e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1136 – İnsan Kötülüğünün Gerçek Özü

Yeni Hayat 1136 – İnsan Kötülüğünün Gerçek Özü

Oren Levi: Merhaba, Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşisi’nde bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Bugün, insan kötülüğünün gerçek özü hakkında konuşmak istiyoruz. Hayatımızı daha iyi hale getirmek için tam olarak ne olduğunu öğrenmek istiyoruz. Sayın Konuklarımız, lütfen bizi izleyiniz. Bizimle olun.

Konuk: Ben genç bir kızken televizyonda film gösterirlerdi. Filmler hala siyah beyazdı. Bunlar İbranice altyazılı yabancı filmlerdi. İlk andan itibaren gösterilen bu filmleri izlemeye başladığımda benim ilgimi çeken şeyin kimin iyi adamlar, kimin kötü adamlar olduğunu bulmak olduğunu hatırlıyorum. Sonunda iyi adamların kazanacağından ve kötü adamların kaybedeceğinden emin olmak isterdim. Kimin kim olduğunu bulamadığımda da babama hep “bir dakika Baba, o adam iyi adam mı yoksa kötü mü” diye sorardım. Hep bu sınıflandırmayı yapmak isterdim. Şimdi ise, kötülük kavramına ve ona farklı dinler, psikoloji ve diğerleri tarafından verilen tanımlara baktığımızda çok ilginç bir tablo karşımıza çıkıyor; öyle ki bir kişinin bir başkasına zarar vermek istediği, hatta bazen onu ortadan kaldırmak vb. gibi. Peki, kötülüğün tam olarak ne olduğunu öğrenmek isterim? Kabala ilmine göre kötülük nedir?

Dr. Laitman: Bu bir kişinin tamamen kendi yararına olan bir düşünce şekli. Ve eğer öyleyse, bu düşünce şekli bizi başkalarının zararına yönlendirilir, çünkü hepimiz birbirimize bağlı olduğumuz bir toplumda yaşıyoruz. Kendi yararım için düşünürsem, o zaman bu kesinlikle bir başkasının pahasına olacaktır. Bu nedenle, kötülük, başkalarında neye ve nasıl sebep olduğumla ilgili değil, kendi yararım hakkında kendimi ne kadar düşündüğümle ilgilidir.

Konuk: Yani, Kabala Bilgeliğinin kötülük tanımı, kişinin kendini düşünmesi ve başkalarını düşünmemesinin sonucudur şeklindedir. Bu kötü olarak kabul edilir. Bunu, dünyamızdaki kötülükten bahsettiğimiz zaman görürüz. Bazen başkalarına zarar vermek için belirli bir niyet olduğunu fark ederiz; bu kötü niyetli bir şeydir. İnsanın içinde var olan ve başkalarının acı çekmesini talep eden bu arzu nedir?

Dr. Laitman: Çünkü o zaman bu kişi kendini yüceltir. Bu faydaları hisseder, çünkü kendini her zaman başkalarıyla kıyaslı olarak tartar, ölçer ve bu yüzden her zaman diğerlerinden daha yüksek, daha güçlü, daha başarılı olmak ister, bu da bir insanı canlı hissettiriyor, aksi takdirde kişi kendini herkesten daha aşağıda görür. Eğer böyle isem o zaman herkes tarafından reddedilirim ve bu durumda ölmek, bu şekilde yaşamaktan çok daha iyidir. Bir insan sadece maddi dünyasında var olduğu, başkalarından daha iyi olmaya çalıştığı sürece başka bir seçeneği yoktur.

Konuk: Yani, bir kişinin bir başkasına zarar verme veya hatta yok etme eğilimi, bir kişinin kendini diğer kişiden daha iyi bir konuma yerleştirme arzusunun bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bu aslında insanların başkalarını yok etmeye yönelik kötü eğilimlerinin arkasındaki niyettir. Bu, insanların bazen korkunç şeyler yapmalarına sebep olan şey midir?

Dr. Laitman: Büyük ölçüde evet. 10 milyar serveti olan milyarderin, buna 10 milyar daha ekleyerek 20 milyarlık bir servete erişmeye niçin ihtiyacı var? Bunun farkında bile değildir; her şeye zaten sahiptir. Belki sessizce oturmayı ve hayatındaki küçük şeylerin tadını çıkarmayı, torunlarıyla oynamayı vb. tercih etmektedir. Ancak diğerlerinden daha iyi olması hissi; işte tüm kötülüğümüz buradan kaynaklanmaktır, yani, benim diğerlerinden daha iyi, daha güçlü, daha başarılı olmam gerektiğini bana hissettiren egoist kötülükten. Başkaları benim hakkımda belki konuşmakta; belki de değil, ama ben egomu her yönden sınırsız bir şekilde tam olarak anlıyorum, bunlar aslında benim içsel dürtülerim. Ve işte insanın kötülüğü bu; çünkü her zaman başkalarının pahasına.

Konuk: Kötü tür sır neden gizli. Küçük bir kız olarak, kimlerin iyi ya da kimlerin kötü adamlar olduğunu anlamak ve bunu ifade etmek zamanımı alıyordu.

Dr. Laitman: Bir kişi doğar ve bunun ne olduğunu bilmez. Küçük kız ya da erkek çocuklar, büyüyüp toplumu insani hislerle algılamaya başlayana kadar hayvanlar gibidirler. Bu zaman alır. Bizlerin gelişimi 20 yaşına hatta daha ilerisine kadar devam ediyor. Örneğin, 3,4,5 yaşına kadar bir çevreye ihtiyacım olduğunu bile hissetmiyorum. Ancak 3,4,5 yaşından sonra, arkadaşlara ihtiyaç duyuyorum; daha öncesinde kendi kendime oynadığımdan kimseye ihtiyaç duymuyorum.

Konuk: Büyürken bile kötülüğü tanımlayamıyoruz. Yani, bazen, belirli bir kişiyle iletişim kurabiliriz ve hatta ona gerçekten önemli bazı konularda güven duyabiliriz. Onun iyi bir insan olduğunu düşünürken aniden onun kötü olduğunu keşfettiğimiz bile olur.

Dr. Laitman: Bir kişi kendine yakın. O genellikle, başkalarından şüphelenir veya şüphelenmez. Nasıl yetiştirildiğine, kendini nasıl geliştirdiğine ve aynı zamanda doğasının nasıl olduğuna bağlıdır. Bu gerçekten bir kişinin karakterine bağlıdır. Bir insanın egosunun gelişim düzeyini kişinin karakteriyle nasıl ilişkilendirileceğimi bile bilmiyorum. Eğer bir kişinin çok güçlü bir ve aynı zamanda çok gelişmiş bir egosu varsa, o zaman çabalarıyla bir kişi kendi ulusunun liderlerinden biri haline gelebilir vb. Ancak egosunun gelişmesi ancak diğer insanlarla geçinme ve onları kullanma yönünde değilse, örneğin bir gangster veya benzer bir şey olabilirsiniz ve bunu zor kuvvet kullanarak yapabilir ve sürdürebilirsiniz. Bu, bir insanda bir araya gelmek durumunda kalan, büyük egosu ve ne şekilde kullanacağı anlamını taşıyan birkaç enkarnasyon var demektir. Ve sıklıkla hissettiği egosunun karakteri tam olarak budur. Bir kişinin eğitimine bağlıdır, belki de gerçekten akıllı olmak için yetiştirildi. Akıllı olarak egosunu doğru kullanacaktır. İnsanlar benim hakkımda düşünüp değerlendirecek ve bana boyun eğecekler, benimle ilgili konuşacaklar vb. Diğer taraftan, onun yetiştirildiği ya da içinde yaşadığı toplumdan tamamen farklı yöndeki bir yoldan da yetişmiş olabilir. Elde ettiği izlenim, egosunu başkalarını kontrol etmek ve bir güçlü maço gibi “ne kadar sertlik o kadar iyidir” yaklaşımı ile kullanması gerektiği şeklinde idi. Yani, şu ya da bu şekilde egosunu kullanırsa, bu egosunun gücünü gösterir. Soru bunun her zaman böyle mi olduğu şeklindedir? Diyelim ki iyi bir doktor olmak istiyorum ve bu sorun değil. Bu herkese yarar sağlayacak bir meslek ama ben ne yapıyorum? Para kazanmak istiyorum -Evet.- İnsanların benim zenginliğim hakkımda konuştuklarını görmek istiyorum. Belki de insanların bana para vermelerini veya benimle ilgili konuşmalarını istemiyorum. Ama onlar yine de bana bağımlı olduklarını hissedecekler. Benim önümde saygı ile eğilecekler. Buna da kötülük denir.

Konuk: İşte bu bir soru. Benim de gündeme getirmek istediğim bu konu idi.

Dr. Laitman: Kabala ilmine göre elbette öyle. Çünkü ben bunu, sonunda zevk almak için kullanıyorum. Zevk alan kim? Herkes zevk alır ama, benim önümde eğilmeniz, beni övmeniz, benim hakkımda konuşmanız bana zevk verecek. Bunun için size para ödemeye bile hazırım. Ben dürüst olmaya ve hiçbir şey almamaya istekliyim ama onlar yine de benimle ilgili konuşarak, beni düşünerek bana bir bedel ödemiş olacaklar.

Konuk: Bu durumda bunların hepsi kimin yararına olacak? Yani, Kabala Bilgeliği bakımından daha önce söylediklerinize ilave edecekleriniz var mıdır? Eğer kendimi memnun etme arzum kötülük ise ve bununla birlikte, agresif bir şekilde yapmasam bile başkalarını bir şekilde kullanıyorsam, ancak ve sonucunda onlar beni takdir ediyorlarsa bu da sömürüdür.

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Ve ben kendi zevkimi düşünüyorum, başkalarının zevkini değil. Bu aslında egonun tanımıdır.

Dr. Laitman: Ego kötülüktür.

Konuk: Neden?

Dr. Laitman: Belki herkese iyilik yapıyorum? Ama yine de bu davranışım kendi yararım için mi? Bunu belirleyen şey kendi yararıma olanlardır. Bu da sonuçta, bundan kendime bir yarar sağlayamıyorsam, artık hiç kimseye iyi bir şey yapmazdım anlamına gelmektedir.

Konuk: Söyledikleriniz “niyetim nerede” midir?

Dr. Laitman: Beni başkaları için bir şeyler, iyi şeyler yapmaya iten sebep nedir?

Konuk: İlginç, burada kötü bir niyet var diyorsunuz değil mi? Birisine kasıtlı veya kasıtsız olarak zarar verdiniz mi, biliyor musunuz?

Dr. Laitman: Kabala Bilgeliği onu bir adım daha ileri götürüyor.

Konuk: Öyleyse, birine sadece zarar vermeyi mi planladınız, yoksa bunu istemeden mi yaptınız?

Dr. Laitman: Hayır, iyi bir şekilde olsa bile başkalarını kullanmam. Ama diğerlerini gurur duymak için kendi yararım için kullanıyorum. Sana tam olarak istediğini verdim. Ne olduğunu bilmiyorum. Hayatında ve her şeyde sana yardım ettim. Neden? İyi hissetmek için. Birisi için iyi bir şeyi kendimi iyi hissetmek için yaptım. Ve bundan hoşlanıyorum. Kabala Bilgeliğine göre bu da kötülük olarak kabul edilir.

Oren Levi: Hoşlanmakta kötü olan nedir?

Dr. Laitman: -Neden? Çünkü egomu kullandım ve egom beni iyi şeyler yapmaya yöneltti.

Oren Levi: Mükemmel! Herkes bundan hoşlanıyor.

Dr. Laitman: Herkes bundan hoşlanıyor ama beni motive eden nedir? Benim egom. Anlam kelimesi, egom için değil. Başkalarına iyi gelmezdim.

Oren Levi: Doğru ama insanın egosundan başka hiçbir şeyi yoktur. Birisinin, başkalarını yok etmek için öldürmek isteyen bir egosu var. Ve bir başkası da egosu ile başkalarına doktor gibi yardım etmek istiyor.

Dr. Laitman: Yüzde yüz haklısın. Keşke herkes böyle olsaydı. Birbirleri için iyi şeyler yaparlar, çünkü insanlar onlar hakkında olumlu konuşur ve bu iyilikleri yapanlara maddi karşılıkları verirler. Ancak, Kabala Bilgeliğine göre, sizi böyle davranmaya, başkaları için iyilik yapmaya yönlendiren başka bir gelişmişlik seviyesi var.

Oren Levi: Peki seçenekler neler? Bunlar gerçekten farklı mı?

Dr. Laitman: Alternatif şudur; egomun beni yönlendirmesi, itmesi ile değil, dünyada iyi şeyler yapmak istediğim için böyle davranmak.

Oren Levi: Peki niçin?

Dr. Laitman: Çünkü dünyanın daha çok huzur içinde olmasına katkı sağlamak istiyorum.

Oren Levi: Fark nedir?

Dr. Laitman: Fark, kendini sevme ile başkalarını sevmek arasındaki farktır.

Oren Levi: Biraz açıklayabilir misiniz?

Dr. Laitman: Kendimi sevdiğimde, kendimi daha iyi hissetmek için başkalarına iyilik yaparım, bunu yapmayı bu nedenle düşünürüm. Ama beni bu davranışa yönlendiren motif nedir? Başlangıç noktası neresidir? Ben böyle düşünüyorum ve nihayetinde bu davranıştan kendime yarar bekliyorum. Sadece bu durumda, benim kendi iyiliğim ve başkalarının iyiliği için gerekenler birbiri ile tutarlıdır; oysa bunu benim için iyi olduğu için değil, sadece başkalarının iyiliği için yaparsam, kendimi bu olayın dışında tutar, sadece başkaları için endişe duyarsam ve kendimi hiç dikkate almadan sadece nelerin onların yararına olduğunu düşünür ve davranırsam, o zaman işte bu aktif ihsan etme eylemidir ve iyi bir davranıştır. İşte sadece o noktada kötülüğümle bağımı koparmayı başardığımı söyleyebilirim.

Oren Levi: Tamam, böylece gerçek iyi ve kötülükten uzak eylemin ne olduğunu açıkladınız. Bu, sadece başkalarına yarar sağlama düzeyine eriştiğimizde mümkün olabiliyor; bunun anlamı kişinin bunu ancak, içinde doğal olarak yerleşik bulunan kötülükle bağını kesebildiği zaman gerçekleştirebileceği şeklindedir. Tamam, şimdi bunu tam olarak anlamak istiyorum. Bu, bir kişinin niyetinin burada ayrıntılı olarak değerlendirilmesi anlamına gelir. Kendi iyiliğim ve toplumun iyiliği birbiri ile tutarlıysa o zaman burada davranışımla elde ettiğim sonuç sorunsuzdur. Belki şu anda başkalarına iyi davranıyorum ama belki bir yıl ya da gelecekte herhangi bir tarihte benim yararıma olan ile başkalarının yararına olan artık birbirleri ile tutarlı olmayacak ve ben de bu noktada başkalarına yarar sağlamaktan vazgeçeceğim, böylece problem ortadan kalkmış olacak. Çünkü bu yaklaşımda topluma iyilik yapmam, bu davranışımın benim yararıma da olmasına bağlıdır.

Dr. Laitman: Senin de yararına olması ifadesi doğru değil.

Oren Levi: Ama tamamen böyle; bu işin koşulu bu. Ben bundan yarar sağlayacağım, belki bu iyi bir şey değil ama daha ileri bir düzeye eriştiğimde, ki orada kişi tüm bireysel çıkar beklenti ve hesaplarından kendini kurtarıyor ve kendisi için bir şey beklemeden başkalarına yararlı olmaya çalışıyor; işte o zaman kişinin yaptığı iyi bir şey oluyor. Tam aksi yaklaşımın da tamamını görmek istiyoruz. Siz neyin tam iyi olduğunu açıkladınız. İnsanda kötünün ne olduğunu açıklamak için bizi niçin tam aksi yöne götürüp diğer iyinin ne olduğunu açıklamaya giriştiniz?

Dr. Laitman: Çünkü bir şeyi açıklamanın tek yolu tam aksi yönden yaklaşmaktır.

Oren Levi: Siz sadece iyiliğin özünün ne olduğunu açıkladığınızda ben kötülüğün özünün ne olduğunu anlamak istiyordum. Öyleyse, iyiliğin özünün ne olduğunu kavradıktan sonra, bir an için kötülüğe geri dönelim ve kötülüğün özünün ne olduğunu anlamaya çalışalım.

Dr. Laitman: Arzu. Erkeklerin alma arzusu, egosu, kendisi hakkındaki düşünceleri, bilinçaltımızda durmadan çalışan kendimize yarar sağlama hesapları.

Oren Levi: Peki o zaman, sizin ifade ettiğiniz gibi bir erkeğin egosu, onu herkesten daha üstün olmaya itiyor ve o nedenle başkalarına zarar vermek istiyor, öyle mi? Bunu neden yapıyor, bu şekilde kendisini yükselttiğini ve sonra kimin ona daha yakın olduğunu ölçtüğünüzde mi? Ben daha yüksekteyim. Bir kişinin başka insanlara zarar verdiğini gördüğümüz böyle birçok örnek var. Bu yaklaşımın onu hiçbir şekilde yükseltmediğini görmüyoruz. Varsayalım bir kişi çocukları istismar etmektedir. Onlarla rekabet içinde değil ve yok etmek istediği iş düşmanları gibi değil. Bu insana bakıyorsun; çocukları neden kötüye kullanmak istediğini anlamıyoruz. Birçok farklı pedofili vb. gibi birçok istismar şekli vardır. Bu olayda motivasyon nedir? Orada, başka bir kimseyle rekabet etmiyorsun.

Dr. Laitman: Bu o kişinin egosudur. Sanki üzerinde bir şey varmış gibi yerinde duramayan ona ait, içindeki ego.

Oren Levi: Öyleyse, bir kişinin veya egosunun üstünde ne var?

Dr. Laitman: Bu diğer insanlar ve aynı zamanda onlar değil.

Konuk: Bu onlara karşı hissettiğinden daha fazla sorumluluk olsa gerek.

Dr. Laitman: Hiç de değil. Bunu umursamıyor. Ama, istek sanki toplum ya da ailesinden ediliyormuş gibi bir hissiyatla hareket ediyor ya da babanın çocuklarına, eşine ve herkese nazik bir biçimde davrandığı gibi davranıyor. Bu durum onu kısıtlar, sırtına ek yük getirir. Ve işte onu bu şekilde iten güç de budur.

Konuk: Kötü davranışlarımızı bana eşit olana ve toplumun gözünde çaresiz olan birine karşı gösterirsek, toplumun gözünde hangisi daha kötüdür. Bize insanlara, çocuklara ya da yaşlılara yardım ediyormuş gibi göstererek kötülük yaptığınızda, farklı mı oluyor?

Dr. Laitman: Çok fazla fark var.

Konuk: Bu konuda konuşmaya başladığınızda bunun birçok yönü olması gerçekten şaşırtıcı. Sizin bakış açınıza göre, çaresize zarar vermekle bunun arasında bir fark var mı?

Dr. Laitman: Ben onu, Kabala Bilgeliğinin nasıl sınıflandırdığına göre ayrıştırdım. Yani, bir insanın ne kadar kötü olduğu konusunda, onun tanınmasına, egosunun farkındalığına göre farklı seviyeler vardır. Belki o bunların farkında olmayabilir; belki de biraz daha gelişmiştir ve egosunun farkındadır. Ve egosunun farkında olduğu için daha sonra belki egosunun üzerine çıkmak istiyor; belki de egosunu aşmak istemiyor ve ben de böyleyim demekle yetiniyor. İşte bu aşamada Kabala Bilgeliği, kendinizi, egonuzu ne kadar aşabilirseniz, üst dünyayı, Yaratan’ı, her şeyi kontrol eden genel sistemi o derece hissedersiniz; aksi halde sadece egonuzun size gösterdiği ve gerçek olamayan sistemi hissedebilirsiniz açıklaması ile gelerek ona kendisinin, egosunu aşmasının onun için daha iyi olacağını iletiyor. Bunu dinlemezseniz ve çalışmazsanız, o zaman sadece gerçeğin, dünya olarak adlandırılan, sınırlı bir biçimini görürsünüz. Bu durum aynı zamanda bir kişinin gelişimine de bağlıdır. Kişi kendini daha çok geliştirerek özellikle ilişkilerimizde bir insanın genel gelişim düzeyine eriştiğinde, bu onu yukarıda söz ettiğimiz kısıtlamalardan kurtulmayı arzu ettiği konuma eriştirecektir. Çünkü gördük ki sıradan bir gelişme bizi kötü ve hiç kimsenin beğenmediği ilişkilere götürür. Dünya her zaman sahip olduğumuz silahlarla yok olma tehlikesi ve ekolojiyi koruyabilme gibi problemlerle karşı karşıyadır. Dolayısıyla bu durumda bir şey yapmamız gerektir. Ancak, her şeyden önce, insanlara kendimizin ne durumda olduğunu ne ile ölçeceklerini öğretmek için bir şeyler yapmamız gerekiyor. Esas konu budur. Kendimizi ve gerçek egomuzu ölçmek zorundayız ve gerçek egomuzun neye engel olduğunu bilmemiz gerekiyor. Egomuzun üzerinde onu aşan yukarıdaki neden dediğimiz bir başka standart daha vardır. Kendi yararım için değil, başkalarının yararına olan şeyin anlamı, başkalarını kendiniz gibi sevmektir; bu da henüz ortaya çıkmamış içimizdeki nefret duygusunun tam karşıtıdır. İşte, bu hepimize öğretilmesi gereken bir şeydir.

Konuk: İlginç bir sorum var. Felsefeden ve dinlerden, kötülüğün kaynağının şeytani bir şey olduğunu duyuyoruz? Ve herkes için hakikaten böyle midir?

Dr. Laitman: O, aslında bizim egomuzdur. O kötü güce şeytan diyebilirsiniz.

Konuk: İbranice’de Sutton’dan, saptırma kelimesinden türetilmiş; yani bizi birbirimize düşürüyor. Kötülüğün tezahürü gibi bir algısı var.

Dr. Laitman: Bu, kişinin içindeki her şeyi zorlar; hepsi şeytani güçlerdir. Bütün kötü güçler ve iyileri hepsi tek bir insanın içindedir.

Oren Levi: Bir sorum var. Çaresizleri istismar ettikleri için polis tarafından yakalananların taciz ettiklerinin çoğunlukla ya küçük çocuklar ya da yaşlı insanlar olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu konuda bir gün küçük bir çocuğun, ertesi gün bir yaşlının istismar edildiği klipleri TV’de her gün izliyoruz. Çoğu zaman da bunların, o çocuklara ya da yaşlılara bakmakla yükümlü gözüken kişilerin bunu yaptığını görüyoruz. Bunların her birisi, bir çocuk veya yaşlının kaderinin söz konusu kişinin elinde olması ve onun bu durumunu birdenbire kötüye kullanmaya başladığı farklı durumlar çoğu zaman, bu insanlara, yakalandıktan sonra, neden bu kadar acımasız davrandıkları sorulduğunda kötü bir gün geçirdiklerini söylüyor; fark etmeden şeytana uydum, egomu kontrol edemedim açıklamasını yapıyor. Böylesi durumlarda kişinin başkalarına iyi davranamayacaklarını söylemiştiniz. Aniden bir şey patlıyor; bu patlama nedir? Böyle bir insanda ne olur?

Dr. Laitman: Bir kişinin egosu, bir kişinin kendisiyle ilişkide olduğu gibi başkalarına bağlanmasına izin vermez ve bu nedenle diğerlerini kullanması gerekir. Bu bir başkasının benden daha zayıf olduğunu hissetmek anlamına gelir ve bu şekilde bir kişi kendini ister çocuk ister yaşlı bir insan olsun, başkalarına zarar verme durumunda bulur, sizin de dediğiniz gibi ve bundan memnun olur. İçinin birdenbire büyük bir coşku ile dolduğunu hisseder.

Oren Levi: Ne tür bir sevinç kontrolü?

Konuk: Başkalarını kontrol etmekten duyulan bir mutluluk çeşidi.

Dr. Laitman: Bu olur ve çocukların ebeveynlerine davranış biçimleri veya kendi çocuklarına davranış biçimleri gibi.

Oren Levi: Kontrol mü? Bir insanı bu kontrol gücüne karşı ne tür bir güç dengeler?

Dr. Laitman: Böyle bir güç yoktur. Bu tür davranışları ömürleri boyunca çeşitli kişilere nazik ve iyi bir şekilde bakmış iyi eğitimli ve iyi huylu insanların bile kendi çocuklarına gösterdiklerini görüyoruz. Aniden kendilerini tutamazlar ve doğru yoldan saparlar. Bu anda genellikle onları kontrol edebilecek kimsenin olmadığını hissiyatına kapılırlar. O zaman kendi kontrol güçlerini gerçekten daha yüksek düzeyde bir patlama gibi ortaya çıkarabilirler.

Oren Levi: Dr. Laitman zamanımız doldu. Bana olumlu bir bakış açısı kazandıracak bir şeyle bitirmek istiyorum. İnsan kötülüğünün bir sonu var mı?

Dr. Laitman: Hayır, biz onu iyiye evirmedikçe olmaz. Kötülüğün gücü iyiye karışabilir; o zaman da onu kontrol edemeyiz,

Oren Levi: İyiye evirebiliriz. Bu cesaret verici, Dr. Laitman. Çok teşekkür ederim., Konuklarımız, bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki söyleşimize kadar esen kalınız.

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,281