e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Paraşat VaYera

1) Yaratılış 18:1-2

Ve günün sıcağında çadırının kapısında otururken, Rab ona Mamre meşe ağaçlarının yanında göründü. Gözlerini kaldırdı ve baktı ve önünde üç adam duruyordu. Onları görünce onlarla karşılaşmak için çadır kapısından koştu ve yere eğildi.

2) Rabaş, Makale 6, Ve Tanrı Ona Mamre’nin Ağacı Altında Göründü (1985)

Nasıl olur da Yaradan ona kendini sünnet et dediğinde, kişi gidip Yaradan’ın arzusunu yerine getireyim mi, getirmeyeyim mi diye dostlarına sorar? Böyle bir şey olabilir mi?”

Bunu çalışma açısından yorumlamalıyız. Yaradan ona kendini sünnet et dediğinde, o bunu dostlarıyla, yani bedeniyle konuştu, çünkü eylemi yerine getirecek olan odur. Dolayısıyla, bedenle hemfikir olup olmadığını sorar. Bu böyledir, çünkü dost bedenin içindedir, yani onlar bedene bağlanmış arzulardır, Yaradan’dan aldığı emirleri onlar yerine getireceğinden, onlara sorması gerekir. Böylece onların fikirlerini öğrendiğinde ne yapacağını bilebilir.

3) Rabaş, Not 350, “Ve Rab, Mamre’nin Meşeleri yanında Göründü”

Sormak için gittiği üç arkadaş kendi bedeninden bahsediyor ve kendileri de aynı fikirde olmalılar. Kabul etmezlerse, zorla gitmeliyiz. Önce barış içinde denemeliyiz ama barış içinde yürümezse bedene karşı savaşmalıyız.

4) Rabaş, Makale 6, Ve Tanrı Ona Mamre’nin Ağacı Altında Göründü (1985)

Mamre şu sözlerden gelir: “Çünkü Himrah [itaatsizlik etti] Aner.” Mamre, ona mantık ötesi gitmesini söyler. Bu “Ve Yaradan ona Mamre’nin ağacı altında göründü,” sözünün anlamıdır. Çünkü kişinin mantık ötesi gittiği yerde özellikle Yaradan belirir ve kişi kutsallığın Daat’ıyla(bilgi) ile ödüllendirilir. Bu sebeple ona “aklın ve hikmetin ruhu” olarak adlandırılan mantık ötesi Mamre denir, çünkü kişinin mantık ötesi gittiği yerde akıl ve hikmet ortaya çıkar.

5) Rabaş, Makale 6, Ve Tanrı Ona Mamre’nin Ağacı Altında Göründü (1985)

Mamre der ki, “Kaldelilerin seni ateşe attığı günü hatırla.” Diğer bir deyişle “Yaradan’ın sana mantık ötesi davrandığını görüyorsun, çünkü ateşe atılan birinin yanması mantıklıyken, senin yukarıdan kurtuluşun mantık ötesi. Dolayısıyla sen de O’nun niteliklerine tutundun ve mantık ötesi ilerledin. Bu demektir ki Aner’in haklı olması mantıklı olsa da sen mantık ötesi gitmelisin.”

6) Rabaş, Not 622, Üstesinden Gelme

İbrahim’in sünnetle ilgili tavsiye istemesiyle ilgili olarak, Siftey Hachamim’de, bunun, Mitzva için daha büyük bir ödül almak olduğu açıklanmıştır ve o belki de ona itiraz edeceklerini düşündü.

Bunu şöyle yorumlamalıyız, İbrahim’in, hayatında yalnızca bir kez yapabileceği bir Mitzva’ya sahip olduğu için, bu Mitzva için yalnızca bir kez çaba sarf edebileceği anlamına geldiğinden, arkadaşlarına sormayı düşündü. Direnirlerse, onları yenmek için büyük bir çabası olacaktır ve “ödül de çabaya göredir.” Bu nedenle ödül alabilmek için kendini test etti

Bundan, Yaradan’ın iradesini yerine getirmeyi o kadar çok istediğini görüyoruz, yalnızca Yaradan’ın iradesini yapmanın üstesinden gelme gücüyle olması gerektiğini anladığı için kendini teste sokmaya değerdi.

7) Rabaş, Not 622, Üstesinden Gelme

Kendimizi testlere tabi tutmamıza gerek yok, daha ziyade dünyanın ve çevrenin Yaradan’ın çalışmasına itiraz etmesi ve onların üstesinden gelmemiz ve söylediklerini düşünmememiz ve bunun, ödül almamız için bizim yararımıza olduğunu anlamamız gündelik bir şeydir.

Çalışmaya karşı bir miktar direnç ortaya çıktığında, mutlu olmalıyız, çünkü ancak şimdi büyük bir ödül kazanmak mümkün olacaktır, tıpkı kişi mutlu olduğunda büyük bir kâr elde edeceğini gördüğünde olduğu gibi. Çabaya değil, sadece ödüle bakar.

8) Rabaş, Not 581, Karar Veren Eylemdir

Yaradan’ın kendisine kendini sünnet etmesini söylemesi bedeni ile ilgilidir, bu yüzden Yaradan’ın emrine uyacaktır. İnsanın iyi eğilimi ve kötü eğilimi olduğu için, bedenin Mitzva’yı [emri] yerine getirmeyi kabul ettiğini görmelidir.

Bu, arkadaşlarına, yani iyi eğilime ve kötü eğilime, sormaya gidiyor diye düşünül. Böylece birisi “Hepsi benim” derken diğeri “Hepsi benim” dediğinde nasıl karar verilir, yani her biri ona kendisinin, haklı olduğunu düşündürür. Bu nedenle, kötü eğilimi nasıl yeneceğine dair bir tavsiyeye ihtiyacı vardı, çünkü bu her ikisinin de kendi bakış açılarından konuya değindiklerini, anlamasını sağladı.

Bunu şu açıklanan göre anlayabiliriz: “Kişi kendini daima yarı suçlu yarı masum olarak görmeli; bir Mitzva, vb. gerçekleştirirse de, tek bir günah gerçekleştirirse de ”vb. (Kidushin 40). Öyleyse, yarı yarıya ise kim karar verebilir?

Cevap “Yap!” Yani, bu aklıyla değildir, eğer hareket etmezse karar veremez. Diğer bir deyişle, ne yaparsa yapsın, akılda, bunun iyi bir eylem olup olmadığı sonradan açığa çıkar. Mamre’nin ona sünnet hakkında öğüt vermesinin anlamı budur, “Kalk, Efendinin emrettiği gibi yap” dediği zaman harekete geç ve sonra kötü eğilimin değil iyi eğilimin doğru olduğunu anlayacaksın. Bundan, öğüdün yapmakla ilgili olduğu sonucu çıkar.

9) Rabaş, Makale 5, Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir (1987)

İbrahim hakkında dedik ki, Şehina’yı karşılama ile ödüllendirildikten sonra dahi, hala misafirlerin özlemini duydu, çünkü niyetinin ödül almak değil, ama ödül almaksızın Rav’a hizmet etmek olduğundan emin olmak istiyordu. Şimdi, halkın hakkında soru sorduğu, şu ayete ilişkin Baal HaSulam’ın yaptığı açıklamayı anlayabiliriz: “Ve İsrail korktu,” ve sonra “ve onlar inandı,” bu, onlar görmeden inanmayacaklar demek olur. Şöyle bir açıklama yaptı: görme ile ödüllendirildikten sonra dahi, onlar inancın özlemini duydular. Yukarıda anlatıldığı üzere, çalışanın, ödüllendirilme beklentisine olan üstünlüğü aşikârdır.

10) Rabaş, Makale 5, Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir (1987)

Yaradan, İbrahim’e gelip aralarında anlaşma yaparak ona sevgisini gösterdi, yazıldığı üzere, “Ve onunla anlaşma yaptı.” Aynı şekilde, Yaradan’a şikâyet ederek, İbrahim de O’na sevgisini gösterdi, O’na ödül almaksızın hizmet etmek istedi ve bu yüzden, misafirleri karşılama hususunda açıkladığımız üzere, İbrahim “misafirperverlik” olarak bilinen çalışmanın özlemini duydu.

11) Rabaş, Makale 5, Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir (1987)

Esas hazırlık, buna “çalışma” denir, kişinin kendi hükmünü iptal etmeye kendini hazırlamasıdır. Buna misafirperverlik [misafirleri karşılama] diyebiliriz, yani ev sahiplerinin görüşünü iptal eder ve Tora’nın görüşüne özlem duyar ki buna “hükmün iptal edilmesi” denir. Doğal olarak, Yaradan’ın misafiri olur, O, tüm dünyanın ev sahibidir.

Ve buna ilişkin inişler ve çıkışlar olduğundan, başka bir deyişle, çoğu zaman beden ona, onun da ev sahibi olduğunu gösterir, yani istediğini yapabilir ve ev sahibine, Yaradan’a boyun eğmeyebilir. Doğal olarak, kişi istediği her neyse onu yapmak ister. Ama daha sonra, kişi bedenin düşüncelerinin ve isteklerinin üstesinden gelir ve kendisinin misafir olduğunu ve Yaradan’ın ev sahibi olduğunu ve kişinin hükmünün olmadığını kabul eder, kişi bu dünyada yoldan geçen bir misafirdir.

Bu hususta, başka bir deyişle, yükselişler ve düşüşler, kendilerini tekrar ederler.

12) Rabaş, Makale 5, Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir (1987)

Zaman zaman kişi hep misafirleri bedenine kabul eder. Şöyle ki, kişi hep misafir olduğu düşüncesi ile ortalıkta dolaşır. Buna “misafirleri karşılama” diyebiliriz, ki her seferinde bedenine misafirlerin düşüncelerini kabul eder. Ancak bu çok büyük bir çabadır, çünkü bedenin doğasına terstir.

Bundan sonra, “Şehina’yı karşılamak” ile ödüllendirilir. Şu nedenle, kişinin ödülle ilgilenmediğine ilişkin olarak, kendini kandırmaması için, buna “ödül almak için” denir. Ancak ödül almaksızın çalışmak istediği için, işte bu nedenle eğer kişi “misafirleri karşılamak Şehina’yı karşılamaktan daha yücedir,” diyebilirse, kişinin yüce olduğu görülür. O zaman, kişinin içine açık bir farkındalık nakşedilir ve onun, ödül almaya değil, çalışmaya baktığı bir aşığı olur, onun Yaradan’a hizmet edecek bir şeyi vardır ve tek istediği şey de budur.

13) Yaratılış 21:12

Ama Tanrı İbrahim’e şöyle dedi: “Bu oğlan yüzünden ve köle kadının yüzünden rahatsız olma. Sarah size ne söylerse, söylediği gibi yapın, çünkü soyunuza İshak aracılığıyla isim verilecektir.

14) Zohar, VaYera, 345

İbrahim hiçbir zaman kendine güvenmedi, çünkü her zaman Kutsallığın Sara’da oturduğunu ve oradan ayrılmadığını gördü. Ve Kutsallık orada olduğu için İbrahim ona güvendi. ve dedi ki, “o benim kız kardeşimdir.” Yazıldığı üzere, “Hohma [bilgelik] denen Kutsallığa atıfta bulunarak, “Bilgeliğe,” Sen benim kız kardeşimsin “deyin. Bu yüzden “O benim kız kardeşim” dedi.

15) Rabaş, Not 820, “Her Şeyin İçinde,” Anlayışı

Ayette, “Adamın yalnız kalması iyi değildir; Ona karşı bir yardım yapacağım. ” Başka bir deyişle, karısı, kötü eğilim olan muhalefete karşı mücadelede yardımcı olacaktır.

İbrahim, yardımcısı olarak Sarah’ya sahipti.

16) Rabaş, Not 136, İshak’ın Bağlanması

İshak’ın bağlanması, mantık ötesi sağ çizgi olan İbrahim; her şeyi eleştiren akıl olan, sol çizgiyi bağladığındadır, bu ona içinde bulunduğu durumun genel bir resmini verdi. O, tüm “sol” u bıraktı ve mantık üstü olan “sağ” ın niteliğini üzerine aldı. Bununla, daha sonra orta çizgi ile ödüllendirildi.

Yani sol çizgiyi görmeden önce sağ çizgiyi almak ile solun durumunu gördükten sonra sağ çizgiyi yenilediği bir durum arasında bir fark vardır. Mantık üstü olan “sağ”, “bağlılık” olarak adlandırılır çünkü sol çizgiden aldığı tüm mantığı iptal eder ve mantık üstü gider ve sonra orta çizgi ile ödüllendirilir.

17) Baal HaSulam, 51. Mektup

O’na tapınmadaki tüm zorluk, ibadet edendedir, aynı konuda daima zıtlık olduğundan, O’nun yalın eşsizliği, iki zıtlığı beden ve ruhu barındıran insan bedeninde kılıflanmak zorundadır.

Dolayısıyla, kişinin edindiği herhangi bir manevi anlayışın içinde, derhal iki zıtlık yaratılır—beden açısından bir form ve ruh açısından bir form. Doğa gereği insan bedeni ve ruhu iki özne olarak çalışamaz. Daha ziyade o Yaradan tarafından bir olarak yani bir özne olarak yaratılmıştır.

Bu, Yaradan İbrahim’e şunu söylediğinde İshak’ın bağlanmasına benzer, “İshak’ın içindeki tohum senin olduğu için” ve “Ona orada adaklar sun.” Yaradan’ın perspektifinden şöyle yazıldığı gibidir, “Ben Yaradan değişmem.” Fakat alıcının perspektifinde onlar zıttır.

18) Rabaş, Makale 30, Çalışmada, Uzak Bir Yolda Olanın, İkinci Pesah Bayramı İçin Gecikmesi Ne Anlama Gelir? “

Bunu İbrahim’in denenmesi yoluyla yorumlayabiliriz. Bir yandan, Yaradan ona, “torunlarına İshak aracılığıyla isim verilecek” dedi, ama sonra şöyle yazılmıştır, “Şimdi oğlunu, tek oğlunu al ve onu orada yakılmış bir adak olarak sun.” Çalışmada bunu yorumlamalıyız. “Senin Ben [oğlun]”, Havanah [anlayış] anlamına gelen Bina kelimesinden gelir. İnsanın kendisine zarar gelmemesi için kalbi ve ruhu ile koruduğu insanda olduğu tek anlayış, yani kendi iyiliği için alma arzusu anlamına gelen “senin tekin”. “Ve onu yakılmış bir sunu olarak sunun”, yani kişinin kendi iyiliği için alma arzusunu katletmek, iptal etmek ve alma arzusuyla değil, sadece ihsan etme arzusuyla çalışmak anlamına gelir.

Daha sonra, “Çocuğa elinizi uzatmayın” dedi. Bunu, alma arzusunu iptal etmesi gerektiğini söylemememiz gerektiği şeklinde yorumlamalıyız. Aksine, kişi, ihsan etmek için alma arzusunu kullanabilmesi için çalışmalıdır.

19) Rabaş, Makale 3, Gerçeğin ve İnancın Anlamı (1985)

Bize mantık ötesi inanç yolu verilmiştir, yani hislerimizi ve aklımızı dikkate almayıp, şunu söylemeliyiz, “Onların gören gözleri yok. Onların duyan kulakları yok.” Daha ziyade inanmalıyız ki, Yaradan bizim için iyi olanı bilir. O, olduğum aşamamı hissetmemi ister ve ben kendimi nasıl hissettiğimle ilgilenmem, çünkü ihsan etmek için çalışmak isterim.

Dolayısıyla temel şey şudur ki, Yaradan için çalışmam gerek. Çalışmamda bütünlük olmadığını hissetmeme rağmen, yine de üst olanın Kabında, yani üst olanın perspektifinden ben kesinlikle bütünüm. Bu nedenle çalışmamdan—Kral’a en düşük seviyede hizmet etme ayrıcalığından—hoşnudum. En azından Yaradan’ın O’na birkaç derece yakınlaşmama izin vermesi benim için büyük bir ayrıcalık.

20) Rabaş, Makale 5, Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir (1987)

Şu ayet hakkında Baal HaSulam insanların sorusunu cevaplamıştır, “Ve O şöyle dedi, ‘Elini genç olana uzatma ve onun için hiçbir şey yapma, işte şimdi sende Tanrı korkusu olduğunu biliyorum.’” Burada soru şudur, “Yaradan bu sınamadan önce bilmiyor muydu ki?”

O dedi ki, “işte şimdi biliyorum” ile kastedilen senin Tanrı’dan korktuğundur. Şöyle ki, İbrahim sadece Yaradan adına olan, kendi adına olmayan yolda olup olmadığını bilmek istiyordu. Bu nedenle, Yaradan ona bir sınama gönderdi, böylece İbrahim sınavın üstesinden gelebileceğini bilecekti, ondan sonra yukarı bolluğun aşağıya doğru uzanmasından korkmayacaktı, çünkü tek isteğinin ihsan etmek olduğunu ve kendi için hiçbir isteği olmadığını görecekti, buna “ihsan etmek için almak” denir.

21) Rabaş, Makale 9, Kişi Her Zaman Evinin Kirişlerini Satmalıdır (1984)

İki dostun yaptığı anlaşmayla ilgili Baal HaSulam’a şu sorulduğunda, “Ve İbrahim koyunları ve öküzleri aldı ve onları Abimeleh’e verdi ve ikisi bir anlaşma yaptı.” Şöyle sordu, “Eğer ikisi de birbirini seviyorsa, tabii ki birbirlerine iyilik yaparlar. Ve doğal olarak, bir sebeple, aralarındaki sevgi azaldığı zaman, birbirlerine iyilik yapmazlar. Öyleyse aralarında anlaşma yapmaları onlara nasıl yardım eder?”

Şöyle cevapladı, yaptıkları anlaşma, şu an için değildir; şimdi aralarındaki sevgi hissedildiği için, anlaşma yapmalarına gerek yoktur. Tersine, anlaşma, kasıtlı olarak gelecek için yapılmıştır. Diğer bir deyişle, bir süre sonra, muhtemelen şu an hissettikleri gibi bir sevgi hissetmeyecekler, ama yine de ilişkilerini daha önceki gibi devam ettireceklerdir. Anlaşma bu yüzden yapılır.

Ayrıca, toplum kurulduğu zamanki sevgiyi hissetmeseler de yine de herkes, kendi bakış açısının üstesinden gelmeli ve mantık ötesi gitmelidir. Bu sayede, her şey ıslah olur ve her biri dostunu uygun bir şekilde yargılar.

22) Rabaş, Makale 3, Tüm İsrail’in Bir Sonraki Dünyada Payı Vardır (1987)

İbrahim ve Avimelek hakkında şu yazılmıştır: “Ve ikisi bir anlaşma yaptılar.” Baal HaSulam sordu: “Eğer iki kişi, birbirlerini sevmenin zahmete değer olduğunu anlıyorlarsa, neden bir anlaşma yapsınlar ki? Görünürde bir sözleşme imzalamanın ne gibi bir yardımı olabilir ki? Bize ne katar?” Daha sonra dedi ki: “Bir anlaşma yaptığımızda kastettiğimiz, onları bir şeyin ayırması mümkün olduğundan, şimdi bir anlaşma yapıyorlar, böylece şimdiki gibi aralarında sevgi ve eşitliğin olduğunu anlıyorlar, daha sonra onları ayıran bir şeyler olduğunda bile bu anlaşma geçerliliğini korur. Yine de, şu anda kurdukları bağ kalıcı olur. Buna göre, diyebiliriz ki, daha sonra onları ayıran bir şeyler olduğunda, her birinin mantık ötesi gitmesi gerektiğini ve mantık dâhilinde gördüklerini dikkate almayıp mantık ötesine gideceklerini söyleyebiliriz. Ancak bu şekilde anlaşma geçerliliğini korur ve aralarında bir ayrılık olmaz.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,310