e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1093 – Aile Gibi Bir Toplum İnşa Etmek

Yeni Hayat 1093 – Aile Gibi Bir Toplum İnşa Etmek

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün aile gibi bir toplum inşa etmenin mümkün olup olmayacağı hakkında konuşmak istiyoruz. Sadece aramızda kan bağı olan sınırlı sayıdaki insanlarla değil, aynı zamanda arkadaşımız, hatta komşumuz dahi olmayan insanlarla; genel olarak toplumla bir aile gibi yaşamayı kastediyoruz. Bunu daha iyi bir hayat için bir yol olarak düşünelim.

Konuk: Galiba bu herkesin hayali. Hepimiz aile gibi bir toplumda, kendimizi güvende hissettiğimiz sıcak bir yerde kendimiz ya da çocuklarımız için zarar görmekten korkmadan özgürce dolaşabileceğimiz bir ortamda yaşamayı severiz. Bir anne olarak ben bunu çok isterdim. Bir kadın olarak içinde yaşadığım toplumun aile değerlerini temel alması, içinde sıcaklık ve sevgi olan gerçek bir aileye sahip olmak benim hayalimdir.

Asıl soru buradan geliyor; çünkü çoğu zaman hepimizin bir aile gibi olacağı bir noktaya ulaşmak istediğimizi biliyorum. Bunun anlamı nedir? Bu mümkün müdür? Bu tür bir hissi, yani toplumda aile hissini oluşturabilir miyiz?

Dr. Laitman: Eğer herkes aileyi, sıcaklığını ve verdiği güveni bu kadar çok takdir ediyorsa, sizin de kendiniz için kabul ettiğiniz en iyi tutum bu ise o hâlde neden onun sınırlarını genişletmeyesiniz?

Konuk: Belki de bu, mümkün olabildiğini hiç düşünmediğimiz bir şeydir.

Dr. Laitman: Neden olmasın?

Konuk: Çünkü ailenin belirli bir modeli olduğuna dair oldukça spesifik kavramlara aşinayız. Aile biyolojiktir, sizin aileden farklı değerleri ve hissiyatları olan başka bir şeymiş gibi bahsettiğiniz izlenimini alıyorum. Bu tür ilişkileri toplum içerisinde, İsrail Toplumu’nda geliştirmek istersek ne yapmalıyız?

Dr. Laitman: Bu işe yaramaz. Başka bir milletten bahsedecek olursak her millet aile gibi olma eğilimine sahiptir diyebilirim. Çekirdek aileyi kastediyorum; fakat bu işin yarısıdır. Herkes bir şekilde bunun bir parçası olduğunu hisseder, oysa bu İsrail Halkı’nda yoktur. Dünya bizi yok etmek, öldürmek istediğinde ve binlerce yıl sıkıntılarla karşı karşıya kaldığımızda bizler kardeşiz, bu nedenle bir millet olarak hissederiz.

Millet, sürekli baskı altında olan, diğer tüm milletlerce baskı altına alınmış ve bu durum olmaksızın kendini millet olarak görmeyecek bir grup insan anlamına gelmektedir. Her yöne dağılırız ve bu nedenle diğer milletler gibi olduğumuzu söyleyemeyiz. Tüm ulusların aile bağları vardır; çünkü genetik olarak aynı anne ve babadan, sonradan bir şehir ve bir ülke hâlini alan küçük bir köyden gelirler. Bu, gezegene yerleşmiş tüm uluslarda böyledir. Fakat bizde böyle değildir.

Antik Babil’de atamız İbrahim’in öğretisi altında farklı milletlerin bir araya gelmesi ile oluşmuş yapay bir toplumduk. Bu yüzden başlangıcından aramızda bir bağlantı yok. Fakat daha sonra birimiz Yemen’den, bir diğerimiz başka yerden, ben Doğu Avrupa’dan ve siz bilmiyorum nereden bağ kurmaya geldik. Her birimizin arasında bir tür bağlantı var; ancak bunlar, belli bir ulusun parçası olduğumuzu söyleyebileceğimiz türden bağlar değildir.

Üstesinden gelmeye çalışacağımız bir dış baskı olmazsa dağılırız. Birbirimizi tanımak istemiyoruz. Bugün durum bu şekildedir.

Oren Levi: Bu nereden geliyor?

Dr. Laitman: Hiçbir zaman genetik olarak aynı anne ve babadan gelmemiş olmamızdan geliyor.

Oren Levi: Bu nedenle hissedebileceğimiz yakınlığın tamamı askerde kardeş olanlarınki gibi sıkıntılardan ve sorunlardan kaynaklanmaktadır. Şimdi ileriye bakalım, ufka baktığımızda ne tür bir toplumda yaşamak istiyoruz. Sizin sıkça verdiğiniz bir örnek vardır; daha ileri bir durum, kendimizi kan bağı olan bir aile çekirdeği içinde hissettiğimiz gibi bir hayata değer. Ancak genel olarak topluma bakıldığında, toplum daha gelişmiş bir koşula ulaştığında aile gibi olacak. Böyle bir durumu biraz tasvir edebilir misiniz? İnsanların kan bağları olmadığı, birbirine yabancı insanlardan oluşan bir toplum olarak nasıl aile gibi yaşanır? Bunun anlamı nedir?

Dr. Laitman: Bu insanların manevî anne ve babaları vardır.

Oren Levi: Ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Demek istediğim; onların fiziksel değil, manevî bir kökü vardır. Yani onları kontrol eden, onlara bakan, sarıp sarmalayan, ısıtan, onları üst güç, yani Yaradan dediğimiz bir kökün parçaları olarak tutan özel bir güç vardır. İbranice’de “BoRe”, “Bo” ve “Re” kelimelerinden, yani “gel ve gör” kelimelerinden meydana gelmektedir. Böyle denmesinin sebebi şudur: Kişi gelir ve görür.

“Yaradan” dediğinizde O’na ulaşmak için çalışır ve ardından O’nu görüp hissedersiniz, bu şekilde de bir millet hâline gelirsiniz demektir. Buna “Yaradan’ın Ulusu’’, ‘’Yaradan’ın Halkı” denir. Bunun dışında aranızda başka bir bağ olamaz; fakat tam tersi tamamen dağılıncaya kadar ayrılırsınız. Bu sürgün meselesidir. Bu bağ fizikseldir. Fiziksel bağ bile son bulmuştur ve herkes tüm millerin arasında dağılmıştır.

Konuk: İsrail Halkı geçmişte bağ kurduğunda bu manevî anne ve babayı hissetmişler midir?

Dr. Laitman: Onlara etki eden manevî gücü hissetmişlerdir.

Konuk: Tamam, ayrı düştükten sonra bu gücü artık hissetmediler. Bugün kendi toplumumuza baktığımızda, eğer aile gibi yaşama hissini uyandırmak istersek annemiz ve babamız gibi olan tek bir güç olduğunun farkına varmamız gerekir. Ortak bir anne babamız olduğu hissini nasıl uyandırırız?

Dr. Laitman: Kabala İlmi bizi birleştirebilen ve daha sonra bizi farklı tür başarılara ulaştırabilen özel bir güç olduğunu açıklamaktadır. Tek bir millet, tek bir insan olabilmek için öncelikle bağ kurulmalıdır. Bu bizim hayatın anlamını ve amacını fiziksel, bedensel olarak değil, farklı bir biçimde, yani daha üst bir hayat şeklinde elde etmemiz içindir. Bütün bunlar mümkündür.

Oren Levi: Ne tür başarılara ulaşabiliriz?

Dr. Laitman: Sonsuz olanlara… Sonsuzluk, tümüyle sınırsız bir yaşama bütün varlığımızla ulaşmak demektir.

Oren Levi: Bunu biraz detaylandırabilir misiniz? İsrail’de hayat nasıl olurdu? Hangi başarılara erişebiliriz?

Dr. Laitman: Bu dünya dediğimiz yerde hâlâ kendi bedeninde yaşayan herhangi biri hayatın anlamını, ne için var olduğunu ve tüm eylemlerini başkaları ile bağ kurmaya yöneltir.

Oren Levi: Bunun anlamı nedir?

Dr. Laitman: Başkalarıyla bağ kurmam demek; onların da bağlantıya erişmeleri için yardım etmem demektir. Çok basit. Hepimiz “tek insan-tek kalp” olarak bağlanıncaya kadar çabalarız ve bağımızda Yaradan’ı ve O’nun tüm yoğunluğunu keşfederiz. Yaradan tüm doğayı; cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan seviyeyi tek bir program içinde, tek bir pozitif güç içinde sürdüren, yine doğada var olan negatif gücün üzerinde olup bunları birbirine bağlayan doğanın genel gücüdür.

Çünkü doğa artı ve eksi olmak üzere iki kuvveti içerir. Pozitif güç, yani artı Yaradan’dır, negatif güç, yani eksi ise egonun gücüdür. İki gücün dengelenmesi için pozitif gücü çeken, içimizde gelişen bu negatif egoist güce her zaman ihtiyacımız vardır. Böylelikle doğada da gördüğümüz gibi “sevgi tüm suçları örter” formülünü sürdürürüz. Fizikteki artı ve eksi arasındaki güçler dengesi tüm seviyelerdeki tüm güçler arasında vardır. İyi bir sonuç elde ederiz.

Konuk: Biyolojik bir aile kurmak için uyulması gereken kuralları biliyoruz. Bunlar oldukça açıktır. Bir erkek ve bir kadın tanışır, bağ kurar ve bir aileyi meydana getirirler. Manevî aile hissini oluşturmak için ne yapmamız gerekmektedir?

Dr. Laitman: Bu dünyada olduğu gibi seks yapmamıza gerek yoktur.

Konuk: Yani bunun onunla ilgisi yok mu?

Dr. Laitman: Hayır, bunun biyolojik seksle bir ilgisi yoktur; ama her birimizin dişi taraf olarak adlandırdığımız kendi egosu vardır, kişi onu ıslah edebilir. Bu hâlâ manevî kadın değildir; ama buna karşılık kişi “erkek taraf” olarak adlandırılan manevî ihsan etme gücünü elde edebilir. Daha sonra tek bir ruh inşa etmek için bu iki güçle çalışır. Ruh, tek bir manevî bedeni doğurmak demektir.

Oren Levi: Doğanın bu pozitif kuvvetiyle giderek daha çok bağlantıda olduğumuz bir koşulu elde etmek için herkesin diğer herkese yardım ettiği manevî toplum aşamasında bir kişi kendine karşıt görüşlere sahip olan başka bir kişiyle meselâ nasıl ilişki kurar?

Dr. Laitman: Karşıt görüşlerle kastettiğiniz nedir? Eğer bu karşıt görüşlerle kişi başkalarına zarar vermeyi düşünmüyorsa, buna karşıt denemez.

Oren Levi: Varsayalım ki iki kişinin siyasî görüşleri birbirine zıtlar.

Dr. Laitman: Siyasi ve ekonomik görüşler hakkında bilgi sahibi değilim.

Oren Levi: Başka herhangi bir alanda da olabilir.

Dr. Laitman: Bunlar başkalarının zararına mı, değil mi?

Oren Levi: Hayır, kimsenin zararına değil. Benim kendi dünya görüşüm var.

Dr. Laitman: Bu doğru değil. Tüm bu görüşleri, eğilimleri bizim için bir zorunluluk olan ortak bağlantı amacımız açısından incelememiz gerekmektedir. Herkesin içinde olan bu görüşlerin ve eğilimlerin hepimizin tek bir insan ve tek bir kalp olarak bağlı olduğu ortak amaca doğru bizi yönlendirip desteklediğinden emin miyiz?

Oren Levi: Tam olarak anlamadım, bu nedenle tekrar soracağım. Bu toplumda insanların bu genel pozitif, iyi kuvvetle bağ kurmak ve bağlanmak istedikleri noktaya doğru ilerlemeye başladıklarını varsayalım. İnsanların fikir ayrılıkları ve uyuşmazlıkları olacak mı?

Dr. Laitman: Prensipte pek değil.

Oren Levi: Bu nasıl mümkün olabilir? Üç düşünceye sahip iki Yahudi var diyelim. Aniden hepsi aynı düşünceye mi sahip olacaklar?

Dr. Laitman: Görüş farklılıkları olduğu için, farklı fikirlere sahip olduklarında tek ortak amaca doğru ilerlerlerse bu fikirlerin üzerine yükselebilirler. Başlangıçta elbette fikir ayrılıkları vardır.

Oren Levi: Sorumu tekrar ediyorum. Bir şey hakkında farklı görüşlere sahibiz diyelim. Şu an yaşadığımız topumdan daha gelişmiş bir toplumda yaşıyoruz ve bu bağlantıya ulaşmak istiyoruz. Manevî bir aile gibi hissetmek istiyoruz. Konuştuğumuz tüm o güzel şeyleri hissetmek istiyoruz. Görüş farklılıklarını nasıl ilişkilendiririz?

Dr. Laitman: “Sevgi tüm suçları örter.”, yani sizin görüşleriniz ve benim görüşlerimin bağımızı destekleyip desteklemediğini incelememiz gerekmektedir. Eğer desteklemiyorlarsa onları mümkün olan en hızlı şekilde kendimizden uzaklaştırmamız gerekir.

Oren Levi: Bir örnek verebilir misiniz?

Dr. Laitman: Bilmiyorum. Bu tamamen önemsiz; çünkü bağlı olmamız gereken yer ve kendimizle nasıl başa çıkacağımızı belirleyen yer bizim için oldukça açıktır. Aslında bizi gelecekte ulaşmak istediğimiz bağa götürmektedir.

Oren Levi: Bunu kendi görüşünüzle nasıl bağdaştırırsınız?

Dr. Laitman: Hiçbir görüşüm yoktur, bu da bağlantıyı destekler. Herhangi bir görüşü umursamıyorum, onların üstüne basıp geçerim, onları fırlatır atarım. Ortak bağımızı desteklemeyen çok sayıda görüşü irdelerim ve böylece onlardan memnuniyetle kurtulurum. Bu beni daha çok mutlu eder.

Konuk: Oren’in ne sorduğunu anlıyorum; çünkü İsrail Toplumu’na baktığımda görüyorum ki her şey kaynıyor, herkes görüşlerini ve fikirlerini ortaya atıyor. Diğer herkes onları ağır bir şekilde eleştiriyor. Bu medyaya yansıyor ve her yerde karşımıza çıkıyor. Bu büyük bir karışıklıktır.

Şu an kimin ne dediği önemli değil; ancak Oren ve ben anlatmış olduğunuz bu özel aile hissiyatını geliştirdiğimizde tüm bu görüş ve fikirlere ne olacağını anlamaya çalışıyoruz. Belli bir yönde toplanırlar mı? Bir şekilde yeniden düzenleniyorlar mı?

Dr. Laitman: Birbirlerini tamamlarlar.

Konuk: Birbirlerini tamamlamak ne demek?

Dr. Laitman: Evet, her olumsuz görüşün bir yeri vardır ve onun üzerinde bağlantı kurarız.

Konuk: Herhangi bir görüş için bir yer mi var?

Dr. Laitman: Aksi takdirde bu, bir kişinin aklında belirmezdi.

Konuk: Tamam. Olumlu bir şekilde ifade edilen bir görüşle; yıkıcı şekilde, olumsuz bir şekilde ifade edilen başka bir görüş arasındaki fark nedir?

Dr. Laitman: Yıkıcı mı? Hayır, hepsini incelemek gerekir. Belki yıkıcı değildir. Eğer onu ortak amacımız doğrultusunda doğru bir şekilde incelersek bunu anlarız.

Konuk: Nasıl inceleyebiliriz?

Dr. Laitman: Şu anda içimizde hissettiğimiz bu görüşlerin neler olduğunu ve bizi aynı amaca getirme konusunda ne derece uygun olduklarını görmek için zaten ortak amaçta olmalıyız.

Konuk: Daha önce sorduğum gibi bu durum biyolojik ailede kolay, orada ne yapacağımızı biliyoruz. Manevî bir aileyi ya da aralarındaki bağda sıcaklığı, birliği ve sevgiyi hisseden bir toplumu nasıl oluşturabiliriz? Siz öncelikle ortak bir amacımız olmalı diyorsunuz.

Dr. Laitman: Bu bir eğitimdir. Tüm toplumu ve herkesi içine alan çok geniş bir eğitimdir. Günden güne herkes farklı konuşmaları dinleyerek, farklı anlayışlar edinerek, farklı yönlendirmelerle ilerler.

Konuk: İnsanlar sıradan bir ailenin biyolojik seviyesinde bağ kurduğunda farklı sebepleri vardır. Geleceği tasvir edelim: Varsayalım ki iki kişi tanıştılar, ne tür bir aileye sahip olmak istediklerini düşündüler; kaç çocuk istedikleri, onları nasıl yetiştirmek istedikleri, vs. Bu durumda ortak bir amaç söz konusudur. Bir çekirdek aile oluşturmak konusunda ortak bir bakış açısı vardır. Aile gibi bir toplum inşa etme konusunda bahsetmiş olduğunuz ortak amaç nedir?

Dr. Laitman: Bu, hepimizin bağını, birlik olmasını amaçlar. Bu her yönden dünyadaki en iyi, en rahat koşuldur ve keşfettiğimiz temel şey üst dünyadır. Ona nasıl girebiliriz, onu nasıl hissedebiliriz, bağımız vasıtasıyla nasıl onda yaşayabiliriz?

İbranice’de “Âdem” anlamına gelen “Adam” kelimesi Yaradan’a benzemek anlamına gelen “Dome La BoReh” kelimesinden gelir. Kendimi bir bütün, tam ve sonsuz olan, sınırlamaların olmadığı, hiçbir şeyin kısıtlayamadığı bir hayat içinde hissederim. Beş duyumuz içinde yaşamayız; ama insan sanki tamamıyla bu dünyayla bağlantısı kesilmiş gibi, bu dünya bir tiyatroymuş, kendisinden ayrıymış gibi ona tamamen farklı bir çevrede yaşama imkânı sağlayan beş manevî duyusunda yaşar. Bunu hissetmekten bile vazgeçerim. Çünkü manevî hisler fiziksel olanları baskılar. Fiziksel hisler manevî hislere göre daha düşüktür. Hissettiğim budur. Bu dünyadan yok olmadım; fakat hayat çok daha kıymetli hâle geldi. Bu, sonsuz dünyaları geçici ve sıradan dünyayla karşılaştırmak gibidir.

Oren Levi: İsrail Ulusu’nu bu yönde, yani daha gelişmiş bir koşulda hayal edersem nasıl tasvir etmeliyim? Ne tür bir ülkemiz olacak?

Dr. Laitman: Eğer bu şekilde inşa edersek…

Oren Levi: Yani tasvir etmem gereken amaç nedir? İsrail Ulusu’nun neye doğru ilerlemesi gerekiyor?

Dr. Laitman: Buradaki amaç İsrail Halkı’nı dünyaya örnek olmaları için İsrail Toprakları’nda inşa etmemiz ve buradan kılavuzluk edip diğer tüm milletlere örnek teşkil etmemiz, yani uluslara ışık tutmamızdır. İsrail Toprakları ve İsrail Halkı’nın kaderi budur. Bu şekilde herkes hemfikir olacaktır.

Oren Levi: Aynı zamanda Bağımsızlık Bildirgesi’nde de bu böyle yazar; ancak gerçekten işe yaradığını sanmıyorum. O hâlde örnek teşkil eden bir toplum olmak ne demektir? Bu insanlar neye sahiptirler?

Dr. Laitman: Günümüz dünyasında, dünya pazarında, Avrupa Birliği ve Amerika’da uluslararası, ülkeler arası, halklar arasındaki başkalarını sevmek olan doğru bağlantıdan, ortak bağlantıdan başka hiçbir şey önemli değildir. Bu bağlantı ancak insan doğasının değişmesi ile mümkün olabilir.

İnsan doğası nasıl değişir? Bu Yahudiler’in nasıl yapıldığını bildiği bir şeydir. Çünkü onlar bize verilen egoist doğa yerine ikinci bir doğayı koyarak değişimi sağlayan bu gücü açma yeteneğine sahiptirler. Ardından bu iki doğa formu arasında var oluruz: Pozitif ve negatif bir arada. Bunların arasında özgür seçime, hayata ulaşabiliriz. Tümüyle negatif gücümüzün yanında zıttı olan pozitif güce de sahibiz ve biz insanoğlu olarak her iki kuvveti de kontrol ederiz.

Oren Levi: Dünyadaki tüm diğer toplumlara örnek teşkil edecek, herkese karşı sevgi barındıran, insanlar arasında doğru bağlantının olduğu bir toplumdan söz ettik. Bir toplumun bu koşula gelmesi için toplumdaki herkesin doğasını değiştirmesi gerekiyor. Nasıldı ve nasıl olması gerekir?

Dr. Laitman: Herkesi kendi yararı için kullanan, ilkel, küçük ve canavarca bir yapıya sahip olan egoist doğa normalde sahip olduğumuz doğadır.

Oren Levi: Bu dünyada gördüğümüz yapı, başlangıç noktası olan insan doğasıdır.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bu doğa nasıl değişmelidir?

Dr. Laitman: Bu, tüm insanların doğasıdır. Bir Yahudi’nin doğası çok daha kötüdür.

Oren Levi: Ne demek istediniz?

Dr. Laitman: Çünkü eskiden bizler manevî seviyedeydik. Hepimiz başkalarının yararı için varlığımızı sürdürüyorduk ve sonra egonun mümkün olan en kötü formuna sahip olduğumuz bir koşula düştük. Dünya uluslarının yaptıklarının çok daha ötesinde yaptığımız her şeyi sadece kendi yararımız için yapar olduk.

Oren Levi: Bu doğal olan durum ve bizler şimdi neye doğru değişmek zorundayız?

Dr. Laitman: Eskiden birbirimizin yararı için çalıştığımız koşulun bir benzerine doğru kendimizi ıslah etmek zorundayız.

Oren Levi: Benim anlamadığım şey de bu. Neye doğru değişmek?

Dr. Laitman: Başkalarının lehine, başkalarının yararına olmaya doğru değişmek.

Oren Levi: Herkesin başkalarının lehine çalışmaya dair arzu duyması için mi?

Dr. Laitman: Evet, aramızda var olan bu yöntem vasıtasıyla bizi kontrol etmesi için bu pozitif gücü kendimize çekiyoruz, onu davet ediyoruz. Bunu Yaradan ya da üst güç olarak isimlendirebilirsiniz, bir önemi yoktur. Fakat bu kuvvet aramızda bulunuyor ve bizi aramızdaki iyi, hoş ve doğru bir bağlantıya götürüyor.

Oren Levi: Tamam. Bana öyle geliyor ki hepimiz çocuklarımızın fayda görmesi için her şeyi yapmak isteriz. Çünkü aramızda kan bağı vardır. Bakış açımı genişletiyor ve topluma bakıyorum. Orada ülkemde ben, ailem ve çokça yabancı insan var. Şimdi siz bir yabancının fayda görmesi için içimde bir arzu geliştirmem gerektiğini söylüyorsunuz. Elbette ki şu an başkalarına, yabancılara fayda sağlamaya dair bir arzum yok. Başkalarına fayda sağlama arzusuna sahip olduğumda bu arzu doğal eğilimim olan çocuklarıma fayda sağlamaktan farklı mı olacak?

Dr. Laitman: Bu arzu çok daha büyük olacak.

Oren Levi: Tamam. Söyledikleriniz bana imkânsız gibi göründü.

Dr. Laitman: Katılıyorum.

Oren Levi: Hatta biraz da hayal ürünü gibi…

Dr. Laitman: Katılıyorum.

Oren Levi: Hayal gücünde yaşayan bir insana benzemiyorsunuz, %100 gerçekçi biri gibi görünüyorsunuz.

Dr. Laitman: Bu tür bir musluğu açmanın, kendimize çekmenin mümkün olduğunu ve ardından da üst gücün geldiğini söylüyorum. Tıpkı bizi egoist kötü eğilimde yarattığı gibi buna zıt olan, özgecil güç olarak adlandırılan, iyi eğilim olan diğer arzuyu da bize verecektir. Sonrasında iki kuvvet tarafından kontrol edileceğiz. Şu an olduğu gibi sadece biri tarafından değil. Hepimiz diğerlerinin çok sevgili torunlarımız kadar önemli olduğunu hissedeceğiz.

Oren Levi: Açabileceğimiz ve onu hayatımızın içine çekebileceğimiz bir musluk…

Dr. Laitman: Kabala İlmi dediğimiz yöntem budur.

Oren Levi: Bu musluk Kabala İlmi olarak adlandırdığınız bu yönteme göre açıldığında, bu musluktan gelen kuvvet insanın doğasını en içsel temelini değiştirmez, değil mi?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Tamam, bunun kişisel bir süreç olmadığını anlıyorum. Sosyal düzeyde konuşuyoruz. Tüm toplum bu musluğa bağlıdır.

Dr. Laitman: Doğru.

Oren Levi: Yabancı olmaktan gelen uzaklık hissine ne olur?

Dr. Laitman: Ortadan kalkar. Bu güç aniden aramızdaki tüm boşlukları iyi bir tutumla doldurur. İster hoşlanalım ister hoşlanmayalım aniden diğerlerine karşı iyi bir tutum içerisinde oluruz. Karşımızdakinin kendimizden daha önemli olduğunu keşfederiz. Çünkü bu güç bizi buna zorlar. Tıpkı şimdi bir sebebi olmaksızın bu gücün beni, sizden daha önemli olduğumu hissetmem için zorlaması gibi…

Oren Levi: Buna doğal deniyor.

Dr. Laitman: Bu doğal değildir. Sadece bu şekilde yaşamaktayız.

Oren Levi: Evet; ama bizler doğuştan böyleyiz.

Dr. Laitman: Evet. Fakat bu güç tam tersini yaparak, sizin benim için kendimden daha önemli olduğunuzu hissetmeme izin verir.

Oren Levi: Şimdi eğer bu değişikliğin ne kadar müthiş olduğunu doğru anladıysam; siz bizi doğal bir eğilimle, kendimizi ve çocuklarımızı düşünme eğilimiyle yaratmış olan doğa gibi bizlerin de yeni bir yapı yaratmamızdan bahsediyorsunuz. Aniden bir çeşit yeniden yaratılmış bir varlık söz konusu.

Dr. Laitman: Doğru. Ona İbranice’de insan anlamına gelen “Adam” denir. Manevî bir insandır. Ulaşmamız gereken nokta budur.

Konuk: Manevî insan topluma baktığında neler görür?

Dr. Laitman: Herkesi kendi parçası olarak görür. Kendisinin parçaları ve ayrılamaz parçalar…

Konuk: Bu, bir aile olmanın çok ötesinde bir durumdur.

Dr. Laitman: Aile olmak gibi bir şey değildir; çünkü aramızda bizi ayıran hiçbir şey yoktur. Öyle ki hiçbir şey bizi ayıramaz. Tıpkı şimdi bedenime baktığımda gördüğüm gibi… Manevî insan diğer herkese baktığında onları bedeninin birer parçası olarak hisseder.

Oren Levi: Bu algısal değişim, herkesin birbirine bağlı olduğu, herkesin birbirinin iyiliğini istediği bir topluma sahip olmanın ön şartıdır. Bu, değişimin bir sonucudur.

Dr. Laitman: Evet. İşte bu yüzden işe yarayacak.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkür ederim. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,319