e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1148 – Sağlıklı İlişki

Yeni Hayat 1148 – Sağlıklı İlişki

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat söyleşi serisinde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bugünki söyleşimizde sağlıklı bir ilişkinin ne olduğu üzerine konuşmak istiyoruz. Bizimle olun. Gerçekten ilginç bir söyleşi olacak. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Merhaba.

Oren Levi: Bir ilişkiniz olsa da olmasa da, ilişki konusu bizleri gerçek anlamda meşgul ediyor, bu açıdan her zaman geliştirilecek bir şeyler var. İşte bugün üzerine konuşmak istediğimiz şey tam da bu. Bizimle olun.

Konuk: Hepimiz sağlıklı bir ilişki yaşamak isteriz. Ne yazık ki günümüzde yaşanan birçok ilişkinin sağlıklı olmadığını duyuyoruz, ki buna zehirli ilişki deniyor. Bu tür bir ilişki, her iki kişiyi de zehirliyor. Bu türden ilişkilerin %80’inin sağlıksız bir temeli olduğuna dair bazı rakamlar gördüm. İlişki iyi gitmemesine rağmen, insanların birbirlerini bırakamadıkları, bağa olan bir tür bağımlılık bu. İnsanların kendilerini kötü hissettikleri bir ilişkiden söz ediyoruz. Bu nokrada bir sömürü söz konusu, taraflardan biri her zaman alan ve böylelikle diğer tarafı sömüren taraf oluyor. Her iki tarafın da birbirini nasıl besleyeceğini ve güçlendireceğini bilmediği, böylelikle ilişkide her ikisinin de tükendiği çeşitli ilişkiler var. Nasıl bırakacaklarını bilmiyorlar, işte bu nedenle bugün bu konuda konuşmak istiyoruz. İlişkilerin %80’ini ya yıkıcı ya da olumsuz. Bunun temel nedeni nedir?

Dr. Laitman: İnsanın egosudur. Açıkçası tüm sebep bu, çünkü hepimiz birer egoistiz ve nesilden nesle egolarımız büyümeye devam ediyor. Bu nedenle bu şekilde işliyor. Büyük anne ve büyük babalarımı hatırlıyorum. Evlenmek, ev kurmak ve çocuk sahibi olmak zorunda olduklarının farkındaydılar. Genellikle erkekler çalışırdı, kadınlar ise evde kalıp ev işleri ve çocukların bakımıyla ilgileniyorlardı. Muhtemelen bu, daha önce de böyleydi. Bu yapıya hala tanık oluyorum. Şimdi ebeveynlerime, anne ve babama bakıyorum. Annem nadiren evde olurdu. Tabii ki eve gelirdi, bir şeyler pişirirdi, çeşitli işler yapardı ve tekrar işe giderdi. Annem bir jinekolog idi. Hem de çok iyi bilinen bir jinekolog. Alanında uzmandı. Daha sonra burada, İsrail’de de çok takdir edildi. İşte böyle. Babam da her zaman çalışırdı. O da bir diş hekimiydi. İkisi de nadiren evde olurdu. Benimle ilgilenmediler ama bana her şeyi verdiler. Ne istediysem. Top istedim, aldılar. Tenis – sorun değil. Herkes çalışmak durumundaydı. Annem geceleri de çalışırdı. Babamı çok nadir görürdüm ve annemi de. Annemi gördüğümde ödevlerim, şu, bu hakkında sorular sorardı. Yani büyük anne ve büyük babalarımızın durumundan farklı bir durumdu. Bugün de aynısı geçerli. Hatta belki de daha kötüsü. Çünkü çocuklar küçük yaşlardan itibaren ihmal edilmekte. En azından ben arka bahçede büyüdüm, bir köpeğim ve bir arkadaşım vardı. Onların evinin arka bahçesi vardı ve birlikte göle giderdik. Çocuklar için gerçek hayat işte buydu. Bugün bir çocuk şu beton yığınının içine kapatılıyor. Neye sahip? Önünde duran küçük ya da büyük bir ekrana. Çocuk o ekranda ne görüyor? Bu durumda çocuklardan ne bekliyoruz? Öte yandan geçmişte ego bu denli büyük değildi ve ev diye birşey vardı. Yuva vardı. İnsanlar tavuklarla, sebzelerle çeşitli şeylerle büyürdü. Bugün buna bile sahip değiliz. Nötr herhangi birşey yok. Bugün insanlar için ortak olan şey aynı süpermarkete gidiyor olmaları ve onunla tam olarak ne yapacaklarını bilemedikleri bir gün olan Cumartesidir. Kısacası ailelerimizi yitirdik. İnsanlar birlikte yaşıyor olsalar bile, birlikte varlıklarını sürdürmüyorlar. Karınız, çocuklarınız, vb. var. Ancak bu, gerçekten sıcacık bir çekirdek aileniz olması demek değil. Bir ev, evimin yanında bir arka bahçe ve ev halkı olmasa da en azından bir köpek, kedi veya çocukların ağaçların altında birlikte oynayabileceği herhangi birşey. Bugün buna sahip değiliz. Bugün her şey son derece yapay ve kapalı. Hayır, tamamiyle farklı bir şey betimleyelim. Bu şekilde karşımıza çıkan hiçbir şeyin iyi olmayacağını anlarız. Genç bir adam ve genç bir kadın. Tanışıyorlar. Her şeyden önce, tanışmalarından önce, halihazırda fırtınalı bir hayatları, çeşitli türden ilişkileri vardı. Şimdi tanıştılar ve nihayetinde evlenmeye karar verdiler. Diyelim ki birbirlerini gerçekten seviyorlar. Günümüzde bu ne derece mümkünse, o kadar diyelim. Çünkü her ikisi de dünyaya kendi doğal gözleriyle bakmıyor. Aldıkları eğitim, TV veya telefonlarının ekranından görüyorlar dünyayı. Böylece her biri olaylara çok tuhaf bir şekilde bakıyor. Hollywood ya da Bollywood, vs. tarafından yönlendirildikleri şekilde bakıyorlar. Yani artık bir kadına, olması gerektiği gibi bakmıyorum. Evi çekip çevirmesi, çocuklarımın annesi olması ve bunun gibi birçok niteliğe sahip olması yönünden bakmıyorum. Bilinç dışı bir eğilim olarak kimi aktrislere, vs. ne kadar benzer olduğuna bakıyorum. Doğru düşünmeyi bile bilmiyorum. Tora’dan, atalarımızın evlenmeden önce eşlerini, müstakbel karılarını annelerinin evine götürdüklerini öğrendik. Anne ona gelin olmanın nasıl bir şey olduğunu öğretirmiş. Ona bir çocuğa bakabilmesi için çocuğun nasıl bir şey olduğunu, neye ihtiyaç duyduğunu, ne gibi bir karaktere sahip olduğunu öğretirmiş. Ayrıca gelinin tüm bunları anneden öğrendiğinden emin olunur ve babaya, çocuğa, vs. nasıl davranması gerektiğini öğrenmesi sağlanırmış. Bu izlenimi genç kocasının evinden alırdı ve daha sonra evini, yuvasını buna göre inşa ederdi.

Oren Levi: Bugün böyle bir şeyi hayal edebiliyor musunuz?

Dr. Laitman: Başka bir şey daha var, diyelim ki nihayetinde birbirlerini seviyorlar, birlikte yaşamak, birlikte olmak istiyorlar. Her ikiside akıllı, iyi eğitimli ve ikisinin de mesleği var. Evleri, arabaları ve birkaç tane de çocukları oldu. Her şey yolunda gidiyor ve erkek kariyerinde ilerliyor, elbette kadın da kendi kariyerini ilerletiyor. Hatta belki bir hizmetçileri bile var. Peki ilişkiden ne haber? Yine birbirlerini seviyorlar, akılları yerinde ve sevgilerini sürdürmeyi istiyorlar. Aşkı, sevgiyi nasıl canlandıracaklarını düşünüyorlar. Nasıl yapacaklarını bilmiyorlar ki. Aşkı, sevgiyi canlandırmak mümkün mü? Yani, seni seviyorum. Tamam. Ama aşınma meselesi var, alışkanlıklar ikinci doğa haline gelir. Alışkanlığa dönüşüyor. Altı ay, bir yıl, iki yıl sonra.

Konuk: Bu anlaşamamaları konusu için en iyi senaryo. Çünkü çiftlerin çoğu her daim kavga ediyor.

Dr. Laitman: Ben de bundan söz ediyorum. Sanki en iyi senaryo yaşanıyormuş gibi konuşuyorum. Bu bir çekirdek aile için ne kadar tehlikeli bir hal alabilir, bunu konuşuyoruz. Çünkü sanki her zaman buna karşı bir ihtiyaç içindeler ve aşklarını canlandırıyorlar. Şöyle söylendiği gibi: “Sevgi tüm kusurları örter ve daha fazlasını da”. Sevgi nerede? Hocam bana böyle söylemişti. Rabaş dedi ki: “sevgi bir evcil hayvan gibidir. Öyle ki onu her zaman beslemelisin. Aksi halde yaşayamaz”. Peki onu canlandırmanın yolu nedir? İkisi de bir şeylerle meşgul. Hayatlarımız bu gibi şeyleri tamamen ortadan kaldırıyor. Yani, asıl soru bu. Sevgimizi nasıl canlandırabileceğimizi, onu nasıl ısıtabileceğimizi, nasıl yenileyebileceğimizi bilmiyorsak… Belki genç çiftler bunu çok nadiren bir ya da iki yıl için sağlayabilir ve çocuk sahibi de olabilirler. Sonra boşanır, birbirlerini terk ederler. Artık bir arada kalamazlar. Bu bir mucize. Sadece erkek için değil, kadın için de böyle. Kadınlar artık aileyi bir arada tutmak istemiyorlar. Ailelerden “artık ona katlanamıyorum, onu istemiyorum” gibi şeyler duyuyorum. Neden istemiyorsun? Onu bu kadar kötü yapan nedir? Ona katlanamamanı sağlayan farklı eğilimleri olması mı? Yine de o senin çocuğunun babası. Cevap şu: “İstemiyorum”. Bugün kadınlar yalnız kalmaktan korkmadıkları bir yaklaşım benimsemiş durumdalar. Bu bir mucize. Bana göre bu yeni bir şey. Ama yeni bir şey değil. Son on beş yıldır var bu. Ama ben şu an 75 yaşındayım. Bana göre bu son derece yeni bir şey. Benim sorum sevgimizi nasıl yenileyeceğimizle ilgili. Diyelim ki önümde oturan bir çift var, sevgimizi nasıl canlandıracağız, yeniden alevlendireceğiz diye soruyorlar. Diyorlar ki: “her ikimiz de her şeyi yapmaya hazırız. Bize bir tür oyun, egzersiz, bir şeyler gösterin.”. Tatile çıkmayı denedik, bazı kurslara gittik. Neden olmuyor? Yapamıyoruz. Sevgiyi yeniden alevlendirmediğimizden, birbirimize karşı kayıtsızlığımız, bir evimiz olmadığı hissine kapılana kadar giderek artıyor. Sanki bir karım, çocuklarım yokmuş gibi hissediyorum. Benim için, her şey giderek kalbimden uzaklaşıyor.

Konuk: Peki, ne yapıyorsunuz?

Dr. Laitman: Bana mı bakıyorsunuz? Siz bir psikologsunuz.

Konuk: Henüz bilmediğimiz, yeni bir şeyler duymak istiyoruz.

Dr. Laitman: Yeni bir şey arıyorsanız, onu ancak Kabala İlmi’nde bulabilirsiniz. Aksi halde bunun üstesinden gelemeyiz. Hepimizin aileleri paramparça olacak. Aileyi bir şekilde bir arada tutmayı çok nadiren başarabileceğiz. Bugün hayattan beklentimiz, eskisinin iki katı kadar. Bu nedenle günümüzde sorunumuz daha da büyük. Bugün sahip olduğumuz çeşit çeşit cihazlar sayesinde, yaşlılığımda veya hastalandığımda bana destek olması için kimseye ihtiyacım yok. Ve sonuçta şunu anlamalıyız ki, bir diğerinin varlığını kendi egolarımızın üzerinde kabul etmemiz için hepimiz bireysel olarak egolarımızın üzerine çıkmazsak… Eğer bunu yapmazsam, ego benim ailemi yıkacak ve bu herkes için de geçerlidir. Yani başka bir seçeneğimiz yok. Çocuklara bunu öğretmeliyiz, onları ve genç nesli her şeyden önce egonun üzerinde nasıl yükselecekleri konusunda eğitmeliyiz. Bu gerekli bir şeydir. Bu bizim için ne anlama geliyor? Bağlantımızda yeni katmanları görmek. Çünkü şöyle denir: “Erkek ve kadın ve aralarındaki kutsallık”. Böylece birbirimizi desteklediğimiz karşılıklı bağlantımızda şunun nasıl mümkün olacağını göreceğiz: varlığımızda yeni bir seviyeye yükselmenin.

Konuk: Ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Bu, aileyi ve çocukları korumak için kendi kendimin üzerinde yükselmem gerektiği anlamına geliyor. Eşim belki benden daha önemli ve bana benden daha yakın olacak. Onlarla eşit olacağım ve bu, bir başkasıyla bağ kurmanın, bu tür örnekleri birbirimize göstermemizin, sürekli olarak ilişkimizi sıcak tutmamızın ve giderek daha da ısıtmamızın başlangıcı. Bu sayede onun sürekli büyümesini sağladığım bir koşula ulaşacağız. Ardından sevginin tüm kusurları örtmesinin ne demek olduğunu gerçekten anlamaya başlayacağız. Ancak sevginin kusurların üstesinden gelebildiğini. Kusurlar varsa onların üstesinden gelebiliriz ve sevgiyi inşa edebiliriz. Aksi halde bu sevgi olmaz. Sadece hormonların verdiği bir alışkanlık olur.

Konuk: İlişkilerin %80’inde kusurlar, kavgalar, yalanlar, aldatmalar var. Bunlar ilişkilerin %80’inde olan şeyler. Bu sağlıksız ilişkiler için önerdiğiniz yeni yaklaşım nedir?

Dr. Laitman: Bunu öğrenmeniz lazım. Kolay bir şey değil. Bu oldukça özel bir ıslahtır. Şu an bahsettiğimiz onu oluşturan kısımlardan yalnızca biri. Ancak aslında o, egomuzun üstesinden gelmek anlamına geliyor. İnsanlarla, cansız, bitkisel ve hayvansal seviyeyle aramızdaki çeşitli ilişkilerde. Tamamı ile. Bu bizim kaderimiz. Yapmamız gereken bu.

Konuk: Sömürmenin ve bağımlılığın hüküm sürdüğü ilişkiler gibi, bitirmenin daha iyi sonuçlar verdiği ilişkiler var mı?

Dr. Laitman: Hayır, sanmıyorum.

Konuk: Çocuk sahibi olunmadan önceyi kastediyorum.

Dr. Laitman: Çocuk yoksa, bilemiyorum. Çocuk olmadan önce her ikisinin de nerede oldukları konusunda hiçbir fikirleri yok. Çocuk olunca, bilemiyorum. Boşanmaya karşıyım.

Konuk: Boşanma değil ama bugün çoğu insan genç yaşta ilişki yaşıyor ve ilişkinin ne demek olduğunu öğreniyorlar. Bazen kendilerini yıllarca sağlıksız şekilde sürmüş bir ilişkinin içerisinde buluyorlar. O ilişkide sürekli mücadele var ve onu sürdürmelerinin tek sebebi bir tür bağımlılık içinde olmaları. Gerçekten kötü bir ilişki olsa bile birlikte kalıyorlar.

Dr. Laitman: O zaman onlara nasıl iyi bir ilişki inşa edileceğini öğretmeniz gerekir.

Oren Levi: İlk derste ne öğretirdiniz?

Dr. Laitman: İlk ders falan değil. Her çiftin evinden katılabileceği, televizyon ve internette yayınladığım bir dizi ders, söyleşi ve çeşitli türden aktivitelerim olurdu.

Oren Levi: O zaman, ilk egzersiz diyelim.

Dr. Laitman: Her bireyin doğasının ne olduğunu ve bu doğayla modern zamanlarda kimseye katlanamayacağını onlara açıklardım. Kendime bile zar zor katlanıyorum ve bu yüzden insanoğlu herkesin tek başına kendisini rahat hissetmesini sağlayan çeşitli araçlar geliştiriyor. Başka kimseye ihtiyaç duymamak. Oluşturduğumuz sistemlere bakın. Sosyal güvenlik, hastaneler, huzur evleri ve daha fazlası. Her şey, bir kişinin başkalarına ihtiyaç duyduğu zamanlarda bakımının sağlanabilmesi için.

Oren Levi: Yani parasını ödeyip almak.

Dr. Laitman: Sevgi almıyorum ki; özel bir muamele görmüyorum. Aldığım şey hizmet. Burada tamamen farklı türden ilişkiler olduğunu anlamalıyız ve günümüzde birlikte 80-90 yıl yaşasak bile, ki bu bir sınır değildir, 100-120 yıl yaşasak bile, birbirimize yardımcı olarak ve birbirimizi giderek daha fazla takdir ederek aslında hayatımızı daha iyi ve hoş bir şekilde yaşamış oluyoruz.

Oren Levi: Peki. Bu açıklamayı yavaş yavaş anladığımızı varsayalım. Şimdi ilk egzersizi yapmak istiyoruz. Bu projeyi sevgiyi yenilemeyi, yeniden alevlendirmeyi öğretmek olarak adlandırıyorsunuz. Peki ilk uygulamalı egzersiz nedir?

Dr. Laitman: Birbirimize nasıl fayda sağlayabileceğimizi ve özellikle birbirimize doğamıza, egomuza göre davranmak istemediğimizi bildiğimiz yerlerde teslim olmayı nasıl başabileceğimizi göstermek. Egomuza göre davranmak istemiyoruz. Bunu başarıyoruz ve diğer kişinin lehine egomuzun üstesinden gelmekten dolayı mutluyuz. Diğer derken diğer eşi kastediyorum.

Konuk: Çoğu zaman sağlıksız olarak kabul edilen böyle ilişkilerde net sınırlar yoktur. Bir çeşit bağımlılık vardır. Genelde diğer tarafı gözeten bir tarafın varlığı söz konusudur. Bir adamı gözeten bir kadının olduğu ilişkiler görebilirsiniz bazen. Adam çalışmaz, hiçbir şey yapmaz ama kadın onu her zaman gözetir, ona bakar. Buna sağlıksız bir ilişki denir, çünkü burada, kadının olduğu tarafta net bir sınır yoktur. Denge söz konusu değildir.

Dr. Laitman: Her ikisine de, her şeyden önce dengeye nasıl ulaşacaklarını öğretmeniz gerekir. Bir kişinin yalnızca verip, diğerinin de sadece aldığı bir durum imkansızdır, fakat her ikisi de vermeli ve aynı zamanda her ikisi de almalıdır. Aksi takdirde buna ilişki denmez.

Konuk: O zaman her şeyden önce sağlıklı ortak bir temel olmalıdır. Buna karşılıklı bağımlılık denir, yani sağlıksız bir ilişki türü.

Dr. Laitman: Tüm bu ayrıntılara girmek istemiyorum. Bir kişiye egosunun üzerinde nasıl yükseleceğini öğretmezsek, buradan hiçbir şey çıkmayacak. Psikolojik düzeltmelerden bahsetmiyorum, bunun bir kişinin psikolojisinin üzerinde, bir kişinin egosunun üzerinde olması şart, tabii onlara bunu nasıl yapacaklarını öğretmemiz kaydıyla. Bu şekilde iyi bir sonuç elde ederiz. Aksi halde edemeyiz.

Oren Levi: Tamam. Yeni verdiğiniz şu alıştırmaya ilişkin bir kişinin eşine, özellikle de istemediğimin net olarak farkında olduğum yerlerde nasıl fayda sağlayabileceğini göstermesi gerektiğini söylediniz. Yani, doğama göre belirli bir şeyi onun için yapmayı hiç istemiyorum ama yine de onun için bunu ne kadar yapabileceğimi ona göstermeliyim.

Dr. Laitman: Ve doğamız gereği, bu sizin arzunuzla örtüşmez, ama kendi arzularınızın üzerine çıkıp, onunla bir örnek göstermek için eşinizin arzusunu takip etmek istiyorsunuz. Onun arzusuna bağlı olarak kendi egonuzun üstesinden gelme dereceniz ne kadar? İşte bunu gerçekten karşıdan da beklersiniz. Sadece “Or Hozer” dediğimiz yansıyan ışık olmaksızın, yani karşılıklılık olmaksızın bunu yapmanız söz konusu değildir.

Oren Levi: Doğru. Eşinizin de aynı şeyi yapmasını beklersiniz. Pekala, biraz daha gerçekçi olalım. Diyelim ki eşim bana iyi örnekler veriyor ve ben ona karşılık vermiyorum.

Dr. Laitman: Bu durumda derslerimi iyi dinlemiyorsunuz demektir.

Oren Levi: Açıkçası öyle ama ne yapmalıyız? Konuğumuza bakın. Kusursuzlaşıyor. Dinliyor, eve, eşinin yanına gidiyor ve söylediklerinizi uygulamaya çalışıyor. Diyelim ki ben onun eşiyim ve onun çaba sarfettiğinin farkındayım. Ben de tam anlamıyla çaba sarfetmiyorum. Konuğumuzun şimdi ne yapması gerekir?

Dr. Laitman: Buna daha çok vurgu yapmak için, nasıl yaptığını size daha fazla göstermeli. Karşılığında sizden aynı aksiyonu almak için kendi arzusunun üzerine çıkarak bunu nasıl yaptığını…

Konuk: Bir kişi bu tür eylemleri gerçekleştirme gücünü nereden alır, her seferinde bu şekilde üstesinden gelme ve sevgiyi gösterme gücü nereden gelir?

Dr. Laitman: Bu, eşinizden geri dönüş olarak almak istediğiniz türden bir tutum mu?

Konuk: Evet.

Dr. Laitman: O zaman, yapın gitsin.

Oren Levi: Peki eşi konuğumuzun davranışının karşılığı olarak bir iyilik yapmazsa?

Dr. Laitman: Tekrar tekrar, eşinizin sizin gibi olamayacağını anlayabileceği kadar açık şekilde. İnatla. Ancak kocanızın daha yumuşak olması ve karşılıklı olarak ilişkide olmak için sizi anlayışlı bir şekilde dinlemesi gerekir.

Konuk: O halde, bunun gerçekleşebilmesi için bir ilişkide bir tür destek olmalıdır, öyle mi?

Dr. Laitman: Çiftlerin dersleri doğru bir şekilde aldıklarını gösteren, karşılıklı bir destek. Öğrendikleri budur. Bu onlara alıştırma olarak verilir ve birkaç gün içinde bunu yapıp yapmadıkları test edilir.

Konuk: Çevre destekleyici bir niteliğe sahipse, kişiyi motive eder, öyle mi?

Dr. Laitman: Evet, bunu sonra inceleyebiliriz. Kim yaptı, kim yapmadı, neden yaptın, neden yapmadın? Bunu nasıl başardığınıza, bunu herkese nasıl öğreteceğimize ve nasıl aile sahibi olacağımıza dair bir çalıştay yapalım. Egomuzun üzerinde yükselmezsek, aile falan kalmayacak. Ego nihayetinde her şeyi yok edecektir.

Oren Levi: Dr. Laitman, tartışmamızı özetleyelim. Sağlıklı bir ilişki nasıl olur? Nedir?

Dr. Laitman: Sevgi tüm kusurları örter.

Oren Levi: Basit cümlelerle, lütfen.

Dr. Laitman: Aramızdaki sevgiyi her zaman yapay olarak arttırırız. Birbirimize, her birimizin sevgi uğruna yapay eylemler gerçekleştirmeye ne kadar istekli olduğumuzu öğretiriz ve bu, hocam Rabaş’ın söylediği gibi: “evcil hayvanı beslemek” gibi bir şeydir.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkürler. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,285