e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1126 – Besinlerin Hayatlarımızdaki Etkisi

Yeni Hayat 1126 – Besinlerin Hayatlarımızdaki Etkisi

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat söyleşi serisinde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün yemek kültürü hakkında konuşmak istiyoruz. Neler olup bittiğini, yemek kültürümüzün neye dönüştüğünü, genel anlamda insanoğlu olarak gelişimimizle ilgili ne ifade ettiğini daha iyi anlamak istiyoruz. Bizimle olun.

Konuk: Evet, gerçekten de yiyeceklerle meşgul oluyoruz ve yiyecekleri seviyoruz. Yemek programlarının, restoranların ve tüm endüstrinin kültürümüzde çok merkezi bir şey haline geldiğini görüyoruz. Küresel değişimlerin gıda endüstrisini nasıl etkilediğini görüyoruz. Geçmişte her yerin kendine ait bir kültürü vardı, bugün her yere her şeyi getirebiliyoruz. Belki de eski kültürlerimizin, yemek kültürlerimizin benzersizliğini kaybediyoruz ve bir çeşit fast food kültürü ediniyoruz. Yiyeceklerle ilgili hayatımız, bağlantılarımız için gerçekten önem arz eden bir şey olduğunu anlıyoruz. Hayatımızdaki bu alan hakkında konuşmak istiyoruz. Belki de yiyeceklerin neden daha merkezi bir konuma geldiğini anlamakla başlamalıyız. Neden giderek kültürümüzün daha da önemli bir parçası haline geliyor? Neden yemek programlarını bu kadar çok seviyoruz?

Dr. Laitman: Bunun yeni bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bence zaten böyleydi. İnsanlık tarihinin tüm gelişimi boyunca yiyecek, hayattaki en önemli şeydir. Daha önemli bir şey yoktur. Belki evsiz, ailem olmadan, kıyafetsiz bile yaşayabilirim ama yemeksiz yaşayamam. Bu şekilde yaratıldık. Yalnız bizler değil cansız, bitkisel ve hayvansal seviye de böyledir. Cansız seviye bile, varlığını sürdürebilmek için, bir tür enerji almak durumundadır. Yani onsuz yapamayız. Ancak bunun yanı sıra bizler insanız ve insanlar için yemek kültürü gerçekten önemlidir. Hatırlayabildiğimiz en eski zamanlardan beri böyle ve hep böyle olacak. Öncelikle bu insanlar arasındaki iletişimdir, bağlantıdır. Evinize misafir çağırırsınız. Hayvanlarda böyle bir şey yoktur, misafir çağıran bizleriz. Yaptıklarımız, yeme biçimimiz, düğünler, cenazeler. Ne ve nasıl olduğunun bir önemi yok fakat her şeye yiyecekler eşlik ediyor ve yiyecekler gerçekten önem arz ediyor. Bebekler ve yetişkinler için, çeşitli taleplere göre nasıl yiyecekler geliştiriyoruz. Şöyle ifade edeyim: yiyecekler hayatımızın temel taşıdır. Onların dışındaki herhangi bir şey olmaksızın yaşamımızı bir şekilde sürdürebiliriz. Ancak sağlıklı bir insanın, her şeyden önce, yiyeceğe ihtiyacı vardır. Geri kalan her şey ektir. Yemek kültürü ve türleri aynı zamanda insani gelişime de bağlıdır. İnsan gelişimiyle ilişkilidir. 200 yıl önce yaşamış olan bir kişiyle konuşup, gelecekte hamburger, fast food, sosisli sandviç, vs. gibi şeyler yendiğini söyleseydik, şüphesiz ki bu yaptığımızı özel bir şey olarak nitelendirmezdi. Başka seçeneğiniz yoksa, sahip olduğunuz ne varsa onu alır ve yersiniz.

Konuk: Bunun başlamasının sebebi aynı zamanda başka bir seçenek olmamasıdır. Sonrasında bir trend haline geldi.

Dr. Laitman: Doğru. Bu nedenle insanların bugün bir telaş içinde olduklarını ya da olmadıklarını, dışarı çıkmak istemediklerini, sonuç olarak bir kişinin ne istediğini anlamak durumundayız. Kişi bir şeyler yemek ister ve bu sebeple dışarı çıkar. Yakında yiyeceklerimiz dronelar tarafından teslim edilecek. Patates kızartması, hamburger, vb. yiyecekleri doğrudan masamıza getirip koyacaklar. Tüm yiyecekler bu şekilde teslim edilecek. Günde iki veya üç kez getirilip, bu şekilde sofranıza konacak. Başka bir şeye ihtiyacınız yok.

Konuk: Evet, geleceğin restoranları süpermarket şeklinde olacak. Yemek hazırlamak pratik hale gelecek.

Dr. Laitman: Evet, gerekirse o yemeği mikrodalga fırına ve ocağa koyun. O kadar.

Konuk: Ayrıca kimileri, yemek programlarını sevme nedenimizin bu olduğunu söylüyor. Çünkü o yemeği kendi kendimize yapma gücümüz yok. Başkalarını o yemeği yaparken izlemekten hoşlanıyoruz.

Dr. Laitman: Bilmiyorum ama bir taraftan bu gerçekten abartılı bir durum, öte yandan görecek başka bir şey de yok. Ayrıca bu kişiye göre değişen bir şey.

Konuk: İnsanlığın yemekle olan ilişkisinin yalnızca içgüdüsel değil, aynı zamanda duygusal bir şey olabileceğini de söylemiştiniz.

Dr. Laitman: Elbette, bu duygusal bir şey ve bu, yalnızca insanlar için böyle değildir. Bir yandan yediğimiz şeylerin ruhsal beslenmemize paralel olduğunu anlamalıydık; söylendiği gibi: yalnız ekmekle yaşanmaz. Fakat burada manevi ve fiziksel tatmin söz konusu. Bu yüzden bir şeyi başka bir şeye tercih ettiğimizi, bir şeyi manevi gelişime tercih ettiğimizi anlamalıyız. TV kanallarımızı ve her şeyi yiyeceklerle dolduruyoruz. Bu gerçekten çok ucuz, insanı çok geriletiyor. Tek ihtiyacı bu oluyor. Yerel yemekleri deneyimlemek için Uzak Doğu veya diğer yerlere yapılan özel mutfak gezileri, vs. var.

Konuk: Doğru, mutfak turizmi. Yemekle meşgul olmamızın belki de belirli bir ihtiyacımızı ya da boşluğu telafi ettiğini söylüyorsunuz.

Dr. Laitman: Bir yandan, bir insanın buna eğilimi vardır. Kanada’da bir torunum var ve 16 yaşında. Yemek yapmak zorunda. Harika bir aşçı. Onu görmek için özel olarak oraya gittim ve bunun doğal bir eğilim olduğunu gördüm. Kız kardeşi ise onun tam tersi. Dans ediyor, bale yapıyor. Bu gerçekten enteresan.

Oren Levi: Yemek yapmayı seven ve sevmeyen kişiler arasındaki asıl fark nedir?

Dr. Laitman: Seven insanlar, sevmeyen insanlar. Fark bu.

Oren Levi: Açıkçası manevi kökle ilgili bilgim yok. Yemek yapmayı seven insan tipi, sevmeyen insan tipinden farklı mıdır? İnsanları mutfakta olmaktan hoşlanan kişiler ve bundan hoşlanmayan insanlar olarak ayırabilir misiniz? Temel fark nedir?

Dr. Laitman: Önem, bir kişi için önemli olan nedir? Kişinin kendisi için yiyeceğe, aileye sahip olması önemlidir. Yiyecek vasıyasıyla kişi onlarla bağlantı kurar, onlar da kişiyle. Kişi onlara hizmet eder, onlar da kişiye. Onları takdir eder vs. Yiyecek, çok güçlü bir iletişim aracıdır. Bunun nasıl böyle olduğunu görüyoruz.

Konuk: Doğru, insanlar yiyeceklerin ve her şeyin etrafında birleşir.

Dr. Laitman: Her şey mi? Yiyeceklerden başka, insanları birbirine bağlayabilecek bir araç yoktur.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü doğal olarak böyle. Bedenimize en yakın şey budur. Birlikte oturup yiyebiliyorsak, bu bir şekilde bağlı olduğumuzun bir işaretidir. Siz ve ben olmasak bile, tamamen farklı görüşlerimiz ve fikirlerimiz olsa bile bu, ortak bir zeminimiz olduğunun işaretidir ve çok önemlidir.

Konuk: Ayrıca başkalarına yemek hazırlarken, mesela büyük annem her zaman yemek hazırlar ve bu durum bizi her zaman ona bağladığı gibi, onu da bize bağlar. Çünkü büyük annemin bu hayatta yaptığı çok fazla şey yok. Ama bu yaptığı çok anlamlı. Neden diğer insanları beslemek diye bir şey var ve niçin bu aile için bu kadar önemli?

Dr. Laitman: Çünkü insan için önemli olan budur ve eğer onun için güzel bir yemek hazırlarsam, onu kendime yaklaştırmış olurum. Bir kadın ailedeki rolünü nasıl belirler, nasıl kontrol eder, vs? Çünkü tüm hane halkı onun etrafındadır, özellikle de yemek konusunda.

Konuk: Evet. Bugün yemek pişiren annenin veya büyük annenin aile ortamını gerçek anlamda kontrol ettikleri açıktır.

Dr. Laitman: Fakat bu aynı zamanda manevi açıdan, manevi kökleri açısından da ilginçtir. Çünkü ruhumuzu üst ışıkla doldurmak zorundayız ve buna paralel olarak bedenimizi dünyamızdaki yaygın yiyeceklerle dolduruyoruz. Bu tamamiyle üst kökten gelmektedir. Ruhun yapısından gelmektedir. Tıpkı ruhumuzun üst ışıkla dolma arzusunda olduğu ve zaman zaman onu doldurmamız gerektiği gibi. Kendimiz için bir şeyi nasıl yapıyorsak, aralıklarla bunları da dikkate almak durumundayız. İşte bu yüzden bedenimizde bunlar olur. Çünkü bu, ruhun yapısının bir sonucudur. Ruhla ilgili olarak, günde birkaç kez onu beslememiz gerekir. Yani, aynı soyutluk.

Konuk: Peki besin nedir? Bir ruhun manevi besini nedir?

Dr. Laitman: Ruhun besini, Yaradan’ın ruha ifşasıdır. Besin budur. Ruh, Yaradan’ın kendisine yaklaştığını, kendinden ruha yansıtarak onu doldurduğunu hisseder. Bu yansıtmaya, doldurmaya iç ışık denir ve ruhu dolduran da budur. Aynı süreci bu şekilde defalarca tekrar ederiz, çünkü ruhun aldığı bu parçalar ile Yaradan’ın ifşası yaklaşır ve böylelikle ruh değişir. Her ne kadar fiziksellik söz konusu olsa da, bu fiziksellikle ilgili değildir. Nasıl ne yiyorsanız o iseniz, bu da aynı şeydir. Maneviyatta bu gerçekten böyledir. Ruhun edindiği bu doyum miktarı ve türü, onun ilerleyişini ve yükselişini etkileyen şeydir. Fiziksel dünyada bunun besinlerin yapısına, minerallere, vitaminlere vb. bağlı olduğunu söyleyebiliriz, fakat bu, kişi ne yiyorsa odur demekten ibaret değildir. Bununla ilgili daha birçok içsel şey mevcuttur. Çünkü sinir sistemi ve güçlerimiz arasındaki içsel dengemizi düşünme, hatırlama yeteneğimiz, tüm bunlar aslında yediklerimizden etkilenir.

Konuk: O hâlde yiyecek türünün de bir anlamı vardır diyebilir miyiz?

Dr. Laitman: Geçmişte nasıl olduğundan bahsedeceğim. Bu denli güçlü, müthiş çeşitlilikteki kimyasal ilaçlarımız yoktu, ama yine de 1000 yıl veya daha kısa zaman öncesine kadar tüm doktorlar bizi beslenme şeklimizi değiştirerek tedavi ederdi. Pirinçten biraz daha fazla, şundan biraz daha az, vs. Var olanı biliyorlardı ve insanlar yiyeceklerle, sebzelerle, çeşitli çaylarla, doğa kaynaklı – doğal ilaçlarla tedavi ediliyorlardı. Beslenme şeklimizi değiştirmek suretiyle içsel dengeye ulaşıyorduk. Ayrıca bugün herhangi biri hasta ise, ona ağır yiyecekler vermiyoruz. Yulaf lapası veya çeşitli çorbalar, haşlanmış yiyecekler yediriyoruz.

Konuk: Ayrıca bugün gıda hizmetleri, iyileşme konusunda çok önemli bir role sahip.

Dr. Laitman: Evet, bu nedenle yiyecek kemiklerde, eklemlerde, vb. bir sorun olsa bile, bir şekilde çözüme ulaştıracak bir şeydir. Günümüzde bedenlerimiz gerçekten zehirli olmasına rağmen, besinler ile dengeyi sağlayabiliriz. Yine de bu mümkündür.

Oren Levi: Bu konuda bir şey daha sormak istiyorum. Yemekten hoşlanan insanlar olduğu gibi, iyi ve lezzetli şeyler yiyip yememelerinin gerçekten bir önemi yokmuş gibi görünen insanlar da var.

Dr. Laitman: Ne yediklerini umursamıyor gibiler.

Oren Levi: Evet, öyle gibi. Boş olmaması önem arz eden bir çeşit kutu var. Onunla ilgili ne hissedersiniz? O kadar da önemli değil. Gerçekten önem arz ediyor mu, etmiyor mu? Bu tür insanlarla, yedikleri konusunda gerçekten titiz davranan insanları ayıran nedir? Bu iki insan tipi arasındaki fark nedir? Biz, yemek yemekten hoşlanan taraftayız, bu yüzden diğerlerini anlamıyorum.

Dr. Laitman: Doğada böyledir, ne yapabilirsiniz? Evet, bu kişinin metabolizmasına göredir. İnsan vücudunda bulunan birçok element ve madde ile, kişilerin metabolizması ile, yoğunluk, vb. ile ilgilidir.

Oren Levi: Neden güzel yemek yediğim zaman sakin ve iyi yemek yemediğimde sinirli oluyorum?

Dr. Laitman: Bu iyi. Her şeyden önce, vücudunun enerjisinin çoğu besinlerin emilmesi, sindirilmesi, ayrıştırılması, dolaşım sistemi vasıtasıyla çeşitli yerlere iletilmesi ve vücudun beslenmesi için harcanır. Bu gerçekten de ciddi bir iştir.

Oren Levi: Lezzetler açısından bakıldığında, yediğim bir şey gerçekten lezzetli ise sakinleşiyorum ve eğer lezzetli değilse sinirli oluyorum. Ruh halim neden yediğim yemeğin lezzetiyle ilişkili?

Dr. Laitman: O tek bir sistemdir.

Oren Levi: Nasıl tek bir sistemdir?

Dr. Laitman: Diyelim ki tatlı bir şeyler yiyorum; sakinleşiyorum. Tatlı bir şeyler yiyen biri genellikle iyi hisseder. Kişi acı, baharatlı bir şey yerse, bu onu gergin yapar. Bu halihazırda manevi temellere bağlıdır. Ayrıca bu, fiziksellikte de inceleyebileceğiniz bir şeydir. Fakat ben bunu hemen manevi temellerle ilişkilendirdim.

Oren Levi: Ne demek istediniz?

Dr. Laitman: Çünkü köklerimizde, ruhumuzda bulunan ışıkların ve kapların farklı seviyeleri vardır. Bu nedenle ruh, kendisini dolduran ışıklara göre davranır, ki o ya Hasadim ya da Hohma ışığıdır; yani ya üstesinden gelmektedir ya da aksine genişlemektedir. Bu tamamen ruhun içinde bulunduğu koşula bağlıdır.

Oren Levi: Bahsettiğiniz ruh nedir?

Dr. Laitman: Bu bizim genel arzumuzdur; bu kadar basit.

Oren Levi: Ne arzusu?

Dr. Laitman: Genel arzumuz, bir arzudur. Genel arzumuzu başkalarının yararına olacak şekilde işleyebilirsek, ona ruh denir.

Oren Levi: İşlemek derken neyi kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: Onu değiştirmek. Arzumuz egoisttir.

Oren Levi: Ne arzusu?

Dr. Laitman: Kişinin, insanın genel arzusu. İstediğim her ne ise, sadece farklı seviyelerde kendi faydam içindir. Tıpkı başkalarını kendin gibi sev sözünde kastedildiği gibi, kendi faydam için olandan, başkalarının faydası için olana doğru kendimi değiştirirsem, o zaman arzum, ruh adını alır.

Oren Levi: Ruhun manevi bir besini olduğunu söylemiştiniz. Bu bağlamda, bu söylediğiniz neye işaret ediyor?

Dr. Laitman: Diğer kişiyle ve sevgiyle ilişki kurduğum bir koşulda, diğer kişiye sevgiyle yaklaşırım ve ona davranışım ihsan etme şeklinde olur. Bu durumda ne yaparım? Onları bollukla doldurmak isterim. Onun istediği bollukla. Her şeyden önce, kendimi başkasının yerine koymak, onun ne istediğini, neye ihtiyacı olduğunu bilmek ve bunları ona vererek, ona olan sevgimi ifade etmek zorundayım. Bu eylem, ihsan etmek olarak adlandırılır. Sonra, üst ışık adı verilen bir his ile ihsan etme arzumu yerine getiririm. Bu histe, üst gücü ya da etrafımızı çepeçevre sarmış olan Yaradan’ı hissetmeye başlarım. Bu, O’nun bizimle ilişki kurma, bizi ayakta tutma ve koruma şeklidir.

Oren Levi: Bu ne tür bir güçtür?

Dr. Laitman: İhsan etme gücüdür.

Oren Levi: Ne tür bir ihsan etme?

Dr. Laitman: Az önce açıkladığım gibi: başkasına iyilik yapmayı istememdir.

Oren Levi: Yani, hepimize iyilik yapmak isteyen belirli bir güç vardır, öyle mi?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Ve buna Yaradan mı denir?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Anlayıp anlamadığımdan emin olmak istiyorum. Diyelim ki bir şeyler pişiriyorum. Misafirler için yemek hazırlıyorum ve misafirleri evime davet ediyorum. Ben yemek yapmaktan hoşlanan bir tipim. Böyle büyük etkinlikler olduğu zaman insanların sabah kalkıp kendilerini buna hazırladıklarını biliyorum. Onları gerçekten sevgiyle doldurmak istiyorum ve onlar için hazırladığım şey bu. Şimdi herkes için sevgi ile, onlara olan sevgimle yemek yapıyorken, ruhumla da bağlantı kurabilir miyim?

Dr. Laitman: O sırada değil. Daha sonra ne olur bilmiyorum ama eğer gerçekten onları tüm kalbinizle, kalbinizin derinliklerinde hissediyorsanız, sanki kalbinizi onlara aktarıyormuş gibi hareket edersiniz. Kalbinizde boş bir alan kalır ve o alan Yaradan hissiyle doldurulur. Buna, Yaradan’ın yaratılmış varlıklara ifşası denir. Bu şekilde ihsan ettiğinizde, Yaradan’ı onlarla keşfettiğiniz, ifşa ettiğiniz ve ilişkilendirdiğiniz bir koşula erişebilirsiniz. İşte Kabala İlmi tamamen bununla ilgilidir. Ne kadar basit olduğunu görüyorsunuz.

Konuk: Yemek yiyen bir kişiyle, ruhun doldurulduğu, beslendiği manevi kökün bir şekilde benzer olduğundan bahsettik. Biliyoruz ki tarih boyunca insanlar birlikte yemek yemeyi sevmiştir, bu bir alışkanlıktır. Peki bunun, az önce açıkladıklarınızla olan bağlantısı nasıldır?

Dr. Laitman: Birlikte yemek yemenin neden önemli olduğunu anlatacağım. Çünkü eğer birlikte olursak, herkes başkalarına vermekten, yardım etmekten, onlarla bağlantı kurmaktan haz duyabilir ve bu nedenle manevi doyumun edinilmesi bu şekilde çok büyür.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü kalbimi başkalarına açıyorum.

Oren Levi: Bunun manevi doyumla nasıl bir ilişkisi vardır?

Dr. Laitman: Söylediğimiz gibi, manevi doyum kalptedir. Başkalarının iyiliğini ne kadar çok istersem, kalbimde o kadar büyük bir yer açarım ve bu yer de Yaradan’ın hissi ile doldurulur.

Oren Levi: Bunu nasıl farklı bir şekilde betimlersiniz? Dünyanın en iyi restoranında oturup tek başıma en iyi yemeği yiyebilirim. Ve sizinle oturup yiyebilirim. Orada ne tür hazlar hissedeceğim veya hissederim? Aşağı yukarı aynı mıdır, farklı seviyelerde midir? Nedir?

Dr. Laitman: Bu tamamiyle içinde bulunduğunuz kaba, hayvansal arzunuzun ölçüsüne bağlıdır. Yani, tıpkı taze yeşil otları görüp, bundan hoşlanan ve heyecanlanan bir inek gibi, sizi ilgilendiren şey yemektir. Arkadaşları ile birlikte oturan ve birlikte oturmaktan keyif alarak, bunun onlara nasıl katkıda bulunduğunu bilen bir kişiyle kıyaslanabilir. O yemek gerçekten lezzetli olduğu ve ona ihtiyacınız olduğu için hayvan bedeninizi hissedersiniz, inekle kıyasladığım için özür dilerim. Lüks bir restoranda dahi olsa o, hayvan bedenimiz için bir besin.

Konuk: İnsanlar yalnız yemek yemekten rahatsızlık duyuyor. Her zaman yemek yerken yanımızda en az bir kişi daha olsun isteriz. Bu, bunu hisseden insanla ilgili bir şey.

Dr. Laitman: Bu, üst kökten gelmektedir.

Konuk: Ayrıca, insanların bizi yemek yerken izlemesinden hoşlanmıyoruz. Yemek hakkında garip şeyler. Birlikte yemek yiyen bir grubun bir parçası olmalıyız.

Dr. Laitman: Evet, her şey manevi kökümüzden gelir. Temel olan, birbirimize karşı fedakar olmaktır ki bu tamamlanma, tam ve bütün olarak doyuma ulaşma halidir. Bu gerçekten de kadim bir şeydir. Yemek yerken önüne tahta bir perde koyan kralları biliyoruz, böylelikle kimse onları yemek yerken göremezdi. Farklı kültürler vardı.

Oren Levi: Son sorumuzu yöneltelim çünkü zamanımız doldu.

Konuk: Yeme eylemini biraz daha içsel, manevi bir şeye doğru nasıl yönlendirebiliriz?

Dr. Laitman: Doğru beslenmeye yönelik dersler açarak.

Konuk: Peki ne öğreteceğim?

Dr. Laitman: Onlara, insanın tek başına yemek yiyemeyeceğini anlatacaksınız. Bunu nasıl yapabiliriz? Farklı yiyecekler ve farklı kitleler ile bir araya gelelim. Bulana kadar, tüm farklı seçenekleri inceleyene kadar öyle ya da böyle bunu yapacağız. Bir yemeğin bir kişiyi hem fiziksel hem de manevi olarak nasıl doyurabileceğini göreceğiz.

Konuk: Daha önce, yediğimiz yiyeceklerin vücudu tedavi ettiğini söylemiştiniz. Sorum şu: Burada mesele yiyeceklerin kendisi mi yoksa onları nasıl yediğimiz mi?

Dr. Laitman: Büyük bir ziyafete kavuşana ya da bir balinayı yiyene kadar her şey doğrudur.

Konuk: Bu ne demek?

Dr. Laitman: Maddesel besinler ve manevi besin de dahil olmak üzere her şeyi, tüm hazları almanız anlamına gelir.

Oren Levi: Bu neye bağlıdır?

Dr. Laitman: Kişinin kendisine ve iştahının ne kadar geliştiğine, maddi ve manevi iştahının ne kadar olduğuna bağlıdır. Sonra alacaktır, çünkü iştah olmaksızın yemeği hissedemeyiz. İhtiyacımız olan bu.

Oren Levi: Şimdi tanımladığınız bu yemek, bir insanın insan olarak gelişimine dair bir sembol müdür?

Dr. Laitman: Diğer insanlarla bağlantı kurarak böyle bir his, bir duygu, bir iştah, maddesel bir yiyecekten alacağım bir ısırıkla karşılayabileceğim, yemeğe dair bir gereksinim geliştiririz fakat bunu çok yüce bir bağlantı ve manevi besin ile yaparız.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkürler. Şöyle dendiği gibi: erdemliler ruhlarını doyurmak için yerler. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,304