e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1213 – Korona Virüs: Endişe ile Ümit Arasında

Yeni Hayat 1213 – Korona Virüs: Endişe ile Ümit Arasında

Oren Levi: Merhaba ve Dr. Michael Laitman ile birlikte Yeni Hayat programında bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman. Herkese merhaba.

Bugün korona krizi nedeniyle iki ayrı stüdyodayız ve buraya Dr. Laitman’a sorulacak önemli sorularla geldim. Umarım cevaplarınız neler olup bittiğine dair bize doğru bakış açısını verebilir. İlk soru çok basit, kendimizi aşina olduğumuz her şeyin birdenbire dağıldığı belirsiz bir durumda buluverdik. Kendimizin, çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin sağlığı için endişe etmenin yanı sıra, geçimimizle ilgili de çok ciddi bir endişe içindeyiz, çünkü hiçbir şey net değil. Hasta olanların sayısı o kadar fazla değil, ama yarın sabah süpermarkette yiyecek almak için paraya sahip olup olmayacağınız veya süpermarkette satın alacak bir şey bulup bulamayacağımızın net olmaması ve tüm bu genel yıkım hissi ve korkusu gerçekten hayatı felç ediyor, baskı yapıyor. Çocuklarım var ve evet, gerçekten baskı altındayız. Bu hayatı nasıl görüyorsun?

Dr. Laitman: Söylediklerinize yüzde yüz katılıyorum -gerçekten öyle ki, maaş alarak yaşamını sürdüren ve bir aileye sahip sıradan bir insanın, beslemesi, bakması gereken çocukları var. Anaokulları, okullar kapanıyor ve belki de kişinin eşi işe gidemiyor ve herhangi bir süpermarkete ya da herhangi başka bir şey satın almak için gidemiyor, kimsenin nasıl biteceğini bilmediği ve her taraftan farklı korkutucu şeylerin göründüğü gerçekten karmaşık bir durum içerisindeyiz. Sıradan bir vatandaşın, bu arada belki bizim de bu konuyu henüz doğal olarak sindirmediğimiz konusunda hemfikirim. Belki de bu konuyu daha iyi veya daha az anlayanlar var, ama daha önceki halimizden çok farklıyız ve tüm hayatımızı değiştirecek bir durumdayız. Bu konuda sana katılıyorum.

Oren Levi: Bu durumu bu ürkütücü duygularla nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

Dr. Laitman: Hepsi varoluş kaygısından, bu kadar basit. Örneğin bir kişi bulunduğu duruma alışkındı, bir işi vardı, belki ayın sonunu getiremiyordu ama kendi yeteneklerinin farkında idi. Belki de zengin değil – fakir, orta sınıftan biriydi. Kendi başına çalışanlardan bahsetmeye gerek bile yok, gerçekten üzerimizde bir baskı var. Birçok mağaza ve işletme çöküşün eşiğinde. Her şey birdenbire oldu. Bunu düşünün, hatta, sıfır noktasını geçmiş, artık eksidesiniz, örneğin birçok şeyi temin ettiğiniz tedarik kaynaklarınız var, onlarla alışveriş ilişkisindesiniz ve aniden her şey çöküyor. Nerede olduğunuzu, işinizi kimin yönettiğini, bütün bu olguların nereye varacağını da bilmiyorsunuz. İşletme sahipleri en kötü durumda olanlardır; sıradan bir kişi ise çeşitli destekleri Sosyal Güvenliğin var olduğu ortamlarda alabilmektedir; farklı devlet daireleri sıradan bir kişiye yaşamını sürdürebilmesi için bir şeyler verebilecek durumdadır. Ama eğer birinin kendi bir işi varsa ve borcu varsa durum farklı olacaktır… O zaman, borçlarından ötürü mahkemeye çıkarılacaklar ve davalar olacak, şu ve bu şekilde olaylar sürüp gidecek; sonu olmayan bir şekilde … Bu iki hafta boyunca, her şey durmuş durumda ve belki bunu düzeltmek birkaç yılı alacak. Sistemin nasıl çalıştığını biliyorsunuz- böyle davalarda avukatlar aracılığıyla yargı erki işliyor. Bundan kurtulamayacağız ve bu nedenle bunun çok özel bir darbe olduğunu anlamalıyız. Bu tabi ki herkesi toprağa gömen bir deprem değil. Buradaki sorun, aramızda önceden çok açık bir biçimde mevcut olan bağın şu anda kopmuş olmasıdır. Belirli düzenlemeler dolayısıyla, çocuklar, aileler, çalışanlar, mal sahipleri ile birbirimize bağlıyız ve şimdi her şey çöküyor. İnsan toplumunu birbirine bağımlı olarak oluşturduğumuz ülkelerimizde, özellikle buna yardımcı turizm gibi alanlarda oteller, tatil köyleri, uçak şirketleri olmadan nasıl bu ilişkiyi sürdürebileceğiz; bu inanılır gibi değil, bu durumda insanlar, ne yapacaklar? Her nasılsa, onlara yiyecek sağlamanın bir yolunu bulacağız, biliyorsunuz ama bunlar sadece temel ihtiyaçları karşılamaya yetecektir, peki ya sonra ne yapacaklar? İnsanlığın bu soruya bir cevabı yok, evet gerçekten bu soruya bir cevabı bulunmamaktadır.

Oren Levi: Peki, bulunduğunuz konumda, tanımladığınız bu yerden, bir kişi olarak, bir ebeveyn olarak nasıl kalp krizi geçirmeyeceğime emin olabilirim?

Dr. Laitman: Size daha fazlasını da söyleyeceğim. Birçok insanın dediğini duyuyorum ve birçok insanla ilgili olduğumu da biliyorsunuz, evde oturmaktan korkuyorlar- karısıyla, çocuklarla, kapı dört duvar arasında, oturmaktan korkuyorlar ve yarın tekrar bir araya gelinince de ne olacağını bilmiyorum. Diyorlar ki: İşe gitmek, bir şeyler yapmak, müşterilerle ilgilenmek, insanları görmek, çalışan herhangi biriyle bir şeyler üzerinde çalışmak istiyoruz. Ayrıca, ailelerini bir süreliğine iş yapmak üzere yalnız bırakan kadınlar, bugün bunu bile yapamazlar, süpermarkete, alışveriş merkezlerine bile gidemez hale gelmiş durumdadır. Eskiden oynamaya giden çocuklar: bugün okulunuz yok, oyun alanlarınız yok; hepimiz, birdenbire hapiste olmaktan daha kötü hissediyoruz. Hükümet her geçen gün bize daha fazla kısıtlama getiriyor. Tam böyle bir zamanda bana “bize neler oluyor” diye soruyorsun. Size sevincimden yerimde duramadığımı söylemek istiyorum; Tanrı, insanların karşısına engelleri çaresiz oldukları ve kendilerini kötü hissettikleri için çıkartmaz. Ama insanlığın artık, herkesin bir birine düşmanlık beslediği, herkesin birbiri ile çatışma halinde olduğu tamamen bozulmuş böyle bir toplumu oluşturduğunun farkına varmalarını gerektiren bu günlere gelebildiğimiz için çok sevinçliyim. Şimdi, yüzlerce hatta binlerce yıl boyunca yapılandırdığımız tamamen menfaatlerimiz üzerine kurulu bu egoist, burjuva toplumunu, bir başka ifade ile değerlendirmek durumundayız. Çocuklarımız da inşa ettiğimiz bu toplumun neresinde yer alıyorlar ve ondan ne kazanımları var; bu korona darbesinden sonra görebildiğim tek şey artık bu durumun çok dikkatli bir öz değerlendirme zamanının geldiğidir.

Oren Levi: Öz değerlendirme ile neyi kastediyorsun?

Dr. Laitman: Ne için yaşıyoruz, hayatın anlamı nedir, amacı nedir, burada yaşadığımız bu yıllarda hayatta kalmanın ne yararı vardır? Yani, yaşamınızın ilk 20 yılı boyunca bir şekilde hayatınızı sürdürürsünüz; askere ve bunun gibi her şeye gittiğinizi varsayalım, bunlar sıradan bir şeylerdir. 50-60 yaşından sonra sona ulaşıyoruz; peki bu sürenin arasında ne var? Sıkı çalışma. Çok çalışıyorum, eşim çok çalışıyor, çocuklarımız var, onları büyütmeliyiz, güçlendirmeliyiz ve onlara yaşamın yolunu göstermeliyiz. Hayatı hep bir arada sürdürdüğümüz hiç göremiyorum. Kendimiz için böyle bir karmaşa oluşturduk ve içine atladık. Sadece kendimizi boğulmaktan korumaya çalışıyoruz.

Oren Levi: Modern kölelikten bahsediyorsunuz: Bir kişi sabahtan akşama kadar çalışıyor, ailesi için zamanı yok, çocuklar için zamanı yok. Bu açıktır, eğer bu yanlışsa o zaman, modern bir insanın, her kim olursa olsun, bir tür köle olduğunu kabul etme konusunda birçok kişinin fikir birliğinde olduğunu söyleyebiliriz; peki sonra ne olacak?

Dr. Laitman: Şimdi hiçbir şey.

Oren Levi: Peki, o zaman neşelenecek şey nedir? Gelecek hafta yiyecek nasıl bulacağımıza ilişkin hiçbir fikrim yok; eski zamanlara, Taş Devrine geri dönmek gibi bir durum; biraz hayvan avlamak zorundayım. Daha önce sorunum, günde 10 saat çalışmak durumunda olduğum için, çocuklarımla birlikte olmak için yeterli zamanım olmamasıydı. Şimdi ise sorun şu ki, bu hiç komik değil- sadece kendinize sorduğunuz, yiyecek almak için paranızın olmamasıdır.

Dr. Laitman: Bu apaçık. Burada iki ana probleminiz var: Ruhunuz için yiyecek ve vücudunuz için yiyecek.

Oren Levi: Ruh için yiyecek ile ne demek istiyorsun?

Dr. Laitman: Ne için yaşıyorum, amaç nedir, anlamı nedir, bu yaşam ne için, doğa bizden ne talep ediyor? Ne için yaşadığımızı bilmediğimiz böyle bir gelişim düzeyine eriştik. Sorguladığımız budur. Bunun yanı sıra, dört duvar arasında çocukları ile birlikte herkesin evde oturduğu, ailemizi, arkadaşlarımızı bile ziyaret edemediğimiz; bir kafeye, tiyatroya gidemediğimiz bu durumda ciddi desteğe, psikolojik yardıma ihtiyacımız var; eğitim sisteminden, sağlık sisteminden yardıma ihtiyacımız var. Çünkü yakında bütün bu yaşanan patlamalarla beraber yaşanacak başka deneyimler de olacak. Nasıl yaşayacağımızı bilmeliyiz: Çocuklar kendi aralarında, çocuklu ebeveynler, ebeveynler kendi aralarında, bu dört duvar arkasında nasıl anlaşacağız? Ayrıca, insan toplumu ile insanlık arasındaki yeni ilişkileri belirlemek gerekecek. Ve sonuçta, korona virüs, durup dururken birdenbire gitmeyecek, önceki tüm altyapıları yok etmesi şartıyla ortadan kalkacaktır.

Oren Levi: Neden, neden geri dönemeyiz? Krizler olduğunu biliyorsunuz, bir dalga var, başlarınızı eğiyorsunuz ve geçtiğinde, anlıyorsunuz; ama siz bildiğimiz hayata geri dönemeyeceğimizi söylüyorsunuz, neden? Kısa, orta ve uzun vade için tahminler yapılıyor. Fakat siz, bir önceki resme geri dönemeyeceğimizi ifade ederek bunun zamanın bir fonksiyonu olmadığını mı söylüyorsunuz?

Dr. Laitman: Öyle olduğunu ümit ediyorum; ama haklı olduğumu söylemek de istemiyorum. Aksine yanılmış olmaktan da mutlu olurum. Bence doğa bize tüm bu doğal afetler aracılığıyla öğretiyor, çünkü bizler doğanın bütünsel sisteminin bir parçasıyız ve doğa cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan insan seviyelerinden, maddenin dört farklı gelişme derecesinden oluşmaktadır; doğa cansız, bitkisel, canlı aşamalarında tek bir beden gibi birbirine bağlı ve birbirine bağımlı, birbirini destekleyici davranır. Oysa konuşan insan seviyesinde, adam, rahatı yerinde olduğu sürece her şeyi yok etmeye hazırdır. Doğanın geri kalan parçalarına entegre olamaz ve bu nedenle korona virüsün bizi hemen kırmaya geldiğini görebiliriz. O, bize, bu şekilde yaşamaya devam edemeyeceğimizi göstermek için geliyor. İnsanlığı tek bir sistemin ayrılmaz parçası olarak kabul edebilmemiz için davranışlarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Hepimiz birbirimize bağımlıyız, burada birbirimizle ilgilenmeliyiz ve eğer gereğini yerine getirmezsek, her şey gerçekten daha da ümitsiz olacak.

Oren Levi: Doğanın aslında bize bir ders vermeye geldiğini söylüyorsunuz. Doğanın insan türleri dışındaki tüm bileşenleri, farklı parçaların birbirini desteklediği büyük bir beden gibi davranırlar. İnsan türleri ise birbirlerini desteklemekten ziyade birbirini yemekle ilgilidir. Ama doğaya baktığımızda ve bütün farklı kısımlarını, cansız, bitkisel ve hayvansal gördüğümüzde, bir bedenin, tamamlanma sürecinin, besin zinciri gibi, yiyen ve ölen unsurlar olduğunu görmekteyiz. O zaman başka biri yiyor vb. Dolayısıyla, genel bir bakış açısından, bunun bütünsel bir sistem olduğunu görebiliyorum, ancak doğada her bir parça benim yaptığım gibi yaşıyor. Herhangi bir hayvan, örneğin, yiyecek arar, ben de öyle. Peki, fark nedir, neden neden?

Dr. Laitman: İnsan bir vahşi yaratıktır, işte biz böyleyiz. Burada vahşi kelimesi, onun egoist olması anlamında kullanılmıştır. Cansız, bitkisel insan dışındaki canlılar egoist değildirler, birbirlerini yerler, çünkü yaşamak için yemek yemeleri, var olmaları gerekir. Ama eğer toklarsa, dururlar ve birbirlerine zarar vermezler. İnsanoğlu ise başkalarına zarar vermekten hoşlanır. Sen benim bir gözüme parmağını sokarsan ben senin iki gözüne sokarım.

Oren Levi: İnsanı ve canavarı ayıran şey bu mu?

Dr. Laitman: Evet, çünkü doğaya, çevreye, herkese zarar vermek istiyorum. İnsan başkalarına zarar vermekten hoşlanır, hoşuna giden şey budur, onu egoist yaratık yapan budur, buna ego denir.

Oren Levi: Yani, başkalarına zarar vermekten zevk alma nedeni, insanı hayvanlardan ayıran şey bu mu? Doğanın tek bir sisteminin bir parçası olmak için şimdi düzeltmemiz gereken sapma bu mu?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Zor bir sorum var, başkalarına zarar vermeyi seven çok sayıda egoist insan tanıyorum, özellikle de en yüksek pozisyonda olan insanlarda görüyorum bunu, açıkçası orada hayatta kalmak için çevrenizdeki herkesi öldürmeniz mi gerekiyor?

Dr. Laitman: Bir saniye, çünkü diğerlerini öldürmek istiyor, bu yüzden bu kadar yüksek bir dereceye ulaşıyor. Bu açık. Araçları ve sebepleri birbirine karıştırmayın.

Oren Levi: Tamam, bunu anladım. Kendi egoizmimizin tadını çıkarmak, başkalarına zarar vermekten zevk almak, şimdi bu iyice anlaşılmıştır. Tamam, ama tanıdığım insanların birçoğu bu şekilde yaşamıyorlar, başkalarına zarar vermekten hoşlanmıyorlar ve tam tersine, özellikle de ülkemizde insanlar ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Araştırırsanız, çeşitli STK’ları, gönüllülüğü, hayır kuruluşlarını ve yardım edenleri göreceksiniz, bu çok gelişmiş bir şeydir. Onlara iyi halk diyelim; onlardan birçok var, onlara, bu darbeyi birçok egoist insanın varlığından dolayı yaşadıklarını ve onlarla ilişkisini nasıl açıklayacaksınız? Söylediklerinin küçük bir parçasını bile hissetmiyorlar ki; peki sonra nasıl olacak?

Dr. Laitman: Bu durumu anlayabilmek için bunu öğrenmemiz gerekiyor. Ama ben size ancak insan doğasını öğrenip inceledikten sonra anlayabileceğiniz bir şeyi şimdiden açıklayacağım; insanın doğası doğuştan itibaren kötülüktür ve istediği tek şey başkalarına zarar vermektir. Bu küçük bir bebekte gözlenebileceği gibi bir yetişkinde de söz konusudur; erkek, kadın fark etmez; bu bizim doğamızdır; bu şekilde doğduk, bu şekilde geliştik ve bu nedenle, bizi düzeltecek ve birbirimize karşı iyi davranışa yönlendirecek bir eğitim sistemine girmediğimiz sürece, bu şekilde yaşamaktan başka seçeneğimiz olmayacaktır. Ancak buna, sıkı bir çalışma, bu sistemi gerçekten kabul ettiğimizi gösteren alıştırmalar, ciddî egzersizlerden geçilerek ulaşılabilecektir.

Oren Levi: Laitman, şimdiye kadar anladığım şey, Korona’nın aşina olduğumuz dünyayı silmek üzere geldiği ve sizin de söylediğiniz gibi, insanların birbirine daha iyi davranacağı, daha iyi bir dünya inşa etmemiz için geri dönüşün olmadığı, başka bir seçeneğin kalmadığı, öyle değil mi?

Dr. Laitman: Korona virüs darbesi başaramazsa, bir sonraki darbe daha da güçlü bir darbe olacaktır. Sonuç olarak buna Tanrı’nın bir eylemi olarak bakmalı, alışkanlıklarımızdan vazgeçip onları değiştirmeli ve egomdan kurtulmak zorunda olmalıyım.

Oren Levi: Dediğiniz gibi insanın doğası, doğuşundan itibaren kötülüktür; oysa kişinin gelişiminin amacı başkalarına karşı faydalı olabilmeyi sağlamak olmalıdır. İnsanın eğilimi en başından itibaren kötülüktür, çünkü doğa insanı böyle yaratmıştır …

Dr. Laitman: Bir kişi kendini başkalarına fayda sağlayacağı bir noktaya gelecek şekilde yetiştirmelidir. Bütünsel doğa insan doğasının tam tersidir, tamamen iyidir ve bu nedenle cansız, bitkisel ve canlı olanları iyi bir şekilde geliştirmiştir. Cansız, bitkisel ve canlılar, doğanın farklı bölümlerini olumsuz kullanmaz, sadece onu beslerler.

Oren Levi: İnsan herkesi kontrol etmek ve yok etmek ister ve bu yüzden o kötülüktür. Tamam, doğa insanı işte böyle yaratmıştır; insan kendi çabası ve başkalarının da yardımıyla kendini geliştirmeli, yükseltmelidir. Yani kendisini ele alarak başkalarına nasıl olumlu davranacağını bilen yeni bir insan yaratmalıdır, değil mi?

Dr. Laitman: Az çok öyle.

Oren Levi: Bizler, insanın doğasının egoist olduğu durum ile kişinin bunu etrafındaki insanların yardımıyla geliştirerek yükseltmesi gereken yer olarak tanımlayabileceğimiz bu iki durak arasında iken birden korona sahneye geliyor. Ve aşina olduğumuz, yüzyıllar boyunca bu yönde oluşturduğumuz dünyamızı yükseltmek, bir bakıma yeni bir dünyanın doğumuna imkân vermek için bize yardımcı oluyor. Bu yeni dünyada, farklı olan şey, içinde iyi şeyler yapmak isteyen insanların var olmasıdır. Büyük değişiklik bu mudur?

Dr. Laitman: Evet, ihtiyacınız olan her şey bu, ama birbirimize davranış şeklimize yön veren bu yaklaşım, bize keşfettiğimiz doğanın tamamen farklı, içsel, bütünsel ve özetle mükemmel olduğunu ve herhangi bir baskı hissetmeden yaşayabileceğimizi gösteriyor. Cennette yaşıyoruz. Artık kısa, sefil bir hayat yaşamadığımız; tam aksine burada, Dünya’daki hayatımızın daha da uzun sürebileceğini hissediyoruz. Çünkü hastalıklarımızın, başımıza gelen kötü ve zarar verici her şeyin bizim kötü doğamızdan kaynaklandığını biliyoruz. Kendimizi nefretten sevgiye dönüştürebilirsek, gerçekten cennette olduğumuzu görebileceğiz.

Oren Levi: Nedir bu cennet?

Dr. Laitman: Cennet peri masallardan gelmektedir. Peri masalları, bilmiyorum ama bu ne okuduğunuza ve neleri gördüğünüze bağlı.

Oren Levi: Öyle ise cennet nedir?

Dr. Laitman: Cennet, insanların ya da devletlerin arasındaki, tarafların birbirlerini sevdikleri bir durumdur. Aynı sizin gibi onlar sevgi ile birbirlerine bağlıdırlar.

Oren Levi: Bunun mümkün olduğuna inanıyor musunuz?

Dr. Laitman: Sadece buna inanmakla kalmayıp, doğanın bizi er ya da geç buna getireceğinden eminim ve bu durumda istemekten başka seçeneğimiz olmayacak; bu tür bir bağ sevgisine ulaşmamız gerekecek.

Oren Levi: Sevgi bir duygu mu?

Dr. Laitman: İnsanın içinde gelişen bir duygu… Bir insanda başkalarına doğru gelişen bir duygu.

Oren Levi: Şu anda deneyimlediğimiz felç duygusu, bu yeni hissin büyümesi için nasıl yer açabilir?

Dr. Laitman: Sevgiye, nefretten geliyoruz. Bildiğimiz gibi bu iki şey birbirine çok yakın. Aramızda nefret varsa, sevgi de olabilir.

Oren Levi: Ve nefreti değil, korkuyu tanımlıyorum, değil mi?

Dr. Laitman: Endişelenme, hissedeceksin. Hissedin, doğa içinizdeki tüm bu zıtlıkları geliştirecek, sevgiyi ve nefreti keşfedeceksiniz. Bu şekilde yükselecek; doğayı anlama merdivenini tırmanacaksınız.

Oren Levi: Şimdi hissettiğim nefret, durumun ta kendisidir. Kimse bunu davet etmedi ve birdenbire, patlama gibi…

Böyle bir darbe üzerimize geliyor ve bu durumdan nefret ediyorum, ortadan kaybolmasını, dağılmasını istiyorum, – birisinin, sabah uyanacağını ve bütün bunların bir rüya olduğunu öğreneceğini söylediğini duyduğum gibi. Bu bir rüya, uyanmak ve her şeyin bir rüya olduğunu görmek.

Dr. Laitman: Hayır, bize bunun bir rüya olmadığını öğretmek için geliyor. Bizi, egoist bir şekilde var olabileceğimize ve birbirimizden nefret edebileceğimize inandırmış hayalperest bir durumdan, aslında bir rüyadan uyandırarak, bulunduğumuz konumdan alarak gerçeğe, bütünleşik doğadaki bir mekanizmada yer alan bir kalpte birleşmiş bir insana götüren çok gerçekçi bir şey. Bunun hakkında biraz daha konuşacağız, ancak bu şöyle olmayacak; yarın sabah uyanmışız, TV şovumuzda Oren ve ben ve hayali bir durum hakkında konuşmuşuz gibi hissedeceğimiz bir şey değil. Hayır, Tanrı korusun. Tanrı korusun, aslında sadece korona virüs yardımı ile başarabileceğimiz gelecek durumları görebiliyorum. İleride olan budur, sadece Kabala biliminin bu konuda söylediklerini biraz dinlememiz gerekiyor: Bu özel bir şey, aşina olduğumuza benzemeyen bir dünya, bu tamamen güzel bir şey.

Oren Levi: Laitman, bir sonraki şovumuza kadar bizi yönlendirin: Baskıyı azaltmak için deneyimlediğimiz bu iç felçle ilgili olarak ne düşünmeliyiz?

Dr. Laitman: Aslında bütünüyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ve bu güzel dünyayı sadece biz insanlar kötü bir biçimde şekillendiriyoruz. Aramızdaki bu kötülüğü körüklemeyi artık bırakalım ve birbirimizle ilişki kurmaya, birbirimize sabırla, iyi ve hoş bir tavırla davranmaya çalışalım. Ve bunun bizim için ne kadar yararlı olacağını göreceğiz. Önümüzde iyi bir yaşam var. Korona’dan sonra, bütün bunlar geçer geçmez bizim için, çocuklarımız için, tüm insanlık için aydınlanmış bir dünya göreceğiz. Öyleyse, mümkün olduğunca çabuk oraya gitmeye çalışalım. Belki de bir sonraki TV programlarımızda bu konu hakkında, oraya nasıl çabucak, iyi ve güzel bir şekilde ulaşabileceğimiz ve bu yeni dünyaya şükranla nasıl girebileceğimiz hakkında konuşuruz.

Oren Levi: Çok teşekkür ederim Dr. Laitman. Bizimle olduğunuz için teşekkürler, sizi tekrar bekliyoruz; bir dahaki sefere kadar, her şey gönlünüzce olsun.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,293