e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Kongre ve Ders Materyalleri > Vilnius Kongresi Kasım 2017 “Kaostan Ahenge”

Vilnius Kongresi Kasım 2017 “Kaostan Ahenge”

DERS 1: Kaostan Ahenge

1) Baal Hasulam, Zohar Kitabı’na Giriş, Madde 39

Yaradan’ın yaratmış olduğu yaratılış için arzuladığı amaç O’nun yarattıklarına ihsan etmektir ki böylece yaratılanlar O’nun doğruluğunu, yüceliğini ve onlar için hazırlamış olduğu tüm haz ve mutluluğu alsınlar.

2) Baal Hasulam, Kabala Öğretisi ve Özü

Yaratılışın tüm işleyişi, her köşede, girişte ve çıkışta, kişinin dostunu hissettiği gibi Tanrısallığı hissedene dek niteliklerini geliştirmek, insan türünü orta yerinden yetiştirmek için tamamen önceden düzenlenmiştir.

Bu yükselişler, ta ki amacını tamamlayıp gerçekleştirene dek derece derece düzenlenmiş merdivenin basamakları gibidir.

3) Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş, Madde 42

Gerçekten de Yaradan’a olan muazzam mesafemiz ve O’nun arzusunu çiğnemeye bu kadar meyilli olmamızın tek sebebi var ki bu tüm ızdırap ve çektiğimiz acıların ve sınıfta kaldığımız günahların ve hataların kaynağıdır. Açıkçası, bu nedeni ortadan kaldırarak tüm ızdırap ve acıdan anında kurtuluruz ve derhal kalpte, ruhta ve yücelikte O’na tutunma ile bahşediliriz. Ve size şunu söylemeliyim ki ilk neden “O’nun Yaratılanları üzerindeki İlahi Takdirini anlama eksikliği”nden başka bir şey değildir, yani O’nu tam olarak anlamıyoruz.

4) Ramhal, 138 Hohma’nın Açılması, Açılış 30

Kabalanın özü, yalnızca Üst İradenin rehberliğini anlamaktır:  Bu yaratılmış olanları O  neden yarattı, onlardan ne ister ve bu dünya döngülerinden sonra ne olacak?

5) Baal Hasulam, Kabala İlminin Özü

Bu ilim; sebep ve sonuç ilişkisi yoluyla, sabit ve belirlenmiş kanunları kullanarak, yukarıdan aşağı sarkan ve “Yaradan’ın Tanrısallığının, O’nun bu dünyadaki varlıklarına ifşası” olarak tanımlanan tek ve yüce bir amaçta, birbirinin içine girmiş bir kökler silsilesinden ne daha fazlası ne de azıdır.

6) Baal Hasulam, Zohar Kitabı’na Giriş, Madde 14

Dolayısıyla, ister istemez her şeyi düşünecek olursak, ruhun 3 hâlini (koşulunu) keşfederiz:

İlk koşul (hâl); ruhların Eyn Sof’daki, yaratılışın düşüncesindeki, hali hazırda gelecek ıslahın sonunun formundaki mevcudiyetleridir.

İkinci koşul (hâl); yukarıdaki iki sistem tarafından ruh ve bedene ayrılan altı bin yıldaki mevcudiyetleridir. Burada onlara alma arzularını tersine çevirmek ve kendilerine değil, tamamen yaratıcılarına memnuniyet verme arzusuna dönüştürmek amacıyla manevi ilim ve ıslah çalışmaları verildi.

Bu koşulun süresi boyunca bedenlere değil, sadece ruhlara ıslah gelecektir. Bunun anlamı, beden olarak kabul edilen kendi için almanın her türlü formundan sıyrılmak ve sadece ruhlardaki arzunun formu olan ihsan etme arzusu ile kalmaktır. Erdemlilerin bile ruhları, öldükten sonra Cennet Bahçesi’nden haz alamayacak, sadece bedenleri toprakta çürüdüğünde olacak.

Üçüncü koşul (hâl); ölülerin canlanmasından sonra ruhların ıslahlarının sonudur. O zaman bedenlere de tam ıslah gelecek zira bedenin formu olan kendileri için almayı saf ihsan etme formuna değiştirecekler. Yaratılışın düşüncesinde tüm haz ve zevki ve memnuniyeti almaya layık olacaklar.

Tüm bunlarla, form eşitliğinin gücüyle Yaradan’a kuvvetli bir şekilde tutunacaklar (bağlanacaklar).

7) Baal Hasulam, Dünya’da Barış

Bireyselliğin yüce bir nedenden geldiğini, bu niteliğin bize doğrudan dünyada tek ve tüm yaratılışın Kökü olan Yaradan’dan geldiğini açıklığa kavuşturmamıza rağmen; yine de dar egoizmimizin içine oturan bu bireysellik hissiyatı yıkım ve yok oluşu etkiler, ta ki geçmişte ve gelecekte dünyadaki tüm yıkımların kaynağı olana dek…

Gerçekten de dünyada bu bireysellik hissiyatından özgür tek bir kişi yoktur ve tüm farklılıklar sadece bunun kullanım şeklindedir -kalbin arzuları için, yönetmek için, ya da saygı için- ve insanları birbirinden ayıran şey de budur.

Ancak dünyadaki tüm insanların eşit tarafı, her birimizin kendi kişisel menfaatlerimiz için mümkün olan her yol ile tüm insanları istismar etmeye ve kötüye kullanmaya hazır olduğumuzdur; üstelik kişinin kendisini dostunun yıkımı üzerine inşa ettiğini hiç dikkate almadan.

8) Baal Hasulam, Ulus

“Egoizm” deyimiyle gerçek egoizmden değil, “sınırlı egoizmden” bahsediyorum. Bu demektir ki gerçek egoizm kişinin kendi yararına çalışması ve varlığının bireysel gücü olan kendini-sevmesinden başka bir şey değildir. Bu bağlamda özgecil güce hizmet etmese de ona karşıt değildir.

Ancak, öyle ya da böyle kişinin varoluşunu kolaylaştırmak için nefrete ve başkalarını sömürmeye dayalı olduğundan, onu bu şekilde kullanmak egoizmin doğasındandır. Bu soyut bir nefret değildir daha ziyade kendi faydası için dostunu suiistimâl etme, çalma, öldürme ve aldatma gibi derecelere göre gittikçe büyüyen bir güçtür. Buna “sınırlı egoizm” denir ve bu bağlamda başkalarını sevmeye tamamen zıttır. Toplumu mahveden negatif bir güçtür.

9) Baal Hasulam, Dünya’da Barış

İyi veya kötü, realitedeki her şeyin ve dünyadaki en zararlı şeyin bile, var olmaya hakkı vardır ve dünyadan sökülüp atılmamalı, yok edilmemelidir. Bizler sadece iyileştirmeli ve yenilemeliyiz.

10) Baal Hasulam, Barış

İnsanlığın şartlarındaki kötü davranışlar tam olarak da iyi koşulların ortaya çıkmasını sağlayanlardır. Ve her bir iyi koşul kendisinden önce gelen kötü koşulun meyvesinden başka bir şey değildir. Aslında, bu iyi ve kötü değerler koşulun kendisinin değeriyle ilgili değillerdir, sadece genel amaca hizmet ederler: İnsanlığı amaca yakınlaştıran her koşul iyi, uzaklaştıran her koşul da kötü olarak değerlendirilir.

“Gelişim yasası” sadece bu standarda göre inşa edilmiştir – bir koşulda görülen bozukluk ve kötülük iyi koşulun ortaya çıkmasının nedeni olarak değerlendirilir, öyle ki her koşul halkın artık tahammül edemeyeceği dereceye gelene dek içindeki kötülüğü büyütecek kadar sürer. O noktada, halk o koşula karşı birleşmeli, onu yok etmeli ve o neslin ıslahı için daha iyi bir koşulda organize olmalıdır.

11) Baal Hasulam, Zohar Kitabı’na Giriş

Her birimiz sadece kendimiz için alma arzusuna sahip olmakla beraber kaçamadığımız tüm endişelerin, ıstırabın, savaşların ve katliamların kaynağı budur. Tüm bunlar; bedenlerimizi her türlü yaralar ve kötülüklerle zayıflatır ve görürsünüz ki dünyadaki tüm acılar bedenin Klipa’sındaki kötülüğü hükümsüz kılmayı desteklemek ve ihsan etmenin tam formunu kazanmak için gözlerimiz önüne serilen alametlerden başka bir şey değildir. Söylediğimiz gibi, ızdırap yolu bizi arzulanan forma getirebilir. İnsan ve insan arasındaki iyiliğin, insan ve Yaradan arasındaki iyilikten önce geldiğini aklınızda tutun; çünkü kişinin dostuna ihsan etmesi onu Yaradan’ına ihsan etmeye getirir.

12) Breslov’lu Rabbi Nahman, Likutey Halahot, 4

Rızkın özü birliğin içindedir, tüm farklılıkları tek bir kaynakta birleştirmektedir. Ve bu, yaratılışın özü olan insana bağlıdır ve her şey ona dayanır.

Dostunu kendin gibi sev Tora’nın yüce kuralıdır, her şeyi birlik ve barış içinde bütünleştirir. Bu varoluşun ve tüm yaratılışın ıslahının temel kuralıdır, bununla sevgi, birlik ve barış yoluyla insanlar farklı görüşlerde de olsalar bir araya gelirler.

13) Baal Hasulam, Dünya’da Barış

Belli bir kolektifin iyiliği ile tüm dünyanın iyiliğini karıştırırsam şaşırmayın; çünkü gerçekten de öyle bir dereceye geldik ki tüm dünya tek kolektif ve bir toplum kabul edilmektedir. Yani, dünyadaki her birey yaşamının özünü ve geçimini dünyadaki tüm insanlardan sağladığından; tüm dünyaya hizmet etmeye ve tüm dünyanın iyiliğini düşünmeye mecbur edilir.

14) Baal Hasulam, Barış

Ve şaşırtıcı olan da doğanın bizi tıpkı usta bir hâkim gibi gelişimimize göre cezalandırması. Zira, insanoğlunun geliştiği seviyeye göre, yaşamımızı ve varlığımızı saran acı ve ızdırap da çoğalıyor.

Böylece, O’nun İlahi Takdir’inin bize emrettiği başkalarına tüm gücümüzle ve bütün kesinliğiyle ihsan etme sevabının bilimsel ve gözleme dayalı bir temeline sahipsiniz, şöyle ki içimizden, toplumun hiçbir üyesi yine toplumun mutluluğu ve başarısını güvenceye alacak miktardan daha az çalışmayacaktır. Ve bunu bütünüyle yerine getiremeyecek kadar başıboş kalırsak doğa bizi cezalandırmaktan vazgeçmeyecek ve intikamını alacaktır.

Ve bugün çektiğimiz darbelerin dışında ayrıca, gelecek için çekilen kılıcı da dikkate almalıyız. Doğru sonucu çıkarmak gerekiyor – doğa bizi sonunda yener ve hepimizi onun kanunlarını tam anlamıyla izlemek adına ellerimizi birleştirmek zorunda bırakır.

15) Baal Hasulam, Dünya’da Barış

Buradan, yukarıda bahsedilen gelişim sürecinin işleyişinde hareket eden iki otorite olduğu sonucu çıkıyor: Biri, zararlı ve kötü olan her şeyi iyi ve faydalı hale çeviren cennetin otoritesidir ki bu ancak bu zaman içinde, kendi yolunda bocalayarak ve uzun süre sonunda olacak. Bir de dünyanın otoritesi vardır. “Evrimleşen nesne” yaşayan bir varlık olduğunda, “gelişim baskısı” altındayken yolunu acımasızca oyan, korkunç ıstıraplardan geçer.

Bununla beraber, “dünyanın otoritesi”, yukarıda bahsedilen gelişim yasasını kendi yönetimleri altına almış olan ve kendilerini zamanın zincirlerinden tümüyle özgür bırakabilen ve zamanı, olgunluğun tamamlanmasını ve gelişimin sonu olan, nesnenin ıslahını hızlandırabilen insanlardan oluşmaktadır.

16) Rabaş, Cilt 1, Toplumun Amacı 1

Burada, Baal HaSulam’ın metodunu ve yolunu izlemeyi arzulayanlarla beraber insan derecesine yükselip, bir hayvan gibi kalmamak için bir grup oluşturmak üzere bir araya geldik…

Burada her birimizin Yaradan’a ihsan etme ruhunu izlediği bir toplum kurmak için ve Yaradan’a ihsan etmeyi başarmak için, “başkalarını sevmek” denilen, insana ihsan etmek ile çalışmaya başlamalıyız.

Ve başkalarını sevmek, yalnızca kişinin kendisini iptal etmesiyle mümkün olur. Bu nedenle, her insan bir taraftan kendini düşük hissetmeli, diğer taraftan Yaradan’ın bize, tek bir hedefi olan, “aramızda kutsallık”, bir toplumda bulunma şansı verdiği için gurur duymalıyız. Ve henüz bu amacı başarmamış olsak da, başarmak için arzumuz var. Yolun başında olsak bile, yüce amacı başarmayı umuyoruz.

DERS 2: Onlu

1) Rabaş, Makale 10, “Kişinin Yeniden Vücut Bulmamak İçim Erişmesi Gereken Derece Nedir? (1984)

Tüm ruhların Adam HaRişon’un ruhundan uzandığını bilmeliyiz, o bilgi ağacı günahını işledikten sonra ruhu 600.000 ruha bölündü. Bunun anlamı şudur; Adam HaRişon’da, bir zamanlar Cennet Bahçesinde iken var olan tek bir ışık – ki Kutsal Zohar buna Zihara İla (üst parlaklık) der, pek çok parçaya ayrıldı.

2) Baal Hasulam, 600.000 Ruh

Denir ki, “600.000 ruh” vardır ve her bir ruh pek çok kıvılcıma bölünür. Başlangıçta sadece, yalnızca tek ruh, Adam HaRishon’un ruhu yaratıldığından, manevi olanın nasıl bölündüğünü anlamalıyız.

Ancak, 600.000 ruh ve ruh kıvılcımı dediğimizde bu sanki her insan bedeninin gücüyle bölünmüş gibidir. Diğer bir deyişle önce beden bölünür ve ruhun parlaklığını tamamen inkâr eder, sonra Tora ve Mitzvot gücüyle beden arınır ve arınma ölçüsüne göre ortak ruh onda parlamaya başlar.

3) Baal Hasulam, 600.000 Ruh

Maddesel bedende iki anlayışa varılır: İlkinde kişi ruhu kendine has bir organ olarak hisseder ve bunun İsrail’in bütünlüğü olduğunu anlamaz. Bu kesinlile bir noksanlıktır.

İkinci anlayışta İsrail ruhunun Işığı, kişi üzerinde tüm parlıklığıyla değil, kolektife dönüp, kendini arındırması ölçüsünde kısmi olarak parlar.

Bedenin tam ıslahının işareti, kişinin ruhunun tüm İsrail’e ait ve her birinin içinde olduğunu hissettiği zamandır, bu şekilde kendini birey olarak hissetmez. Bu sırada o bütün, eksiksiz olur ve ruh Adam haRishon’da olduğu gibi tam gücüyle onun üzerinde parlar.

4) Baal HaSulam, Anohi’deki Khaf’ın Anlamı

Dünyaları giyinmiş olan Malhut’a Ani (ben) denir. Aşağıya Assiya’ya sarkar, bu ayrılıktır, orada herkes kendini ayrı bir varlık olarak hisseder, “ben” algısındadır. Ve bu genişleyerek, tüm dünyayı fetheder, kişinin kendi arzusu ve keyfi için. Bu Assiya’daki kırılmanın gücüdür, ‘Ben hükmedeceğim’ koşuludur, yani kutsal kıvılcımlar henüz düzene girmemiştir.

5) Baal HaSulam – TES, 3. Cilt, 8. Bölüm, Ohr Pnimi, Madde 88

Dualarda ve pratikteki Mitsvot’taki tüm çalışmamız geriye dönerek, araştırmak ve Adam HaRişon’dan gelerek Klipot’a düşen bütün ruhları Bilgi Ağacı günahı öncesindeki asli (ilk) köklerine eriştirerek yükseltmektir.

6) Baal HaSulam, 4. Mektup

Tanrı’nın kutsandığı yere gitmemen ve ruhundan düşen tüm o zayıf organları toplayıp tek bir beden haline getirmemen haricinde hiçbir eksikliğin yok.

Bu tamamlanmış bedene Yaradan İlahi Gücünü aralıksız olarak akıtır ve ışığın yüksek akımı hiç bitmeyen bir pınar gibi olur.

7) Rabaş, Cilt 3, 940. Makale, Kalpteki Nokta

Tapınak yıkıldığı zaman, “Bana bir kutsal bir yer yapsınlar ve ben onların arasında oturacağım” diye yazılmıştır. Bu kalpteki noktaya işaret eder, Yaradan’ın ışığı için kutsal bir yer olmalıdır. Yazıldığı üzere “ve ben onların arasında oturacağım.” Bu nedenle kişi içinde Kutsallık için bir yer inşa etmeye gayret etmelidir ve bu yapı üst bolluğun girmesi için uygun olmalıdır, ihsan edenden alana akana bolluk denir. Ancak kurala göre, ihsan edenle alan arasında form eşitliği olmalıdır ve alan da, anladığımız üzere ihsan etme niyetinde olmalıdır, tıpkı ihsan eden gibi.

Buna yapma koşulu denir, yazıldığı üzere; “bana kutsal bir yer yap,”  bir yer yapmak, ışığın içinde değil kabın içinde vuku bulur, zira ışık Yaradan’a aittir, yalnız ameller yaratılanlara aittir.

8) Rabaş, Cilt 1, Makale 28, Topluluk On Kişiden Az Olmaz

Yazıldığı gibi; “Her onluda kutsallık barınır,” yani Yaradan orada ifşa olur.

Malhut’a “onuncu” denir, yukarının bolluğunu edinen onuncu Sefira. Ona “alma arzusu” denir ve tüm yaratıklar ondan uzanır. Bu nedenle, her şey yalnız onlunun içinde mevcuttur, şu kurala göre; “On Sefirot’u olmayan ışık yoktur.” Bu nedenle, onlu topluluğa grup denir.

9) Tanya – İgrot HaKodeş. Bölüm 23

Nerede on adam varsa orada Kutsallığın oturması için bir yer de vardır. Bilge Mişna öğretisinde der ki “On kişi birlikte Tora çalışmaya oturur, Kutsallık da onların ortasında oturur,” çünkü bu tam bir adamdır…

10) Maor VaŞemeş, Parahat Ekev

Bilinen şudur ki Şehine her onlunun – bu tam bir kademedir – içinde oturur, Tam bir kademe baş, kollar, bacaklar … topuklardan yapılmıştır … kutsal toplulukta herkes kendisini “bir hiç” olarak gördüğü zaman, o bu toplulukta topuk olarak kabul edilir ve onlar Roş (baş) ve Guf (gövde) ve üst parçalar durumundadırlar. Ve herkes kendini bu durumda düşündüğü zaman, onların eylemleri bereket kapısını açar ve iyilik tüm dünyadadır. Ama en önemlisi, bu duruma tutunan erdemli diğerlerinden daha da çok “bir hiç” olmasıdır ve onun sayesinde bereket akar.

11) Rabaş, Toplumun Amacı -2

İnsanın yaratılma amacının gerçekleşmesini engelleyen “kötü eğilim” dediğimiz alma arzusunu iptal etmek için beraberce çalışıp büyük bir güç oluşturacak bir topluluğa ihtiyaç duyarız.

Bu nedenle, grup bu amacı başarmaları gerektiğine oy birliğiyle hemfikir olan bireylerden oluşmalıdır. Sonra, herkes herkese entegre olduğundan, her biri kendine karşı mücadele edebilecek tek büyük bir güç haline gelir. Bu nedenle her biri amacı başarmak için büyük bir arzu oluşturur.

Birbirine entegre olmak için, herkes diğerlerinin önünde kendini iptal etmelidir. Bu, her birinin dostlarının hatalarını değil, onların erdemliğini görmesiyle başarılabilir. Fakat dostlarından biraz daha yüksek olduğunu düşünen kişi, artık onlarla birleşemez.

12) Baal Hasulam, Sürüyü Toplama Vakti Değil

Kişi halktan kendisini soyutlamamalıdır ve Yaratan’a memnuniyeti getirmek için dahi kendisi için talepte bulunmamalıdır ama yalnızca bütün halk için bunu yapmalıdır, bu halkın duasının gizemidir. Kişi halktan ayrılır ve özellikle kendi kişisel ruhu için talepte bulunursa, inşa edemez. Aksine, kendi ruhunun üzerinde bir hasara sebep olur, yazılmış olduğu üzere, ”Gururlu Olanların Hepsi”, nitekim halktan uzaklaşmak ancak bir gurur kisvesi içindeyken olur. Ona yazıklar olsun, çünkü kendi ruhu üzerinde hasara sebep oluyor. Çalışma esnasında, kişi yalnız başına dua ettiğinde dahi, arzusu dışında halktan ayrılır ve ruhuna zarar verir ve İsrail Topluluğu içerisinde bireysel talepler sayesinde herhangi bir birey için uyanış hiç gerçekleşmemiştir. Çünkü onlar kendilerini ayrı hissetmemişlerdir ve ayrılmayarak bu Mısır’dan çıkma arzusuna ilişkin güçleri onlar için müthiş bir destek olmuştur.

Bu nedenle, her birinin kendine has gücünü toparlayarak bir İsrail bütününe yönelerek, dualarda Yaradan’a her bir yakarışta ve çalışmada kişi kendisini İsrail bütününün köküne dâhil etmelidir.

13)  Rabaş – Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al 2

Yukarıda bahsedilene göre, o insanların dost sevgisiyle uğraşan tek bir grup olarak birleşmeye hemfikir olmalarındaki neden, her birinin düşüncelerini birleştirebilecek bir arzuya sahip olduklarını hissetmeleridir ki böylece başkalarını sevme gücünü edinirler. Meşhur bir atasözü vardır: “Yüzleri farklı olduğu gibi, görüşleri de farklı.” Bu nedenle, bir grup olmak için aralarında hemfikir olan kişiler, başkalarını sevme çalışmanın gerekliliğiyle ilgili olarak aralarında büyük bir fark olmadığını anlamışlardır. Dolayısıyla, her biri diğerleri adına ödün verebilir ve bunun etrafında birleşebilirler

14) Baal HaSulam, 13. Mektup

Bilmelisin ki, gruptaki herkesin içinde kutsallığın pek çok kıvılcımı var. Tüm kutsallık kıvılcımlarını kardeşler olarak sevgi ve dostlukla bir yere topladığınızda, bir süre için kesinlikle yaşamın ışığından kutsallığın çok yüksek bir seviyesini edinirsiniz.

15) Likutey Halahot, Kokunun ve Duanın Kutsanması, 4. Kural

Kolektifin dünyaları ile Yaradan’ınki arasında bir ortalama vardır. Bu İsrail’in ruhudur, kökü çok yücedir ve gerçekte kutsallığın bir parçasıdır. Bu kolektifin dünyaları ile Yaradan’ınki bağlayan bir geçiş alanıdır. Onunla bolluk ve rızk tüm dünyalara yayılır. Bu nedenle her şey İsrail’e bağlıdır.

16) Beer Mayim Hayim, Truma, Bölüm 25

Önce, Yaşar-El (Yaradan’a doğru olanlar) ihsan etmeyi edinir ve bu onlardan tüm dünyaya yayılır. Bu nedenle onlara İsrail denir, bu “Li Roş” yani başım var demektir, baş oldukları için kutsamayı önce onlar ve sonra da tüm dünya alır.

DERS 3: Onlu İçindeki Pratik Çalışma

1) Baal HaSulan, Yaradan Sevgisi ve Yaratılan Sevgisi

Tora’da iki bölüm olduğunu görsek bile –ilki insan ile Tanrı arasındaki Mitzvot ve ikincisi  insan ile insan arasındaki Mitzvot –  ikisi de aynı şeydir. Bu demektir ki bunların asıl amacı ve arzulanan hedefi tektir, yani Lishma’dır.

Kişinin arkadaşı için ya da Yaradan için çalışması arasında bir fark yoktur. Bunun nedeni, yaratılışın doğası gereği, dışardan gelen her şeyin boş ve gerçekdışı görünmesidir… Buna göre, kişi dostunu sevme ve ona ihsan etme çalışmasını tamamladığı zaman, en yüksek noktaya erişir ve aynı zamanda Yaradan’ı sevme O’na ihsan etme çalışmasını da tamamlar. Bu durumda her ikisinin arasında -kişinin bedeni dışında oldukları için-  hiçbir fark yoktur; yani, bireyin kendi çıkarları eşit derecede yargılanır, ya arkadaşına ihsan ediyordur ya da kendi Yaradan’a memnuniyet ihsan ediyordur.

2) Baal HaSulam, Şamati 225 – Kendini Yükseltme

Kişi kendini çevresinin üzerine yükseltemez. Dolayısıyla, kişi çevresinden beslenmek zorundadır. Ve kişinin çok çaba göstermek ve Tora çalışmaktan başka çaresi yoktur. Bu nedenle kişi kendine iyi bir çevre seçerse, çevresine

3) Baal HaSulam, Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma

Dolayısıyla, bilgelerimiz şöyle dedi, “Kendine bir Kabalist yap ve bir dost satın al.” Bu, kişinin kendisi için yeni bir çevre yaratabileceği anlamına gelir. Bu çevre Kabalist’e değer veren dostların sevgisi vasıtasıyla kişinin Kabalist’inin yüceliğini edinmesine yardım eder. Dostların, Kabalist’in yüceliğinden bahsetmesi onların her birine Kabalist’in hissiyatını verir. Böylece kişinin Kabalist’ine ihsanı alma ve kişiyi manevi çalışmayı O’na çalışmaya getirecek yeterli motivasyon ölçüsü haline gelir.

Bununla ilgili şöyle denilmiştir, “Maneviyat, kırk sekiz erdemle edinilir, dostlara hizmet etmekle ve dostların titizliliğiyle.” Bu böyledir çünkü Kabalist’e hizmet etmenin yanında kişinin dostlarının titizliğine, dostların etkisine de ihtiyacı vardır, böylece kişiyi Kabalist’in yüceliğini edinmede etkileyebilirler. Bunun böyle olmasının nedeni yüceliği edinmenin tamamen çevreye bağlı olmasıdır ve birey bununla ilgili hiçbir şey yapamaz.

4) Rabaş, Dost Sevgisine Dair

Unutmamalıyız ki, grup diğerlerini sevme temeli üzerine kurulmuştur, dolayısıyla her üye, başkalarını sevme ve kendinden nefret etme koşulunu gruptan alır. Ve dostun kendisini iptal etmek ve başkalarını sevmek için gayret ettiğini görmek, herkesin diğer dostların niyetlerine entegre olmasına katkı sunar.

Dolayısıyla, örneğin, eğer grup on üyeden oluşuyorsa, her biri kendini iptal etmeyi, kendinden nefret etmeyi ve başkalarını sevmeyi uygulamak için on güce sahip olur.

5) Rabaş, Putperestlere Tora Öğretme Yasağı Nedir?

Kişi eğer topluluğa (gruba) bağlı değilse, onları takdir etmezse, topluluktan ihsan etmeyi edinemez. O kadar ki; çalışmadan ama yalnız topluluğa bağlı kalarak bile onlardan etkilenebilir.

6) Rabaş, Mantık Ötesi İle İlgili Olarak

Bunu ancak toplumla bağ kurarak ve dostlarının ondan daha iyi niteliklere sahip olduğunu görüp, onları kıskanarak edinir. Bu durum sahip olmadığı ve kıskandığı yeni nitelikler edinmesi için onu motive eder.

Dolayısıyla, topluma imrenerek ve ondan daha yüksek derecede olduklarını görerek yeni nitelikler edinir. Toplum vasıtasıyla yeni güçler edindiğinden, şimdi bir topluluğa sahip değilken ki durumundan daha yüce olur.

7) Rabaş, Dost Sevgisine Dair

Kişi kalbindeki sevgiyi dostlarına karşı açığa çıkardığında, onları uyandırır ve böylece onlar da dost sevgisini hisseder. Bundaki fayda şudur ki, herkesin sevgi gücü diğer herkese entegre olduğundan, dost sevgisini daha güçlü olarak uygulama fırsatını elde ederler.

8) Rabaş, 2. Cilt, 24. Mektup

Bu, Yaradan’ın sevgisinin farkındalığını bu yolla korumak zorunda olduğunuzun, tüm gün ve gece, gün veya gece aşamasını hissettiğinizde, daima tetikte olmanız gerektiğinin size yukarıdan bildirilmesinin sebebidir.

Yaradan’a şöyle deriz, “Seninkiler hem gün, hem gece.” Bu nedenle, gece de, gecenin karanlığı da insanın iyiliği için Yaradan’dan gelir, şöyle yazdığı gibi: “Günden güne konuşmayı ifade eder ve geceden geceye bilgiyi tanımlar”

Öyle anlaşılıyor ki, alevler kendi kendine yükselene kadar dostların kalplerini uyandırmalısınız, atalarımızın bununla ilgili şöyle söylediği gibi, “Mumları yaktığın zaman.” Bununla Yaradan’ın sevgisinin farkındalığı ile ödüllendirilmiş olursunuz.

9) Rabaş, Toplumun Amacı – 2

Toplumda ciddiyetsizliği onaylamamaya dikkatle özen gösterilmelidir, çünkü ciddiyetsizlik her şeyi mahveder.

10) Likutey Halahot, Hoşen Mişpat, Halahot Arev

Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek yalnız Arvut yoluyla mümkün olur, bunun dışında mümkün değildir. Arvut’da herkes dostundan sorumlu olur ki bu Tora’yı yerine getirmenin özüdür, arzulan şey birlik yoluyla olur. Bu nedenle Tora ve Mitzot’u üstelenmek isteyen kişi kendisini İsrail topluluğuna, büyük bir birlik içinde, dâhil etmelidir. Bu nedenle, Tora’nın edinilmesi sırasında onlar kesinlikle birbirlerinden sorumludurlar, zira kişi Tora’yı edinmek ister istemez, kendisini, arzusunu onlarla birleştirmek amacıyla diğerlerine tek ve bir olarak dâhil etmelidir. Ve kesinlikle her biri dostundan sorumludur, zira hepsi bir olduklarında önemlidirler. Ve tam da her biri dostundan sorumlu olduğu için ki birlik olurlar, bu yolla Tora’yı yerine getirebilirler, bu olmaksızın Tora’yı korumak mümkün değildir. Zira böylece sevgi ve birlik arzusu bakımından, her biri dostundan memnun kalır ve aralarında form eşitsizliği yoktur. Onunla yukarının arzusuyla birleşecekleri, tek bir arzuya dâhil olurlar, birliğin amacı budur.

11) Rabaş, Dostların Önemine Dair

Eğer kişi dost sevgisine sahipse, sevginin kuralı dostunun hatalarını değil, erdemlerini görmeyi istemektir. Dolayısıyla, eğer kişi dostunda bazı hatalar görürse, bu dostunun hatalı olduğundan değildir. Ancak gören hatalıdır; yani onun dost sevgisi kusurlu olduğu için, dostunda hatalar görmektedir.

Dolayısıyla, şimdi dostunun ıslahı ile ilgilenmemelidir. Aksine, kendisinin ıslaha ihtiyacı vardır. Yukarıda bahsedilenlerden çıkan sonuç şudur ki, kişi dostunda gördüğü hataların düzeltilmesiyle ilgilenmemeli, kendisinin dost sevgisinde yarattığı kusuru düzeltmelidir. Ve kendisini düzelttiği zaman, dostunun hatalarını değil, sadece erdemlerini görecektir.

12) Rabaş, Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır

kişi başkalarının sevgisini edinmek için çaba sarf etmelidir. Mantık ötesi çabalamak zorunda olduğundan, buna “emek” denir. Mantıklı düşündüğünde, “Aklı ona dostunun gerçek yüzünü, ona olan nefretini gösterdiğinde, onu olumlu yargılamak nasıl mümkün olabilir?” Bedene bununla ilgili ne söyleyebilir? Dostunun önünde neden kendini eğmek zorundadır?

Cevap şudur ki, Yaradan’la “form eşitliği” denilen, Dvekut’u (birleşme) başarmak zorundadır, yani kendini düşünmemelidir. Neden dostun önünde eğilmek zor bir şeydir? Bunun için kendi değerini hükümsüz kılmalıdır, yaşamak istediği tüm hayat sadece başkaları yararına çalışarak, insanla insan arasındaki sevgisiyle başlayıp Yaradan sevgisine ulaşarak gerçekleşir.

13) Rabaş, Dostların Önemine Dair

Fakat kişi, kendi erdemlerinin ve niteliklerinin dostununkinden daha yüce ve daha iyi olduğunu görebiliyorsa, dostunu nasıl kendisinden daha yüce olarak düşünebilir? Bunu anlamanın iki yolu vardır:

1) Kişi mantık ötesi inançla gider: bir kez onu dost olarak seçtiğinde, onu mantık ötesi takdir eder.

2) Bu mantık dâhilinde daha doğaldır. Eğer diğerini dostu olarak kabul etmeye karar verdiyse ve onu sevmeye çalışıyorsa, o zaman aradaki sevgi vasıtasıyla sadece iyi şeyleri görmek doğaldır. Dostunda kötü şeyler olsa bile, onları görmez, şöyle yazıldığı gibi, “sevgi tüm günahları örter.”

14) Rabaş – 40. Mektup

Ancak her biri bağış olarak değil, hediye için niyet ederse, en güçlü olanların bile kalplerinin yıpranması pahasına, her ikisi de kalbinin duvarlarından sıcaklık yayar ve bu sıcaklık bir sevgi giysisi oluşturana kadar sevginin kıvılcımlarını ateşler. Sonra, her ikisi bir battaniye ile örtülmüş olur, yani tek sevgi her ikisini de örter ve sarar, tıpkı Dvekut’un (birleşme) ikiyi bir olarak birleştirmesi gibi.

Ve kişi dostunun sevgisini hissetmeye başladığında, yenilik hoşa gider kuralı gereği haz ve neşe içinde derhal uyanmaya başlar. Dostunun sevgisi onun için yeni bir şeydir çünkü o zamana kadar kendi iyiliğini düşünen tek kişi kendisiydi. Fakat dostunun onunla ilgilendiğini keşfettiği an, bu onun içinde ölçülemez bir neşe uyandırır, insan sadece haz hissettiği yerde olmak istediğinden artık kendisiyle ilgilenmez. Ve dostuyla ilgilenerek, haz hissetmeye başladığından doğal olarak kendisini düşünmez.

10) Rabaş, Cilt 3, Makale 738, Tuz Antlaşması

“Tüm adaklarınızla tuz da sunmalısınız,” bu tuz antlaşması meselesidir. Ve bu antlaşma mantık ötesidir zira kişi dostundan iyi şeyler aldığı zaman onlar bir antlaşma yapmalıdırlar.

Ve bu antlaşmayı yapma meselesi tam da her birinin diğerinden şikayetleri ve talepleri olduğu, öfke ve ayrılık olduğu zaman olmalıdır. Ve böylece yaptıkları bu antlaşma onlar arasında sevgi ve birliği korur. Ve kural şudur ki, ne zaman içlerinden biri diğerine zarar vermek isterse ona aralarında yapmış oldukları antlaşma hatırlatılır.

Bu onların sevgi ve barışı korumaya zorunlu kılar ve “tüm adaklarınızla tuz da sunmalısınız,” sözünün anlamı budur yani Yaradan’a doğru yaklaşma çalışması tuz antlaşması ile olmak zorundadır, bu her şeyin temelidir.

DERS 4: Realitenin Onlu Yoluyla Algılanması – Sevgi Dolu Bir Dünya

Kişi herşeyi çevresi yoluyla görür

1) Rabaş – 76. Mektup

Bilinir ki, “Tüm dünya O’nun ihtişamıyla doludur.” Bu her insanın inanması gereken şeydir, şöyle yazdığı gibi “Ben yeri ve göğü doldururum.” Ancak Yaradan, seçim şansımız olması ve O’nu görmememiz için gizliliği yarattı, böylece sonrasında inanç için —Yaradan’ın “tüm dünyaları doldurduğuna ve tüm dünyaları kapladığına” inanmak—bir yer olur. Kişi Tora ve Mitzvot’a bağlandığında Yaradan ona kendini ifşa eder ve kişi Yaradan’ın dünyanın yöneticisi olduğunu görür.

Böylece insan ona hükmedecek kralı yaratır. Bu demektir ki, kişi Yaradan’ı dünyanın yöneticisi olarak hisseder ve bu insanın Yaradan’ı kendi üzerinde kral yapması olarak kabul edilir. Kişi bu hisse gelmediği sürece Yaradan’ın krallığı örtülür. Bu nedenle şöyle deriz, “O gün Tanrı bir ve Adı ‘Bir’ olacak.” Bu demektir ki O’nun krallığının ihtişamı üzerimize yansıyacak.

2) Kutsal Şa’’lo – Şaar HaOtiot

Gel sana dost sevgisinin Yaradan sevgisi ile iç içe geçmiş olduğunu göstereyim, zira dost sevgisinin gücünün ölçüsü Yaradan sevgisini onurlandırmanın ölçüsüdür yani kişi yukarıdakinin surete benzer yaratıldığını hatırlamalıdır ve içindeki ruhun bir parçası yukarıdaki bir Yaradan’ın parçasıdır. Şu nedenle bize İsrail Topluluğu denir, biz bir araya geliriz ve O’nun gizemli birliğinde birleşiriz

3) Maor VaŞemeş, Paraşat Vayehi

Toplantının temel amacı herkesin tek ve bir olarak birleşmesidir ve böylece hepsinin talebi tek bir amaca yönelir – Yaradan’ı ifşa etmek: “Her onluda Şehina barınır.” Ve eğer on taneden fazla iseler, kesinlikle Şehina’nın daha büyük bir ifşaatı olacaktır. Her biri kendini dostuna dâhil eder ve ona kendini eyer ve dostu da ona; ta ki hepsi kendini eğip sıfırlayana kadar. Böylece, topluluğun amacı bu olduğu için bundan sonra doğal olarak, Yaradan onları kendi yakınına çeker ve onların arasında oturur, tüm kurtuluş ve kutsamalar onlara açılır.

4) Rabaş, Cilt 2, 42. Mektup

Yapmamız gereken Tora için hazırlık yapmak, şöyle yazdığı gibi, “Ve hepsi tek kalp tek adam olarak biraraya geldi.” Bu demektir ki, hepsinin tek bir amacı var, Yaradan’a yakınlaşmak.

Atalarımızın “Yüzleri birbirine benzemediğinden, düşünceleri de birbirine benzemez,” demesi üzerine, tek kalp, tek adam nasıl olur anlamak zorundayız..

Cevap: Eğer her biri yalnızca kendisiyle ilgili dersek, birbirlerine benzemedikleri için tek adam olmaları mümkün değildir. Ancak, kendilerini iptal eder ve yalnızca Yaradan adına endişe duyarlarsa, bireysellikleri iptal olduğundan ve tek bir otorite altına girdiklerinden, bireysel düşünceleri olmaz.

5) Rabaş, Cilt 3, 759. Makale, Bir Bütün Olarak İnsan

Kişi önce bilmelidir ki, sevgi eylemlerle satın alınır. Dostlarına hediyeler verdiğinde, verdiği her hediye dostunun kalbinde delik açan bir ok ya da kurşun gibidir. Açılan pek çok delik, verenin sevgisinin içeriye girdiği bir boşluk oluşturur.

Ve sevginin sıcaklığı onu dostunun sevgisine yaklaştırır ve sonra iki âşık her ikisini de örten sevginin örtüsü altına girmiş olur. Bu demektir ki, tek sevgi her ikisini de örter ve doğal olarak, her ikisini de örten şey tek bir örtü olduğundan, tek kişi hâline gelirler. Bu şekilde her ikisi de iptal olur.

6) Noam Elimeleh – Likutey Şoşana         

Kişi her zaman dostu için dua etmelidir çünkü (dua) kendisi için bunu yapması çok etkili olmaz, nitekim ”kişi kendi başına hapisten kendisini kurtaramaz”, fakat dostu için bu yardım çabucak gelir. Ve böylece, her biri dostu için dua etmeli, bu şekilde biri diğerine yardım ettiği zaman, her ikisine de yardım edilir. İşte bu yüzden şöyle denirdi, ”İsrail Arevim (sorumlu) biri diğeri için. ”Arevim”, hoş (tatlı) kelimesinden gelir, ”sesiniz hoş”ta olduğu gibi, çünkü her biri diğeri için ettiği dualar sayesinde birbirlerini tatlandırırlar ve bu nedenle onlara yardım edilmiş olur. Ve duada temel olan şey, düşüncedir, çünkü düşüncede kişinin duası kolayca kabul edilir.

7) Likutey Halahot, Sinagogun Kuralları, 1

Ruhların ilerlemelerinin koşulu, tüm ruhların bir olarak birleşmesidir, zira bu Kutsallığa yükselmenin yolu budur, çünkü Kutsallık birdir. Bu nedenle ruhun koşulu olan dua tamamen ruhlar arasındaki birliğe dayanır.

8) Baal HaSulam, Matan Tora (Maneviyatın Edinimi), Madde 16

Çünkü, altı yüz bin adam kendi ihtiyaçları için uğraşmayı bırakır ve dostlarının hiçbir eksiği olmaması dışında bir şeye endişelenmezse, dahası bunu büyük bir sevgi, tüm kalp ve ruhları ile yaparlarsa, yani “Dostunu kendin gibi sev” sevabının gerçek anlamıyla, o zaman hiç şüphesiz o ulusun hiçbir üyesi kendi iyiliğini düşünmek zorunda kalmayacaktır.

Bundan dolayı, kendisinin hayatta kalmasını güvence altına almaktan tamamen özgürleşmiş olur ve kolaylıkla Madde 3 ve 4’de verilen koşulları sağlayarak “Dostunu kendin gibi sev” sevabını yerine getirebilir. Sonuçta yanında altı yüz bin kişi hiçbir ihtiyacının eksik kalmaması için yanında yer alırken kişi neden kendi varlığını sürdürebilmek üzerine endişelensin ki.

Dolayısıyla, ulusun tüm üyeleri hemfikir olur olmaz Işık ve manevi ilim onlara anında verildi, çünkü artık onu yerine getirebilirlerdi.

9) Zohar, Aherei Mot, Madde 65

“Kardeşlerin de bir arada birlik içinde yaşaması ne güzel ve ne hoştur.” Bunlar dostlardır, bir arada ayrılmaksızın otururlar. Başta, onlar savaş yapan ve birbirini öldürmek isteyen insanlar gibidirler. Sonra kardeşçe sevgi koşuluna gelirler.

Yaradan onlar hakkında ne der? “Kardeşlerin de bir arada birlik içinde yaşaması ne güzel ve ne hoştur.” “De” kelimesi Kutsallığın da onlarla birlikte oluşuna işaret eder. Dahası, Yaradan onların sözlerini dinler ve onlardan hoşnut ve memnundur.

10) Zohar, Zohar Kitabına Giriş, madde 121

Bu dünyada tattığımız O’nun tekliğiyle ilgili çelişiklerin hepsi, ilk başta bizi Yaradan’dan ayırıyor olsa da, gene de tüm bu çelişkilerle birlikte, bizi Yaradan’a şükranlarımızı sunmak için Yaradan’ın eşsizliğini ifşa etmek için sevgi ile çabalarız.  Ve tüm bu ayrılık güçleri Yaradan’ı bizden uzaklaştırmaz ve üstesinden geldiğimiz her çelişki, O’nun bilgeliğine kavuşmak için bir kapı haline gelir.

Her çelişkide Yaradan’ı ifşa etmek için bir fırsat vardır ve buna layık olanlar karanlığı aydınlığa ve acıyı tatlıya çevirirler ve böylece ayrılığın tüm gücü yüce kademeleri edinmek için kapılar haline gelirler. Böylece karanlık büyük bir ışık olur ve acı tatlı olur. Dolayısıyla, daha önce ayrılık güçlerine yönelen tutumun büyüklüğü ölçüsünde, şimdi bunların hepsi birliğin güçlerine dönüşür ve tüm dünya erdeme göre değerlendirilir.

11) Baal HaSulam, Şamati 33- Haman İle Kefaret Günlerinin Kuraları

Gerçekten de bilmemiz gereklidir ki, kişiye, sanki “İyi ve İyilik yapan” bir rehberliğe karşıt gibi görünen her şey sadece insanı, bu çelişkileri aşmak için Üst Işığı çekmeye zorlamak için vardır yoksa kişi bunların üstesinden gelemez. Bu durum, kişinin Dinim (yargı) demek olan çelişkiler var olduğunda, ”Yaradan´ın Yüceliği“ koşulunu genişletmesidir.

Bu demektir ki, bu çelişkiler, kişi onların üstesinden gelmek istediğinde, yalnızca Yaradan’ın Yüceliğini büyüterek, çözebilir. Bundan çıkan sonuç, Yaradan’ın yüceliğini çekmeye sebep olan tam da bu Dinim’dir. Bu “Ve paltosunu ona fırlattı” cümlesinin anlamıdır.

Bu demektir ki, kişi sonra bütün bu Aderet Zear´ları (Saç Örtüsünü) O´na yani Yaradan´a atfeder. Bu demektir ki kişi artık Yüksek Işığı bunların üzerine çeksin diye, Yaradan’ın ona bilerek bu örtüyü verdiğini görür.

10) Zohar, Bereşit Alef, Madde 255

Islahın sonunda SAM (kötü eğilim, kötü güç) iptal olduğu zaman, onlara sanki SAM hiçbir zaman yaşamamış gibi gelir. Tersine birlik her zaman hüküm sürmüştür. Yazıldığı üzere “O’ndan başkası yoktur.”

 

 

DERS 5: Onlu Embriyo Gibi

Onlu içinde kendini sıfırlamak çalışmanın merkezidir ve manevi embriyo haline gelmenin temel koşuludur.

O zaman herkes kendi egosunun üzerine yükselir ve onluyu kendi üstü olarak kabul eder. Her biri diğer her birinin içinde eridiği ve bütünleştiği zaman, bir üst derece ifşa olur.

1) Rabaş, Cilt 3, Makale 179, Ibur-1

Adam Harişon’un günahından sonra, yaratılmış olan varlık, kırık bir kap olarak düşünülür ve ölüdür; yani, hayatın hayatından ayrılmış oldukları için onların kapları yalnızca kendileri için almak koşulundadırlar.

Onlarda kapları yeniden canlandırmak için aşağıya inen yansıyan ışığın yalnızca kıvılcımları vardır ki böylece onlar yükselip ölümden diriltilsinler diye. Bu kıvılcım, yansıyan ışığın kalıntılarından gelen ilahi bir kıvılcımdır ve onu yükseltmek gerekir, yani “MAN’ı “yükseltmek diye adlandırılan ihsan etmek için kişi bunu yükseltmelidir. Masah anlayışı ve Aviut oluşur ve bir dolum alır ve yansıyan ışık bu kaplarda kıyafetlendiği ölçüde bu kapları doldurur.

2) Rabaş, Yenika ve İbur’la İlgili Olarak

Yaradan çalışmasının giriş kapısı, Ibur (gebelik, ana rahmine düşme) aşamasıdır, yani kişi kendi “benliğini” iptal eder ve annesinin rahmine Ibur olarak girer. Bu şekilde Malhut denilen almak için almak arzusu olan kendini-sevmeyi iptal eder ve Bina denilen ihsan etme kapları aşamasına girer.

3) Rabaş, Cilt 2, Makale 38, Çalışmada, “Kutsama Kabı Dolu Olmalıdır,” Nedir

Emzirmeden önce İbur (gebelik) gelir, yani yukarıdaki onu ıslah eder. Kişi doğmadan önce anne karnında olduğu gibidir, kendini annesine eğer, sıfırlar, kendine ait hiçbir fikri olmaz. Yüce bilgelerimizin dediği üzere, “annesinin içinde ve henüz doğmamış olan annesinin yediğini yer,” herhangi bir soru sormak ya da kendi başına bir şey yapmak için kendi başına hiçbir varlığı yoktur. Ve buna o dilsizdir soru sormak için ağzı yoktur denir. .

Gözleri kapalı, mantık ötesinde yürüyebilen kişi ve bilgelerin hikmetine inanır ve sonuna kadar ilerleyebilir. Buna ana rahmine düşme denir zira ağzı yoktur.

4) Rabaş, Cilt 2, Makale 38, Çalışmada, “Kutsama Kabı Dolu Olmalıdır,” Nedir

Ana rahmine düşme, en küçük ve en kısıtlı olan Malhut durumudur ve buna Ibur denir; bu, günah ve yargılama sözlerinden gelir, şu sözlerde ima edildiği üzere, “Yaradan beni sizin hatırınız için yargıladı.”

Ve bu ceza ve yargı (Din) meselesi açıklanmalıdır. Biri gözleri kapalı, mantık ötesinde yürümek zorunda olduğu için beden buna karşı koyar ve bu nedenle sürekli olarak bunun üstesinden gelmesi gerekir. Ve buna ihlal etmek, zorluk ve gazap denir, çünkü her zaman yukarıdakinin önünde kendini eğerek ve kendini sıfırlayarak devam etmek ve yukarıdakinin ona ne istiyorsa yapmasına izin vermek zor iştir. Olası en küçük kısıtlama olduğu buna Ibur (ana rahmine düşme) denir

5) Baal HaSulam, Şamati, 17- Sitra Ahra’ya “Taçsız Malhut” Denmesi Ne Demektir?

Bilgelerimizin söylediklerinin anlamı şudur; “Her kim gururlu olursa, der Yaradan, iki yetkili olamayacağı için, ‘O ve ben aynı yerde duramayız,’”. Ancak, kişi Ein durumunda olduğunda ve kişi kendini kökün önünde iptal ettiğinde, yani kişinin tek arzusu aynı kök gibi ihsan etmek olduğunda, karşısında tek bir yetki bulur: Yaradan’ın yetkisi. Bundan sonra, kişinin bu dünyada aldığı her şey, sadece Yaradan’a ihsan etmek içindir.

Söylediğinin anlamı şudur: “Tüm dünya benim için yaratıldı ve ben de Yaradan’ıma hizmet etmek için.” Bu nedenle bu dünyadaki tüm dereceleri almalıyım ki, “Yaradan’ıma hizmet etmek” anlamında her şeyi O’na verebileyim.

6) Maor VaŞemeş, Paraşat Ekev

En önemli şey kutsal topluluğun içinde, her biri kendisinin erdemli veya özel olduğunu düşünmemeli, aksine tek düşüncesi davranışı veya eylemleri ile kutsal topluluğa zarar vermemek olmalıdır. Ve hatta kişi önemli biri bile olabilir ama gene de eylemlerini sorgulamalı ve ne için önemli olduğunu dikkate almalı ve kendisini tamamen sıfırlamalıdır.

7) Efrahim Kampı Üzerindeki Sancak, Paraşat VaEthanan 

Yaradan Bir’dir, Onlunun tümü birdir” şöyle yazıldığı gibi, dolayısıyla Onlu Yaradan’a bağlıdır çünkü birinin bir diğerine bağlanması hoştur, peki bu ne zaman olacak? Onlu bir araya gelip mükemmel bir bağla birleştiğinde onlar bir olarak kabul edilir ve  Yaradan Onlunun arasında olur. Fakat kalpleri bölündüğünde ve birbirlerinden ayrıldıklarında bir olarak bağlanamazlar ve Yaradan aralarında olmaz, daha ziyade yabancı bir tanrı onlara hükmeder… Bu “ve siz bağlısınız,” sözünün anlamıdır, yani birbirinize bağlandığınızda, birbirinize tutunduğunuzda ve bir olduğunuzda “siz hepiniz yaşayansınız,” olur. Bu nedenle birbirine tutunmak ne iyi ve hoştur ve Yaradan onların ortasında Bir olarak dolaşır.

8) Rabaş, Cilt 3, Ağzın Kutsanması

Kişi en düşük durumda iken, cennet krallığının yükünü kabul etmelidir ve bu durumda dahi, bundan daha düşük bir şey olmadığını, yani kişinin tamamen mantık ötesinde, akıl ve hislerinden kesinlikle hiçbir destek almadığını söylemeliyiz, üzerine bir temel inşa etmek için. Bu durumda kişi, cennet ve yer arasında duruyormuş gibidir, tamamen desteksizdir, çünkü her şey mantık ötesindedir.

Böylece kişi, bu tamamen alçakta olduğu bu koşulu ona Yaradan’ın gönderdiğini söyler çünkü Yaradan, cennetin krallığının boyunduruğunu, bu alçakgönüllülük durumunda almasını istemektedir. Böylece kişi bunu üstlenir, çünkü mantık ötesi inanır ki şu an içinde bulunduğu durumun kendisine Yaradan’dan gelmiştir, yani Yaratan’ın onun bu dünyada olası en düşük durumu görmesini istiyor.

Her halükârda, her koşulda kişi Yaradan’a inandığını söylemelidir ve buna “koşulsuz teslimiyet” denir.

9) Rabaş, 65. Mektup

Bir kez tam iptale karar verdiğinde, Yaradan’dan bunu başarması için yardım ister. Bu demektir ki, aklı ve arzusu Yaradan önünde iptal olmaya hemfikir olmasa da, Yaradan’a O’nun önünde iptal olmak için dua etmelidir. Buna “tam dua” denir, yani kendisi için bir şey istemeden Yaradan’ın ona tam bir arzu vermesini ister ve daima erdemlik içinde kalmak için Yaradan’a yakarır.

10) Rabaş, Cilt 3, Makale 223, Çalışmaya Giriş

Kişi kendini hesaba katmadığı ve yalnızca kendisini iptal etmek niyetinde olduğu dereceye eriştikten sonra, sadece Yaradan’a hizmet etmesi gerektiğini düşünür zira Yaradan’ın muhteşemliği, yüceliği ve önemini hisseder. Böylece kendisi için endişelenmeyi unutur zira artık varlığını hissedebildiği Yaradan’ın önünde kendi beni iptal olur. Kişi böylece “Yaradan’ı memnun etme” koşuluna gelir ve artık tüm düşüncesi ve endişesi Yaradan’ı nasıl memnun edeceği üzerinedir. Kendi var oluşu, yani alma arzusu artık mevcut değildir. Bundan sonra kişi artık “ihsan etmek için ihsan etme,” koşulundadır.

11) Baal HaSulam, 8. Mektup

Derler ki bu dünyada olan her şeyin yüce bir amacı vardır ve buna “bir damla birleşme” denir. O çamur evlerin sakinleri tüm bu kötülüklerin toplamından, onlardan alınmış O’nun kibrinden geçtiklerinde, Yaratılışın doğası gereği sıkıca mühürlenmiş kalplerinin duvarlarında bir delik açılır ve bu damlanın kalplerine yerleşmesi için uygun hale gelirler. Sonra damgalanan bir şey gibi alt-üst olur ve açıkça bunun tersini, bütünlüğü tam olarak bu ölümcül kötülüklerin içinde algıladıklarını anlarlar. Oraya, sadece oraya Yaradan’ın kendisi tutunur ve orada O, onlara birleşme damlasını akıtır.

DERS 6: Tüm Dünya – Tek Bir Onlu

Son nesil – Onluların Nesli

Dünyanın ıslahını sürdürmek için nasıl onlular için öğretmen oluruz

1) Baal HaSulam, Arvut (Ortak Sorimluluk), Madde 20

…dünyanın ıslahının sonu tüm insanları Yaradan’ın amacına getirmekle olacak, şöyle yazılmıştır: “Ve hükümdar tüm yeryüzünün Kralı olacak, o günde Hükümdar Bir ve O’nun adı Bir olacak”. Metinler de şöyle belirtilir “o günde” ve öncesinde değil.

2) Baal HaSulam, Zohar Kitabına Giriş, Madde 63 (Rav tarafından sadeleştirilmiş)

Neslimizde, ruhların özünün çok kötü olmasına ve bu nedenle bugüne kadar düzeltilememiş olmasına rağmen, gene de genel ruhun kusursuz formuna ulaşana kadar ruh sistemini tamamlayan kişiler bunlardır ve bu iş onlarsız tamamlanamaz.

Bunun nedeni, NHY Kelim’inin tamamlanmış olması ve şimdi Kelim tam ölçüde olduğu için NRN’ın bütün ışıklarını çekiyor olmasıdır. Bu nedenle, ancak bu aşağıdaki ruhların tamamlanmasının ardından en yüksek ışıklar ortaya çıkabilir.

3) Likutey Moharan No: 141, Madde:5

Herkes demelidir ki: Tüm dünya yalnız benim için yaratıldı (Sanhedrin 37). Bunun sonucu olarak, tüm dünya benim için yaratıldığından onu ıslah etmek yoksunluklarını gidermek ve onun için dua etmek için her an onu gözlemlemeli ve sorgulamalıyım.

4) Baal HaSulam Panim Meirot uMasbirot Kitabina Giriş (Rav tarafından sadeleştirilmiş)

Kişi kendi için değil tüm insanlık için yaşamalı, öyle ki insanlığın her bir parçası, her bir ruh için yaşamalı. Hayatın hayatının ışığını kendisi için değil ama yalnız tüm insanlık için bir kanal olmak için almalı.

5) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Hayatın amacı yalnız Yaradan’ı memnun amacıyla O’nunla bir olmaktır ya da çoğunluğun O’nunla bir olmasıyla ödüllenmektir.

6) Baal HaSulam, Tek Emir (Rav tarafından sadeleştirilmiş)

İlk ve tek Mitzva (emir) kişinin Lişma (Yaradan hatırı için) niyetine gelmesidir, -kendi varlığını sürdürmesi için zorunlu olan harıcinde- kendisi için çalışmamaya razı olmasıdır. Geri kalan zamanında halk için çalışmalıdır zira bu dünyada yaratılmış olanların hepsinin kurtuluşa ve faydalanmaya ihtiyacı vardır.

7) Efrahim’in Kampının Sancağı Kitabından, Paraşat BeŞalah

Yaradan’a gerçekten hizmet etmek isteyen kişi kendisini tüm yaradılışa dâhil etmeli ve tüm ruhlarla bir olmalıdır, onların içine dâhil olmalı ve onlar da kişinin içine dâhil olmalıdır. Yani kişinin içinde Şehina’ya bağlanmak için gerekli olandan başka hiçbir şey kalmamalıdır. Buna erişmek için, birbirimize yakınlaşmalı ve pek çok insanla bağ kurmalıyız, çünkü Yaradan’a hizmet eden kişi sayısına göre Şehina’dan daha çok ışık onlara ifşa olur. Bunun için kişi kendisini tüm yaradılışa dâhil etmeli ve her şeyi köküne yükseltmeli, Şehina’nın ıslahı gibi.

8) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları (Rav tarafından sadeleştirilmiş)

İnanç formasyonu her ulusun inanç formasyonun öncelikle kendi üyelerine, kendi insanlarına ihsan etmeyi zorunlu kılmalıdır, başka birisinin hayatının kendi hayatından önde gelmesi kavramına, “Komşunu kendin gibi sev,” formasyonu dayanmalıdır. Yani kişi toplumdan mahrumiyet çekenlerden daha fazla fayda sağlamamalıdır. Bu tüm ulusların geniş kapsamlı inancı olmalıdır… Bunun dışında, her birey ve her ulus kendi inancı ve geleneğini sürdürebilir, kimse kimseye karışmamalıdır.

9) Ishak’ın Söylevleri, Bölüm 2.1 (Rav tarafından sadeleştirilmiş)

Yaratılışın temeli, serbest seçim, dünyanın ıslahı ve bozulması tamamen, insanlığın en önemli parçası olan Kabalistlere bağlıdır.

10) Beer Mayim Hayim, Truma, Bölüm 25

Önce, Yaşar-El (Yaradan’a doğru olanlar, Kabalistler) ihsan etmeyi edinir ve bu onlardan tüm dünyaya yayılır. Bu nedenle onlara İsrail denir, bu “Li Roş” yani başım var demektir, baş oldukları için kutsamayı önce onlar ve sonra da tüm dünya alr.

11) Baal HaSulam, Ortak Sorumluluk, Arvut, 20

Şu Kabalistlere kalmıştır; Lişma (Yaradan için) için çalışarak kendisini ve tüm dünyayı başkalarını sevme işini üstlenmeye yeterlilik kazandırmak ki bu yaratışın amacına çıkan merdivendir ki bu Yaradan ile Dvekut’tur.

12) Baal HaSulam, “Mesih’in Borazanı”

Bir başka fayda daha var: Arınma için bir önkoşul olduğunu kabul ettik; yani dünyadaki tüm halklar yaratılışın kanunlarını bilecekler; tıpkı şöyle yazıldığı gibi: “…ve topraklar bilgi ile dolacak.” Firavun’un da gerçek Yaradan ve O’nun yasalarını tanıyacağı ve onların ayrılmasına izin vereceği bir ön koşulun olduğu Mısır’dan sürgün örneğindeki gibi…

Bu nedenle her halkın bir erdemliye tutunacağı ve onun kutsal topraklara götüreceği yazılmıştır. Kendilerinin ayrılması yeterli değildi. Tüm insanların nereden böyle bir arzu ve fikir ile geldiğini anlamalısınız. Bunun gerçek ilmin dağıtımı vasıtasıyla olduğunu bilin; öyle ki onlar gerçeği ve gerçeklerini kesinlikle görecekler.

Dağıtımın kitlelere yapılmasına “Şofar” denir. Tıpkı sesi büyük mesafe kat eden Şofar gibi, ilmin yankısı tüm dünyaya yayılacak; öyle ki insanlar duyacak ve erdemli bir halkta, kutsi bir ilim olduğunu kabul edecekler.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,329