e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Kongre ve Ders Materyalleri > Sabah Dersi 2018 – Yaradan’ın Yüceliğinin Eksikliğini Aramızda İfşa Etmek

Sabah Dersi 2018 – Yaradan’ın Yüceliğinin Eksikliğini Aramızda İfşa Etmek

1) Rabaş, Makale 18, Çalışmada, “Sayılanda Hiçbir Kutsama Yoktur,” Ne Demektir?

Kişi amacı değiştirdiğinde, yani Tora ve Mitzvot çalışmasının başlangıcında, amacı – çalışması yoluyla erişeceği şey – ki bu kendi menfaatinedir ve şimdi kişi bu amacı değiştirir. Bu, “Ne zaman alma arzum için amacıma ulaşacağım ve böylece keyif alacağım?” diye düşündüğü yerdir, ama şimdi amaca özlem duyar ve der ki; “Ne zaman Yaradan’ı memnun edebileceğim ve kendi-menfaatimden vaz geçeceğim?”

Bu amaç doğaya karşı olduğu için, Yaradan’a inanmaya daha da çok ihtiyacı vardır, bu nedenle her zaman Yaradan’ın yüceliğini edinmeye çabalamalıdır. Yaradan’ın yüceliğine inandığı ölçüde, bu niyette çalışabilir. Bu nedenle, her gün Yaradan’a gözlerini açması ve böylece O’nun yüceliğini ve önemini görebilmesi için dua etmek, kişiye kalmıştır ki böylece ihsan etmek için çalışacak gücü olacaktır.

2) Rabaş, Makale 13, Çalışmada “Kem Gözün Ekmeği” Ne Demektir?

Tora ve Mitzvot içindeki tüm çalışmamız, sürgünden yani “kendimiz için almaktan,” geri dönmektir ki böylece ihsan ederek Yaradan’ı memnun etmek için çalışabilelim. Yani Yaradan’a hizmet ettiğimizi ve Yaradan’ın yüceliğinden kaynaklanan sevgiyi hissetmek isteriz.

Aldığımız tüm keyfin Yaradan’ın hizmetinde olmaktan gelmesini isteriz, tek ödülümüzün bu olmasını isteriz. Bu hizmetin kendisinin ödül olduğunu hissetmek ve Yaradan’a hizmet etmekten daha büyük bir ödül olmadığını hissetmek isteriz.

3) Baal HaSulam, Şamati 211- Kralın Önünde Duruyormuş Gibi

Evinde oturan birisi, Kralın huzurunda duran birisi gibi değildir. Bunun anlamı; kişinin tüm gün Kralın huzurunda olduğunu hissedecek inanca sahip olması gerektiğidir. O zaman sevgisi ve korkusu tamamlanmış olur. Ve kişi bu inanca kavuşmadıkça, dinlenmemelidir, “çünkü hayatımızdır ve ömrümüz bunun içindir” ve biz bundan başka bir ödülü kabul etmeyeceğiz.

Ve alışkanlık ikinci doğa haline gelene kadar, inanç eksikliği, kişinin kollarına ve bacaklarına dolanır; öyle ki, “O’nu hatırladığımda, O, benim uyumama izin vermez.” Ancak tüm dünyevi şeyler, kişinin arzusunu giderir, çünkü kişi görür ki kendisine zevk veren şeylerden aldığı zevk, yoksunluğunu ve acısını iptal eder.

Ancak, kişi teselli olmak istememeli ve aldığı bu bedensel şeylerde dikkatli olmalıdır ki bu onun arzusunu gidermesin. Kişi şöyle yapar; aldığı zevk yüzünden Keduşa (Kutsallık) kaplarının kıvılcımları ve güçlerinin ondan eksilmesine hayıflanır, yani Keduşa’ya özlem duyar. Ve bu üzüntü yoluyla Keduşa’nın kaplarının kaybolmasını engeller.

4) Rabaş, Cilt 3, Makale 24,  Eksiğimiz Olan Temel Şey

Eksiğimiz olan temel şey ve çalışmak için yakıtımızın olmamasının nedeni; amacın öneminin eksik olmasıdır, yani verdiğimiz hizmeti takdir etmiyor, kime ihsan ettiğimizi bilmiyoruz. Yaradan’ın yüceliği bilgisinden yoksun olduğumuz için bu hizmeti vermekle ödüllendirilmekle ne kadar şanslı olduğumuzu anlayıp ne kadar mutlu olmamız gerektiğini bilmiyoruz; çünkü O’nun yüceliğini anlayabilmek için hiçbir şeye sahip değiliz.

Buna “Şehina tozun içinde,” denir, Zohar’a göre anlamı; Yaradan’a ihsan etmenin bizim için önemi toz kadardır, bu nedenle de çalışmak için yakıtımız yoktur, zira bize mutluluk vermediğinde çalışmak için gücümüz yoktur.

5) Rabaş, Makale 21, Çalışmada “Sarhoş Adam Dua Etmemelidir,” Ne Demektir?

İhsan etmek için çalışmasına yakıt bulmak ve ödül almamak ve yalnız çalışmanın kendisi ödül olması için O’na inanmak gerekir, yani O’nun yüceliğine inanmak gerekir. Yaradan’ın yüceliğine inanmak için büyük bir çaba harcamalıyız. Yaradan’ın yüceliğine olan inanç olmaksızın, ihsan etmek için çalışma gücü olmaz. Tam Olarak Yaradan’ın yüceliğini hissettiğinde, kişi ödül beklemeksizin çalışmaya hazır olur.

Daha doğrusu, çalışmanın kendisi ödüldür, zira yüce Kral’a hizmet etmek, bu hizmetin kendisi, Yaradan’ın gelip O’na hizmet etmesi için izin vermesi, kişi için dünyadaki her türlü hazineden daha değerlidir. Bu nedenle Yaradan’ın yüceliğini hissetme koşuluna nasıl geleceğimize odaklanmalıyız ve sonra her şey bu noktayı izler.

6) Rabaş, Cilt 1, Makale 29, Lişma’dan LoLişma’ya

Yaradan’ın yüceliğini edinmenin yalnız tek bir yolu var. Bu, tamamen Tora ve Mitzvot’la yaptığımız şeydir; ödülümüzün Yaradan’ın yüceliğini hissetmek olmasını isteriz ve tüm dualarımız “Şehina’yı toz topraktan yükseltmektir,” çünkü yer almış olan Tzimtzum nedeniyle Yaradan bizden gizlidir ve bizler O’nun önemini ve yüceliğini takdir edemeyiz.

Bu nedenle, Yaradan’a bizden gizliliğini kaldırması için ve Tora ile ödüllenmemiz için dua ederiz. Roş Haşana’nın (yeni yıl ayini), 18. duasında ‘Gerçekten, ihtişamı insanlarına ver’ diyoruz. Yani, ‘Efendi’nin ihtişamını, insanlarına ver’, böylece Kral’ın ihtişamını hissetsinler.

Bu sebeple, kişi Tora çalışırken, amacı hatırlamaya çalışmalıdır ki böylece bu çalışmadan ne almak istediği, daima gözlerinin önünde olsun, yani bu çalışma Yaradan’ın önemini ve büyüklüğünü bahşetsin. Ayrıca, Mitzvot’u yerine getirirken niyeti de unutmadan, Mitzvot’u izlemenin şükranı ile Yaradan, kişiden maneviyatın gizliliğini kaldıracak ve ona Yaradan’ın büyüklüğü hissiyatını verecektir.

7) Rabaş, 11. Mektup

Tek eksikliğimiz, O’nun yüceliğini hissedememek olduğundan, tüm bu ayetler ve atalarımızın söylemleri bize, O’na nasıl tutunacağımızı tavsiye eder. “Bu çalışma da nedir?” diyerek, eleştirmeye başladığımızda her şeyi acilen Ohr Pnimi (içsel Işık) olarak almak isteriz. Bildiğiniz gibi İçsel Işık özellikle Masah ve Ohr Hozer (Yansıyan Işık), yani temiz Kelim olduğunda parlar. Oysa Yaşam Ağacı’nda yazdığı gibi, Ohr Makif uzaktan parladığından, Behina Dalet, Ohr Makif’ten (Saran Işık) alır.

Bu demektir ki, kişi Yaradan’dan uzak ve form eşitliğinde olmasa bile, Saran Işıktan alır. ARI, Saran Işığın İçsel Işıktan yüce olduğunu söyler. Peki, kişi uzakta olduğu zaman nasıl alacak? Yalnızca Saran Işığın büyüklüğünü ve önemini, yani Yaradan’ın yüceliğini ve Tora’nın ışığının önemini arttırdığı zaman. Sonrasında uzaktan aydınlanmayı alır.

İnanmalıyız ki, Yaratılışın tüm güzelliği Tora’nın içselliğindedir. Fakat inanç büyük çaba gerektirir. Bu “Sen’i unutmayan insana ne mutlu,” sözünün anlamıdır. Kişi bununla nasıl ödüllendirilir? “Sen’in için çabalayarak” ile.

8) Rabaş, Makale 30, Dostlar Meclisinde Ne Aranır? (1988)

Dostlar öncelikle birbiriyle Yaradan’ın yüceliği hakkında konuşmalıdır, çünkü kişi Yaradan’ın yüceliğini hissettiği ölçüde, doğal olarak kendini O’nun önünde iptal eder. Tıpkı doğada olduğu gibi küçük olan büyüğün önünde kendini iptal eder, bunun maneviyatla ilgisi yoktur. Daha ziyade bu dünyevi insanlar arasında geçerlidir.

Diğer bir deyişle, Yaradan doğayı bu şekilde yaratmıştır. Bu nedenle dostların Yaradan’ın yüceliğini konuşması bir arzu uyandırır ve Yaradan önünde kendini iptal etme özlemi doğurur, çünkü Yaradan’la bağ kurma özlemi ve arzusu hisseder. Ayrıca şunu da hatırlamalıyız ki, dostların Yaradan’ın önemini ve yüceliğini takdir etmesi kadarıyla mantık ötesi gitmeliyiz, yani Yaradan’ın insanın hayal edebileceğinden çok daha yüce olduğunu anlamalıyız.

Şunu söylemeliyiz ki, mantık ötesi inanırız ki O, dünyayı iyilikseverlikle yönetir ve eğer kişi Yaradan’ın sadece insanın iyiliğini dilediğine inanırsa, bu kişinin “Ve sen, senin Tanrı’nın Efendisini tüm kalbinle ve ruhunla seveceksin,” ile ödüllendirilene kadar, Yaradan’ı sevmesine sebep olur. Ve bu insanın dostlardan almaya ihtiyaç duyduğu şeydir.

9) Rabaş, Makale 15, Çalışmada, “Erdemli Günahkâr Tarafından Görünür Hale Getirilir,” Ne Demektir? (1989)

Eğer niyetleri Yaradan’a memnuniyet ihsan etmek ise ve bu nedenle eğer çalışmalarını daha fazla arttırmak istiyorlarsa, Yaradan’ın yüceliğini arttırmaları gereklidir, zira yalnız Yaradan’ın yüceliği ölçüsünde O’nun önünde kendilerini iptal edebilirler ve yaptıkları işleri yalnız İlahi Gücün hatırına yapabilirler. Ve bu Kutsal Zohar’ın “Onun kocası kapılarda tanınır,” dizesi hakkında gibidir, yani her biri kendi “kalbinde biçtiği değere göre.” Bu nedenle, İlahi Güç hatırı için çalışanlar, çalışmaları için yakıt almak amacıyla, Yaradan’ın yüceliğine inanç edinmek için her gün çalışmak zorundadır, bu onları çalışmaya sevk eder. Ve çalışmalarından aldıkları keyif de budur.

10) Rabaş, Makale 31, Senin Öğretini Ne Kadar da Severim

“Yaradan, O’ndan korkulsun diye bunu yaptı,” sözünün anlamı şudur, hissettiğimiz tüm kötü durumlar, yalnızca insanın içinde bulunduğu durumda kalmaması içindir. Şöyledir, kişi Yaradan’ın yüceliği kademesine yükselmedikçe, bunun üstesinden gelemeyecektir, ancak yalnız Yaradan’ın yüceliğini hissettiğinde kalbi teslim olur. Buna Yaradan korkusu kademesine tırmanmak denir. Bunu takiben, bu sorular kişinin Yaradan’ın yüceliği ile Yaradan’ın onun kalbini ve gözünü açmasına ihtiyaç duyasına neden olur. Aksi halde yetiştirilirken ona verilen cennet korkusu ile yetinir. Ancak günahkarın sorusu onun aklına düşer ve bu ona yeterli olmaz, sürekli olarak Yaradan’ın yüceliğinin (hissiyatını edinme) kademelerinde yükselmeye ihtiyaç duyar

11) Rabaş, Makale 42, Efendiye Mutlulukla Hizmet Et

Kutsal Zohar sorar: “Efendi kırık kalbe yakındır,” diye yazılmamış mı? Yaradan’a hizmet eden, yani niyeti ihsan etmek için olan kişi, mutluluk içinde olmalıdır, çünkü Yaradan’a hizmet etmektedir. Eğer kişi çalışma sırasında mutlu değilse, bu onun Yaradan’ın yüceliğini takdir etmediğine işaret eder. Bu nedenle kişi mutlu olmadığını hissederse, Yaradan’a dua etmeli; O’nun yüceliğini hissetmesi için kalbini ve gözünü açsın diye.

Ve burada iki durum gelişir:

1) Kişi Kral’ın yüceliğini hissetmediğine hayıflanır.

2) Kişi mutlu olur, çünkü tüm hüznü manevi yoksunluktan gelmektedir; yoksunlukları alma arzusundan gelen diğer insanlar gibi değildir.

Ve kişi ona bu bilgiyi -maneviyat için endişe duyup hayıflanmayı- kimin verdiğini anlamalıdır. Ve bu onu mutlu etmelidir, çünkü Yaradan ona manevi yoksunluk hakkında düşünceler yollamaktadır; buna “Efendinin kurtarışı,” denir ve bu nedenle de kişi mutlu olmalıdır.

12) Rabaş, Makale 11, Yakup ve Laban Arasındaki Mücadele (1985)

Sadece Tora’yı “O Yüce ve Hükmedendir,” olarak idrak etmeye Lişma denir. Buna “ihsan etmek ve hiç ödül almamak,” denir, bu “arı çalışmadır.” İhsan etmek için çalışmak, çalışmaya değer verildiğinde gerçekleşir. Kişinin motivasyonu vardır. Fakat hizmet ettiği şeye olan önemi arttırmazsa çalışma enerjisi olmaz. Bu böyledir, doğada gördüğümüz gibi küçük olan büyüğün önünde kendini iptal eder. Ancak tüm çalışma O’nun önemini fark etmek içindir.  Öyle anlaşılıyor ki insan çalışmasının özü mantık ötesi çalışıp Yaradan’ı önemsemektir. Genel olarak tüm yaratılanlar Keduşa’yı tozdaki Şehina olarak hissederler. Bu sebeple tüm kitaplarda kişinin Şehina’yı tozdan çıkartması gerektiği yazılıdır. İnsanın çalışması Yaradan’ın önemini ve yüceliğini anlamaya çabalamaktır. Aslında kişi Yaradan’ın Yüceliği ve Önemi haricinde, sadece gereksinimi olduğunu hissettiği şeyler için çalışır. Oysa burada tek ihtiyacımızın Yaradan’ın Yüceliğini hissetmek olduğunu bilmeliyiz.

13) Baal HaSulam, Şamati 14 – Yaradan’ın Büyüklüğü Nedir?

Yaratan’ın Romemut’u (büyüklüğü, yüceliği) kişinin mantık ötesi gitmek için gücü Yaradan’dan istemesi gerektiği anlamına gelir. Bunun anlamı; Yaradan’ın büyüklüğünün iki yorumu vardır:

  1. Bilgiyle dolmak değildir; bu kişinin sorularına cevap bulabildiği akıldır. Aksine kişi sorularını Yaradan’ın cevaplamasını ister. Buna Romemut denir, çünkü tüm bilgelik yukarıdan gelir, adamdan değil, yani bu kişi ancak kendi sorusunu cevaplayabilir anlamındadır.
  2. Kişinin cevaplayabildiği herhangi bir şey, dış akılla cevaplanıyor sayılır. Bunun anlamı, Tora ve Mitzvot’u tutmanın değerli olduğunu alma arzusu anlıyor demektir. Ancak, eğer mantık ötesi kişiyi çalışmaya zorlarsa, buna “alma arzusunun fikrine karşı” denir.
  3. Yaradan’ın büyüklüğü demek, kişinin dileklerinin kabul olması için Yaradan’a muhtaç hale gelmesi demektir.

Bu nedenle;

  1. Kişi mantık ötesi gitmeli. Böylece kişi boş olduğunu görür ve dolayısıyla Yaradan’a muhtaç hale gelir.
  2. Sadece Yaradan, kişiye mantık ötesi gidebilme gücünü verebilir. Başka bir değişle, Yaradan’ın verdiği şeye “Yaradan’ın Romemut’u” denir.

14) Rabaş, Makale 7, Çalışmada “İnsan” Nedir, “Hayvan” Nedir?

Kişi kendisi için değil, Yaradan hatırına çalışmak istediği zaman, yaptığı her şeyin Yaradan hatırı için değil, ama yalnız kendi menfaati için olduğunu görür. Bu durumda, hiçbir şeyinin olmadığını ve tamamen boş olduğunu hisseder ve bu boşluğu yalnız nar ile yani mantık ötesinde giderek doldurabilir, buna “Yaradan’ın yüceliği,” denir. Başka bir deyişle, Yaradan’dan ona mantık ötesinde Yaradan’ın yüceliğine inanmak için güç vermesini istemelidir. Şöyle ki, Yaradan’ın yüceliğini istemesi durumu, “Eğer beni Yaradan’ın yüceliğine ve büyüklüğüne eriştirmezsen, bu çalışmayı yapmaya razı olmayacağım.” diyor anlamına gelmez. Aksine Yaradan’dan, O’nun yüceliğine inanması için güç vermesini ister ki bununla şimdi içinde bulunduğu boşluğu doldursun. Bu durumda, eğer bu boşluk olmasaydı, yani eğer kişi Dvekut’a, yani “ihsan etmek için,” denen form eşitliğine erişme yolunda çaba göstermeseydi ama aksine genel halk gibi onların yaptıkları gibi yapmakla yetinseydi, bu insanlar gibi boşluk hissetmeyecek, Mitzvot ile dolu olacaktı. Ama özellikle ihsan etmeye erişmek isteyenler içlerinde boşluk hissederler ve Yaradan’ın yüceliğine ihtiyaç duyarlar. Bu boşluğu özellikle “Mitzva ile dolu,” denen yücelikle doldururlar, Yaradan’dan mantık ötesi gidebilmek için vermesini istedikleri güç kadar, buna “yücelik,” denir.

15) Rabaş, Makale 17, Çalışmada, “Onun kalbini sertleştirdiğim için,” Nedir? (1991)

En aşağı durumda iken bile, kişi kendi gözünde şunu canlandırmalıdır; bir zamanlar yükseliş sırasında hissetmiş olduğu gibi eğer Yaradan’ın onu büyük bir uyanış ile aydınlattığını düşünürse, kesinlikle kutsal çalışmayı yapmaya isteği olacaktır. Ama şimdi hiçbir şey hissetmiyorken nasıl kendisini bütünlük içinde diye kandırabilir ki? O zaman, bilgelere inanmalıdır, onlar bize dediler ki kişi kendini sanki tüm organlarında Yaradan’ın varlığı ile ödüllenmiş ve Yaradan’a şükrediyor ve O’nu övüyor gibi gözünde canlandırmalıdır. Aynı şekilde şimdi de kişi sanki halen bütünlük içinde olmakla ödüllendirilmiş gibi, Yaradan’a şükretmeli ve O’nu övmelidir.

16) Baal HaSulam, Şamati 53 – Kısıtlama Meselesi

İsrail Tora’yı almaya geldiğinde, Musa halkını dağın eteğine getirdi, yazdığı gibi “ve dağın en alt kısmında durdular.

(Dağ kelimesi (İbranicede: Har) düşünceler demektir (İbranice: Hirhurim)). Yani Musa onları düşüncenin sonuna, anlayışa ve nedenine getirdi, olabilecek en alt dereceye. Ancak o zaman böyle bir koşulu kabul ettiler, içlerinde hiçbir tereddüt ve karşılık olmadan, sanki en büyük Gadlut derecesindelermiş gibi ve bundan mutluluk duyarak.

“Yaratan’a memnuniyetle hizmet edin” cümlesi bunu anlatmaktadır. Şöyle ki Gadlut zamanında, bizlere mutluluk duyacağımız bir iş veriyor demek alakasızdır, zira Gadlut’tayken, mutluluk kendiliğinden gelir. Bunun yerine, mutlu olmaları için verilen iş onlara Katnut zamanında verilir, kendilerini Katnutta hissetmelerine rağmen bu aslında çok büyük bir çalışmadır.

Seviyenin esas kısmı budur denir, yani Katnut koşulunun anlaşılması. Anlayış sürekli olmalı ve Gadlut sadece bir eklemedir. Ayrıca, kişi ana bölüm için özlem duymalı, eklemeler için değil.

17) Rabaş, Makale 300, Kıtlık İçinde Ekmek Yiyeceğin Toprak (1973)

Zohar’da yazıldığı gibi, kişi gece ve gündüz Tora ile uğraşmalıdır, gece ve gündüz onun için eşit olmalıdır. Başka bir deyişle, bütünlük olan durumuna “gündüz,” bütünlük olmayan durumuna “gece,” denir, bunlar eşit olmalıdır. Şöyle ki, eğer amacı Yaradan hatırı için ise kişi O’na memnuniyet vermek ister ve eğer Yaradan onu bütünlük olmayan durumda tutmak istiyorsa, kişi buna da razı olur. Rızasını, çalışmasını sanki bütünlük durumunda olmakla ödüllenmişçesine yaparak, gösterir. Kişi için gece ve gündüz eşit olduğunda, buna “kabul etmek,” denir. Ama eğer farklılık varsa, bu fark ölçüsünde ayrılık vardır ve bu ayrılıkta dışarıdakilere tutunma vardır. Bu nedenle, eğer kişi farklılık hissederse, Yaradan’a, onun için farklılık olmamasında ona yardım etmesi için dua etmelidir ve böylece bütünlükle ödüllenir.

18) Rabaş, Makale 24, Sadaka ve Hediye Arasındaki Fark (1986)

Uzun bir süre boyunca çaba gösterip eksikliğinde bir tatmin görmemek, kişinin içine azap ve acı verir, çünkü çaba göstermiş ama ilerleme görememiştir. O zaman aklına birer birer düşünceler gelmeye başlar. Bazen bu bir çaresizlik kıvılcımıdır, bazen kişi güçlenir, ama kişi, bir kere daha bu durumundan düşer, bu böyle tekrarlanır. Nihayet gerçek eksiklik, kişinin içinde biçimlenir, bunu çıkış ve inişlerdeki çabası ile edinir. Bu çıkış ve inişler, Yaradan ile Dvekut bahşedilmediği için her defasında ona acı verir. Nihayet çabanın kabı yeteri kadar dolduğu zaman, buna Kli denir. Sonra, bunun dolumu Yaradan’dan gelir, zira şimdi bu gerçek bir Kli’dir.

Böylece şimdi kişi, senelerce çalışmasından sonra, geri çekildiğini görür, bu kasten böyle olur ki böylece Yaradan ile Dvekut’ta olmadığı için canı yanmasın. Ortaya çıkan şudur, her defasında, “gerçek eksiklik” denen Kli’yi oluşturmaya yakınlaştığını görmelidir. Şöyle ki, Katnut’unun (küçüklüğünün) ölçüsü ve Gadlut’unun (yetişkinlik) eksikliği, yalnız Yaradan’a memnuniyet vermek olan, Yaradan ile Dvekut denen dolumu almadığı için hissettiği acı ölçüsündedir. Eksiklik tamamlanmadan önce, tamamen dolu olmak için doldurulmak imkânsızdır.

19) Rabaş, Makale 223, Çalışmaya Giriş

Kişi, Lo Lişma denen dereceye ulaştıktan sonra, harika bir şeyle ödüllendirilir. Yani, kişi kendisi için hiçbir endişesinin olmadığı, bunun yerine bütün hesaplamalarının ve düşüncelerinin gerçek olduğu, yüksek bir safhaya ulaşır.

Bu, kişinin niyetinin, gerçek realiteye göre, kendini tamamen iptal etmek olduğu anlamına gelir. Burada, yalnızca Kral’a hizmet etmesi gerektiğini düşünür. Çünkü, Kral’ın ihtişamını, büyüklüğünü ve önemini hisseder. Sonra, kendini unutur, yani kendisi hakkında endişe duymasına gerek yoktur, çünkü kişinin ‘kendi benliği’ ile ilgili görüşü, Yaradan’ın realitesini, ışığını hissettiğinde, bir mumun bir meşalenin önünde iptal olması gibi, iptal olmuştur. O zaman, kişi, Yaradan’ın memnuniyeti demek olan, Lişma yönündedir. Ve bütün isteği ve kaygısı, kendi varlığını, alma arzusunu, hiç hesaba katmadan, Yaradan’ı nasıl memnun edeceğiyle ilgilidir. O zaman kişi, “ihsan etmek için, ihsan etme” koşulundadır.

20) Rabaş, Makale 632, Bana Göre, Ben Ümit Etmeye Devam Edeceğim

Kişi kendini Keduşa’ya yakın hissettiğinde ki kesinlikle Yaradan onu yakınlaştırmıştır; kişi onu aşağılık durumundan alan ve kutsal bir duruma getiren Yaradan’a şükretmelidir. Kişi bu durumunu göz önüne almalı ve takdir etmeli, ancak bununla tatmin olmamalıdır. Ve bunun çok önemli bir şey olduğunu gözünde canlandırdığı ölçüde yani her şeyin önemini takdir edebildiği ölçüde bu durum halen onun için ediniminden (başarısından) daha önemli olacaktır.

Her halükârda kişi, “bana göre, ben ümit etmeye devam edeceğim,” der, çünkü kendi gözünde canlandırabildiğinden daha yüksek dereceler vardır. Ve bu nasıl mümkün olur, kişi önemini gözünde canlandırdığı ölçüde, nasıl bu hayal ettiğinden daha önemli olur. Bununla ilgili olarak, “bana göre, ben ümit etmeye devam edeceğim” ve böylece şimdi belki de önceden hayal edebildiğimden daha önemli bir realiteyi gözümde canlandıracağım ve doğal olarak da “Seni daha ve daha çok öveceğim. Şimdi zaten, senin önemini daha çok anlamak istediğimden Seni övüyorum” der. Ve böylece kişinin ekleyecek daha çok şükranı olur.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,276