e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Kongre ve Ders Materyalleri > İtalya Kongresi 2018 “Babil’i Arvut’ta Birleştirmek”

İtalya Kongresi 2018 “Babil’i Arvut’ta Birleştirmek”

DERS 1: Kalpleri Tek Bir Kalpte Eritmek

O’nu memnun etmek için ruhlarımızı eritme potasına, Yaradan’ı keşfetmenin yerine, atıyoruz.

1) Rabaş, Makale 10, Kişinin Reenkarne Olmamak İçin Ulaşması Gereken Derece Nedir?

Tüm ruhlar Bilgi Ağacının günahından dolayı ruhu 600.000 parçaya bölünen Adam Harişon’un ruhundan uzanır. Bu demektir ki, Adam Harişon’un Cennet Bahçesinde sahip olduğu Kutsal Zohar’ın Zihara Ila’a (üst parlaklık) dediği bu tek ışık sayısız parçaya bölünmüştür.

2) Baal HaSulam, 4. Mektup

Tanrı’nın kutsandığı yere gitmemen ve ruhundan düşen tüm o zayıf organları toplayıp tek bir beden haline getirmemen haricinde hiçbir eksikliğin yok.

Bu tamamlanmış bedene Yaradan İlahi Gücünü aralıksız olarak akıtır ve ışığın yüksek akımı hiç bitmeyen bir pınar gibi olur.

3) Rabaş, Makale 9, Kişi Her Zaman Evinin Kirişlerini Satmalı

Her birinin dost sevgisi kıvılcımı vardır, fakat bu kıvılcım her birinin içindeki sevginin ışığını tutuşturmaz. Bu nedenle kıvılcımların büyük bir ateş olması için birlik olmaya hemfikir olurlar.

4) Rabaş, Makale 8, Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al 2

Bu insanların dost sevgisiyle uğraşan tek bir grup olarak birleşmeye hemfikir olmalarındaki neden, her birinin düşüncelerini birleştirebilecek bir arzuya sahip olduklarını hissetmeleridir ki böylece başkalarını sevme gücünü edinirler. Meşhur bir atasözü vardır: “Yüzleri farklı olduğu gibi, görüşleri de farklı.” Bu nedenle, bir grup olmak için aralarında hemfikir olan kişiler, başkalarını sevme çalışmasının gerekliliğiyle ilgili olarak aralarında büyük bir fark olmadığını anlamışlardır. Dolayısıyla, her biri diğerleri adına ödün verebilir ve bunun etrafında birleşebilirler.

5) Maor VaŞemeş, VaYechi

Toplantının temel amacı, herkesin tek ve bir olarak birleşmesidir ve böylece hepsinin talebi tek bir amaca yönelir – Yaradan’ı ifşa etmek: “Her onluda Şehina barınır.” Ve eğer on taneden fazla iseler, kesinlikle Şehina’nın daha büyük bir ifşaatı olacaktır. Her biri kendini dostuna dâhil eder ve ona kendini eğer ve dostu da ona; ta ki hepsi kendini eğip sıfırlayana kadar. Böylece, topluluğun amacı bu olduğu için bundan sonra doğal olarak, Yaradan onları kendi yakınına çeker ve onların arasında oturur, tüm kurtuluş ve kutsamalar onlara açılır. … Ve büyük Hasadim (merhamet) ifşa olur ve İsrail topluluğuna çekilir.

6) Naom Elimeleh, Likutey Şoşana

Kişi daima dostu için dua etmelidir, çünkü “kişi kendisini hapisten kurtaramadığı” için kendisi için dua etmesi pek işe yaramaz, dostu çabucak onun yardımına gelmelidir. Ve böylece, herkes dostu için dua eder, bu yolla biri diğerine yardım eder ve her ikisi de yardım görür. Bu nedenle İsrail birbirinden (İsrail Aravim) sorumludur denmiştir. Aravim kelimesi hoş, tatlı kelimesinden gelir, çünkü onlar birbirleri için ettikleri dualarla birbirlerini tatlandırırlar ve böylece onlara yardım edilir.

7)  Rabaş, 40. Mektup

En güçlü olanların bile kalplerinin yıpranması pahasına, her ikisi de kalbinin duvarlarından sıcaklık yayar ve bu sıcaklık bir sevgi giysisi oluşturana kadar sevginin kıvılcımlarını ateşler. Sonra, her ikisi bir battaniye ile örtülmüş olur, yani tek sevgi her ikisini de örter ve sarar, tıpkı Dvekut’un (birleşme) ikiyi bir olarak birleştirmesi gibi.

Ve kişi dostunun sevgisini hissetmeye başladığında, yenilik hoşa gider kuralı gereği haz ve neşe içinde derhal uyanmaya başlar. Dostunun sevgisi onun için yeni bir şeydir, çünkü o zamana kadar kendi iyiliğini düşünen tek kişi kendisiydi. Fakat dostunun onunla ilgilendiğini keşfettiği an, bu onun içinde ölçülemez bir neşe uyandırır, insan sadece haz hissettiği yerde olmak istediğinden artık kendisiyle ilgilenmez. Ve dostuyla ilgilenerek, haz hissetmeye başladığından doğal olarak kendisini düşünmez.

8) Likutey Halahot, Hoşen Mişpat, Halahot Arev, “Garantörün Kuralları”

Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek yalnız Arvut yoluyla mümkün olur, bunun dışında mümkün değildir. Arvut’da herkes dostundan sorumlu olur ki bu Tora’yı yerine getirmenin özüdür, arzulanan şey birlik yoluyla olur. Bu nedenle Tora ve Mitzot’u üstlenmek isteyen kişi kendisini İsrail topluluğuna, büyük bir birlik içinde, dâhil etmelidir. Bu nedenle, Tora’nın edinilmesi sırasında onlar kesinlikle birbirlerinden sorumludurlar, zira kişi Tora’yı edinmek ister istemez, kendisini, arzusunu onlarla birleştirmek amacıyla diğerlerine tek ve bir olarak dâhil etmelidir. Ve kesinlikle her biri dostundan sorumludur, zira hepsi bir olduklarında önemlidirler. Ve tam da her biri dostundan sorumlu olduğu için ki birlik olurlar, bu yolla Tora’yı yerine getirebilirler, bu olmaksızın Tora’yı korumak mümkün değildir. Zira böylece sevgi ve birlik arzusu bakımından, her biri dostundan memnun kalır ve aralarında form eşitsizliği yoktur. Onunla yukarının arzusuyla birleşecekleri, tek bir arzuya dâhil olurlar, birliğin amacı budur.

DERS 2: Kalpleri Birleştirme Çabası İçinde Kötü Eğilimi Keşfederiz

Ne kadar çok bağ kurmaya gayret edersek o kadar çok yılanın kontrolünü keşfederiz ve bize yalnız Yaradan’ın yardım edebileceğini anlarız.

1) Rabaş,  8. Mektup

Bunlar günün sonunda belli bir yerde, belli bir liderin yönetimi altında olmak için bir araya gelen bir grup insan. Bu küçük topluluk insanüstü bir cesaretle onlara karşı olanlara göğüs geriyor. Gerçekte bu grup güçlü bir ruha sahip, cesur insanlar ve bir adım bile geri çekilmemeye kararlılar. Birinci sınıf savaşçılar, kanlarının son damlasına kadar eğilimleriyle savaş halindeler ve tek arzuları O’nun adının zaferi için savaşı kazanmak.

2) Baal HaSulam, Şamati 19- “Manevi Çalışmada Yaradan Bedenlerden Nefret eder” Ne Demektir?

Bilmeliyiz ki “Yaradan birini diğerine denk yarattı.” Bu demektir ki, Keduşa ifşa olduğu ölçüde Sitra Ahra (diğer taraf) uyanır. Diğer bir deyişle, kişi “hepsi benim” diye, yani tüm beden Keduşa’ya ait olmasını talep ettiği zaman, Sitra Ahra da tüm bedenin Sitra Ahra’ya hizmet etmesi için kişiye karşı çıkar, tartışır.

Dolayısıyla kişi, bedenin kendisinin Sitra Ahra’ya ait olduğu konusunda ısrar ettiğini gördüğü zaman anlamalıdır ve tüm gücüyle meşhur “Kim” ve “Ne” sorularını haykırmalıdır. Bu kişinin gerçeğin yolunda yürüdüğünün işaretidir; tek niyeti onun Yaradan’a memnuniyet ihsan etmesidir. Dolayısıyla ana çalışmanın yeri tam da bu durumdur.

Kişi, bu çalışmanın hedefi vurduğunun bir işareti olduğunu bilmelidir. Kişinin kavga etmesi ve oklarını yılanın başına göndermesi buna işaret eder; böylece yılan çığlık atar ve “Kim” ve “Ne” tartışmasını başlatır. “Bu çalışmadaki niyetin ne?” Diğer bir deyişle, sadece Yaradan’a çalışarak ve kendine çalışmayarak ne kazanacaksın? Ve “Kim” tartışması, Firavun’un görüşünü ifade eder: “Yaradan kim ki ben onun sesine itaat edeyim?”

3) Baal HaSulam, Şamati 19- “Manevi Çalışmada Yaradan Bedenlerden Nefret eder” Ne Demektir?

Kişi alma arzusu ile yapacak işi olduğunda öfkeli olmamalı; bu onun çalışmasını engeller. Eğer bedende alma arzusu yoksa yani, çalışmasında kişi Torah ve Mitzvot’u (sevap) yerine getirmesini sorgulamıyorsa, çalışmasını engellemiyorsa kişi elbette daha memnun olacaktır.

Ancak kişi manevi çalışmasında alma arzusunun engellerinin kendisine yukarıdan geldiğine inanmalıdır. Kişiye alma arzusunu keşfetmesi için yukarıdan güç verilir. Çünkü tam olarak alma arzusu uyandığı zaman onun çalışması için yer vardır.

Böylece alma arzusunu ihsan etmeye çevirmesine yardım etmesi için kişinin Yaradan ile yakın teması olur. Ve kişi bunun, kişinin O’na duasından Yaradan’ın memnuniyeti ölçüsünde onu yanına, form eşitliği, alma arzusunun ihsan etmek için almak üzere iptal edilmesi denen Dvekut’a (bağa), çektiğine inanmalıdır. Yaradan bunun hakkında der ki: “Oğullarım beni yendi.” Bu ben size alma arzusunu verdim ve siz benden bunun yerine ihsan etme arzusunu talep ettiniz demektir.

4) Maor VaŞemeş, Paraşat Tetzaveh

Midraş’ta yazıldığı üzere: “Yolunuzda sizin başınıza gelen Amalek hakkında,” bu açıklama bir soğumayı açığa vurur ve bununla onların sevgi ateşi soğur, zira ilk önce birbirlerine karşı sıcak ve heyecan vericidirler, ancak Amalek onları birbirinden soğutur ve birbirlerine olan sevgilerini kaybederler. Ve onları hangi yolla birbirinden soğutur? Kendine önem vermek ve gurur yoluyla, Gematriya’da Amalek “koç”tur, bu yükseklik, kendine önem vermek ve gurur demektir. Ve dostların arasına sevgiyi getiren şey, her birinin kendini alçakgönüllü kılması ve dostlarından daha aşağıda görmesi, her zaman yaptığı her şeyde kendi kusurlarını (eksiklerini) sorgulamasıdır, dostlarını erdemli ve dostlarının davranışlarını iyi görmesi, onlara saygı duymasıdır. Bu yolla dostlarını sevebilir ve onlarla bağ kurabilir.

Gurur içinde ise ve kendini yüksekte görürse, bunu yapamaz ve doğal olarak da dostlarının kusurlarını görür ve onlardan nefret eder, çünkü onları kendinden aşağıda görür. Ve, Amalek, Gematriya’da “koç” İsrail’in daha önce birbirine olan sevgisini ve şevkini kırar.

5) Rabaş, Cilt 2, Makale 10, Çalışmada, “Merdiven Diyagonaldir (Çaprazdır)” Ne Demektir?

Bilgelerimiz şöyle der, “Kişi daima iyi eğilim ile kötü eğilim üzerine tartışmalıdır. RAŞİ’nin yorumladığı üzere, “Kişi onunla savaş etmeli.”  Bunun anlamı şudur; kişi içindeki kötü eğilimi ortaya çıkarmalıdır, tartışarak kötülük üretmez. Daha doğrusu, içimizdeki kötülük gizlidir ve eğer Kaduşa’nın ışığı oraya girerse, içimizdeki alma arzusu derhal uyanır ve her şeyi kendisi için alır. Bu derhal Tuma (saf ve arı olmayan) ve Klipot’un tarafına gider. Bu nedenle, savaş açmalıyız, böylece kötülük saklandığı yerden çıkar gelir ve iyi eğilim ile savaşır. Bunu takiben, özellikle savaş yoluyla ortaya çıkar, zira iyi eğilim ile savaşmak ister. Gerçek yüzünü gösterdiği zaman, bunun “yüksek bir dağ” gibi olduğunu görür ve tek yolun, kötülüğü yenebilmesi ve yalnız ihsan etmeyi hedefleyebilmesi için ona yardım etmesini Yaradan’dan rica etmek olduğunu fark eder.

6) Rabaş, Cilt 1, Makale 18, Tora’nın Alınışına Hazırlık Yapmak Nedir? (1987)

“Dağın eteğinde ayakta durdular.” “Dağın ne olduğunu anlamalıyız, Har (Dağ) kelimesi Hirhurim (düşünceler) kelimesinden gelir, bu kişinin aklıdır. Akıldaki her şey “potansiyel” olarak kabul edilir. Daha sonra gerçek bir olaya dönüşür. Buna göre “Ve Efendi, aşağıya, Sina dağına, dağın tepesine indi,” sözünü insanın düşüncesi ve aklı diye yorumlayabiliriz, yani Yaradan tüm insanlara, insanın kalbindeki eğilimin, çocukluğundan itibaren kötü olduğunu bildirdi. Yaradan onlara potansiyel olanı yani dağın tepesini bildirdikten sonra, bu potansiyel gerçeğe genişledi. Bu nedenle, insanlar gerçekten bunu hissetmeye başladılar ve Tora’ya olan ihtiyacı hissettiler, yazıldığı üzere, “Kötü eğilimi yarattım; Tora’yı şifa olarak yarattım.” Gerçekten hissederek Tora’yı kabul etmek zorunda olduklarını söylediler, yani başka seçimleri yoktur, zira Tora’yı alırlarsa, haz ve sevinç duyacaklar, eğer almazlarsa burası onlara mezar olacaktır.

7) Rabaş, Cilt1, Makale 19, Firavun’a Gel 1

“Keskin bir kılıcın boynuna yerleştirilmesi” sözünü yorumlamalıyız; kişinin “kendi-sevgisi” denen günahı ensesine yerleştirilmiş ve ona, onun hükmü altında kalmanın imkânsız olduğunu göstererek, onu Keduşa’dan ayırsa bile, kişi gene de gördüğü resmin gerçek olduğunu söylemelidir.

Ancak “kişi kendisini merhametten esirgememelidir,” o zaman da Yaradan’ın ona merhamet edeceğine, yani ona ihsan etme niteliğini verebileceğine inanmalıdır. Şu gerçektir ki kişi kendi için alma koşulunun hükmünden kendi başına çıkamaz. Ancak Yaradan bakımından, Yaradan kişiye yardım ettiği zaman, tabi ki O, kişiyi bundan çıkarabilir. Bu, şu yazılanın anlamıdır; “Ben Efendinim, senin Tanrınım, senin Tanrın olmak için seni Mısır topraklarından çıkardım.”

DERS 3: Yalnız Yaradan’a Dua Etmek Yardım Eder

Biz sana, bize, kötü eğilimi yenmekte yardım edebilecek olan tek güce yöneliyoruz ki böylece sana bağlanıp seninle bir olalım diye.

1) Rabaş, Makale 11, Çalışmada, İyi Eğilim ve Kötü Eğilim Kişiyi Korur, Ne Demektir? (1991)

Kişi Yaradan ile Dvekut’a erişmenin ve Yaradan hatırı için çalışmanın yani O’na memnuniyet ihsan etmenin yolunda yürüdüğü zaman bu onun doğasına aykırıdır, zira kişi kendi için alma arzusu ile yaratılmıştır. Söylendiği üzere, kişi tüm çalışması ile kendi gücüyle bunu edinemez, ihsan etme arzusu denen bu gücü ona yalnız Yaradan verebilir. Kişi yalnız, “ikinci doğa,” denen bu gücü alabilecek Kli’yi hazırlamalıdır. Bu yüzden özellikle, içinde tamamlanana kadar büyüyen kötü eğilim sayesinde kişi gerçek eksikliğini görür, şöyle ki ihsan etme arzusunu kendisi edinemez. Bu kişiyi Yaradan’ın ona ihsan etme arzusunu vereceği koşula getirir.

2) Baal HaSulam, Şamati 5- Lişma Yukarı’dan Gelen Bir Uyanıştır ve Neden Aşağıdan Bir Uyanışa İhtiyaç Vardır?

“Yaradan adına” koşulunu edinmek için kişi dünyada elinden mümkün olduğunca gelen her şeyi yapmalıdır. O zaman kişi tüm kalbiyle dua edebilir ve Yaratan duasını duyar.

Ancak, kişi bilmelidir ki Lişma edinmek için çaba sarf ederken, sadece tümüyle ihsan etmek için çalışmayı üstlenmelidir, yani sadece ihsan etmek için ve hiç bir şey almama koşuluyla. Kişi ancak o zaman organlarının bu fikre karşı olduğunu görebilir.

Bu koşuldan kişi berrak bir bilince ulaşabilir ve şikâyetini Yaratan’a aktarabilir ki Yaratan kendisine yardım etsin ve yardımıyla bedeni sadece Yaratan adına koşulsuz çalışma koşuluna gelebilsin, zira görür ki kendisi bedenini tümüyle Yaratan’a karşı ilga edememektedir. Böylelikle kişi, bedeninin bu koşul altında Yaratan için çalışmaya razı olacağını ümit etmekten vazgeçer, o zaman bu dua kalbinin derinliklerinden olabilir ve böyle bir dua kabul görür.

3) Rabaş, Makale 2, Çalışmada, Ey İsrail, Efendine Tanrına Geri Dön, Ne Demektir? (1991)

Yazıldığı üzere, “kırılmış kalbi iyileştiren.” Yaradan’ın kırılmış kalbi iyileştirmesinin manasını anlamalıyız. Şöyle ki bilindiği üzere insanın özü kalbidir. Bilgelerimizin dediği gibi, “Merhametli olan kalbi ister.” Kalp yukarıdan Keduşa’yı edinen Kli’dir. Kapların kırılmasında öğrendiğimiz gibi, eğer bu Kli kırılmışsa içine konan her şey dökülecektir.

Benzer şekilde eğer kalp kırılmışsa, yani kalbi alma arzusu kontrol ediyorsa bolluk oraya giremez, çünkü aldığı her şey Klipot’a gider. Buna “kalbin kırılması,” denir. Bu nedenle kişi Yaradan’a yalvarır ve der ki, “Bana yardım etmelisin, çünkü ben herkesten daha kötüyüm, zira kalbimi alma arzusunun kontrol ettiğini hissediyorum ve bu yüzden Keduşa benim kalbime giremiyor. Ben lüks bir şey istemiyorum, yalnız Yaradan uğruna bir şey yapabilmeyi istiyorum, kesinlikle buna muktedir değilim, bu yüzden yalnız Sen beni kurtarabilirsin.” Buna göre şu yazılmış olanı yorumlayabiliriz; “Tanrı, kalbi kırık olana yakındır.” Bu, Yaradan’dan yardım isteyen kişidir ki böylece kalbi kırık kalmasın, tam ve bütün olsun.

4) Rabaş, Makale 1, Çalışmada, “Bizim Senden Başka Kralımız Yok,” Nedir?

Kişi, bu aşağı durumda oluşunun nedeninin şimdi daha kötü olması yüzünden olduğunu söylememeli, aksine şimdi, tüm yaptığı işler, yalnız cennet hatırına olsun diye kendini düzeltmek istemektedir. Yukarıdan ona gerçek durumu, yani bedeninde gerçekte ne olduğu gösterilmektedir ki bu çok gizliydi ve dışarıdan görülmüyordu, ama Yaradan şimdi ona bunu göstermekte. Bunun hakkında denilebilir ki Yaradan’ın ona içindeki kötülüğü göstermesi merhamettir, zira böylece gerçeği bilecek ve Yaradan’dan gerçek bir dua ile talepte bulunabilecek.

Böylece şimdi bir yandan Yaradan’dan ne kadar uzak olduğunu görebilecek ve diğer yandan da kişi, Yaradan’ın kendisine yakın olduğunu ve ona ihtimam gösterdiğini ve ona eksikliklerini gösterdiğini söylemelidir. Bu nedenle kişi merhametin var olduğunu söylemelidir, yazıldığı üzere; “sonsuza kadar Yaradan’ın merhametine şarkı söyleyeceğim.” Bu şudur, kişi bir yandan neşelidir ve şarkı söylemesi bundandır ve diğer yandan tövbe etmesi gerektiğini, yani Yaradan’ın onu yakınına getirmesi ve ona ihsan etmek için arzu, yani ikinci bir doğa vermesini istemesi gerektiğini görür.

5) Rabaş, Makale 21, Çalışmada Tora’nın Karanlıkta Verilmesi Ne Demektir?

Kişi Yaradan’ı yakınına çekmek istediğinde, yani ihsan etme kaplarını kullanmak istediğinde ama beden buna razı olmadığı için bunu yapamadığında, zira beden alma kaplarından uzanıp gelir, o zaman kişinin dünyası kararır. Şunu anlar, eğer ihsan etme kaplarını edinemezse asla, “O’nun yarattıklarına iyilik yapan” üst ışıkla ödüllenmeyecektir.

Bu nedenle, kendi kendine ihsan etme kaplarını edinememekten dolayı duyduğu bu karanlık, birisinin ona bu kapları vermesine ihtiyaç duymasına neden olur. “Kap olmadan ışık olmaz, eksiklik olmadan dolum olmaz,” kuralı gereğince, şimdi kişi Tora’nın ışığı için bir ihtiyaç edinmiştir. Bilgelerimizin dediği üzere, “Kötü eğilimi yarattım; Tora’yı da şifa diye yarattım.”

Tora, özellikle eksikliği olan kişiye verildi ve bu eksikliğe “karanlık” denir. Yazıldığı üzere, “Tora karanlıktan verildi”, sözünün anlamı, ihsan etme kabına sahip olmadığı için kişi hayatındaki karanlığı hissettiği zaman Tora’yı almaya hak kazanır demektir; böylece Tora aracılığıyla onun içindeki ışıkla ıslah olur. Böylece, ihsan etme kabını edinir ve bununla keyif ve haz bulur. Zira şu ikisi Tora’ya dahil edilmiştir: 1) İhsan etmek isteyen Kli, 2) Böylece kişi keyif ve hazzı bu kabın içine alır.

6) Rabaş, Makale 23, Çalışmada, “Eğer Acı Baharatı Yutarsa, Kişi Çalışmadan Çıkamaz” Ne Demektir?

Kişi ona yalnız Yaradan’ın yardım edebileceğinin farkına vardığı, gerçek çarenin yalnız dua etmek olduğunu anladığı zaman bile, beden gelir ve ona der ki “Baksana şimdiye kadar ne kadar çok dua ettin ama yukarıdan hiçbirine cevap almadın. Bu yüzden ne diye Yaradan sana yardım etsin diye dua etmeye uğraşırsın ki? Görüyorsun yukarıdan sana yardım gelmiyor.” O zaman kişi dua edemez. Bu durumda bir kere daha inanç yoluyla bunun üstesinden gelmeli ve Yaradan’ın her ağzın duasını duyduğuna inanmalıyız. Ve kişinin nitelikli veya iyi olup olmadığı önemli değildir. Doğrusu şudur; aklı ona defalarca dua ettiğini ama yukarıdan hala hiç cevap almadığını, bir kere daha dua etmesinin nedensiz olduğunu gösterse bile, bu durumun üstesinden gelip bir kez daha mantık ötesi inanca nasıl gelebilir? Bu da üstesinden gelmeyi gerektirir, yani mantık ötesi çaba gösterip Yaradan’a, bu durumun üstesinden gelmek için yardım etsin diye dua etmeyi gerektirir.

7) Baal HaSulam, 57. Mektup

Bu dünyada insanın kendini çaresizlikte görmesinden daha mutlu başka bir durum yoktur. Bu demektir ki, çabalamış ve yapabileceğini düşündüğü her şeyi yapmış fakat bir şifa bulamamıştır. Ancak ondan sonra O’nun yardımı için tüm kalbinden duaya gelir, çünkü şundan emindir ki, kendi çalışması ona yardım etmeyecek.

Kendinde biraz güç hissettiğinde, duası bütün olmaz, çünkü kötü eğilim gelir ve ona şöyle der, “Önce yapabileceğini yap, sonra Yaradan’a layık olursun.”

Bununla ilgili şöyle denir, “Yaradan yüksektir ve bayağı olan görür.” Kişi çalışma için çabalayıp, hayal kırıklığına uğradığında, herkesten daha aşağıda olduğunu bilerek gerçek bayağılığa gelir ve bedeniyle ilgili iyi hiçbir şey yoktur. Bu sırada duası bütün olur ve O’nun cömert elini tutar.

DERS 4: Bağ Kurmak İçin Ettiğimiz Duanın Kabul Gördüğüne Tam Bir Güven İçinde, Her Şeyin Kaynağı Olan Yaradan’ın İfşasına Şükrederiz

Yaratmış olduğun kötü eğilimi, kim olduğumuzu bize gösterdiğin ve bizi her şeyin kaynağı olan Sana bağlanmaya getirdiğin için sana şükrediyoruz.

1) Baal HaSulam, Sen Beni Arkadan Ve Önden Kuşattın

Sen beni arkadan ve önden kuşattın demek, Yaradan’ın yüzünün gizliliği ve ifşası demektir. Bu böyledir, çünkü O, her şeye hükmeder ve herkese ifşa olacaktır.

Tek fark gelecek ya da şimdiki zamandadır, çünkü onu ifşa eden, her şeyin O’nun ifşası için yapılmış olduğunu ifşa eder. Ancak şimdi bile her şeyi, kişiye sanki kendi kontrol ediyormuş gibi görünse bile Yaradan kontrol eder. Hâlbuki Yaradan’ın direktifi olmaksızın kişi hiçbir hareketi başlatamaz. Ve buna “kutsallığın endamını inşa etmek,” ve “yüz yüze,” denir.

2) Baal HaSulam, 1. Mektup

Herkes kişisel kadere inanır ama buna fazlaca tutunmaz diyebilirim.

Bunun sebebi bir aptalın düşüncesinin, “iyi ve iyilik yapanın” tek örneği Yaradan’a atfedilmemesi gerektiği içindir. Ancak, sadece Yaradan’ın gerçek hizmetkârları kendi kaderinin bilgisine sahiptir ki O, hem iyi hem kötü her şeyin sebebidir. Onlar kadere yapışırlar, çünkü arı olana bağlananlar, arıdır.

Koruyucu koruduklarıyla bir olduğundan, kötü ve iyi arasında belirgin bir ayrım yoktur. Onlar, O’nun benzersizliğini yüceltmeye hazır ve kapların taşıyıcıları olduklarından, hepsi bütün ve sevilendir. İyi ve kötü tüm eylem ve düşüncelerin bilgisine içgüdüsel olarak sahip oldukları ölçüde Tanrı’nın kaplarının taşıyıcılarıdırlar. Yaradan onları hazırlar, onlar O’ndan gelir. Bunu ıslahın sonunda herkes bilecek.

3) Baal HaSulam, 8. Mektup

Derler ki bu dünyada olan her şeyin yüce bir amacı vardır ve buna “bir damla birleşme” denir. O çamur evlerin sakinleri tüm bu kötülüklerin toplamından, onlardan alınmış, O’nun kibrinden geçtiklerinde, Yaratılışın doğası gereği sıkıca mühürlenmiş kalplerinin duvarlarında bir delik açılır ve bu damlanın kalplerine yerleşmesi için uygun hale gelirler. Sonra damgalanan bir şey gibi alt-üst olur ve açıkça bunun tersini, bütünlüğü tam olarak bu ölümcül kötülüklerin içinde algıladıklarını anlarlar. Oraya, sadece oraya Yaradan’ın kendisi tutunur ve orada O, onlara birleşme damlasını akıtır.

4) Rabaş, Makale 28, Çalışmada, “Ekleme ve Geri Alma,” Ne Demektir? (1987)

Kişi mantık ötesi inanmalı ve organlarında hissedilen Yaradan’a zaten inanmakla ödüllendirildiğini düşünmelidir ve böylece Yaradan’ın bütün dünyayı iyi olan ve iyilik yapan olarak yönlendirdiğini görür ve hisseder. Her ne kadar mantık içinden baktığında tersini görse de mantık ötesinde çalışması gerekir ve ona sanki organlarında zaten hissedebilecekmiş gibi görünmesi gereken odur ki, gerçekten de Yaratan, dünyaya, iyi olan ve iyilik yapan olarak rehberlik eder.

Burada, kişi amacın önemini kazanır ve hayat bulur, yani Yaradan’a yakın olmaktan sevinç duyar. Ve böylece bir kişi, Yaradan’ın iyi olduğunu ve iyilik yaptığını söyleyebilir. Ve Yaradan’a, “Sen bizi diğer milletlerin arasından seçtin, bizi sevdin ve bizi istedin,” diyecek gücü olduğunu hisseder, zira artık Yaradan’a şükretmek için bir nedeni vardır. Ve maneviyatın önemini hissettiği ölçüde, Yaradan’ı över ve O’na şükreder.

5) Rabaş, Makale 632, Daima Özlem Duyacağım

Kişi kendini Keduşa’ya yakın hissettiğinde ki kesinlikle Yaradan onu yakınlaştırmıştır; kişi onu aşağılık durumundan alan ve kutsal bir duruma getiren Yaradan’a şükretmelidir. Kişi bu durumunu göz önüne almalı ve takdir etmeli, ancak bununla tatmin olmamalıdır. Ve bunun çok önemli bir şey olduğunu gözünde canlandırdığı ölçüde yani her şeyin önemini takdir edebildiği ölçüde bu durum halen onun için ediniminden (başarısından) daha önemli olacaktır.

Her halükârda kişi, “daima özlem duyacağım,” der, çünkü kendi gözünde canlandırabildiğinden daha yüksek dereceler vardır. Ve bu nasıl mümkün olur, kişi önemini gözünde canlandırdığı ölçüde, nasıl bu hayal ettiğinden daha önemli olur. Bununla ilgili olarak, “daima özlem duyacağım” ve böylece şimdi belki de önceden hayal edebildiğimden daha önemli bir realiteyi gözümde canlandıracağım ve doğal olarak da “Seni daha ve daha çok öveceğim. Şimdi zaten, senin önemini daha çok anlamak istediğimden Seni övüyorum” der. Ve böylece kişinin ekleyecek daha çok şükranı olur.

6) Zohar, İki Nokta, Madde 121

Bu dünyada tattığımız, Onun eşsiz ve benzersizliği ile çelişen şeyler, bizi Yaradan’dan ayırır. Gene de, bize emredildiği gibi Yaradan’ımızı memnun etmek için sevgi ile Tora ve Mitzvot için tüm ruhumuz ve gücümüzle çaba gösterdiğimiz zaman, bu ayırıcı güçlerin hiçbiri bizi, ruhumuzdan ve gücümüzden Yaradan sevgisini azaltarak etkileyemez. Aksine bu durumda, üstesinden geldiğimiz her çelişki O’nun bilgeliğini edinmek için bir geçit haline gelir. Çünkü her çelişkide özel bir nitelik vardır, O’na erişmede özel bir dereceyi ifşa eden. Ve buna layık olanlar, karanlığı aydınlığa, acıyı tatlıya çevirmekle ödüllenirler. Ayrılığın tüm güçleri – aklın karanlığı ve bedenin acısı – yüce kademeleri edinmek için onlara geçit olur. Böylece karanlık, büyük bir ışık, acı ise tatlı olur.

Böylece, daha önce O’nun rehberliği yönetimindeki tüm ayırıcı güçler şimdi birlik olmaya dönüşürler ve tüm dünyayı erdeme göre yargılarlar.

7) Rabaş, Makale 6, Çalışmada Mantık Ötesi Nedir? (1989)

“İsrail’in kralı ve onun kurtarıcısı,” sözlerinin anlamı şudur: Şöyle ki, “İsrail’in kralı,” denen cennet krallığını bir kere üzerlerine aldıktan sonra, Yaradan’ın kurtarıcı olduğunu bilirler yani kötülüğün kontrolünden onları yalnız Yaradan kurtarır, kendilerinin buna gücü yoktur.

Bu yolla, “ev sahiplerinin Efendisi,” sözünü yorumlayabiliriz: Bu ifade, Baal HaSulam’ın yorumuna göre şu anlama gelir; onun söylediği gibi Tzevaot (ev sahipleri) iki sözcükten oluşur Tze (git, dışarı çık) ve Ba (gel). Şöyle ki Tzava (ordu) savaşan erkeklerdir. Bunlar her gün kötü eğilimle savaşa giden insanlardır. Onlara “ordu” denir. Bu nedenle onlar kurtuluş ile ödüllendikleri zaman yani kötü eğilimi yendikten ve kötülüğün kontrolünden çıktıktan sonra, onların çalışmalarını yönetmeleri yükseliş ve düşüş yoluyla olur ve buna Tzevaot (ordular) denir. Zaman zaman kontrolden çıkarlar ve sonra tekrar kontrol altına girerler. Bu nedenle yükseliş ve inişlerin ismi Tzevaot’tur. Çalışma süresince kişi şöyle demelidir; “Eğer ben kendim için değilsem kim benim için?” O zaman çalışmada, yükseliş ve inişleri kendisi yapıyor zanneder, zira onlar, Tzava denen, savaşan adamlardır, güçlü erkeklerdir. Daha sonra kurtarıldıkları zaman, Efendinin ev sahibi (Tzavaot) olduğunu anlarlar, geçtikleri yani tüm yükseliş ve inişleri Yaradan yapmıştır. Başka bir deyişle, inişler bile Yaradan’dan gelir. Sebepsiz yere kişi yükseliş ve inişlerden geçmez. Aksine tüm çıkışlara Yaradan sebep olur. “Çıkış” sözcüğünü “Keduşa’dan çıkış,” ve Ba (geliş) sözcüğünü “Keduşa’ya geliş,” olarak yorumlayabiliriz. Her şeyi Yaradan yapar. Bundan dolayı kurtuluştan sonra, Yaradan’a “ev sahiplerinin Efendisi,” denir. Ve O kimdir? “İsrail’in kralı ve onun kurtarıcısıdır.”

DERS 5: Tek Grup Tek Avrupa

1) Baal HaSulam, Arvut, Madde 20

Son ıslah ancak, dünyadaki tüm insanların aralarında bağ kurması ve Yaradan’a manevi bir hizmetle bağlanması yoluyla olacaktır, şöyle yazılmıştır: “Ve hükümdar tüm yeryüzünün Kralı olacak, o günde Hükümdar Bir ve O’nun adı Bir olacak”. Metinler de şöyle belirtilir “o günde” ve öncesinde değil.

2) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Belli bir kolektifin iyiliği ile tüm dünyanın iyiliğini karıştırırsam şaşırmayın; çünkü gerçekten de öyle bir dereceye geldik ki tüm dünya tek kolektif ve bir toplum kabul edilmektedir. Yani, dünyadaki her birey yaşamının özünü ve geçimini dünyadaki tüm insanlardan sağladığından; tüm dünyaya hizmet etmeye ve tüm dünyanın iyiliğini düşünmeye mecbur edilir.

3) Likutey Moharan, Madde 5

Herkes şunu demeli: Tüm dünya yalnız benim için yaratıldı. Bu nedenle her an dünyanın ıslahını gözetmeliyim ve eksiklerini doldurmalıyım ve onun için dua etmeliyim.

4) Degel Mahaneh Efraim, BeŞalah

Yaradan’a gerçekten hizmet etmek isteyen biri, kendini tüm yaratılanlara dâhil etmeli, kendini tüm ruhlarla birleştirmeli, kendini onlara dâhil etmeli ve onunla birlikte olmalıdır. Yani, kendiniz için sadece, Şehina’yı birleştirmek için gerekli olan şeyleri bırakmalısınız. Bu, yakınlığı ve birçok insanı gerektirir, çünkü ne kadar çok insan Yaradan’a hizmet ederse, Şehina’nın ışığı onlara o kadar çok görünür. Bu sebepten ötürü, kişi kendini, tüm insanlara ve tüm yaratılışa kendini dâhil etmelidir ve her şeyi kendi köklerine, Şehina’nın ıslahına yükseltmelidir.

5) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Hayatın amacı yalnız Yaradan’ı memnun amacıyla O’nunla bir olmaktır ve de çoğunluğun O’nunla bir olmasıyla ödüllenmektir. Lişma’ya erişmeyi garantileyen ilk ve tek Mitzva, varlığını sürdürmek için gerekeni sağlamak için zorunlu olan dışında, kişinin kendisi için çalışmamaya niyet etmesidir. Geri kalan zamanında kişi halk için çalışacaktır, mazlumu ve bu dünyada kurtarılmaya ve yardıma ihtiyacı olan tüm varlıkları kurtaracaktır.

6) Baal HaSulam, Tek Emir

İlk ve tek Mitzva (emir) kişinin Lişma (Yaradan hatırı için) niyetine gelmesidir, -kendi varlığını sürdürmesi için zorunlu olan harıcinde- kendisi için çalışmamaya razı olmasıdır. Geri kalan zamanında halk için çalışmalıdır zira bu dünyada yaratılmış olanların hepsinin kurtuluşa ve faydalanmaya ihtiyacı vardır. .

7) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Önce küçük bir kuruluş olmalıdır orada çoğunluk … gücüne göre çalışır ve ihtiyacına göre alır. Orada devlet yönetiminin her türlü yapısı bulunur. Bu şekilde bu kuruluşun çerçevesi bile tüm dünyayı içerecektir, devletin kaba kuvveti tamamen yürürlükten kalkacaktır, yönetilişte veya işte hiçbir şeyin değişmesi gerekmeyecektir. Bu kuruluş, etrafında, dünyanın en uzak köşesinden bile onu saran uluslar ve devletlerle küresel bir odak noktası gibi olacaktır. Bu komünal yapının çerçevesine girenlerin tek merkezden ortak gündemi ve lideri ıolacaktır. Kazançta, kayıpta ve sonuç almada tek bir ulus gibi olacaklardır.

9) Baal HaSulam, Arvut, 20

Ayrıca, Manevi İlmin çalışılması ve Islahlar vasıtasıyla kendisini ve tüm insanları Yaradan’la bütünleşmek olarak adlandırılan ve Yaratılışın amacı olan basamakları başkalarını sevme koşulunu edinene dek geliştirmek Yaradan’a kalbini yönlendiren insanların sorumluluğudur.

9) Baal HaSulam, Arvut, 24

İsrail ulusu, arınma kıvılcımlarının tüm dünyadaki insanları aydınlatabileceği bir giriş kapısı olarak kuruldu. Ve bu kıvılcımlar her gün çoğalıyor, tıpkı kişinin yeterince dolana dek hazineye ekleme yapması gibi, bu başkalarını sevmenin özünde bulunan haz ve huzuru anlayacak seviyeye gelişene dek anlamına geliyor. Zira o zaman dengeyi nasıl sağa doğru kaydıracaklarını bilecekler ve kendilerini Yaradan’ın verdiği sorumluluk altına sokacaklar ve günah kefesi dünyadan yok olacak.

10) Baal HaSulam, “Mesih’in Borazanı”

Bir başka fayda daha var: Arınma için bir önkoşul olduğunu kabul ettik; yani dünyadaki tüm halklar yaratılışın kanunlarını bilecekler; tıpkı şöyle yazıldığı gibi: “…ve topraklar bilgi ile dolacak.” Firavun’un da gerçek Yaradan ve O’nun yasalarını tanıyacağı ve onların ayrılmasına izin vereceği bir ön koşulun olduğu Mısır’dan sürgün örneğindeki gibi…

Bu nedenle her halkın bir erdemliye tutunacağı ve onun kutsal topraklara götüreceği yazılmıştır. Kendilerinin ayrılması yeterli değildi. Tüm insanların nereden böyle bir arzu ve fikir ile geldiğini anlamalısınız. Bunun gerçek ilmin dağıtımı vasıtasıyla olduğunu bilin; öyle ki onlar gerçeği ve gerçeklerini kesinlikle görecekler.

Dağıtımın kitlelere yapılmasına “Şofar” denir. Tıpkı sesi büyük mesafe kat eden Şofar gibi, ilmin yankısı tüm dünyaya yayılacak; öyle ki insanlar duyacak ve erdemli bir halkta, kutsi bir ilim olduğunu kabul edecekler.

11) Zohar, Acharei Mot, 66

Ve siz, burada olan dostlar, daha önce şefkat ve sevgi içindeydiniz, yaratan sizden memnun kalana ve size barış yollayana kadar, bundan böyle ayrılmayacaksınız. Ve sizin erdeminizle dünyada barış olacak. Bu sözlerin anlamı, “Kardeşlerimin hatırına ve dostlarım bırakın söyleyeyim ‘Barış içinizde olsun.'”

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,302