e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Yeni Hayat 1106 – Ağlar

Oren Levi: Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşisi serisinde bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman

Dr. Laitman: Herkese merhaba

Oren Levi: Bugün Dr Laitman ile yaşam ve ağlar hakkında konuşmak istiyoruz. Görünen o ki pek çok farklı ağlarla bağlıyız. Bazılarını biliyoruz, bazılarını bilmiyoruz. Bugün bu ağların yaşamlarımızı nasıl daha iyi hale getirdiğini bulmak istiyoruz. Bizimle kalın.

Konuk: Evet bu gerçekten çığır açan bir araştırma çünkü tek başımıza hareket eden bireyler olarak, birbirimize bağlı ve bağımlı olduğumuz yeni bir dünya açmak, kendimizle ilgili önceki algımızı tamamen değiştiriyor. Önceki programlarımızda ağın birçok farklı yönünden bahsettik ve bugün ağdaki yaşamın bizi nasıl etkilediğiyle ilgili konuşmaya devam etmek istiyoruz. Araştırmacılar tarafından keşfedilen çok ilginç bir şey var; aslında her insanın ağda kendine özgü bir yeri var. Etkisi daha az olan veya daha çok olan insanlar var; pek çok insanı etkileyen ve etkisi altına alan akımları başlatan insanlar var. Bu, genlerimizin bizleri sadece ne kadar sosyal olduğumuzla ilgili değil ağdaki spesifik yerimizle ilgili de etkilediğini gösteriyor. Yani bu gerçekten de ilginç bir şey. Size şunu sormak istiyoruz; gerçekten de her insan bu ağda özel ve benzersiz bir yere ve özel bir role sahip mi? Birey olarak bu geniş ağdaki rolümüz aslında nedir?

Dr. Laitman: İnternetten mi bahsediyorsun yoksa insanları görünmeyen, gizli, elektronik ya da elektronik olmayan tehditlerle bağlayan ağdan mı bahsediyorsun?

Konuk: Evet

Dr. Laitman: Bizi birbirimize bağlayan özel bir ağ var. Şu şekilde bakalım; bunlar kalplerimizi birbirine bağlayan ipliklerdir. Bunlar duygusal ipliklerdir ve bu duygusal ipliklerin yanında beyin adı verilen bir enstrümana sahibiz ve bu enstrüman bizi yönlendirir, birbirimize nasıl davranacağımızı belirler. Ancak bizim tavrımız duygusaldır çünkü hepimiz haz alma arzusundan yapıldık, doğamız budur ve bu nedenle aramızdaki bağlantı, haz alma arzusu aracılığıyladır. Sahip olduğumuz tek şey budur. Hepimiz sadece ve binlerce farklı yoldan haz alma arzusunun içindeyiz. Diğerlerinden istediğimiz şey haz almaktır ve başkalarına bunu veriyorsam haz almak istediğim içindir. Eğer vermekten haz alırsam o zaman veririm. Eğer almaktan haz alırsam alırım. Bir şeyi vermek yerine, başka bir şeyi vermekten daha büyük bir haz alırsam yapacağım şey budur. Kısacası her zaman yaptığım şey inceleme yapmak, hazzı ölçmektir ve aklımız yalnızca bunu incelemek, tartmak ve nereden daha fazla alacağımızı bulmak için vardır. Çünkü kalp sadece hisseder ve akıl ise ölçer.

Konuk: Öyleyse gerçekten de bağımız duygulara dayanıyor. Birbirimize farklı duygular iletiyoruz.

Dr. Laitman: Duygusal iplikler aracılığıyla iletişim kuruyoruz. Bu ne tür bir iletişim olacak, hangi yoğunlukta ve sıklıkta ve ne tarzda vb? Bu akıl ve beyin tarafından belirlenir.

Konuk: Ama ağlar aracılığıyla farklı görüşlerin, eğilimlerin ve düşüncelerin iletildiğini biliyoruz.

Dr. Laitman: Bütün bunlar bu ağ aracılığıyla dolaşmaz. Bu ağ aracılığıyla iyi bir iş ya da hoşunuza giden güzel bir elbiseyi gönderemezsiniz. Ağ aracılığıyla gönderdiğiniz şey ya haz ya da acıdır. Zihin, ağdaki başka birinin gönderdiğiniz şeyi alabilmesi için hazzın farklı formlarını nasıl paketleyeceğini bilir. Telefonla konuştuğumuz zaman, telefonun kendisi ne dediğimi anlamaz ama sözlerimi deşifre eden sen ne dediğimi anlarsın. Demek istediğim, kalbimden kalbine nasıl geçtiğini. Kalbimde hissettiğim şey bu. Kalbinde hissetmeni istiyorum. Ama tehditlerin ortasında bu ağın kendisi hiçbir şey yapmaz. Her şey bu ağı kullanan insanlar tarafından yapılır.

Oren Levi: Öyleyse ağ aslında her biri haz ya da acı duyup duymadıklarına dair duygusal bilgi paketleri gönderen, kalbinde acı ya da haz hisseden bireylerden oluşuyor.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Tamam peki ağa daha geniş bir açıdan bakarsam, ben varım, siz varsınız ve diğerleri var ve hepimiz birlikte bu ağız. Örneğin; konuğumuzun kendine ait eşsiz bir yeri var mı ve eğer varsa onun eşsiz yeriyle sizin eşsiz yeriniz, benim yerim vb. arasındaki fark nedir?

Dr. Laitman: Buna, kalpler için ağdaki bütün kalpleri birleştiren yer denir.

Oren Levi: Ama bu onun kalbi ve benim kalbimden farklı.

Dr. Laitman: Elbette.

Oren Levi: Nasıl?

Dr. Laitman: Duyguların niteliğine ve niceliğine ego denir.

Oren Levi: O halde bu ağda herkes kendi eşsiz yerine sahip.

Dr. Laitman: Tabi ki herkes.

Oren Levi: Herkesin ağdaki yerinin benzersizliğini nasıl tanımlarsınız? Onun yeri benimkinden nasıl farklı?

Dr. Laitman: Senden farklı olduğu, arzusu ve arzusunun türü ve arzusunu inceleme kabiliyeti, alma arzusuna aldığı haz ya da acı ölçüsünde; arzuyu birinden bir diğerine değiştirmek için arzuya akıl ekleme ölçüsünde. Daha fazla tercih edilen bir arzunun seçimi.

Konuk: Aramızdaki duygusal iletişim konusunu da anlamak istiyorum. Çünkü dışsal olarak sözcüklerden, eylemlerden, farklı davranışlardan ve sizden anladığım şeylerden oluşan iletişim, vermek ya da almak anlamında duygularımın üzerindeki farklı kıyafetler.

Dr. Laitman: Elbette, bunların hepsi duygusal.

Konuk: Öyleyse anlamak istediğim şey farklı şeylerle dolu internetin…

Dr. Laitman: İnternetten mi yoksa kalpten kalbe bağlantıdan mı bahsediyorsun? Kafamı karıştırmanı istemiyorum. Ben yalnızca bizi kalpten kalbe bağlayan ağdan bahsediyorum ve doğada var olan ağ budur. 30 yıl önce icat edilen internet değil.

Konuk: Birbirimizle bağlantı kurduğumuz günlük yaşamımız ve bunun yanısıra bizi birbirimize bağladığını söylediğiniz duygusal olarak bağlantı kurduğumuzun farkında olmadığımız doğal ağ arasındaki farkı anlamak istiyorum.

Dr. Laitman: İnternet hakkında konuşmak istemiyorum. Bu sözcüğü kullanma çünkü kafamızı karıştıracaksın. İnternetten ne alabilirim? Birbirimizi kullanmak için egolarımıza bağlanmaya çalışıyoruz.

Konuk: Doğru.

Dr. Laitman: Öyleyse neden internette olmalıyım? Ben interneti sadece metodumuzu aşılamak için kullanıyorum. Kabala bilgeliği metodunun insanoğlunun biraz olsun yükselip yakınlaşmasına yardımcı olacağını umuyorum. İnternetten manevi ağa geçiş yapmak için.

Oren Levi: İnsanları kalpten kalbe bağlayan bu ağ, sizin de söylediğiniz gibi doğada internetin icat edilmesinden çok daha önce mi vardı?

Dr. Laitman: Tabi ki.

Oren Levi: Orada herkesin özel bir rolü var mı? Anlıyorum ki orada herkesin özel bir yeri var ve aramızdaki fark, duygularımızı vb. inceleme zorunluluğumuza dair kabiliyetimiz. Şimdi şunu soruyorum; herkesin ağda özel bir rolü var mı?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Ağda bir rolü olmayan biri var mı?

Dr. Laitman: Hayır.

Oren Levi: Öyleyse herkesin benzersiz bir rolü var.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bir kişi ağdaki rolünün ne olduğunu nasıl keşfedebilir?

Dr. Laitman: Bu başka bir şey. O zaman bize gelip çalışmalıdır.

Oren Levi: Peki çalışmaya geldim. Ağdaki özel yerimin ne olduğunu nasıl keşfederim?

Dr. Laitman: Tüm Tora’yı tek ayağının üzerinde dururken öğrenmek istiyorsun? Öyleyse sana söyleyeceğim. Tora’nın dediği şey, başkasını kendin gibi sev yani nefret ettiğin şeyi bir başkasına yapma. Bu ilk aşama ve ikinci aşama ise başkasını kendin gibi sev.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü böylece manevi interneti, kalpler arasındaki, bireysel ruhsal arasındaki bağlantıların manevi ağını hissetmeye başlarsın. İşte bu ve hepsi bu, ihtiyacınız olan tek şey bu.

Oren Levi: Bağlantı nedir?

Dr. Laitman: Bağlantı, insanlar arasında var olan bağlantıyı ve bu bağlantının bir parçası olduğunu keşfetmendir. Sen onun içindesin. O zaman pratikte onları nasıl etkileyeceğini, onların seni nasıl etkilediğini, kaderini nasıl yöneteceğini, başkalarına nasıl yardım edebileceğini ve başkalarına yardım ederek kendini nasıl yükseltebileceğini öğrenirsin. Bu ağın tamamını ihsan etmek için iyi ve güzel bir şekilde edindiğin bir aşamaya ulaşırsın ve o zaman herkese gerçekten de ihsan ettiğin ve herkesi kendin gibi sevdiğin, mümkün olan en iyi halini keşfedersin. Ağda var olan üst güce entegre olursun.

Oren Levi: Yani diyorsunuz ki ağdaki özel yerimi ve rolümü bulmak için, herkesi ‘nefret ettiğin şeyi başkalarına yapma’ tavrı ile ve daha sonra ise çok daha ileri ‘başkasını kendin gibi sev’ tavrında ilişkilendirmeye başlamalıyım. Demek ki aslında şunu diyorsunuz: Oren bak, bu ağda senin özel bir yerin ve özel bir görevin var ama onları yalnızca başkalarına özel bir tavırla yaklaştığın zaman ifşa edebilirsin. Neden ağdaki yerim ve rolümü ifşa etmek gibi bu kadar kişisel ve özel olan bir şey, ağdaki diğer insanlara zarar vermeme, faydalanmama ve onları sevme tavrında davranmaya başlama ön koşuluna dayanıyor? Ben ağdaki diğer insanlara tavrımın ne olması gerektiğini sormadım; sorduğum şey kendi özel yerimi ve rolümü nasıl ifşa edebileceğimdi. En özel şeyim gibi. O halde bu neden benim diğerlerine karşı tavrıma koşullandırılıyor?

Dr. Laitman: Çünkü hepsi bu! Bunu ağın içinde keşfetmelisin, yerinin ne olduğunu, başkalarına karşı tavrının ve başkalarının sana karşı tavrının ne olduğunu keşfetmelisin. Ancak o zaman gerçeği, gerçekte nerede olduğunu keşfedersin. Aksi taktirde soruna nasıl cevap verebilirsin? Bu imkânsız. Gerçeği görmek istiyor musun? İfşa et. Kendi durumunun patronu ol. Kim olduğunu ve durumuna ne ölçüde fayda sağlayabileceğini anla.

Oren Levi: Öyleyse başkalarına karşı tavrımı geliştirmeden gerçeği, durumumu, yerimi vb. ifşa edemeyeceğim.

Dr. Laitman: Hayır.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü sistemi anlamayacaksın. İçinde yaşadığın sistemin ne olduğunu anlamalısın.

Oren Levi: Bu neden benim başkalarına olan tavrıma bağlı?

Dr. Laitman: Çünkü başkalarına bağlısın, bağımlısın. Ağın tümü böyle çalışır. Dünya yok, hiçbir şey yok. Sadece tüm diğer kalplerle kalpten kalbe birbirine bağlanmış bizler, her birimiz var. Ne yapacaksın? Tüm bu sistemi ve başkalarına nasıl davrandığını ve başkalarının sana nasıl davrandığını ifşa etmen gerek. Onlara daha iyi davranırsam onların durumunu daha fazla hissederim ve ayrıca kendi durumumu ifşa ederim. Bunun dışında bu dünyada yapacak başka bir şey yok. Sadece bu ağa olabildiğince hızlı bağlanmak ve bununla daha yüksek derecelere yükselmek için. Bizler mümkün olan en kötü derecede yaşıyoruz. Gerçekten de daha kötü bir yer yok.

Oren Levi: Bizi bu en kötü yere ne koydu?

Dr. Laitman: Doğa. Yükselmeye başlamamız için.

Oren Levi: Neye yükselmek?

Dr. Laitman: Bağlantımızın derecelerinde yükselmek ve daha sonra başkalarıyla sanki kısıtlanmış bağın derecelerinde kurduğum bağın derecesine göre, buna bağlı olarak her birimizin sahip olduğumuz her şeyi başkalarına da verme gücümüzü keşfederim. O zaman hep birlikte tamamladığımız ve birbirimize eklediğimiz içsel, tam ve bütün bir yaşama sahip oluruz. Kimse ölmez, kendi başınıza yaşamazsınız ve kendi başınıza ölmezsiniz; hep birlikte yaparız. Bu nedenle bu koşul, bir bütün ve integral bir koşul haline gelir ve bunun içinde sonsuz bir yaşam vardır.

Oren Levi: Ağın tüm parçaları arasında durmaksızın devam eden bir akış olduğu için mi?

Dr. Laitman: Kesinlikle.

Konuk: Şu anda, tüm bu şeylerin farkında olmadığımız yerde, ağı gören birinin gözünden neye benziyoruz?

Dr. Laitman: Görülmezsiniz. Yeriniz vardır ve boştur. Onun yeri vardır ve boştur. Çünkü bu ağda yalnızca adamın, ruhun seviyesine katılımı var ve kişi henüz cansız, bitkisel, hayvansal seviyedeyse konuşan seviyede değilse ruhun seviyesinde yeri boştur.

Konuk: Ruh nedir?

Dr. Laitman: Aramızdaki bağ. Neticede buna ruh denir.

Oren Levi: Peki ruh seviyesine katılmak ne anlama geliyor?

Dr. Laitman: Bağlandığımız, birlikte iyi, güzel ve duygusal bağ içinde olmamız.

Konuk: Ağın bizi etkilediği özel ve eşsiz bir yerde olmasa bile mi?

Dr. Laitman: Bizi kendisine çekmek için etkiler. İçinde uygun bir şekilde var olabilmemiz için çekmek için.

Konuk: Ağı herhangi bir şekilde bilinçsizce etkiliyor muyuz?

Dr. Laitman: Yalnızca acı çektiğimiz ve bu hayattan kurtulmak istediğimiz ölçüde. O zaman ona doğru ilerleriz ama tercih edilmeyen bir şekilde.

Konuk: Peki bu ağın adamdan aldığı dürtü nedir, kişi neyi iletmelidir?

Dr. Laitman: Adam? Başkasını kendin gibi sev. Bu, bir başkasına bu şekilde bağlanmaya çalıştığımız ağı ve içinde nasıl var olduğumuzu keşfettiğimiz bir bağ türüdür.

Konuk: Ne tür bir madde ile ifade edilir?

Dr. Laitman: Bana mı soruyorsun? Sen sosyologsun. Bu, duygularımızdaki duygusal bir madde, hepsi bu.

Konuk: Bu ne anlama geliyor? Kişi bu koşulu denemek ve hissetmeye gelmek için duygularıyla ne yapmalıdır? Diğeri nedir?

Dr. Laitman: Diğerinin ihtiyacının, eksikliğinin ne olduğu ve onların arzularını yerine getirmeye çalışmak

Konuk: Bu neden beni ağa bağlasın?

Dr. Laitman: Çünkü ağa, tamamen bağımızın ağı denir.

Konuk: O halde kendimi gerçekten bağa yönlendirmeye başladığımda varolan bağı hissetmeye başlayacağım. Peki neden ağda etkisi daha güçlü veya daha zayıf olan insanların olduğunu söyleyen araştırmacılar var?

Dr. Laitman: Bu kişinin manevi gelişimine bağlı. Manevi ‘Ruhani’ İbranice’de ne demektir? Kelimenin tam anlamıyla ‘Nefisha’ hareketin olmadığı, Nefeş derecesi var ve manevi anlamı kişinin ‘Ruhaniot’ kelimesinden gelen, kişi halihazırda başkalarına karşı yerine getirebilir anlamına gelen Ruah derecesi var.

Konuk: Bu ağı etkileme kabiliyetimizde doğuştan gelen farklılıklar var mı?

Dr. Laitman: Çok var.

Konuk: Burada tam bir bilim var. Belki de bizler sadece anlamanın başındayız.

Dr. Laitman: Burada, bizim gerçekliğimizle bağlantısı olmayan bir seviyede, tam bir bilim var ve yalnız kalplerimizin bağlantısında mevcut.

Oren Levi: Dr. Laitman, bu ağı kim yönetiyor?

Dr. Laitman: Kendi kendini yönetiyor. Sevgi, ihsan etmek denen pozitif bir kuvveti var. Bu kelimelerin ne anlama geldiğine dair kafanız karışmasın.

Oren Levi: Benim kafam zaten karıştı, bu ağı kim yönetiyor?

Dr. Laitman: Sevginin gücü, bağ, eksiksiz iyi ve güzel bir bağ, ağı yöneten şey.

Oren Levi: Bu güç kim ya da ne?

Dr. Laitman: Güç mü? Neden evreni besleyen ya da gezegenimizi, güneş sistemimizi, galaksileri döndüren gücü sormuyorsun? Neden güneşin etrafında galaksinin sonundaki küçük bir gezegen olan dünyada bir yıldızın etrafında yaşadığımızı sormuyorsun? Gerçekten de galaksinin sonunda ve milyarlarca galaksiden birinde. Öyleyse neden tüm bunları kontrol edeni sormuyorsun?

Oren Levi: Doğa yapıyor.

Dr. Laitman: Burada da doğa yapıyor.

Oren Levi: O halde kalplerimiz arasındaki bağın ağı doğa tarafından yönetiliyor.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Hangi kurallarla?

Dr. Laitman: Hangi kurallara göre hareket ediyor?

Oren Levi: Evet.

Dr. Laitman: Sevgi kuralları tarafından kontrol edilir ve şunu derler: Bu kurallar, tüm cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan derecelerini, kimsenin kendini düşünmediği, herkesin egosunun üzerine yükseldiği ve herkesin haz almak isteyen egoist alma arzusunu, herkesi mutlu etmek arzusuna dönüştürdüğü tam bir eklemeyle mümkün olan, en yüksek derecede hepsinin bağlandığı bir duruma getirmekle ilgilidir. Bu şekilde, bu entegral sistem çalışabilecek.

Konuk: Öyleyse burada tek bir merkezi kanun var?

Dr. Laitman: Evet ihsan etme kanunu.

Konuk: Önceden Doğa’nın, insanın gerçeğini kendi yararına bağlamak, bir şeyleri istediği yöne gitmeleri için denemek ve etkilemek istediğini ve nihayetinde bunun her zaman kendi zararımıza dönüştüğünü söylediniz. Peki bunu yapmamak için yaşamlarımızda ne tür yeni bir tavır olmalı?

Sistemle akmak ve onun bizi daha iyi bir yere götüreceğine inanmak ne anlama geliyor?

Dr. Laitman: Sorun yok. Bunun için bizlere Kabala bilgeliği verildi. Aramızdaki bu sistemi anlamaya nasıl geliriz, nasıl gireriz. Bu aramızda vardır ama bizim perspektifimizden bozuk bir formdadır ve bu bizim örneğin, onlularda insan olarak bağlanmamızla yapılır.

Oren Levi: Onlular ne demek?

Dr. Laitman: On kişi.

Oren Levi: Yani küçük bir takım mı?

Dr. Laitman: Evet, Tora’da söylendiği gibi Musa insanları bu şekilde böldü. Bizler bir diğeriyle onların kendi onlusunda bağ kurmaya çalışırız. Çerçevemizde öğrettiğimiz şey budur ve her kim bunu öğrenmek isterse ve sistemi keşfetmek isterse onun ruhu davet edilir. Orada doğru şekilde nasıl bağ kuracağımızı öğretiriz. Eğer insanlar bunun aşamalı olarak gerçekleştiğini anlar ve denemeyi kabul ederlerse o zaman aralarında denerler ve gerçekte aralarında ne olduğunu keşfetmeye başlarlar. Ortak bir sistem olan bu tür bir sistem kurmak mümkündür ve ne kadar ilerlerseniz bu ortak sistem o kadar Ruh’un sistemi haline gelir yani herkes kendini değil diğer herkesi düşünür. Kişi, bir kez kendi egosunun üzerine yükseldiğinde kendi dokuz dostunu düşünür. O zaman kendinden çıktığını, bütünleştiğini ve kendi dışında ne olduğunu hissetmeye başlar ve o zaman manevi alana girdiğini hisseder. Orada yalnızca sevginin gücü ve kişinin egosunun dışındaki ihsan etme eylemleri vardır. Sanki yeni bir realiteye sıçramış gibi.

Konuk: O zaman kişi yeni bir akıl, mantık edinir?

Dr. Laitman: Elbette, kişi yeni bir şekilde hissetmeye ve anlamaya başlar ve bunların tümünün kökü, kişinin başkalarıyla ihsan etmede bağlanmak istemesinin bir sonucudur. Yani kişinin yeni bir aklı, kalbi, zekâsı ve hissiyatı olur. Eğer kişi geçmişte ne alacağım, nasıl yararlanacağım, ne kazanacağım şeklinde düşünmeye alıştıysa sonuç olarak onların sonuçta neye sahip olacağını düşünmeye başlar. Kişi ihsan etmede onlara göründüğünde bu kişinin ruhun başlangıç derecesine ulaştığı anlamına gelir.

Konuk: Ve bu kişinin eskiden olduğu gibi doğayı yok etmemesini mi sağlar?

Dr. Laitman: Genel güç halihazırda onun üzerinde çalışır ve ona eşlik eder ve elbette bizler de.

Oren Levi: Kişi neden kendi yerine, başkalarını düşünmeye başlasın? Bu doğal değil. Sonuçta kişi ne kazanacak?

Dr. Laitman: Doğal değil, haklısın. Sonuçta kazanacağı şey, farklı bir dünyayı, daha yüksek bir dünyayı tanımak olur. Bedeninde değil ruhunda yaşadığı bir dünya.

Konuk: Kişinin bu ağa daha az ya da daha çok bağlı olup olmadığını ne belirler? Bu ağ ile bağını koparabilir misin yoksa ona her zaman bağlı mıyız?

Dr. Laitman: Her zaman ağdayız. Tek soru onu anlıyor muyuz, anlamıyor muyuz, onun farkında mıyız, değil miyiz, onu kontrol ediyor muyuz, etmiyor muyuz? İyi güçle sistemi kontrol ederiz.

Oren Levi: Kişinin ruhun içinde yaşadığı, bedeninde yaşamadığı bu üst dünya şu an hissettiği dünyadan daha mı iyidir?

Dr. Laitman: Şu anda bizim dünyamızdan daha kötüsü yok.

Oren Levi: İnsanlar orada nelerden hoşlanır? Buraya aşina değilim.

Dr. Laitman: İnsanların gerçekten zevk aldığı yer budur çünkü hoşlandığınız şey tüm sistem, onu dolduran güçtür, sonsuzluk, sınırsız bilgi, anlayış, his. Oysa burada manevi seviyede yaşamıyorsunuz, hayvansal seviyede yaşıyorsunuz ve tek endişe ettiğiniz şey günden güne ölen bedeniniz.

Oren Levi: O halde bir kişinin daha yüksek bir dünyayı bilebileceğini, ruhuyla yaşayabileceğini söylediğinizde, bu üst dünya bahsettiğimiz bağın ağı, kalplerimiz arasındaki bağ doğada köklü müdür?

M. Laitman: Evet durum bu.

Oren Levi: Tüm tartışmamızı insanın duygusal bir varlık olmasına, kalplerimizin duygusal ipliklerle bağlı olmasına dayandırdınız. Öyleyse bu duygusal dünyayı tanıdığımda bu duygusal iplikte ne akıyor?

Dr. Laitman: İçinde onları birleştiriyorsun, hepsi senin; internete bağlanmak gibi, sanırım, tam olarak bilmiyorum ama hepsi senin. Duygular senin; anlayış senin, her şey senin.

Konuk: İçimde yeni duygular gelişir mi?

M. Laitman: Evet.

Oren Levi: Ne tür? Oradaki herkesin kalbiyle bütünleştiğimde, içimde aşina olmadığım ne tür duygular gelişir? Şu anda sahip olmadığım ne tür duygusal bir dünya bana açılır?

M. Laitman: Sana açılan bu yeni sistemde sonsuz, bütün ve eksiksiz bir gerçekliğin tamamını kabul etmeye başlıyorsun ve orada var olan her şeyle ilgili olarak, net bir bilinç ve anlayış içinde orada mevcutsun ve bütünleşiyorsun çünkü o sistemden yaratıldın, daha sonra aldığın doyum tam ve bütündür.

Oren Levi: Oradaki baskın his nedir?

M. Laitman: Haz, haz.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkür ederiz. Bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir sonraki söyleşimize dek, her şey gönlünüzce olsun.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,304