e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Paraşat Leh Leha

1) Yaratılış 12: 1-2

Şimdi Rab Abram’a, “Ülkenden, akrabandan ve babanın evinden sana göstereceğim toprağa git. Ve seni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacağım ve adını büyük kılacağım, böylece kutsanmış olacaksın.

2) Rabaş, Not 344, İleri Git

Hakikat yolunda yürümek istediğinde, ona “Ülkenden uzaklaş” dendi. Eretz [toprak], Ratzon [arzu] kelimesinden gelir (Midraş Rabbah’ta yazıldığı gibi, “Neden Eretz deniyordu? Çünkü o Ratzta [Yaradan’ın isteğini yapmak istiyordu]). Başka bir deyişle, kişi Lo Lişma denilen, alma arzusunu tatmin etmek için olan önceki isteklerinden, “senin akrabandan ve babanın evinden,” uzaklaşmalıdır. Bu, “alışkanlıkla, gelenekle gitmek” olarak adlandırılan, kişinin önceki yetiştirilmesiyle ilgilidir. Bu, “senin akraban” olarak kabul edilir. “Sana göstereceğim toprak,” ihsan etme arzusudur ancak doğaya aykırı olduğu için kişi bu arzuyu elde edemez. Bu nedenle, “Sana göstereceğim” dedi, Yaradan, bu toprağı, yani ihsan etme arzusunu kişiye gösterir. Kişi, böyle bir arzu ile ödüllendirilmek istediğinde, Yaradan’a sadece ihsan etme arzusunda olduğunu göstererek yardımcı olabilir. Ancak, kişi geleneklerinden, alışkanlıklarından kendisi çıkamaz.

3) Rabaş, Makale 5, Topraklarından Uzağa Git (1985)

Ona “Topraklarından uzaklaş” denir, yani alma arzundan “ve anayurdundan,” yani doğan oğlundan. “Babanın topraklarından,” yani kendini sevme ödülünü doğuran çabadan, babanın evinden uzaklaş. “Sana göstereceğim topraklara.” Toprak, ihsan etme arzusudur. O topraklarda, yani ihsan etme arzusunda kişi Yaradan’ın ifşasıyla ödüllendirilir. “Sana göstereceğim,” yani Yaradan Kendini ona ifşa edecek. Tersine alma arzusunda kısıtlama ve gizlilik vardır ve orada karanlık olur. Dolayısıyla, Yaradan alma-arzusu ile değil, sadece “form eşitliği” denilen ihsanla ifşa olur. Bu sırada kısıtlama ve gizlilik kişiden uzaklaşır

4) Rabaş, Makale 5, Topraklarından Uzağa Git (1985)

Topraklarından çık,” demek, “haz ve mutluluk alma” denilen yaratılanların doğuştan sahip olduğu arzudan, kendini-sevmeden çık demektir. “Anayurdundan çıkmak,” baba ve oğul, sebep ve sonuç demektir. Bu böyledir, çünkü mahsul babadan gelen bir damladır. Bununla anlarız ki, mahsul daha sonra ortaya çıkar. Kişi çalışmaya ödül almak için başlar. Çaba ona ödül getirir. Ödül olmazsa asla çaba sarf etmez. Dolayısıyla kişi ödül denilen oğula sahip olabilmek için Tora ve Mitzvot’u yerine getirir.

5) Rabaş, Makale 5, Topraklarından Uzağa Git (1985)

Yaradan ona “Ve seni büyük bir millet yapacağım,” demişti, yani asıl şey ışıklar değil, eylemdir. Yani, işlerinin özü başkalarına olan sevgidir ve kişi kendini hiç düşünmez. Bu nedenle, Şehina’yı ağırlamak, kesinlikle diğerlerini sevmek için çalışmaktan çok daha fazla bedeni memnun etse de burada, Yaradan ona “Ve ben seni büyük bir millet yapacağım” dedikten sonra, bu büyüklüğe öncelikle eylemlerde sahip olunacağı anlamına gelir. Bu nedenle, burada kendini gösterebileceği bir yeri vardı, yani kazancına bakmak istemediğinden emin olacaktı, bu, tıpkı Şehina’yı karşılamakla ödüllendirilmenin büyük bir kazanç olması gibidir. O, yine de eylemi seçti, yani çalışması için herhangi bir ödül istemiyordu, ama asıl mesele çalışmasıydı. Burada sorgulaması için bir yer buldu – çünkü bu kesinlikle ödülden vazgeçip, çalışmayı ödül olarak almak için harika bir şeydir. Normalde, tam tersidir: ödül almak için bir emek verir. Ama tam tersini yaptı – çalışmayı almak, için ödülü verdi. Bunu, Yaradan’ın kendisine söylediği şeyden öğrendi: “Seni büyük bir millet yapacağım”, söylendiği gibi, büyüklük öncelikle eylemdir.

6) Yaratılış 13: 7-9

Ve Abram’ın sürülerinin çobanları ile Lut’un sürülerinin çobanları arasında çekişme oldu. O günlerde Kenanlılar ve Perizliler o topraklarda ikamet ediyorlardı. Sonra Abram, Lut’a dedi ki, “Seninle benim aramda ve çobanlarınla ​​çobanlarım arasında çekişme olmasın, çünkü biz akrabayız. Bütün topraklar senin önünüzde değil mi? Kendini benden ayır. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim.”

7) Rabaş, Makale 7, Hanuka Mucizesi (1987)

Baal HaSulam, İbrahim’in sürüsünün çobanları ile Lut’un sürüsünün çobanları arasındaki münakaşayı anlattı (Yaratılış 13:7). O dedi ki, “sürü” sahip olunanlar demektir. İbrahim’in sahip olduğu sadece inançtı. Bu, Av-Ram [Abram (Yüce Baba)] kelimesinin anlamıdır yani cennetteki baba yüksekte, mantık ötesindedir. “Çobanlar”, inanca sahip olmakla besleniyor demektir. Şöyle ki, kişi her zaman yaşamını sürdürmeye, inancı sürekli tutabilmeye çalıştı, ki böylece güç ve kudrete sahip olsun ve mantığın içine düşmesin. Lut’un sürüsü ile aynı şey söz konusu değildir. Zohar, Lut sözcüğünün, eltlatia [Aramice] yani “lanet” sözcüğünden geldiğini söyler. Bu demektir ki Lut’un sürüsünün çobanları, bilgi ve almayı sahiplenmeyi sürdürüyorlar. Bundan kutsama gelmez, sadece lanet gelir çünkü bu, kutsama yalnızca kişinin ihsan etmeye bağlandığı yerde iken ihsan etmenin tam tersidir.

8) Rabaş, Makale 35, Kişi, Yaradan Korkusunun Ne Olduğunu Bildiğinde (1985)

‘Ve İbrahim’in sürüsünün çobanı ve Lut’un sürüsünün çobanı arasında anlaşmazlık vardı’. Bu, her birinin kendisinin haklı olduğunu söylediği bir kavgaydı. Lut’un sürüsünün çobanı durumunda olanlar, şöyle diyordu: ‘Temelimizi, ‘mantık içinde’ olarak adlandırılan akıl üzerine inşa edersek, her zaman yükseliş durumunda olacağımız için, çıkış ve inişlerimiz olmayacaktır’. Bu böyledir, çünkü aklın, eylem yapmayı yükümlü kıldığı yerde, onu yarıda kesecek birisi yoktur. Bu nedenle de ancak hiçbir şansımız olmadığı zaman, mantık ötesi gitmeliyiz. Ama mantık içinde gitmeyi seçebildiğimizde, tam tersine şöyle demeliyiz: Yukarısı bundan memnundur, bugünden itibaren çalışmamızda hiç iniş olmayacak. Bu yüzden, bizim yolumuz, kesinlikle daha iyidir. Ama İbrahim’in sürüsünün çobanları, özellikle mantık ötesi temelinde olan insanlardır. Onlar şöyle dediler: ‘Yaradan bizim akıl temelinde çalışmamızı isteseydi, baştan bunu bizden gizlemezdi. Tam tersine bu, en iyi yol olmalı. Bu yüzden, mantık ötesi inançtan kurtulma fırsatlarını aramamıza gerek yok.

9) Rabaş, Makale 4, Kötü Bir Kişiden İyi Bir Şey Duymak Yasak Mıdır (1987)

Şöyle yazılmıştır (Genesis 13:8-9), “Ve Abram, Lot’a dedi ki, ‘lütfen, seninle benim aramda veya benim çobanlarım ile senin çobanların arasında bir çekişme olmasına müsaade etme, çünkü biz kardeşiz. Bütün topraklar senin önüne serilmedi mi? Lütfen benden ayrıl; eğer sen sola doğru yönelirsen, ben sağa giderim; eğer sen sağa doğru yönelirsen, ben sola giderim.’” “Çünkü biz kardeşiz” ifadesini neden kullandığını anlamalıyız, zira onlar kardeş değildi. Zohar (Leh Leha, Madde 86) bunu şu şekilde yorumlar: “’Çünkü biz kardeşiz’ ile kastedilen iyi eğilim ve kötü eğilimin birbirine yakın olmasıdır. Biri kişinin sağında durur, diğeri solunda. Daha doğrusu, kötü eğilim, kişinin solunda durur, iyi eğilim ise sağında.” Buna göre, “çünkü biz kardeşiz” ile kastedilen tek bir vücuttan bahsediyor olduğumuz ve kavganın iyi eğilim ve kötü eğilim arasında olduğudur ki onlara kardeş denir.

10) Yaratılış 15: 7-8

Ve ona dedi ki, “Bu toprakların sahibi yapmak için, seni Kildaniler’in Ur Kenti’nden çıkaran Rab benim.” O dedi ki, ama “Yüce Tanrım, ona sahip olacağımı nasıl bileceğim?”

11) Baal HaSulam, Toprak Mirası

Bu toprakları miras almak büyük bir hazırlık gerektirir, zira Tora ve Mitzvot’un Segula’sı (şifa) tamamen buna bağlıdır. Çünkü bu yolla kişi, Yaradan’ın İsrail’in tüm ruhları için daha onları yaratmadan önce hazırladığı, bereket ve bolluğun tamamı ödüllenir. Bu ayrıca İbrahim’in şaşırması ve bu toprakların kutsallığını alacak bu kadar büyük kapları nereden alacaklarını anlamamasının da nedenidir. Son olarak Yaradan ona, Mısır sürgünündeyken, Tora ve Mitzvot’da çaba göstermenin onlara bu büyük kapları sağlayacağını ve kutsal topraklar için uygun olacaklarını söyledi.

12) Rabaş, Makale 44, Çalışmada, İsrail’in Toprağın Mirası ile Ödüllendirilmesinin Sebebi Nedir? (1991)

Toprağın mirası meselesi, tüm ışıkları yukarıdan alan ve ruhlara bahşeden Malhut’a atıfta bulunur, çünkü Malhut “İsrail’in topluluğu” olarak adlandırılır. İbrahim, “Işık olmadan ışık olmaz Kli ” kuralına göre, ” eksiklik olmadan doldurma olmayacağını “gördü, eğer Yaradan İsrail’e yukarıdan biraz aydınlanma ve uyanış verirse, aza razı olurlar ve daha yüksek derecelere ihtiyaç duymazlar. Sonuç olarak İbrahim, İsrail halkının toprağın mirasını almasının hiçbir yolu olmadığını gördü, çünkü buna ihtiyaçları yoktu. “Nasıl bileceğim?” sorusu buydu. Yaradan’ın ona anlattıklarına inanmadığı için değildi. Aksine, ona ihtiyaç duyduklarını göremediğini söylemesiydi. Bu, ihtiyacı olmayan bir kişiye değerli bir şey vermek gibi olur. Kişi bundan zevk alamaz. Bunun sonucu olarak, toprağın mirası kendilerine verilse bile, ihtiyaç duymadan bundan yararlanamayacaklar. Verenin bakış açısından, her şey yolunda olsa da eğer alttakinin ihtiyacı yoksa, veren ne yapabilir? İbrahim’in sorduğu buydu.

13) Rabaş, Makale 36, Çalışmada, “Asaf’ın ve İsmail’in Çocukları Tora’yı Almak İstemediler,” Ne Demektir?

Manevi bir aydınlanma alır almaz tatmin olacaklar ve Yaradan’a memnuniyetle hizmet edecekler ve daha fazlasına ihtiyaçları olmadığı için, hiçbir şey için endişelenmeyecekler. Böylece yaratılışın amacı olan bu toprağı miras almaya gerek kalmayacak. Bu nedenle, soru şuydu ki, o, herhangi bir ihtiyaçları olacağını görmedi ve ihtiyaç duymadan hiçbir şey verilmez, özellikle de toprağın mirası kadar ciddi bir şey.

14) Rabaş, Makale 14, Pesah, Matza ve Maror Arasındaki Bağlantı (1987)

İbrahim, oğullarına O’nun vaat ettiği mirasın büyüklüğünü gördüğü için İbrahim’in Kli (kap) olmadan ışık yoktur, yani bir eksiklik olmadan dolum yoktur kuralına göre düşündüğünü söyledi. İsrail Çocukları’nın böylesine yüksek derecelere ve üst dünyalardaki edinimlere ihtiyaç duyacağını görmedi. Bu nedenle Yaradan’a: ‘‘Bunu miras alacağımı nereden bileceğim?’’ diye sordu, zira onların Kelim’i (kaplar) ya da oğullarıma vereceğini gösterdiğin büyük bir mirasa ihtiyaçları yoktu. Yaradan buna şöyle cevap verdi: ‘‘Onlara bu ışıklar için bir ihtiyaç vereceğim, tıpkı onlara ışıkları vereceğim gibi…’’ Başka bir deyişle Yaradan onlara hem ışıkları hem de Kelim’i verecektir. Yalnızca bolluk ihsan edeceğimi düşünmeyin. Aksine onlara hem Kli olarak adlandırılan ihtiyacı hem de bolluğu veriyorum. Buna ‘’eksiklik ve dolum’’ denir.

15) Yaratılış 15:13-14

Sonra Rab Avram’a dedi, “Şunu kesinlikle bil ki, soyun kendilerine ait olmayan bir ülkede geçici olarak kalacak, orada hizmetkâr olacak ve dört yüz yıl boyunca acı çekecek. Ama hizmet ettikleri milleti yargılayacağım ve sonra onlara, büyük servetlerle çıkacaklar.

16) Rabaş, Makale 36, Çalışmada, “Asaf’ın ve İsmail’in Çocukları Tora’yı Almak İstemediler,” Ne Demektir

Buna Yaradan cevap verdi, “Senin soyunun, kendilerine ait olmayan topraklarda yabancı olacağını kesin olarak bil.” Eretz [toprak, kara], Ratzon [arzu] anlamına gelir. Yani İsrail halkına değil Mısır’a ait olan alma arzusunun egemenliği altında olacaklar ve buna ” kendilerine ait olmayan topraklar,” denir. Ve dört yüz yıl işkence görecekler. “Dört”, ihsan etme kapları olarak kabul edilen Bina’dan gelen HaVaYaH’ın dört Behinot’unun [izlenimleri / nitelikleri] tam bir derecesidir. Buna göre, “işkence,” Mısırlıların ihsan etme kaplarında çalışmalarına izin vermedikleri anlamına gelir. “Onlar köleleştirilecek ve eziyet edilecek, ne içinde? “dört yüz yıl” içinde, Bina Sefirot’u anlamına gelir. Sefirot kitabından, Malhut’a “birler”, ZA’ya onlar ve Bina’ya “yüzler” dendiği, bilinmektedir. Çalışmalarına izin verilmeyen “dörtyüz”ün anlamı budur. Galip gelip, ihsan etme kapları olan Bina niteliğinde çalıştıklarında Mısırlılarla büyük bir savaş yaşadılar. Mısır, İsrail halkı ihsan etme yolunda çalışınca İsrail’i köleleştirdi ve böylece onlar sürgünde olduklarını hissetti. Ama ihsan etme kapları ile çalışmadığımız zaman Mısırlıların bu işe direndiğini bilmeyiz.

17) Rabaş, Makale 22, Neden Özellikle Pesah Bayramı Gecesi Dört Soru Sorulur (1989)

Yaradan, İbrahim’e; “Miras alman için, sana bu toprakları vereceğim,” dediğinde, İbrahim şunu sordu; “Onu miras alacağımı nerden bileceğim?” Ve Yaradan, İbrahim’e şöyle dedi; “Emin ol ki tohumun, onlara ait olmayan topraklarda yabancı olacak… ve sonrasında büyük kazançlarla ortaya çıkacaklar.” Şöyle sordu; ‘Yaradan’ın, “İbrahim’in ‘Nerden bileceğim…’ sorusuna verdiği cevapta ne görüyoruz, onlara ait olmayan topraklarda, yani sürgünde, İbrahim, o toprakları miras alacağından emin olabilir mi?” Kli (kap) olmadan ışık olmadığı, yani eksiklik olmadan haz olmadığı için, İbrahim, Yaradan’a, onların “İsrail toprakları” denilen, böylesine büyük ışıklara ihtiyaçları olacağını göremediğini söyledi. Yaradan ona, sürgünde olmaları ve Yaradan’ın onları sürgünden çıkarmasını istemeleri suretiyle O, onları nasıl çıkaracağını söyledi. Sadece büyük ışıklarla zira “İçindeki ışık, onu ıslah eder.” Bu nedenle, o zaman, onların büyük ışıklara ihtiyacı olacaktır. Bu sebeple Yaradan, ışıkları almaları için, onların Mısırlılardan Kelim (kap) -yani Mısırlıların acımasızlığını bir kredi gibi almalarını- ödünç almalarını ve sonra kapları onlara geri vermelerini söyledi. Diğer bir deyişle, soruları, cevapları anlamak için aldılar. Yukarıda söylendiği gibi, eğer karanlığın içinden gelmiyorsa ışığı anlamak imkânsızdır.

18) Rabaş, Makale 8, Çalışmada “Pek Çok Gün, İbrahim Yaşlıydı,” Nedir (1991)

İbrahim, Keduşa’daki herhangi bir şeyle ödüllenmek için, kendi gücünün olmadığını gördü, çünkü alma arzusu yöneticidir ve şöyle yazıldığı üzere, “yaşlı ve aptal bir kral” gibi onun yönetiminden çıkmak için ve Yaradan ile Dvekut ile ödüllendirilmek için güçsüzdü. Bu yüzden genel olarak şöyle yazılmıştır: “Ve Rabbe inandı ve O, onu erdemli olarak kabul etti.” Başka bir deyişle, gerçek şudur ki, İbrahim’in inançla ödüllenebilmesi ancak Yaradan’ın bağışıyla olur; Yaradan ona bağışta bulundu ve onu mantık ötesinde inanca itiraz eden yaşlı ve aptal kralın yönetiminden kurtardı. Av-Ram [yüksek baba], “İbrahim’in sığırlarının çobanları” olarak kabul edilen aklın özellikle üzerine çıkmak istediği anlamına gelir.

Ancak tüm beden buna direnir. Bu nedenle, Yaradan ona aklın üzerinde inanç gücü verdiğinde, İbrahim bunu inançla ödüllendirilmek olarak kabul etti, şöyle yazıldığı gibi, “Ve Rabbe inandı”, bu Rabbe, O’na. Yaradan’a, inanabildiği anlamına gelir. Yaradan İbrahim’e inanç gücünü ona bir “bağış olarak” verdi.

19) Rabaş, Makale 3, İnsan, Tora Sayesinde Erdemlilik ve Barış ile Ödüllendirilir (1986)

Tzedaka’ya, ‘inanç’ dendiğini görürüz, İbrahim hakkında yazıldığı gibi, ‘Efendiye inandı ve Yaradan, onu erdemli olarak kabul etti.’ Böylece, inanç, Tzedaka olarak kabul edildiği için, Tzedaka’nın önemini şimdi anlayabiliriz. Bu, kelime anlamındaki gibi değildir. Daha doğrusu, Tzedaka, inanç anlamındadır.

İnanç nedir? Tzedaka olarak mı kabul edilir? Görüyoruz ki, Tzedaka’yı (sadaka verme) yoksula veren kişi, yoksulun, verilen sadaka için bir şekilde ona geri ödeme yapmasını beklemez. Bu, gizli sadaka ile özellikle böyledir; kişi, karşılığında bir şeyler almayı kesinlikle planlamaz. Bu nedenle, Tzedaka’nın anlamı, kişi, hiçbir ödül olmaksızın bir şeyler yapıyor demektir.

Ancak inanç karşılığında hiçbir şey almadan üstlenmemiz gerekir, bunun anlamı şudur, Yaradan’ın yüceliğine inanmak zorundayız, kutsal Zohar’da yazıldığı gibi, ‘O, yücedir ve hükmedendir.’ Kişinin, cennet krallığının yükünü üstlenmekle Yaradan’ın onu ödüllendireceğine dair bir düşüncesi yoktur. Tam tersine, tamamen ihsan etmek için çalışır. Üzerimize almamız gereken inancın formunu bize yorumlamak amacıyla inanca, Tzedakah denir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,648