e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Paraşat Tora > Paraşat Bereşit (Yaratılış)

Paraşat Bereşit (Yaratılış)

1) Yaratılış 1:1-2

Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı. Yeryüzü şekilsiz ve boşluksuzdu ve karanlık, derinlerin yüzünün üzerindeydi. Ve Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde dolaşıyordu.

2) Rabaş, Makale 33, Çalışmada, “Yer Korktu ve Hareketsiz Kaldı,” Nedir?

Yaratma işi” başlangıçtaki düşünce ile ilgilidir. Bunun anlamı şudur, dünyanın yaratılış işinin başlangıç düşüncesi, yazıldığı gibi, “Yaratılışın amacı, yarattıklarına iyilik yapma arzusuydu. Bu, ‘yaratma işinin’ anlamıdır.” Başka bir deyişle, bu eylemin amacı yaratılan varlıkların haz ve keyif almasıdır

Bununla birlikte, aldıkları zevkin tam olması için, yani zevklerin alınmasından utanmamaları için, Tzimtzum [kısıtlama] adı verilen bir düzeltme vardı, ışık, kişinin kendi menfaati için alma arzunun olduğu yerde parlamaz, yani hazzın ışığı oraya ulaşmaz, ama ancak bu, yaratılan varlıklar ihsan etme niyetine sahip olmak için kendilerini düzelttikten sonra ulaşır.

Dolayısıyla, ihsan etme niyeti yoksa, bolluk olmayacaktır. Doğal olarak, yaratma işinin tamamı için, yani yaradılışın amacının iyiliği yapmak için onu alacak kimse olmayacak ve doğal olarak yaratma çalışmasının tüm amacı iptal edilecektir. Bu nedenle, ihsan etme amacı olan kimse yoksa buna “yaratma çalışmasının Tohu ve Bohu’ya geri dönüşü” denildiğini anlarız.

3) Rabaş, Makale 33, Çalışmada, “Yer Korktu ve Hareketsiz Kaldı,” Nedir?

Yaratılış işine neden özellikle “yer” deniyor? Sonuçta şöyle yazılmıştır: “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.” Cevap, “yere” Malhut denir ve bilgelerimiz şöyle demiştir, “Onun adı neden ‘yer’ idi? Çünkü Yaradan’ın arzusunu yerine getirmek istedi.”

Genel olarak, sadece iki izlenimden bahsediyoruz: Işık ve Kli. Bolluğa ve tüm ışıklara “cennet” ve onları alan her şeye “yer” denir.

4) Rabaş, Makale 45, Bir Yargıcın Çalışmada Kesinlikle Doğru Yargılaması Ne Anlama Gelir?

Dünyanın ve içindekilerin yaratılışı olan yaratılış işinin, O’nun yarattıklarına iyilik etmek amacıyla olduğu bilinmektedir. Bu anlamda dünya hem eksiklik hem de eksikliğin doyumu ile ortaya çıktı. Buna “Ein Sof [sonsuzluk]” dünyası denir. O zaman, üst ışık tüm yaratılış gerçekliğini doldurdu.

Bununla birlikte, utanç meselesini önlemek için, Tzimtzum [kısıtlama] adı verilen bir düzeltme vardı, bu bir gizleme ve saklamadır, böylece onlar Yaradan’a memnuniyet vermeyi hedeflemeden önce, Yaradan’ın yaratıklara vermek istediği haz ve keyif bu dünyada görünmeyecektir.

Bu nedenle, utanç meselesini düzeltmek, yani ihsan etmek için amaçlamak zorunda olmaları, yaratılışın üzerine düşer.

5) Rabaş, Makale 5, “Dünyanın Yaratılışı Cömertlikleydi” Ne Anlama Gelir (1989)

İlk olanlar, dünyanın yaratılmasının eksiklikten kaynaklanmadığını açıkladılar, çünkü Yaradan hakkında eksik olduğu söylenemez. Aksine, dünyanın yaratılışı cömertliktendir. Şöyle söylendiği gibi (Midraş Rabbah, Bereşit), “Yaradan, Adam HaRişon’u yaratmak istediğinde meleklere bunu söyledi ve onlar, ‘Hatırlaman gereken bu adam nedir,’ dediler.

Yaradan onlara cevap verdi, “Bu nasıl bir şey ki? Bollukla dolu kulesi olan, ama hiç misafiri olmayan bir kral gibi.” Bu bir eksiklik değildir; O sadece cömertlikle vermek istiyor, ki böylece yaratılan varlıklar keyif alsınlar. Eksiklik, kişinin alması gereken bir şeydir, ama onu alamamasıdır. Bu bir eksiklik olarak kabul edilir. Ancak ihsan etmek eksiklik sayılmaz. Bu nedenle, yarattıklarına iyilik yapma arzusu nedeniyle dünyanın yaratılışının cömertlikten olduğunu ve eksiklikten olmadığını öğreniyoruz.

6) Rabaş, Makale 5, “Çalışmada İnsan Yaratılmadan Önce Bu Topraklar Meyve Vermedi, Ne Demektir” 1990

Bilgelerimiz, “Başlangıçta Tanrı yarattı” ayetiyle ilgili olarak, bunun, Reşit (başlangıçta) olarak adlandırılan İsrail için olduğunu söylemişlerdir, yazıldığı üzere, “İsrail’in kutsallığı, hasadın Reşit’idir [başlangıcı].” Bu, yazıldığı gibi, dünyanın yaratılış amacının O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olduğu anlamına gelir. Yani, O, yaratıklarda haz ve keyif alma arzusu yaratmıştır ve bu arzu onun haz ve keyif almaya özlem duymasına neden olur. Bununla kişinin oradan alabileceği haz ve keyif ölçülür.

Buna “Yaradan’ın çalışması,” denir, yani O, onlara vermek istediği zevk için zevk alma arzusu yarattı. Görünüşe göre dünyada hiçbir şey eksik değildir ve alma arzusuna ait olan bolluk vardır. Yani O, vermek istediği haz ve keyif ölçüsünde, bunun için bir Kli [kap] yarattı. Bu, alma arzusunun Yaradan’ın yarattığından daha büyük olmadığı anlamına gelir, böylece Yaradan’ın vermek istediğini alabilir. Bundan, haz ve zevkin mevcut olduğu, alınacak Kli’nin mevcut olduğu anlaşılıyor, o halde eksik olan başka ne var?

7) Rabaş, Makale 33, Çalışmada, “Yer Korktu ve Hareketsiz Kaldı,” Nedir?

İsrail Tora’yı alırsa, yaratma işi devam edecek, yoksa da iptal edilecektir. Yukarıda söylenenlere göre, Yaradan onlara haz ve zevk vermek istiyor ve aynı zamanda onların alma arzularını, ihsan etmek için çalışmak üzere düzeltmeleri gerektiğine göre, ıslahın ihsan etmek için çalışmakla bağlantısı nedir ve bu yüzden mi Tora’yı almaları gerekiyor?

Cevap, bilgelerimizin dediği gibi, “Yaradan şöyle dedi, ‘Ben kötü eğilimi yarattım; Tora’yı şifa olarak yarattım. “Tora yoluyla, onun ışığı ile ıslah olur,” ve ihsan etme niyetine erişir. Bundan şu sonuç çıkar, Tzimtzum ve yaratılışta “yokluktan varoluş” olarak adlandırılan, yani alma kapları olan Tsimtsum ve gizlenme vardır ve Yaradan’ın ışığı, Tora olmaksızın alma kaplarına gelemez.

Bundan, Yaratımlarına iyilik yapma meselesi olan yaratma çalışması, eğer yaratılışın amacını, yani haz ve zevki alabilen Kelim [kaplar] yoksa iptal edilir. Tzimtzum. Bu düzeltme, Tora’yı gözlemleyerek gelir ve ardından Tsimtsum yerine bolluk bir kez daha ortaya çıkar.

8) Rabaş, Not 927, Hametz ve Matza’ya ilişkin

Başlangıçta Tanrı cenneti ve yeryüzünü yarattı.” Cennete “Tora” ve yeryüzüne “inanç” denilir.

9) Rabaş, Not 837, “O’nun Niteliklerine Bağlı Kalın”

Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. ” “Cennet”, yukarıdaki cennet gibi yüce ve yüksek sayılan Tora’nın niteliğini ifade eder.

Tora, Yaradan’a aittir, çünkü O, Tora’yı kişiye hediye olarak vermelidir. Tersine, bilgelerimizin dediği gibi, yeryüzünde bulunan insana ait olduğu için, inanç “yer” olarak adlandırılır, “Her şey cennetin ellerindedir, cennet korkusu haricinde.” İnanç meselesi, gizlenme sırasında cennetin krallığının yükünü üstlenme seçimini yapması gereken insanla ilgilidir.

10) Rabaş, Makale 33, Çalışmada, “Yer Korktu ve Hareketsiz Kaldı,” Nedir?

Bunda korku vardır, çünkü ihsan etme arzusu doğaya aykırı. Bu nedenle, burada korku, kişinin her şeyi ihsan etmek için yapamayacağından korkmasıdır, yaratılışın amacının aşağıdakilere ifşa edilmesi olan yaratılış işinin iptal edilmesinden korkmasıdır.

11) Zohar, Bereşit Bet (Yaratılış 2), “Yaradan Tüm Yaptıklarını Görmüştü” 174

Yaptıkları,” sözü tüm yaratılış işi anlamına gelir çünkü tüm gelecek olanların ve dünyada yaratılanların yeniliklerinin temeli ve köküdür yaratılış işin içindedir. Bu nedenle Yaradan bunu olmadan önce de gördü ve her şeyi yaratılış işinin içine yerleştirdi

Çünkü yaratılış işi olacak olan her şeyin temeli ve köküdür. Bu nedenle Yaradan bunların içine gelecekte nesiller boyunca bu dünyaya geleceklerde görülecek olanları da dâhil etti.

Bilgelerimiz şunları demişler; “Ve Zion üzerine söylenenler,” “Siz benim insanlarımsınız,” benimle ortaksınız, ben dünyaları başlattım, siz bitirirsiniz. Çünkü Yaradan tüm gerçekliği insanların tamamlayabileceği ve düzeltebileceği şekilde düzenlemiştir. Ve bu nedenle bu düzeltmenin sonu insanlara bırakılmıştır, insanlar yaratılışın ortağıdırlar.

Bu nedenle de gökte ve yerde iki sorgulama vardır: 1) Kaynak zaten düzelmiştir. Buna “yaratılış işi” denir. 2) Düzeltmenin sonunda ortaya çıkacak olan yeni gök ve yer, yazıldığı üzere, ”Yeni bir gök ve yeni bir yer.”

12) Baal HaSulam, “Gebe Kalmanın ve Doğumun Anlamı”, Yaratılışı Taklit Etmek.

Yaratılış işinin mührüne baktığımızda, orada “Tanrı’nın yapmak için yarattığı” sözlerini buluyoruz. Bu, Yaradan’ın önümüzde yaratılan eserinin, yapmak ve ona eklemek için bize verildiği anlamına gelir. Aksi takdirde, “yapmak” kelimesi tamamen gereksiz ve anlamsız olurdu ve “Çünkü Tanrı’nın yarattığı tüm işlerinde, O’nun içinde mola verdi” demesi gerekirdi. Öyleyse neden buraya “yapmak için” kelimeleri eklendi? Bu ayet bize, şunu öğretmelidir, Yaradan’ın yapılması için bize bıraktığı işin – ne fazla ne de az- tam ölçüsü, gelişimini ve tamamlanmasını kendi başımıza gerçekleşmesini sağlayabileceğimiz ölçüdedir..

Gerçekte, yaratılıştaki tüm gelişimimiz O’nun taklit edilmesinden ibarettir.

13) Rabaş, Makale 27, Tövbe (1985)

‘Başlangıçta Tanrı yarattı’, ve İsrail dışında bir başlangıç yoktur, şöyle söylendiği gibi (Jeremiah, 2), ‘İsrail, Efendisi için kutsaldır, O’nun ilk hasatıdır”’.

Bu nedenle, üst dünyalarda öğrendiğimiz her şey, yalnızca ruhların üst bolluğu almaları içindir, bilindiği gibi yaratılışın amacı, yarattıklarına iyilik yapmaktır. Malhut’u yöneten form eşitsizliğinin ıslahı gerekir, zira form eşitsizliği maneviyatta ayrılığa neden olur ve bu Kli’ye Malhut denir, bu tüm ruhların Kli’sidir ve insan bundan yaratılmıştır. Kişi bunu ıslah etmelidir ki böylece bütün alma kapları, ihsan etmek için çalışabilsin.

14) Baal HaSulam, Shamati 50- İki Durum

Birbiriyle çelişkili iki güç vardır, bir Üst Güç ve bir de Alt Güç. Üst Güç şöyle yazdığı gibi, “Benim adımla anılan herkesi, Benim ihtişamım için yarattım.” Bu şu demektir; tüm dünya sadece Yaratan’ın ihtişamı için yaratıldı. Alt güç ise her şeyin kendisi için yaratıldığı yolunda iddia sahibidir, hem fiziksel hem de manevi dünya, bunların hepsi kişisel sevgi içindir.

Alma arzusu hem bu dünyayı hem de sonraki dünyayı kendi hak ettiği için olduğunu iddia eder. Elbette Yaratan galip gelir, ancak bu yola ızdırabın yolu denir. “Uzun bir yol” olarak adlandırılır. Bunun yerine kısa bir yol vardır, “maneviyatın yolu” olarak adlandırılır. Zamanı kısaltmak herkesin niyeti olmalıdır.

Buna “hızlandıracağım” denir. Yoksa “kendi zamanıyla” olur ve hocalarımızın dediği gibi “hızlandıran ödülünü alır, kendi zamanıyla gelen değil,” “şöyle ki üzerinize bir Hamman adında bir Kral veriyorum ve o sizi değişmeye zorlayacak.”

Tora “Bereşit” (Başlangıçta) ile başlar vs. “Şimdi dünya oluşmamıştı ve boşluktu ve karanlıktı vs” ve şöyle son bulur, “tüm İsrail’in önünde” (İsrail kelimesinin Kabalistik tanımı 2 kelimeden gelir: 1- Yaşar (direkt / doğru) 2- El (Allah), her kim kendisini Yaratan’a Doğru yöneltmişse o kişiye, nereden ve kim olursa olsun İsrail denir, yani kökü olan Yaratan’ına geri dönemk için çalışan bir kişi).

Başlangıçta görüyoruz ki topraklar “oluşmamış, boş ve karanlık,” ama sonra kendilerini ihsan edebilmek için ıslah ediyorlar ve bununla hak kazanıyorlar “ve Yaratan dedi: ışık olsun” ta ki ışık gözlerimizin önünde ifşa olana kadar.

15) Baal HaSulam, Sen Beni Arkadan Ve Önden Kuşattın

Yaradan, yaratma çalışmasında, bu anlayışın sadece bir kısmını açıkladı, yazıldığı üzere, “Rabbin sözüyle gökler yaratıldı”, çünkü ateşi ve suyu aldı ve onları tek bir öznede karıştırdı. Ve Yaradan, sözün gücünü insana damgaladı, böylece yaratma çalışmasında O’nunla ortak olacaktı, böylece o da bu anlayışla, konuşmasıyla dünyalar yaratacaktı, yani aynı konudaki iki zıttı.

16) Yaratılış 1:3-5

Ve Tanrı, “Işık olsun” dedi ve ışık oldu. Ve Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü. Ve Tanrı ışığı karanlıktan ayırdı. Tanrı ışığa Gündüz ve karanlığa Gece adını verdi. Ve akşam oldu, sabah oldu ve bu bir gündü.

17) Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş, 11

Ve tanrı dedi ki, ‘Işık olsun ve ışık oldu,” sözleriyle ilgili Zohar’da (Bereşit, 31b) şunu yazar, bu dünya için ve bir sonraki dünya için Işık vardı. Bu, yaratılış eyleminin tam anlam ve formunda yani tüm görkem ve mükemmelliğiyle yaratıldığı anlamına geliyor. Buna göre ilk gün yaratılan ve bu dünyanın yaşamını içeren Işık tüm mükemmelliği içinde mutlak haz ve güzellikle yaratıldı, şöyle denildiği gibi, “Işık olsun.”

Bununla beraber, bilgelerimizin dediği gibi, çaba ve çalışmaya yer açmak için Yaradan durdu ve günlerin sonu geldiğinde Kendisini erdemliler için gizledi. Bu nedenle, basitçe şöyle dediler, “Bu dünya için Işık olsun.” Ancak bu şekilde kalmadı ve “sonraki dünya için Işık olsun.”

Bir başka deyişle, Maneviyat ve Islahları O’na olarak uygulayanlar, manevi çalışma yolunda bedenlerinin arınmasından sonra, günlerin sonunda, o günlerde, ödüllendirilirler. O zaman, bu dünyada da o yüce Işık’la ödüllendirilirler, bilgelerimizin dediği gibi, “Dünyanızı yaşamınızda göreceksiniz.”

18) Rabaş, Makale 36, Akşam Vardı ve Sabah Vardı (1985)

Zohar der ki: “Metinde yazan, ‘Ve akşam vardı,’ karanlıktan yani Malhut’tan uzanır, ‘Ve sabah vardı,’ ışıktan yani ZA’dan uzanır demektir.

Bu yüzden onlar hakkında ‘Bir gün,’ diye yazar, akşam ve sabahın bir beden gibi olduğuna ve her ikisinin de günü oluşturduğuna işaret eder. Kabalist Yehuda der ki: ‘Sebebi nedir?’ Şöyle sorar ‘Ve akşam vardı ve sabah vardı,’ ZON’un birleşmesine işaret ettiği için, günün ışığı her ikisinden de gelir, metin bunu ilk günde bildirdikten sonra, neden her günle ilgili “Ve akşam vardı ve sabah vardı,’ der?”

Şöyle cevaplar, ‘Gece olmadan gün olmayacağını ve gün olmadan gece olmayacağını ve birbirlerinden asla ayrılmayacaklarını bilmek içindir. Bu yüzden metin tekrarlar ve bize her gün bildirir, gecenin karanlığı olmadan günün aydınlığının asla mümkün olmadığını belirtir. Benzer şekilde, kendisinden sonra gün getirmeyecek gece karanlığı asla olmayacaktır, çünkü onlar birbirlerinden asla ayrılmayacaklar.’

19) Rabaş, Makale 36, Akşam Vardı ve Sabah Vardı (1985)

İnsan, vahşi bir eşeğin sıpası olarak doğmuştur” ve maneviyat için hiçbir arzusu yoktur. Dolayısıyla, kişi, Yaradan’dan uzak olduğunu hissederek, “gece” dediği karanlığı hissettiğini söyleme noktasına, maneviyata olan ihtiyacın hissiyatına nereden gelir? Bilmeliyiz ki kişi, Yaradan’dan uzak olduğunu hissetmeye başladığı anda, bir ölçüde Yaradan’ın varlığına inanmaya da başlar, aksi taktirde var olmayan bir şeyden uzak olduğunu nasıl söyleyebilir? Bunun yerine, Yaradan’dan uzak olduğunu hissettiği ölçüde, uzaktan, onun için parlayan bir aydınlığa sahip olduğunu söylemelidir.

Dolayısıyla karanlık yani karanlığın varlığına dair his başlar başlamaz, ışık hemen bir ölçüye kadar parlamaya başlar. Ve ışığın aydınlığının ölçüsü, sadece eksiklik aracılığıyla fark edilir. Bu demektir ki kişi, bir eksiklik hisseder, Yaradan’ın onun için olumlu bir şekilde parlayan ışığına sahip değildir. Ancak, ışık onun için eksiklik formunda parlar, yani şimdi, “gün” denen Yaradan’ın ışığının eksik olduğunu hissetmeye başlar.

Fakat gün ışığı kendileri için parlamayanlar, ‘gün’ olarak adlandırılan Yaradan’ın ışığının yokluğuna dair kişinin eksiklik hissetmesinin gerekli olduğu böylesine bir realitenin varlığından habersizdirler.

20) Rabaş, Makale 2, Kök Ve Dalın Anlamı (1985)

Ancak bilmeliyiz ki, Yaradan geceyi yarattı ve bunu kesinlikle amaçlı olarak yarattı. Dolayısıyla insan sorar: Neden O karanlığı yarattı? Her şeyden önce yaratılış amacına göre O geceyi değil, gündüzü yaratmalıydı. Ayet der ki “Ve orada akşam ve sabah vardı, bu bir gün oldu.” Özellikle her ikisiyle bir gün olur.

Ancak, gece özellikle ıslah olmadan parlamayacak şekilde, kişinin ıslah yapması için yaratılmıştır. Bu böyledir, çünkü Kaplar karanlık hissiyatı üzerine inşa edilir. Yaradan’ın yardımı ihtiyacı nedeniyle geceye gereksinim vardır. Aksi takdirde, Yaradan’ın kurtarışına, “içindeki ışık ıslah eder” olarak kabul edilen Tora’ya ihtiyaç olmaz.

21) Baal HaSulam, Ohr Bahir, Ohr Yaşar, Ohr Hozer

O yüceliği ile, aşağıdakilerin O’nun aydınlığını her şeye rağmen fark edebilecekleri bir taktik icat etti. Bilgeler bu taktiği “karanlık,” diye adlandırdılar, “ve karanlığı yarattı,” ve “gel ve karanlığı gör,” sözlerinde olduğu gibi. Bu ışığın engellenmesi ve bizim onu zayıfça algılamamızdır ve böylece biz bunu karanlık olarak algılarız ki bu ışığın algılanmasının güvenilir nedenidir. Bu şu sözlerin anlamıdır, “ışığın üstünlüğü karanlığın içindedir,” yani bizim aydınlığı algılamamız tamamen karanlığın içinde olur.

22) Rabaş, Not 278, “İlk Günde Yaratılan Işık – 2”

İlk gün yaratılan ışık, yani Adam HaRişon onu dünyanın sonundan sonuna kadar içinde gözlemliyordu. Neden “dünyanın başından sonuna kadar” değil de “sonundan sonuna kadar” dediğini anlamalıyız.

Işık parlak bir şekilde parladığında, tüm dünyanın eşdeğer olduğu ve başlangıcı veya sonu olmadığı, bunun yerine sonun başlangıç ​​olarak parladığı söylenebilir. Bu, bir şehri, uzaktan, başından sonuna kadar, gördüğünü söylemeye benzer. Buna “uçtan uca” denir. Ancak derece farkı olduğunda “başlangıç ​​ve bitiş” diyoruz.

23) Zohar, Tetzaveh, No:86

Orada karanlıktan gelenin dışında başka ışık olmadığı için, Torah’nın sözleri yalnız oraya yerleşir. Bu böyledir çünkü bu taraf teslim olduğunda, Yaratan yükselir ve ihtişamı büyür. Aynı zamanda, Yaratanın çalışması yalnızca karanlıktandır, kötünün içinden olanın dışında başka iyi yoktur. Ve biri kötü bir yola girer ve onu terk ederse, Yaratan ihtişamla yükselir. Her şeyin tamamlanması iyi ve kötü beraberdir ve kötü iyiye ayrılır. Ve kötünün içinden çıkıp gelen dışında iyi yoktur. Ve iyide Yaratanın ihtişamı yükselir ve işin tümü budur.

24) Rabaş, Makale 28, Çalışmada, “Büyüğü Küçük Hakkında Uyarmak,” Nedir? (1990)

Kişi, iniş sırasında içinde bulunduğu duruma dikkat etmesi ve çalışması gerekir. Şöyle ki yükselme sırasında, ışık ve karanlık arasındaki farkı hesaplayıp görebilir, yazıldığı üzere, Işık karanlığın içinde yararlıdır.”

25) Rabaş, Makale 31, Çalışmada ‘Sayılmış Olanda Kutsama Yoktur’ Ne Demektir (1990)

Aviut’a “karanlık” denir.

Diğer bir deyişle kendisi için almaya “Av (kalın) olmak” denir ve ihsan etmeyi istemeye Zach (arı/temiz/kusursuz) denir. Sonrasında, Av’ın üzerine ihsan etme niyetini yerleştirdiğinde, Din zayıflar ve daha önce karanlık olan yer, ışığın, Kli’nin içinde parlayacağı bir yer olur. Buna “Dinim’in azaltılması” denir.

26) Yaratılış 1:6-10

Ve Tanrı dedi ki, “Suların ortasında bir genişlik olsun ve suları sulardan ayırsın.” Ve Tanrı bu genişliği yarattı ve genişliğin altındaki suları genişliğin üzerindeki sulardan ayırdı. Ve öyle oldu. Ve Tanrı bu genişliğe Cennet adını verdi. Ve akşam oldu ve sabah oldu, ikinci gün.

Ve Tanrı, “Göklerin altındaki sular bir yerde toplansın ve kuru toprak görünsün” dedi. Ve öyle oldu. Tanrı kuru toprağa Yeryüzü adını verdi ve bir araya toplanan sulara Denizler adını verdi. Ve Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

27) Rabaş, Makale 2, Kötülüğün Farkındalığının Önemi (1987)

Zohar, Bereşit Bet’de (Sulam [Merdiven] Tefsiri Madde 218- 219) şöyle yazılmıştır: “‘Cennet’in altındaki sular bir yere toplansın ve kuru topraklar görünsün.’ ‘Sular… toplansın’, Tora’dır, ki ona ‘sular’ denir. ‘Bir yer’ ile kastedilen İsrail’dir. Ayrıca, şöyle yazılmıştır: ‘Sular bir yere toplansın’, ki ‘sular’ ile kastedilen Tora ve ‘bir yer’ ile kastedilen İsrail, yani Tora’yı alanlardır. Aksine, dünyadaki uluslar Tora’yı almak istemediler, bundan dolayı topraklar kuru ve ıssız kaldılar. Tora dünyanın yerleştirilmesini sağlar ve onun içindedir. Dünyadaki uluslar, Tora’yı almadılar, kuru ve ıssız kalmaya devam ettiler.”

27) Rabaş, Makale 2, Kötülüğün Farkındalığının Önemi (1987)

Sular bir yere toplansın.” Su, Tora’dır, tek bir yere toplanacaktır, yani dünyada bulunan iki hüküm sahibi tek bir hüküm sahibi haline gelecektir, bu “Tora’nın görüşüdür.

29) Zohar, Zohar Kitabına Giriş, On Dört Emrin Tümünün ve Yaratılışın Yedi Gününe Nasıl Ayrıldıklarının Genel Açıklaması “, # 4

Bir sonraki dünya için ışık gizlendiğinde, yaradılış eyleminin ikinci gününde sert Din (yargı) ortaya çıktı, ayette şöyle yazar, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları sulardan arasında ayrılsın.” Bu yüzden Cehennemin ikinci günde yaratıldığı söylenir, çünkü o sert Din’dire ve o ruhunu alsa bile her iki tarafta da – sert Din tarafında da – sevgi emrinin yerine getirilmesini sağlar. Şöyle yazılmıştır: “Ve Tanrın Efendini tüm kalbinle, tüm canınla ve tüm gücünle seveceksin.” Hesed tarafından kendisine hediye verilen sevgi niteliği, ruhunu ve gücünü aldığında bile hiçbir şekilde eksik olmayacaktır.

30) Rabaş, Makale 23, Çalışmada, “Musa Ayın Doğuşu Konusunda Hayrete Düştü,” ne Demektir? (1990)

“Gökkubbe”, bilgelerimizin dediği gibi “Ayırıcı Masah’dır [perde]”, “Ve Tanrı gökkubbeyi yarattı ve suları sulardan ayırdı” ve alttaki sular, “Kralın önünde olmak istiyoruz,” diye ağladı.

Doğum anında gökkubbede olan ay, yüzün gizliliğindedir. Yaradan, “Doğum sırasında gördüğünüz bu ölçü, işte bunun gibi, görün ve kutsayın. Bu tamamen alçakgönüllülük olsa da bu tamamen mantığın üstündedir, çünkü tüm eylemleri hala zorunlu olduğu halde, yine de bu çalışmayı eğer Benim adıma atfederseniz, sanki o parmağıyla işaret ediyormuş gibi ben keyif alırım

31) Yaratılış 1:11-13

Ve Tanrı, “Yeryüzünde bitki örtüsünü olsun, tohum veren bitkileri ve her biri türüne göre tohumlarına göre meyve veren meyve ağaçları filiz versin” dedi. Ve öyle oldu. Yeryüzünde bitki örtüsü, türüne göre tohum veren bitkileri ve her biri türüne göre tohumu meyve veren ağaçları ortaya çıktı. Ve Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Ve akşam oldu ve sabah oldu, üçüncü gün.

32) Rabaş, Not 28, Yeryüzü Korktu ve Hareketsiz Kaldı

Eretz’e [yeryüzü / toprak] bir alma kabı olan Malhut denir. Eretz, bilgelerimizin “Eretz [yeryüzü] çim versin” âyeti hakkında söylediği gibi Ratzon [arzu] kelimesinden gelir ki o Yaratıcı’sının arzusunu yapmak ister. Ve onun korkusu nedir? Malkut’a “İsrail meclisi” denildiğinden, bu onun tüm İsrail’i içerdiği anlamına gelir, çünkü tüm ruhlar Malhut’tan uzanır.

Tüm yaratılanlar almaktan ve cennetten sesi duyulan yargıdan genişlediğine göre – ki almak için almak yasaktır, sadece ihsan etmek için serbesttir- alttakiler ihsan etmeyi nasıl hedefleyebilir?

Sonuç olarak, O’nun yarattıklarına iyilik yapmak amacıyla yaratılan tüm yaradılış çalışmaları, yaratılanlar bu Kelim’den [kaplar] alamazlar. Bu, tüm yaradılış çalışmalarının Tohu ve Bohu tarzında olacağı anlamına gelir.

33) Yaratılış 1:16-19

Ve Tanrı iki büyük ışığı – güne hükmeden daha büyük ışığı ve geceye hükmeden daha küçük ışığı – ve yıldızları yarattı. Ve Tanrı onları yeryüzüne ışık vermek, gündüze ve geceye hükmetmek ve ışığı karanlıktan ayırmak için gökkubbenin genişliğine yerleştirdi. Ve Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Ve akşam oldu ve sabah oldu, dördüncü gün.

34) Baal Sulam, Sulam Yorumuna Önsöz

Başlangıçta birbirinden ayrı Nukva ve ZA olan, güneş ve ayın iki büyük ışık olarak kabul edildiği biliniyor. Nukva’nın seviyesi ZA’nın seviyesine eşitti ve onun kadar büyüktü. Ama sonra ay – ZA’dan ayrılan Nukva – şikayet etti ve “İki kral aynı Keter’i (tacı) kullanamaz” dedi. Sonra ona “Git kendini küçült,” denildi. Böylece o, küçük bir ışık oldu.

Böylece, burada Nukva’da iki durum bulursunuz:

İlk durumda, ZA’ya eşit, iki büyük ışık durumunda ZA ile birlikteydi;

İkinci durum, Nukva’nın küçültülmesi ve küçük ışık haline gelmesinden sonradır.

35) Yaratılış 1:26

Sonra Tanrı, “İnsanı, kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım,” dedi. Denizdeki balıklara, göklerdeki kuşlara, canlı hayvanlara, tüm yeryüzüne ve yeryüzünde sürünen her şeye egemen olsunlar. “

36) Rabaş, 38-1. Mektup

Ayette şöyle der “Ve Tanrı insanı Kendi suretinde yarattı.” Yaratılış deyimi yeni bir şeye işaret eder, yani Yaradan’ın daha önce var olmayan yeni bir şey yarattığı yokluktan var olan realite. Atalarımız bu realiteyi “haz alma arzusu,” olarak adlandırır. Yaradan realiteyi yaratmadan önce hiç eksiklik yoktu, yani yaratılıştan önce bütünlük vardı. Dolayısıyla, yeni olan şey alma arzusudur.

37) Rabaş, Makale 40, Çalışmada, Doğru ve Yanlış Nedir (1991)

Bilgelerimizin (Midraş Rabbah, Kısım 6) yorumunu anlamalıyız, dünyanın yaratılışı sırasında O, meleklere “Haydi insan yapalım” dedi, Hesed [merhamet] dedi , “Yaratılsın, çünkü Hasadim [merhamet] yapıyor; Gerçek şöyle dedi: “Yaratılmasın, çünkü o tamamen yalan”; Tzedek [adalet] dedi ki, “Yaratılsın, çünkü o dürüstluk yapıyor”; Barış, “Yaratılmasın, çünkü o tamamen çekişmedir.” Yaradan ne yaptı? Gerçeği aldı ve yeryüzüne fırlattı.

Bilgelerimizin şu sözlerini biliyoruz, “Lo Lişma [O’nun rızası için değil] olsa bile, kişi daima Tora ve Mitzva [emirler / iyi işler] ile meşgul olmalıdır, çünkü Lo Lişma’dan Lişma’ya [Onun rızası için] gelir. Aşağılından dolayı, kişi Yaratıcısına memnuniyet getirmek için O’nun Mitzvot’una hemen giremez. Doğası gereği, kendi iyiliği için değilse bir hamle bile yapamaz. Bu nedenle, önce kendi çıkarının dışında olan Mitzvot Lo Lishma ile meşgul olmalıdır. Ancak, yine de Mitzvot’u yerine getirirken bol miktarda Keduşa [kutsallık] çeker ve çektiği bolluk sayesinde, sonunda Mitzvot Lishma’ya bağlanmaya başlayacaktır.

38) Zohar, Pinhas, “Haydi kendi görüntümüzde ve bize benzer bir adam yapalım,” No:500

Şöyle dedi: “Haydi kendi görüntümüzde ve bize benzer bir adam yapalım,” peki bundan sonra neden şöyle dendi ki: “Ve Yaradan adamı kendi görüntüsünde yarattı”? Adamın yaratılışı hakkında meleklere danıştı. Bazıları, “haydi yaratılsın,” dediler ve bazıları da, “yaratılmasın, “dediler. Yaradan onu yarattı. Yazıldığı üzere: “Ve Yaradan adamı kendi görüntüsünde yarattı.”

Böylece, adama meleklerden bir parça koymadı; adam onların formunda yapılmadı, Kral’ın formunda yapıldı, O’nun görüntüsünde ve O’na benzer olarak yapıldı, yalnız O’nun biçiminin benzerliğinin görüntüsünde.

39) Zohar, Yitro, “Avuçiçindeki Çizgilerin Sırrını Anlayacaksın,” 123

Yaradan insanı yarattığı zaman, yukarı dünyanın, en aşağı dünyanın Malhut’un aşağı sırların formlarının yanı sıra, Bina’nın yüce sırlarının formlarını da insanın içine yerleştirdi. Bunların hepsi insanın içine oyulup işlendi, insan Tanrı’nın gölgesidir, bu nedenle de “elin yarattığı” diye adlandırılır, Yaradan’ın elinin yarattığı.

40) Zohar, VaEra, “Dört Element: Ateş, Rüzgar, Su, Toz”, 32

Neden bu dünyada olduğunu bilmeyen ve gözlemlemeyen kişiler ne kadar da kalın kafalıdır. Sonunda Yaradan bu dünyayı yarattığı zaman, insanı kendi suretinde yaptı ve onu kendi ıslahatı ile oluşturdu, Tora ile uğraşarak ve O’nun yolunda yürüyerek.

41) Zohar, Bereşit (Yaratılış), 167, “Haydi, İnsanı Yapalım”

“Kendi benzerimizde, kendi suretimizde insanı yapalım.” “Suretimizde, kendi ışığımızda anlamına gelir. “Kendi benzerliğimize göre”, ışığa giysi olan karanlığımızda, onu ilk gün yaratılan karanlıktan ayırmak anlamına gelir, bunun için, “Ve kötüler karanlıkta susturulacak” denmiştir; ışığın giysisi değil, insan günah işler. İma’nın giysisi, tıpkı beden gibi, ruh için bir giysidir.

42) Yaratılış 1:27

Böylece Tanrı, insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi yarattı.

43) Rabaş, 54. Mektup

Bir doğumun sonucunun sadece kadın veya erkek olduğunu söyleyebiliriz. Bu böyledir, çünkü erkek insandaki ihsan etme gücüdür, kadın ise alma gücü, yani kişinin kendini mutlu etme arzusu. Bu iki güç vasıtasıyla seçim şansına sahibiz—iyiyi seçmek, yani Yaradan için çalışmak ve arzuyu tatmin eden kötüden uzaklaşmak.

44) Zohar, Bereşit, “Onları erkek ve dişi olarak yarattı,” 368-369

Onları erkek ve dişi olarak yarattı.” Bunun anlamı, içinde erkek ve dişi olmayan herhangi bir yapı olması gerektiği gibi yüksek bir yapı değildir. Erkeğe ve dişiye bir arada rastlamıyorsanız, Yaradan da orada değildir. Yalnız erkek ve dişinin olduğu yerde kutsama vardır. “Ve onların yaratıldığı gün, onları kutsadı ve onlara ‘adam’ ismini verdi,” diye yazılmıştır. “Ve onu kutsadı ve ona ‘adam’ ismini verdi,” diye yazılmamıştır, bu da size öğretir ki eğer erkek ve dişi beraber değilse “adam”ın ismi bile anılmaz.

45) Zohar, Bereşit, 82

Adam hem erkek hem de dişidir ve sadece bunlara birlikte “Adam” denir. Malhut ZA ile Zivug’da değilken kendi içinde ve dışındadır ve “adam” diye adlandırılmaz, çünkü erkeksizdir. Yalnızca ZA ile eşleştiği zaman onların her ikisine “adam” denir. Yazıldığı üzere, “Erkeği ve dişiyi yarattı ve onları kutsadı ve yaratıldıkları gün onları ‘Adam’ diye adlandırdı. Böylece onların ikisine beraberce ‘Adam’ denir. Ancak her biri tek başına bir bedenin yarısı gibidir ve buna ‘Adam’ denmez.”

46) Rabaş, Not 401, Dinle Ey İsrail

‘Kişi daima, merhamet ve korku olan, iki kapıdan girer’. Bu, yukarıda yazılanlarla açıklanabilir, yani doğru kapı, mantık ötesi inanç, bütünlük ve ‘Hafetz Hesed’ olduğundan, ilahi takdirdir. Ve diğer kapı da korkudur, yani Gevura, soldur ve bunun açılması için kişinin çaba sarf etmesi ve dua etmesi gerekir ve buna ‘Adam’ denir. Çünkü kişi bütünlük ve eksiklik olan, iki koşula sahiptir ve buna, kişinin çalışmasının tamamlanması denir.

47) Yaratılış 1:31

Ve Tanrı yaptığı her şeyi gördü ve baktı, çok iyiydi. Ve akşam oldu ve sabah oldu, altıncı gün.

48) Zohar, Yitro, “Ve Yitro Duydu”, 32

“Ve Tanrı yaptığı her şeyi gördü ve baktı, çok iyiydi.” “Ve Tanrı gördü”,” yaşayan Tanrı, Bina’dır. “Gördü”, O’nun bakması, onları aydınlatması ve gözetmesi anlamına gelir. “Yaptığı her şey”, yukarıda ve aşağıda her şeyin bir olarak dahil edildiği anlamına gelir. “Ve baktı, çok iyiydi” sağ taraftır. Sol taraf “Çok” ve “İyi” yaşam meleğidir. “Çok” ölüm meleğidir ve bilgeliği gözlemleyenler için hepsi tek bir meseledir.

49) Zohar, Mişpatim, “Büyükbaba”, 165

Şöyle Yaz, “Ve Tanrı yaptıklarını gördü ve baktı, çok iyiydi.” “İyi” iyi melektir. “Çok” ölüm meleğidir. Yaradan, ölüm meleği bile çok iyi hale dönene kadar herkese O’nun düzeltmelerini sağlar.

50) Rabaş, Not 28, Yeryüzü Korktu ve Hareketsiz Kaldı

Rish Lakish’e göre, onun dediği gibi, ““Ve akşam vardı ve sabah vardı, bu altıncı gün” neden yazılıdır, eklenen ‘bu,” sözünün amacı nedir? Bu, Yaradan’ın yaratılış çalışmalarıyla şart koştuğunu ve onlara şunları söylediğini öğretir: ‘İsrail Tora’yı kabul ederse, var olacaksınız; yoksa sizi Tohu ve Bohu’ya [boşluk ve biçimsizlik] geri döndüreceğim” (Şabat 88a).

Cennetten yargı sesi verdiniz” diyen yargıyı anlamalıyız, “yargının” anlamı nedir? Yaratılışın amacının, onun Yarattıklarına iyilik yapma arzusundan kaynaklandığı bilinmektedir. Bununla birlikte, form eşitliği olan Dvekut’a (yapışma) sahip olmak için bir gizlilik olan Tzimtzum [kısıtlama] vardı. Böylece, almak yerine, bir kişi ihsan etmeyi amaçlayamadıkça, bolluğun tam olarak çekilemeyeceğine dair bir yargıda bulunuldu.

51) Baal HaSulam, Panim Meirot uMasbirot Kitabına Giriş, #6

Aslında, sözler gerçek, zira meleklerin Yaratılışın altı gününde insan hariç hiçbir varlığın yaratılışından şikâyet etmediğini görüyorsunuz. Bunun nedeni insanın O’nun suretinde yaratılması ve Alt ve Üstü ihtiva etmesindendir.

Melekler bunu gördüğünde şaşırdılar ve ürktüler. Saf, manevi ruh yüce derecesinden iner, pis, hayvani bedeniyle aynı yerde nasıl yaşardı? Bir başka deyişle, merak ettiler, “Neden tüm bu çabaya neden ihtiyacın var?”

Onlara gelen cevap zaten bolluk içinde bir kalenin olması, ancak misafirinin olmamasıydı. Kaleyi insanlarla doldurmak için Üst ve Alttan birlikte oluşan insan ihtiyacımız var. Bu nedenle, bu saf ruh bu kirli bedene bürünmek zorundadır. Melekler bunu hemen anladılar ve şöyle dediler, “Size ne iyi geliyorsa onu yapın.”

52) Zohar, Bereşit Bet, “ve Tanrı yaptığı her şeyi gördü”, #174

Zohar’ın “ve Tanrı yaptığı her şeyi gördü” sözleriyle ilgili sorduğu şey budur. Bu, Yaradan’ın yaratılış çalışmasında yaptıklarının hepsini gördüğü anlamına gelir, ancak her nesilde onları yapmaya yazgılı olan insanların iyi işleri ile düzeltilecek olan cenneti ve yeri görmez. Ama O yapmadan önce görmez mi, ıslahın sonuna kadar her nesilde neyin iyi işlerle düzeltileceğini görmez mi?

“Her şeyi” kelimesinin, her nesilde erdemliler tarafından yenilenmesi gereken tüm iyi işler anlamına geldiğini açıklar. “Yaptığı”, zaten yapmış olduğu yaratma işi demektir.

Yaradan’ın yaratma çalışmasında tesis ettiği gerçekliğin ıslahı, insanların ıslahlarının temeli ve kökü olduğu için, insanların çalışmasının yaratılış çalışmasına dahil edildiği sonucu çıkar. Bu nedenle geleceği görmek, O’nun daha önce yapmış olduğu yaratma işini görmeye dayanıyordu. Yani yaptığı bu geleceği görmek, yaratma işidir.

53) Yaratılış 2:1-3

Böylece gökyüzü, yeryüzü ve onların tümü bitti. Ve yedinci günde Tanrı yaptığı işi bitirdi ve yedinci gün yaptığı tüm işten istirahate çekildi. Böylece Tanrı yedinci günü kutsadı ve onu kutsal kıldı, çünkü Tanrı, yaratılışta yaptığı tüm işlerinden istirahate çekildi.

54) Rabaş, Not 630, “Ve Akşam Oldu ve Sabah Oldu

“Ve akşam oldu ve sabah oldu, yedinci gün”? Kli [kap] olmadan ışık olmadığı için yokluğun varlıktan önce geldiği bilinmektedir. Bu nedenle, önce akşam olmalıdır ve ikisi birlikte bir gündür, çünkü kişi eksiklik hissetmezse dolumu çekmeye ihtiyacı yoktur.

Bu, tam da aşağıdan bir uyanışın olduğu altı çalışma günü sırasındadır. O zaman önce karanlık olmalıdır, aksi takdirde doluşu çekmeyecektir. Bu yüzden altı çalışma günü ile ilgili olarak “Ve akşam oldu ve sabah oldu” diye yazılmıştır.

Fakat yukarıdan bir uyanış olan Şabat’ta, dolumu çekmek için ilk önce akşamın durumunu hissetmesine gerek yoktur, çünkü Şabat, alttakinin yardımı olmadan yukarıdan uzanır diye kabul edilir. Bu nedenle “yedinci gün” denilmiştir, çünkü Şabat’ta ışık ve Kli yukarıdan gelir.

55) Rabaş, Makale 35, Çalışmada, “Oğlu Olmayan” Nedir?

Şöyle yazılmıştır, “Tanrı yapması için yaratmıştır.” Baal HaSulam’ın dediği gibi, “yaratılmış” yeni bir şey, yokluktan varoluş demektir. Bu, alma arzusuna atıfta bulunur, bu yeni bir şeydir çünkü O bunu yaratmadan önce, gerçekte alma kavramı yoktu. Buna göre, alma arzusunu Yaradan yaratmıştır ve yaratılanlar bunu ihsan etme arzusuna dönüştürmelidir. Bu, onu ihsan etme arzusu haline getirmek üzere “yapmanın” anlamıdır.

Yine de, yaratma işini değiştiremeyiz ve eğer Yaradan onu öyle yarattıysa, alma arzusu işliyordur, peki nasıl değiştirilebilir? Cevap şu ki, insan bunu arzu etmeye nasıl ulaşacağına dair tavsiye almalıdır. Buna “yapmak” denir. Bir insanın bunu yapamayacağını söylememize rağmen, bunu ancak Yaradan’ın kendisi yapmalıdır, çünkü yaratma işini değiştiremeyiz, ama – bu gene de kişinin adını taşır.

56) Rabaş, Makale 35, Çalışmada, “Oğlu Olmayan” Nedir?

Kişi ihsan etme araçlarını nasıl elde edeceği hakkında tavsiye ve taktikler arar, buna “yapıyor” dendiği gibi “yapmak” da denir.

57) Rabaş, Not 23, Bakın, Ben Önünüzde Oturuyorum

Kişi görme ile ödüllendirilmeli, bilgelerimizin; bir kişi “tamamlandı” derken, yaradılış çalışmasına tanıklık eder dediği gibi.

Anlamalıyız, 1) Bu tanıklık, kişi kime tanıklık etmelidir, 2) Tanıklık duyarak değil, sadece görerektir, bu yüzden “tamamlandı” derken bu hangi kanıttır?

Kişinin yapması gereken tanıklık, Yaratanın yarattığı yaratılış çalışmasının yarattıklarına iyilik yapmak için olduğunun doğruluğudur. Bu tam olarak, onlar görmeyle ödüllendirildiklerindedir, yani Hohma’nın ışığı. Bu ifşa olduğunda, kişi, onun yarattıklarına iyilik yapmak olan yaradılış çalışmasına tanıklık eder. Bu çalışmanın sonu, Şabat olarak kabul edilir, amaç – onun yarattıklarına iyilik yapmak – ifşa olduğu zaman. Bu, amaç ifşa olmuş olduğundan “O’nun tüm çalışmasından kim dinlendi” olarak adlandırılır.

58) Rabaş, Not 535, Kiduş Kabı

“Sonuçlandırıldı”, yaratma çalışmasına tanıklık edebilir. Ama tanıklık yalnızca görme gücüyle olduğuna göre, yaratılış çalışmasına gözle nasıl tanık olunabilir? Ne de olsa, ne olduğunu sadece duyarak bilebilir.

Nitekim yaratma işine tanıklık etmek, yaratma niyetinin yarattıklarına iyilik yapmak olduğuna tanıklık etmek demektir. Nasıl bilebilir? Şabat niteliği ile ödüllendirilirse, görerek tanıklık eder, çünkü bunun yaratılışın niyeti olduğunu görür, çünkü bu tadını aldığıdır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,298