e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1135 – Birey ile Toplum Arasındaki İlişki

Yeni Hayat 1135 – Birey ile Toplum Arasındaki İlişki

Oren Levi: Merhaba! Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizlerle olduğunuz için teşekkürler.

Bugün birey ile toplum arasındaki ilişki hakkında konuşmak istiyoruz. Ülkelerde yaşıyoruz. Bu ülkelerde hükümetler ve vatandaşlar var. Bir taraftan özgür hissetmek, diğer taraftan da birbirimize zarar vermeden yaşayabilmek için ilişkilerimizi, aramızdaki bağ ve bağlantıları nasıl doğru bir şekilde düzenleyeceğimizi anlamak istiyoruz. Bizimle olun! İlginç olacak.

Konuk: Ara sıra belli bir huzursuzluk ve sahip olduğumuzu, yeni bir şeyle değiştirme arzusu vardır. Bunu tarih boyunca görüyoruz. İnsanlar belli bir şekilde yaşarlar. Aniden değişim için bir arzu gelir ve sonra farklı bir devlet biçimi deneriz. Bu şekilde bir süre yaşarız. Herkes mutludur. Sonra tekrar eleştiri ve huzursuzluk ve bir şeyleri değiştirme arzusu gelir. Bugün de sahip olduğumuzun gerçekten işe yaramadığını hissettiğimiz bir zaman ve dönemdeyiz. Şunu sormak isterim: Aslında ne olur da toplum, sahip olduğu şeyleri, hükümet şeklini değiştirmeyi arzular?

Dr. Laitman: Her şeyden önce, değişim her zaman var olan bir şeydir. Sezonların değiştiğini, mesela hayvanların kürklerini döktüklerini, balıkların belli bir zamanda çoğaldığını görüyoruz. Yani doğanın tam da temelinde, tüm seviyelerde ve bütün türler için var olan bir şeydir. Bu, bir şey. Bir başka şey de şudur ki insan, “ben yönetiyorum, ben istiyorum, vb.” diyen egosu, egoist arzusu tarafından yönetildiği için gelişimine göre arzusu değişir. Özellikle günümüzde toplum tüm seviyelerde güçlü bir karşılıklı etki altında olduğu için buna göre sürekli değişiyoruz. Bu, öyle hissediyorum ya da hissetmiyorum değildir. Bunları inceleriz, araştırırız ve bir diğerinden ne kadar etkilendiğimizi görürüz. Dışarıda egoyu görüyoruz: Bunu istiyorum, şunu istiyorum, bir şeyler okuyorum, bir şeyler duyuyorum… Bu şu demek: Hayatımızdaki değişimler her zaman bize dışarıdan gelir. İçsel gelişimimize göre bunu kabul eder, gerçekleştiririz. Ancak, aslında nasıl doğru bir şekilde değişiklikler yapacağımızı, doğru bir şekilde nasıl bu değişiklikleri uygulayabileceğimizi öğrenmek için önümüzde hala uzun bir yol vardır, çünkü egomuz bizi bir yöne çekiyor ve toplum ise gerçekten diğer yöne doğru gelişiyor. Egom beni bir bireyci, anarşist, dünyanın kralı yapmak istiyor. Kimseye ne istediğini sormadan herkesi kontrol eden, yalnızca kendisinin ne istediğini umursayan… Hiçbir eleştiri olmadan, arzumu herhangi bir şekilde düzeltmeden, kendimin ne istediğini bile tam olarak anlamadan, sadece istediğimi yapmak isterim. Herkes böyle. Bu noktada, toplumda, birilerine uygun olmadığı için, toplumun sınırlarını yıkıp, toplumu yok etmek isteyebileceği yasaları, çıkarmamaya gerçekten dikkat etmeliyiz.

Konuk: Aslında diyorsunuz ki bu doğal bir değişim sürecidir. Var olanı değiştirmek istemek gelişimin doğal bir sürecidir.

Dr. Laitman: Bunun yanı sıra, farklı türden haberler yapan ve tüm rolünü insanları birbirleriyle çatışmaya sokmakta gören bir endüstrimiz var. İnsanların birbirlerine kızmalarını ve birbirlerini yok etmeye çalışmalarını istiyor. Onlar bizim aramızdalar ve bütün bunlardan çıkar elde edebilirler. Bu, bizim sınırı olmayan ahlak yoksunu medyamız. Yaptıkları her şey bir çıkarı olanlar, onlara ödeme yapanlar faydalansın diye. Sonuçta, bütün bunların arkasında herhangi bir ideoloji yok, yalnızca para var.

Konuk: Var olanı parçalara ayırırsak; gerileyebilir ama aynı zamanda ilerleyebilir de bu neye bağlıdır?

Dr. Laitman: Amaca bağlıdır. Parçalamanın amacı nedir?

Konuk: Amaç, her zaman işleri daha iyi hale getirmektir.

Dr. Laitman: Bunun işleri daha iyi hale getireceğini kim düşünüyor? Kime göre daha iyi?

Konuk: Toplum adına, çoğu insan adına konuşuyorum.

Dr. Laitman: Toplum asla işleri nasıl daha iyi bir hale getireceğini belirleyemez. Toplum asla belirleyemez. Arkalarında bir ordu ya da bir grup olan birileri var. Onlar belirler. Yani biz zaten toplumun belirli bir kısmının yararına bir değişiklik yapıyoruz.

Konuk: Gerçekten ilerletecek, geliştirecek bir değişim var mı?

Dr. Laitman: Hayır.

Konuk: Neden olmasın?

Dr. Laitman: Çünkü şu anda bu gezegende var olan hiçbir ulus, hiçbir toplum neyin iyi olduğunu bilebilecek bir koşulda değil.

Konuk: Ne demek istiyorsunuz? Onlar için neyin iyi olduğunu bilmiyorlar mı?

Dr. Laitman: Bu da var. Çünkü benim için neyin iyi olduğunu bilmem için nerede yaşadığımı, ne tür kanunlar sistemi içinde var olduğumu, bu kanunların beni nasıl etkilediğini, benden ne talep ettiklerini, doğayla nasıl uyumlu hale geleceğimi bilmek zorundayım, çünkü başka bir seçeneğim yok, çünkü doğa beni her zaman kontrol edecek. Kendimi nasıl adapte etmeliyim ki böylece doğa ve ben karşılıklı uyum içinde olalım? Bu, insanlığın sahip olmadığı bir bilgi. Politikacılar bile… görüyoruz ki her biri seçmenlerinden daha fazla destek almak için ya da arkalarında duran orduyu daha iyi desteklemek için şu anda neye ihtiyaçları varsa onu yapıyorlar. Hiç kimse içinde bulunduğumuz, var olduğumuz doğanın kanunlarının genel anlayışıyla hareket etmiyor. Öyle ise, o zaman evrensel bir koşula doğru ilerleyebiliriz. Bu nedenle, dünyada barış ya da bütünlük ve tamamlanma olamaz. İnsanların hayattan, varoluşlarından memnun oldukları bir dünya olamaz. İnsanoğlu tükenmişlikten ya da her şeyden artık kabalistlerin söylediklerini dinlemeye başlayana kadar kim bilir bu nereye doğru gidecek! İnsanlar tarafından bir çıkarla açılmış bir kurumdan değil, doğadan gelen doğanın evrensel kanunlarını anlayanlar onlardır. Bu nedenle doğanın gerçek, bütün ve tam olan yasalarını çalışacak olan insanlar, aynı zamanda kendilerini bu yasalara aşama, aşama adapte edebilecekleri boyutu belirleyebilecektir.

Konuk: Doğru anlıyorsam, yapmak istediğimiz her değişiklik, bizi daha iyi bir yere götüreceğini sandığımız, çok dar bir algıdan oluşuyor, tüm gerçekliğin kapsamlı bakış açısından değil. Bir süre sonra tekrar bir sonraki problemle karşılaşıyoruz.

Dr. Laitman: Çünkü egomuzu cesaretlendirip teşvik ediyoruz. Tüm hayatımız bundan ibaret. O kadar.

Konuk: Egom değilse benim neyi gözetmem gerekir?

Dr. Laitman: Doğanın genel yasasını. Çünkü o zaman kesinlikle yanılmayacağız ve her zaman evrensel, küresel, sonsuz, bütün ve mükemmel bir şeye yaklaşırız. Bu şekilde hayatımız her zamankinden daha iyi ve daha güvenli olur.

Konuk: Doğanın kanunları da değişir mi?

Dr. Laitman: Hayır. Bütün değişimler yalnızca bizdedir ki böylece yavaş yavaş doğanın kapsamlı yasasını gözlemlemeye yaklaşacağız.

Oren Levi: Tanım gereği değişmez olan doğanın genel yasasına göre, insanoğlu bireylerin ve bir tür yönetim mekanizmasının olduğu bir şekilde mi yaşamalı, ya da herhangi bir yönetici mekanizma olmadan bireylerin olduğu bir şekilde mi var olmalı?

Dr. Laitman: Bir tür yönetici mekanizması olmalı, ama bu mekanizma doğanın kanunlarını, insanın şimdiki doğasını anlayan, sıradan birini doğanın evrensel yasalarına doğru nasıl ilerleteceğini anlayan bilgeleri içermelidir.

Konuk: Ve aralarında bir çeşit senkronizasyon yaratmak mı?

Dr. Laitman: Evet. Aslında olması gereken hükümet bu ve bunun dışında hiçbir şeye ihtiyacınız yok.

Konuk: Mekanizma hakkında, neden bir tür kontrole ihtiyaç vardır? Neden bir tür kontrol, yönetim organına ihtiyaç olduğu açıktır?

Dr. Laitman: Çünkü biz, hayvanların aksine, egoist, anarşist bir doğaya sahibiz. Bu öyle bir doğa ki; içinde benim çıkarım için bir şeyler olduğu sürece her şeyi yok etmeye hazırım. Bu, aslında benim kanunum. Tüm gerçekliği; cansız, bitkisel, hayvansal, insan seviyelerinin hepsini eğmek isterim. Üst kuvveti, yaratıcıyı, her şeyi benim şimdiki çıkarım için bükmek isterim.

Konuk: Tamam, o zaman bunu bir an diğer uca götürelim. Hiyerarşik hiçbir yapısı olmayan bir toplumun, her şeyi idare eden hiçbir yönetim organı olmayan bir toplumun neyi eksik olacak?

Dr. Laitman: Var olamayacak. Bütün toplumların bir başı ve bedeni olduğunu görüyoruz. Birisi belirlerken, birisi bunları gerçekleştirir.

Konuk: Baş ile beden arasındaki ilişki nedir?

Dr. Laitman: Beden, başın kararlarını uygular. İkisi arasında karşılıklılık vardır. Yani, beden başın emirlerini yerine getirdiğini, bunun sonuçta kendisine faydası olduğunu anlar ve baş da tüm işinin gerçekten bedeni bedenin yararına yönetmek olduğunu bilir. Baş kendi amaçları için kendi başına mevcut değildir. Yalnızca beden uğruna var olur.

Oren Levi: Bana göre, anarşist hareketleri daha da populer yapan problem tam olarak budur; idare etmesi, yönetmesi ve bedene hizmet etmesi gereken baş dediğiniz işlev. Vücuduma bakarsam, beden ve baştan oluşuyor. Tek bir sistem olarak çalışıyor, yöneten bir kısım ve yönetilen bir kısım var. Aralarında çıkar çatışması yok. Her ikisi de beni mümkün olan en iyi şekilde bir sistem olarak ayakta tutuyor. Toplumda gerçekleşmeyen nedir? Hangi ülkede olursa olsun, hangi rejim ya da hükümetinizin olduğu fark etmez, bunun meydana gelmesi gerekir ama olmuyor. Olan şey şu: Baş, yani bu elemanların her birini yöneten yönetim mekanizmaları, aslında kendileri için ne iyiyse onu yapıyorlar. Bir beden, ulus, vatandaşlar olarak bana hizmet etmesi gerekir. Ancak aslında ne yaptıklarına baktığınız zaman görüyorsunuz ki bu, teoriden çok uzak. Evvela kendilerine hizmet etmek için davranıyorlar, bu nedenle toplum vücudum gibi çalışmıyor. Bu nedenle popüler anarşist hareketler geliyor ve ‘bu başı parçalamalıyız’ diyorlar.

Dr. Laitman: Peki bunun yerine neyimiz olmalı; baş olmasın mı? Eğer söz konusu anarşistler ise, diyorlar ki…

Oren Levi: Baş olmasın. Herkesin kendi başı var. Bunların hepsi çok çarpık. Bütün sistemlerimi genel bedenin yararına senkronize eden vücudum gibi davranmıyorlar. Özellikle kendi farklı çıkarlarına göre motive oluyorlar.

Dr. Laitman: O zaman tam da vücudun gibi olacak bir toplum yarat. Sorun nedir? Baş ve beden, beden ve baş arasında tam bir korelasyon olur.

Oren Levi: Neden bir başa ihtiyaç var? Bunu anlamıyorum. Görüyor musun, bütün mekanizmalarda, tüm rejimlerde, hükümetlerde hikâye kendini tekrar ediyor. İsimler farklı, ilişkiler farklı ama sistem hep aynı. Tepedekiler, öncelikle kendilerini umursuyorlar, insanlardan ayrılıyorlar ve insanlar acı çekiyor. Üstte herkes mutlu, altta herkes acı çekiyor.

Konuk: Ve başta niyetleri iyi. İyilik yapmak istiyorlar ama yolda bir şeyler ters gidiyor.

Oren Levi: O nedenle soru buradan geliyor. Bedeni kontrol eden bir baş yapısı en baştan yanlış değil mi?

Dr. Laitman: Başka bir şekilde herhangi bir sistem kurmanın mümkün olmadığını görüyoruz. Her zaman baştan bedene doğru çalışır. Farklı bilgisayarlar, farklı sistemler inşa ettiğinizde bile baş denen ve beden denen bir parça var, hatta daha çok parçalar. Ama yalnızca bir sistem ya da yalnızca bir baş ya da sadece bir beden… sadece baş varsa o neyi harekete geçirecek? Ne için var olacak? Sadece beden olursa, onu ne işletecek? Bir de her seferinde hücrelerimizde küçük bir baş var ki daha geniş, daha büyük baştan emirleri alır ve yerine getirir. Tam bir hiyerarşi vardır. Tek problemimiz, neyin bedenin yararına olduğunu bilen baş ve başın kendisinden ne istediğini tam olarak anlayacak ve onu tam olarak uygulayacak bir beden için doğru, böyle ideal sistemler inşa edemememizdir.

Her zaman sorunlar olur. Bu böyledir, çünkü yine bedenin arzusu ile başınki farklıdır. Başın arzusu şudur: “Şimdi iktidardayım, iyi vakit geçiriyorum, beni rahat bırakın, herkesi kullanıyorum. Bu benim anım.” Doğru. Bu, her hükümette böyledir, çünkü ego insanları kontrol eder. Egoyu parçalara ayırana kadar, belli bir eylemle egoyu dışarı çıkarana kadar, onu herkesten dışarı çıkarıp atana kadar, insanlar herkesin içinde var olan bu yıkıcı güç, yani ego olmadan kalana kadar hiçbir toplumu iyi, güzel ve doğru bir şekilde kuramayacaksınız.

Anarşizm de yanlıştır. Aslında egoist bir eğilim hareketi olarak var olur. Bu eğilim de şöyle der: “Ben istiyorum. Ben dünyanın kralıyım ve istediğim şey… Sen belirleyebilirsin, buyur lütfen, kendine okyanusun ortasında bir ada satın al, adanın her yerinde bir maymun gibi zıpla ve ‘ben dünyanın kralıyım’ diye bağır, lütfen, kimse yoluna çıkmayacak.

Konuk: Ben sormak istiyorum. Hepimiz çok farklıyız. Herkesin farklı ihtiyaçları var. Birisi daha fazla sınırlamaya sahip olmak ister. Düzene, yasalara ihtiyacı vardır. Bu şekilde hayatta daha güvende ve sakin hisseder. Kimisi daha özgür olmak ister. Hayatta daha fazla esnekliğe ve alana ihtiyacı vardır. Nihayetinde herkesin farklı ihtiyaçları vardır. O zaman neden birçok toplum olmasın? Her toplum nüfusunun ihtiyacına göre hareket eder ve her şey harika olur. Yıllar ve yıllar boyunca bu konudaki anlaşmazlıkları…

Dr. Laitman: Bu, yeni bir fikir değil ve bu anlaşmazlıklar nasıl yardımcı oldu?

Konuk: Sahip olmamız veya olmamamız gereken hükümet türü hakkında bir çok görüş var.

Dr. Laitman: Herkesin bir fikri olduğunu biliyorsun. Nerede işe yaradı? Binlerce kez denenmesine rağmen herhangi bir yerde işe yaradı mı? Kibbutz’umuzda mesela, ya da kolhozda? Nerede işe yaradı? Hiçbir yerde, çünkü insanın doğası her zaman değişir, daha da egoist hale gelir. Dünün komünisti bugünün anarşisti olur. Bugünün anarşisti bir sosyalist olur, ya da yarın başka biri… Sürekli değişiyoruz. Bu şekilde hiçbir şeyi belirleyemezsiniz. Toplum, şu veya bu şekilde, onu her zaman iç dengede tutacak bir çeşit mekanizmaya ihtiyaç duyar, böylece toplumda iyi ve hoş bir karşılıklı bağ olur. Dalgaların üzerindeki bir sal gibi değişebilirse de kendisini her zaman muhafaza eder. Buna sahip değiliz. Bunun için, kendimizi bu salın üzerinde tutabilmek için, tüm egolarımızın üzerinde bağlantıda olabilmeliyiz ki hiçbir dalga gelip bizi devirmesin.

Konuk: Ama yine de benim iç doğamın sürekli değiştiğini söylüyorsunuz. Diğer taraftan, beni değişen tüm arzularımla, her şeyimle muhafaza edecek bir çeşit istikrara ihtiyacım var.

Dr. Laitman: Ben bunu kontrol edemem. İnsanın doğası her zaman değişir ve toplumda da bu her zaman böyledir. Kontrol edemediğimiz dalgalar vardır. Ancak, nasıl aramızda bir bağ kurabiliriz ki böylece bu dalgalar toplumun temellerini alabora etmeyecek ve ne olursa olsun güvenli limana doğru devam edeceğiz?

Konuk: Peki, bunun için ne lazım? Ne tür kurallar, yasalar ve temellere ihtiyacımız var?

Dr. Laitman: Bağ kurmak. Ancak, aramızdaki bağ anarşizm aracılığıyla gelemez. Bağ ile şunu kastediyoruz: Herkes kendisini iptal eder, diğerlerine ödün verir, diğerini düşünür. Bu, anarşizmin tam tersidir.

Konuk: Daha önce tarif ettiğinize göre problem, baştır. Beden, başın söylediklerini yapar. Bedenin rolü budur.

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Başın neyin doğru olduğuna ve yöne karar vermesi gerekir. Beden sonuçta bunu gerçekleştirir. Anladığım kadarıyla sorun, insanlar arasındaki bağ değil, baştır. Bir baş ne yapmalı ki nihayetinde beden yaşamdan memnun olsun ve dengede olsun? Her bir bireyden değil toplum olarak bizden bahsediyorum, çünkü herkesin kendi arzuları var.

Dr. Laitman: Başı değiştirmemiz gerekir. Bedeni suçlayacak hiçbir şey yok. Beden yalnızca başın söylediklerini dinleyeceğini bilmeli. Baş ise doğanın kanunlarının ne olduğunu, toplumu nasıl dengeleyeceğini, toplumu her zaman, toplumun bütün parçalarının, tüm farklı çevrelerin arzu ve ihtiyaçlarına cevap verecek olan değişen bir dengede olacağı duruma nasıl getirebileceğini bilmek zorundadır. Başın işi muazzam. Ayrıca, bugün gelişmiş şirketlerde, bir şirketin ya da büyük bir fabrikanın başında olan insanların sayısını görebiliriz. Aslında yönetmekle uğraşan, baş olanların sayısı daha fazla çünkü daha sonra işleri gerçekleştirmek sorun değil. Makinelerimiz, robotlarımız ve farklı şeylerimiz var. Ana şey baştır.

Konuk: Tamam. Baş ile beden arasındaki doğru ilişki nedir? Büyük ıslah nedir?

Dr. Laitman: Doğanın genel akışına göre bedenin neye geleceğini bilmek zorundadır. Baş, anarşist olamaz. Baş, bizim üzerimizde olan kapsamlı doğaya göre görmek zorundadır. Onun bizi nereye götürdüğünü görmek zorundadır. Biz de kendi çabamız ve rızamızla aynı yöne gideceğiz. Ona karşı koymuyorum. O zaman elbette doğanın bizim için hazırladığı o koşullara iyi, hoş, rahat ve sağlıklı bir şekilde ulaşacağız. Zamanın başlangıcından bu zamana kadarki gelişimimizi anlayacağız. İyi ve hoş bir şekilde böyle ilerleriz, en azından bundan sonra.

Konuk: Doğru bir şekilde nasıl yönetilebileceği ile ilgili tüm bu tartışmalar konusunda şöyle bir yaklaşım var: Bir yönetene ihtiyaç vardır, ama o hissedilmeyecek. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz? İnsanlar bir başa, yöneten birine ihtiyacımız olduğunda hemfikir, ancak o hissedilmemeli.

Dr. Laitman: Hissedilmeli. O bilinmeli ve birden fazla yöneten olmamalı. Sanhedrin gibi bir şey; bunları anlayan, sürekli bu konuları tartışan, insanlara açıklayan, ve onlara doğanın kanunlarını nasıl doğru bir şekilde tutabileceklerini öğreten bilgelerden oluşan büyük bir heyet gibi. Hiçbir sorunumuz yok. Yalnızca, doğanın kanunlarının doğruluğunu kabul etmek istemiyoruz. İstediğim gibi olmak istiyorum. Doğanın kanunlarının, şu veya bu şekilde, kontrolü elinde tutan benmişim gibi olmasını istiyorum. Sorun bu. Anlamayan, kanunları bilmeyen, aptalca işler yapıp kendilerini gerçekten inciten küçük çocuklar gibi aptal olmayı bırakmalıyız. Doğayı bilmeliyiz. Bu, yalnızca Kabala bilgeliğini çalışarak yapabileceğimiz bir şeydir. Sonra, sistemi doğru bir şekilde sürdürebileceğiz ve o zaman kesinlikle bu, bizim yararımıza olacak.

Konuk: O başın bugün gördüğümüz gibi bozulmasını nasıl önleyeceğiz?

Dr. Laitman: Bunun için kabalistleriniz olmalı. Kabalistlerin hepsi öyledir. Üst kuvvete, doğaya teslim olurlar. Tüm rolleri, üstlerinde olan sistemi, ona teslim olmak ve onu muhafaza etmek için, daima nasıl anlayacak ve keşfedecekleridir. Bu dünyada yapmamız gereken tek şey budur. Mutlak yasaların çalıştığı bir sistem içindeyiz. Onlara karşı koymanın bir anlamı yok. Kendimizi tamamen yok edebileceğimiz bir koşuldayız.

Konuk: Kabalistler derken, bu dini bir mesele mi?

Dr. Laitman: Hayır. Bunun din ile hiçbir ilgisi yok. Bu, doğayı anlamakla ilgilidir.

Konuk: Son soru, eğer o grup baş olduğuna karar verirse, arzuları ve farklı kişilikleri olan herkesin memnun ve mutlu olacağını, bunun herkese uyacağını garantileyebilir mi?

Dr. Laitman: Şüphesiz herkese uygun olacak, çünkü hepimiz doğanın bir sonucuyuz ve elbette doğada var olmaktan memnunluk duyacağız. Onun kanunlarını gerçekleştirmek, bize yalnızca iyilik getirecek.

Oren Levi: Doğanın kanunlarını gerçekleştirmek bize fayda sağlar, o halde burada bir üçgen var. Bir araya gelen, gücü ellerine alıp insanları kontrol ettikleri bir hükümet inşa eden insanlar değil, baş gerçekten bedene hizmet eder. Başın kendisinin doğanın kanunlarının nasıl işlediğini anlayan doğanın kapsamlı sistemi olan bir başı var.

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki sefere kadar, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,283