e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1104 – Yahudilik’in Gelişmesi

Yeni Hayat 1104 – Yahudilik’in Gelişmesi

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün Dr. Laitman ile binlerce yıldır gerçekleşen Yahudilik’in gelişmesi hakkında konuşmak istiyoruz. Yahudi Halkı zaman içinde birçok farklı koşuldan geçmiştir. Bu konuya daha derinlemesine bakmak istiyoruz. Bizimle olun; çünkü bu gerçekten ilginç bir sohbet olacak.

Konuk: Evet, önceki söyleşimizde Yahudi Ulusu’nun; İsrail Ulusu’nun nasıl meydana geldiğini, eskiden ve putperestlerin zamanında son derece yaygın olan çok tanrıcılık yerine İbrahim’in devrimci tek tanrıcılık algısıyla uyanışını konuşmuştuk. Bir adım ileri gitmek ve Sina Dağı Bölgesi’ne varmak istiyoruz.

Sina Dağı, İsrail Halkı’nın bir dakikada anlatacağımız belli bir süreçten geçtiği, eğer aralarında doğru bir şekilde çalışırlarsa aralarında meydana gelen çekişmeleri, kavgaları ve nefreti alt eden belli bir kuvveti keşfettikten sonra ulaştıkları bir bölgedir. Burada Yaradan’dan kanunları alırlar. Bunun ne anlama geldiğini anlamaya çalışalım. İbrahim’den aldıkları yöntemi uygulayan bu ulus belli bir süreçten geçerek Sina Dağı Bölgesi’ne ulaşır. Ona bu ismi vermeleri gerekmiştir; çünkü Tanrı ile bir sözleşme yapmışlardır. Nasıl isimlendirildiğinin bir önemi yok. Bunun anlamı nedir?

Dr. Laitman: Bu, onlar sözünü ettiğimiz Sina Dağı Bölgesi’nde açığa çıkan kötü eğilimle, kötü güçle başa çıkmanın farklı bir yolunu bulmuşlar demektir. Çok farklı; çünkü daha önceleri onlar aralarında basitçe bağ kurmuşlardı, aralarındaki basit bir bağ yeterliydi. Aralarındaki kötülük Firavun zamanları olarak adlandırılan noktaya kadar giderek daha yüksek derecelerde ortaya çıkmıştır. Onların Mısır’da olup olmamalarının bir önemi olmaksızın aralarındaki ilişki buydu. Özellikle her birinin içinde ve aralarındaki ilişkilerde onları birbirlerinden ayıran, bu şekilde eğip büken, birbirlerinden uzaklaştıran kötü güç ortaya çıkmıştır. Yine de onun üstesinden gelebilirler.

Firavun döneminin sonunda artık bunu yapamayacaklarını hissettiler. Artık Firavun’un egemenliği, kötülüğün hükmü altında olamayacaklardı. Kötülük öylesine büyüdü ki İbrahim’den edindikleri yöntem hiç işlemiyordu. Onların yaklaşıp birleşmelerine, doğru şekilde var olmalarına ve böylelikle iyi gücün aralarında olmasına yardım edecek güce sahip değillerdi. İyinin gücüne, bağlantıya ve sevgiye boyun eğmek istediler. Böylelikle tamamen bu şekilde işleyen doğanın korumasını ve bütünlüğünü hissetmek istediler. Bu nedenle kendilerini bu kötü eğilimden zorla sıyırdıkları bu koşula vardılar. İyinin gücüne, bağlantının gücüne boyun eğmek istedikleri koşula vardılar. Bu, Sina Dağı’nın dibinde oldukları ve nefretin onların boyunu aştığı anlamına gelir. Ancak onlar bağlantının gücüne, doğanın iyi gücüne boyun eğerler. Her birinin içsel dengeye ulaşması için ve diğerleriyle de dengeli olmak için bu iyi kuvveti istediler, talep ettiler, hatta onun için yalvardılar.

Aksi takdirde birlerini yemeye hazırlardı. Sürekli büyüyen bu kötü arzunun üzerine, birbirleriyle geçinmelerinin ve aralarında bağlantı kurmalarının formülü olan bu yöntemi aldılar. Her biri kendisi ve diğerleri ile iyinin, sevginin ve ihsan etmenin gücü ile birlikte… Bu, onların Tora’yı edinmesi demektir. Yani aynı zamanda “Sevgi tüm suçları örter” ve “Diğerini kendin gibi sev” metodu ile aynı olan İbrahim’in yönteminin devamını edindiler. Ancak şimdi, bağlandıkları zaman aralarında var olan iyinin gücünü kabul etmeye başlamışlardı.

Sonrasında aralarında İbrahim yoktur, Musa vardır. Musa onları birbirleriyle, özellikle de kendileriyle daha kolay çalışma yapabilmeleri için onlu, yüzlü, binli gruplar hâlinde bağlamaktadır. Bu, ulusu birbirine bağlama şeklidir. Yani tüm bir grubun bir ulus hâline gelmesidir. Söylediğimiz gibi bugün bir ulus oldu. Bu şekilde var olmaları gerekiyordu. Yıllar önce çölde zamanla kendilerini ıslah edip, aralarında özgecil bir bağlantı içinde olmaya istekli olup buna hazırlanana kadar birbirleriyle çok ciddi kavgalar ettikleri egoist arzudan bir iz var mı? Bunun anlamı, iyinin gücünün kendilerini kontrol edeceği ve aralarında kötünün gücünün üstünde olacağı şekilde kendilerini adapte etmeleridir.

Kötü güç ortadan kalkmaz, fakat İbrahim’in söylediğine göre sevgi tüm suçları kötü gücün üstünde örter. Sonra bu iki kuvvetin dışında onlar iyinin ve kötünün de olduğu bağlantılarını; iyi bağlantılarını inşa etmeye başlarlar. Bu iki kuvvetten dolayı artı ve eksi doğada bulunmaktadır. İlişkilerini insan seviyesinde inşa etmeye başlarlar. Bu demektir ki Tapınak’ı; Bet Ha-Midraş’ı inşa ediyorlar. Bunun İbranice’deki kelime anlamı ‘’Kutsallık Evi’’dir. Kutsallık ortak sevgi, aralarındaki karşılıklı ihsan etmedir. Bu zaten üçüncü döneme girme şeklimizdir.

Konuk: Ulus hakkında bir şeyler sormak istiyorum. Ulus kötülüğü; onları kontrol eden kötü gücü gerçekten kabul ettikleri belli bir içsel koşuldaydı. Yani bu iyi gücü talep edebildikleri bir koşulun içindelerdi. Her şeyden önce içlerindeki bu kötü gücün yıkıcı olduğunu kabul etmek zorunda kaldılar. İçsel anlamda tam olarak neyi kabul ettiler?

Dr. Laitman: Onları öldürdüğünü… Bu kötü gücün onları öldürdüğünü… Keşfettikleri buydu. O kadar ki bir hastalık gibi… Onu hissetmeyen insanlar ve hissedilmeyen vakalar mevcut. Daha fazla hissedenler de… Babil’den bu yana çok fazla ilerleme kaydettiler. Bu kötü güç içinde ölüm meleğini gerçek anlamda tanımlamaya başladılar.

Oren Levi: İbrahim’in zamanı ve Musa’nın zamanındaki Yahudilik’in ne şekilde birbirlerinden farklı olduklarını, temelde farkın ne olduğunu anlamak istiyorum.

Dr. Laitman: İbrahim’in zamanında grubun inşası söz konusudur. Hâlâ kavgaların, çekişmelerin peşinden koşan Babilliler’in dışında grubun inşası. Genellikle içlerinde etkili olan ve çalışan iyi gücü keşfettiler. Her zaman gerçekleştirmeye çalıştıkları bağlantıda Firavun’un gücü aralarında var olan ve üzerlerine yerleşmiş olan kötü gücü ortaya çıkarmaya başladığında buna karşı kendi çabalarının vasıtasıyla daha detaylı ve çeşitli olan kötü gücün zıttı iyi gücü keşfetmeye başlamışlardı. Var olan bu iki gücün birinin diğerine zıt olduğunu keşfetmeye başladılar. Keşfettikleri şey kötü gücün iyi güce nazaran onları daha çok kontrol ettiğiydi. İyi gücün onları biraz daha kontrol etmesini istediler. Ancak o zaman Firavun buna izin vermiştir. Böylece ilk olarak bu kötü güçten sıyrılmaları gerektiğini anladılar ve yalnızca bu koşulda iyi güce yaklaşabileceklerdi. İyi gücü edinecekleri zaman açığa çıkacak olan kötü güçle başa çıkabileceklerdi. Fakat her ikisinin de ellerinde olması gerekiyordu. Oysa kötü gücün etkisi altındayken iyi gücü açığa çıkaramazlardı. Kötü güç buna izin vermezdi. Bu nedenle ihtiyaç duydukları şey bir alegori olarak kullanılan ‘’Mısır’dan kaçmak’’tı.

Oren Levi: İbrahim’in çevresindeki öğrenciler bu şekilde… İbrahim zamanındaki Yahudilik ile Musa zamanındaki Yahudiler karşılaştırıldığında, Musa zamanındaki Yahudiler aralarında egoist, negatif bir gücü, yani daha önce konuştuğumuz şekliyle daha büyük bir kötü eğilimi açığa çıkarmıştır dememiz mümkündür.

Dr. Laitman: Orada kalan Babilliler’den mi, yoksa genel olarak tüm uluslardan daha büyük olduğundan mı bahsediyorsunuz?

Oren Levi: Hayır. Bizzat Yahudiler’den bahsediyorum. Daha sonraları İsrail Ulusu’nu oluşturanlardan İbrahim’in ilk öğrencileri… Onları ilk Yahudiler olarak ilişkilendirirsem daha sonraları Musa’nın etrafındakiler de Yahudiler idi. Yani ilk Yahudiler ile Musa etrafındaki Yahudiler’i karşılaştıralım.

Dr. Laitman: Onlar çok daha kötü, çok daha egoisttirler. Gerçekten korkunç… Her şeyi Firavun’a satmaya isteklidirler.

Oren Levi: Buna göre Musa onlara İbrahim’in öğretmediği neyi öğretmiştir?

Dr. Laitman: Her şeye rağmen, yine de bağlantı kurmaları gerektiğini…

Oren Levi: Evet; ama İbrahim de onlarla bağlantı kurmak hakkında konuşmuştu.

Dr. Laitman: Doğru, fakat İbrahim egonun çok fazla büyüdüğü bu yeni seviyede bu gücü onlara öğretemez. Bu noktada çok daha kurnaz bir öğreticiye ihtiyaç vardır.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü insanın içinde işleyen güç daha kurnaz, daha güçlü ve daha sofistikedir.

Oren Levi: Yani Musa’nın Yahudilik’i İbrahim’inkinden daha sofistike ve daha kurnaz mıdır?

Dr. Laitman: Tabii ki…

Oren Levi: Nasıl?

Dr. Laitman: Nasıl aramızda bir tür bağlantı içinde olabiliriz? Firavun’un sürgünü altında olsak bile bağlantımızı koruyarak…

Oren Levi: Firavun’un kontrolü, çok daha kuvvetli bir kötü güç.

Dr. Laitman: Onları gerçek anlamda kontrol de ediyor. Bununla birlikte ulusumuzun formunu kaybetmeksizin bir şekilde aramızda hâlâ bağ var.

Oren Levi: Sanki İbrahim bize bunu aşılamış gibi…

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Ancak yavaş yavaş dağılıyor.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Şimdi bahsettiğiniz sıyrılmayla ilgili olarak, Musa kötü gücün onları fazlasıyla kontrol ettiğini ve ilişki kurmaları için her şeyden önce kötü güçten sıyrılmaları gerektiğini öğretti. Sıyrılma eylemi İbrahim’in öğretmek zorunda olmadığı bir eylem.

Dr. Laitman: İbrahim onları sadece Babil’in Nemrut’undan ayırmıştır.

Oren Levi: Bu ne anlama geliyor?

Dr. Laitman: Kötülükten ayırmıştır.

Oren Levi: Peki, İbrahim’in onlara öğrettiği bu bağlantıyla ilgili olarak yeni olan nedir?

Dr. Laitman: İyinin gücünü açığa çıkarmak için bir ayırma söz konusuydu. Çünkü aksi hâlde onu açığa çıkarmak imkânsızdı. İbrahim onları Babil’den ayırdı ve iyi gücü açığa çıkarmak için onları birbirine bağladı. Doğada var olan, farklı türde güçler olan iyi ve kötü arasında bir dil oluşturmak mümkündür. Musa’nın ayırması uygulamadaydı. İyinin gücüyle aramızda bir ilişki kurmak için kötü güçten nasıl tamamen sıyrılacağız? Bu ancak sıfır olmayı, hiç olmayı, hiçbir şeye sahip olmamayı kabul etmek şartıyla mümkündür. Sadece bir şey isteriz: İyi gücün kontrolü altında olmak. Bana herhangi bir şeyle ilgili söz vermeyin. Bunu istemem. Bana hiçbir şey söylemeyin. Sadece senin kontrolün altında olmakla yetineceğim. Sonuç olarak ne elde edeceğim? Hiçbir şey. Ayrıca zaten hiçbir şey istemiyorum. Sadece beni terk etme.

Oren Levi: Bu, insanın iyi güce döndüğü şey midir?

Dr. Laitman: Bu, Tora’nın ve Sina Dağı koşulunun elde edilmesinin şartıdır.

Konuk: Tora’nın edinilmesinden önce ve sonra ulusla ilgili farklı olan nedir? Tora’nın verilmesiyle ne eklendi?

Dr. Laitman: Eklenen şey bilgi ve yöntemdir. Bilgi, egomun çok büyük olduğu bu seviyede kendime çekebileceğim iyi bir güç olduğudur. Ego her zaman büyümektedir. Şimdi iyinin gücüne nasıl bağlanıp, onu nasıl davet edeceğimi ve kendimin iyi bir şey yapamayacak kapasitede olduğunu biliyorum. Bu, Elohim’in egemen olduğu anlamına gelir. Elohim’in aynı zamanda Firavun’u da, içimdeki kötü eğilimi de ihtiva ettiğini anlamaya başlayacağım. Hepsi tek bir güç içindedir. Artı ve eksi olarak doğanın iki kuvveti mevcut değildir. Sadece bir kuvvet vardır. Bu, onun bana artı ve eksi yardımıyla yaklaşma şeklidir. Bazen gülen bir suratla bazen de asık bir yüzle. Tabiri caizse onu nasıl tanıyacağımı ve nasıl onun bir partneri olacağımı bana öğrenmek için konuşmasıdır. Bu, Yaradan’ın, doğanın tanınması için çok büyük ve önemli bir seviyedir.

Konuk: Öyleyse ulusun bu koşulda başardıkları ile mi ilgilidir?

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: En başta içlerinde kötü bir güç ve kullanmaları gereken iyi bir güç olduğunu kabul etmişlerdir. Tora’nın edinilmesinin ardından sadece tek bir güç olduğunu, bu gücün iyi bir güç olduğunu hissetmişlerdir.

Dr. Laitman: Ve sadece iyi bir güç.

Konuk: İnsanın kötü bir şey olarak algıladığı nedir?

Dr. Laitman: Sadece O’nu hâlâ anlamamış olduğum yeri bana gösterir.

Oren Levi: Sormak istiyorum: Az önce Sina Dağı koşulunda ulusun Yaradan’ı ifşa ettiğini söylediniz. Onların bir ahit yaptıkları söylenir. İnsanlar, ulus, Yaradan arasında yapılan bir ahitti. İbrahim’in de Yaradan’la yaptığı bir ahit var. Zamanında İbrahim’in Yaradan ile yaptığı ahit ile şimdi ulus ve Yaradan arasında Sina Dağı koşulunda yapılan ahit arasındaki fark nedir?

Dr. Laitman: Dört ahdimiz var; çünkü hepimiz Yud’un dört seviyeli bayağılığına dâhiliz.

Oren Levi: Neyin?

Dr. Laitman: Egoist arzunun dört seviyesi… Bu yüzden her bir arzu için üst güçle özel bir bağa ihtiyacım vardır. Bu bağa ahit denir. Gelişim yolumda dört ahit belirlemeliyim ve bu, Sara’nın İbrahim zamanında yaptığı şeyden beri olan şeydir. Bu, Musa’nın zamanına kadar böyledir.

Oren Levi: Ahit iki taraf arasında yapılan bir tür antlaşmadır.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: İbrahim’in, daha sonra Sina Dağı koşulunda İsrail Halkı’nın Yaradan ile uzlaştığı şey her neyse, buna zıt olarak Yaradan ile anlaşmaya vardığı konu nedir?

Dr. Laitman: İbrahim’in Yaradan ile anlaşmaya vardığı konu Sara olarak adlandırılan genel bir bağlantı içinde olmaktır.

Konuk: Buna Sara mı deniliyor?

Dr. Laitman: Evet, Sara…

Konuk: Bunun isimle olan ilişkisi nedir?

Dr. Laitman: Bu, İbrahim’in alma arzusudur.

Konuk: Tamam.

Dr. Laitman: Bakın, burada tüm ayrıntılara inemiyorum. Burada zamanımız kısıtlı.

Oren Levi: Tekrarlıyorum: İbrahim ahdinde Tanrı ile hangi konuda antlaşma yapmıştır?

Dr. Laitman: Bu pozitif üst güç ve kendi arzusu arasında nasıl bağlantı kuracağı konusunda…

Oren Levi: Tamam, bu İbrahim’e ait olan kısım. Tanrı karşılık olarak ona ne vaat etmiştir?

Dr. Laitman: Tanrı; Yaradan ona her şeyin yoluna girmesi konusunda endişe etmemesini, ona göstermiş olduğu yönde devam etmesini söylemiştir.

Oren Levi: Peki, İbrahim hangi konuda söz vermiştir?

Dr. Laitman: Yapacağını, inşa edeceğini söyleyip, bu konuda söz vermiştir. Bu nedenle böyle bir ulusu, zamanla tam bir ulus hâline gelecek olan böyle bir grubu inşa edecek olan İbrahim’e ulusun babası denir. Uzak, akrabalık bağı olmayan yabancıların grubundan her durumda sevgi bağıyla birbirine bağlı olan bir gruba ya da ulusa…

Oren Levi: Peki, İsrail Halkı’nın Sina Dağı koşulunda Yaradan ile yaptığı ahde gelelim. İsrail halkı hangi konuda söz verdi? Yaradan neyi vaat etti?

Dr. Laitman: Sina Dağı koşulunda İsrail Halkı üst güce istedikleri şeyleri ifade ettiler, hiçbir konuda söz veremezlerdi; çünkü kötülüğün kontrolünden çıkmışlardı. İyiye dair hiçbir şeyleri yoktu. Sadece kötülüğün kontrolü altında kalmamayı istiyorlardı. Firavun’a, Mısır’a geri dönmek istemiyorlardı. Üst güçten onlara her zaman ve giderek daha fazla iyi gücü, sevginin gücünü, bağın gücünü vermesini istediler.

Bu, üst gücün kendi sevgi gücünü onlara vereceği anlamına gelmez. Üst gücün, insanın içinde başkalarına karşı sevgi gücünü inşa etmesi anlamına gelir. Tıpkı Yaradan’ın diğerlerini, insanlığı sevmesi ve onlara iyiyi ve bolluğu ihsan etmek istemesi gibi… Şimdi İsrail Halkı Sina Dağı’nın altında: “Senden birbirimizi ve diğer herkesi sevebilmek için sana ait olan bu kuvveti almak dışında hiçbir şey istemiyoruz.” demişlerdir.

Oren Levi: Peki, Yaradan kendi adına ne vaat etmiştir?

Dr. Laitman: “Size gönderdiğim rahatsızlıkların üstesinden gelebilirseniz, o zaman olacaktır.” demiştir. Kötü güce karşı iyi kuvvete sarılabilmeniz için neden rahatsızlıklara ihtiyacınız vardır? Aksi hâlde ona sarılamazsınız.

Oren Levi: Yaradan ne vaat etmiştir?

Dr. Laitman: Onlara kötü gücü göndereceğini ve bunun üzerine sorup, onlara iyi gücü vereceğini söylemiştir. Bu şekilde çölde kırk yılı adım adım görüyoruz.

Oren Levi: Bir diğer sorum On Emir hakkında. Bir yandan On Emir’i insan ahlâkının temeli olarak ilişkilendiren bir algı var. Bu esas olarak Yahudiler tarafından desteklenen bir algıdır. Öte yandan diğer ulusların, daha çok eski milletlerin şimdi On Emir’in İsrail Halkı’na verilmesinden çok daha önce belirli bir ahlâk anlayışına sahip olduğuna dair birçok algı mevcuttur. Bizler tarihçi değiliz, bu konular hakkında tartışmayacağız; ancak durum görüldüğü gibidir. On Emir nedir? İnsan kültüründe ne tür yeniliklere ön ayak olmuştur?

Dr. Laitman: Her şeyden önce On Emir onu nasıl nitelendirdiğinize bağlıdır. Fakat o insanlığa verilmemiştir.

Oren Levi: Öyle mi?

Dr. Laitman: Öyle… Yerine getirmeleri için değildir.

Oren Levi: İsrail Halkı’na mı verilmiştir?

Dr. Laitman: Herkes arasındaki doğru bağlantıyı sürdürmeleri için, yalnızca bu amaçla İsrail Halkı bu emirleri yerine getirsin diye onlara verilmiştir.

Konuk: Yani bunlar özellikle Yahudi Halkı birleşebilsin diye oluşturulmuş yasalar ve kurallardır. Onlara rehberlik etmesi gereken kurallardır.

Dr. Laitman: Evet. Onları neye doğru yönlendirmek için?

Konuk: Neye doğru?

Dr. Laitman: Bağlantıya doğru…

Konuk: Ne anlamda bağlantı?

Dr. Laitman: Tek bir kalpte tek bir insan olacaklar. Eğer bir grupta tek bir kalpte tek bir insan olarak bağlantı kurmak istiyorsanız On Emir gibi on kişiye ihtiyacınız vardır. Bu yasaları bu onlu içerisinde yerine getirmelisiniz.

Oren Levi: Bir “onlu” ne demektir?

Dr. Laitman: On kişi…

Oren Levi: On Emir insan ve Yaradan, kişi ve dostu arasında olmak üzere ilk beş ve son beş şeklinde ayrılmıştır. İnsan ve Tanrı ile insan ve insan arasında iki farklı türde etkileşim söz konusudur. Bu iki etkileşim arasındaki fark nedir? Bunların herkes arasındaki doğru bağlantıyla nasıl bir ilişkisi vardır?

Dr. Laitman: Hepsi kendi aralarındaki bağlantıya, kendi aralarındaki bağlantıdan aralarında mevcut olan genel güçle olan bağlantıya doğru yönlendirilirler.

Oren Levi: İnsan ile insan arasındaki bağlantı ile insan ile Tanrı arasındaki bağlantı arasındaki ilişki nedir?

Dr. Laitman: Yaradan…

Oren Levi: Ne demek istediniz?

Dr. Laitman: Çünkü her biriniz Yaradan’ın önünüzde durduğunu görmelisiniz.

Oren Levi: Ne demek istediniz?

Dr. Laitman: Söylediğim şey: Başkasını kendin gibi sev! Yaradan’ı, Tanrı’nı sev!

Oren Levi: Başkasını kendin gibi sev. İnsan ve insan arasında olan budur. İnsan ve Tanrı arasındaki ise “Yaradan’ı sev”.

Dr. Laitman: Aynı olmak zorundalar.

Oren Levi: Açıklamanızı rica ettiğim şey budur. Size bunların iki farklı şey olduğunu gösteriyorum.

Dr. Laitman: Size öyle olmadığını söylüyorum. Ayrıca On Emir herkesin herkesle bağlantıda olmasının şartıdır. Onları yerine getirdiğimiz ölçüde Yaradan’la, iyi güçle, bağlantının gücüyle, sevginin gücüyle olan bağlantımızı sürdürürüz. O, aramızda ifşa olur.

Oren Levi: “Aramızda” derken kastettiğiniz nedir? Daha önce kötü güçlerin insanın içinde ifşa olduğunu ve onun ayrıca iyi gücü de içinde ifşa etmesi gerektiğini söylemiştiniz. Aramızda dediğiniz zaman bunun kapsadığı alan neresidir?

Dr. Laitman: Aramızda…

Oren Levi: İnsanlar arasında mı?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Yaradan insanlar arasında mıdır?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Ayrıca insanların kalplerinde midir?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: O zaman nerededir?

Dr. Laitman: Herkesi içinde bulunduran bir kalbin içindedir.

Oren Levi: O da nedir?

Dr. Laitman: Çünkü eğer kişi başkalarıyla bağlantı kurmak istiyorsa, kendi içinde hiçbir şey yoktur. Her şey onun dışında, o ve diğerlerinin arasındadır.

Oren Levi: Başkalarına karşı tutumundadır.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Yani iyi güç açısından bakarsak; iyi güç ve hatta kötü güç hakkında düşündüğümde görüyorum ki bu kişinin kendisiyle arasındaki soyut bir şey değil. Başkalarına karşı sergilediği kötü davranışlarla ve iyi davranışlarla alâkalıdır. Bu nedenle Yaradan’ın aramızda olduğunu söylediğinizde neyi kastettiğinizi bilmek istiyorum.

Dr. Laitman: İlişkilerimizde, aramızdaki hislerdedir. Ya kötü ya da iyi güç vardır.

Oren Levi: Her ikisinin de madalyonun iki yüzü olduğunu söylemiştiniz.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Son sorumu soruyorum: Tanrı’nın insanlarına benzemek ne anlama gelir?

Dr. Laitman: Aramızdaki sevgi yasasını muhafaza etmek demektir. Çünkü Yaradan sevgidir.

Oren Levi: Yaradan’ın onların aralarında giderek daha fazla kötülük uyandıracağını ve böylelikle O’nu daha çok ifşa edeceklerini vaat ettiğini söylemiştiniz.

Dr. Laitman: Koşulsuz sevgi noktasına kadar…

Oren Levi: Gelecek söyleşilerimizde bahsedeceğimiz bir şey olan ‘’Tanrı’nın insanları’’ bu noktadan sonra aralarında çok daha fazla nefret, ego vb. ifşa edecek olan bir halktır.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bu, Yaradan’ın iyi gücünü ifşa edecekleri bir platform mudur?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkürler. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir sonraki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,304