e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1133 – Sevilme İhtiyacı

Yeni Hayat 1133 – Sevilme İhtiyacı

Oren Levi: Merhaba, Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman!

Dr. Laitman: Herkese merhaba!

Oren Levi: Bugün Dr. Laitman ile sevilme ihtiyacı hakkında konuşmak istiyoruz. Sevilmeye olan bu temel, güçlü ve doğal ihtiyacı herkes hisseder. Bu ihtiyacın nereden geldiğini ve bizi nereye götürmesi gerektiğini anlamak istiyoruz. Bizimle olun!

Konuk: Evet, hepimiz sevilmek istiyoruz ve başkalarının bizi sevmesi için birçok şey yapıyoruz. Bizi sevsinler diye birçok kez aslında yapmak istemediğimiz şeyleri yapıyoruz. Küçük bir bebeğin de gelişmesi için sevgiye ihtiyacı vardır. Yani bu, her yaş için geçerlidir. Mutlaka belli bir yaşla ilgili olması gerekmez. Dahası bir kişi sevgi olmadan zihinsel ve fiziksel olarak düzgün bir şekilde gelişemez. Bu sevilme ihtiyacı nedir? İnsanda neden bu kadar temel bir ihtiyaçtır?

Dr. Laitman: Cansız ve bitkisel seviyeler ile hayvan ve konuşan, yani insan, seviyelerinin gelişim derecelerinde gelişimin farklı aşamalarından geçiyoruz. Her bir seviyede bir bağ, enerji ve o seviyeye karşılık gelen bir ilişki olmalı ve aynı ilişki, farklı parçalar arasında da vardır. Yarıtılışın tüm parçaları ilkel maddeden, temel maddeden, gelişir. Farz edin ki küçük bir atom vardı ve her şey bu atomdan patladı ve gelişmeye başladı. Parçalar gerçekten her yöne dağılsa bile bu küçük başlangıç kısmında var olan bağ korunur. Yaratılışın tüm parçaları arasında bir bağ vardır. Tüm sistemin nasıl bağlı olduğunu, karanlık kozmik sistemde her şeyin nasıl birbirine bağlı olduğunu, genişlediğini ve daraldığını vb. görüyoruz. Sonra yeryüzü – bitkisel derece, hayvan derecesi, konuşan derece… Yeryüzünde varoluşun tüm yaşam biçimleri bağ kurma ve ayrılma ve sonra tekrar bağ kurma ve ayrılma ve birbiriyle bütünleşmenin sonucu olarak meydana gelmektedir.

Yani, her şey bağ kurma ve ayrılmadan, bağ ve ayrılıktan gelir. Bundan dolayı bağ kurma ve daha da fazla ayrılma ihtiyacı vardır. Neden? Bu, maddeden bile önce aynı atomun, hatta aynı düşüncenin bir parçası olduğumuz ta o ilk koşuldan kaynaklanır ve böylece bunu şu takip eder: Sevilme, çevreden iyi ve hoş bir tutum hissetme ihtiyacı aslında yaratılışın her parçasında ve cansızda ve elbette bitkiselde ve hayvanda ve sonra insanlarda bulunan çok büyük bir ihtiyaç ve içsel bir arzu olarak var olan bir şeydir. Her şey bundan gelişir, çünkü yaratılışın tamamında bağ kurma ve ayrılma, bağ ve ayrılık dışında hiçbir şey yoktur. Tüm yaşamın geldiği yer burasıdır. Cansız, biyolojik, bitkisel, veya hayvansal maddeden değil duygulardan bahsediyorsak öncelikle cansız ve bitkisel seviye ile hayvan seviyesinde de duygular vardır, ancak insandan bahsediyorsak o zaman burada bunu özellikle görebiliriz. Burada her şeyi, bütün ilişkilerimizi ve bağlarımızı, ülkelerin kurulma şeklini, hükümetleri, aileleri ve aile içindeki ilişkileri belirleyen bağ kurma ve ayrılmaya gerçekten ihtiyacımız var. Hepsi başkasından ne kadar daha uzak ya da başkasına ne kadar daha yakın olduğuma, ne kadar yakınlaşabildiğimize ya da uzaklaşabildiğimize, hatta ne ölçüde mesafemizi korumak zorunda olduğumuza göredir. Daha yakın ya da daha uzak diye ölçüyoruz bile. Yaklaşmıyorum. İçgüsüdel olarak birisinden uzaklaşıyorum veya birisine yaklaşıyorum. Yani, bunlar çok incelikli konular ve herkesin içinde var. Bilinçli olarak veya bilinç altında bunları sürekli ölçeriz. Bu şekilde kendimizi her zaman mümkün olan en rahat koşulda tutarız. Her şeye – cansız ve bitkisel dereceler, hayvan derecesi ve de konuşan derece – karşı tutumumda böyle hissederim. Böyle ölçüyoruz ve nerede, ne şekilde, hangi iklimde, hangi insanlarla yaşayacağımızı böyle seçiyoruz. Mesleğimi, her şeyi böyle seçiyorum. Tabii ki sınırlamalar var ama seçebileceğim ölçüde. İşte böyle. Her şey sevilme ihtiyacından gelir çünkü diyelim ki sevilmek, önemli etkenlerle iyi ve hoş bir ilişki içinde bağ kurma ihtiyacıdır.

Konuk: “Önemli” ile neyi kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: “Benim için önemli.” Ne olduğu önemli değil. Bir bebek gibi… Bir bebek neden annesine bu kadar bağlı? Ona bağlıysa o zaman ihtiyacı olan her şeye sahip olduğunu, sıcaklığı, sütü, onun rahatını, sahip olduğu her şeyi sağlayanın aslında annesi olduğunu hissettiği için.

Konuk: Bebek hakkında sormadan önce bunun nasıl çalıştığını anlamak istiyorum. Hayatımız boyunca yaklaştığımızı, uzaklaştığımızı ve doğru mesafeyi koruduğumuzu söylüyorsunuz.

Dr. Laitman: İçgüdüsel olarak aramızda alanlar var ve bu alanlar, bu reddediş ve çekim ilişkileri, artı ve eksi bizim farklı koşullarımızı, ilişkilerimizi, mesafelerimizi dengeler. Kendimle dünya ya da mesela ben ve sen arasındaki mesafeyi hissetmiyorum ama bunun benim için ne kadar elverişli ve iyi olduğunu ya da olmadığını hissederim. Her şeyi benim için kolaylığına göre ölçerim. Bu ne kadar doğru veya değil. Ben böyleyim. Belki birkaç metre uzaklaşmak daha iyidir ya da tam tersine yaklaşmak istiyorum.

Konuk: O zaman benim kolaylık algılama göre doğru ya da yanlış ve herkesin kendi doğrusu ve yanlışı var vb. Tüm yaşamımızın bu unsur etrafında olduğunu söylüyorsunuz. Bu bizde aslında nasıl gelişiyor?

Dr. Laitman: Bu bizi varoluş amacımıza doğru geliştirir. Bağlanmak için geri dönmeliyiz – hatta o kadar ki tamamen bir olarak bulunduğumuz ilk parçacıkta, ta o ilk atomda olduğumuz gibi olmalıyız. Cansız ve bitkisel seviyelerde, hayvan ve insan seviyelerinde ve tüm galaksilerde vb. dağılmış olsak da tek bir beden olarak birbirimize tamamen bağlı hissettiğimiz bir koşula ulaşmak zorundayız.

Konuk: Bu oyun bizi söylediğiniz tek bir birim gibi, maddeden önce gelen bu tek atom ya da düşünce gibi olmaya nasıl götürür? Sürekli ölçüyorum – yaklaşıyorum ve uzaklaşıyorum, mesafemi koruduğum insanlar var vesaire.

Dr. Laitman: Bu süre içinde ne yaptığınızı tam olarak bilmiyorsunuz. Doğadaki bu güçler sizi etkiliyor. Yaklaşıyor ve uzaklaşıyorsunuz ve nedenini bilmiyorsunuz. Yerinizi değiştiriyorsunuz. Söylendiği gibi, şansınızı değiştiriyorsunuz fakat Kabala bilgeliğinin öğrettiğine göre doğru türde eğitim almaya başlayan birisi hepimizin gelmesi gereken süreci ve bağa doğru yönelmek zorunda olduğumuzu zaten anlar. Kendisini bu kademeli bağ sürecine sokar ve burada aynı zamanda doğayı, doğanın bizi nasıl etkilediğini, üzerimizde nasıl çalıştığını, Büyük Patlama’dan beri doğanın durmaksızın bizi nasıl geliştirdiğini hissetmeye başlar. Dağıldık ve bununla birlikte yeryüzünde insanlık, bir kez daha bir araya gelmeye ve kendimizi tek adam ve tek kalp olduğumuz koşula geri bağlamaya başlamamız gereken bir koşula ulaştı. Kişinin hissettikleri açısından bu böyle yoksa atomları tekrar bağlamak zorunda değiliz. Bazı şeyler olduğu gibi kalabilir. Bir mesafede kalabiliriz ama asıl mesele, birbirimize karşı nasıl hissettiğimiz noktasında yakın hissetmemiz gerektiğini bileceğiz. Bu tarz bir eğilimimiz olmalı. Buna “sevgi tüm günahları örter” denir ki burada günah uzaklıktır.

Konuk: Günahın uzaklık olması neden?

Dr. Laitman: Çünkü uzaklık bize ne kadar farklı olduğumuzu gösterir ve sevgi bize sevginin nasıl tüm günahları örttüğünü, aramızda nasıl köprü kurabileceğimizi, farklılıkları iptal etmeyi değil, farklılıkların üzerinde kendimizi nasıl bu tek örtü ile kıyafetlendirebileceğimizi gösterir.

Konuk: Dediniz ki tüm bunlara doğru yaklaşımı öğrenirsek, sizin öğretmeninizden öğrendiğiniz gibi… O zaman aslında bilen birisiyle benim gibi doğal olarak hareket eden birisi arasındaki fark nedir? “Ne yaptığınızı tam olarak bilmiyorsunuz bile” dediğiniz durumdaki gibi yaklaşıyorum ve uzaklaşıyorum. Ne yaptığını tam olarak bilmeyen ben ile bunu doğru bir şekilde yapan, anlayan bir kişi arasındaki fark nedir?

Dr. Laitman: Ne yaptığını anlayan, doğanın büyük planını anlayan birisi mi?

Konuk: Evet, fark nedir?

Dr. Laitman: Fark basit. Siz hayatınızda yaşadıkları süreci, küresel süreci, anlamayan ve hissetmeyen cansız, bitkisel ve hayvan gibi dolaşıyorsunuz. Ben içinde bulunduğum süreci ve bu sürece nasıl yaklaşmam gerektiğini, bu sürece nasıl bilinçli bir şekilde, anlayarak katılacağımı ve süreci gerçekleştirmek için hayatımı, varoluşumu kullanmayı biliyorum. Sonra buradan tüm günahları örten sevginin – ki bunu elde ediyorum – hissine sahibim çünkü başka türlü bunu hissetmem. Hepimizin dağılmış ve ayrı olduğumuzu hissederim ve yaratılışın, bizi ayıran o büyük egonun doğasını biliyorum. Bununla birlikte kendi kurduğum ve herkesi merhametle örten bağı da hissederim. Hem herkes arasındaki uçurumu, doğanın bizi her tarafa gerçekten böyle dağıttığını, Büyük Patlama’yı, bu muazzam patlamayı hem de herkesi nasıl toplayabileceğimi hissederim ve bunu kalbimde hissederim. Sonra sevgiye ulaşırım.

Konuk: Tamam, sevgiye dönmek istiyorum. Bir kişinin sevildiğini hissetme ihtiyacıyla başlamıştık ve sormak istiyorum: Sevgi bir kişide aslında neyi doldurur?

Dr. Laitman: Çünkü bu doğa yasasını koruruz. Biz, doğanın yasalarının içindeyiz. Biz sadece psikologlar değiliz, üzgünüm, ama bunun için bir dürtümüz, bir ihtiyacımız var. Doğa bizi bağa doğru iter. Buna sevgi deriz.

Konuk: Neden sevilmek için, bu sevgiyi almak için bu kadar güçlü bir ihtiyacımız var? Bu bana ne verir? Bu bir kişiye ne verir? Kişide neyi geliştirir, onun için ne yapar, onda neyi değiştirir ve kişi bunu neden bu kadar çok ister?

Dr. Laitman: Bu içimde en yüksek seviyede boş olan bir ihtiyaç, bir arzudur. Karşılandığı zaman bu ihtiyaç, bana hayatın anlamına ve amacına dair bir his verir, ki gerçekten hayatın amacı sevmektir. Cismani, biyolojik, hayvani, ya da hormonel bir sevgi değil, tüm günahların, uzaklığın, nefretin üzerinde bağ kurmak demek olan sevgidir. Nefret olmadan sevgi olamaz. Sevgi tüm günahları örter, sevgi egomuzu örter demektir. Sevmeyi edinebilmenin ve sevgiyi hissetmenin tek yolu budur. Başka bir yolu yoktur.

Konuk: Bahsettiğimiz bağ kurma ve ayrılma bu mu?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Az önce verdiğiniz anne ve bebek örneğine dönersek, dediniz ki bebek annesini sever, çünkü annesi ona ihtiyacı olan her şeyi sağlar.

Dr. Laitman: Buna “sevmek” demiyoruz.

Oren Levi: Tamam, bunu bir kenara bırakıyorum.

Dr. Laitman: Çünkü bu hayvanlarda da var vesaire.

Oren Levi: Tamam, bu belli. Büyüdüğü zamandan bahsediyorum. Bir bebekti ve büyür. Araştırmalar, sevgisiz büyümenin bir bebeğe cidden zarar verdiğini ve bazı hasarların daha sonra geri döndürülemez olduğunu gösteriyor. Bir kişiye verilen ya da verilmeyen sevgi onun gelişimimini neden bu kadar çok etkiliyor?

Dr. Laitman: Bu bir sorun, çünkü bebek ebeveynlerinden, özellikle annesinden duygusal ihtiyaçlarını almadı. Bizim yaşamımızda bunu babadan almak zordur, çünkü baba çalışıyor ve başka şeyler de var, ancak anne bunu hakikaten telafi etmeye çalışır.

Oren Levi: Yani bir çeşit duygusal ihtiyaçtan mı yoksun kaldı? Tam olarak nedir?

Dr. Laitman: Bu, sevgi denen şeydir. Besin gibi. Bebeği bir yuvanın içine koy, ihtiyacı olan tüm besini ve sevginin yanısıra her şeyi alacaktır. Belli ki bu bir besin gibi. Hücrelerini bu besler. Bu sadece sıcaklık, hissetmesi gereken ısı değildir. Bir ilişki hissetmeli. Bu bir bebeğin bizden bile daha çok hissettiği türde bir ilişkidir. Bunu bir hayvan gibi hisseder. Adeta bu ilişkiyi içer. Eğer bu eksik ise o zaman gerçekten bu arzular onda boş olarak kalır ve sonra büyüdüğü zaman hakikaten mahrum kalacağı bir şeydir. Eğitiminin, ihtiyacının karşılanmamış olması kişiliğinde eksikliğe yol açacaktır. Hatta hayata karşı, realiteyi algılayışına karşı tutumunda eksiklik olacaktır. Sanki bu özel duyu onun içinde gelişmemiş gibi.

Oren Levi: Ne duyusu?

Dr. Laitman: Sevgi denilen bu ilişkiyi hissetme duyusu ki en büyük, en yüksek ve en önemli duyudur.

Konuk: Sevgi bir kişide ya da bebekte neyi geliştirir?

Dr. Laitman: Biz hissi varlıklarız ve bizi harekete geçiren bütün o hisler içinden sevgi en yükseği, en yücesi çünkü sevgi hepimizin geldiği o noktadan, o tek kökten, bizim kolektif kökümüzden gelir. Eğer bu sevgiyi şimdi annemden almıyorsam o zaman yaratılışın köküyle olan bağımı kaybederim. Artık ona bağlı değilimdir. Sonra ne yaparsınız? Nasıl uzaya gemi gönderiyoruz ve bu kadar, bitti gitti, kişi aynen o şekilde sanki bu dünyada fırlatılmış gibi hisseder. Doğduğunu hisseder ama sonrasında sadece cansız, bitkisel seviye ve hayvan seviyesinde doyuruldu. Konuşan derecede bağlı değildi.

Oren Levi: Tamam, şimdi normal bir çocuk hakkında soralım. Annesinin sıcaklığıyla büyüdü. Böyle büyür, olgunlaşır, yetişkin olur vesaire. Önceden annesi tarafından karşılanan sevilme ihtiyacına şimdi artık büyüdüğünde ne olur?

Dr. Laitman: Yok olmaz. Genellikle zıttına dönüşür. İnsanlardan nefret eder. Onlardan bir sevgi hissedemez, çünkü bu onda gelişmedi.

Oren Levi: Bu, bir eksiklikle büyüyen birisi ama ben ebeveynlerinden sevgi görerek büyümüş olan normal bir kişiden bahsediyorum. Sevilme ihtiyacının bize en başından beri içimize işlenmiş olduğunu ve yemek gibi sevgiyi de almamız gerektiğini aksi takdirde uzay boşluğundaki bir uzay gemisi gibi olacağımızı söylediniz. Anne sevgisiyle büyüyen normal bir çocuktan bahsedersek, sevilme ihtiyacı şimdi bir yetişkin olarak onda da var, değil mi?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Ne olacak şimdi bununla?

Dr. Laitman: Bunu ailesinde ifade eder.

Oren Levi: Tamam diyelim ki bir eşi var. Bu kişinin kadın ya da erkek olması fark etmez. O kişinin kalbinin içine bakalım. Hala sevilme ihtiyacı var, değil mi? Bu ihtiyaç yalnızca insanlarda yok. Yaratılışın her parçasında var.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Sevilme ihtiyacı almak gibi mi? Buna “beslenmek” dediniz.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Öte yandan ben belli bir ilişkideysem ve benimle benim gibi sevilme ihtiyacı duyan başka birisi varsa, bana bu iki yönü açıklamanızı istiyorum. Bir, sevildiğini hissetme ihtiyacı var bir de sevmek, sevgi verme ihtiyacı var. Muhtemelen bir anne bebeğine sevgi vermeye ihtiyaç duyar. İki yetişkin arasında ihtiyaçlarına bakarsam her birinin sevilme ihtiyacı var ve bir kişi aynı zamanda sevmeye de ihtiyaç duyar mı?

Dr. Laitman: Sevgisini gösteren birisi olmadan kişi başkalarının kendisine karşı sevgisini hissedemez.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü bunun için doğru araçları, yani gerekli arzuları, yok. Yalnızca, birisini sevdiğim ölçüde bana olan sevgiyi hissedebilirim yoksa sevginin ne olduğunu anlamam. Sanki seven varlığı kendimden yapmam gerekiyormuş gibi ve sonra bundan, bana olan bir sevgi tutumunu anlayacağım. Aksi halde bilemeyeceğim. Bana iyi davranılıyor tamam, güzel. Hediye alıyorum, birisi benim için iyi bir şey yapıyor ve bana gülümsüyor. Bunun sevgi olduğunu hissetmeyeceğim. Sevgiyi, eğer içimde sevgi verebilecek bir araç geliştirebilirsem hissederim ve sonra bu araç zaten diğer yöne, sevgiyi almaya doğru çalışır. Başka türlü olamaz.

Konuk: Sevgiyi almanın çok temel bir şey olduğunu söyledik. Peki bir çocuğa sevgi vermesini nasıl öğretirsiniz ki büyüdüğünde nasıl vereceğini bilsin? Nasıl alacağını bilmesi için bile bunun gerekli olduğunu söylüyorsunuz.

Dr. Laitman: Sizinle yine anlaşamıyoruz, çünkü hayvan seviyesinde olan hayvansal bir sevgi hakkında konuşmak istemiyorum. Gerçekten manevi olan sevgiden bahsediyorum.

Oren Levi: Manevi sevgi nedir?

Dr. Laitman: Manevi sevgi başka birisini sevmem demek değil. Manevi sevgi, bir başkasını karşılığında beni sevmesini talep etmeden seviyorum demek. Hatta içten bir bağlılık, manevi bir bağlılık noktasına kadar, diyebiliriz. Egomun üzerinde karşılığında hiçbir şey beklemeden sadece seviyorum. Burada benim için aslolan karşılığında hiçbir şey talep etmeden ötekini sevmek. Manevi sevgi budur.

Oren Levi: Bir başkasını, ötekini sevmek sizin için neden önemli?

Dr. Laitman: Başka bir kişiyi sevmek benim için önemli çünkü bu, ileriye doğru bir tane daha adımdır. Bu şekilde, içimde yaratılışın tamamı ve üst kuvvet için sevgi geliştiririm.

Konuk: Bir tür geçiş mi? Daha da büyük bir sevgiye doğru bir ara aşama gibi mi?

Dr. Laitman: Bu nedenle tüm bunlar yalnızca, -hepimizin bu tek bir enerji parçacığında olduğumuz Büyük Patlama’dan başlayarak şu ana kadar, – biz bir kez daha o ilk ve tek parçacıktaki gibi olma ihtiyacına ulaşalım diye gelişti. Sadece, başkasını sevmek istediğimiz için buna geri dönebiliriz ve öteki veya diğerleri kendim dışındaki her şeydir. Sonra, bizi yaratanın üst güç olduğunu başkasında hissederim ve o zaman ona karşı sevgiye hakikaten ulaşır ve onun bize olan sevgisini hissederiz.

Oren Levi: Dr. Laitman, bu harikaydı. Maalesef zamanımız doldu ama son kısa bir soru, Sevgiyi nasıl tanımlıyorsunuz? “Sevmek” nedir?

Dr. Laitman: Büyük sevgi egomu konumlandırmamdır.

Oren Levi: Egomu nasıl konumlandırırım?

Dr. Laitman: Başkaları lehine, tamamen ve baştan sona başkalarının faydasına.

Oren Levi: Dr. Laitman, çok teşekkür ederim. Bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki sefere kadar, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,300