e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Kongre ve Ders Materyalleri > Sabah Dersi 2018 – İlk Manevi Seviyeye Giriş

Sabah Dersi 2018 – İlk Manevi Seviyeye Giriş

1) Rabaş, Makale 557, Ohr Hozer (Yansıyan Işık) Hakkında

Kıyafetlenmenin olmadığı yere Ohr Hozer denir, yaratılanların bakış açısından üst ışık yok sayılır, çünkü Ohr Hozer’in anlamı tam olarak şudur, kişi yalnız ihsan etme niyetine göre alır.  Kendi için almaktan çıkmadıkça Ohr Hozer’i yoktur. Bu nedenle, “Tüm dünya O’nun ihtişamı ile dolu,” olmasına rağmen aşağıdakinin bakış açısından yok sayılır. Bu yüzden kişinin amacına ulaşması için yapması gereken tek şey, tüm çalışmasını yalnız tek bir noktaya odaklamasıdır: tüm boş vaktini Yaradan’ın hatırına adamasıdır. “Cennet korkusu dışında, her şey cennetin elindedir,” sözünün anlamı budur. Bunun anlamı şudur, Yaradan her şeyi verir. Üst ışık kişi için halen hazırdır, söylendiği üzere, “Buzağının emmek istediğinden daha fazlasını inek emzirmek ister.” Ve tek ihtiyacımız bir Kli’ye sahip olmaktır. Tzimtzum’dan sonra bu Kli’ye Masah ve Ohr Hozer denir ve yukarıdakini aşağıdakine bağlayan budur. Şöyle ki bununla aşağıdaki yukarıdakine bağlanır. Bu bağlantı olmadığı zaman, aşağıdaki yukarıdakini göremez ve aşağıdakinin bakış açısından yukarıdaki yok sayılır. Bu nedenle, Yaradan hatırına çalışması ölçüsünde kişi üst ışıkla bağlantı kurmayı edinir. Ve edinimi de bu bağlantının ölçüsünde olur.

2) Baal HaSulam, Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma

Kişinin Yaradan’ına mutluluk ihsan etmek için maneviyat ve ıslahı çalışması, akılda form eşitliğidir. Bunun nedeni Yaradan’ın Kendisini, O mevcut mu, varlıklarını gözetiyor mu ve benzer şüpheleri düşünmemesidir.  Benzer şekilde, Yaradan’ın bunları düşünmediği açık iken form eşitliğini gerçekleştirmek isteyen kişi de bu şeyleri düşünmemelidir, zira bundan daha büyük form eşitsizliği yoktur. Dolayısıyla, bunları düşünen kişi elbette ki O’ndan ayrıdır ve asla form eşitliğini gerçekleştiremeyecektir.

Bilgelerimizin söylediği budur, “Tüm hareketlerinizin Yaradan için olmasına izin verin”, yani Yaradan’la birleşmek için. Birleşmenin amacını yüceltmeyen hiçbir şey yapmayın. Bunun anlamı, tüm hareketlerinizin ihsan etmek ve dostunuza fayda için olması demektir. O zaman, Yaradan’la form eşitliğini gerçekleştirirsiniz; zira O’nun tüm aksiyonları ihsan etmek ve başkalarına fayda sağlamak içindir, öyleyse sizin, tüm hareketleriniz sadece ihsan etmek ve başkalarına yarar sağlamak için olacaktır. Bu, tam bir bütünleşmedir.

3) Baal Hasulam, Şamati 36- İnsandaki Üç Beden

Dolayısıyla insan sadece iç bedenini düşünmeli, çünkü bu kutsal ruhu saran şaldır. Bu şu demektir, insan her zaman bedeninin ötesini düşünmelidir, demektir ki kendisi için değil ama başkasının iyiliği için yani kendi derisinin dışında olan kişi için. İnsanın derisinin dışında tutunabileceği bir kabuk yoktur, zira onlar sadece vücudun içindekilere tutunabilir ve bunlar vücuda aittir. Bu demektir ki vücudun kılıfından gelen her şeye hükmederler. O’nun sahibidir ve vücudunun kılıfında olmayan hiçbir şeye ise hâkimiyeti yoktur.

Kişi kendisini insan vücudunun ötesinde düşünmeye zorlarsa “…ve derim vücudumdan sıyrılırsa, Yaratan’ı görürüm” haline erişir. Demektir ki, vücudun dışında çalışması öngörülerek kutsallık vücuduna yerleştirilmiştir. Kötü olanlar ise, vücudunu ışığın şalıyla kaplamak istemeyenler ve derilerinin içinde yaşayanlardır, bu kişiler erdemsizce ölürler. Çünkü ışığın sarmadığı yerde hiçbir şey edinilmez. Sadece bedenlerinin içinde ışığa sarılı olanlar erdemli olanlardır.

4) Baal HaSulam, Şamati 42- Bu Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir?

Bununla şu yazılmış olanı yorumlayabiliriz: “O’nun arzusu önünde kendini iptal et,” yani içindeki alma arzusunu iptal et, Yaradan’ın arzusu budur. Yani bu, kişi, Tanrı sevgisi karşısında kendini sevmeyi iptal edecek demektir. Buna “kişinin Yaradan huzurunda kendini iptal etmesi ve Dvekut (bir olmak, bağlanmak) denir. Daha sonra, Yaradan senin alma arzunda parlayacaktır, çünkü şimdi bu ihsan etmek için alma formunda düzelmiştir.

“Ki O’da senin arzun önünde kendini iptal etsin,” sözünün anlamı şudur: Yaradan arzusunu, yani Tzimtzum’u (kısıtlamayı) iptal edecektir, çünkü bu form eşitsizliği nedeniyleydi. Ancak şimdi zaten form eşitliğine varıldığı için Işık artık aşağıdakine, ihsan etmek için ıslah olmuş olan arzusuna uzanır, yaratılışın amacı da zaten budur: Yarattıklarına iyilik yapmaktır ve artık gerçekleşebilir.

Artık “Ben sevdiğime aitim,” dizesini yorumlayabiliriz. Bu demektir ki, “ben” Yaradan’ın önünde alma arzumu ihsan etme formunda iptal ederek, “sevdiğim benimdir,” koşulunu edinirim. Bu da demektir ki, sevdiğim, yani Yaradan, “benimdir” ve bana yaratılış düşüncesinde var olan hazzı ve keyfi verir. Böylece daha önceden gizli ve kısıtlanmış olan, şimdi O’nun yüzünü ifşa etmesi hâline gelir ve böylece şimdi O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılış düşüncesi ifşa olur.

5) Baal HaSulam, Şamati 19- “Manevi Çalışmada Yaradan Bedenlerden Nefret eder” Ne Demektir?

En yüksek seviyedeki şey, kıyafetlenmeden en uzaktaki şeydir. Kişi elinin oraya ulaşamadığı “mutlak sıfır” denen en soyut şeyin içinde hissedebilir.

Bu demektir ki, alma arzusu ancak ışığın biraz yayıldığı bir yerde ele geçirilebilir. Kendi kaplarını arındırmadan önce, ışığı lekelemesin diye kişi kapların (kelim) genişlemesi şekliyle ışığın kendisine gelmesini sağlayamaz. Yalnız ihsan etme yolu üzerinde yürüdüğü zaman, yani alma arzusunun olmadığı bir yerde, akla ya da kalbe ışık, mutlak bir bütünlük içinde gelebilecektir. O zaman üst ışığın inceliğini hissedebileceği bir duyarlılık içerisinde, Işık ona gelir.

Ancak kişi kaplarını ihsan etmek için ıslah etmediğinde, yayılmak üzere geldiği zaman, Işık Kelim’in arılığına göre kısıtlanmalı ve parlamalıdır. Dolayısıyla Işık, bu zamanda tam bir küçüklük içerisinde belirir. Bu yüzden Işık, Kelim’in içindeki kıyafetlenmeden soyutlandığı zaman, Işık mutlak bütünlük içerisinde ışıldayabilir ve aşağıdakiler için hiçbir kısıtlaması olmaksızın berraktır.

6) Rabaş, Makale 31, Yenika ve İbur Meselesi (1986)

Yaradan çalışmasının giriş kapısı, İbur (gebelik) aşamasıdır, yani kişi kendi “benliğini” iptal eder ve annesinin rahmine Ibur olarak girer. Bu şekilde Malhut denilen almak için almak arzusu olan kendini-sevmeyi iptal eder ve Bina denilen ihsan etme kapları aşamasına girer.

Kişi inanmalıdır ki, doğmadan, yani ruhu bedene girmeden önce Yaradan’a yapışıktır ve şimdi geriye dönmek, düşüşünden önce olduğu gibi ona yapışmak için büyük özlem duymaktadır, buna İbur, yani insanın tamamen kendini iptal etmesi denir.

7) Rabaş, Makale 38, Çalışmada, “Kutsama Kabı Dolu Olmalıdır,” Nedir?

Yenika’dan (emzirme) önce İbur (gebelik) gelir, yani yukarıdaki onu ıslah eder. Kişi doğmadan önce anne karnında olduğu gibidir, kendini annesine eğer, sıfırlar, kendine ait hiçbir fikri olmaz. Yüce bilgelerimizin dediği üzere, “annesinin içinde ve henüz doğmamış olan, annesinin yediğini yer,” herhangi bir soru sormak ya da kendi başına bir şey yapmak için kendi başına hiçbir varlığı yoktur. Ve buna, o dilsizdir, soru sormak için ağzı yoktur denir.

Aksine, o bir isme layık değildir. Ona “dilsiz” denir, sorular soran bir ağzı yoktur. Kişi gözleri kapalı giderken de bu böyledir, mantık ötesinde bilgelere inanır ve sonuna kadar gider. Ağzı olmadığında, buna İbur denir.

8) Rabaş, Makale 31, Yenika ve Ibur Meselesi

İbur, kişinin geçici olarak kendi bencilliğinden çıkması ve “Şimdi kendi çıkarlarımı düşünmek istemiyorum, ayrıca, benim için en önemli şey olmasına rağmen, aklımı da kullanmak istemiyorum,” demesidir. Yani bu, anlamadığım bir şeyi yapamam -her şeyi yapabilirim, ama bunun bana faydasını anlamak zorundayım– anlamına gelir. Ancak yine de şöyle der: “Şimdi, geçici olarak şunu söyleyebilirim; aklımı kullanmamayı üstleniyorum, buna kararlıyım. Aksine, mantık ötesinde, bilgelere inanıyorum, dünyadaki herkesi İlahi Takdir ile gözeten bir yönetici olduğuna inanıyorum” der.

Ancak neden buna inananayım ki böyle olduğunu hissedemiyorum? Eğer Yaradan’ın varlığını hissedebiliyor olsaydım, bunun bir anlamı olurdu, kesinlikle O’nun için çalışabilirdim ve ona hizmet etmeyi arzu ederdim. O zaman bu gizlilik neden? Yaradan yarattıklarından kendini saklayarak ne kazanır ki? Buna bir cevap vermez aksine bunu bir soru ile cevaplar, mantık ötesi gider ve der ki, eğer Yaradan gizliliğin yaratılanlar için daha iyi olduğunu biliyor olmasaydı gizliliği yaratmazdı. Buradan çıkan şudur ki aklına gelen tüm sorulara mantık ötesi gittiğini söyler ve böylece şimdi gözleri kapalı yalnız inançla gitmektedir.

9) Baal HaSulam, Şamati 135- Temiz ve Erdemli Olan Seni Katletmez

“Temiz ve erdemli olan seni katletmez.” Erdemli olan, Yaradan’ı haklı görendir: Her ne hissederse hissetsin, iyi ya da kötü, o mantık ötesinde gider. Bu “sağ” olarak kabul edilir. Temiz, meselenin temizliğini ifade eder, onu gördüğü durumdur. Bu böyledir, çünkü “yargıç, sadece gözlerinin gördüğüne vakıftır.” Ve kişi eğer meseleyi anlamazsa ya da meseleyi edinemezse, kişi bu formları gözüne göründüğü gibi bulanıklaştırmamalıdır. Bu “sol” olarak kabul edilir ve kişi ikisini de beslemelidir.

10) Rabaş, Makale 236, Tüm Dünya O’nun Nuru İle Doludur

Gerçeği edinmeye uygun olmanın öncesinde, kişi gerçeğin bilgisi ve hisleri ile ölçülmeyeceğine inanmak zorundadır. Aksine buna, “gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar” diye bakmalıdır. Bu yalnız ıslah olmak içindir ki böylece kişi mükemmelliğe erişebilsin ve başka bir gerçekliği değil, yalnız kendini hissetsin.

Çünkü kişi, mantık ötesi inanç içinde yürümeye çalışmayı, kalbine koyduğu zaman, bununla hazırlanır ve yüzün ifşasını edinir, Zohar’da verilen, Şehina’nın Rabi Şimon Bar-Yohay’a verdiği yöntem ile. Böylece hissettiği çeşitli sırlar yoluyla kişi Yaradan’ın ışığının orada var olduğu inancına gelir ve bu onu, O’nun kutsal ışığının yüzünün ifşasını edinmeye hazırlar.

Bu kişinin inancının büyüklüğü meselesidir, onu çeşitli aşağı ve gizli durumlardan alıp çıkarır. Ve kendini bununla güçlendirdiği zaman, Yaradan’dan kendini ifşa etmesini ister. Bunun hakkında Baal HaSulam şöyle demiştir, “liyakat kazanana kadar, uzağa kaç sevgilim,” zira Yaradan’ın ışığını ifşa etmeye uygun olmanın öncesinde, ondan bu talep edilir; “liyakat kazanana kadar, uzağa kaç sevgilim,” yani kendisini yarattıklarına ifşa etmemesi istenir, zira ifşa meselesi, yalnız yaradılışın ıslahı meselesidir.

Bu nedenle kişi kendisini iki şey için dua ederek güçlendirmelidir:

  1. Yaradan’ın ışığını ifşa etmeye hazır olsun,
  2. Yüzün ifşası için uygun olan kaplarla birleşmek için, Yaradan ona mantık ötesi inancını kuvvetlendirmesi için güç versin.

11) Rabaş, Makale 557, Ohr Hozer Hakkında

Aşağıdaki yukarıdakinde Gadlut görmediği zaman, aşağıdakinin Katnut’u yoktur. Bunun anlamı şudur, yukarıdakinin AHP’ı, yani yukarıdakinin Gadlut’u aşağıdakinin Katnut’una yerleştirilmiştir. O zaman, bunun anlamı, aşağıdakinin hala Katnut’u yok demektir. Yalnız aşağıdaki yukarıdakinin AHP’ını yükselmiş olarak görürse, bu yolla, aşağıdaki Katnut’u edinir.  Ancak bundan öncesinde Katnut’u henüz yoktur. Bu yüzden, öncelikle, aşağıdaki gerçekten de yukarıdakinin var olduğuna inanmalıdır, ama yukarıdakini hissetmez, çünkü aşağıdaki yukarıdakinin yüceliğini görmez. Buna “Şehina sürgünde,” denir, yani Şehina onun için toz gibidir; yukarıdakinin tozdan fazla bir tadı olduğunu hissetmez. Bu nedenle, kişi yukarıdakinin yüceliği fark ettiği zaman bu, yukarıdakinin AHP’ı yükseldi, diye kabul edilir ve aşağıdaki de yükselir ve Tanrısallığı hissetmeye ulaşır. Bunun ölçüsü yukarıdakinin kusurlarını gördüğünde duyduğu acıya bağlıdır. Böylece, bu ölçüde, yukarıdaki onun için yükselmiş olur. Bunun amacı aşağıdakini ıslah etmektir.

12) Rabaş, Makale 40, Çalışmada “Sen tüm insanların en aşağıda en önemsiz olanısın,” Nedir? (1990)

Çalışma temel olarak buradadır, yani burada Lişma meselesinde başlar, yani Yaradan onun çalışmasından hoşnut olacağı için kişi çalışmak ister ve bundan ne tat aldığı onun için önemli değildir. Başka bir deyişle, bu çalışmayı, sanki Kral’ın yüceliğini hissediyormuş gibi yapar ama gerçekte “Şehina tozun içindeymiş,” gibi hissetmektedir. Şöyle ki önemini hiç hissetmez, bundan toz tadı alır. Ama gene de bunun üstesinden gelir ve der ki, “Benim için sanki büyük bir Kral’a hizmet etmek gibi önemli.” O zaman alma arzusu da bundan kesinlikle keyif duyar, çünkü Kral’ın önemine ve yüceliğine inanmasına gerek yoktur.

13) Rabaş, Makale 40, Çalışmada “Sen tüm insanların en aşağıda en önemsiz olanısın,” Nedir? (1990)

Şehina’yı tozun içinde diye hissederken, kişi bedenin üstesinden gelmek için nasıl güç toplayabilir? Bu çalışmadan nasıl keyif alabilir? Daha da şaşırtıcısı, bundan hiç tat almazken kişi çalışmak için nasıl bir ihtiyaç ve istek duyabilir? Kişi çalışmak zorundaysa, eğer başka hiçbir seçeneği yoksa bu anlaşılabilir. Ama hiç tat almadığı böyle bir çalışmayı yapmak istemesi nasıl mümkündür ki? Ve böyle bir işin üstesinden gelecek ve keyif duyacak gücü olmadığı için, böyle düşük bir durumdayken, Kral’a hizmet ederken toz tadı alırken, Kral’a nasıl hizmet edebilir? Böylece bu bakımdan, Yaradan’dan ona O’nun yüceliğinin ifşasını vermesini istemez, ki böylece bundan toz tadı alsın. Aksine Yaradan’dan bedenin üstesinden gelebilmek ve memnuniyetle çalışabilmek için ona güç vermesini ister, çünkü alma arzusu toz tadındaki işi yapmak istemez.

14) Baal HaSulam, Şamati 8- Keduşa’nın (Tanrısallığın) Gölgesi ile Sitra Ahra’nın Gölgesi Arasındaki Fark Nedir?

Klipa (Kabuk) gölgesine “Başka bir tanrı verimsiz ve meyve vermez” denir. Keduşa da (Kutsallık) ise, “Gölgesi altında mutlulukla oturdum ve meyvesi damağımda tatlıydı” denir. Başka bir deyişle, kişi başına gelen tüm sıkıntı ve gizlilikleri, kendisine Yaratan’ın mantık ötesinde çalışmasını sağlamak için gönderdiğini hisseder.

Kişi bunu Yaratan’ın yaptığını söyleyecek gücü bulduğunda, yani Yaratan’ın kendi iyiliği için gönderdiğini ve böylelikle kişinin kendi için değil ama çalışmaya ihsan edebilmek için gelmesini sağladığını görünce, kişi bilince ulaşır. Başka bir deyişle, kişi çalışmasının Yaratan’a mutluluk verdiğine inanır ve bu tümüyle mantığının üstünde bir koşuldur.

Şöyle ki, kişi Yaratan’a gölgelerin dünyadan kaldırılması için dua etmez. Aslında, kişi şöyle der; “Görüyorum ki Yaratan benim O’nunla bu şekilde çalışmamı istiyor, yani tümüyle mantık ötesi.” Dolayısıyla, kişi yaptığı her şeyde derki, “Elbette bu çalışmam Yaratan’ın hoşuna gitmekte, o zaman yüzünün gizliliğinde çalışmam ya da çalışmamam neden umurumda olsun ki?”

Kişi yüzün gizliliği içerisinde ihsan etmek için çalışmak istediğinden, yani Yaratan’ın memnuniyeti için.

15) Baal HaSulam, Şamati 42- Bu Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir?

Kişi ihsan etmek için çalıştığı zaman, çalışma sırasında ne hissettiğine aldırmaz.

Aksine, siyah şekiller gördüğü durumda bile, bundan etkilenmez, tüm engellerin üstesinden gelebilmek için Yaradan’ın ona güç vermesini ister. Yani kişi Yaradan’dan beyaz şekiller vermesini değil, tüm sırların üstesinden gelmek için güç vermesini diler.

Böylece, bu insanların, ihsan etmek için çalışmak isteyenler için, her zaman beyazlık durumu var gibidir ve bu beyazlık onların çalışmasına imkân sağlar. Çünkü beyaz parladığı için, kişi kendi için alma formu içinde bile çalışmaya devam edebilir.

Çünkü eğer her zaman beyazlık durumu olsaydı ve bu beyazlık onun çalışmasına imkân verseydi kişi asla çalışmasının saf ve temiz olup olmadığını bilemezdi. Ve bu kişinin asla Yaradan ile Dvekutla (bir olmak, bağlanmak) ödüllenememesine neden olurdu. Bu nedenle kişiye yukarıdan siyahlık verilir, böylece çalışmasının saflık ve temizliğini görsün diye.

Başka bir deyişle, eğer siyahlık durumunda da kişi memnuniyet içinde ise, bu kişinin çalışmasının saf ve temiz olduğunun işaretidir, çünkü kişi kendisine yukarıdan ihsan etmek için çalışabilme fırsatı verildiğine inanır ve mutlu olur.

16) Baal HaSulam, Şamati 53 – Kısıtlama Meselesi

Kısıtlama meselesi kişinin içinde bulunduğu durumu sınırlaması ve Gadlut (Yücelik/büyüklük) derecesini istememesi. Kişinin içinde bulunduğu Gadlut derecesi ne olursa olsun, hatta kişinin en küçük Katnut (Küçüklük) derecesi bile olsa, bu sonsuza kadar yansır ve kişide Dvekut koşulu sonsuza kadar olur denir.

17) Baal HaSulam, Şamati 53 – Kısıtlama Meselesi

İsrail Tora’yı almaya geldiğinde, Musa halkını dağın eteğine getirdi, yazdığı gibi “ve dağın en alt kısmında durdular.

(Dağ kelimesi (İbranicede: Har) düşünceler demektir (İbranice: Hirhurim)). Yani Musa onları düşüncenin sonuna, anlayışa ve nedenine getirdi, olabilecek en alt dereceye. Ancak o zaman böyle bir koşulu kabul ettiler, içlerinde hiçbir tereddüt ve karşılık olmadan, sanki en büyük Gadlut derecesindelermiş gibi ve bundan mutluluk duyarak.

“Yaratan’a memnuniyetle hizmet edin” cümlesi bunu anlatmaktadır. Şöyle ki Gadlut zamanında, bizlere mutluluk duyacağımız bir iş veriyor demek alakasızdır, zira Gadlut’tayken, mutluluk kendiliğinden gelir. Bunun yerine, mutlu olmaları için verilen iş onlara Katnut zamanında verilir, kendilerini Katnutta hissetmelerine rağmen bu aslında çok büyük bir çalışmadır.

Seviyenin esas kısmı budur denir, yani Katnut koşulunun anlaşılması. Anlayış sürekli olmalı ve Gadlut sadece bir eklemedir. Ayrıca, kişi ana bölüm için özlem duymalı, eklemeler için değil.

18) Baal HaSulam, Şamati 238- Ne Mutlu Seni Unutmayan ve Oğlu Senin İçin Çabalayan Adama

“Ne mutlu Seni unutmayan ve oğlu senin için çabalayan adama” (Roş HaŞanah dualarından). Kişi beyazlık yolunda ilerlediği zaman, bağışlanan her şeyin yalnız siyahlığın farkındalığını edinmesi nedeniyle olduğunu hatırlamalıdır. Ve kesinlikle “Senin,” için “herkes O’nun inancın tanrısı olduğuna inanır,” yoluyla çaba göstermelidir, halen inançla çaba göstereceği bir yer görmese bile, her şey önünde ifşa olmamış olsa bile. Gene de mantığın ötesinde, iman yoluyla inanılacak daha çok şey olduğuna inanmalıdır.

‘‘Ve İsrael bu yüce eseri gördü… Ve Yaradan’a inandı.’’ Bu nedenle ‘gördü’ anlayışı ile ödüllendirilmiş olanların bile, hala inancın yoluna inanmak için güç sahibi olmaları gerekir.

Ve bu büyük bir çaba gerektirir; aksi halde Libni ve Şimei gibi kişi derecesini kaybeder. Bunun anlamı şudur ki eğer bu böyle olmasaydı, Tora ve Mitzvot’u kesinlikle beyazlık zamanında dinleyebilirdi, sanki bu bir koşulmuş gibi olurdu. Ancak kişi, koşulsuz olarak dinleyebilir. Bundan dolayı beyazlık zamanında kişi, siyahlığa kusur bulmamaya dikkat etmelidir.

19) Baal HaSulam, Şamati 215- İnanç

İnanç özellikle saf bir çalışmadır. Bunun nedeni, alma iradesinin bu çalışmaya katılmamasıdır. Dahası, alma iradesi buna razı olmaz. Bu arzunun doğası, yalnızca gördüğü ve bildiği bir yerde çalışmaktır. Ama mantık ötesi böyle değildir. Dolayısıyla bu yoldan Dvekut (bir olmak) tamamlanabilir, çünkü burada eşitlik unsuru vardır, yani gerçek ihsan etme vardır.

Bu nedenle, bu temel sabit ve sağlam olduğunda, çıkar sağlayan şeyleri alırken bile, o, bunu “bir yer” olarak değerlendirir ve bu, Gimatria’da Tora’dır. Ve bu Tora’da korku olmalıdır. Yani, kişinin aldığı herhangi bir destek ve yardımı Tora’dan değil, inançtan aldığını görmesi gereklidir. Ve hatta hala bu hoş yerden aldığı için, bunun gereğinden fazla olduğunu düşündüğü zaman bile, bunun doğru ve gerçek olduğuna inanmalıdır. Ve bu “ve hepsi O’nun inanç Tanrısı olduğuna inanır” sözünün anlamıdır, çünkü kişi özellikle inanç yoluyla bu dereceyi sürdürebilir.

20) Baal HaSulam, Şamati 5- Lişma Yukarı’dan Gelen Bir Uyanıştır ve Neden Aşağıdan Bir Uyanışa İhtiyaç Vardır?

Kişiden istenilen yegâne şey, manevi çalışmasıyla Yaratan ile Dvekut’a (Bütünlüğe) gelmesidir ve bu kişiye form eşitliği olarak ifşa olur, kişinin tüm yaptıkları, sadece ihsan etmek için olur.

Şöyle yazdığı gibi; “O zaman kendini Yaratan’la memnun edeceksin.” “O zaman” kelimesi ilk başta, kişinin çalışmaya başladığı zaman, zevk duymadığı zaman. Yani, kişinin çabası kendisini zorlayarak olduğu zaman.

Ancak, sonradan, kişi kendisini incelemektense ihsan etmek için çalışmaya alıştırdıktan sonra, eğer kişi manevi çalışmasından tat alıyorsa, Yaratan’ına yaptığı çalışmayla haz verdiğine inanıyorsa, kişi Yaratan’ın yaptığı çalışmayı her ne kadar olursa olsun, kabul ediyor demektir. Her şeyde Yaratan, memnunluk getirecek niyeti inceler ve bu durumda kişide “O zaman kendini Yaratan’la memnun edeceksin” koşulu oluşur.

Yaratan adına çalıştığı zamanda bile kendisini mutlu ve canlı hisseder, sanki gerçekten Yaratan için çalışıyormuş gibidir, zira kişinin kendisini zorlayarak yaptığı çalışma kişiyi ağırbaşlılıkla çalışmaya hak kazandırır. Görürüz ki, o zamanda kişinin aldığı memnuniyetlik Yaratan’la alakalıdır, yani özellikle Yaratan içindir.

21) Rabaş, Makale 572, “İki Emek”

Bu soruların üstesinden sadece, mantık ötesinde olan inançla ulaşmak mümkündür. Kişi, günahkârın sorusunu aklın bakış açısından cevaplamak zorundadır, ne sorduğunu sormak anlamlı olur. Ancak mantık ötesi inanç içinde, bilgelerin sözlerine inanmak, Yaradan’ın uğruna olan tek yoldur. Yani, kişi Yaradan’ın uğruna tüm enerjisini ve çabasını verir, bu onun tek amacıdır ve dünya bu amaç için yaratıldı, çünkü bilgelerimiz “Bütün dünya bunun için yaratıldı” (Berahot, 6b), yani cennet korkusu için.

Bu nedenle, kişi günahkârı mantık ötesine çıkarak cevaplar ki bu akla karşıdır, akıl artık herhangi bir soru soramaz, çünkü tüm sorular mantık içindedir, oysa mantık ötesinde sorulara yer yoktur. Bu yüzden, günahkâr bu soruları sorduğunda, ona, şimdi işimi inançla yapabileceğim denir. Başka bir deyişle, gerçek şudur ki, senin soru soruyor olman ve benim seni mantık ötesi inancın içinde gidiyorum diye cevaplamam senin şunu anlamanı gerektirir, bilmelisin ki benim çalışmam mantık ötesindedir.

Bu durumda şimdi sen benim Mitzva yapmama neden oldun ve böylece şimdi herkese aşikâr oldu ki Yaradan’ın yolu yalnız inançtır.

22) Baal HaSulam, Şamati 19- “Manevi Çalışmada Yaradan Bedenlerden Nefret eder” Ne Demektir?

Kişi alma arzusu ile yapacak işi olduğunda öfkeli olmamalı; bu onun çalışmasını engeller. Eğer bedende alma arzusu yoksa yani, çalışmasında kişi Torah ve Mitzvot’u (sevap) yerine getirmesini sorgulamıyorsa, çalışmasını engellemiyorsa kişi elbette daha memnun olacaktır.

Ancak kişi manevi çalışmasında alma arzusunun engellerinin kendisine yukarıdan geldiğine inanmalıdır. Kişiye alma arzusunu keşfetmesi için yukarıdan güç verilir. Çünkü tam olarak alma arzusu uyandığı zaman onun çalışması için yer vardır.

Böylece alma arzusunu ihsan etmeye çevirmesine yardım etmesi için kişinin Yaradan ile yakın teması olur. Ve kişi bunun, kişinin O’na duasından Yaradan’ın memnuniyeti ölçüsünde onu yanına, form eşitliğine, alma arzusunun ihsan etmek için almak üzere iptal edilmesi denen Dvekut’a (bağa), çektiğine inanmalıdır. Yaradan bunun hakkında der ki: “Oğullarım beni yendi.” Bu ben size alma arzusunu verdim ve siz benden bunun yerine ihsan etme arzusunu talep ettiniz demektir.

23) Rabaş, Makale 24, Sadaka ve Hediye Arasındaki Fark (1986)

Uzun bir süre boyunca çaba gösterip eksikliğinde bir tatmin görmemek, kişinin içine azap ve acı verir, çünkü çaba göstermiş ama ilerleme görememiştir. O zaman aklına birer birer düşünceler gelmeye başlar. Bazen bu bir çaresizlik kıvılcımıdır, bazen kişi güçlenir, ama kişi, bir kere daha bu durumundan düşer, bu böyle tekrarlanır. Nihayet gerçek eksiklik, kişinin içinde biçimlenir, bunu çıkış ve inişlerdeki çabası ile edinir. Bu çıkış ve inişler, Yaradan ile Dvekut bahşedilmediği için her defasında ona acı verir. Nihayet çabanın kabı yeteri kadar dolduğu zaman, buna Kli denir. Sonra, bunun dolumu Yaradan’dan gelir, zira şimdi bu gerçek bir Kli’dir.

Böylece şimdi kişi, senelerce çalışmasından sonra, geri çekildiğini görür, bu kasten böyle olur ki böylece Yaradan ile Dvekut’ta olmadığı için canı yanmasın. Ortaya çıkan şudur, her defasında, “gerçek eksiklik” denen Kli’yi oluşturmaya yakınlaştığını görmelidir. Şöyle ki, Katnut’unun (küçüklüğünün) ölçüsü ve Gadlut’unun (yetişkinlik) eksikliği, yalnız Yaradan’a memnuniyet vermek olan, Yaradan ile Dvekut denen dolumu almadığı için hissettiği acı ölçüsündedir. Eksiklik tamamlanmadan önce, tamamen dolu olmak için doldurulmak imkânsızdır.

24) Baal HaSulam, Şamati – Sadakat

Hizmet öncelikle korku anlayışına dayanan bir sadakatle olmalıdır. O zaman, tüm beden çalışma ile karşıt görüşte olur, çünkü hizmet etmekten tat almaz. Ve beden yaptığı her şeyde, -bütünlük içinde olmayan- bu hizmeti hesaplar. Böylece, bu çalışma ile eline ne geçecek?

O halde, bu hizmette geçerlik ve zevk olmadığı için, bununla başa çıkması sadece fedakârlık yoluyla olur. Bu demektir ki, verdiği hizmetten acı hisseder ve her hareket onun korkunç acı çekmesine neden olur, çünkü beden boşuna çalışmaya alışkın değildir; bu çalışması ya kendisine ya da başkalarına yararlı olmalıdır.

Ama Katnut (küçüklük) sırasında, kişi hizmet etmenin kendisi için bir faydasını hissetmez, çünkü halen bu hizmetten bir keyif almaz. Ve hatta kişi başkalarına da bir yararı olacağına inanmaz, eğer bu kendi için önemli değilse, başkaları bundan nasıl keyif alır ki? O zaman acısı şiddetlenir. Ve daha da çalıştıkça, acısı da bu oranda artar. En sonunda, ıstırap ve çabası belli bir miktara ulaştığı zaman Yaradan ona merhamet gösterir ve Yaradan’a hizmet etmekten tat almayı ona bahşeder, çünkü yazılmış ki, “Yukarıdan bize maneviyat akana kadar.”

25) Rabaş, 65. Mektup

Çalışmada temel şey şudur ki, maneviyatta bir şeyin yarısı verilmez. Aksi takdirde kişi yarım tövbe ettiğinde yukarıdan diğer yarı için yardım alması gerekir. Bu nedenle maneviyatta yarım şey olmadığından, kişi Yaradan’a yardım için dua etmelidir. Bu demektir ki, dua kalbin çalışması olduğundan, dua sırasında kişi kalbindekini ortaya koyarak Yaradan’ın ona O’nun önünde iptal olma arzusu vermesi, yani kendi otoritesi altında hiç arzu kalmaması ve içindeki tüm arzunun sadece Yaradan’a yönelik olması için dua eder.

Bir kez tam iptale karar verdiğinde, Yaradan’dan bunu başarması için yardım ister. Bu demektir ki, aklı ve arzusu Yaradan önünde iptal olmaya hemfikir olmasa da Yaradan’a O’nun önünde iptal olmak için dua etmelidir. Buna “tam dua” denir, yani kendisi için bir şey istemeden Yaradan’ın ona tam bir arzu vermesini ister ve daima erdemlik içinde kalmak için Yaradan’a yakarır.

26) Rabaş, Makale 26, Çalışmada, “Tanrı Gibi Kutsal Olan Yoktur, zira O’ndan Başkası Yoktur,” Ne Demektir? (1990)

Ubar haline, yani alma arzusunun, “ihsan etme arzusu” denen yeni bir arzuyu üstlenmesi haline gelmek bizim için zordur. Kişi, Ubar koşulu ile ödüllendiği zaman, yani ihsan etme arzusu, alma arzusunun içine girdiği zaman, buna; “Yaradan bir imajın içinde yeni bir imaj biçimlendirdi,” denir.

Ve kişi bu, “Yaradan’ın bir imajın içinde yeni bir imaj biçimlendirmesi,” mucizesinin önemini anlamalıdır. Halen açıkladığımız gibi bu gerçek bir yenilik ve gerçek bir mucizedir; çünkü doğaya karşıdır ve Yalnız Yaradan doğayı değiştirebilir; insanın elinde değildir. Ve bu “yeni bir şeydir,” şöyle ki Yaradan, almanın imajı olan annenin imajı içinde ihsan etmenin imajını biçimlendirir. Ve buna “Yaradan’ın bahşettiği Keduşa,” denir. Şöyle denmiştir, “Tanrı gibi kutsal olan yok, zira O’ndan başkası yok.” Dünyada doğayı değiştirebilecek hiç kimse yoktur ve kişiye doğası ile gelen Kli’nin içinde, alma arzusu verilir, daha sonra “ihsan etme arzusu,” denen başka bir doğaya sahip olması sağlanır.

27) Rabaş, Makale 587, Üstteki Alttakinin Amacı İçin İnceleme Yapar

Kişi, Lişma çalışmak için, üsttekinden güç almalıdır, alttaki, bu çalışmaya başlamak için güçsüzdür, ama sadece Lo Lişma attakinin hareket edeceği ilk gücü verdiği için, yalnızca ‘alma arzusu’ olarak adlandırılan Lo Lişma (O’nun adına değil) formunda çalışmaya gücü vardır, çünkü kişi maddesel hazlarda yeterli tadı bulamadığı zaman, manevi hazları araştırmaya başlar. Bunu şu takip eder; alttakinin çalışmasının kökü, alma arzusudur, MAN olarak adlandırılan dua yükselir ve o zaman üstteki, bu MAN’ı düzeltir ve Masah’ın gücünü ona yerleştirir ki bu alttaki, kendisiyle ilgili olarak amacının ihsan etmek olduğunu bilmeden önce, bolluğun gecikmesi için bir arzudur. Öyle ki, üstteki, alttakine, alttakinin O’nun yüceliğini hissetmesiyle, ihsan etme arzusundaki iyi tadı ve hazzı verir, ihsan eder. İşte o zaman, kişi, O’nun önünde iptal olmanın ve O’nun önünde varlığını iptal etmenin değerli olduğunu anlamaya başlar. Daha sonra kişi, realitede var olan her şeyin, sadece O’nun arzusu bu olduğu için böyle olduğunu, Yaradan’ın alttakinin var olmasını istediğini, ama kişinin kendisi için varlığını iptal etmek istediğini hisseder. Bunu şu izler; daha sonra kişinin hissettiği canlılık, Lişma ve kendisi için değil olarak kabul edilir. Kişi bunu hissettiği zaman, MAN’ın ıslahına hâlihazırda sahip olduğu düşünülür ve o zaman kişi, aynı zamanda artık aralarında bir çelişki olmadığı için, MAD’ı da almaya uygundur, zira alttaki de kendi iyiliğini değil, üsttekinin iyiliğini ister. Bu, üstteki, alttakine Mohin verdiği zaman, ona da Mohin’in kıyafetlenmesini yani alttakine, bolluğu ve yanı sıra ihsan etme arzusu olan Masah’ın gücünü verir. ‘Lo Lişma’dan Lişma’ya geliriz’ ifadesinin anlamı budur.

28) Rabaş, Makale 218, İsrail Kralların Oğullarıdır

Kişi, her nerede keyif almaktan çekilir ve birliğe sebep olursa, üst ışık orada olacağından, onda Keduşa’yı bulursunuz, çünkü Kelim (kaplar), Keduşa sadece saf, bir yerde bulunduğu için, Keduşa olarak adlandırılan Yaradan’ın ışığını alabilir. ‘Saflık’, niteliklerin saflığı demektir ve o zaman Keduşa, saflığın yerinde bulunur. Ancak bazen, ‘Onların Tuma’a’sının (kirliliklerinin) ortasında onlarla yaşayan, Ben, Efendiniz’, yani onlar, halen eşitlikte olmaya hazır oldukları Kelim’e sahip olmadığı zaman bile, bunu başarmasına yardım etmek için, kişinin yukarıdan desteklenmesi gerekir. Lo Lişma’nın, içindeki ışığın ıslah etmesinin anlamı budur. Bu ışığa, ‘Onların Tuma’a’sının ortasında onlarla yaşayan Efendi’ denir. Bu özellikle Lişma’ya ulaşmak isteyen, ama bedeninin üstesinden gelemeyen kişiyle ilgilidir. Ona bu nedenle ışık verilir ki böylece alma arzusunu yenebilsin ve ihsan etmek olan Yaradan’ın yolunda yürüyebilsin.

29) Baal HaSulam, Özgürlük

Böylece, İsrail’in çocukları, o kutsal durumda, tam bütünlük ile ödüllendirildiklerinde, alma kapları tüm dünyevi varlıklardan arınmış Yaradan’a eşitlik formunda tutunmuşlardı. Bu, Yaratıcılarının onlardan haz alabilmesi için, başkalarına memnuniyet ihsan etme boyutu dışında hiçbir kişisel varlığa arzu duymamaları anlamına geliyor.

Ve alma arzuları o nesneye büründüğü, onun içine giydirildiği için onunla tam bütünlük içinde bağlanmış oldu. Dolayısıyla, elbette ölüm meleğinden özgür kılınmışlardı, zira ölüm muhakkak ki belli bir nesnenin varlığının yokluğu ve hükümsüzlüğüdür. Ancak sadece kendi zevki için var olmak isteyen bir kıvılcım varsa onunla ilgili olarak, yok olduğu ya da öldüğü için mevcut değil demek mümkün olabilir.

Bununla beraber, Yaratılışın amacını gerçekleştirdiğinde ve Yaradan ondan haz aldığında, çünkü arzusu yerine getirilmiştir, O’nun memnuniyetiyle dolmuş olan insanın özüne, tıpkı O’nun gibi tam, bütün sonsuzluk bahşedilir. Böylece, ölüm meleğinden özgürlük ile ödüllendirilmiştir.

30) Rabaş, Makale 223, Çalışmaya Giriş

Kişi, Lo Lişma denen dereceye ulaştıktan sonra, harika bir şeyle ödüllendirilir. Yani, kişi kendisi için hiçbir endişesinin olmadığı, bunun yerine bütün hesaplamalarının ve düşüncelerinin gerçek olduğu, yüksek bir safhaya ulaşır.

Bu, kişinin niyetinin, gerçek realiteye göre, kendini tamamen iptal etmek olduğu anlamına gelir. Burada, yalnızca Kral’a hizmet etmesi gerektiğini düşünür. Çünkü, Kral’ın ihtişamını, büyüklüğünü ve önemini hisseder. Sonra, kendini unutur, yani kendisi hakkında endişe duymasına gerek yoktur, çünkü kişinin ‘kendi benliği’ ile ilgili görüşü, Yaradan’ın realitesini, ışığını hissettiğinde, bir mumun bir meşalenin önünde iptal olması gibi, iptal olmuştur. O zaman, kişi, Yaradan’ın memnuniyeti demek olan, Lişma yönündedir. Ve bütün isteği ve kaygısı, kendi varlığını, alma arzusunu, hiç hesaba katmadan, Yaradan’ı nasıl memnun edeceğiyle ilgilidir. O zaman kişi, “ihsan etmek için, ihsan etme” koşulundadır.

31) Baal HaSulam, Şamati 17- Sitra Ahra’ya “Taçsız Malhut” Denmesi Ne Demektir?

Bilgelerimizin söylediklerinin anlamı şudur; “Her kim gururlu olursa, der Yaradan, iki yetkili olamayacağı için, ‘O ve ben aynı yerde duramayız,’”. Ancak, kişi Ein durumunda olduğunda ve kişi kendini kökün önünde iptal ettiğinde, yani kişinin tek arzusu aynı kök gibi ihsan etmek olduğunda, karşısında tek bir yetki bulur: Yaradan’ın yetkisi. Bundan sonra, kişinin bu dünyada aldığı her şey, sadece Yaradan’a ihsan etmek içindir.

Söylediğinin anlamı şudur: “Tüm dünya benim için yaratıldı ve ben de Yaradan’ıma hizmet etmek için.” Bu nedenle bu dünyadaki tüm dereceleri almalıyım ki, “Yaradan’ıma hizmet etmek” anlamında her şeyi O’na verebileyim.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,561