e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi Materyalleri > SABAH DERSİ 2019 – Kişinin kendisini Çevresinin Üstüne Yükseltmesinin Koşulları

SABAH DERSİ 2019 – Kişinin kendisini Çevresinin Üstüne Yükseltmesinin Koşulları

1) Baal HaSulam, 225- Kendini Yükseltme

Kişi kendini çevresinin üzerine yükseltemez. Dolayısıyla, kişi çevresinden beslenmek zorundadır. Ve kişinin çok çaba göstermek ve Tora çalışmaktan başka çaresi yoktur. Bu nedenle kişi kendine iyi bir çevre seçerse, çevresine göre yönleneceği için, zamandan ve çabadan tasarruf eder.

2) Rav Kuk, Orot 3,6

Gerçekten hayatın ışığını edinmek isteyen İsrail insanı, tüm kalbi, tüm duyguları ve gücü ile kendisini, fiziksel ve manevi olarak İsrail topluluğunun içine yerleştirmek zorundadır.

3) Baal HaSulam, Özgürlük

Herkes “kendi kaynağına” sahip olmasına rağmen güçler sadece kişinin içinde bulunduğu ortamda açıkça ifşa olur. Bu tıpkı güçleri, toprak, yağmur ve güneş ışığı olan çevresi vasıtasıyla açığa çıkan toprağa atılmış buğdaya benziyor. Dolayısıyla, Kabalist Yosi Kisma seçtiği iyi çevreyi bırakıp manevi çalışmanın (Işığın) olmadığı zararlı bir çevreye düşerse sadece önceden sahip olduğu mefhumların tehlikeye atılmış olmakla kalmayacağını, kaynağında sahip olduğu ve henüz harekette ortaya çıkarmadığı tüm gizli güçlerin de saklı kalacağının doğru varsayımında bulundu. Bunun sebebi, bu güçlerin onları aktive edecek doğru çevreye maruz kalmayacakları olmasıdır. Ve yukarıda açıklığa kavuşturduğumuz gibi, kişinin kendi üzerindeki hâkimiyeti sadece çevre seçimi konusunda ölçülür ve bunun için ya ödül ya ceza alır.

4) Baal HaSulam, Özgürlük

Sürekli olarak daha iyi bir çevrede olmayı seçen övgü ve ödüle layıktır. Ancak burada da, kendi seçimi ile gelmeyen iyi düşünceler ve eylemlerden dolayı değil, kendisine bu iyi düşünce ve eylemleri getiren iyi çevreyi edinme çabasından dolayı. Kabalist Yehoşua Ben Perahya’nın söylediği gibi, “Kendine bir Kabalist edin ve bir dost satın al.”

5) Rabaş, Makale 13, Kurtuluşumun Kudretli Kayası

Kişinin içinde, kendisinden gelen bir arzu vardır. Diğer bir deyişle, tek başınayken, etrafında onu etkileyecek ya da arzu alacağı biri olmadığında, kişinin kendisine bir uyanış gelir ve Yaradan’ın hizmetkârı olmayı arzular. Fakat kendi arzusu muhtemelen onun için yeterince büyük değildir, onu geliştirmeye ihtiyacı vardır ki böylece manevi amacı edinmek için onunla çalışabilsin. Dolayısıyla, tıpkı fiziksellikte olduğu gibi, bu arzuyu dışarıdan kişiler aracılığıyla geliştirmek için bir yol vardır. Onlar, kişiyi onların görüşlerini ve ruh halini izlemeye zorlayacaktır. Bu ancak maneviyata ihtiyacı olduğunu gördüğü insanlarla bağ kurarak gerçekleşir. Bu insanların sahip olduğu arzu vasıtasıyla kişinin içinde maneviyat için büyük bir arzu doğar. Diğer bir deyişle, kendi içinde sahip olduğu arzuya ek olarak, onların onda doğurduğu arzuyu alır ve sonra amaca ulaşabileceği büyük arzuyu elde eder.

6) Rabaş, Makale 13, Kurtuluşumun Kudretli Kayası

Bu nedenle, dost sevgisi konusunda, gruptaki herkes, kendi arzusuna sahip olmanın yanı sıra, dostlardan arzu edinir. Bu, sadece dost sevgisi aracılığıyla elde edilebilen değerli bir kazançtır. Ancak, kişi kendisini incelemek, çalışmanın temelini incelemek için – çalışma ihsan etmek için mi yoksa almak için mi hiçbir arzusu olmayan dostlar arasında olmamak için büyük bir çaba göstermelidir ve onların, gerçeğin yoluna, ihsan etme yoluna ulaşmak için bir şeyler yapıp yapmadığını görmelidir. Sadece böyle bir grupta, dostlara ihsan etme arzusunu aşılamak mümkündür, yani kişi kendisinde eksik olan ihsan etme gücünü dostlardan alır ve nereye yürürse yürüsün, ona ihsan etme gücünü verebilecek insanların olduğu yeri arar. Bu nedenle kişi herkesin ihsan etme gücüne susamış olduğu bir gruba geldiği zaman, herkes bu gücü diğer herkesten alır. Bu, kişinin içinde sahip olduğu küçük güce ilave olarak dışarıdan aldığı güç olarak düşünülür.

7) Rabaş, Makale 727, En Önemlisi Çevredir

Hayatı seç.” En önemlisi çevredir. Kişi daima bir çevrenin içerisindedir ve muhakkak onların peşinden gider (onların etkisindedir). Bu nedenle, eğer kişi Abaye ve Rabbah’ın düşüncelerinin içine dalarsa, mutlaka onlardan etkilenir. Ve öğrenimi sırasında bir düşüncelerini başka bir yere giderse, yani dünyevi meselelerle ilgili bir şey düşünürse, kişi mutlaka derhal dünyevi bir çevreye yerleştirilir ve bu çevrenin zorunlu kıldığı arzulara özlem duymaya başlar. Benzer şekilde, Abaye ve Rabbah ilişkin olarak, eğer kişi onları tamamen zeki öğrenciler olarak görürse, yalnız öğrenmeye özlem duyabilir; ama eğer onları tamamen edinim sahibi diye görürse, yalnız edinim sahibi olmaya özlem duyacaktır.

8) Rabaş, Makale 1, Toplumun Amacı 2 (1984)

Büyük bir güç oluşturacak bir gruba ihtiyacımız var, böylece insanın yaratılma amacının gerçekleşmesini engelleyen ‘kötü eğilim’ olarak adlandırılan alma arzusunu iptal edebiliriz. Bu nedenle, grup, bu amacı başarmaları gerektiğine oy birliğiyle hemfikir olan bireylerden oluşmalıdır. O zaman, herkes herkese entegre olduğundan, her biri kendine karşı mücadele edebilecek tek bir büyük güç haline gelir. Bu nedenle, her biri amaca ulaşmak için büyük bir arzu oluşturur. Birbirine entegre olmak için, herkes kendini, diğerlerinin önünde iptal etmelidir. Bu, her birinin dostlarının hatalarını değil, erdemlerini görmesiyle başarılabilir. Fakat dostlarından biraz daha yüksek olduğunu düşünen kişi, artık onlarla birleşemez.

9) Rabaş, Makale 6, Dost Sevgisi 2 (1984)

Birkaç kişi, ihsan etmenin bağımsız olması için dışarıdan yardım almadan, kendini sevmeyi bırakma arzusu ile bir araya gelmelidir. Şimdi, eğer bu insanlar, her biri, gerçekte onu muhafaza edemeseler de en azından potansiyel olarak Yaradan sevgisine sahip oldukları için, birbirlerinin önünde kendileri iptal ederlerse, o zaman, her birinin gruba katılması ve onun önünde kendilerini iptal etmeleriyle, tek bir beden haline gelirler. Örneğin, eğer o bedende on kişi varsa, o zaman, tek bir kişinin sahip olduğundan on kat daha fazla güce sahip olur. Ancak, bir koşul vardır: Bir araya geldikleri zaman, her biri, kendini sevmeyi iptal etmek amacı için bir araya geldiğini düşünmelidir. Bu demektir ki şimdi kendi alma arzusunu nasıl tatmin edeceğini düşünmeyecek, fakat mümkün olduğunca sadece diğerlerini sevmeyi düşünecektir. “İhsan etme arzusu” olarak adlandırılan bu yeni niteliği edinme arzusu ve ihtiyacını elde etmenin tek yolu, budur.

10) Rabaş, Makale 17, Tora’nın Putperestlere Öğretilmesindeki Katı Yasağın Anlamı (1987)

Kişi opluma bağlı değilse, toplumun etkisini alması imkânsızdır yani kişi onları takdir etmez. Bunu yaptığı ölçüde, onlardan bu etkiyi herhangi bir çalışma olmadan sadece topluma bağlı kalmakla alabilir.

11) Rabaş, Makale 8, Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al -2 (1985)

Yaradan sevgisi seviyesini elde etmeyi isteyen insanlar grubuyla birleştikten, onlardan, ihsan etmek için çalışma gücünü almayı ve Yaradan sevgisini elde etmenin gerekliliğine dair, onların sözlerinden etkilenmeyi diledikten sonra, gruptaki her dostu, kendinden daha yüce kabul etmelidir. Toplumu, kendisinden daha yüce görmediği sürece, kişi, toplumdan etkilenemez ve toplumu kendinden büyük göremez.

12) Baal HaSulam, Şamati 99- O Günahkâr Veya Hak’tan Yana Olan Demedi

Eğer kişinin maneviyat için hiçbir arzusu ve tutkusu yoksa eğer maneviyat için arzusu olan insanların arasındaysa ve bu insanları seviyorsa, kendinde güçlükleri yenecek güç, istek ve arzular olmasa dahi, o da onlara hâkim olan gücü, onların arzularını ve heveslerini alır. Bu insanlara atfettiği yüceliğe ve önemliliğe göre yeni güçler alacaktır.

13) Rabaş, Makale 17, Toplantının Gündemi 2 (1986)

Kişi, kendi başına yukarıdan bir miktar aydınlanma elde etmeden önce, Yaradan ile herhangi bir şekilde iletişim kurmanın önemini ne olursa olsun arttırmak isteyen benzer düşüncelere sahip insanları aramalıdır. Ve birçok insan bunu desteklediği zaman, herkes dostundan yardım alabilir. Bilmeliyiz ki, “En az çoğunluk ikidir.” Bu demektir ki eğer iki dost birlikte oturur ve Yaradan’ın önemini nasıl artıracaklarını düşünürlerse, aşağıdan uyanış şeklinde Yaradan’ın yüceliğini artıracak güce zaten sahip olurlar. Ve bu eylem sayesinde, yukarıdan uyanış gelir ve onlar Yaradan’ın yüceliğine dair bir hisse sahip olmaya başlarlar. “Kral’ın ihtişamı insanların çokluğundadır,” bu yazılana göre kolektifin sayısı arttıkça, kolektifin gücü daha etkili olur. Diğer bir deyişle, Yaradan’ın önemine ve yüceliğine dair daha güçlü bir ortam oluştururlar. O anda, her birinin bedeni, kutsallık için yapmayı dilediği her şeyi yani Yaradan’a ihsan etmeyi, büyük bir kısmet olarak kabul ettiğini, Kral’a hizmet etmekle ödüllendirilmiş insanlar arasında olma ayrıcalığına sahip olduğunu hisseder. O anda, kişinin yaptığı her küçük şey, onu, şimdi Kral’a hizmet edecek bir şeylere sahip olmanın neşe ve zevkiyle doldurur.

14) Rabaş, Makale 21, Mantık Ötesine Dair (1986)

Kişinin ebeveynlerinden miras aldığı niteliklere ve toplumdan elde ettiği yeni niteliklere sahip olduğu ortaya çıkıyor. Ve bu ancak toplumla bağ kurarak ve dostlarının ondan daha iyi niteliklere sahip olduğunu gördüğünde, onlara karşı hissettiği kıskançlıkla gelir. Bu durum, sahip olmadığı ve kıskandığı iyi nitelikleri edinmesi için onu motive eder. Dolayısıyla, kişi topluma imrenerek ve onların kendisinden daha yüksek bir derecede olduklarını görerek benimsediği yeni nitelikler edinir. O anda bir topluma sahip olmadığı zamanlardan daha yüce olabilmesinin sebebi budur, zira toplum aracılığıyla yeni güçler edinmiştir.

15) Rabaş, Makale 21, Mantık Ötesine Dair (1986)

Atalarımızın şöyle söylemesinin anlamı budur, “Karşılıklı kıskançlık, ilmi yükseltir.” Diğer bir deyişle, dostlar toplumu hem düşüncede hem de eylemde yüksek bir seviyede gördüklerinde, her birinin, kendi bedeninin nitelikleri aracılığıyla, sahip olduğu seviyeden daha yüksek bir seviyeye yükselmek zorunda kalması doğaldır.

16) Rabaş, Makale 21, Mantık Ötesine Dair (1986)

Kişi dostlarının kendisinden daha yüksek bir seviyede olduğunu görürse, dostlarıyla karşılaştırıldığında kendisinin ne kadar aşağıda olduğunu mantık dahilinde görürse, tüm dostlarının derse gelme zamanına uyduğunu, dostlar arasında olan her şeye daha fazla ilgi gösterdiklerini, her şekilde herkese edebildikleri kadar yardım ettiklerini ve çalışmada hocalarından öğrendikleri her tavsiyeyi derhal hayata geçirdiklerini görürse, bu onu kesinlikle etkiler ve hem şafaktan önce uyanması, hem de uyanması gerektiğinde tembelliğinin üstesinden gelebilmesi için ona güç verir. Ayrıca ders sırasında beden derslerle daha ilgilidir, zira aksi taktirde dostlarının gerisinde kalır. Ayrıca Keduşa (kutsallık) ile ilgili her şeyi çok daha ciddiye almalıdır çünkü beden aşağıda olma durumuna tahammül edemez. Dahası, dostlarına baktığında, mantık dahilinde, hepsinin Yaradan için çalıştığını görür ve o zaman kendi bedeni de bu çalışmaya izin verir.

17) Rabaş, Makale 21, Mantık Ötesine Dair (1986)

Bedenin kişiyi ihsan etmek için yönlendirmek istemesinin sebebi, daha önce belirttiğimiz gibi, aşağıda olmaya tahammülsüz olmasıdır. Gururdan dolayı kişi dostunun ondan daha yüce olduğu bir durumu kabullenmeye isteksizdir. Bu nedenle, dostlarının ondan daha yüksek seviyede olduğunu gördüğünde, bu onun her koşulda yükselmesine sebep olur.

18) Maor VaŞemeş, Paraşat Yitro

Kişi dostunun kendisinden daha çok Yaradan’a hizmet ettiğini gözünde canlandırmalıdır. ‘Yazarlar,’ ‘kıskançlık bilgeliği arttırır,’ derler. Böylece Yaradan çalışmasında, kişi büyür gücü artar. ‘Her biri dostunun gölgeliğinde yanar,’ sözünün anlamı budur, ‘aşırı istek’ sözünden gelir. Dostunun gölgeliğinin kendisininkinden daha büyük olduğunu gördüğünde, içinde bir ateş yanar ve ruhu Yaradan çalışmasına doğru ateş alır böylece daha çok Tanrısallık edinir.

19) Rabbi Kalonymus Kalman Epstein, Maor VaShemesh, “Şarkıların Şarkısının Sedası”

Yaradan çalışmasının kalbi ve kökü dost sevgisidir. Bu yolla, kişi gerçek Yaradan çalışmasına ulaşabilir. Dostlarının Tora ve dua içinde Yaradan’a hizmet etme peşinde koşup, özlem duyduğunu gördüğü zaman, bu kişinin kalbini heyecanla doldurur; dostlarının tüm eylemleri, gözüne kendi eylemlerinden daha yüce görünür.

20) Maor VaŞemeş – Paraşat Ki Tetze

Her şeyin üzerinde bulunduğu esas konu ve tövbe etmeye ulaşmanın doğru yolu, sadece Dost Sevgisi, dostların bağ kurması ve neslin erdemlileri ile yakın ilişki kurmak vasıtasıyla bulunur. Bu sayede kişi nihai iptale ulaşır çünkü dostlarının büyüklüğünü ve yüreklerinde yanan büyük yangını ve Efendi’nin çalışması ile meşgul olma gayretlerini görür ve bu şekilde onlar gibi olmayı öğrenir.

21) Rabaş, Makale 2, Dost Sevgisine Dair (1984)

Kişinin kalbindeki sevgiyi, dostlarına karşı ifşa etmesi gerektiğini de söyleyebiliriz, zira bu sevgiyi ifşa etmekle, dostlarına karşı, dostlarının kalplerini uyandırır, böylece onlar da her birinin dost sevgisini uyguladıklarını hissederler. Bunun faydası, kişinin bu şekilde, dost sevgisini daha güçlü uygulama gücü kazanmasıdır, zira her birinin sevgisinin gücü, birbirlerine entegre edilmiştir. Bu demektir ki, eğer grup on üyeden oluşuyorsa, kişi dost sevgisini uygulama gücünün bir ölçüsüne sahip olduğu noktada, dost sevgisine bağlanmanın gerekliliğini anlayan on güçle entegre olur. Ancak, eğer her biri, dost sevgisini uyguladığını gruba göstermezse, o zaman kişi, grubun gücünden yoksun kalır. Bu böyledir çünkü kişinin dostunu olumlu bir şekilde yargılaması çok zordur. Herkes erdemli olduğunu ve sadece kendisinin dost sevgisine bağlandığını düşünür. Bu durumda, dost sevgisini uygulamak için kişinin çok az bir gücü vardır.

22) Rabaş, Makale 2, Dost Sevgisine Dair (1984)

Grubun, diğerlerini sevme temeli üzerine kurulduğunu hatırlamalıyız, böylece her üye, gruptan başkalarını sevme ve kendinden nefret etme koşulunu alır. Ve dostun kendisini iptal etmek ve başkalarını sevmek için gayret ettiğini görmek, herkesin, dostlarının niyetlerine entegre olmasına neden olur. Dolayısıyla, eğer grup on üyeden oluşuyorsa örneğin, her biri kendini iptal etmeyi, kendinden nefret etmeyi ve başkalarını sevmeyi uygulamak için on güce sahip olacaktır.

23) Rabaş, Makale 4, Her biri Dostuna Yardım Etti (1984)

Dostunun düşüşte olduğunu görüp, ona yardım edebilecek olan bir kişidir. Şöyle yazılmıştır: “Kişi kendini hapisten kurtaramaz.” Aksine, kişinin ruh halini yükseltecek olan, dostudur. Bu demektir ki kişiyi, bulunduğu durumdan, canlılık durumuna dostu yükseltir. Sonra, kişi, sanki şimdi amacı ona yaklaşmış gibi, tekrar yaşama ve zenginliğe dair güven ve güç kazanmaya başlar.

24) Rabaş, Makale 30, Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır (1988)

Herkes gruba yaşam ruhu ve umut verip, enerji aşılamalıdır. Dolayısıyla, her bir dost, kendine şunu söyleyebilmelidir; “Şimdi çalışmada, temiz bir sayfa açıyorum.” Diğer bir deyişle, gruba gelmeden önce, Yaradan çalışmasının gelişiminde hayal kırıklığına uğramıştı, fakat şimdi, grup onu, yaşam ve umutla doldurdu. Bu nedenle, grup vasıtasıyla üstesinden gelme gücü ve güveni kazanır çünkü artık bütünlüğü elde edeceğini hisseder. Fethedilemeyecek kadar yüksek bir dağla karşı karşıya olduğu ve bunun, gerçekten de ürkütücü bir engel olduğuna dair tüm düşüncelerinin, artık önemli olmadığını görür. Tüm bunu, grubun gücünden almıştır çünkü her biri, gruba cesaret ve yeni bir atmosfer ruhu aşılamaya çalışmıştır.

25) Rabaş, 24. Mektup

Bu, Yaradan’ın sevgisinin farkındalığını bu yolla korumak zorunda olduğunuzun, tüm gün ve gece, gün veya gece aşamasını hissettiğinizde, daima tetikte olmanız gerektiğinin size yukarıdan bildirilmesinin sebebidir. Yaradan’a şöyle deriz, “Seninkiler hem gün, hem gece.” Bu nedenle, gece de, gecenin karanlığı da insanın iyiliği için Yaradan’dan gelir, şöyle yazdığı gibi: “Günden güne konuşmayı ifade eder ve geceden geceye bilgiyi tanımlar” Öyle anlaşılıyor ki, alevler kendi kendine yükselene kadar dostların kalplerini uyandırmalısınız, atalarımızın bununla ilgili şöyle söylediği gibi, “Mumları yaktığın zaman.” Bununla Yaradan’ın sevgisinin farkındalığı ile ödüllendirilmiş olursunuz.

26) Rabaş, Makale 124, Bana Hizmet Etmek

Tüm dünya bana hizmet etmek için yaratıldı.” Baal HaSulam’ın yorumuna göre, bu şöyledir: Eğer kişi dostunda gördüğü hatanın gerçekte kendi hatası olduğuna inanırsa ıslah edecek bir şeyi olur. Böylece tüm dünya ona hatalarını göstererek hizmet eder ve kişi böylece neyi düzeltmesi gerektiğini aramak zorunda kalmaz aksine ona kendi hatalarını göstermekle onlar kişiye büyük bir iyilik yapmış olurlar.

27) Rabaş, Makale 17, Dostların Önemine Dair (1984)

Eğer kişi dost sevgisine sahipse, sevginin kuralı dostunun hatalarını değil, erdemlerini görmeyi istemektir. Dolayısıyla, eğer kişi dostunda bazı hatalar görürse, bu dostunun hatalı olduğundan değildir. Ancak gören hatalıdır; yani onun dost sevgisi kusurlu olduğu için, dostunda hatalar görmektedir. Dolayısıyla, şimdi dostunun ıslahı ile ilgilenmemelidir. Aksine, kendisinin ıslaha ihtiyacı vardır. Yukarıda bahsedilenlerden çıkan sonuç şudur ki, kişi dostunda gördüğü hataların düzeltilmesiyle ilgilenmemeli, kendisinin dost sevgisinde yarattığı kusuru düzeltmelidir. Ve kendisini düzelttiği zaman, dostunun hatalarını değil, sadece erdemlerini görecektir.

28) Rabaş, Makale 30, Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır (1988)

Başkalarını sevmeye dayanan dost sevgisi ki bununla Yaradan sevgisi edinilir, normalinde dost sevgisi olarak bilinen şeyin, tam zıttıdır. Diğer bir deyişle, dost sevgisi, dostlarım beni sevecek demek, değildir. Aksine, dostlarımı sevmek zorunda olan benim, demektir. Bu sebeple, dostun onu kötülemesi ve ondan kesinlikle nefret etmesi önemli değildir. Onun yerine, başkalarını sevmeyi başarmak isteyen kişinin, bir diğerini sevmenin ıslahına ihtiyacı vardır. Dolayısıyla, kişi, çaba sarf edip dostunu erdemine göre yargıladığında, kişinin gösterdiği çaba “aşağıdan uyandırılma” denilen, Segula’dır (çare/güç/erdemlilik), bununla kişiye, istisnasız tüm dostları sevebilmesi için, yukarıdan güç verilir. Buna, “Kendine bir dost satın al,” denir.

30) Baal HaSulam – Sürüyü Toplama Vakti Değil

Kişi halktan kendisini soyutlamamalıdır ve Yaratan’a memnuniyeti getirmek için dahi kendisi için talepte bulunmamalıdır ama yalnızca bütün halk için bunu yapmalıdır, bu halkın duasının gizemidir. Kişi halktan ayrılır ve özellikle kendi kişisel ruhu için talepte bulunursa, inşa edemez. Aksine, kendi ruhunun üzerinde bir hasara sebep olur, yazılmış olduğu üzere, ”Gururlu Olanların Hepsi”, nitekim halktan uzaklaşmak ancak bir gurur kisvesi içindeyken olur. Ona yazıklar olsun, çünkü kendi ruhu üzerinde hasara sebep oluyor. Çalışma esnasında, kişi yalnız başına dua ettiğinde dahi, arzusu dışında halktan ayrılır ve ruhuna zarar verir ve İsrail Topluluğu içerisinde bireysel talepler sayesinde herhangi bir birey için uyanış hiç gerçekleşmemiştir. Çünkü onlar kendilerini ayrı hissetmemişlerdir ve ayrılmayarak bu Mısır’dan çıkma arzusuna ilişkin güçleri onlar için müthiş bir destek olmuştur. Bu nedenle, her birinin kendine has gücünü toparlayarak bir İsrail bütününe yönelerek, dualarda Yaradan’a her bir yakarışta ve çalışmada kişi kendisini İsrail bütününün köküne dâhil etmelidir.

31) Baal Hasulam, Şamati 36- İnsandaki Üç Beden

İnsan sadece içsel bedenini düşünmeli, çünkü bu Keduşa’nın ruhunu saran kıyafettir. Bu şu demektir, insan her zaman bedeninin ötesini düşünmelidir, demektir ki kendisi için değil ama başkasının iyiliği için yani kendi derisinin dışında olan için. Buna “kişinin derisinin dışı,” denir. … Kişi kendisini derisinin ötesinde düşünmeye zorlarsa “derim vücudumdan sıyrılırsa, Yaratan’ı görürüm” koşulu ile ödüllenir. Bu Şehina’dır ve kişinin derisinin dışında durur. “Sıyrılma,” “derimin dışında,” koşulu ile ödüllenmektir. O zaman kişi, “etimde Tanrı’yı göreceğim,” koşulu ile ödüllenir. Bunu anlamı şudur; Keduşa gelir ve içsel bedende kıyafetlenir, özellikle de kişi derisinin dışında, yani kıyafetsiz (çıplak) çalışmaya razı olduğunda.

32) Rabaş, Makale 217, Uzağa Kaç Sevgilim

Form eşitliği olmadan hiçbir şey alamayız, her zaman eşitlik koşulu olmalıdır. Böylece, kendi için alma koşulu içinde çalışarak kişi kendine merhameti uyandırdığı ve daha çok dua eklediği zaman, form eşitliğinde bir kap hazırlamak için, bu yeterli olmaz, aksine alma kıvılcımları onun içini sarar. Buna göre kişi aksi istikamete hareket etmektedir, yani kişi ihsan etme kabını hazırlarken alma kabını hazırlamaktadır. Ve “O’nun niteliklerine tutun” yani tam olarak, “O merhametlidir, sen de merhametli ol.” Böylece kişi kolektif için dua etiği zaman, bu duası ile, dua edebildiği ölçüde ihsan etme koşulunda çalışıyordur, bu derecede kabını dokumaktadır, ki orada, “merhametli” denen ihsan etmenin ışığı ifşa olur. Ve merhamet ışığını edinerek kişi daha sonra “merhametli” olma koşulunu ifşa edebilir.

33) Noam Elimeleh – Likutey Şoşana

Kişi her zaman dostu için dua etmelidir çünkü (dua) kendisi için bunu yapması çok etkili olmaz, nitekim ”kişi kendi başına hapisten kendisini kurtaramaz”, fakat dostu için bu yardım çabucak gelir. Ve böylece, her biri dostu için dua etmeli, bu şekilde biri diğerine yardım ettiği zaman, her ikisine de yardım edilir.

34) Rabi Menahem, Barış Sevgisi

”Dostu için dua eden kişi ilk olarak karşılığını alır” Yorum: Dostu için dua eden biri, ihsan etmeye ilişkin bir geçiş hattı haline dönüşür, dostuna ihsan eder ve onun içerisinden bolluk akar ve bu sebepten dolayı o ilk olarak karşılığını alır. Bu şu söylemin anlamıdır, ”Kutsayan kişi kutsanır”, nitekim ”kutsayan” ihsan ederek geçiş hattı haline gelir ve dolayısıyla kutsanır.

35) Rabaş, Makale 106, Şehina’nin (Kutsallığın) Yıkımı

Kişi Yaradan’dan onu kendi yakınına çekmesini istememelidir, çünkü bu kişi tarafından kendini beğenmişlik (Hutzpa) olur, o neden başkalarından farklıdır ki? Ama kişi kolektif için dua ederse, ki bu İsrail topluluğu diye adlandırılan Malhut’tur, ruhların hepsi ve tozun içindeki Şehina’dır ve kişi onun yükselmesi için dua eder, yani Yaradan onun karanlığını aydınlatsın ve tüm İsrail bir sonraki kademeye yükselsin diye dua eder, kolektife dahil olmuş olarak bu duayı eden de dahil olarak.

36) Breslov’lu Rabi Nahman, Likutey Halahot, Sinagogun Kuralları, 1

Ruhların ilerlemelerinin koşulu, tüm ruhların bir olarak birleşmesidir, zira bu Kutsallığa yükselmenin yolu budur, çünkü Kutsallık birdir. Bu nedenle ruhun koşulu olan dua tamamen ruhlar arasındaki birliğe dayanır. Bu nedenle de kişi önce “dostunu kendin gibi sev” koşulunu edinmelidir, çünkü onun için, barış koşuluna erişmeden yani İsrail’in tüm ruhları ile bağ kurmadan önce dua etmesi mümkün değildir. Bu nedenle duaların çoğu tek başına değil toplu olarak edilir, hiç kimse kendini ayrı koylasın diye, çünkü bu Kutsallığa karşıt olur. Kutsal bir topluluğun içinde bir olmak için birleşmeliyiz. Toplu duanın temeli budur.

37) Likutey Halahot, Hoşen Mişpat, Halahot Arev 5

Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek yalnız Arvut yoluyla mümkün olur, bunun dışında mümkün değildir. Arvut’da herkes dostundan sorumlu olur ki bu Tora’yı yerine getirmenin özüdür, arzulan şey birlik yoluyla olur. Bu nedenle Tora ve Mitzot’u üstelenmek isteyen kişi kendisini İsrail topluluğuna, büyük bir birlik içinde, dâhil etmelidir. Bu nedenle, Tora’nın edinilmesi sırasında onlar kesinlikle birbirlerinden sorumludurlar, zira kişi Tora’yı edinmek ister istemez, kendisini, arzusunu onlarla birleştirmek amacıyla diğerlerine tek ve bir olarak dâhil etmelidir. Ve kesinlikle her biri dostundan sorumludur, zira hepsi bir olduklarında önemlidirler. Ve tam da her biri dostundan sorumlu olduğu için ki birlik olurlar, bu yolla Tora’yı yerine getirebilirler, bu olmaksızın Tora’yı korumak mümkün değildir. Zira böylece sevgi ve birlik arzusu bakımından, her biri dostundan memnun kalır ve aralarında form eşitsizliği yoktur. Onunla yukarının arzusuyla birleşecekleri, tek bir arzuya dâhil olurlar, birliğin amacı budur.

38) Baal HaSulam, Matan Tora (Maneviyatın Edinimi), Madde 16

Eğer, altı yüz bin adam kendi ihtiyaçları için uğraşmayı bırakır ve dostlarının hiçbir eksiği olmaması dışında bir şeye endişelenmezse, dahası bunu büyük bir sevgi, tüm kalp ve ruhları ile yaparlarsa, yani “Dostunu kendin gibi sev” sevabının gerçek anlamıyla, o zaman hiç şüphesiz o ulusun hiçbir üyesi kendi iyiliğini düşünmek zorunda kalmayacaktır. Bundan dolayı, kendisinin hayatta kalmasını güvence altına almaktan tamamen özgürleşmiş olur ve kolaylıkla Madde 3 ve 4’de verilen koşulları sağlayarak “Dostunu kendin gibi sev” sevabını yerine getirebilir. Sonuçta yanında altı yüz bin kişi hiçbir ihtiyacının eksik kalmaması için yanında yer alırken kişi neden kendi varlığını sürdürebilmek üzerine endişelensin ki. Dolayısıyla, ulusun tüm üyeleri hemfikir olur olmaz Işık ve manevi ilim onlara anında verildi, çünkü artık onu yerine getirebilirlerdi.

39) Efraim Kampı Üzerindeki Sancak, Paraşat VaEthanan

Yaradan Bir’dir, İsrail birdir” şöyle yazıldığı gibi, “Sana benzeyen İsrail, tek Ulus,” dolayısıyla onlar Yaradan’a bağlıdır, çünkü birinin bir diğerine bağlanması hoştur, peki bu ne zaman olacak? İsrail bir araya gelip mükemmel bir bağla birleştiğinde onlar bir olarak kabul edilir ve Bir olan Yaradan, onların arasında olur. Fakat kalpleri bölündüğünde ve birbirlerinden ayrıldıklarında bir olarak bağlanamazlar ve Yaradan aralarında olmaz, daha ziyade yabancı bir tanrı onlara hükmeder… Bu “ve siz bağlısınız,” sözünün anlamıdır, yani birbirinize bağlandığınızda, birbirinize tutunduğunuzda ve bir olduğunuzda “siz hepiniz yaşayansınız,” olur. Bu nedenle birbirine tutunmak ne iyi ve hoştur ve Yaradan onların ortasında Bir olarak dolaşır.

40) Baal HaSulam, 600 000 Ruh

Dünyada gerçekten tek bir ruh vardır. Şöyle yazdığı gibi; “ve yaşam nefesini burun deliklerine üfledi (Yaratılış 2:7).” Bu aynı ruh tüm İsrail oğullarında mevcuttur, tıpkı Adam HaRishon’da olduğu gibi; her birinde tam ve tamamdır. Kesilip bölünemez, bu dünyevi şeylere ait bir özelliktir. Ancak, 600.000 ruh ve ruh kıvılcımı dediğimizde bu sanki her insan bedeninin gücüyle bölünmüş gibidir. Diğer bir deyişle önce beden bölünür ve ruhun parlaklığını tamamen inkâr eder, sonra Tora ve Mitzvot gücüyle beden arınır ve arınma ölçüsüne göre ortak ruh onda parlamaya başlar. Bu sebeple dünyasal bedende iki anlayış vardır: İlk anlayışta kişi ruhunu tekil bir organ olarak hisseder ve bunun tüm İsrail olduğunu anlamaz. Bu gerçek bir kusurdur; bundan dolayı da yukarıda söz edilene neden olur. İkinci anlayışta İsrail ruhunun gerçek ışığı insana tüm aydınlatma gücüyle değil, yalnızca kişinin kendini kolektife döndürüp, ruhunu arındırdığı ölçüde kısmi olarak parlar. Bedenin tam ıslahının işareti, kişi ruhunun İsrail’in bütününde, onların her birinde var olduğunu hissetmesidir, böylece kendisini birey olarak hissetmez, kişi diğerlerine bağımlıdır. O zaman tamdır, kusursuzdur ve ruhu tam gücüyle üzerinde parlar, tıpkı Adam HaRishon’da olduğu gibi.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,280