e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Yeni Hayat 1109 – Öfke

Oren Levi: Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün öfke hakkında konuşmak istiyoruz. Öfke bizi gerçekten alt eden bir duygudur. Bazen patlak verir. Onun nereden geldiğini, neden ve niçin var olduğunu anlamak istiyoruz.

Konuk: Hayatta çoğu zaman kızgınız. Ülkemize, toplumumuza, ebeveynlerimize, çocuklarımıza, komşularımıza, vb. kızgınız. Onu kontrol etmeye ya da yönetmeye çalıştığımızda bile öfke bizi alt ediyor. Aniden patlıyor, içimizden bir şey fışkırıyor ve gerisi tarih oluyor. Öfke vücudumuzda kortizol, adrenalin gibi bazı stres hormonlarının salgılanmasına ve kan basıncımızın yükselmesine sebep olmaktadır. Onun sağlığımıza zararlı olduğunu söyleyenlerin yanı sıra bazı sıkıntıları dışarı attığımız için aslında sağlığımıza iyi geldiğini, bu nedenle onu faydalı olacak şekilde kullanabileceğimizi söyleyenler de var. Öfke genelde bizim dengemizi bozmaktadır. Bir boğaya kırmızı bir bayrak gösterilmesi gibi; gördüğümüz tek şey budur. Öfkeli olduğumuzda sadece bu kırmızı bayrağa odaklanırız. Bu söyleşimizde öfkenin ne olduğunu ve onunla nasıl başa çıkacağımızı öğrenmek istiyoruz. Açılışı bir soruyla yapmak istiyorum: Size göre öfke nedir?

Dr. Laitman: Öfke insanın kontrol sahibi olmak istediği yolla, egonun onun üzerinde kontrol sahibi olmasıdır. Kişi kontrol etmek ister. İnsan durumu, başkalarını ve kendini kontrol etmek ister. Ne olursa olsun. Ancak o herhangi bir şey üzerinde kontrol sahibi olmadığını, bir şeylerin istediği gibi gitmediğini hissettiğinde öfkelenir. Bu işlerin istediği gibi gitmemesi hissi onu öfke denilen bir yere, bir koşula getirir. Bu kadar.

Konuk: İnsandan daha düşük gelişim seviyelerinde de öfke var mıdır? Bitkisel ve hayvansal seviyede var mı?

Dr. Laitman: Her şeyde vardır. Öfke elimi cebime atıp, cebimden 5$ çıkarmak isterken 10$ çıkarmam yüzünden açığa çıkabilir. Bundan mutlu olduğumu söyleyebilirsiniz. Hayır, ayrıca öfkeliyim de… Öfke benim için yolunda gitmeyen herhangi bir şeyden dolayı açığa çıkabilir.

Oren Levi: Hayvanlar da öfkelenir mi?

Dr. Laitman: Elbette; ancak bizim net bir şekilde anlayamayacağımız biçimde… Çünkü çok özel bir yapıdadırlar. Eğer şimdi bir hayvanla oynamaya başlarsanız, ona vurup kaçmak, sonra yine gelip tekrar vurup kaçmak gibi… Onun nasıl öfkelendiğini göreceksiniz. Ona vurup kaçtığınız için size karşı olan tavrının öfkeli olduğunu göreceksiniz.

Oren Levi: Bir hayvanın hissettiği öfke ile bir insanın hissettiği öfke arasında nasıl bir fark vardır?

Dr. Laitman: Bunların ikisinin birbirine çok yakın olduğunu düşünüyorum; çünkü insan hayvanlara çok uzak değildir. Bunların hepsinin nedeni istedikleriniz ve sahip olduklarınızın arasındaki farktır.

Konuk: Söylediğiniz gibi; istediklerim ve sahip olduklarım arasında her zaman fark var. Benim istediğim şekilde olmuyor. Hoşnutsuzum.

Dr. Laitman: Yüksek gerilimde öfke patlak verir, kişi öfkelenir. İçsel olarak öfkeli olabilirim, öfkeli olduğumun farkında dahi olmayabilirim. Ancak eğer biri gelir de bana neler olduğunu açıklamaya başlarsa hemen öfkelenirim.

Konuk: Başkalarına karşı duyduğum öfke ile kendime karşı duyduğum öfke arasında fark var mıdır?

Dr. Laitman: Tabii ki. Ancak bu önemli değildir. Öfke öfkedir. Hoşnutsuzluktur.

Konuk: Peki. Öfkenin dünyamızda var olmasının asıl nedeni nedir? O gelişimimize ne şekilde katkıda bulunur?

Dr. Laitman: Bizler egoist olduğumuz ve her şeyin bizim istediğimiz şekilde olmasını istediğimiz için vardır. Eğer öyle olmazsa öfkeleniriz. Yani bu, durumdan ne kadar hoşnutsuz olduğumuzun bir ifadesidir.

Oren Levi: Doğa neden bu hissi insanda veya hayvanlarda yarattı? Öfkenin gelişimimizdeki rolü nedir?

Dr. Laitman: Onun sadece insanda olmadığı kanaatindeyim.

Oren Levi: Doğru. Peki, öfkenin gerçeklikteki rolü nedir? Her şeyin bir amacı vardır, her his belli bir amaç için vardır.

Dr. Laitman: Bu, içinde olmak istemediğim bir koşulu belirlemenin bir yoludur.

Oren Levi: Peki, ya sonra?

Dr. Laitman: Sonra içsel olarak sıkıntı yaşarım ve bu aynı zamanda dışarı yansır. İstediğimi gerçekleştireceğim bir koşula varmaya çalışırım.

Konuk: Aslında istediğim şeyin olmadığını bana bildirmek için gelen bir tür sensördür. Bir şey yapayım da istediğim olsun, bir şeyi ya da bir hareketi öyle bir değiştireyim ki işler istediğim şekilde yürüsün.

Dr. Laitman: Doğru. Bu aslında sensörün rolüdür.

Konuk: Tamam, öfke hakkında konuştuğumuzda hayatta kalmamız için bir görevi olduğunu söylüyoruz. Bizi saldırgan yapıyor. İnsanın avlanmak, yiyecek getirmek, yiyecek, geçim gibi birçok temel şeyi belirlemek için ihtiyaç duyduğu bir saldırganlıktır. Bununla birlikte insanın içinde biriken birçok sıkıntıyı boşaltmasına da imkân verir. Çünkü kişi içsel olarak çok ama çok öfkeli olabilir; ancak bir kez dışa vurulduğunda rahatlama hisseder. Kişi daha dengeli bir şekilde faaliyette bulunabilir. Sizin bakış açınıza göre öfkenin faydaları nelerdir?

Dr. Laitman: Öfkenin faydalarını bağırıp çağıran bir insanda görmem şart değil; ama kişi onu içinde hisseder. Bu bir çeşit gerçektir, kişinin hâlâ egosunun içinde olduğuna dair sonuç veren bir ölçümdür. Yani kişi belirli bir eylemin, sonucun kontrolünü ele almak istediği; diğer insanları, çevreyi, dünyayı ve onun istediği gibi gitmeyen şeyleri kontrol etmek istediği bir koşuldadır. Bu durum da öfkeye yol açar.

Oren Levi: Sonucu kontrol etme arzusunda olan bir kişi için “hâlâ” kelimesini kullandınız. Neden “hâlâ”?

Dr. Laitman: “Hâlâ” dedim; çünkü o hâlâ ikiyüzlüdür. Kontrolü elinde tutar; ancak şu an için bu geçerli değildir. Şimdi olur ya da kişi arzusunu gerçekleştiremeyeceğini öğrenir ve anlar. Şimdiden itibaren kalır ve bu, acı çekmekten daha iyi değildir. Bu o kişiye göre değildir. “Hiç gerçekçi olmayan bazı başarıların peşinden koşalım”; bu ona göre değildir ve öfkesi geçip gider. Daha akıllı olur; çünkü tecrübeli olan kadar akıllısı yoktur. Bunun ona göre olmadığını ve kendine daha uygun olan bir hedef seçebileceğini zaten anlamış ve hissetmiştir. Bu hedef onun yeteneklerine, duygularına, zekâsına, çevresine ve farklı parametrelere göredir. Sonra farkına varacak ve keyfini çıkaracaktır.

Konuk: Biraz geriye dönmek istiyorum. Öfke hâlâ kontrol eden kişi olmak istediğim egomun içinde olduğumun bir tür göstergesiymiş gibi görünüyor. Hâlâ egom tarafından harekete geçiriliyorum. Bu neden olumsuzdur?

Dr. Laitman: Hayır. Olumlu ya da olumsuz olduğunu sadece hayatın amacına göre, onunla başkalarına zarar verdiğim ya da onlara hayattan zevk alma kabiliyeti kazandırdığım ölçüye göre ölçebiliriz. Bu, incelediklerimize bağlıdır. Diğer insanların hayattan keyif almasına izin vermeyen kişilere öfke duyabilirim. Onların hareketleri beni gerçekten kızdırır. Belki de öfkem iyi bir şeydir. Kendimi yetiştirmem, çocuklarımı eğitmem gerektiği için kendime ve çocuklarıma öfkelenebilirim. Bu durumda öfke iyidir. Aynı zamanda bu durum, bu öfkenin ne olduğuna da bağlıdır. Sizi kör etmemesi ne kadar faydalı?

Konuk: Peki, öfke ne zaman faydalıdır, ne zaman zararlıdır?

Dr. Laitman: Beni deneme yoluyla başkalarının iyiliği için hareket etmeye, iyiye ve doğru eylemlere yönlendirdiğinde faydalıdır.

Konuk: Peki, bu öfke ne zaman zararlıdır?

Dr. Laitman: Öfkemi hafifletmek için başkalarını kullanmak istediğimde zararlıdır.

Konuk: Öyle bir öfke ki bizi başkalarını olumsuz bir şekilde kullanmaya iter ve diğer yandan bizi diğerlerini ve dünyanın geri kalanını ilerleten bir öfke var. Peki, bizi daha iyi bir yere götürebilen bir tür olumlu enerji…

Dr. Laitman: Bu olumlu enerji değildir. Fakat olumlu bir şekilde çalışabilir.

Konuk: Tamam, öfkeyle ilgili birçok olumsuzluk mevcut. Her şeyden önce öfke istediğim şey ile başkalarının davranış şekilleri arasında farklılığın olduğu yerde strese ve başkalarıyla aramda bir çatışmaya neden olur. Bir kişinin oraya ait olmama hissinden dolayı yabancılaşmış hissetmesine neden olur. Çoğu zaman öfkeli olduğumuz bir saldırganlık döngüsü yaratır. Başkalarına karşı saldırgan oluruz. Onlar da bize karşı öfkeli ve saldırgan olurlar. İçinden çıkması zor olan bir tür saldırganlık döngüsü vardır. Bu, toplumda genel olarak şiddet ve saldırganlığa neden olmaktadır. Öfkenin eksik yönlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Öfkenin eksik yönleri nelerdir?

Dr. Laitman: Kabala İlmi’ne göre öfke o kadar da iyi bir şey değildir. Bir kişinin dengesiz olması demek, aklının ve duygularının dengesiz olması demektir. Egosu şu an onu kontrol ederek diğerlerinden daha iyi olduğunu hissettirdiği için dengesizdir. Bu noktada o, işlerin onun istediği gibi gitmesini hak ediyor, yani öfke insan, toplum ve hatta aile dünyasına ait olan resmi bozuyor. Öfke ilk ve en önemli olarak bir şeyin acilen olmasını talep eder. Onun dengelenmesi gerekmektedir. Dengeye ulaşması çok zordur; çünkü bizler öfkeyi sadece ve sadece üst güç yardımıyla dengeleyebiliriz. Yani öfkeye karşıt olan güç yardımıyla… Bizim dünyamızda öfkeyle başa çıkabilecek hiçbir şey yoktur. Çünkü bize mükemmel olduğumuzu, patronun biz olduğunu, olmasını istediğimiz şeyi hak ettiğimizi söyleyen egomuzun ifadesi öfkedir. Cevap verebileceğim hiçbir şey yok; çünkü eşsiz bir varlık olduğumu hissediyorum. Öfke bunun gerçek olduğunu açıklıyor. Sadece bu eşsizliğimi farklı bir şekilde kullanmam gerekiyor. Onun üzerine çıkmalıyım. Öfkenin ne olduğunu, onun nasıl üstesinden geleceğimizi, öfkenin üzerinde başkalarıyla nasıl bağ kuracağımızı, tüm bu öfkenin birlik, bağlayıcı bir güç hâline geldiği birliğe, bağlantıya nasıl ulaşacağımızı herkese açıklamak için… Tüm bunlar hâlâ ıslah olmuş değildir. Öfkeyle nasıl başa çıkacağımızı öğretmiyoruz. Çocuklara bunu nasıl yapmaları gerektiğini öğretmiyoruz. Bu gerçekten bebeğin dünyaya geldiği ilk günden itibaren başlamalıdır; çünkü onlar talep etmeye, öfkelenmeye o zaman başlıyorlar. Bunu gerçekten anlamıyoruz; ama öfke hepimizin doğduğumuz günden bu yana içinde olduğumuz egoist alma arzusunun ifadesidir.

Oren Levi: Bebeklikten itibaren öfke hakkında ne öğretmeliyiz?

Dr. Laitman: Her şeyden önce bir kişi öfkelendiğinde sakinleşmesi için onunla konuşmanın hiçbir anlamı yoktur. Çünkü öfke onun gözlerini kör, kulaklarını sağır eder. Sıradan bir insan hiçbir şey anlamaz, hiçbir mesajı algılamaz.

Oren Levi: Bir kişiyi nasıl sakinleştirirsiniz?

Dr. Laitman: Ona öfkesinden etkilenmediğimizi, onun öfkesinin hoş olmadığını göstererek… Bu, o kişiden etkilenmiyoruz ve onu göz ardı ediyoruz demek değildir. Ancak onun davranışı kabul edilemez bir davranıştır. Burada üzerinde çalışılabilecek tek örnek vardır. Öfkemizi nasıl kontrol edebiliriz ve onun var olmasına nasıl izin verebiliriz? Birinden bir şey duyduysak öfkemizin geçmesini bekleriz. Öfkemiz geçince gündemle ilgilenmeye devam ederiz. Öfke vasıtasıyla sinirine yenik düşen bir kişinin gözümüzde ne kadar kabul edilemez olduğunu da gösteririz. Bu yüzden yavaş yavaş onun üzerinde çalışmalıyız. Kızgın bir insanın hiçbir şey duymadığını, aklını yitirdiğini göz önünde bulundurmak zorundayız. Bununla birlikte öfkeye karşı tutumumuzu nasıl değiştireceğimizi öğrenmemiz gerekir. Yani öfke aniden ortaya çıkan çok büyük bir egonun kanıtıdır. Bu ego ile nasıl başa çıkabiliriz?

Konuk: Öfkeyi egonun bir kanıtı, bir göstergesi olarak kabul ettim. Bundan ne tür bir düşünce, ne tür bir tutum çıkmalıdır?

Dr. Laitman: Doğru çevreye sahip olmalısınız. Doğru bir çevre olmadan konuşacak hiçbir şey yoktur. Doğru çevre kişinin başından geçen tüm bu şeylerin, öfkenin üstesinden gelerek bir üst seviyeye yükselmesi için bir fırsat olduğunu ona göstermelidir.

Oren Levi: Neye yükselmesi için bir fırsat?

Dr. Laitman: Öfkenin üzerine… Bu zaten onun yükselmiş olduğu anlamına gelir.

Oren Levi: Neye yükselmesi?

Dr. Laitman: Manevî olarak yükselmesi…

Oren Levi: Bu ne anlama geliyor?

Dr. Laitman: Şimdi öfkeyi kendisine yardım eden bir şey olarak değerlendirirse bu öfkenin üzerine çıkabilir. Bulunduğu seviyenin eskisinden daha yüksek olduğunu saptar.

Oren Levi: Öfkenin üstünde ne var? Kişi neye doğru yükselir? Yükselmek, üstesinden gelmek anlamında mı?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Sonra kişi neye doğru yükselir?

Dr. Laitman: Sonra kişi ilişkilerimiz gibi uğruna şarkılar yazdığımız noktaya yükselir. Bu öfke koşulunun üzerinde yükselir.

Oren Levi: Daha önce öfkenin çözümünün denge olduğunu söylemiştiniz; ancak dengeye ulaşmak gerçekten de zor. Çünkü bir kez öfkeye yenik düşüldüğünde onun ne kadar güçlü ve ona karşı koyacak hiçbir şey olmadığından ne kadar alt edici olduğu görülmektedir. Kişi kontrol sahibi olmak, bir şeylerin patronu olmak istiyor. Eğer işler istediğimiz gibi gitmezse patlıyoruz. Bir insanın tekrar dengeye gelmesine ne yardımcı olabilir?

Dr. Laitman: Sadece kişi yukarıdan kendisiyle oyuncakmış gibi oynandığını anlarsa bunun yardımı olabilir.

Oren Levi: Ne demek istediniz?

Dr. Laitman: Bu öfke hissini kendisine onun hâlâ ne kadar kendi alma arzusu içinde olduğunu göstermek için Yaradan’ın verdiğinden bahsediyorum.

Oren Levi: Peki, bu kişi Yaradan’a inanmayan biri ise?

Dr. Laitman: O durumda Yaradan yerine başka bir şeyi düşünür.

Oren Levi: Hissettiğim öfkeyi nasıl dengeleyebilirim?

Dr. Laitman: Doğa budur. Yaradan ve doğa; ikisi aynıdır. Doğa sizinle bu şekilde oynuyor. Bu öfkeyi nereden alıyorsunuz? Niçin öfkelisiniz? Sonuçlar neler?

Oren Levi: Kişi bu öfkenin nereden geldiğini anlar. Çünkü işler onun istediği gibi gitmemektedir. Durumu kontrol edemiyordur. Bunun istediğimle sahip olduğum arasındaki fark olduğunu söylemiştiniz. Bundan dolayı öfke hissediyorum. Peki, bunu nasıl dengelerim? Nereden gelmektedir? Beni alt ettiğini, yendiğini anlıyorum. Onu nasıl dengelerim? İşte bunu anlamıyorum.

Dr. Laitman: Toplumun yardımıyla… Toplumdan öfkenizi dengeleyecek olan iyi gücü kendinize çekmelisiniz.

Oren Levi: Bu ne tür bir güçtür?

Dr. Laitman: Olumlu güçtür. Dünyada var olan güçtür, olumsuz olanı da vardır. Olumlu güce ihtiyaç duyasınız ve onu kendinize çekesiniz diye size öfke verildi. Böylelikle öncekinden daha kuvvetli olan iki güce sahip olacaksınız. Olumlu ve olumsuz güçler bir arada olacak.

Oren Levi: Olumlu güç nedir?

Dr. Laitman: Her şeyin doğanın güçlerine göre kendi yerini bulduğu bağlantının, huzurun gücüdür.

Oren Levi: Ama elbette kendi yerini bulmuyor. Çünkü aksi takdirde sinirlenmezdim. Bunu dengelemek için ne tür bir gücü kendime çekerim?

Dr. Laitman: Olumlu gücü ya da çevreden gelen gücü kendinize çekersiniz.

Konuk: Bu, öfke kuvvetini iptal mi eder? Benim öfkeli olmamı sağlayan Yaradan değil mi?

Dr. Laitman: Evet. Kişi bu öfkenin doğru çevreyle bağlantı kurması için kendisine geldiğini anlar.

Konuk: Öfkeyi bir bağlantı kuvveti olarak görebileceğimizi söylemiştiniz. Öfkenin üzerinde nasıl bağlantı kuracağımızı söylediniz. Genelde öfke insanlar arasında bölünmelere, çatışmalara ve ayrılığa sebep olmaktadır. Öfke bağlantıya ulaşmamıza nasıl yardımcı olur? Çünkü tam tersine sebep oluyormuş gibi görünüyor.

Dr. Laitman: Tam tersi gibi görünüyor; ancak bu her zaman böyledir. Çünkü öfkenin olumsuz bir şey olduğunu ve toplumun bize bunun aslında nasıl bir şey olduğunu göstermesi gerektiğini ve bize bu konuda destek olması gerektiğini anlarsak bu öfkeyle nasıl dengeli olmaya çalışacağımızı da anlarız. Her şeyden önce bu olgunun beni ilerletmek için Doğa’dan geldiğini anlarım. Öfke duyarım, fakat eğer onun üstesinden gelirsem seviye olarak yükselirim. Daha akıllı, daha anlayışlı, daha duyarlı, daha hisli, daha güçlü, kontrollü ve daha gelişmiş bir hâle gelirim. Bu durumda sadece onun üstesinden gelmem gerekiyor. Nasıl üstesinden gelirim? Bunun için bir çevreye ihtiyacım var. Aniden olumsuz bir olgu belirirse, çevreme giderim. Aynı bir bebeğin annesine gitmesi gibi… Kendimi tamamen onların ellerine bırakırım. Onlar da bana öfkeden kurtulmam için yardım ederler.

Oren Levi: Diyelim ki konuğumuz bir öfke durumunda bana geldi. Mümkün olduğunca çabuk dengeye gelmesine yardımcı olmak için onunla nasıl ilişki kurmalıyım?

Dr. Laitman: Öncelikle onu olabildiğince sakinleştirmelisiniz. Ona neler olduğunu, bu durumun doğadan geldiğini açıklamalısınız. Bu durumun herkesin başına geldiğini ve şimdi onun başına geldiğini hatırlatmalısınız. Bu düşüncelere dayanamıyor. Bu nedenle siz ona bunun imkânsız olduğunu, bu durumu düzeltmek zorunda olduğunu hatırlatmalısınız. Öncelikle öfkenin onu ilerletmek için ona geldiğini anlayarak öfkenin üstesinden geleceğini söylemelisiniz: “O doğadan gelir ve bunun için kimse suçlanamaz, hiç kimse… Eğer bu öfkenin üstesinden gelirsen bir sonraki seviyeye çıkarsın. Bir sonraki seviyeden de daha yüksek bir seviyeye… Yine öfke duyacaksın. Bu seni her zaman yücelten bir güçtür. Ancak onunla doğru bir şekilde ilişki kurman şartıyla…”.

Oren Levi: Dr. Laitman, size sormak istediğim bir şey var: Sizce Kabala İlmi’nin öfkeyle ilişki kurmak konusundaki yöntemiyle ilgili özel olan nedir?

Dr. Laitman: İlk olarak bu kaçınamayacağınız bir şeydir. Hep söylendiği gibi: ‘’Erdemli bir kişi bin defa düşecektir; ama yeniden kalkacaktır.’’ Öfkeyle başa çıkacak gücü yine onun vasıtasıyla bulmalısınız. Burada size yalnızca toplum yardımcı olabilir. Kişi her nerede olursa olsun öfkenin kontrolü altındaysa ona ne yardım edebilir? Dostları onun durumunu görür, gelip onu esaretten kurtarmaları gerektiğini bilirler.

Oren Levi: Öfkeyi bir kaldıraç olarak mı görüyorsunuz?

Dr. Laitman: Onu gelişim için bir sebep olarak görüyorum. Kaldıraç olan toplumdur.

Konuk: Kişiye düşen görev nedir? Sakinleşmek mi? Onun ne yapması gerekir?

Dr. Laitman: Onun yapması gereken topluma boyun eğmektir. Geri kalanı toplum halledecektir.

Oren Levi: Çok teşekkürler Dr. Laitman. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,289