride bulunabilirim. Buna ruh denir. Bir insanın elde ettiği şey budur. Ancak bu, kişinin kendine yatırım yapması gereken ciddi bir iştir. Kişinin başkalarının sevgisi vasıtasıyla gerçekten olmak istediği bir durum olan ihsan etme gücü, sevginin gücü olarak adlandırılan bu ebedî varlığa ulaşmak için yaptığı çalışmadır. Başkalarıyla sevgi ile ilişki kurmak ister. O, hoşlandığı için elde ettiği bir şey olmayan, gerçek, bütün, eksiksiz ve değerli varlığı hissetmek ister. O başkalarını sevdiği için kendini her şeye feda edendir.

Konuk: Kişinin bir şeyi “edinmesi” ne anlama gelmektedir?

Dr. Laitman: “Kalbim iyi bir şey edindi.” denir. Bu şekilde olmaktadır. Çünkü başkalarını sevmem, diğer egoist mülkiyet biçimlerinin üstünde ve ötesinde hissetmeye başlamamı sağlamaktadır.

Konuk: Peki, neden buna “iç varlık/mülkiyet” denilmektedir?

Dr. Laitman: O yok olmaz, ortadan kalkmaz. Çünkü kimsenin egosuna bağlı bir şey değildir. Kimse onu benden alamaz. Eğer onu elde ettiysem, o benimdir. Buna “dünyayı sevmek” denir.

Konuk: Anlamıyorum; ben birine bir şey verdim, sahip olduğum her şeyi verdim. Ona ne bıraktım?

Dr. Laitman: Neden “bırakmak” diyorsunuz? Niçin ne bıraktığınızı soruyorsunuz?

Konuk: Çünkü eğer sonsuz bir şey edindiysem ona sahibimdir.

Dr. Laitman: Evet, başkalarına karşı bu iyi tutuma sahipsinizdir, o sizindir. Sizin içinizde varlığını sürdürmektedir. Şu an bahsedeceğim konu kişilerin davranışları hakkındadır, mal mülk hakkında değildir. Bir başka kişiye karşı olumlu davranış sergilersem, o zaman ona çoktan vermişim demektir. O zaten dünyadadır, yok olmaz.

Konuk: Dünyayı geliştirmektesiniz. Böylelikle dünya sizin yatırım yaptığınız banka hâline gelmektedir.

Dr. Laitman: Diyelim ki sürekli onun nerede olduğunu, ihtiyacınız olması durumunda nerede arayacağınızı ve karşılığında ne yapacağınızı düşünüyorsunuz.

Konuk: Sadece anlamak için soruyorum: Bir şeyi elde etmekten söz ettiğimize göre, bu somut bir şey midir? Elde etmekten söz ettiğimiz için ellerimle tutabileceğim ya da en azından anlayabileceğim bir şey olmalıdır.

Dr. Laitman: Biliyorsunuz ki o devam etmektedir. İhsan etme arzunuzu çektiğiniz, genişlettiğiniz ölçüde diğerlerine olan sevginiz büyüdükçe büyür ve devamlı olur.

Konuk: Kişi ne için daha büyük bir yetenek kazanmaktadır?

Dr. Laitman: Vermek için… Bu onun varlığıdır.

Konuk: Bugünlerde dünyadaki birçok insanın bunun nasıl olduğu ve neden sonsuz olduğu hakkında konuşmaya başladığını söylediniz. Bir insan belirli bir noktada ölmektedir.

Dr. Laitman: Evet; ancak kişinin başkalarına verdikleri kalmaktadır.

Konuk: Hazır olma, istekli olma durumu nasıl araştırılır? Ona nasıl erişilebilir?

Dr. Laitman: İnsanların almaktan çok vermek hissini edindiği özel bir tür çalışmayı yapacakları bir grupta çalışarak erişebilir.

Oren Levi: Bunları farklı bir yönden incelemek istiyorum. Minimalizm akımına göre sahip olduğumuz eşyaların sayısını azaltmak, insanları zamanla özgürleştirdiği için iyidir. Bu, bir dilenci olmak gerektiği anlamına gelmez. Ancak temel ihtiyaçlara sahip olmak gerekmektedir. Herkes için bu geçerlidir.

Dr. Laitman:Aslında herkes için geçerli değildir.

Oren Levi: Herkes için geçerli değil; çünkü üç katlı bir villamız varsa onu Pesah’ta temizlerken eski kanepeyi atıp yenisini alırız. Bunu kendisini kısıtlayan bir insan yapmaz. Kendisini sadece 50-51 nesneye sahip olmakla sınırlayan insanlar mevcuttur. Sahip olduğumuz eşya ya da malların sayısını kısıtlamaktan konuşurken Kabala Bilgeliği’nde de kısıtlama olarak adlandırılan bir kavram olduğunu bilmekteyiz. Kabala Bilgeliği “kısıtlama” kavramından söz ettiğinde bundan ne anlamalıyız? Sahip olduğumuz eşya sayısını kısıtlamak mı, başka bir şey mi?

Dr. Laitman: Hayır, Kabala Bilgeliği nicelik, miktar hakkında konuşmaz.

Oren Levi: Peki, Kabala Bilgeliği için “kısıtlama” kavramının anlamı nedir?

Dr. Laitman: “Kendim için bir şeye ihtiyacım yok, her şey yalnızca başkalarının iyiliği için” anlamına gelmektedir.

Oren Levi: Kişinin ihtiyacı olmayan nedir?

Dr. Laitman: Kişinin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Kendisi için hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Yemek yemesi gerekir mi? Evet. İçmesi gerekir mi? Evet. Bir şeyler giyinmeli midir? Evet. Uyumalı mıdır? Evet. Kişinin eve, eşe ve çocuklara, işe, hayatını kazanmaya, birçok şeye ihtiyacı vardır. Ancak kişi aslında hiçbir şey istememektedir.

Oren Levi: Ancak ihtiyacımız olan şeylerden sadece 10 tanesini saydınız.

Dr. Laitman: 50 olur, 100 olur,…

Oren Levi: Bunca şeye rağmen hiçbir şeye ihtiyacımız olmadığını söylüyorsunuz. Peki, kısıtlama nedir?

Dr. Laitman: Asıl soru: Onları ne için kullanacağım? Kendi menfaatim için demek, kendimi tamamlamak için demektir ya da tüm hayatım anbean sadece toplumun, başkalarının ve Yaradan’ın yararına yöneliktir. Eğer benim dışımda olan her şeye odaklıysam yiyip içebilirim, giyinebilirim ve uyuyabilirim. Tüm bunları ‘’vermek için’’ yaparım. Bu niyettir.

Oren Levi: Peki, neyi kısıtlamaktasınız?

Dr. Laitman: Her zaman sadece nesnelerin egoistçe kullanımını kısıtlarım.

Oren Levi: Bu ne anlama gelmektedir?

Dr. Laitman: Sadece kendim fayda gördüğümde, yani sadece kendim için olduğunda zevk alırım.

Oren Levi: Egoistçe alma eğilimini kısıtladığımızda elimizde ne kalır?

Dr. Laitman: Her şey…

Oren Levi: Burada kastettiğim şey maddî varlıklar değil. Sadece anlamaya çalışıyorum: Bir evim var, her şeyim var. Ancak içsel olarak, bilgelik olarak elimizde ne kalır? Her şeyden sadece kendimiz için fayda sağlamak gibi doğal bir eğilimimiz vardır. Ben bu eğilimi kısıtlamak istiyorum. Bu durumda elimde ne kalır? İçimde hayat bulan nedir? Beni canlandıran nedir?

Dr. Laitman: Beni canlandıran şey, verdiğim şeydir. Bundan zevk alırım. Bu benim için almak gibidir. İhsan etme, benim için alma gibidir.

Oren Levi: Üç dakika önce verme arzusundan, ihsan etmekten bahsederken verilenlerin illa ki maddî varlıklar olması gerekmediğini, bunun kişinin tutumuyla ilgili olduğunu vurgulamıştınız. Öyleyse kendime ve başkalarına karşı tutumum konusunda kısıtlamam gereken nedir? Kabala Bilgeliği’ne göre ne tür bir tutum geliştirmeliyim?

Dr. Laitman: Kendiniz hakkındaki tüm düşünceleri kısıtlamanız ve başkaları hakkındaki tüm düşünceleri onların lehine geliştirmeniz gerekmektedir.

Oren Levi: Bunu biraz daha açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Neyi açıklayayım?

Oren Levi: Söylediğiniz şeyi… Bu neden önemlidir?

Dr. Laitman: Toplum hepimizin iyi bir şekilde bağlantı kurmamızı gerektiren bir duruma ulaştığı için bu önemlidir.

Oren Levi: Peki, bunun ele aldığımız konuyla nasıl bir ilgisi vardır?

Dr. Laitman: Çünkü bu şekilde iyi, güzel, yeni bir toplum inşa ederiz ve hepimiz sadece yaşam için gerekli olan şeyleri geliştirerek birbirimizle güzel, doğru şekilde ilişki kurabiliriz. Kimseye aldırmamazlık ve saygısızlık etmeyiz. Çevreye zarar vermeyiz, çöplerle kirletmeyiz, ekolojiyi koruruz, vs. Eğer bunları başkalarının yararına yaparsam kendim için sadece en iyi, en basit ve en sağlıklı şeyleri kullanırım.

Konuk: Neden kendimize odaklandığımızda çevreye zarar verip dengeyi bozan gereksiz şeyleri biriktirme eğilimi gösteriyoruz? Neden kendimizi umursadığımız için iyi hissetmek istiyoruz?

Dr. Laitman: “İyi” derken nasıl?

Konuk: Tutumumuzu kendimizi umursamaktan başkalarını umursamaya doğru çevirmemiz gerektiğini söylediniz. Böylelikle kendi ihtiyacım olandan fazlasını kullanmayacağım.

Dr. Laitman: Bu şekilde kendimle gerçekten ve en sağlıklı şekilde ilişki kuracağım.

Konuk: Neden kişi kendini önemsediğinde sağlıksız şeyler yapmaktadır?

Dr. Laitman: Çünkü o zaman kendimizi gereksiz farklı çeşit yiyeceklerin, nesnelerin ve bedenin temel ihtiyaçlarının ötesinde hissediyoruz. Bedenimiz diğer tüm hayvanların bedenleri gibidir. O bir hayvanın bedeninin ihtiyacından fazlasına gereksinim duymaz. O halde neden farklı şeyleri deneyimledik? Bunları bedenimiz istediği için değil, birileri bizi harcamak pahasına fayda sağlamak istediği için yaptık.

Konuk: Ayrıca asla yerine getirilmeyen bir arzumuz mutlaka vardır. Asla doygun ve tatmin olmuş hissetmiyoruz.

Dr. Laitman: Bu, kendimizi tamamlama metodunu değiştirinceye kadar da hep böyle olmaya devam edecektir. Bu, almakla değil vermekle gerçekleşir.

Konuk: Bu, aslında içsel bir ihtiyaçtır. Bu boşluk, bu değişim tarafından mı doldurulacaktır?

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Kişilere külfet olan gerekli eşyalardan kurtulmaları için gereken bu mudur?

Dr. Laitman: Sınırsızca vermek sûretiyle doldurulacağım.

Oren Levi: Neden vermek eylemi bana tamamlanma açısından sınırısız bir zevk vermektedir?

Dr. Laitman: Çünkü herkese verecek bir şeyler vardır. Onlarla ilişki kurmak, onları sevmek, onlara gülümsemek gibi basit eylemlerle bile onlara vermiş olurum. Bunu gerçekten yapabilirim. Bu, onlara bazı eşyalar alıp, evlerini hediyelerimle doldurmak gibi bir şey değildir.

Oren Levi: Peki, o hâlde onları ne ile dolduruyorsunuz?

Dr. Laitman: Onları iyi bir ruh hâli ile doldururum.

Oren Levi: Peki, bu yaptığınız size ne sağlar?

Dr. Laitman: Bana iyi bir ruh hâli verir.

Oren Levi: Neden tutumunuzun sizi sınırsızca tamamladığından emin olsanız bile başkalarına iyi davranıyorsunuz?

Dr. Laitman: Çünkü kendimi bu şekilde inşa etmekteyim. Buna gerçek minimalizm denmektedir.

Oren Levi: Bunu tanımlayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Kendimi ve diğerlerini sınırsızca tamamlamak için herhangi bir fiziksel nesneye ihtiyacım yoktur.

Oren Levi: Peki, neye ihtiyaç vardır?

Dr. Laitman: Hiçbir şeye ihtiyaç yoktur.

Oren Levi: Peki, onları nasıl ve ne ile tamamlıyorsunuz?

Dr. Laitman: Tutumumla tamamlarım.

Oren Levi: Bu tutumu nereden ediniyorsunuz?

Dr. Laitman: Bu tutumu eğitimle edinmekteyim. Bu eğitimi Kabala Bilgeliği’nden almaktayım. Burada bunu nasıl yapacağımızı öğrenmeliyiz; ancak herhangi bir nesneye veya başka bir şeye ihtiyacımız olmadığı açıktır. Sadece başkalarına nasıl olumlu davranılacağını öğrenmeliyiz. Sonra kendimizi tamamlarız, onları tamamlarız ve hepimiz doyuma ulaşmış oluruz.

Konuk: Eğer minimalist biriysem karavanıma birkaç şey koyup tüm dünyayı dolaşırım. Ancak bu anlam yönünden ihtiyacımı karşılamayacaktır.

Dr. Laitman: Hayır, bu minimalizm değildir. Buna İbranice’de “eşek ile ineği takas etmek” denir. Okyanusun ortasındaki bir bungalovda yaşayanlar var. Ne olmuş yani?

Konuk: Bu yüzden kendimi tamamlama yöntemimi değiştirmem gerekmektedir. Eğer şimdiye kadar kendimi kendi menfaatim için doyurduysam, başkalarını nasıl seveceğimi öğrenmem gerekmektedir.

Dr. Laitman: Evet, o şartta sınırsızca kendiniz olabilirsiniz. Başkalarını tamamladığınızda, onları ve kendinizi tamamlamanızın bir sınırı yoktur.

Oren Levi: Tamamlama yöntemini değiştirdiğimde anlıyorum ki bu ne kadar eşyaya sahip olduğumla ilgili değildir.

Dr. Laitman: Bu, hiçbir şeyle ilgili değildir. Söylediğinizle de ilgisi yoktur. Bu umursadığımız bir konu değildir. Önemli olan aramızdaki ilişkilerdir. Bu, sahip olduğumuz tüm eşyaların üstünde ve ötesindedir.

Oren Levi: Çok teşekkürler Dr. Laitman. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,476