e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1141 – Barış İçin Eğitim

Yeni Hayat 1141 – Barış İçin Eğitim

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat söyleşi serisinde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bugün barış için verilmesi gereken eğitimle ilgili konuşmak istiyoruz. Aramızda, toplumun çeşitli bölümleri ve diğer ülkeler arasında birçok farklı mücadele ile karşı karşıyayız. Ölçeğimizi savaş ve mücadeleden barış ve uyum yönüne doğru biraz olsun kaydırmanın yolunu öğrenmek istiyoruz.

Konuk: Toplumun birer parçası olan gruplara baktığımız zaman, kendilerini toplumdaki belirli bir grupla özdeşleştirdiklerini görüyoruz. Bu sosyoekonomik düzeyde bir grup olabilir, etnik veya belli bir kültürü temsil eden bir grup da olabilir. Birçok şey olabilir. Bir kişi kendini bu gruba ait hissediyor. Farkında olsa da olmasa da, kişinin duygusal ve düşünsel olarak kendini onunla özdeşleştirmesine neden olan, gruba ait bir anlatı var. Her toplumda böyle gruplar olduğunu biliyoruz ve en büyük zorluklardan biri, herkesi birbirine bağlayan farklı gruplar arasında bir barış süreci oluşturma işleminin nasıl yapılacağı. Farklılıkların nedeni genellikle nedir? Ülkeler için konuşacak olursak, konu bölgesel kaynaklar olabilir. Bir ülkenin iç yapısından bahsedersek, konu ideolojilerle ilgili olabilir. Buna ek olarak, gruplardan birinin diğerleriyle eşit olmadıklarını ve hatta bastırıldıklarını hissetmeleri söz konusudur. Bu unsurların tümü, toplumda birçok grup oluşmasına neden olur. Bugün, barış eğitimi olarak adlandırılan bir süreç hakkında konuşma konusunda zorluklar yaşıyoruz. Her birinin kendilerine ait düşünceleri, ilgi alanları, hikayeleri, vb. olan birçok gruptan meydana gelen bir toplumdan nasıl bir şey yaratabiliriz? İlk soru ile başlayabiliriz: Böyle bir süreci başlatmak istediğimizde, barış için böyle bir eğitim sürecinin var olabilmesi için yerine getirilmesi gereken belirli ön şartlar var mıdır?

Dr. Laitman: Ben hiç böyle bir şey görmedim. Yapabildiğim kadar tarihsel araştırma yaptım, bu konuda okudum ve bir şeyler duydum. Barış diye bir şeyin var olduğunu ne hissettim ne de böyle bir şey gördüm. Bu bir tür yanılsama, peri masalı ve hayal ürünü. Barışın ne olduğunu bilmiyorum. Çocukların söylediği gibi: “sonsuza dek barış içinde olalım ve asla savaşmayalım.”

Konuk: Bir sonrakine kadar…

Dr. Laitman: Evet, sadece birkaç dakika için… Yani, insan olarak binlerce yıllık gelişimimizden edindiğimiz deneyimimizden, tarihte neler olup bittiğini zaten biliyoruz ve anlıyoruz, bu yüzden bunun muhtemelen gerçek dışı bir şey olduğunu görüyoruz. Barış üzerine ne kadar çok çalışma yaparsak, savaşla ilgili o kadar çok şey öğreniriz. Bunun yanı sıra, bu hayali şeyleri geniş bir hayal gücüne sahip insanlara öğreten bazı güzel fakülte ve üniversiteler de görüyoruz.

Konuk: Bu, barış için eğitim vermeye dair bir arzuları olduğu anlamına mı geliyor?

Dr. Laitman: Evet, bu eğitim bile değil. Yalnızca bu şeyin iyi olabileceğini henüz öğrendiler. İnsanlık bunun hayalini kurar, ancak bunun yanında diplomasi için fakülteler ve barışın ne olduğunu öğreten başka şeyler de vardır. Bu tamamen diğerlerini nasıl öldürecekleri, boğacakları ve ayağa kalkamasınlar diye ne yapacakları ile ilgilidir. Barış, savaşın olmaması koşulundaki barış demek değildir, çünkü bu imkansızdır. Savaşın olmaması gibi bir durum imkansızdır, çünkü bütünlük ve mükemmellik anlamındaki Şilemut kelimesinden gelen İbranice barış demek olan şalom, “mükemmelliğe ve bütünlüğe ulaşmak istiyorsak, oraya giden yola barış denir” anlamını taşır. Bu, geçmişimizi veya mevcut durumumuzu anlama ve tanıma sürecimizi içerebilir. Bu bir ateşkes veya çeşitli türden anlaşmalar da olabilir, ama kesin olan şu ki bütünlüğün ve tamlığın olduğu bir koşula doğru ilerlemek istiyoruz. Çeşitli zıtlıkların, biri olmadan diğeri de olmayacak şekilde birbirini tamamladığı, bütün ve tam bir koşul. Bu, bu kadar basittir. Amaçladıkları şey, aralarında birbirlerine ihtiyaç duydukları böyle bir sistem inşa etmektir, çünkü birbirleri olmaksızın var olamazlar. Ancak bu şartta barış denilen bir bağa erişecekler.

Konuk: Bu kritik bir nokta. Barış için net bir istek olduğunda sizin dediğiniz gibi olmalı. Oturup konuşmamız ve artık şavaşmama kararı almamız, artık anlaşmazlıklar olmaması… Böylesi bir durumu kafamızdan atmamızı, bunun gerçekçi olmadığını söylüyorsunuz.

Dr. Laitman: Bu söylediğiniz durum sadece konuşmak. Konuşmak iyidir ve bunu yaparız. Belki konuşurken bir savaş başlatmayız.

Konuk: Şiddeti önler.

Dr. Laitman: Belki.

Konuk: Ama aslında barış için gerçek bir eğitim sürecine girmek, her şeyden önce barışın zıtlar arasında yapıldığını ve bu zıtlığın ortadan kalkmayacak bir şey olduğunu anlamaktır. Farklılık ve zıtlık sadece büyüyecektir.

Dr. Laitman: Çünkü uzak komşularsak, çok da büyük bir sorun yoktur. Fakat birbirimize yakınlaşmaya başlarsak sürtüşme, zıtlık ve farklılıklar ortaya çıkmaya başlar ve her şey daha da şiddetli bir hal alır.

Konuk: Yani, temel varsayım nedir?

Dr. Laitman: Varsayım, hayatın sadece zıtlar arasında tamamlanabileceğidir. Her insan diğerinde neyin var olduğunu keşfeder ve aslında sizin ihtiyacınız olan bir başkasında keşfettiğiniz zıt şeylerdir ve onlar olmadan yaşayamazsınız.

Konuk: Bu ilginç bir nokta.

Dr. Laitman: Bana çok benzer olan bir şey ya da birini bulmayacağım.

Konuk: Benzer şeyler aramıyor musunuz?

Dr. Laitman: Hayır, eğer bunu başarabilirsem, gerçek barışa ulaşmak için ciddi bir isteğim olursa, gerçek barış benim için kıymetliyse, o zaman tüm zıtlarla bağ kurarım. Sanki benim düşmanlarımmış gibi davranıp, onları benliğimin dışına terk etmem, bunun yerine onlarla bağ kurar, dostluk kurar, onları benliğimin ayrılmaz bir parçası hâline getiririm. Bu sayede güçlenir ve tamamlanırım, işte şimdi bu benim için kıymetlidir. Bunu elde etmek için çok çalışmalısınız. Asıl olan şudur: anlayışı duygularınızın üzerine yükseltmek.

Konuk: Pekâlâ, sıradaki sorum bununla ilgili. Benim anladığıma göre temel varsayım şu: hepimiz farklı ve zıttız ve bu, değiştirmemiz gerekmeyen bir şey.

Dr. Laitman: Bu değiştiremeyeceğiniz bir şey. Bu, doğadan aldığımız bir şey.

Konuk: Tamam, bu bir gerçek.

Dr. Laitman: Bu nedenle hepimiz farklıyız. Bu yüzden bir kişi ve başka bir kişi diye bir şey vardır.

Konuk: Bu temel varsayım ile bir his de geliyor: bir grup kendini daha az önemli hissediyor.

Dr. Laitman: Bu his basit bir his. Kendimi seviyorum ve benden farklı olan, benim gibi olmayan birinden nefret edip, onu itiyorum, ondan uzaklaşıyorum. Kısacası diğer kişi ile ne kadar farklıysak, ondan o derece nefret ediyorum.

Konuk: Temel varsayımı kavradıktan sonra, üzerinde durmamız gereken ikinci temel varsayım: farklılığınız sizi korkutmamalı çünkü diğerinin farklı olduğu gerçeği doğal olarak diğer gruba karşı bir şeyler hissetmenize, hatta belki ondan nefret etmenize sebep oluyor. Ayrımcılık ve mahrumiyet gibi hislerle ne yapılır? Bunun barış sürecinin önünü tıkamasına engel olmayı nasıl başarıyorsunuz?

Dr. Laitman: Eğitimle. Her iki tarafı da eğitmeliyiz. Üçüncü bir taraf olmalı.

Konuk: Üçüncü bir faktör mü olmalı?

Dr. Laitman: Elbette. Çünkü birbirlerinden nefret ediyorlarsa, her ikisini de düzeltmeniz gerekir. Hiçbiri haklı ve mükemmel değildir ve bu nedenle birinin tamamen iyi olması ve diğerinin de tamamen kötü olması mümkün değildir. Ancak bir taraf diğer taraftan nefret mi ediyor? Belki haklıdır, nefret edilen taraf da mutlaka yanlış bir şey yapmıştır, çünkü diğerinde nefret hissi uyandırmıştır. Yani taraflardan biri kendini iyi sanıyor. Belki de %100 oranında iyidirler. Bir şey dışında; davranışlarının bir sonucu olarak kötü bir taraf oluşmasına neden olmaları, içlerinde kötü bir his uyandırmaları. Bu zaten yanlıştır.

Konuk: Bu örnekte onlar birbirinin partneri ve bir grubun içinde dahi var olan bu baskılama ya da başka herhangi bir kötü his… Aslında, deyim yerindeyse, bunda herkesin suçu var. Her iki gruptan da olmayan üçüncü bir faktör olması gerektiğini söylediniz. Bu üçündü faktör kimdir veya nedir?

Dr. Laitman: Üçüncü faktör, her iki tarafın da kabul ettiği ve onları birbirine yakınlaştırma ve onlara aracılık etme gücüne sahip olan, daha yüksek bir otorite olarak gördükleri bir koordinatördür. Her ne kadar yardımı olmasa da ilk aşamalarda gerekli olduğunu varsayalım.

Konuk: Sürecin başlangıcında mı?

Dr. Laitman: Evet, yalnızca oturup, bir süreçten geçmelerini sağlamak için. Daha sonra bunu kendi kendilerine yapmaları gerekir.

Konuk: O zaman bu sadece başlangıç için gereken, bir çeşit arabuluculuk. Peki, o hâlde ana mesaj nedir? Oturup bu süreçten geçmeyi isteyen insanları yönlendirmesi gereken değerler ve mesajlar nelerdir?

Dr. Laitman: Mesaj oldukça basittir. Gerçek barışın, karşılıklı tamamlanmanın olduğu seviyeye yükselmek istiyorsak, her birimizin kendi varlığını, algısını ve fikrini terk etmesi gerekir. Bu, kişinin bir başkasının fikrini kabul etmesi demek değildir. Daha ziyade ikisinin de birbirlerini tamamladıkları fikri kabul etmesidir. Bu, birbirlerine eşit olmaları veya birinin %25, diğerinin ise %75 oranında haklı olması demek değildir. Böyle bir şey yok. Tamamlanma, her iki tarafın da fikrinin üzerinde olmalıdır.

Konuk: Bir diğer varsayım: haklı olduğunuza dair birbirinizi ikna etmeye çalışmayın.

Dr. Laitman: Kendi pozisyonlarında durmaya devam etmiyorlar. Hiçbiri haklı değil. Her ikisi de haksız ve kimin ne kadar haklı ya da haksız olduğunu tartışmıyoruz. Her iki taraf da mevcut fikrin üzerinde, iki tarafın da birlikte olarak bir olduğu fikre yükselmesi gerekecek.

Konuk: Bu bir uzlaşma mıdır?

Dr. Laitman: Hayır, bu kesinlikle bir uzlaşma değildir. Tam aksine. Bugüne kadar uzlaşmalar yapılıyordu zaten. Benim bahsettiğim uzlaşma değil. Bu bir anlaşma değil.

Konuk: O hâlde nedir bu? Çünkü bu yeni bir şey, farklı bir şey.

Dr. Laitman: Her iki tarafın da kendilerine ait, önceki fikirleriyle bağlantılarını keserek, bir araya gelmesi, birlikte var oldukları bir yere gelmeleridir. Burada tarafların her ikisinin fikrinden de eser yoktur. Bu tamamen yeni bir koşuldur.

Konuk: Peki var olan ne? Ortak bir fikir mi?

Dr. Laitman: Tamamen. Bir çiftin bebekleri oldu diyelim. Bebek yeni bir şeydir. İşte barışın meyvesi budur. Buna barışın meyvesi denir.

Konuk: Tamam. Daha önce, birbirlerinin tarihlerini kabul etmelerinin daha iyi olduğuna değinmiştiniz. Bu önemli midir?

Dr. Laitman: Hayır, sadece tüm bu yaklaşımların bizi barışa götürmeyeceğini söylemek için, bunu bilmek bizim açımızdan önemlidir.

Şimdiye kadarki tüm nedenleri anlamak için birbirimizin tarihini öğrenmemizin sebebi ve her ne kadar… Fakat tarih çalışmalarının ve tarihi tekrar etmek istemediğimiz bir aşamaya ulaşmanın bir sonucu olarak, barışa giden yeni bir aşamanın belli bir yöntemi olmalı. Bu kimsenin bilmediği bir şey ve bu nedenle insanlık olarak başarısızız. İyi bir arzumuz olsa bile, bir şey yapmaya istekli olsam bile, siz ne önerebilirsiniz? Ayrıca diğerleri de: “bir şey yapmaya istekliyim. Ne önerebilirsin?” der. Kimsenin bir çözümü yok.

Konuk: Her iki tarafın da iyi arzuları varsa, bu neden başarısız oluyor?

Dr. Laitman: Üçüncü bir yol olarak barışın yolunu bilmediğimiz için. Bu, bizim doğamızın üzerinde olan bir şey. Çünkü dünyamızın doğasında her şey yazılı olduğu için, zorla gerçekleşir. Bu nedenle, bunu gerçekleştirmek için üst bilgelikten bir şeyler öğrenmeliyiz. Aksi takdirde hiçbir zaman barışı sağlayamayız. Bunu dengelemek, zıt koşulları, nitelikleri, yaklaşımları, felsefeleri tamamlamak imkansızdır. Bunun ne olduğunu bilmiyoruz. Bu, içimizde olmayan bir şey. Her birimiz birer egoistiz. Herkes öyle. Tüm ülkeler arasındaki ve ülkelerin içindeki, parlamentolar arasındaki ve içindeki mücadeleleri burada dindirebilirsiniz. Birbirimize yakınlaşmıyoruz bile ve doğamızın üzerinde olan bu barış kavramına erişmek, bu ne olduğunu bilmediğimiz bir şey. Bu yüzden doğamızın üzerine yükselmediğimiz sürece, bu tamamlanmayı gerçekleştirmek imkansızdır. Yani barış eğitimi herkesin egoist doğasının üzerine yükselmek, herkesin de bunu yapmaya istekli olmasını sağlamak için verilen bir eğitim olmak zorunda. Öyle bir eğitim ki birbirimize yardım etmeye başlayacağız ve insanlar gerçekten daha yüksek bir boyutta bağ kurmaya çalışacak.

Oren Levi: Tamam. Barış eğitimi, egoist doğanın üzerine yükselmek için verilen bir eğitim olmalı. Yaklaşımı doğru anladıysam; her iki taraf da, kim haklı kim haksız tartışmasına girmeksizin, en başta egoist bir doğaya sahip olduklarını bilmeli. Diyelim ki Nittsa ve ben çatışma içindeki veya süregiden bir savaş içindeki iki tarafı temsil ediyoruz. Herkesin kendine ait bir bakış açısı var ve bunun temeli, sahip oldukları kişilik. Çünkü farklıyız, zıtlık içerisindeyiz. Her birimiz kendi egosu üzerine yükselmedikçe, gerçek barışı sağlamak imkânsız. Bu yüzden barış eğitiminin nereden nereye, nasıl yükselmemiz gerektiği ile ilgili olduğunu söylediniz.

Dr. Laitman: Herkes kendi doğasının üzerinde.

Oren Levi: Kendi doğası derken kastettiğiniz nedir?

Dr. Laitman: Egoist.

Oren Levi: Egoist derken bir kişinin sadece kendi çıkarlarına odaklı olmasını mı kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: Egoist, bilinçli ya da bilinç dışı olarak, sadece kendi iyiliğimi düşünüyorum demektir. Bunun üzerine yükselemem veya bunu görmezden gelemem.

Oren Levi: Bu her taraf için, her çatışmadaki, her şeydeki başlangıç noktası mıdır?

Dr. Laitman: Herkes ve her şey için. Cansız, bitkisel, hayvan ve insan seviyeleri için. Bu dünyadaki her şey için.

Oren Levi: O hâlde, barış eğitimi nedir?

Dr. Laitman: Bizi kendi doğamızın üzerine yükselten ve bize yükselme kabiliyeti veren üst kuvveti davet eder nitelikte olmalıdır.

Oren Levi: Üst kuvvet nedir veya kimdir?

Dr. Laitman: Doğada bizi kontrol eden negatif kuvvete ek olarak bir de pozitif kuvvet vardır.

Oren Levi: Negatif kuvvet nedir?

Dr. Laitman: Egomuzdur. Diğerleri pahasına sadece kendimizi düşünme arzusu. Bu barışa müsade etmez ve mücadeleye yol açar. Çünkü herkes sadece kendini görür.

Oren Levi: Barış eğitimi almanın bir sonucu olarak buna karşı olan farklı bir kuvveti getirmemiz bekleniyor. Bu kuvvet nereden bulunur?

Dr. Laitman: Onu keşfetmek, ifşa etmek istediğimiz ölçüde, doğada bulunur.

Oren Levi: Bu eğitimin aslı nedir?

Dr. Laitman: Barış eğitimi aslında doğada gizlenmiş olan pozitif kuvveti üzerimize indirmek için farklı alıştırmalar yapmaktır. Bu kuvvet gizlidir, çünkü onu talep etmiyoruz. Onu talep etmeye başladığımız an ortaya çıkar ve içimizde çeşitli değişiklikler yapar. Burada farklı, bir gruba entegre olarak özel alıştırmalar yapmalıyız. Özellikle bizim zamanımızda farklı gruplar içerisinde olma durumu çok yaygın. Buna psikolojide sık rastlanır.

Konuk: Psikolojide daha fazla grup var. Ne demek istediniz?

Dr. Laitman: Farklı gruplar. İnsanlar pozitif bir kuvvetin gerçekten var olduğunu kabul etmek istiyorlar. Bu şartta bu pozitif kuvveti davet etmek, ilişkileriniz vasıtasıyla onu çekmek için bir araya gelmeli ve bu şekilde çalışmalısınız. Bu pozitif kuvveti davet eden, onu çeken bir yöntem mevcut. Bu şekilde değişebiliriz.

Konuk: Aşamaları doğru değerlendirmek amacıyla konuştuklarımızı özetlemek gerekirse, ilk varsayım; birbirimizden tamamen farklıyız ve birbirimize zıddız. Barışa erişmek için, her şeyden önce bunu kabul etmeliyiz.

İkinci varsayım; zıtları birleştirmenin veya birbirlerini ikna etmelerinin mümkün olduğunu düşünmeye çalışmamalıyız. Birbirlerinden nefret etmeleri doğaldır, çünkü farklılar. Bu iki numaraydı.

Üçüncü varsayım nedir?

Dr. Laitman: Tamamlanma koşuluna erişebiliz.

Konuk: Bu mümkün müdür?

Dr. Laitman: Evet. Ama bu hiçbirimizde olmayan bir şey. Birbirlerini baskılayanlarda mevcut değil. Bu tamamlanma, şu anda yaptığımız gibi kendimizden çıkmamızda ve kolektif bir duruma değil yeni bir duruma ulaşmamızda mevcuttur. Bu ortak bir şey değil. Yarısı sizden, yarısı ondan veya %70’i sizden %30’u ondan şeklinde değil. Böyle bir şey değil. İki insandan gelen yeni doğmuş bir bebek gibi. Evet, diyebiliriz ki: “onun kulakları ve gözleri var”. Ama bunun bir önemi yok. Her şeye rağmen, bu yeni bir varlık.

Konuk: Bunun barışa giden yol olduğunu söylediniz.

Dr. Laitman: Evet. Yeni bir koşul dünyaya getirmemiz için gereken şey işte bu.

Konuk: Üçüncü yol üzerine konuştuktan sonra dördüncü gerekliliğe geçelim.

Dr. Laitman: Sonrasında basit değil, uzun bir yol demek olan eğitim var. Her birimizin mevcut durumuyla bağlantısını kopardığı ve önceki durumu hatırlamaksızın birlikte olduğumuz bir koşula erişmeye çalışmalıyız. Ben ve o diye bir şeyin olmadığı, bunun yerine herkesin bir olduğu yeni koşula tutunmak için bir olmalıyız. Bunu açıklayamıyorum ama gerçekten kimse kendini düşünmez çünkü kişinin “kendisi” artık yoktur. Sadece “biz” diye bir şey vardır. Herkesin bir olduğu bir şekilde. Bu yeni bir şeydir.

Konuk: Peki. Bir şey daha var. Doğada zıtları birbirine bağlayan pozitif bir kuvvetin olduğunu söylüyorsunuz.

Dr. Laitman: Evet. Bu işi yapan odur.

Konuk: Arzulamamız gereken asıl şey…

Dr. Laitman: Onu davet etmeliyiz.

Konuk: Onu ne için davet etmeliyiz?

Dr. Laitman: Onun etkisini üzerimize çekmek için.

Konuk: Aramızda barış yapmak için doğanın pozitif kuvvetini nasıl çekeriz?

Dr. Laitman: Egomuza karşı çalışmaya başlaması için. Bu, egoyu yok etmesi ya da onu azaltması anlamına gelmiyor. Egomuz ile bizi sevgi vermek anlamına gelen ihsan etme koşuluna getirmek anlamına geliyor. Çünkü içimizde gelecek olan iyinin kuvveti değil, kötü kuvvet, yani ego kuvveti mevcut. İçimizi kuşatan o. İçimizdeki kötü kuvvetler bu kodlama sayesinde nasıl doğru bir şekilde hareket edeceklerini net olarak bilecekler. Çünkü herkes iyi ve kötü kuvveti içinde bulunduracak ve bu iki kuvvetten meydana gelecek.

Konuk: İyi bir kuvvete ne için ihtiyacımız var? Belki o yok olacak ve ben sadece iyi kuvvetten oluşuyor olacağım.

Dr. Laitman: Hayır, o durumda gelişemem. Diğerleri ile tamamlanma koşuluna eriştiğim zaman, barışa ulaştığımız zaman, kötülüğün kuvvetini de arttırmak zorundayız, tıpkı iyi kuvveti arttırmak zorunda olduğumuz gibi. Büyüyen bir bebek gibi.

Konuk: Mücadeleden bahsedecek olursak. Bastırmak ya da azaltmak için mücadele etmeye çalışmak zorunda olduğumuz bir şeyle mücadele etmek değil mi?

Dr. Laitman: Zıt yönde çalışır. Şimdi sevgi ve bağı arttırmak için çalışıyor.

Konuk: Eğer daha önce bizi sadece savaşa getirdiyse, şimdi mücadele devam ediyor fakat yalnızca şimdi yeni bir rolü var.

Oren Levi: Dr. Laitman, çok teşekkürler. Bir sonraki söyleşimizde görüşmek ümidiyle. Çok iyi vakit geçirdik. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir sonraki söyleşimize kadar, her şey gönlünüzce olsun.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,293