e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi Materyalleri > Sabah Dersi 2020 – Dünyayı Son Nesle Bağlamak

Sabah Dersi 2020 – Dünyayı Son Nesle Bağlamak

1) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Tefsirimin ana konusu tüm yaratılanlara bahşedilmiş, form olarak Yaradan’a zıt alma arzusudur. Bu yüzden maneviyattaki form eşitsizliği maddesellikte bedenden kesilip çıkarılan bir organ gibi olduğundan, ruh bedenden ayrılmıştır. Dolayısıyla açıktır ki, Yaradan’ın bizden istediği yaratılmadan önceki gibi O’na bir kez daha tutunmamızdır. 

Atalarımız şöyle der: “O’nun niteliklerine tutun; o merhametlidir.” Bu, alma arzusundaki niteliklerimizi değiştirip, kendimizi sadece ihsan olan Yaradan niteliklerine adapte etmemiz demektir, böylece tüm eylemlerimiz insanlara ihsan etmeye yönelir.

Böylece form eşitliğine, O’na tutunma amacına geliriz. İnsanın kendisi için yapmaya mecbur kaldığı yani kendisi ve ailesinin devamlılığı için yapması gerekenler, form eşitsizliği olarak kabul edilmez çünkü “Gereklilik ne kınanır ne de övülür.” Bu Mesih’in günlerinde bütünüyle ortaya çıkacak olan büyük ifşadır. Bu öğreti alındığında tam bir ifşa ile ödüllendirileceğiz.

2) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Gerçek şu ki içimizdeki tüm bu düzensizliğin kökü her birimizin içinde daha az ya da daha çok var olan bireysellik niteliğinden başka bir şey değildir.

Bireyselliğin yüce bir nedenden geldiğini, bu niteliğin bize doğrudan dünyada tek ve tüm yaratılışın Kökü olan Yaradan’dan geldiğini açıklığa kavuşturmamıza rağmen; yine de dar egoizmimizin içine oturan bu bireysellik hissiyatı yıkım ve yok oluşu etkiler, ta ki geçmişte ve gelecekte dünyadaki tüm yıkımların kaynağı olana dek…

Gerçekten de dünyada bu bireysellik hissiyatından özgür tek bir kişi yoktur ve tüm farklılıklar sadece bunun kullanım şeklindedir -kalbin arzuları için, yönetmek için, ya da saygı için- ve insanları birbirinden ayıran şey de budur.

Ancak dünyadaki tüm insanların eşit tarafı, her birimizin kendi kişisel menfaatlerimiz için mümkün olan her yol ile tüm insanları istismar etmeye ve kötüye kullanmaya hazır olduğumuzdur; üstelik kişinin kendisini dostunun yıkımı üzerine inşa ettiğini hiç dikkate almadan.

3) Baal HaSulam, Ulus

Egoizm” deyimiyle, gerçek egoizmden değil, “sınırlı egoizmden” bahsediyorum. Bu demektir ki gerçek egoizm kişinin kendi yararına çalışması ve varlığının bireysel gücü olan kendini-sevmesinden başka bir şey değildir. Bu bağlamda özgecil güce hizmet etmese de ona karşı çıkmaz.

Bununla birlikte, egoizm doğası gereği, onu kullanmanın çok sınırlı olmasını sağlar, çünkü az ya da çok kendi hayatını kolaylaştırmak için, başkalarını sömürmeye ve nefret dolu bir hayat geçirmeye iter.

Bu soyut bir nefret değildir daha ziyade kişide görülen, kendi faydası için, dostunu suistimâl etme, derecelerine göre karanlığın gittikçe büyüdüğü, aldatmak, çalmak, soymak ve öldürmek gibi  eylemlerdir. Buna “sınırlı egoizm” denir ve bu bağlamda, başkalarını sevmeye tamamen zıttır. Toplumu mahveden negatif  güç, budur.

Bunun tersi, özgecil güçtür.

4) Baal HaSulam, Dinin Özü ve Amacı

Ancak bu kötülük tüm ruhlar arasında eşit dağıtılmamıştır, değişen ölçülerde verilmiştir. Kaba ve gelişmemiş insan, egoizmi kötü bir nitelik olarak değerlendirmez ve bunu utanç ve sınırlama olmaksızın açıkça kullanır. Gün ışığında nerede mümkün görse çalar ve öldürür. Biraz daha gelişmiş olanlar egoizmlerini bir ölçüye kadar kötü hissederler ve en azından halk arasında açıkça kullanmaktan, çalmaktan ve öldürmekten utanırlar. Ancak, gizlilik içinde yine de suçlarını işlerler.

Daha da gelişmiş olanlar egoizmin gerçekten de iğrenç olduğunu hissederler, ta ki içlerinde tahammül edemeyene ve keşfedebildikleri kadarıyla onu tümüyle reddedene dek, ta ki başkalarının kendisine hizmetinden haz alamayana ve almak istemeyene dek. Sonrasında onların içinde “özgecilik” denilen, başkaları için kıvılcımlar ortaya çıkmaya başlar ki bu, iyiliğin genel niteliğidir.

Bu da zaman içinde gelişir. Önce, kişinin ailesini ve yakınlarını sevme ve onlara ihsan etme arzusu gelişir, şöyle yazıldığı gibi, “kendini kendi kanından saklayamazsın.” Daha da geliştikçe kişinin ihsan etme niteliği onun şehri veya ulusu olan çevresindeki tüm insanlara yayılır. Kişi bu şekilde kendisine ekler ta ki tüm insanlığa karşı sevgiyi geliştirene dek.

5) Baal HaSulam, Barış

İnsanlığın şartlarındaki kötü davranışlar tam olarak da iyi koşulların ortaya çıkmasını sağlayanlardır. Ve her bir iyi koşul kendisinden önce gelen kötü koşulun meyvesinden başka bir şey değildir. Aslında, bu iyi ve kötü değerler koşulun kendisinin değeriyle ilgili değillerdir, sadece genel amaca hizmet ederler: İnsanlığı amaca yakınlaştıran her koşul iyi, uzaklaştıran her koşul da kötü olarak değerlendirilir.

Gelişim yasası” sadece bu standarda göre inşa edilmiştir – bir koşulda görülen bozukluk ve kötülük iyi koşulun ortaya çıkmasının nedeni olarak değerlendirilir, öyle ki her koşul halkın artık tahammül edemeyeceği dereceye gelene dek içindeki kötülüğü büyütecek kadar sürer. O noktada, halk o koşula karşı birleşmeli, onu yok etmeli ve o neslin ıslahı için daha iyi bir koşulda organize olmalıdır.

6) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Tüm realiteye yayılmış olan gelişim yasasının yukarıdaki cennetin yönetiminin gücü vasıtasıyla, yani dünyada yaşayan insanların iznini sormadan, tüm kötülüğün iyi ve faydalı eylemlere geri döndürüleceği garanti edilmiştir. Bununla beraber; Yaradan insanın eline bilgi ve yetkiyi bıraktı ve insanın, yukarıda bahsedilen gelişim yasasını kendi otorite ve yönetimi altında kabul etmesine izin verdi. İnsana, gelişim sürecini arzuladığı gibi, özgürce ve zaman sınırlarından tümüyle bağımsız olarak hızlandırma yeteneği sundu.

Buradan, yukarıda bahsedilen gelişim sürecinin işleyişinde hareket eden iki otorite olduğu sonucu çıkıyor: Biri, zararlı ve kötü olan her şeyi iyi ve faydalı hale çeviren cennetin otoritesidir ki bu ancak bu zaman içinde, kendi yolunda bocalayarak ve uzun süre sonunda olacak. Bir de dünyanın otoritesi vardır. “Evrimleşen nesne” yaşayan bir varlık olduğunda, “gelişim baskısı” altındayken yolunu acımasızca oyan, korkunç ıstıraplardan geçer.

Bununla beraber, “dünyanın otoritesi”, yukarıda bahsedilen gelişim yasasını kendi yönetimleri altına almış olan ve kendilerini zamanın zincirlerinden tümüyle özgür bırakabilen ve zamanı, olgunluğun tamamlanmasını ve gelişimin sonu olan, nesnenin ıslahını hızlandırabilen insanlardan oluşmaktadır.

7) Baal HaSulam, Zohar Kitabı’na Giriş, 19

Tüm bu ızdırap, sadece yok olup gömülmek için yaratılan bedenimizin Klipa’sı tarafından hissedilir. Bu; bize kendi için almak arzusunun ihsan etme arzusuna çevrilmesi için sadece kökünden sökülüp atılmak, dünyada yok edilmek için yaratıldığını öğretiyor. Yaşadığımız acılar, onun (kendi için alma arzusunun) hiçliğinin ve içindeki zararın keşiflerinden başka bir şey değildir. Gerçekten de tüm insanlar kendileri için alma arzularını kökünden söküp atarak yok etmeye karar verseler ve dostlarına ihsan etmekten başka bir arzuları olmasa dünyadaki tüm endişelerin ve tehlikelerin varlığı sona erer. Hepimiz için bütün ve sağlıklı bir yaşam garanti olur; çünkü her birimiz bizi düşünen ve ihtiyaçlarımızı karşılamaya hazır tüm bir dünyaya sahip oluruz.

Her birimiz sadece kendimiz için alma arzusuna sahip olmakla beraber kaçamadığımız tüm endişelerin, ıstırabın, savaşların ve katliamların kaynağı budur. Tüm bunlar; bedenlerimizi her türlü yaralar ve kötülüklerle zayıflatır ve görürsünüz ki dünyadaki tüm acılar bedenin Klipa’sındaki kötülüğü hükümsüz kılmayı desteklemek ve ihsan etmenin tam formunu kazanmak için gözlerimiz önüne serilen alametlerden başka bir şey değildir. Söylediğimiz gibi, ızdırap yolu bizi arzulanan forma getirebilir. İnsan ve insan arasındaki iyiliğin, insan ve Yaradan arasındaki iyilikten önce geldiğini aklınızda tutun; çünkü kişinin dostuna ihsan etmesi onu Yaradan’ına ihsan etmeye getirir.

8) Baal HaSulam, Barış

Bizim için en iyisi yarı yolda buluşup Kabalistlerin dediğini kabul etmek yani, HaTeva (doğa) kelimesi İbranice’de Elokim (Yaradan) kelimesiyle aynı sayısal değere sahiptir – seksen altı. Daha sonra, Yaradan’ın yasalarına “doğanın Kanunları (emirler/sevaplar/ ıslahlar)” diyebileceğim ve tersini de, çünkü onlar bir ve aynılar ve bunu daha fazla tartışmaya gerek yok.

9) Baal HaSulam, Barış

Doğa bizi tıpkı usta bir hâkim gibi gelişimimize göre cezalandırır. Zira, insanoğlunun geliştiği seviyeye göre, yaşamımızı ve varlığımızı saran acı ve ızdırap da çoğalıyor.

Böylece, O’nun İlahi Takdir’inin bize emrettiği başkalarına tüm gücümüzle ve bütün kesinliğiyle ihsan etme sevabının bilimsel ve gözleme dayalı bir temeline sahipsiniz, şöyle ki içimizden, toplumun hiçbir üyesi yine toplumun mutluluğu ve başarısını güvenceye alacak miktardan daha az çalışmayacaktır. Ve bunu bütünüyle yerine getiremeyecek kadar başıboş kalırsak doğa bizi cezalandırmaktan vazgeçmeyecek ve intikamını alacaktır.

Ve bugün çektiğimiz darbelerin dışında ayrıca, gelecek için çekilen kılıcı da dikkate almalıyız. Doğru sonucu çıkarmak gerekiyor – doğa bizi sonunda yener ve hepimizi onun kanunlarını tam anlamıyla izlemek adına ellerimizi birleştirmek zorunda bırakır.

10) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Daha önce söylediğim gibi, bütünlüğü keşfetmenin iki yolu vardır: Tora ve ıstırap yolu.

Yaradan insanlığa atom ve hidrojen bombasını icat edecek teknolojiyi verdi. Eğer insanlar için onların dünyaya getirdikleri yıkım yeterli gelmediyse, o zaman üçüncü hatta dördüncü dünya savaşını bekleyebilirler. Bombalar yerini bulduktan, tüm bu savaşlardan sonra insanların hem birey hem ulus olarak devamlılıkları için gerekli olandan fazlası için değil, diğerlerinin iyiliği için çalışmaktan başka bir şansları kalmayacak. Eğer tüm uluslar buna hemfikir olursa, savaşlar ve insanların başkalarının iyiliğinden başka bir endişesi olmaz.

11) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Birey ile kolektif arasındaki, birey ile maddi ve manevi anlamda içinde var olduğu ve onu besleyen kolektif arasındaki oransal değeri derinlemesine bilmemiz lazım.

Realite; bir başına kalmış bir bireyin, çevresinde ona hizmet edecek ve ihtiyaçlarını sağlamaya yardımcı olacak yeterli sayıda insan olmadan var olma hakkı olmadığını bize gösteriyor. Dolayısıyla, kişi öncelikle sosyal bir hayat sürmek için doğmuştur. Toplumdaki her birey bir makineye yerleştirilmiş birkaç başka çarka bağlı bir çark gibidir. Bu tek çarkın, kendisi dışında hareket etme özgürlüğü yoktur; ancak makineye, genel görevini gerçekleştirmesinde yeterlilik kazandırmak için belli bir yönde ve diğer çarkların ile harekete devam eder.

Eğer çarkta bir kırılma olursa kırılma; çarkın kendisine değil, hizmeti ve makinenin tümüne ilişkin rolüne göre değerlendirilir.

12) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Belli bir kolektifin iyiliği ile tüm dünyanın iyiliğini karıştırırsam şaşırmayın; çünkü gerçekten de öyle bir dereceye geldik ki tüm dünya tek kolektif ve bir toplum kabul edilmektedir. Yani, dünyadaki her birey yaşamının özünü ve geçimini dünyadaki tüm insanlardan sağladığından; tüm dünyaya hizmet etmeye ve tüm dünyanın iyiliğini düşünmeye mecbur edilir.

13) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Bütünü içinde her bir kişinin faydası; kendi iyiliğine göre değil, kişinin topluma hizmetine göre değerlendirilir. Bunun tersi de doğrudur; bizler her bireyin toplumun genelini uğrattığı zarara göre kötü niteliğin ölçeriz, kişinin bireysel değerine göre değil.

Tüm bunlar; içlerindeki hakikat ve iyilik açısından apaçık ortadadır. Bunun nedeni; kolektifte bulunan şeyin, sadece bireyde bulunan şey olmasıdır. Kolektifin yararına olan, her bireyin yararına olandır: Kolektife zarar veren kimse, bu zarardan payını alır ve kolektife faydası olan kimse, bu faydadan payını alır. Zira bireyler bütünün parçasıdır ve bütünün değeri hiçbir şekilde bireylerin toplamından başka bir şey değildir.

14) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Dolayısıyla; bizim neslimizde birey mutluluğu için dünyadaki tüm ülkeler tarafından desteklendiğinde, aynı ölçüde bireyin de tüm dünyaya esir olması bir gerekliliktir, tıpkı makinede işleyen bir çark gibi…

Dolayısıyla; bir bölgede iyi, mutlu ve barışçıl işler yapma imkânı dünyadaki tüm diğer ülkelerde böyle değilse hayal edilemez ve bu durumun tersi de söz konusudur. Bizim zamanımızda, ülkeler yaşamsal ihtiyaçların sağlanması için birbirlerine bağlıdırlar, daha erken dönemlerde bireylerin ailelere bağlı oldukları gibi… Bu yüzden, artık sadece bir ülke veya bir ulusun iyiliğini garanti edecek işlerden bahsedip, bunlarla ilgilenmek yeterli değildir; ancak tüm dünyanın iyiliği ile ilgilenebiliriz. Çünkü dünyadaki her bireyin menfaati veya zarar görmesi, dünyadaki tüm insanların menfaatine bağlıdır ve bununla ölçülür.

15) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Bundan kolektifin ve bireyin, bir ve aynı olduğu sonucu çıkar. Birey, kolektife köle olmaktan zarar görmez; zira kolektifin özgürlüğü de bireyin özgürlüğü de bir ve aynı şeylerdir. Onlar, iyiyi paylaştıkları gibi özgürlüğü de paylaşırlar.

Bu yüzden; iyi nitelikler ve kötü nitelikler ile iyi işler ve kötü işler, sadece halka olan faydalarına göre değerlendirilirler.

Yukarıda bahsedilenler; elbette eğer tüm bireyler topluma karşı rollerini en iyi şekilde yapar ve hak ettiklerinden fazlasını almaz ve dostlarının payına göz dikmez iseler söz konusudur. Ancak, kolektifin bir kısmı buna göre davranmaz ise sadece kolektife zarar vermekle kalmaz, bundan kendileri de zarar görür.

Hepimizin bildiği bir şeyden, daha fazla söz etmeye gerek yok ve söylediklerimiz sadece eksikliği, düzeltilmesi gereken yeri göstermek içindir. Bu her bireyin; kendi menfaatinin ve kolektifin menfaatinin bir ve aynı şey olduğunu anlamasıdır. Dünya bununla tam ıslahına gelecektir.

16) Baal HaSulam, Zohar Kitabı’na Giriş, 68

Bir kişinin hareketlerinin tüm dünyayı yükseltmesine veya alçaltmasına şaşırmayın; çünkü genel ve özelin (bütünün parçası), bezelye kabuğundaki iki bezelye tanesi gibi eşit oldukları değişmez bir kanundur ve genele atfedilen her şey özele de atfedilir. Dahası, parçalar bütünde bulunanı oluştururlar ve ancak parçaların miktarına ve kalitesine bağlı olarak, parçalar ortaya çıktıktan sonra genel olan da ortaya çıkabilir. Sonuç olarak, bir parçanın hareketinin değeri, bütünün tamamını yükseltir veya düşürür.

17) Likutey Moharan, Madde:5

Herkes demelidir ki: Tüm dünya yalnız benim için yaratıldı (Sanhedrin 37). Bunun sonucu olarak, tüm dünya benim için yaratıldığından onu ıslah etmek, yoksunluklarını gidermeyek ve onun için dua etmekle uğraşmalıyım.

18) Baal HaSulam, Tek Emir

Şunu söylüyorum, Lişma’ya özlem duymaya erişmeyi garanti altına alan ilk ve tek Mitzva, zorunlu işlerin – sadece kendi geçimini sağlamanın- dışında, kişinin kendisi için çalışmamaya karar vermesidir. Geri kalan zamanda, halk için çalışacak: ezilenleri ve dünyadaki kurtarılmaya ve fayda görmeye ihtiyaç duyan her varlığı kurtarmak için.

19) Baal HaSulam, Ulus

Açıkçası, her yaratılanın doğasında var olan egoizm ölçüsü, varlığının devamlılığı için gerekli bir koşuldur. O olmadan, ayrı bir varlık olamaz ve kendi olmaktan uzaklaşır. Yine de, bu insandaki özgecilik ölçüsünü kesinlikle inkâr etmemelidir. Aralarına kesin sınırlar koymak için gereken şey şudur: Egoizm yasası, asgari varoluşunu sürdürecek ölçüde, tüm gücüyle korunmalıdır. Bu ölçünün artmasına, bundan feragat edilmesine, ancak kişinin dostunun iyiliği söz konusu olduğunda müsaade edilir.

20) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Tüm ulusların dini çerçevesi herkesin birbirine ihsan ettiği “Dostunu kendin gibi sev” formunda olmalıdır. Amaç tüm ulusları komünizm çatısı altında toplayacak kolektif bir dindir. Ancak bunun yanı sıra her ülke kendi dinini ve geleneklerini devam ettirir.

Bu, tüm ulusların kolektif dini olacaktır. … bunun yanı sıra, her ulus kendi dini ve geleneğini yerine getirebilir, hiç kimse bir diğerine karışmamalıdır.

21) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

1. İnsanlar ellerinden geldiğince tüm dünyanın iyiliği için çalışmalıdır.

2. Herkes için eşit yaşam standardı olmalıdır.

3. Kişi topluma fayda sağladığı ölçüde itibar görür.

4. Toplumun yararına olmamak toplum yasalarınca cezayı gerektirir.

5. Her birey insanlığın yaşam standartlarını yükseltmek için çabalamalıdır, böylece herkes yaşamdan zevk alır ve mutlu olur.

22) Baal HaSulam, Ulus

Gezegenimiz hepimize yetecek kadar zengin, öyleyse neden nesillerdir yaşamlarımızı ölümüne tehdit eden trajik savaşlar yapmak zorundayız? Haydi, yapılması gereken işi, emeği ve onun getirisini, ürünlerini aramızda eşit olarak paylaşalım ve tüm bu sıkıntılara bir son verelim! Nihayetinde, aramızdaki zenginler bile, soylarının birkaç nesil devam etmesi için, kendi gıdaları güvence altında değilse, mal varlıklarından ne zevk alırlar? Oysa adil dağılımda aynı kesinliğe ve daha fazlasına sahip olacaklardır.

Ve mülk sahibi iken gördükleri saygıyı göremeyeceklerini ve bunun da bir şey olmadığını söylemek gerekir. Zira mülk sahibi olarak saygı görmek için, güç kazanan güçlü olanlar, rekabetin kapıları asla kapanmayacağından, başka yerde de aynı ölçüde saygınlığı kesinlikle bulacaklardır.

23) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Hiç kimsenin ihtiyaçlarını toplumdan talep etmeyeceği böyle bir ıslahı yapmak önemlidir. Aksine kapı kapı dolaşıp herkesin ihtiyaçlarını inceleyip yardım eden bu görev için atanmış insanlar olmalıdır. Böylece herkesin tek düşüncesi dostuna ihsan etmek ve kendi ihtiyaçlarını düşünmemek olacaktır.

Tüketim konusunda hayvanlardan farklı olmadığımızı görüyoruz. Dünyadaki her kötülüğün arkasında tüketim vardır. Oysa dünyadaki her mutlu edici eylemin arkasında kişinin dostuna ihsan etmesini buluruz. Dolayısıyla kendimiz için tüketim düşüncesini reddedip, aklımızı tamamen ihsan etme düşüncesine vermeliyiz. Bu mümkündür.

24) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Açıkça “Herkes kendi ihtiyacına göre alacak ve becerisine göre çalışacak,” sloganı mutlak özgeciliktir. Bu uygulandığında halkın çoğunluğu ya da hepsi “benim olan senindir” ilkesiyle donanacak. Öyleyse hangi unsur halkı bu arzuya getirecek? Bugünün unsurları yani kapitalistlerin nefreti ve bunun uzantısı olan her türlü düşmanlık insanı yalnızca bunun zıddına getirir. “Benim olan benim, senin olan senin,” ilkesini herkesin benimsemesine neden olur. Bu Sodomite kuralıdır ve insan sevgisinin zıddıdır. 

25) Baal HaSulam, Barış

Ancak başkalarına ihsan etmek adına yapılan tüm çalışma tamamen topluma fayda sağlamak üzerine temellenince bu çürük bir temel oluyor, zira kim ve ne bireyi toplum için çalışmaya mecbur edebilir ki? Kuru, ruhsuz bir prensip içinde gelişmemiş insanları bırakın gelişmiş insanlar bile motivasyon bulamazlar. Böylece şu soru ortaya çıkar: “İşçi ya da çiftçi çalışmak için yeterli motivasyonu nereden bulacak?”

Zira günlük ekmeği çabasıyla artmayacak ve azalmayacak ve önünde amaç ya da ödül de yok. Doğa araştırmacıları gayet iyi bilirler ki kişi bir şekilde kendisine fayda sağlamayan en ufak hareketi bile motivasyon olmaksızın yapamaz.

26) Baal HaSulam, Barış

Ve bana şöyle bir çözüm olduğunu – onların denetlenmelerini ve tembellik edenlerin maaşlarından olacağını – söylerseniz şunu sorarım: “Denetleyenlerin motivasyonu nereden alacaklarını söyleyin bana?” Çünkü bir yerde durup insanları çalışmaları için motive etmek de büyük çaba ister, belki de işin kendisinden daha çok çaba gerektirir. Dolayısıyla, bu, makineye yakıt koymadan çalıştırmayı istemeye benzer.

Bu nedenle, doğa tarafından cezalandırıldılar, zira tüm bu başkalarına ihsan etme aksiyonlarını Yaradan’la Dvekut olan Yaratılışın amacını gerçekleştirmek için doğa yasalarına uygulamaya adapte olmuyorlar. “Matan Tora” makalesi Madde 6’da açıklandığı gibi, bu Dvekut kişiye Yaradan’ın haz ve mutluluk ölçüsü içinde gelir ki O’nun hakikatini bilme arzusunun ölçüsünde artar, ta ki kişi, “Hiç bir göz Senin dışında Yaradan görmemiştir” sözleriyle ifade edildiği gibi sürekli gelişerek sınırsızlıkla ödüllendirilene kadar.

Ve, çiftçinin ve işçinin toplumun yararına çalışırken önlerindeki bu amacı hissettiklerini bir hayal edin, hiç denetçiye ihtiyaçları olmazdı zira toplumu nihai mutluluğa yükseltmek için gösterecekleri büyük çaba için yeterli motivasyonları olurdu.

27) Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları

Ne silahlar ne de eğitim ve kamuoyu insan doğasının yeterli yakıt olmadan çalışmasını sağlayamaz. 

Bu tüm nesiller için bir lanettir. Baskıcı hükümet hükümsüz kaldığında, çalışanlar devletin devamlılığını sağlayacak üretimi yapamaz. Tüm sırları bilen O’ndan, insanın kalbine dolacak olan manevi ödüle inanmanın dışında, başka bir çare yoktur.

Dolayısıyla, doğru eğitim ve teşvik vasıtasıyla manevi ödül ve ceza, çalışanların yakıtı olacaktır. Böylece omuzlarının üzerindeki yöneticilere, müdürlere ihtiyaçları kalmayacak ve her biri isteyerek tüm kalbiyle toplum için Cennet ödülünü kazanmak için çalışacak.

28) Baal HaSulam, Barış

Böylece, gözümüzün önünde gelişen tarih deneyimi ile kanıtlayarak deneysel neden bakış açısını ispatlamış oldum, yani insanlık için İlahi Takdir’in emirlerini kabul etmekten başka çare yok: iki deyişin anlattığı ölçüde, Yaradan’a mutluluk vermek için başkalarına ihsan etmek.

İlki, “Dostunu kendin gibi sev”dir ki bu manevi çalışmanın özelliğidir. Bu, içimize monte edilmiş olan kendi ihtiyaçlarını karşılayabildiğinden daha az olmamak kaydıyla toplumun mutluluğu için başkalarına ihsan etme ölçüsü anlamına gelir. Dahası kişi “Matan Tora” makalesi Madde 4’de yazıldığı gibi dostlarının ihtiyaçlarını kendisininkinin önünde tutmalıdır.

Diğer bir deyiş ise, “Ve Hükümdarınız olan Tanrıyı tüm kalbinizle ve tüm ruhunuzla ve tüm gücünüzle seveceksiniz.” Kişi dostunun ihtiyaçlarını karşılarken gözlerinin önündeki amaç bu olmalı. Bu, kişinin sadece Yaradan tarafından sevilmek için çalışıp didinmesi anlamına gelir, Yaradan söyledi ve onlar O’nun arzusunu yerine getiriyorlar.

Ve eğer dinlerseniz topraklarınızın meyveleriyle besleneceksiniz, yoksulluk, ızdırap ve bozukluk topraklarınızda olmayacak ve herkesin mutluluğu ölçülemeyecek derecede daha da artacak. Ancak, Yaradan için çalışmayı tam anlamıyla üslenmeyi reddederseniz doğa ve kanunları intikam almak için hazır olacaklar. Ve gösterdiğimiz gibi, bizi mağlup etmeden ve biz emrettiği her şeyde onun otoritesini kabul etmeden gitmeyecek.

29) Baal HaSulam, Barış

Böylece, bilge, yukarıda bahsettiğimiz gibi, tüm dünyada barışı tüm dünyanın Yaradan’ın bilgisini edinmesi koşuluna bağlıyor, yani uluslararası ilişkilerin bozulmasıyla beraber insanlar arasındaki sert egoist direnç, bunların tümü, dünyadan hiçbir insan fikri ya da taktiğiyle ya da her ne olursa olsun silinmeyecek.

Gözlerimiz zavallı hastaların nasıl berbat ve dayanılmaz acılar içinde kıvrandığını ve insanlığın kendisini Almanya gibi aşırı sağa ya da Rusya gibi aşırı sola attığını görebiliyor. Ancak, onlar kendileri için durumu kolaylaştırmadığı gibi dert ve acıyı kötüleştirdiler ve hepimizin bildiği gibi sesleri gökyüzüne kadar çıkıyor.

Dolayısıyla, Yaradan’ın bilgisi ile O’nun verdiği yükü kabul etmekten başka çareleri yok, yani Yaratılıştan önce onlar için planlandığı gibi hareketlerini Yaradan’ın arzusu ve O’nun amacına yöneltecekler. Ve bunu yaptıklarında, yukarıda gösterdiğim gibi, manevi çalışma ile tüm kıskançlık ve nefret insanlıktan yok olacak. Çünkü o zaman insanlığın tüm üyeleri Kral’ın bilgisiyle dolu olarak, tek beden ve tek kalpte birleşecekler. Dolayısıyla, dünyada barış ve Tanrıyı bilmek bir ve aynı şeylerdir.

30) Baal HaSulam, Özgürlük

Insanlık amacına ulaştığında, bedenlerin başarısıyla onları başkalarını sevme derecesine tamamen getirerek, dünyadaki tüm bedenler “Barış” makalesinde yazıldığı gibi, tek bir beden ve tek bir kalp olarak birleşecektir. Sadece o zaman insanlık için amaçlanan mutluluk tüm ihtişamıyla ifşa olacak.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,284