e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Dr. Laitman ile Yeni Hayat > Yeni Hayat 1122 – Bağlantı

Yeni Hayat 1122 – Bağlantı

Oren Levi: Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat söyleşi serisinde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bugün Dr. Laitman ile bağlantı hakkında konuşmak istiyoruz. Dr. Laitman bağlantı hakkında çok şey söyledi ve onun bağlantı derken neyi kastettiğini anlamak istiyoruz. Hayvansal dünyaya bakmaya çalışalım. Daha iyi bir hayat yolunda o dünyadan neler öğrenebileceğimizi görelim.

Konuk: Hayvansal dünyada, karıncalar ve arılar gibi gruplar halinde çalışan, birçok farklı türde hayvanlar olduğunu görürüz. Bu söyleşimizde doğadaki tüm bağlantılardan insan sistemindeki bağlantılarla, kendi bağlantımızla ilgili bir şeyler öğrenmek, bağlantımızı hangi noktada daha da geliştirebileceğimizi ve insan bağlantısının ileriki seviyelerinin neler olduğunu görmek istiyoruz.

Kurtlar ya da şempanzeler gibi bir sürü ya da grup halinde avlanan hayvanların azınlıkta olduğunu görüyoruz. Ayrıca tarih öncesi çağlarda insanın da bu şekilde avlandığını biliyoruz. Bizler avlanırken, bir grup içinde avlanan hayvanlardık. Grup olarak avlanmak, o gruptan çok çeşitli beklentiler oluşmasına neden olur: sosyal beceriler, özel iletişim türleri, kolektif olarak karar alabilme gibi. Ve yine bu hayvanlar arasında çok nadir görülen bir olgudur. Grup halinde avlanan hayvanlar, kendi başlarına bireysel olarak avlanan hayvanlardan daha mı gelişmişlerdir? Buna nasıl bakıyorsunuz?

Dr. Laitman: Bunun gelişim düzeyiyle ilgili olduğunu düşünmüyorum, çünkü onlar gelişmezler. Her birisi sistemdeki kendi yerini doldurmakta, kendi özel görevini yerine getirmektedir. Ancak, tüm insanoğlu açısından elbette gelişim söz konusudur, ancak bu, toplumsal gelişim ile birlikte gerçekleşen kişisel ve bireysel bir gelişim midir? Bu bir soru ve bu noktada sorulacak birçok soru var. Eğer “bu, gelişim ekseninin bir parçası mıdır?” diye sorarsanız, cevabım şudur: pek sayılmaz. Ancak bu, her türe bağlıdır. Nereden beslenir? Manevi köklerinden.

Konuk: Sorum şu: bir grup içerisinde avlanan bir hayvan, kendi başına avlanan bir hayvandan daha yüksek düzeyde bir bağlantı içerisinde midir?

Dr. Laitman: Elbette. Çünkü onun bir grup içerisinde avlanıyor olması, zaten bir sonuçtur, dolayısıyla bu bir soru sayılmaz. Kendi başına avlanan bu hayvanlar, bir grupla avlanan hayvanlar haline gelme yolunda gelişebilirler mi? Soru bu olmalı. Cevap: hayır.

Konuk: Peki herkesin kendi yeri var mı?

Dr. Laitman: Evet. Her biri, kendi manevi kökünün birer kopyası olan bir dala sahiptirler.

Konuk: Gelişim ekseni ile ilgili olarak, bir grup içinde avlanan hayvanların ne gibi avantajları vardır? Kendi başına avlanan bireysel bir hayvanın, aynı gelişim sürecinden geçmeyeceğini biliyoruz. Ancak eğer tüm eksene bakacak olursak, burada daha yüksek dereceli bir bağlantı olduğunu görüyoruz.

Dr. Laitman: Daha yüksek bir bağlantı seviyesi var elbette, ancak bu, karıncalardan konuşuyor olsak bile, o bağlantının bir parçası olan bireylerin bir sonucudur. Kendi başlarına hiçbir şey yapamazlar.

Konuk: Doğadaki hiçbir hayvan kendi başına herhangi bir eylem yapamaz mı?

Dr. Laitman: Hayır, tüm hayvanları işin içine katmıyorum. Ancak bir grubun herhangi bir üyesi olan bir hayvan, kendi başına başarılı olamaz.

Oren Levi: Tamam, tek bir karıncayı ve bir karınca kolonisini ele alalım. Karınca kolonisinde herkes birlikte çalışır. Tek bir karıncaya bakalım. Tek bir karınca ve karınca kolonisi ne hisseder?

Dr. Laitman: Karınca kolonisinin verdiği emirleri yerine getirmesi gerektiğini hisseder. Her karıncanın hissettiği budur. Bu nedenle inceleme, anlaşmazlık, karar verme gibi durumlar söz konusu değildir. Tüm koloniyi işleten ve etkinleştiren kolektif beyin, akıl tarafından mükemmel bir şekilde işletilmektedir.

Oren Levi: Bu düzeni nasıl algılıyor?

Dr. Laitman: İçgüdüsel olarak. Algılamak ya da algılamamak için kendi kendine faaliyete geçmez.

Oren Levi: Öyle değil midir?

Dr. Laitman: Değildir.

Oren Levi: Peki ne yapması gerektiğini nasıl biliyor?

Dr. Laitman: O bağlantı içindedir. Tüm koloniye bağlıdır ve ondan emir alır.

Konuk: Nasıl bağlantıdadır?

Dr. Laitman: O hisseder. Yapması gerekenin bu olduğunu hisseder ve bu konuda herhangi bir karar mekanizması, şüphesi yoktur. Bu şekilde kavrar.

Konuk: Kendini mi hisseder yoksa herkesi mi?

Dr. Laitman: Yapması gereken şeyi ve herkesle uyumlu bir bağlantı üzerinden kendisini hisseder.

Konuk: Bir karınca kolonisi ya da arı kovanına, o birimi oluşturan belirli bireylerin ötesinde anlamını taşıyan süper organizma denir. Bütün bir organizma gibi, birim gibi işlev görür. Onları benzersiz yapan, kendi iyilikleri için değil, tüm bir grubu korumak için birlikte çalışmalarıdır.

Dr. Laitman: Çünkü kendi iyilikleri için hiçbir şeye sahip değiller. Bir grup olarak eğilimleri neyi gerçekleştirmeye yöneliktir? Neye ihtiyaçları vardır?

Konuk: Bireysel olarak çalışan bir hayvanla onlar arasındaki fark nedir?

Dr. Laitman: Bireysel olarak çalışan bir hayvan, kendi başına çalışır. Diğeri ise bireysel olarak çalışmaz, grubun ihtiyacı olan her şeyi ona sağlayarak ve alması gereken her şeyi gruptan alarak o grubun içinde çalışır. Bir grubun üyesi olmayan tüm hayvanlar, sadece doğanın emirlerini yerine getirir. Bunu bir grup vasıtasıyla yapmaz, doğrudan kendi manevi kökünden alarak yapar.

Konuk: Bu bireysel hayvan, örneğin aslan, ne hisseder?

Dr. Laitman: Hiçbir şey hissetmez. Nereden geldiğini anlamaz ama içgüdülerinin farkına vararak onları icra eder. Buna doğanın emirleri denir. Köklerini ifşa etmez.

Konuk: Kişisel olarak hissettiğinin ötesinde, daha geniş bir hissi var mıdır yoksa sadece kendini mi hisseder?

Dr. Laitman: Kendisinin belli bir çevrede hareket ediyor olduğunu, sonra o çevreyi nasıl düzenleyeceğini, başarılı olmak için onu nasıl kullanacağını duyumsar.

Konuk: Bir kolonide çalışan bir karınca, kendisinin ötesinde bir şey hisseder mi?

Dr. Laitman: Hayır. Kendini hissetmez ama koloniyi hisseder.

Oren Levi: Peki sınırlar nerededir?

Dr. Laitman: Sınır, bir grupta, vücut grubun tamamıdır. Diyelim ki bir milyar karınca bir arada ve bir aslan tek başına. Bir karınca kendisine ne olacağını umursamaz. Bunu hissetmez.

Konuk: O sadece grubu bir bütün olarak mı hisseder?

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Tamam, şimdi insan açısından sormak istiyorum.

Dr. Laitman: Sadece şunu eklemek istiyorum: eğer karınca kolonisi için bir karıncanın yanması gerekiyorsa, o karınca gider ve yanar. Hiçbir hesap yapmaz.

Konuk: Peki. Şimdi bize, insanlara dönelim. Biraz daha gelişmiş olan hayvanlara… Bağlantı açısından farklı gelişim seviyeleri varsa beklediğimiz şey…

Dr. Laitman: Bağlantının gelişimi değil. Bağlantıda olduklarını hissetmiyorlar ki. Böyle olmaları gerektiğini hissederler. O kadar.

Konuk: Peki ya biz?

Dr. Laitman: Aralarında bir bağlantı yoktur, çünkü onlarda kötü eğilim yoktur. Aralarında bağlantısızlık yoktur. İçgüdüsel olarak bu şekilde var olurlar, o kadar.

Konuk: Peki ya insan?

Dr. Laitman: İnsan hakkında… ayrıca konuşacağız.

Konuk: Tamam, öyleyse haydi konuşalım!

Dr. Laitman: Peki, insan… Eğer insanlar hakkında konuşuyorsak, artık binlerce yıl önce bir mağarada yaşayan bir grup değil, çoktan oradan çıktı. Egosu onu geliştirdi. O artık bir mağara adamı değildir. Artık orada yaşamıyor. Ailesiyle, eşiyle, çocuklarıyla ve belki de ebeveynleriyle, eşinin ebeveynleriyle, belki de onlardan uzakta karısı ve çocuklarıyla yalıtılmış bir hâle gelmiştir. Daha sonra belki çocukları belli bir yaşa geldiğinde onları uzak yerlere gönderir. Bu, egonun gelişim seviyesine, insan seviyesindeki egoya bağlıdır. Bu noktada insanlar arasında büyük bir fark vardır. İnsanlar arasındaki sağlam grubun aile olduğunu söylüyoruz. Genellikle büyük baba ve büyük anneler, ebeveynler, eşler, çocuklar ve torunlar, yani burada 6 kuşak vardır. Bu basit değildir.

Oren Levi: Üç kuşak.

Dr. Laitman: Altı.

Oren Levi: Nasıl?

Dr. Laitman: Büyük anne ve büyük babalar, eşler, çocuklar ve torunlar.

Oren Levi: Beş grup.

Dr. Laitman: Ancak aslında altı kuşak var, çünkü torunların da çocukları var.

Oren Levi: Doğru, torunların çocukları. Ancak insan zaten… Yine de…

Konuk: Torunların çocukları grubun bir parçası mıdır?

Dr. Laitman: Sizin ilginizi çeken bu mu?

Konuk: Hayır çünkü 6 kuşağı gözden kaçırdığımızı söylemiştiniz.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Yani 6 kuşak bir arada.

Dr. Laitman: Bu bir aile. Buna aile deriz. Ailede neler vardır? Tarih boyunca aralarında özel bir yakınlık keşfettik. Birbirlerine destek olmaya isteklilerdir, ancak bu insan seviyesinde değil. Bazen bu şekilde birbirimize yardım ederiz, aralarında bir çeşit bağlılık vardır. Bir sigorta poliçesi gibi. Her biri bir diğerine bağlıdır, birbirlerine mecburdurlar.

Konuk: Daha önce artık mağara adamları gibi olmadığımızı söylemiştiniz.

Dr. Laitman: Doğru, çünkü mağara adamı hayvanlar gibi içgüdüleriyle yaşamıştır ve aralarında bir farklılık olduğunu hissetmemişlerdir, kadın ve çocuklar için bile. Onlar birlikteydiler. Daha sonraları ego büyüdüğünde, insan sadece içinde büyüyen bir ego olan bir hayvandır, diğerlerinden ayrılmaya başlamıştır ve öyle ya da böyle, var olmak için bir şekilde yaşamaya ihtiyacı vardır. Cinselliğe, sağlığa, şuna, buna ihtiyaç vardır. O gençken ebeveynlerine ihtiyaç duyar. Yaşlandığında çocuklarına ihtiyaç duyar. Yani burada bir razı olma durumu vardır, doğadan gelen doğal bir kabul vardır. Binlerce nesil boyu kendimizi böyle koruduk.

Oren Levi: Bu bileşen, insanda ayrılık duygusu içinde gelişen ego nedeniyle kişi kendisini geri kalan tüm insanlardan ayrı hisseder, “ben benzersizim, bu durumda kendi grubumu, ailemi inşa etmeliyim” dediği kişisel bir his geliştirir.

Dr. Laitman: Mağaralardan çıktığımızda ve aileler olarak geliştiğimizde… Ailelerin yanında uluslar ve kabileler, vs. gibi diğer türler de var. Ancak bunlar iptal olacak.

Oren Levi: Çekirdek aile mi?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bahsettiğiniz bağlılık bu mu?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bu nereden geliyor?

Dr. Laitman: Bir yandan ego büyüyor. Öte yandan hayatta hiçbir yardıma ihtiyaç duymamamızı sağlayan teknolojiler geliştirdik.

Oren Levi: Tamam, peki bu ego nedir? Bu sürekli büyüyüp duran ego nedir?

Dr. Laitman: Benim gibi olanı reddetmemi sağlayan güç. Bu reddeden minimum egodur. Daha sonra, bunları kullanmak istediğimizde, daha gelişmiş formlar vardır.

Konuk: Ego da gelişiyor. Başta sadece reddediyor, daha sonra onları kullanmak istiyorum. Peki daha sonra?

Dr. Laitman: Ego ile, uluslar, ülkeler, farklı şeyler ile bağlantı içindeyiz. Rekabet ve onu bize yakınlaştıran, ayıran ego var.

Konuk: Hayvanlarda ego var mı?

Dr. Laitman: Hayır.

Konuk: Çünkü bizler de mağaradaki hayvanlar olarak başladık. Hayvanlarda ego yoktur. Bizler mağarada yaşarken, egomuz var mıydı?

Dr. Laitman1: Mağara adamı derken…?

Oren Levi: Tarih öncesi zamanlarda…

Dr. Laitman: Tarih öncesi zamanlarda mı?

Konuk: Evet. O zamanlar insanda ego var mıydı?

Dr. Laitman: Hayır. Tıpkı bir karıncanın bulunduğu kolonide hissettiği gibi… İnsan da kolektif ortamında böyle hissediyordu.

Konuk: Bizler hayvanlar gibi mi yaşayıp çalıştık?

Dr. Laitman: Evet. Bizler hayvandık.

Konuk: Öyle miydik?

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Peki, o günden bugüne ne değişti? Egoya ne oldu?

Dr. Laitman: Nesilden nesle büyümüştür.

Konuk: Bunun anlamı nedir?

Dr. Laitman: Bir kişinin kendini geçen her dakika, yıldan yıla ya da nesilden nesle giderek diğerlerinden daha fazla izole olmuş hissetmesidir. Ona diğerlerini kabul etmemesi için baskı yapan bu kuvvet vardır ve kişi onları nasıl kullanabileceğini görmeye başlar.

Konuk: Başkalarından giderek daha fazla ayrılan ve kendi iyiliği için çalışan bir insan ile, bir aslan gibi kendi iyiliği için çalışan herhangi bir hayvan arasındaki fark nedir?

Dr. Laitman: Bugünkü insanı mı, mağara adamını mı kastediyorsunuz?

Konuk: Bugünkü insanı. Gelişmiş, giderek daha fazla ayrılan günümüz insanı.

Dr. Laitman: Bütün insanlığı kendi yararına kullanmak ister.

Konuk: Bir grupta yaşamayan bir aslanın durumu nedir?

Dr. Laitman: Aynıdır.

Konuk: O da kullanmak ister…

Dr. Laitman: Hayır. Fakat başkalarını kullanmak isteyen bir kişi, bunu egonun gücüyle, aslan ise doğanın gücüyle yapar.

Konuk: Merak ettiğim şey bu.

Dr. Laitman: Bir hayvanın yaptığı her şey, doğa tarafından belirlenmiştir ve o, bu yasaların sınırları içinde kalır. İnsan ise başkalarının kötülüğü pahasına nasıl gelişebileceğinin yollarını arar. Başkalarından almaktan, hatta başkalarına zarar vermekten zevk alır. Çünkü böylelikle kendini başkalarından üstün hisseder.

Oren Levi: İnsanın konuşma, sohbet etme yeteneği ile ilgili soru sormak istiyorum. Şimdiye kadar karıncalardan, vs. bahsettik. Bu canlının kendisini hiçbir şekilde bir birey olarak hissetmediğini, aksine kolektifin bir parçası olarak hissettiğini söylediniz. Şimdi insan egosu büyüyor, kendini diğerlerinden ayrı hissetmeye başlıyor, yani “ben varım” diyor. Ben ayrıyım. Kendimi sizden ayrı hissediyorum. Ve insanda konuşma yeteneği gelişti.

Dr. Laitman: Buna iletişim kurmak demek daha iyi olur. Çünkü konuşmak, tek tarafı kapsar. Bu çok önemli olmasına rağmen, insanlar arasındaki çeşitli iletişim biçimlerinin sadece bir parçasıdır.

Oren Levi: İnsanlar arasındaki iletişimin, hayvanlar arasındaki iletişimden farkı nedir?

Dr. Laitman: İnsan, diğer insanlarla arasındaki iletişimi, içinde gelişen ego seviyelerine göre geliştirir.

Oren Levi: Bunu açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Ego uyanır ve her zaman beni başkalarıyla belli bir şekilde iletişim kurmaya zorlar. Başkalarından kastım cansız, bitkisel, hayvansal seviyeler değil, başka insanlardır. Buna göre dil, diğerleriyle ortak bağlantımızı ve diğer farklı yapıları geliştiririm. Bu edebiyat, müzik, vb. olabilir. Asıl mesele kendimi ifade etmem ve başkalarıyla bağlantı kurmamdır.

Oren Levi: İnsanlar arasındaki özel ve belirli bir bağlantıya bakmak ve biraz incelemek istiyorum. Tek bir vücut gibi birlikte çalışan bir orkestrayı ele alalım. Eğer gerçekten iyi bir orkestra ise, bir bütün olarak çalıştıklarını hissedebilirsiniz. Çok fazla üyesi vardır. Her birinin kendi görevi vardır, ancak nihayetinde tek bir vücut gibidirler. Peki, şimdi bunu bir karınca ve onun kolonisi ile karşılaştırmak istiyorum. Bir sınırı yok. Karınca kendi varlığını hissetmiyor, kolektif bedeni hissediyor. Sadece kolektif genel bir beden var. O kendini bundan ayrı hissetmez. Sadece yapması gereken neyse onu hisseder. Nasıl bildiği konusunda da içinden geldiğini söylemiştiniz. Hiçbir inceleme yapmaz. Karar vermez… direnmez, vs. Şimdi bir birey ve bir vücut gibi ne yapması gerektiğini hissediyor.

Dr. Laitman: Bir şey yapmayı veya yapmamayı düşünmez. Böyle bir yetisi yoktur.

Oren Levi: Tamam, şimdi şu orkestraya bakalım. Diyelim ki gerçekten iyi bir orkestra. Hepsi profesyonel. Onlara bakacağız ve bir olarak çaldıklarını göreceğiz. Orada ne olur?

Dr. Laitman: Bu ciddi bir iştir. Her biri için ciddi bir iştir. Çünkü her biri egoisttir. Ancak onlardan herhangi biri diğerleri ile bağlantı kurmaksızın başarılı olamayacağını anlamalıdır. Ayrıca onları çok katı bir şekilde kontrol eden ve kontrolü altında onları birbirine bağlayan bir şey vardır. Bu nedenle ona boyun eğmeye ve kişisel egolarını iptal ederek bu grubun bir parçası olmaya isteklidirler.

Konuk: Hayvanlar, mesela kolonideki karıncalar, bu tür bir kontrol hissetmezler mi?

Dr. Laitman: Hayır. Hayvanlarda ve insanlar dışındaki diğer yaratılmışlarda bu doğanın onları zorlaması şeklinde olur. Onlar için seçim şansı yoktur.

Konuk: Onları kontrol eden ya da kontrol etmeye çalışan biri yok mudur?

Dr. Laitman: Hayır, bu iki kuvvet hayvanlarda mevcut değildir. Bir egoları olduğu ve onun üstesinden geldikleri için değil. Bu hayvanlarda olmayan bir şeydir.

Konuk: Bu süreç neyi sağlar?

Dr. Laitman: İnsan türüne doğru gelişimi sağlar. Her zaman ego en büyüktür, kişinin onu dizginlemesi ve onun üzerine yükselmesi gerekir. Sağ, sol, sağ sol… Bu şekilde yükselir. Oysa hayvanlarda böyle bir şey yoktur.

Oren Levi: Peki. Çoğu zaman çağdaş insanın hayatta birçok sorunla karşılaştığını, bu sorunların bizi sonunda yeni bir koşula ilerletmesi gerektiğini söylüyorsunuz. İnsanların sadece kendileri için yaşamak yerine, daha çok bağlantı kuracakları yer neresidir?

Dr. Laitman: Bu doğadan köken alan bir şey değil, mutlaka karşımıza çıkacaktır. Bu, anlamak, kabul etmek ve yapmak için kendimizi yaratmamız gereken bir şey.

Oren Levi: Peki, şunu sormak istiyorum: daha gelişmiş olduğumuz yer bağlantılar kurmak zorunda olduğumuz yer midir?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bilinçli olarak ne tür bağlantılar kurmalıyız?

Dr. Laitman: Her birinin diğerlerini anladığı ve hissettiği bir grup olarak. Bu gruptakiler birbirlerine karşı nefret ve itim hissetseler de, tek bir insan ve tek bir kalp olarak var olmak isterler.

Oren Levi: Tek bir insan ve tek bir kalp olarak mı?

Dr. Laitman: Tam olarak öyle değil, çünkü bu imkansızdır. Büyük ego birbirimize nefret hissetmemize neden olarak, bizi birbirimizden ayırır. “Sevgi tüm suçları örter”, “bağlantı her türlü reddedişi örter” yoluyla bağlantımızı egonun üzerinde tutarız. Bu şekilde bir karınca kolonisi ya da arı topluluğu gibi bir grup olarak var oluruz.

Oren Levi: Bu diğer herhangi bir hayvan grubu gibidir. Fakat fark şudur: gelecekteki insan birliği ya da grubunun bir parçası olacak her insan, bağlantıya direnç gösterir.

Dr. Laitman: Doğru.

Oren Levi: Kişi hem bağlantıdadır hem de bağlantıya direnir.

Dr. Laitman: Evet. Bir arı kovanında büyük bir arı yığınınız olduğunu düşünün. Kovanın içinde nefret ve reddediş hüküm sürüyor, tamamen karanlık. İçindekiler onun üzerinde bağlantı kurar, birbirlerini severler, desteklerler ve bağlantı kurarlar. En az birbirlerinden nefret ettikleri kadar birbirlerini severler, hatta daha çok severler.

Oren Levi: Haydi bize geri dönelim. Her birimiz kendi başına var olmak istiyorsa, neden bu bağlantıyı oluşturmak zorundayız? Neden bağlanrı inşa ederiz?

Dr. Laitman: Çünkü bu bağlantıda, nefreti örten sevgide, üst güç yani Yaradan olarak adlandırılan tek köke, sevginin ve nefretin köküne erişiriz. Onunla özdeşleşiriz. Sevgi vasıtasıyla nefretimin üstesinden gelirsem, hemen onunla temasa geçerim, ona bağlı olurum.

Oren Levi: Bunun doğada işleyen farklı süreçlerle ne ilgisi var? Bu evrimin bir parçası mıdır? Nedir?

Dr. Laitman: Bu, egoist arzumuzun evrimi vasıtasıyla vardığımız bir şeydir.

Oren Levi: Kötü bir ego mu?

Dr. Laitman: Evet, bu bizi birbirimizden uzaklaştırmaktadır. Birbirimizi yok ettiğimiz noktaya kadar, gerçekten zor bir hayat yaşamamıza sebep olur. Onun vasıtasıyla, başka seçeneğimizin olmadığını, egomuzdan ve karşılıklı itim duygusundan kurtulamayacağımızı, sevgi noktasına kadar bağlantı kurmak zorunda olduğumuzu anlamaya başlarız. Bu nedenle sevgi tüm suçları örter. Yapmamız gereken budur. Sonra “başkasını kendin gibi sev” koşuluna ulaşacağız. Başkasından tüm kalbimle nefret etsem bile, nefretten daha büyük olan bir sevgi ile ona yaklaşmak zorundayım. Sonra nefret ve sevgi arasındaki, ikisi arasındaki bağlantıda üst gücü, Yaradan’ı keşfederim. Ve onunla bağlantıda olduğumu… Bu ödüldür.

Oren Levi: Bu üst güç, Yaradan, ödül, bir şekilde doğa ile ilgili midir? Bu ne tür bir güçtür?

Dr. Laitman: O, doğanın üstündedir. Sonra cansız, bitkisel ve hayvansal seviyenin doğada var olduğunu anlarım. İnsan ve aynı zamanda Yaradan’a benzer olmak anlamına gelen İbranice bir kelime olan “Âdem”, Yaradan ile bağlantı kurmak için doğanın üzerine yükselir.

Oren Levi: Ne açıdan Yaradan gibidir?

Dr. Laitman: Geliştirdiği sevgi gücü açısından. Aslında nefret gücünden dolayı geliştirdiği sevgi.

Oren Levi: Yaradan sevgi ile mi bağlantılıdır?

Dr. Laitman: Evet. O, doğadaki genel olumlu güç olan sevgi gücüdür.

Oren Levi: Son soruyu soruyorum: bahsettiğimiz o grubu, birliği inşa etmeliyiz. Aramızda öyle bir bağlantı inşa edebiliriz ki onda aslında her birimizi bir yandan kendimize doğru çekerken, bir taraftan da bağlantıya doğru iten zıt kuvvetler mevcut olur. Onun içinde sizin, benim ya da onun olmayan belli bir kuvvet hissetmeye başlarız. Bu kuvvet kime aittir?

Dr. Laitman: Doğada var olan, doğayı devam ettiren ve koruyan üst güce, Yaradan’a aittir. Aramızdaki nefret ve sevgi ile O’nunla bağlantı kurarız.

Oren Levi: Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,311