e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Korona Virüsü > Koronavirüs Kalplerimizi Yumuşatır

Koronavirüs Kalplerimizi Yumuşatır

Bizler Mısır’dan ayrılmak için özel bir hazırlık dönemindeyiz. Bu çok taraflı bir hazırlıktır çünkü başımızı derde sokan ve kaçmamıza izin vermeyen egoizmimizin, Firavun’un yönetimi altında Mısır köleliğinde tutulduğunun farkına varmamız gerekir.

Tüm düşüncelerimize, arzularımıza ve hareketlerimize hükmeden egoizmimizin esaretinde, sanki deli gömleği giymiş gibi, bağlı olduğumuzu hissetmemiz gerekir. Bu yabancı gücü ne kadar çok hissedersek, çıkışa doğru ilerleyebilecek ve egoizmden kaçma arzusunu elde edebileceğiz.

Her geçen gün egoizmin gücünü giderek daha fazla hissedeceğiz. Koronavirüs, fark etmememize rağmen her zaman Firavun’un kölesi olduğumuzu anlamamıza yardımcı olacaktır. Tüm geçmiş yaşamımız Firavun’un yasalarına, davranış kurallarına ve programına göre düzenlendi.

Bütün dünya Mısır’dır, ancak insanlar kötü bir hükümdarın köleleri gibi hissetmezler. Bunun yerine, onları önemseyen iyi bir kral egemenliğinde, hayatlarının normal olduğunu düşünürler. Firavun, yasalarını onurlandırmak ve değerlerine tapmak dışında bizden başka hiçbir şey talep etmemektedir.

Eskiden böyleydi. Aniden, Koronavirüs adı verilen yabancı bir güç ortaya çıktı ve aramızdaki ilişkilerin ne kadar iğrenç olduğunu ve Firavun’un gücünün ne kadar dayanılmaz olduğunu bize gösterdi. Eğer kişi onu terk eder ve ona kaçınılmazlık ve doğa yasası olarak kabul etmek yerine yan taraftan bakarsa bu belirgin hale gelir.

Daha önce inşa ettiğimiz tüm endüstriyel ve aile bağlarının yanı sıra yaşam ve ölüme karşı olan tutumlarımızı da gözden geçirmemiz gerekiyor. Eski yöntemlerimize geri dönmemeliyiz. Bu virüs bize geçmiş durumumuzu çözme fırsatı veriyor. Analiz edelim ve hiçbir şey olmamış gibi hayatlarımıza devam etmek isteyip istemediğimizi anlayalım.

Bu tür bir yaşamı sevdik mi? Reklamların her zaman bizi satın almaya ikna ettiği her şeyi satın alırken, bir yerden bir yere seyahat ederken nasıl bir sevinç yaşadık? Tüm hayatımız medya ve reklamlar tarafından bize dayatılan, nasıl düşünüleceğini, ne satın alınacağını ve nasıl davranılacağını dikte eden kalıba göre inşa edildi.

Tam bir gözden geçirme, ıslahımızda ilk adımdır. Neyin iyi neyin kötü olduğunu değerlendirmeye çalışacağız. Sonra yeni bir koşulu, yeni bir yaşamı ve onu nasıl değiştirebileceğimizi hayal edeceğiz. Sonuçta, salgından önce bile hayatlarımız bulutsuz değildi.

Nasıl yaşayacağımızı seçmedik; egoizmimiz bizim için seçti ve bizi, onun için uygun olan toplum, çevre ve dünyayı inşa etmeye itti. Bizi doğanın düşmanlarına dönüştürdü. Onu yok ettik; bitkileri ve hayvanları yaktık ve öldürdük, böylece yeryüzünde artık normal olarak yaşayabileceğimiz bir yer kalmadı.

Herkesten saklandığımız beton evler inşa ettik ve birbirimizden korkmaya başladık. Çocuklarımız daha da ileri gitti ve bilgisayarların içine saklandılar, böylece elimizde onlar için oluşturduğumuz yapay dünyadan başka hiçbir şey kalmadı.

Bizi bu kadar sertçe sarsan Koronavirüs, bize nerede olduğumuzu, nereye geldiğimizi ve kendimiz için farklı bir yaşam türü inşa edebilecek zihinlerimiz, bilgimiz ve özgürlüğümüzle gurur duyan bizim, kim olduğumuzu görme fırsatı veriyor.

Belki de sadece içimize yerleştirilen, doğanın egoistik programına göre gelişen hayvanlar mıyız? Egoizm bizi savaşa, yıkıma ve küresel krize yol açan ilişkiler kurmaya zorlamaktadır.

Uzun zamandır bir krizin patlak vermesini bekliyorduk. Fakat birdenbire, Koronavirüs onun yerine ortaya çıktı. Bu yeni bir şeydir: finansal kriz ya da savaş değil, ilişkilerimizin krizi. Her şeyden önce, virüs bağlarımızı koparıyor, herkesi kendilerini soyutlamaya ve ortak bir tehditten korkmaya zorluyor. Bugün, bu dünyanın tüm sakinleri ortak bir şeyden korkuyorlar. Birbirimizden değil, ortak bir düşmandan korkmamız daha iyidir.

Belki, Koronavirüs korkusuyla, birbirimizle daha iyi bağ kurabilir, birbirimize yardım edebilir, yakınlaşabilir ve tek bir insanlığa ait olduğumuzu hissedebiliriz. Bu durum bize Koronavirüs’ün dostumuz ve yardımcımız, Yaratan’ın yukarıdan işaretçisi olduğunu mu gösteriyor? Sonuçta, anlaşmazlığımızı çözüp bizi birleştirmeyi başarabildi!

Birbirleriyle sürekli tartışan, kavga eden ve küfreden birçok çocuğunuz olduğunu ve onları nasıl sakinleştireceğinizi bilmediğinizi düşünün. Şimdi aniden, savaşı çözen, çocukları birbirinden uzaklaştıran bir şey ortaya çıktı ve birbirlerine karşı şikayetler yerine, dışarıdan bir şey onlara genel bir alarm veriyor. Ortak bir talihsizlik bizi bir araya getirdi ve bize tek bir şey hakkında düşünmek ve uyum içinde hissetmek için bir sebep verdi.

Bu virüste birbirimize yaklaşmanın bir yolunu görelim; o, kalplerimizi yumuşatmaktadır. Onu yoksunluk ve korkularla ilişkilendirmemize rağmen, aslında öyle değildir, o sevgiden çıkmaktadır. Bize sopa, nefret veya tehditle değil, sevgi ile gelmektedir.

Bizi birbirimizden ayırmak yerine, virüs bize aramızda yeni ilişkiler kurma fırsatı verecektir. Virüs egoizmimizi ifade eder, çünkü virüs egoizmin olduğu yere yerleşir. Böylece bir virüs gibi değil ama egoizm olarak bakmamız gerektiği ortaya çıkıyor ve böylece kötülüğümüzü gittikçe ifşa edecek ve ondan uzaklaşacağız. Ve tutumumuzu iyi bir tavra dönüştürdükten sonra, bu tavırla her şeyi iyileştireceğiz.

Enfeksiyon veya virüs korkusu olmadan birbirimize sarılabileceğiz. Bütün dünya iyi ve dost canlısı bağlarla bağlı olacak. Her insan, öncelikle diğerinin gözünde ne anlama geldiğini düşünecek ve sonra ona göre diğerlerine yaklaşacaktır.

Yani, egoizmimin üzerine çıkarım, diğer insanların görüşüne göre neyin iyi olduğunu bulurum ve onlarla bu temelde bağ kurarım. Bu, manevi çalışmanın sırasına benzer: kendini kısıtlama, perde (kişinin arzularıyla çalışmayı reddetmesi) ve yansıyan ışık (kişinin iyilik algısına göre ihsan etme arzusu).

Her krizin bizim yararımız için verildiği ortaya çıkmaktadır. “Kimse kralın alanında acımasız değildir” diye yazılıdır. Kişinin sadece her gün hızlı bir şekilde ilerlemesi gerekir ve en önemli şey fiziksel eylemler değil, manevi eylemlerdir.

Aksi takdirde, bu virüsün bize sağladığı ıslah fırsatı boşa harcanacaktır. O zaman da doğa bizi daha sert tedbirlerle zorlayacak ve bizler bunu beklememeliyiz. Onun yönünde ilerleyelim ve kendi özgür irademizle yardım edelim.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,271