e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Korona Virüsü > Bu Zor Günlerdeyken Nasıl Hissediyorsunuz?

Bu Zor Günlerdeyken Nasıl Hissediyorsunuz?

İnsanlar, sizi bir duygu ve düşünce girdabına çeken, küresel Koronavirüs salgınının bu günlerinde nasıl hissediyorsunuz? Kaleydoskopta olduğu gibi kalp krizinden tamamen kayıtsızlığa kadar, bir durum diğerinin yerini almakta. Korku dalgaları, sanki doğa sizi bir karıştırıcıda çırpıyormuş gibi birbiri ardına yuvarlanmakta. Yetenekli olduğunuz ve bildiğiniz her şey, yaşamınızın onlarca yılında alıştığınız her şey- çocuklar, iş, para kazanmak- her şey siliniyor ve kayboluyor. Size nasıl yardımcı olabiliriz ve bu muazzam acıyı nasıl dindirebiliriz?

İş yerinde rasyonel, zeki, saygın bir kişi olduğunuzu biliyorum. Duyguların üzerinde belirli sayılara ve hesaplamalara sahip olmak istiyorsunuz. Fakat şimdi, doğrudan kalbinize giren duygusal bir şey duymak istiyorsunuz.

Bunu yapmaya çalışacağım; sadece anlayın, Kabala İlmi insan kalbine zihin yoluyla ya da zihne kalp yoluyla hitap eder. Kabala, bu iki zıtlığı, tamamen farklı sistemleri birleştirir.

Tüm hayatımız ilişkiler çemberi üzerine kuruludur: kendimizle ilişkiler, eşlerimizle, çocuklarla ilişkilerimiz, Yaradan’la ilişkiler. Şimdi tüm bu ilişkiler gözden geçiriliyor, en önemlisi de kendimizle olan ilişkilerimiz.

Koronavirüs, hayatımızda öyle radikal bir değişiklik yaptı ki, kişi kendini sürekli stres ve korku içinde bulur, bu da kişinin zihnini köreltir ve kalp krizi gibi kalbine sıkıntı verir ve tuzağa düşürülmüş bir hayvan gibi şaşkınlık içindedir.

Biraz sakinleşmek ve korunmuş hissetmek için ne düşünmelisiniz? Yaşam hakkındaki görüşlerinizde, tam bir devrim yapmaya değer. Aksine, Koronavirüs öncesi sonsuz stres ve karışıklıkta, allak bullak ve dengesiz koşullarda yaşadığımızı düşünüyorum.

Toplumun, patronların, ailenin ve bir başkasının bizi yapmak zorunda bıraktığı şeyleri başarmak için sabahtan akşama ve akşamdan sabaha kadar koştuk. Bankaya borçlandım, işe borçlandım, borçlandım, borçlandım, borçlandım. Hayatım böyleydi.

Ve sonra Koronavirüs adı verilen inanılmaz bir şey ortaya çıkıyor. Ve bu virüs aniden tüm hayatımı sakinleştiriyor. Evde kalıyorum, işe gitmiyorum. Çocuklar bir yerlerde dolaşmıyorlar, kimse nerede olduğumu bilmiyor ve odalarında kalıyorlar, eşim de evde. Birlikte televizyon izliyoruz veya herkes kendi bilgisayarında bir şeyler yapmakla meşgul. Her şey iyi görünüyor. Muhtemelen karışıklık ve korkunun ana nedeni gelir kaybı olasılığıdır. Ondan önce her şey net ve mantıklıydı ve aniden, her şey anlaşılmaz, belirsiz hale geldi ve her gün beklentiler gittikçe daha tehdit edici oldu. Uzak gelecek ve emeklilik zamanı ile ilgili değil de gelecek hafta, gelecek ay yiyecek için para olmayacağı konusunda endişelisiniz.

Şimdiye kadar, bunlar sadece korkuydu, gerçeklik değil. Evde yiyecek var, buzdolabı dolu. Banka hesabında hala biraz para var. Bunlar sadece olayların olası gelişimi hakkında varsayımsal korkulardır. Fakat eğer gün be güne yaşıyorsak, o zaman hayatın daha sakin hale geldiğini söyleyebiliriz.

Eğer buna yardım edemezseniz, geleceğe dair endişelenmenin anlamı nedir? Yarın ne olacağını bilmiyoruz, öyleyse neden bugün heyecan ve korku ile kendinizi çıldırtıyorsunuz?

Tabi ki, aile ve çocuklar için sorumluluklarımız var, ancak endişelerimiz hiçbir şekilde yardımcı olmayacak. Olacağı varsa olur; hepimiz daha yüksek bir gücün elindeyiz ve iyi ya da kötü, tüm çabalarım hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Yaradan’ın planladığı gibi olacak.

Belki böyle bir durumda Yaradan’ın beni nereye çektiğini daha hızlı anlayacağım. Sonuçta, O’ndan başkası yoktur ve O her zaman bizi hedefe doğru ilerletir. Öyleyse, bu hedefi düşünelim ve Yaradan’ın bizden ne istediğini öğrenelim/anlayalım. Durumumuz, doğa programının bir sonucudur ve ondan akıllı olduğumuzu düşünmemeliyiz. Nerede olduğumuzu, hangi evrende, hangi ortamda hangi güçlerin etkisi altında olduğumuzu anlamamız harika olurdu.

Hepsi bize bağlı değildir. Bizler sadece doğada, bir şey anladıklarını sanan yaratılışın küçük parçacıklarıyız. Fakat onun içindeki bir şeyi gerçekten anlasak bile, onu zararımıza kullanırdık. Bu nedenle, kendimiz için belirlediğimiz hedefimize ulaşmadığımız için pişman olmayın çünkü içinde iyi bir şey yoktu.

Salgın patlak vermeden önce dünyanın dört bir yanında insanlık, felaketin eşiğinde, büyük sıkıntılarla karşı karşıyaydı. Herkes zaten açıkça savaştan kaçınmanın imkansızlığı hakkında, ekoloji, insan ilişkileri, endüstri, politika ve finans alanındaki genel küresel kriz hakkında konuşmaktaydı. İnsanın egoist zihnine ve duygularına dayanarak inşa edilen dünya, sadece korkunçtu ve bir krizden diğerine geçmekteydi.

Önceki yaşamınızda iyi olan neydi? Şu an ne için pişmansınız? Tüm bu problemler arasında sadece zavallı maaşınızı almayı ve ailenizi beslemeyi başardınız. Bu sizi mükemmel ve mutlu hissettirdi mi? En azından her şeyi önceden bildiğiniz için pişmanlık duyuyorsunuz: ay sonuna kadar ve değilse ödünç alındığı yerden yeterli para olacaktı. En azından bir kesinlik vardı ve şimdi bilinmeyen hakkında gerginsiniz. Bu içsel karışıklık ve hummalı “Ya öyleyse?” düşünceleriyle ne yapmalıyız?

Bu tür düşünceler şimdi dünya nüfusunun çoğuna işkence ediyor çünkü bu salgın yakında tüm kıtaları kapsayacak. Koronavirüs tüm dünyayı, tüm insanlığı yutuyor. Herkes düşünmeye başlayacak:” Yarın bana ne gelecek? Kime güvenirim? Kaderimi nasıl etkileyebilirim? Bugün, yarın ve yarından sonraki gün kendimi nasıl çok iyi garantiye alabilirim?”

Bu tür soruların insanlarda ve özellikle gençlerde uyanması çok iyidir. Her şey parayla mı ilgilidir? Sadece gelirimizle ilgileniyorsak o zaman, asıl şeyin bugün, yarın ve yarından sonra besleneceğinden emin olan hayvanlar gibi yaşamak istiyoruzdur ve gerisi önemli değildir. Yani “aynı yalaktan bir eşekle yemek” mi istiyorum yoksa hala başka şeyler düşünen bir insan mıyım?

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,287