e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Yeni Hayat 1112 – Istırap

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bugün ıstırap hakkında konuşmak istiyoruz. O, hayatın bir parçasıdır. Sanırım hepimiz bunu biliyoruz; ancak bugün ıstıraba karşı olması gereken doğru tutumu daha iyi anlamak istiyoruz. Böylelikle daha iyi bir hayata doğru yol alabiliriz.

Konuk: Istırap başka birçok konuyu içinde barındıran, çok geniş bir mevzudur. Istırap duygusal ya da zihinsel olabilmektedir. Istırabın farklı yoğunlukları vardır. Anlık ıstırap, sürekli ıstırap, kronik ıstırap, vs. Bazen ıstırabın kaçınılmaz olduğuna dair bir his olur. Bazen de onun gereksiz olduğuna ve ondan kaçınabileceğimize dair bir hissimiz olur. Istıraba karşı birçok farklı tutum mevcuttur, fakat bunlardan bir tanesi çok nettir. Bizde ve hayvanlarda ıstıraptan kaçmaya yarayan doğal bir mekanizma mevcuttur. Bize ıstırap verecek bir şey olduğunda doğal eğilimimiz ondan mümkün olduğunca kaçınmaktır. Ayrıca teknoloji hayatımızdaki ıstırap seviyesini ve miktarını düşürecek çeşitli ağrı kesiciler ve yöntemler geliştirmeye çalışmaktadır.

Soru şu: İnsanın ıstıraptan kaçınmaya dair doğal arzusu gerçekçi midir?

Dr. Laitman: Üzerimizde hoş olmadığını düşündüğümüz öyle etkiler var ki tabiri caizse ne pahasına olursa olsun onlardan kurtulmaya hazır olduğumuz noktaya kadar acı çekmemize neden olacaklardır. Yani bir yandan acıyı ölçmek mümkündür. Öte yandan bu kişiseldir. Farklı seviyelere sahip olan son derece kişisel bir şeydir. Fiziksel acı, zihinsel acı, bir ulusun, bir toplumun, bir ülkenin, bir ailenin acısı… Bunların her biri farklı bir olumlu ya da olumsuz etki anlamı taşımaktadır. Genel olarak aslında tüm hayatımızın ya hazdan ya da acıdan ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Her zaman ikisi arasında gidip geliyoruz. Kesinlikle hazzın tarafında daha çok bulunmayı istiyoruz. Ancak öte yandan haz hissedebilmemiz için biraz da olsa ıstırabın olması gerektiğini de anlamaya başlıyoruz.

Konuk: Neden sadece ıstırap olamıyor?

Dr. Laitman: Bu imkânsızdır. Bu ikisi aynı madalyonun, aynı hissin iki yüzüdür. Bir şeyi hissetmek için biz yaratılmış varlıkların gündüz ve gece, iyi ve kötü gibi iki zıt yapının içinde yer almamız gerekmektedir. Çünkü eğer bunlardan sadece biri olsaydı onlardan hiçbirini hissedemezdik. En baştan beri farklı şekillerde iyi ve kötünün her ikisine de sahibizdir. İçinde bulunduğumuz durumu haz ya da ıstırap olarak tanımlayabiliriz.

Konuk: Yani hazzın olabilmesi için tek şart ıstırabın olması mıdır?

Dr. Laitman: Istırap çekmeden, yaşadığım şeyin haz olduğunu belirleyemem. Her ikisi de olmadıkça hiçbir şey hissedemem.

Oren Levi: Acıdan kaçınmaya dair doğal bir arzu gerçekçi midir?

Dr. Laitman: Ne midir?

Oren Levi: Bu gerçekçi bir istek midir?

Dr. Laitman: Bu gerçekçi bir istektir, ancak bunu gerçekleştirebilir miyiz? Bu hayatımız çerçevesinde gerçek bir sorudur. Cevap: Yapamayız!

Konuk: Istıraptan kaçınmak için gerçekten çok çaba sarf ettiğimizden bu konuda biraz şüpheliyim. Bu iyi bir soru, elbette… Bu çabalar sonuç verir mi? Gerçekten ıstırabı önleyebilir miyiz?

Dr. Laitman: Hayır. Istırabı önlemek için eğilimlerimizi, anlayışlarımızı, tanımlamalarımızı değiştirmemiz gereklidir. Bu, ıstırap çeken kişinin zihnine bağlı değildir; ama kendi içimizdeki doğa tanımını, haz ve acının ne olduğuna dair anlayışlarımızı değiştirmeliyiz.

Konuk: İlginç olan bu işte! Ona karşı doğru tutumumuz ne olmalıdır?

Dr. Laitman: Bu erişemeyeceğimiz bir şeydir; çünkü doğa bizi en başta haz ve acının tam ortasına yerleştirmiştir. Bizler bu ikisinin arasındayız. Doğanın üzerine çıkmazsak her zaman doğa tarafından ayarlanmış olan haz ve acının arasında olacağız. Ondan kurtulamayız.

Konuk: Yani şu anki durumumuzda doğru bir tutum geliştirmemizin bir yolu yoktur.

Dr. Laitman: Nasıl yaklaşacağımızı bile bilmiyoruz.

Konuk: Doğru, bu bir gerçek! Ne kadar gelişmiş olursak olalım ıstıraptan kurtulmanın tek yolunun en basit ağrı kesicilerden en ağır uyuşturuculara kadar uzanan, insanı tamamıyla bilinçsiz bir hâle getiren bu yöntem olduğunu sanıyoruz.

Dr. Laitman: Yalnızca kendimizi ıstırap hissinden soyutluyoruz. Ayrıca yaşadığımızın bir haz olduğuna kendimizi inandırıyoruz, fakat tüm bunlar yapaydır. Tek amacımız mümkün olduğunca az ıstırap çekerek bu hayattan geçip gitmek. İnsanoğlunun mümkün olduğunca az ıstırap çekerken biraz daha fazla haz almak için yaptığı tek şey budur. En iyisi beynimi bir elektroda bağlayıp elektrik akımını açmaktır. Son günüme kadar bir çeşit Nirvana’da gibiyim. Bunun sayesinde hayatımı soyutlarım. Öncelikle eğer az ıstırap çekecek olursam doğmamın gerçek amacı hayatımı lanetler. Çünkü tüm hayatım sadece ıstıraptan kaçmak ya da çok haz alıyor olsam bile kendimi kandırıyorum. Hayatımı sadece ihanet olan bu tür hislerle hissediyorum. Bu bir sorundur.

Konuk: Anladığım kadarıyla her şeyden önce ıstırap kaçınılmazdır. O, hayatın bir parçasıdır. İnsanın gelişim yeteneği açısından fiziksel ve zihinsel acı arasında bir fark var mıdır?

Dr. Laitman: Fiziksel acı farklı yöntemler vasıtasıyla kurtulabileceğimiz bir şeydir. Çeşitli tıbbi ilaçlar, anestezi gibi… Zihinsel acı bizler için daha içsel, daha sabit ve daha büyük bir araca ihtiyaç duyulan acıdır. Bu da mümkündür. Ona çâre olan ilaçlar ve insanları psikolojik ve psikiyatrik olarak tedavi eden sistemler de mevcuttur elbette.

Konuk: Soruyu manevî bir perspektiften soruyorum. Zihinsel acı ile fiziksel acı arasında bir fark var mıdır? Yani tıbbi açıdan değil. Her ikisini de tedavi edebileceğimiz yollar var mı?

Dr. Laitman: Hayır, manevî hâller “Ne için yaşıyorum?” sorusuyla başlar. Her açıdan kafamı karıştıran, geniş bir fiziksel hayat yaşasam bile ne olursa olsun görmeye başlayacağım şey budur. Hâlâ kafamın bir köşesinde aslında hayatımın anlamsız olduğu düşüncesi vardır. Faydasızdır. Amacı yoktur. Bu yanlış düşünce ve his zihnimde daha da derinlere süzülür. Benim mutlu olmama izin vermez. Onu unutamam bile… Eline bir oyuncak verilerek aniden kafası karışıp diğer her şeyi unutan, sonradan aniden kendine gelip ona ne olduğunu anlamayan bir çocuk gibi kafamı karıştırabiliyorum.

Konuk: Ama bu bir yalan. Şimdi tanımını yaptığınız ıstırap çeşidi zihinsel ya da fiziksel ıstırabın bir kaynağı mıdır?

Dr. Laitman: Bazen… Bunların birbirinden ayrı olduğunu söylemek bizim için zor. Ancak temel olarak bu zihinsel ıstıraptır. Elbette ki uyuşturucular gibi çeşitli araçlarla yaptığım birçok farklı şey var. Kendi kafamı karıştırabilirim; ama eğer içsel araştırmama sadık kalırsam aslında hayatımın anlamsız olduğu acı sonucuna ulaşırım. Yani onu başlatmaya karar veren ben değilim. Ebeveynlerim veya doğa bu kararı almıştır. Onun ne zaman sona ereceğini bilmiyorum; ama kısacası yaşam diye adlandırdığımız tüm bu süreç anlamsız bir şekilde geçip gidiyor. Hayatım boyunca en çok uğraştığım; anladığım kadarıyla iyi hissetmekti. Daha sonra: “Tüm bunlar ne için?” diye sormaktı. Bir de bir şeyin iyi ya da kötü olduğuna karar vermekti. Benim kişisel olarak ulaştığım sonuç: Hayat parmaklarımın arasından kayıp gidiyor.

Konuk: Eğer doğru anladıysam bu ıstırabın kaynağıdır. Istırabın kaynağı derinlerde bir yerdedir.

Dr. Laitman: Istırabın kaynağı bizi “Ne için yaşıyorum?” sorusuna getiren çok derin ve gizli bir kaynaktan bize gelir. Bu, hayatımıza sonradan bir şekilde giren ve onu her açıdan acı hâle getiren sorudur. Aslında nihayetinde tüm fiziksel ıstırabın sebebi de budur.

Konuk: Ne demek istediniz?

Dr. Laitman: Beni yaşamın gerçek manevî, ebedi anlamını sormaya yönelten soruyu eğer henüz sormadıysam bu soru beni uyandırmak için iki farklı zihinsel ve hatta bedensel seviyeden aşağı doğru iner. Tüm bunların nedeni hayatımı doğru bir şekilde anlamamamdır.

Oren Levi: Bir insanın hayatını başından sonuna kadar doğru bir şekilde anlamaması hayatta çeşitli ıstıraplara fiziksel ıstırap düzeyine kadar neden olur. Bu aynı zamanda tüm hastalıklarımızın kökeni midir?

Dr. Laitman: Elbette! Her şeyin bir kökü vardır.

Oren Levi: İnsanda tamamlanmamış kendini gerçekleştirme mi?

Dr. Laitman: Bu, dünyadaki her seviyedeki tüm kötülüklerin genel ve özel seviyedekiler ve belirli bir kişinin içindeki tüm seviyedekiler dâhil köküdür.

Konuk: Yani biz ne kadar gelişirsek ıstırabımız da o kadar büyür.

Dr. Laitman: Ve fiziksel hastalıkları daha fazla keşfederiz. Birbirimize olan bağımlılığımızı, çevremizdeki dünyaya olan bağımlılığımızı keşfederiz.

Konuk: Bu sormak istediğim bir soru; çünkü insanın gelişimine baktığımızda geçmişte insanoğlunun ıstıraba karşı daha az hassas olduğunu görüyoruz. Birkaç nesil önce bile örneğin bir kişi bir çeşit ameliyat olmak zorunda kaldıysa, eğer yeterince anestezi uygulanamıyorsa biraz alkol vererek işi hallediyordunuz. Bugün en ufak şeyle bile başa çıkamıyoruz. İnsanların günümüzde acıya karşı daha hassas oldukları bir gerçek. Bu belki biraz daha fazla niteliksel acı eklenir.

Dr. Laitman: Niteliksel acı… Buna niteliksel ıstırap diyorsunuz; çünkü geçmişte insanlar daha fazla fiziksel şeylerden ıstırap çekiyordu.

Konuk: Yaralar, hastalıklar ve bunun gibi şeyler…

Dr. Laitman: Evet, genel olarak ev yaşamında, vs. Bugün daha ince, yumuşak, daha insancıl… Tam olarak fiziksel olmayan, bedenimize yakın olmayan şeylerden daha çok ıstırap çeker olduk, daha kıskanç olduk. Ama yine de acı çekerim, kıskanırım, davranışımı sürdürürüm, kontrol ederim. Ego genel olarak sürekli gelişmektedir ve beni bir problemi bana ıstırap verecek kadar derinlemesine yaşadığım bir noktaya getirir.

Konuk: Bazen özellikle genç nesle karşı bu tutum söz konusudur.

Dr. Laitman: Evet, yeni nesil şımartılmıştır. Her şeyi mahvediyorlar.

Konuk: Ama gerçekten de öyle… Bunun nedeni daha fazla şımartılmaları değil. Onların duyuları olmasıdır.

Dr. Laitman: Yüz ya da iki yüz yıl önce bir köyde yaşamış çocukları ele alalım. İnekleriyle ve diğer hayvanlarıyla birlikte yaşar, okula bile yalınayak giderdi. Ebeveynleri ne yapıyorsa onu devam ettirirlerdi, çiftçilik yaparlardı. Çiftlik hayvanlarıyla ilgilenirlerdi. Bugünün üç yaşındaki çocuğuyla karşılaştıralım. Tüm dünyası cep telefonundaki oyunlarıdır. Onlardan ne talep ederiz? 3, 4, 5 yaşlarındaki bir çocuğa nasıl yaklaşırız? O zaten tüm dünyayı kuşatmak istiyor. Kendisini zihinsel ve duygusal olarak tüm bunlara hazırlar.

Oren Levi: Onun çocukluğu nerede? Bu nasıl bir şey? Bunun ıstırapla ne ilgisi var?

Dr. Laitman: Çünkü onun ne kadar ıstırap çektiğini hissetmiyoruz.

Konuk: Ama okula gidiyorlar.

Dr. Laitman: Bu ıstırap değil midir? Rekabete; her şeye, bu rekabete nasıl dâhil olduğumuza bir bakınız. Onun nasıl olduğuna bir bakınız. Tüm bunlar ne için? Bu tür bir hayatı sürekli yaşıyor olmak bir haz mıdır? Değildir.

Oren Levi: Istırapla da alakalı olan başka bir yönden soru sormak istiyorum. Fiziksel acı ile ilgili bir soru… Bir kişinin bir yara ya da bir hastalık nedeniyle yaşadığı durumlar var. Bu kişi fiziksel acı ve ıstırap çekiyor. Bazen sadece fiziksel acı çekiyor. Acı ne zaman ıstırap hâline gelir, ne zaman gelmez?

Dr. Laitman: Bu, amaca bağlıdır. Acı hedef odaklıysa ona artık acı denmez. Ancak belirli bir hedefe odaklı olmalı.

Oren Levi: Bir örnek verebilir misiniz?

Dr. Laitman: Çok basit… Örneğin bir hayvanı, ayağı yaralı bir köpeği bakmak için aldınız. Köpek ona baktığınızı ve onun iyiliği için bir şeyler yaptığınızı hisseder. Köpek ıstırap çekse bile, sonunda durumu anlar ve ona iyilik yapmanıza izin verir.

Oren Levi: Bu durumda köpek acı çekiyor; ama ıstırap çekmiyor.

Dr. Laitman: Istırap çekiyor; ama onun da farkına varmış olduğu amaç ıstırabı bastırıyor. Istırap hâlâ var.

Oren Levi: Bir şeyi her zaman varoluştaki ıstırabı haklı çıkaracak bir duruma getirmek mümkün müdür?

Dr. Laitman: Bu, kişinin gelişimine ve onu anladığı ölçüye bağlıdır. Ülkemiz için ölmenin iyi olduğunu düşünmek yüzünden onu tercih edebileceğiniz gibi insanlar ıstırap çekmeyi tercih edebilirler. Bu gibi şeyler kişiye bağlıdır.

Oren Levi: Kastettiğim şeyi açıklayabileceğim bir örnek vereceğim. Dişimi çektirmem gerekiyor. Bunu anestezi altında ya da anestezi olmadan yaptırabilirim. Anestezi olmadan dişimi çektirirsem gerçekten acı çekerim. Anestezi ile bunu yaptırırsam daha az acı hissederim. Daha hafif atlatırım. Nihâyetinde dişimi kaybedeceğim. Siz bana diyorsunuz ki: “Bakın, size acı verdiği için şimdi dişinizi çekeceğiz.”. Yine de bunu anestezi olmadan yaptırmam için zihinsel bir itiş gücü elde etmiyorum. Yine de acıyı azaltmak istiyorum. Yani size verdiğim bu örnek dişin çekilme amacını anladığımı gösterir. Bunu yapmam gerektiğini biliyorum, fakat daha az acı duyarak yaptırmak istiyorum.

Dr. Laitman: Neden o hâlde?

Oren Levi: Sorum şu: Tüm bu meseleye karşı olacak doğru tutum nedir? Istırap çekmekten nasıl bir fayda sağlayacağım?

Dr. Laitman: Yaşayacağınız bu ıstırap sizi ıslah edecek mi? İyi sonuçlar verecek mi? Bu ıstıraptan ne çıkaracaksınız? Dişiniz öyle veya böyle çekilecek; ama bu eyleme ıstırap ekleyecek misiniz, eklemeyecek misiniz? Bundan ne sonuç çıkaracaksınız?

Konuk: Yani bir kişi yaşadığı acının ve ıstırabın sonucunda ipin ucunda bir şey elde edeceğini hissediyorsa buna olan yaklaşımının değişimi bir katkıdır.

Dr. Laitman: Elbette.

Konuk: Aklıma bazı örnekler geliyor. Mesela doğum süreci… Kötü ve acı verici bir süreç, ancak bunun yararlı olduğunu görüyoruz. Yine de acı var. Anestetikler kullanmayı istemeyecek olanlar da var; ama önemli değil. Amaç değerli.

Dr. Laitman: Bu başka bir şeydir.

Konuk: Peki, farklılık nedir?

Dr. Laitman: Bu farklılık doğum yapma sürecinin bir parçası olan doğal acıdır. Bu yüzden bir kadının bu doğal yolu istemesi tercih meselesidir. Aslında bir dişin çekilmesi olayındaki durum doğal değildir.

Konuk: Bu ilginçmiş. Burada anestezi kullanmakta hiçbir sakınca olmayan belirli bir süreç mevcut; çünkü bu yapay bir süreçtir.

Dr. Laitman: Evet, geçmiş nesillerde kadınlara herhangi bir anestetik ilaç, vs. verilmediğini de görebiliyoruz. Ne bir sakinleştirici ne de başka bir şey… Ancak bu kadının çaba sarf ederek doğum yapması söz konusudur. Oysa genel olarak diş çekimleri veya ameliyatlarla ilgili olarak söyleyeceğim şudur: Bunlar insanlığın uzun zaman önce ağrı kesicileri geliştirdiği olaylardır.

Oren Levi: Tamam, farklı bir örnek vereyim: Gribe yakalanıyoruz ve bazen zor geçiyor. Her yerimiz ağrıyor ve hastalık bir hafta sürebiliyor. Her zaman ikilemde kaldığım konu yalnızca doktora tedavi izni verilmesinin söylenmesidir.

Dr. Laitman: Bu bir hastalıktır. Acı da bir hastalıktır. Bir diş ağrısı da hastalıktır. Tüm bunların başımıza geldiği zaman ile vücudun sağlıklı olduğu zamanlar farklıdır. Bedenimiz iyi olduğunda sağlıklı bir vücut her şeyi doğurmak ister gibi… O zaman doğumla ilgili her şey gerçekleşmeli.

Oren Levi: Tamam, anlıyorum. Gribe geri dönelim. Neden bana sadece doktorun tedavi etmesine izin verildiğini söylediniz? Çünkü ne zaman grip olsam bu ikilemde kalırım. Ağrı kesici kullanmalı mıyım? Ne zaman?

Dr. Laitman: Bu, doktorun belirleyebileceği bir şeydir.

Oren Levi: Doktor acilen bir hap içmem gerektiğini söyledi. Ne yapmalıyım?

Dr. Laitman: Neden karar vermelisiniz? Ağrı kesiciler tedavi için mi? Genel olarak ilaçları sevmem; çünkü ağrı kesiciler ilaç değildir. İlaçlar tedavi edicilerdir.

Oren Levi: Tamam, bu inanılmaz bir şey. Sorum bununla ilgili. Bir kişi ıstıraptan ne kazandığını anlıyorsa şimdi bu ona güç ve bir olaya farklı bir bakış açısı verir.

Dr. Laitman: Bir şeylerden mahrum kaldığımız her zaman ıstırap kesin olarak bizi geliştirir. Bu ilk ıstırap demektir. Belki bu hoş bir ıstıraptır, fark etmez. Ama yine de eksik bir şey var ve bu eksiklikten dolayı gelişmeye başlarız. Öyleyse onu neden saklayalım, neden hafifletelim?

Oren Levi: Bu eksiklik duygusu ile ne yapmalıyız?

Dr. Laitman: Eksiklik hissetmek iyidir. Bunu inceleyip araştırmalısınız. Onunla nasıl ilerleyebileceğimizi de görmek durumundayız. Bir kişi herhangi bir şeyin eksikliğini hissetmiyorsa, bir çocuk gelişirken bir eksikliği varsa bu bir sorundur. O gelişemez. O, tabiri caizse kafadan bacak olacak şekilde biraz büyür.

Oren Levi: Bahsettiğiniz bu eksiklik hissi insanı geliştiriyor ve bu nedenle ıstıraba olan yaklaşımımızda onu hızlıca bastırmak için ondan kaçmanın bir anlamı olmadığını anladım. Istırap çekerken bir konuda eksik olduğum hissiyle çalışmak iyi midir? Onunla çalışmalı mıyız? Bilirsiniz, sadece onu yapay olarak bastırmam gerektiğini biliyordum.

Dr. Laitman: Hayır, tabii ki değildir. Aksi hâlde insanoğlu nasıl görünürdü? Tüm bu eğilimlerimizi azaltmak, kendimizi bastırmak, onları baskılayarak onlardan kaçınmak mümkün mü?

Oren Levi: Kendini biraz olsun eleştirmek isteyen biri onu kafasında oturtur. Birkaç dakika önce: “İnsanların kendini gerçekleştirme konusunda eksik kalmış olmaları tüm hastalıkların, sorunların ve genel olarak hayattaki tüm kötülüğün kökenidir” demiştiniz. Şimdi söylediğinizle az önce söylediğinizin nasıl bir bağlantısı vardır? “Bir kişi eksiklik hissettiğinde onu gerçek anlamda geliştirecek olan ıstırabın içindedir”.

Dr. Laitman: Sadece ıstırap çekmek geliştirir.

Oren Levi: Istırap gerçekleştirme eksikliği anlamına mı geliyor?

Dr. Laitman: Eksik olduğumu, ıstırap çektiğimi hissettiğim ve hangi konuda eksik olduğumun farkında olduğum ölçüde… Nasıl doyuma ulaşabilirim? İlerlememe göre… Bunu nasıl telafi edebilirim? Bu nedenle ıstırabı takdir etmeliyiz. Bizi gelişime iter. Hastalığa yol açan ıstırabı takdir etmeliyiz. Ne tür bir ıstırabın yoluma çıktığının bir önemi yoktur. Çünkü doğa bana bir şeylerin yanlış gittiğini göstermek istiyordur. O bana bir şeylerin yanlış olduğunu ima ediyor. Ağrı kesiciyle ağrımı kesiyorum; ama o ağrının bana nereden geldiğini bilmem lazım. Aksi hâlde bu hapla, bu ağrı kesiciyle kendimi bastırabilirim ve bu arada da kötü bir şey gelişebilir.

Oren Levi: Tamam, ıstırap doğanın bana bir şeyleri gösterme çabasından fazlasıdır diyorsunuz. Bu her seviyede; fiziksel, düşünsel, vs. Doğru mudur?

Dr. Laitman: Evet. Istıraba gerçekten saygı duyuyorum; çünkü o bana nerede bir yanlışlık olduğunu gösteriyor. Kendimi nerede geliştirmeliyim? Nerede kendimi zorlamalıyım? Nereye bir ekleme yapmalıyım? Istırap bir göstergedir. Bir şeyin yanlış olduğuna ve derhal onun halledilmesi gerektiğine dair bir ölçümdür. Istırap olmasaydı elimi ateşe soktuğumda elimin yandığını hissetmezdim. Kendinize bir şans verin, elinizi ateşe sokun ve hiçbir şey hissetmeyin.

Oren Levi: Bu örneği fiziksel anlamda tamamen anladım, fakat ıstırap ve kendini gerçekleştirme ile ilgili bir şeyler söyleyebilir misiniz?

Dr. Laitman: Aynısıdır, hatta en küçük şey için bile… Onun nereden geldiğini, ne için olduğunu ve nedenini anlamadığımı hissettiğim yerde hayatımı sorgulamalıyım. Bu ıstırabın kaynağı nedir? Bana neyi göstermeye çalışıyor? Beni neye yöneltiyor? Çünkü eğer hayatla bu şekilde ilişki kurarsam yüce amaca erişinceye kadar yavaş yavaş kendimi geliştiririm. Doğa hayatımızı bu şekilde düzenlemiştir. Istırap her geldiğinde daha yüce ve daha özeldir. Beni amaca getirir.

Oren Levi: Amaç tam anlamıyla kendimizi gerçekleştirmemizdir.

Dr. Laitman: Evet. Çocuğumuzun ıstırap çekmesini isteriz; çünkü o kararsız ve zayıftır. Acı çeker; çünkü o özel değildir. O yüce değildir. Bu şekilde gelişir. Istırap beni ileri çeken şeydir.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkürler. Konuğumuz, size de teşekkürler. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,297