e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Kongre ve Ders Materyalleri > SABAH DERSİ 2019 – İhsan Etmenin Eksikliğini Yaşamak

SABAH DERSİ 2019 – İhsan Etmenin Eksikliğini Yaşamak

1) Rabaş, Makale 13, Çalışmada “Kem Gözün Ekmeği” Ne Demektir? (1989)

Tora ve Mitzvot içindeki tüm çalışmamız, sürgünden yani “kendimiz için almaktan,” geri dönmektir ki böylece ihsan ederek Yaradan’ı memnun etmek için çalışabilelim. Yani Yaradan’a hizmet ettiğimizi ve Yaradan’ın yüceliğinden kaynaklanan sevgiyi hissetmek isteriz. Aldığımız tüm keyfin Yaradan’ın hizmetinde olmaktan gelmesini isteriz, tek ödülümüzün bu olmasını isteriz. Bu hizmetin kendisinin ödül olduğunu hissetmek ve Yaradan’a hizmet etmekten daha büyük bir ödül olmadığını hissetmek isteriz.

2) Baal HaSulam, Şamati 211- Kralın Önünde Duruyormuş Gibi

Evinde oturan birisi, Kralın huzurunda duran birisi gibi değildir. Bunun anlamı; kişinin tüm gün Kralın huzurunda olduğunu hissedecek inanca sahip olması gerektiğidir. O zaman sevgisi ve korkusu tamamlanmış olur. Ve kişi bu inanca kavuşmadıkça, dinlenmemelidir, “çünkü hayatımızdır ve ömrümüz bunun içindir” ve biz, bundan başka bir ödülü kabul etmeyeceğiz. Ve alışkanlık ikinci doğa haline gelene kadar, inanç eksikliği, kişinin kollarına ve bacaklarına dolanır; öyle ki, “O’nu hatırladığımda, O, benim uyumama izin vermez.”

3) Rabaş, Makale 16, İhsan Etmeye Dair (1984)

Öyle görünüyor ki, ihtiyacımız olan tek ödül, “ihsan etme gücü” denen Kli’dir. Dolayısıyla, ihtiyacımız olan şey, ışıklar değil, Kelim’dir (kaplar) ve bu yüzden ödül, öncelikle ihsan etme gücüdür. Ancak, “ihsan etme arzusu” denen bu Kli’yi elde etmek için bir arzuya, yani bu Kli’ye ihtiyaç duyduğumuzu hissetmeye ihtiyacımız vardır. Bu yüzden Tora ve Mitzvot ile önce Lo Lişma’da uğraşmalıyız ve bizim çalışmamız budur -yaptığımız her şeyin kendi çıkarımız için olduğunu, ihsan etme niyetini taşımadığını görmek. Ve sonra görürüz ki ihsan etme gücüne ihtiyacımız var ve çalışmamız için bir ödül, Yaradan’ın bize, ihsan etme arzusunu vermesini istiyoruz.

4) Rabaş, Makale 22, Bir Kadın Döllenirse (1986)

Ihsan etme arzusundan yoksun olduğumuzu, bu eksikliği edinmenin tek yolunun, eksiklikle insan arasındaki ‘geçiş alanın’ dua olduğunu anlayabiliriz. Yani, kişi Yaradan’dan kendisinde olmayan, eksikliğini hissetmediği bir şeyi ona vermesi için dua eder. Dolayısıyla, ‘eksiklik’ olarak adlandırılan Kli, duygusal açıdan bir eksikliktir; yani kişi, bunun eksikliğini duymaz ve dua Yaradan’ın onun eksiğini doldurması demek olan, ışığı vermesi içindir. Bundan dolayı, dolum bir eksikliktir. Böylece kişinin, Yaradan’ın ona bir eksiklik vermesi için dua etmekten başka bir seçeneği yoktur. Kli’yi, ışığa bağlayan şey de budur.

5) Baal HaSulam, Şamati 175 – Ve Eğer Bu Yol Senin İçin Çok Uzunsa

Parayı elinde sıkı tut.” Bunun anlamı şudur: Özlem duymak bile insanın elinde değildir, eğer onun için arzusu yoksa bir şey yapamaz. Yine de Kisufin için istek göstermelidir; isteme arzusu ya da belki de bağlanma (VeTzarta) arzusu, Ratzita (istenen) sözcüğünden gelir. Kişi bunun için istek göstermelidir, Yaradan’ı istemek, O’na özlem duymak için arzusunu göstermelidir; yani Cennet’in görkemini arttırmalı, O’nun gözüne girmek için O’na memnuniyet vermelidir.

6) Rabaş, Makale 13, Kurtuluşumun Kudretli Kayası (1985)

Bu nedenle, dost sevgisi konusunda, gruptaki herkes, kendi arzusuna sahip olmanın yanı sıra, dostlardan arzu edinir. Bu, sadece dost sevgisi aracılığıyla elde edilebilen değerli bir kazançtır. Ancak, kişi kendisini incelemek, çalışmanın temelini incelemek için – çalışma ihsan etmek için mi yoksa almak için mi hiçbir arzusu olmayan dostlar arasında olmamak için büyük bir çaba göstermelidir ve onların, gerçeğin yoluna, ihsan etme yoluna ulaşmak için bir şeyler yapıp yapmadığını görmelidir. Sadece böyle bir grupta, dostlara ihsan etme arzusunu aşılamak mümkündür, yani kişi kendisinde eksik olan ihsan etme gücünü dostlardan alır ve nereye yürürse yürüsün, ona ihsan etme gücünü verebilecek insanların olduğu yeri arar. Bu nedenle kişi herkesin ihsan etme gücüne susamış olduğu bir gruba geldiği zaman, herkes bu gücü diğer herkesten alır. Bu, kişinin içinde sahip olduğu küçük güce ilave olarak dışarıdan aldığı güç olarak düşünülür.

7) Rabaş, Makale 17, Toplantının Gündemi 2 (1986)

İnsanların çokluğundadır Kral’ın ihtişamı,” bu yazılana göre kolektifin sayısı fazla olunca, gücü daha etkilidir. Diğer bir deyişle, onlar Yaradan’ın önemine ve yüceliğine dair daha güçlü bir ortam oluştururlar. O anda, her kişinin bedeni hisseder ki kişi kutsallık için yapmayı dilediği her şeyi, yani Yaradan’a ihsan etmeyi, büyük bir kısmet olarak görmektedir, Kral’a hizmet etmekle ödüllendirilmiş insanlar arasında olmakla ona ayrıcalık tanınmıştır. O anda, kişinin yaptığı her küçük şey, onu neşe ve zevkle doldurur. Şimdi Kral’a hizmet edecek bir şeyleri vardır.

8) Rabaş, Makale 37, Kişiye Kim Tanıklık Eder (1985)

Ancak, eğer gösterdiği tüm çabalardan sonra, kişi yine de ihsan edememenin eksikliğini, acı ve ızdırap olarak hissetmiyorsa, ne yapabilir? Çözüm, Yaradan’dan ona “hissetmemekten dolayı eksiklik” denen Kli’yi vermesini istemektir ve ihsan edememekten dolayı hiç acı duymuyorsa, kişi bilinçsizdir.

9) Rabaş, Makale 4, Çalışmada Suyun Taşması Nedir? (1989)

Ancak, Bina niteliğini edinmeden önce, çok iş olduğunu bilmeliyiz. Şöyle ki, kişi, aklı ve duygularıyla aza razı olmalı ve kendi payına düşenle, sahip olduğuyla mutlu olmalıdır. Bu kişi, daima bütünlüktedir, çünkü kendi payına düşenle mutludur. Ama kişi, henüz bu niteliği edinmemişse ve alma arzusunun üstesinden gelemediğini görüyorsa, ne yapabilir? O zaman, ona yardım etmesi için Yaradan’a dua etmelidir, böylece çalışmaya gözleri kapalı girebilir, hiçbir şeye ihtiyaç duymaz ve bedeninin buna direnmesine rağmen, her şeyi Yaradan hatırına yapabilir. Şöyle ki, kişi, Yaradan’a, kendisine nasıl yardım etmesi gerektiğini söylemez. Aksine, kendisine boyun eğdirip, Yaradan’ın önünde kendini, koşulsuz olarak iptal etmelidir. Ama bedeninin üstesinden gelemez, Yaradan’dan kötü eğilimine karşı savaşını kazanması için ona yardım etmesini ister, zira kendi aşağılık durumunun farkındadır. Bu nedenle Yaradan’dan kendisine merhamet etmesini rica eder, öyle ki kendisi diğer insanlardan daha kötüdür. Kendisinde, başka herkesten daha çok kendisi için alma arzusu vardır. Bu kadar alçak olabildiği için kendinden utanç duyar. Bu nedenle, Yaradan’dan kendisine merhamet etmesini ve onu kötü eğilimin hükmünden kurtarmasını rica eder.

10) Rabaş, Makale 502, Eğer İnsan Galip Gelirse, Yaradan Mutlu Olur

Yaradan’ın niyeti aşağıdakilere memnuniyet vermektir. Ama insan Tora’yı aksi şekilde kullanır, Yaradan’dan haz almak ister. Kişi bu gücü Tora’dan, onun şifasından alır. Şöyledir, Yaradan ile mücadele etmektedir, yani Yaradan insanın memnuniyet almasını ister, insan Yaradan’ın memnuniyet almasını ister. Bu yüzden Tora’yı satıcıdan aksi yönde kullanır. Bunun hakkında şöyle denmiştir, “Oğullarım beni yendi.” Şöyle ki, onlar Yaradan’ın kalplerine damgaladığı alma arzusuna karşı mücadele ederler ve eğer insan galip gelirse Yaradan mutlu olur.

11) Baal HaSulam – 19. Mektup

Bundan sonra, kişi köküne dönmeye hazırlanırken bir seferde tam Zivug’u başlatamaz, fakat Nefeş derecesi olan uyarıyı yaratır, devirler yoluyla tüm gücüyle Şehina’yı titreyerek ve terleyerek izler ta ki tüm gün ve gece aralıksız olarak zirvede olana kadar. Bu kitaplarda yazılanlar gibidir. Kişinin ruhu Nefeş derecesini tamamlarken, daha da yaklaşır ve böylece acısı ve özlemi büyür. Bu böyledir çünkü tatmin olmamış arzu, arzunun ölçüsüne göre arkasında büyük bir ıstırap bırakır.

12) Rabaş, Makale 16, Onlara Daha Fazla Eziyet Edildikçe (1985)

Şöyle yazdığı gibi: “Ve İsrail’in çocukları, çalışmaktan dolayı iç çekti … Tüm iç çekişler, herhangi bir şeyin eksikliğini duydukları için değildi. Sadece tek bir şeyin eksikliğini duyuyorlardı, yani herhangi bir lüks ya da ödeme istemiyorlardı. Acı ve ızdırap hissettikleri tek eksiklik, Yaradan için hiçbir şey yapamıyor olmalarıydı. Diğer bir deyişle, kendilerine değil, Yaradan’a memnuniyet verme arzusuna sahip olmayı istediler, fakat yapamadılar ve bu, onlara ızdırap verdi.

13) Rabaş, Makale 5, “Çalışmada Erdemlinin İyi Amelleri Sonuçlardır, Nedir”

Yaradan yararına iyi işler yapabilmeyi O’ndan rica ederiz. Ve eğer O bize yardım etmezse, tüm işlerimiz kendi menfaatimiz için olacaktır, çünkü alma arzumuzun üstesinden gelecek gücümüz yoktur. Bu nedenle bize yardım etsin ki O’nun için çalışabilelim. Bu nedenle bize yardım etmeli. Aksi halde kayboluruz; kendi menfaatimiz için alma arzu içinde kalırız.

14) Baal HaSulam, 52. Mektup

Yaradan’ın dinlemesinin ölçüsü tamamen dua sırasında açığa çıkan özlemin ölçüsüne bağlıdır. Kişi aşırı özlem duyduğunda bilmelidir ki, o sırada Yaradan onu dikkatle dinlemektedir. Açıkça bunu bildiğinde, ona dikkat kesilen dünyanın Kralı’ndan daha yüce bir öncelik olmadığından, kalbini daha güçlü açar. Bu atalarımızın şu söylediğine benzer: “Yaradan erdemlinin duasının özlemi içindedir” çünkü Yaradan, kişinin O’na yaklaşmasını ve O’na özlem duymasını ister, tıpkı “Yüz yüze bakar gibi, kalp kalbe karşıdır.” Öyle anlaşılıyor ki, dua ve duanın duyulması birikene ve kişi her şeyi talep edene kadar el ele gider.

15) Baal HaSulam, 19. Mektup

Hazırlık sırasında güzellik ve zarafet ortaya çıkar, ama kişinin özlem duyduğu mükemmelliğin özüdür. Ancak, sadece korku ve özlem arzulanan mükemmelliğin özü olduğu için ıslah sırasında yeryüzü “Yaradan’ın bilgisiyle dolu olduğunda” “Zıt bir dünya göreceğim.” Sonra kişi hazırlık sırasında kendine yalan söylediğini hisseder.

16.

17) Rabaş, Makale 21, Çalışmada “Sarhoş Adam Dua Etmemelidir,” Ne Demektir?

İhsan etmek için çalışmasına yakıt bulmak ve ödül almamak ve yalnız çalışmanın kendisi ödül olması için O’na inanmak gerekir, yani O’nun yüceliğine inanmak gerekir. Yaradan’ın yüceliğine inanmak için büyük bir çaba harcamalıyız. Yaradan’ın yüceliğine olan inanç olmaksızın, ihsan etmek için çalışma gücü olmaz. Tam Olarak Yaradan’ın yüceliğini hissettiğinde, kişi ödül beklemeksizin çalışmaya hazır olur. Daha doğrusu, çalışmanın kendisi ödüldür, zira yüce Kral’a hizmet etmek, bu hizmetin kendisi, Yaradan’ın gelip O’na hizmet etmesi için izin vermesi, kişi için dünyadaki her türlü hazineden daha değerlidir. Bu nedenle Yaradan’ın yüceliğini hissetme koşuluna nasıl geleceğimize odaklanmalıyız ve sonra her şey bu noktayı izler.

18) Rabaş, Makale 3, Gerçeğin Ve İnancın Anlamı (1985)

Bize mantık ötesi inanç yolu verilmiştir, yani hislerimizi ve aklımızı dikkate almayıp, şunu söylemeliyiz; “Onların gören gözleri yok. Onların duyan kulakları yok.” Daha ziyade inanmalıyız ki, Yaradan bizim için iyi olanı bilir. O, olduğum aşamamı hissetmemi ister ve ben kendimi nasıl hissettiğimle ilgilenmem, çünkü ihsan etmek için çalışmak isterim. Dolayısıyla temel şey şudur ki, Yaradan için çalışmam gerek. Çalışmamda bütünlük olmadığını hissetmeme rağmen, yine de üst olanın Kabında, yani üst olanın perspektifinden ben kesinlikle bütünüm. Bu nedenle çalışmamdan—Kral’a en düşük seviyede hizmet etme ayrıcalığından—hoşnudum. En azından Yaradan’ın O’na birkaç derece yakınlaşmama izin vermesi benim için büyük bir ayrıcalık.

19) Baal HaSulam, Şamati 42 – Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir

Ancak ihsan etme yolunda yürümek isteyenler her zaman mutluluk içinde olacaklar. Bunun anlamı, her biçimde ona gelenle mutlu olur, çünkü kendisi için almaya niyeti yoktur. Bu nedenle der ki, eğer kişi gerçekten ihsan etmek için çalışıyorsa, her iki yolla da Yaradan’ına memnuniyet vermek nasip olduğu için kesinlikle mutlu olmalıdır. Ve eğer çalışmasının henüz ihsana etmek için olmadığını hissederse, kişi gene de memnun olmalıdır ve kendi için bir şey istemediğini söylemelidir. Alma arzusunun bu çalışmadan keyif alamamasından mutludur ve bu ona sevinç vermelidir

20) Rabaş, Makale 24, Sadaka ve Hediye Arasındaki Fark (1986)

Böylece şimdi kişi, senelerce çalışmasından sonra, geri çekildiğini görür, bu kasten böyle olur ki böylece Yaradan ile Dvekut’ta olmadığı için canı yanmasın. Ortaya çıkan şudur, her defasında, “gerçek eksiklik” denen Kli’yi oluşturmaya yakınlaştığını görmelidir. Şöyle ki, Katnut’unun (küçüklüğünün) ölçüsü ve Gadlut’unun (yetişkinlik) eksikliği, yalnız Yaradan’a memnuniyet vermek olan, Yaradan ile Dvekut denen dolumu almadığı için hissettiği acı ölçüsündedir.

21) Rabaş, Makale 15, İhsan Etmeye Dair (1984)

İnsanın eğilimi onu her gün mağlup eder ve onu öldürmeye çalışır, şöyle yazdığı gibi: ‘Günahkâr, erdemliyi izler ve onu katletmeye çalışır.’ Ve eğer Yaradan ona yardım etmeseydi, kişi onun üstesinden gelemezdi, şöyle yazdığı gibi: ‘Efendi, kişiyi, onun eline bırakmayacak.’” Bu demektir ki, kişi, önce Yaradan’a memnuniyet ihsan etmek amacıyla hareket etme gücüne sahip olup olmadığını görmelidir. Sonra, bunu kendi başına başaramayacağını fark ettiğinde, Tora ve Mitzvot’u, “İçindeki ışık kişiyi ıslah eder” noktasına odaklar ve bu Tora ve Mitzvot’tan istediği tek ödüldür. Diğer bir deyişle, çalışması için ödül, Yaradan’ın ona “ihsan etme gücü” denilen o gücü vermesi olacaktır.

22) Rabaş, Makale 223, Çalışmaya Giriş

Kişi, Lo Lişma denen dereceye ulaştıktan sonra, harika bir şeyle ödüllendirilir. Yani, kişi kendisi için hiçbir endişesinin olmadığı, bunun yerine bütün hesaplamalarının ve düşüncelerinin gerçek olduğu, yüksek bir safhaya ulaşır. Bu, kişinin niyetinin, gerçek realiteye göre, kendini tamamen iptal etmek olduğu anlamına gelir. Burada, yalnızca Kral’a hizmet etmesi gerektiğini düşünür. Çünkü, Kral’ın ihtişamını, büyüklüğünü ve önemini hisseder. Sonra, kendini unutur, yani kendisi hakkında endişe duymasına gerek yoktur, çünkü kişinin ‘kendi benliği’ ile ilgili görüşü, Yaradan’ın realitesini, ışığını hissettiğinde, bir mumun bir meşalenin önünde iptal olması gibi, iptal olmuştur. O zaman, kişi, Yaradan’ın memnuniyeti demek olan, Lişma yönündedir. Ve bütün isteği ve kaygısı, kendi varlığını, alma arzusunu, hiç hesaba katmadan, Yaradan’ı nasıl memnun edeceğiyle ilgilidir. O zaman kişi, “ihsan etmek için, ihsan etme” koşulundadır.

23) Baal HaSulam, Şamati 17 – Sitra Ahra’ya “Taçsız Malhut” Denmesi Ne Demektir

Bilgelerimizin söylediklerinin anlamı şudur; “Her kim gururlu olursa, der Yaradan, iki yetkili olamayacağı için, ‘O ve ben aynı yerde duramayız,’”. Ancak, kişi Ein durumunda olduğunda ve kişi kendini kökün önünde iptal ettiğinde, yani kişinin tek arzusu aynı kök gibi ihsan etmek olduğunda, karşısında tek bir yetki bulur: Yaradan’ın yetkisi. Bundan sonra, kişinin bu dünyada aldığı her şey, sadece Yaradan’a ihsan etmek içindir. Söylediğinin anlamı şudur: “Tüm dünya benim için yaratıldı ve ben de Yaradan’ıma hizmet etmek için.” Bu nedenle bu dünyadaki tüm dereceleri almalıyım ki, “Yaradan’ıma hizmet etmek” anlamında her şeyi O’na verebileyim.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,302