e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1150-Toplumda Artan Şiddet

Yeni Hayat 1150-Toplumda Artan Şiddet

Oren Levi: Merhaba, Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat söyleşisinde bize katıldığınız için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman, herkese merhaba. Bugün Dr. Laitman ile toplumdaki artan şiddet olayının çok rahatsız edici olduğu hakkında konuşmak istiyoruz. Her gün yeni ve daha akut bir şiddet olayı duyuyoruz ve bu konuda ne yapabileceğimizi öğrenmek istiyoruz. Bizi izleyiniz! Lütfen!

Konuk: Günlük yaşamımızda şiddet olaylarının, öncelikle hastanelerde, alışveriş merkezlerinde, uçak yolculuklarında, otoparklarda, otellerde, anaokullarında başlayarak, giderek arttığını görüyoruz.

Doktorlara, hemşirelere, garsonlara, ebeveynlere, öğretmenlere, aklınıza kim gelirse ona karşı şiddet var. Gerçekten herkesin başına da gelebilir. Örneğin, geçen hafta araba kullanıyordum ve biri yolu kapattı. Acelem var ve hiçbir şeyin hareket etmediğini gördüm. Genellikle, dışarı çıkıp neler olup bittiğine bakar ya da sorup soruştururdum ve ben de birkaç kez düşündüm, arabadan çıkmalı mıyım yoksa çıkmamalıyım; çünkü oradaki birinin aklını yitirmediğini ve hatta beni öldürmeye bile teşebbüs etmeyeceğini kim bilebilirdi. Bu gerçekten, bir şeylerin şimdiye kadar aşırı, çok daha aşırı tırmanmakta olduğu, ya da toplumda artık kabul edilemez hale geldiğine ilişkin bir hissiyat. Bu söyleşide, özellikle son zamanlarda neler olduğunu daha iyi anlamak istiyoruz? Bunlar nereden kaynaklanıyor? Neden oluyor?

Dr. Laitman: Her şeyden önce, zaten çok ferdiyetçi bir toplum haline geldiğimizi anlamalıyız. Geçmişte, küçük bir ülkede yaşıyorduk; aynı köyden, aynı şehirden gelmiştik. Daha geniş ya da daha küçük bir aileye ait olma duygumuz vardı. Bu bizleri sakinleştirir, başkalarına karşı farklı bir tutuma yönlendirirdi; bugün ise böyle bir şey yok. Oysa bugün dünya, ebeveynler, çocukları da dâhil olmak üzere, 8 milyar yabancıdan oluşmaktadır. Kişiler artık kendilerini; evleri, aileleri, akrabaları, yaşadıkları şehir halkı, ülkesinin vatandaşları ile birlik içinde hissetmiyorlar. Şimdi, hiç kimse şu insan bana daha yakın, şunlar da değil şeklinde içsel bir hissiyat taşımıyor. Bu belki de gelecek için iyidir, bu şekilde olabiliriz; belki böylece bu hissiyatımızdan dolayı insanlar arasında hiçbir farkın olmadığı küresel bir insanlık anlayışına dönüşebiliriz; bu arada binlerce yıldır aramızda var olan doğal bağların parçalandığı bir olguyu görüyoruz. Başka bir olgu ise, her insanın muazzam dış baskılar altında olmasıdır, çünkü yaşamın hızı ona dayanamayacak hale gelmiştir. Doğamız, yaratılışımız itibari ile buna hiç de uygun değildir. Aslında bir köyde, küçük bir şehirde yaşamak için yaratıldık; güncel durumumuz yapımıza hiç uygun değil. Benim bir arkadaşım var. Kanada’nın kuzeyindeki üç ila beş bin kişi nüfusu olan küçük bir köyde yaşıyor. Kendisi bir avukat. Diyor ki; Baskıya, yaşamın baskısına dayanamıyorum ve sonra birkaç ayda bir atlı araba benzeri bir araç alıp, çıkıp gidiyor.

Konuk: Karavan mı demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Hayır hayır! Bu hayvanlarla çekilen bir şey, araba ile değil; onlara ne deriz.

Konuk: At mı?

Dr. Laitman: Hayır hayır! Bunlar Kanada’da yaşayan bir hayvan türü.

Oren: Kanada? Kanada hayvanlarına aşina değilim. Nedir ki o acaba?

Konuk: Bufalo mu?

Dr. Laitman: O, kendisi yanına ailesini ve özel bazı dostlarını alarak 20 saat boyunca, kimselerin olmadığı yollarda, binlerce kilometre kuzeye doğru gidiyor, Kanada’yı biliyorsunuz. Ve orada “Oh! Sakinleştim, ancak bu yolculuktan sonra sakinleşebiliyorum, artık çılgın şehrime geri dönebilirim diyor. Ben oradaydım, insanları zar zor görebiliyorsunuz ama bir insan işte böyle hissediyor. Söylemek istediğim şu ki, sinir sistemimizin bu hızda işlev göremediği bir yaşam temposuna girdik. Bir araba motorunu sürekli yüksek devirde tutmak gibi, ne kadar süre tutabilir siniz? Sonunda azaltmak zorundasınız, yoksa arabayı servise götürmeniz gerekecektir. Yani, şiddete karşı artan eğilim, elbette var. Bu hayatın hızının bir sonucudur. Yaşamın hızının yanı sıra, şu ya da bu şekilde giderek daha akıllanıyoruz ve hayatımızın anlamsız olduğunu keşfediyoruz. Yüzlerce yıl ya da daha da önce, hayatın anlamı hakkında sorgulasaydınız, insanlar anlayamazdı. Ne diyorsun sen derlerdi. 40 ya da 50 yıl önce Kabala’nın bilgeliğine ilgi duymaya başladığımda hatırlıyorum! Bu yüzden, ilgimi çeken ve benzeri şeylerden bahsettiğim zaman insanlar da şöyle dedi; bir arkadaşım bana şunu söylüyor: Anlamıyorum! Neden bu sorular? Hayatın anlamı ne? Hayatımızı yaşıyoruz, işte bu kadar! Neyi söylemek istiyorsun, niçin? Yaşıyorum çünkü hayattayım; ben de ona, yakında öleceksin diyorum! Ve o zaman hayatın anlamı nedir? İşte herkes böyle. Yani, hiç kimse herhangi bir eksiklik hissetmiyor, çünkü yaşam eninde sonunda sona erecek ve anlamsız.

Oren: Peki bunun şiddetle nasıl bir ilişkisi var?

Dr. Laitman: Bu içerik…

Oren: Şiddetli patlamalara mı yol açıyor?

Konuk: Boşluk duygusu mu?

Dr. Laitman: Evet boşluk, hepsi birden; seçmediğim, zorlandığım ve her seferinde daha fazla yükümlülük gerektiren bir hayat yaşıyorum ve bütün bunların hepsini nasıl sona erdireceğimi bilmiyorum.

Konuk: Ve bugün artık hiç kimse bunu kabul edemiyor.

Dr. Laitman: Tabii, kendilerini ayak uydurmuş hissedebilmek için tüm bütün bunlardan kaçmak isteyen insanlar var. Oysa şu sıralarda koşup gidilecek başka bir yer de yok; çünkü tek çözüm yolu, yaşamınızı bu koşullara uydurabilmek şekilde düzenlemek. Bugün, her şey öyle ki, günde en az 8-10 saat çalışmıyorsanız, iki yakanızı bir araya getirecek kadar yeterli paranız ve yeterli yiyeceğiniz, barınağınız vb. olamıyor. Böylece yaşamımızı zamanla öylesine yapılandırdık ki giderek artan şiddet olgusu bunun bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Konuk: Neden şimdi?

Dr. Laitman: Kabala’nın bilgeliğini inceleyen bir kişi olarak, kendimizi düzeltmeye başladığımız zamanın geldiğini söyleyebilirim. Yani, doğamızın gerçekten düzeltilmeye ihtiyacı var ve bu konunun halledilmesi gerekiyor. O zaman, bir bakalım! Kendi kendimize nasıl yararlı olabiliriz? Bu yaşamın ötesindeki manevi olgulardan bahsetmiyorum; bu koşullarda bile, daha sakin olmaya çalışalım; Her şey bir eğitim meselesi, Kabala bilgeliğine uygun olarak, insanların birbirine yakınlaşmasına, aralarında iyi bir bağ gücünün oluşmasına izin vermeliyiz. Birbirimizi daha olumlu yönde etkileyerek, sakinleştirebileceğimizi ve hatta yaşamdan haz alabileceklerini anlamalıyız, ancak bunların hepsi eğitime bağlı ve ne yazık ki kimse bununla ilgilenmiyor. O kadar ki, hep birlikte buna inanmayı bıraktık. Farkında değiliz ama eğitim bir insanın hayatını olduğu gibi değiştirebilir.

Oren: Sormak istediğim bir yön daha; son yıllarda şiddet patlamaları hakkındaki haberleri duyduğunuzda ve bunu yapan insanlara baktığınızda, bu insanların bu patlamadan önce tamamen normal olduklarına ilişkin hissiyatımız giderek artıyor. Söz konusu kişi genç bir anaokulu öğretmeni ya da 70 yaşında bir adam olabilir; aslında herkes olabilir. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, biraz önce tamamen normal olan birileri birdenbire çıldırabilir; o kişinin içinden, saniyede korkunç bir canavar çıkabilir ve hayal edemeyeceğiniz kadar şiddetli bir şekilde hareket edebilir. Kişiler böyle davranabilmektedirler.

Dr. Laitman: Amerika’da, bildiğiniz gibi herkes silah satın alabiliyor! Onu satın alan kişiye bir anda ne olacağını bilmiyorsunuz, kendisi de bilmiyor. Çünkü insanlar kendilerinden bile gizlenen öylesi içsel baskılar altında yaşıyorlar ki, aniden silahlarını çekip kendileri de dâhil olmak üzere herkesi vurabilecek durumdalar. Asıl mesele şu ki, yaşadığımız hayatla barışık değiliz ve bu konuda ne yapacağımızı bilmiyoruz; işte bu noktada Kabala bilgeliği, bize, kendimizi artık düzeltmeye başlamamız gereken bir duruma geldiğimizi açıklıyor. Bunun anlamı, bu düzeltme tamamlandığında, bizim kişisel hedefimize ulaşmış olacağımızdır ve daha sonra bu olgu da duracaktır.

Oren: Bu şiddeti durdurmak için tam olarak neyi düzeltmemiz gerekiyor?

Dr. Laitman: En basit ve en kısa yol, insanlara, birbirleri arasında doğru ilişkilerin kurulmasını benimsetmektir. Bu kadar! Sadece buna yatırım yapalım; şimdi vücudumuzu idamesi için bütün diğer hayvanlar gibi gerek duyduğumuz temel şeylerin dışındaki her şeyi bir kenara bırakalım. Bunun yanı sıra, sizi komik de gelse, hayatımızı, anaokulundaki cici çocuklar gibi birbirimize yakınlaşmak, birbirimizi anlamak, hissetmek, düzenlemek için sadece ilişkilerimize dikkat edeceğiz! Buna küresel bir görev olarak bakıp, küresel misyonumuz olarak yatırım yaparsak, tüm sorunların hepsini, eksiksiz çözeceğimizi göreceksiniz! Ve bu kolay olacak, çünkü herkesi cesaretlendirecek, herkes bir diğerine yardım edecek.

Oren: Anaokulundaki şeker çocuklar gibi dediniz. Annem bir anaokulu öğretmeniydi ve tüm teyzelerim ya anaokulu öğretmenleri ya da okul öğretmenleriydi ve aynı zamanda eşim, tüm hayatı anaokullarında çalışarak geçti ve son yıllarda eşim bana her gün anaokuluna giderken söylerdi yıldan yıla, aydan aya, haftadan haftaya okulda gözlerinin gördüklerine inanamadığını belirtirdi. İş günü boyunca günde beş farklı anaokulunu ziyaret eder ve farklı insan topluluklarını görürdü. Bugün anaokullarında sahip olduğunuz şiddeti görene kadar hayal edemezsiniz. Küçük çocuklar! Anaokullarındaki cici çocuklar gibi dediniz, anaokullarındaki tüm çocuklar o kadar da cici değildir ve şeker olmayan çocuklar anlaşılmaz bir biçimde şiddet patlamasıyla gündeme gelirler.

Dr. Laitman: Ayrıca, bunun geldiğini göremezsiniz. Aniden patlar.

Oren: Tamamen öyle! Siz iyimsersiniz. Tam olarak ne yapmak, neyi düzeltmek zorundayız? Bir kişinin şiddeti aşmak için neyi düzeltmesi gerekiyor? Dedi ki: insanlar arasındaki ilişkileri düzeltmek zorundayız. Yani, bir simülasyon yapalım. Anaokulundayız. Bütün çocukların cici olmasını istiyoruz. Ama hepsi cici değil, onları anaokuluna onları küçük yaşta veriyorum, ancak üç ya da dört yaşındalar; şiddet gerçekten bu yaşta başlıyor! Orada patlayan şiddeti görebilirsiniz. Neyi düzeltebiliriz? Anaokulu öğretmeni veya pedagojik ekiple adım adım. Bizim her şeyi daha iyiye doğru götürebilmemiz için neye odaklanmamız gerekir? Eğer yapmazsak, ilerleyemeyiz! Diğer tüm çocuklar ve bugün anaokulunda gördüklerimiz gibi çok şiddetli bir toplum haline dönüşeceğiz. Ama hala küçük yaşta olduklarından onlara bir şeyler yaparsak belki her şeyi daha iyiye doğru taşıyabiliriz. İnsanlar arasında iyi, doğru ilişkiler kurmamız gerektiğini söyledin, harika! Nereden başlıyoruz?

Dr. Laitman: Ben de yaş ortalaması 40 yaş üzerinde olan bir anaokulunda çalışıyorum.

Oren: Tekrarlar mısınız lütfen?

Dr. Laitman: Onları küçük çocuklar olarak görüyorum.

Oren: Nereye gidiyorsunuz?

Dr. Laitman: Ortalama yaşı 40’ın üzerinde olan bir topluma geliyorum.

Oren: Bunlar öğrencileriniz mi? Bu durumu anlayamıyorum.

Dr. Laitman: Her tür topluluk olabilir, ne olduğu önemli değil; örneğin bir fabrika bile! Bu benim bir anaokulu gibi ele alıp ne yapabileceğim ya da yaşlanmış çocukları ele alıp onlarla işe başlamak gibi bir şey. İki, üç ya da dört yaşla değil; 40 yaş üstü ile başlıyorum.

Konuk: Neden?

Dr. Laitman: İnsanların, her şeyin daha iyi olmayacağını kavradıklarında, her şeyin olduğu gibi devam edeceğini ve bu tür bir toplumda, gerginlik ve nefret ve sokaklarda karşılaştığımız her şeyle yaşamın devam edeceğini anladıklarını varsayalım…

Konuk: Öyleyse bunu hissediyorlar değil mi?

Dr. Laitman: Evet, sonra onlarla konuşurum. Çocuklara söylemek zorunda olduğum şey, çocuklar çocuklardır. Onlar kendi soylarının bugünkü sonuçlarıdır; ama burada o soydan gelenlere sebep olanlara konuşmak istiyorum. Bu durumda kiminle konuşmalıyım? Ve sonra, onlardan, anaokulunda olduğu gibi gruplar düzenlemeye başladım. Anaokulunda olduğu gibi, onlara aramızdaki bağlantıya, dengeye ve doğru ilişkilere ulaşmamız gerektiğini açıklıyorum ve tabii ki kimse istemiyor, ama herkes dünyanın kralı olmak istiyor; ama bunu yapmaya mecburuz! Bu açık! Her şeyin herkese bağlı olduğunu ve herkesin bu konuda herkese yardım etmesi gerektiğini bilmeliyiz ve bunu nasıl yapacağımıza dair egzersizler yapalım. Bunu önce toplumumuzda ve ülkelerimizde yapalım. Konuşabileceğimiz kişiler işte buralarda; işte bu insanlar bu acıları yaşamlarında yeterince deneyimlediler. Herkes şiddet, şiddet korkusu ve benzeri şeyleri yaşadı; bu nedenle bunları kiminle konuşacağınız önem taşıyor. Bir grup var ki, hala bir ailesi ve çocukları yok ama ailenin daha sakin olmasını ve çocukların farklı şekilde büyümesini istiyorlar; Ama ben 40 yaşından daha küçük yaştakiler arasında, gerçekten konuşmak için kimse olmadığını düşünüyorum! Oysa 40 yaş, kişinin bir şeyler söylemeye başladığı, hayatının yarısının gittiği ve en iyi durum senaryosunda diğer yarısının kaldığı ve bir aile ve yükümlülüklerine ilişkin şeylerin olduğu ve gidişata daha iyi yön vermek için bir şey yapılması gerektiğini düşünmeye başladığı zamandır. Yapmak istediğimi başlayacak yerim budur.

Oren: Öyle ise, önünüzde oturduğumu varsayalım, dengeye ulaşmamız gereken şeyleri açıklamaya başlıyorsunuz; tam bu sırada ve konuda benim bir sorum var. Patlamak üzere olan şiddetli bir dürtüyle ilgili olarak ne yapacağım? Patlamak üzere; onu biliyorum. Bunun dün ve bir gün önce olduğunu ve muhtemelen yarın da olacağını biliyorum. Ne yapmalıyım?

Dr. Laitman: İnsanlara sorduğumda derler ki: internette dolaşıyorum, ama yalnızca haberleri okumuyorum, çünkü belki bu benim daha da hızlı patlamama neden olacak; bu yüzden biraz komedi ya da spor, futbol izlerim! Futbol neden iyidir? Çünkü o zaman, sevgili dost grubumla ya da başka bir durumda olduğumda, tam o noktada patlarım ya da bir başka seçenek de kendinizi nasıl boşaltacağınıza, patlamaya değil, kendinizi rahatlatmaya, bazı komik kitapları okumaya, müzik dinlemeye, hafif müziğe, ciddi müziğe yönlendirmek gibi, birçok seçeneğiniz, farklı araçlar, olanaklar var. Ve sonuçta kendimi patlamaktan alıkoymalı ve bu yeni eğitim türüne yönlendirmeliyim.

Konuk: Tamam, yani hayatlarının ortasında olan bu adamları alıyorsunuz, neyi istemediklerini anlıyorlar, hayatın tüm gerginliklerini yaşıyorlar vb. ve şimdi konuştuğunuz tüm bu şeylerin üzerinden geçtiniz ve şimdi bize insanlar arasında nasıl iyi ilişkiler kurulabileceğinden bahsediyoruz. Böyle bir toplum nasıl işlev görecek? Onun içinde bir şiddet olacak mı yoksa olmayacak mı? Öyle ya da böyle bizim böyle, bu içsel dürtüye sahip miyiz? Peki, neden bu tür bir eğitim almalıyız? Bu eğitim bize ne verecek?

Dr. Laitman: Hepimiz istisnasız birbirimizi sakinleştirmeliyiz. Her birimiz bir diğerimize yaşamımızı dengeli bir şekilde kabul etmemize yardımcı olabilirsek işte o zaman, yaşamlarını 40 yaşından sonra düzene sokabilmiş kişiler olarak, çocuklar ve genç yaştakilere iyi birer örnek teşkil oluşturabiliriz. Böylece 0-40 yaş grubuyla ilgilenebilir ve yavaş yavaş onları etkileyebilir ve iyi bir toplumda bu şekilde düzenleyebiliriz. Çevrenin bir insan üzerindeki etkisi muazzam bir şeydir, hiç kimse buna dayanamaz ve bu nedenle bu tür bir etkiyi arttırırsak, sonuçları çok çabuk göreceğimizi düşünüyorum.

Oren: Böyle bir toplumda şiddet olmayacak mı?

Dr. Laitman: Sadece şiddet değil, genel olarak her tür olumsuz olgu da olamayacak.

Oren: İnsanlarda patlamaya ilişkin bu iç dürtü de mi olmayacak?

Dr. Laitman: Hayır, çünkü atmosfer farklı olacak.

Konuk: Gerginlik olacak mı?

Dr. Laitman: Gerginlik yok! Yollarda, ailede, sınıflarda hiçbir yerde olmayacak!

Konuk: Kişiler patlak vermek isteyen bu iç gerginliği hissedecek mi?

Dr. Laitman: Hayır, çevreden etkilenecek ve hepsi sakin olacak ve ister istemez o da öyle olacak.

Konuk: Onu ne dengeleyecek? Bugün, bu baskıyı hayatımızda çok güçlü bir şekilde hissediyoruz, peki neden? Yukarıda belirtilen tüm nedenlerden dolayı ve buna her şeyin çok stresli olduğunu ekleyebilirim. Şimdiye kadar konuştuğumuz her şey ve bu baskılar olmadan bir yaşamın olabileceğini hayal bile edemeyeceğim; ama tüm bunları ne söndürecek? Neden sürekli baskı altında olmak zorundayım? Baskı altında olmak istemiyorum.

Dr. Laitman: Bu içsel güce ihtiyacım var ve yapılması gereken bir şeyi başarmayı arzu etmek, olumlu bir şey herhalde; içimde sadece, yaşamı hissettiğime ilişkin bir tür iç huzursuzluk duyuyorum, işte hepsi bu kadar.

Konuk: O zaman, beni yaşamımda, sadece gelişimi başarmama destek olacak olumlu bir dürtü ile bırakacak olan şey nedir?

Dr. Laitman: Çevre ile denge içerisinde olmanız. Bunun tamamı elbette bir ilişki meselesidir.

Konuk: Neden?

Dr. Laitman: Neden? Çünkü, ben çevremin bir ürünüyüm. Nerede yaşıyorum? Şimdi bir ormanda yaşıyor olsam çok stresli olur muydum? Belki kafama ağaçtan düşebilecek bir yılan yüzünden, başka türlü bir şey olabilir mi? Bunun anlamı, çevreme bağlı olmamdır. Çevre ile sürekli bir etkileşim içindeyim ve işte hepsi bu!

Konuk: İlk başta, deneyimlediğimiz bu şiddetli patlamaların ortaya çıkmasını etkileyen üç faktör olduğunu söylemiştiniz; bunlardan birisi yabancılık duygumuzdur, tamam. Bu ortadan kaybolacaktır, çünkü ilişkilerimiz daha iyi olacak, birbirimizi hissetmeye başlayacağız. Söylediğiniz ikinci etmen, hayatın çılgın temposu idi; üçüncüsünün de, daha akıllı hale geldiğimiz ve artık yaşamı daha önceki gibi yaşamak istemediğimiz olduğunu söylemiştiniz. Eğitim bu üç faktörü nasıl etkileyecek ve beni mutlu edecek mi?

Dr. Laitman: Buna kamuoyu görüşü deniyor. Herkesi etkileyecektir, çünkü herkese, tüm uluslara, hatta tüm dünyaya ait olan düşünce, arzu, özlemlerin ne ölçüde içinde olduğumuzu anlamıyoruz. Bunlar herkesi etkiler ve bir birimize iyi ve nazik bir şekilde davranmamızı sağlayacak bu denge ve huzur alanına girersek, o zaman istisnasız herkes etkilenecektir. Hapishanelere ihtiyacınız yok; hiçbir şeye ihtiyacınız yok! Kendimizi sadece bu gereksiz gerginlikten doğru ilişkiler, aramızdaki ilişkiler yönünde uzaklaştırmak zorundayız.

Oren: Son soru, şiddet bizi gerçekte neye götürmek için büyüyor?

Dr. Laitman: Bizi aramızda kurulacak iyi, güzel bağlara götürüyor; yaşamın iyi olduğunu o zaman gerçekten hissedeceğiz.

Oren: Yani, bugün şiddet patlıyor…

Dr. Laitman: Bize, nereye yatırım yapmamız gerektiğini göstermek için.

Oren: Bu bizim ilişkilerimiz; doğrudur! Bu nedenle, bir kişi kişisel olarak hissettiği gerginliği rahatlatabilmesine rağmen, yeni bir toplum inşa etmeyi daha geniş bir perspektifle ele alırsak bu durum işe stres birikimimizle başlamamızı önleyecektir. Bahsettiğiniz şey bu mudur?

Dr. Laitman: Evet.

Oren: Dr. Laitman çok teşekkür ederiz. Bir dahaki sefere tekrar bir arada olmak üzere teşekkürler; her şeyin en iyisi sizlerin olsun.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,283