e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Paraşat Nuh

Nuh erdemli bir adamdı.”

1) Rabaş, Makale 4, Çalışmada, Erdemlinin Nesilleri İyi İşlerdir, Nedir (1990)

“Bunlar Nuh’un nesilleridir” denen “Nuh, erdemli bir adamdı”, yani erdemlilerin nesilleri olan iyi işlerdir. “Nuh erdemli bir adamdı” ayeti, iyi işlerle ödüllendirildiğini ifade etmektedir. Yani, eylem sırasında, eylemlerinin gerçekten iyi olduğu, eylemlerini yerine getirirken memnuniyet duyduğu ve içlerindeki iyiliği hissetti. Eylemleri iyi olduğu için, Mitzvot yapmanın kıyafetlendirdiği haz ve keyif ile ödüllendirildi.

2) Rabaş, Not 324, “Nuh, Erdemli Bir Adamdı”

Nuh erdemli bir adamdı. Ezra bile şöyle yorumlar, “erdemli” iyi işlerde, kalbi “bütün”, olandır, “kendi nesillerinde”, bazıları kınar, bazıları da över. Kötülerin nesillerinde, neslin düşüncelerinde, ihsan etmek için çalışmak değersiz olduğunda, beden bazen över, yani onun görüşleri çağdaşlarıyla birdir. Ve bazen çağdaşlarının söylediklerini kınar.

O zaman, iyi işler yapma seçeneğine sahiptir, bu da eylemlerle üstesinden gelebileceği anlamına gelir. Ancak insanın, çağdaşlarının söylediklerini kalbinde hissederse ve kalp çoğunluğun peşinden giderse, kalbindeki duyguyu değiştirebilmek için kalbi üzerinde hiçbir kontrolü yoktur.

Bu nedenle, eylemler yoluyla üstesinden gelmek, ihsan etme eylemleri yapmak ve Yaradan’dan ona başka bir kalp vermesini istemekten başka çare yoktur, “Kalplerimizi arındır.” Ancak itirazında başarılı olamaz. Ezra’nın bile dediği gibi, uygulamaları bakımından erdemli olduğunda, ödüllendirilir ve kalbi bütünleşir.

3) Rabaş, Not 324, “Nuh, Erdemli Bir Adamdı”

“Nuh Tanrı ile yürüdü”, yani Yaradan kişiye ifşa edildiğinde, Yaradan’ın varlığını hissetmeye başladığında, bir meşalenin önünde bir mum gibi iptal olmaktan başka seçeneği yoktur. O zaman, çağdaşlarından duyduklarından etkilenmez çünkü hepsi Yaradan’ın ışığı önünde hükümsüz kılar.

Yukarıdakilere göre, uygulamada üstesinden geldikten sonra “bütün” olmak gelir. O zaman, onun bütünlüğü, daha önce sahip olduğu tüm kusurları tamamlar. Baal HaSulam’ın dediği gibi, “Tamim [bütün], kendini nasıl kandıracağını bilen ve gerçeği gözleri gördüğü gibi gören, ancak yine de her şeyi kabul eden Tav-Mayim [Tav-su] harflerine sahiptir bütünlük içinde.” Buna “mantık ötesi inanç” denir.

4) Rabaş, Makale 5, Çalışmada “Erdemlinin İyi İşleri Nesillerdir”, Nedir (1991)

Nuh, burada kınamanın yanı sıra, övgü de olması gereken ve her ikisi de doğru olan “nesiller boyu tamamlanmış, dürüst bir adamdı”. Diğer bir deyişle, çoğul olarak “kendi nesillerinde,” diye yazılırsa, bu neslin birkaç aralığa bölündüğü anlamına gelir. Bu nedenle birçok nesil vardır. Bu, çalışma sırasında iniş ve çıkışlar olduğunda mümkündür; dolayısıyla, birkaç kuşağa ayrıldılar.

Buna göre, iniş zamanının bir kınama olarak kabul edildiği, Sulam’da [Zohar’ın Merdiven yorumu] dediği gibi, bazen “başlangıcı düşünüp tartma” durumuna geliriz. Bundan daha kötü bir kınama yok. Kınamaların inişlerle ilgili olduğu sonucu çıkar. Ayrıca, yükseliş zamanı anlamına gelen övgüler vardır. Övgüdür çünkü o zaman Keduşa [kutsallık] ile bağlantısı vardır.

“Tam”, tüm nesillerin bütünlük haline geldiği ve “tam” olarak adlandırıldığı anlamına gelir. Başka bir deyişle, ıslahın sonu ile ödüllendirilmiştir, yani alma kaplarının ihsan etmek için ıslahını tamamlamışlardır. Buradan, aralarında aralıkların, yani inişlerin olduğu nesillerin çoğalmasının düzeltildiği ve kendi neslinde tamamlandığı anlaşılmaktadır. Kınamanın ve övmenin anlamı budur ve her ikisi de doğrudur ve her ikisi de “kendi nesillerinde tamamlanmış” olarak adlandırılan tek bir mesele haline gelir.

5) Rabaş, Makale 4, Bunlar Nuh’un Nesilleridir

İhsan etme kaplarına “Tanrı Nuh ile beraber yürüdü” denir, yani ihsan etme kaplarında yürümek mümkündür. İhsan Kaplarını Üst olan verdiğinden, buna “Nuh’un desteğe ihtiyacı vardı,” denir.

Bu demektir ki, üst olan çalışma için kişiyi uyandırır, buna “yukarıdan uyanış” denir. On Sefirot Çalışmasında şöyle yazar, “Ancak, başlangıçta AVI’deki ZON ile MAN yükseltilmez ve sonra o MAN’lardan ZON olur. ZON’dan sonra MAN’ı ikinci kez yükseltirler. Kişi bir kez ‘Nuh’un desteğe ihtiyacı vardı’ denilen yukarıdan uyanış ile elde ettiği ihsan etme kaplarına sahip olduğunda, bu Nuh derecesidir.”

6) Rabaş, Makale 5, “Çalışmada Erdemlinin İyi İşleri Nesillerdir”, Ne Demektir (1991)

Bunlar Nuh’un nesilleridir [soyu]; Noah erdemli bir adamdı. “Neden oğulları Şem, Ham ve Yafet’in isimlerinden bahsetmiyor, bunun yerine “Bunlar Nuh’un [soyları] nesilleridir; Nuh erdemli bir adamdı,” deniyor? Bu, erdemlilerin soyunun öncelikle iyi işler olduğunu size öğretmek içindir.

Erdemlilerin soyunun iyi işler olduğunu söylüyorsa, bu bilgi diğer insanların bilmesi için mi yoksa erdemlilerin kendilerinin bilmesi gereken bir şey mi? Çalışmada her şeyi bir kişinin içinde öğrendiğimiz bilinmektedir. Bunun sonucu olarak, erdemlilerin soyunun iyi işler olduğunu bilmek zorunda olan insanların geri kalanı da aynı bedendedir. Yani, dürüst olanın kendisi, soyunun iyi işler olması gerektiğini bilmelidir.

7) Rabaş, Not 343 “Sarıağaç (Nuh’un gemisinin yapıldığı kereste)”

Sel “kötü su” anlamına gelir. Kişiye, Firavun’un sorusu olan “Kim” sorusu geldiğinde “Sesine itaat etmem gereken Rab kimdir?” ve ayrıca günahkarın sorusu geldiğinde, “Bu sizin için ne işe yarıyor?” sel olan Mayim [su] bu ikisinden oluşur: Mi [Kim] ve Ma [Ne]. Bununla, kişinin Keduşa’da [kutsallık] sahip olduğu tüm dünya yok edildi.

Bunun için tavsiye, gemiye girmektir, çünkü Teiva [Nuh’un gemisi], Yem [yuva] harflerine sahiptir (Sulam’da [Zohar üzerine merdiven yorumunda] yazıldığı gibi), çünkü “yuva” bilgelik anlamına gelir. “Bilgelikle bir ev inşa edilecek” diye yazılmıştır. “Ev” in zıttı, “merhamet arzuladığı için,” bu mantık ötesi inanç olan Hasadim [merhametler] olan bir “gemi” dir.

8) Rabaş, Makale 4, Çalışmada Su Seli Nedir? (1989)

Çalışmada, “su seli”nin ne olduğunu bilmeliyiz. Bu sel, “her canlıyı yok eden” sabotajcıydı. Kişi ihsan etme işinde çalışmaya başladığında, bedenin “Bu iş senin için nedir?” Diye şikâyet ettiği bilinmektedir. “Kendi çıkarın için çalışmak istememenin ne anlamı var ki? Hayattan zevk alacağını görmen gerekir ama ihsan etmek, kendin için çalışmayacağın anlamına geliyor. Bize Musa aracılığıyla buyurduğu Tora ve Mitzvot’u [emirleri / iyi işleri] yerine getirerek Yaradan’ı memnun etmek için çalışmaktan ne gibi yararlar elde edeceksin? Tora ve Mitzvot’a emek verdiğin için, bu çalışman için O seni ödüllendirecek mi? “

Bunun için bana ödülsüz çalışmak istediğini söylüyorsun. Ödülsüz çalışmak gibi bir şeyi anlamak nasıl mümkün olabilir? Hiçbir anlamı yok! İçsel doğamız haz ve keyif alma arzusudur ve eğer bir şey için çalışıyorsak, bu çabalarımızın karşılığında haz ve haz almamız gerekir. Dolayısıyla, bu doğamıza aykırı! Buna “Ne” itirazı denir.

9) Rabaş, Makale 4, Çalışmada Su Seli Nedir? (1989)

Çalışmada, geminin selden kurtuluşu, mantık ötesi (inanç) meselesi olduğu anlamına gelir. Bu, gözleri kapalı yürümeyi istemek olarak kabul edilir, yani akıl ve duyular bilgelerimizin bize söylediklerini anlamasalar da onlar bilgelere inandıklarını varsayarlar ve bilgelere inancı üstlenmemiz gerektiğini söylerler. “Ve onlar Rabbe ve kulu Musa’ya inandılar.” İnanç olmadan maneviyatta hiçbir şey başarılamaz.

Bu anlayışa, Hasadim’i kapsayan ve “merhamet arzulamak” olarak adlandırılan Bina adı verilir. Bunun anlamı şudur, kişi hiçbir şeyi anlamak istemez ve Tanrının herşeyi kesinlikle Hesed (merhamet) ile yaptığını söyler. Yaradan’ın kendisiyle ve tüm dünyayla yaptığı Hasadim’i [Hesed’in çoğulu] görmese de, Yaratıcının dünyaya, İlahi Takdirlerin iiyilikseverliği ile önderlik ettiğine inanmaktadır, şöyle yazılmıştır: “Ve herkes O’nun herkese iyi olduğuna, iyiye kötüye iyilik yapan iyi olduğuna inanır.”

10) Rabaş, Makale 4, Çalışmada Su Seli Nedir? (1989)

İhsan etme kabı olan, Bina olan, gemiye giren kişileri, Sitra Ahra görmez. Yani, Sitra Ahra’nın çalışmaya karşı itirazlarını anlamayı mümkün kılan ortak bir dilleri yoktur.

Kişi, Sitra Ahra’nın onunla tartışabileceği noktaya kadar, yukarının mantığı olan, inanç olarak kabul edilen ihsan etme yolunda yürüdüğü zaman, kişi mantığın ötesi inanç gemisine girer girmez Sitra Ahra inanç kapısında durur ve devam edemez.

11) Rabaş, Makale 4, Çalışmada Su Seli Nedir? (1989)

Keduşa’nın zıttı, “kavganın suları” olarak adlandırılır, çünkü uzatmamaları gereken şeyleri kendilerine doğru uzatırlar, “kavganın suları” olarak adlandırılırlar ve içinde kirletilirler. Bu, Keduşa’nın tersi olan sol çizgiyi sağ çizginin üzerine yükselttiği anlamına gelir, yani Keduşa’nın tam tersi anlamına gelir.

Keduşa’nın yolunda, “yukarıdaki akıl” denilene direnen “mantık içinde” ye ihtiyacımız vardı. Sol çizgiyi kullanıp, meşgul olmanın gerekmesinin nedeni, sol çizgide yürümek ve onu dinlemek istemeleri değildir. Aksine, aklın ötesine geçmeye bir yer açmak nedeni ile kullanılmalı ve onunla meşgul olunmalıdır.

12) Rabaş, Makale 4, Çalışmada “Sabotajcı Selde Kaldı ve Öldürüldü,” Ne Demektir?

Baal HaSulam, sabotajcının ölüm cezasına çarptırılmasıyla selin onu öldürülmesi arasındaki farkın ne olduğunu sordu. Selin bedensel ıstıraba neden olduğunu, sabotajcının manevi ıstıraba neden olduğunu söyledi. Başka bir deyişle, bedensel ıstırabın içinde, kişinin maneviyatını öldüren bir sabotajcı vardır, yani bedenin eziyetleri, bu düşünceler maneviyatı sabote edip öldürene kadar ona yabancı düşünceler getirir.

Onun sözlerini yorumlamalıyız. Sel ve yağmura “ifşa” denir, yani gözümüzle görülebilen, bu sabotajcının insanları öldürdüğü anlamına gelir. Yani, kişinin düşündüğü şudur, eğer alma arzusu istediği şeye, yani inanca değil de bilgiye, sahip olsaydı, alma arzusunun gerektirdiği gibi, O’nun rehberliğiyle ilgili her şeyi anlayabilseydi, Yaradan’a gerektiği gibi hizmet ederdi. Ancak bu böyle değildir ve sonuç olarak, kişi için acı çekmek zor olduğu için, Hayatın Hayatından uzaklaşır ve Yaradan’ın ona sadece zevkler vermesini ister. Uzaklaşmasının nedeni budur.

13) Rabaş, Not 345, “Ve Tanrı Gördü”

Tufandan sonra insan, “sesine itaat etmem gereken Rab kimdir?” diyen Firavunun sorusundaki ve “Bu iş senin için nedir?” diyen günahkarın sorusundaki gibi hakikat yolunda yürümeyenlerin, “kötü su” denen, sel sularında öldüğünü gördü. O zaman kötü bir eğilim olduğunu görüyoruz. Ancak selde ölebileceğimizi görmeden önce hiç kötülük görmeyiz.

Bundan, Yaradan’ın söylediklerinin insana ait olduğunu, şimdi Yaradan’ın ona baktığını gördüğünü söylüyoruz. Dolayısıyla, hakikat yolunda yürümek isteyenler arasında buna “her canlıya vur” denilmez. Aksine, bu gerçeğin gösterilmiş olduğu kabul edilir. Böylece kişi bunun bir lanet olarak görülmediğini, tersine olduğunu anlar.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,288