e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi Materyalleri > Sabah Dersi 2020 – Roş HaŞana

Sabah Dersi 2020 – Roş HaŞana

1) Rabaş, Makale 2, Çalışmada Başarısız Olmak Ne Demektir? (1990)

Dünyada tek bir lider olduğuna ve aynı zamanda O’nun iyilik yapan iyi olarak rehberlik ettiğine inanmak gerekir. Kişinin böyle bir inancı olmadığında, bu onun işlediği günahların hepsine neden olur, çünkü bu, Adam HaRishon’un ilk günahından uzanır, bu insan kendini sevme niteliğine sahip olduğu ve doğal olarak, inancın yükünü üstlenmekten aciz olduğu içindir.

Böylece, Adam HaRişon kendini sevmeye başladığında, her şey bu ilk günahtan uzanıp gelir. Bu, sonraki nesillerin basit bir inanca sahip olmak için çalışmak zorunda kalmasına neden oldu, çünkü kişi kendini sevdiği zaman, Tzimtzum [kısıtlama] ve gizlenme onun üzerindedir ve üst ışık ona parlayamaz. Bu nedenle, alma arzusu inkâr etmesine neden olduğu için, kişi Yaradan’a ancak mantık ötesinde inanabilir. Böylece, Adam HaRişon’un bilgi ağacındaki günahı, bizdeki inanç eksikliğine neden oldu. Doğal olarak, bundan tüm günahlara giriyoruz. Bu nedenle, tek tavsiye, insanın kişisel olarak Tanrısallığı hissetmesi için inançla ödüllendirilmesidir, böylece tüm İsrail’in inancına sahip olmak için genel halka ihtiyacı olmayacaktır. Bunun yerine, kişi “Efendi Tanrınız üzerine” koşulunda olduğu ölçüde tövbe etmelidir. Yani şahsen “Efendi Tanrınızdır” koşulunu hissetmelidir, böylece bilgi ağacının kusuru ıslah olacaktır.

2) Rabaş, 76. Mektup

Bilinir ki, “Tüm dünya O’nun ihtişamıyla doludur.” Bu her insanın inanması gereken şeydir, şöyle yazdığı gibi “Ben yeri ve göğü doldururum.” Ancak Yaradan, seçim şansımız olması ve O’nu görmememiz için gizliliği yarattı, böylece sonrasında inanç için —Yaradan’ın “tüm dünyaları doldurduğuna ve tüm dünyaları kapladığına” inanmak—bir yer olur. Kişi Tora ve Mitzvot’a bağlandığında Yaradan ona kendini ifşa eder ve kişi Yaradan’ın dünyanın yöneticisi olduğunu görür.

Böylece insan ona hükmedecek kralı yaratır. Bu demektir ki, kişi Yaradan’ı dünyanın yöneticisi olarak hisseder ve bu insanın Yaradan’ı kendi üzerinde kral yapması olarak kabul edilir. Kişi bu hisse gelmediği sürece Yaradan’ın krallığı örtülür. Bu nedenle şöyle deriz, “O gün Tanrı bir ve Adı ‘Bir’ olacak.” Bu demektir ki O’nun krallığının ihtişamı üzerimize yansıyacak.

3) Baal HaSulam, Şamati 42- Bu Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir?

Şöyle yazılmıştır: “O’nun arzusu önünde kendini iptal et,” yani içindeki alma arzusunu iptal et, Yaradan’ın arzusu budur. Yani bu, kişi, Tanrı sevgisi karşısında kendini sevmeyi iptal edecek demektir. Buna “kişinin Yaradan huzurunda kendini iptal etmesi ve Dvekut (bir olmak, bağlanmak) denir. Daha sonra, Yaradan senin alma arzunda parlayacaktır, çünkü şimdi bu ihsan etmek için alma formunda düzelmiştir.

Ki O da senin arzun önünde kendini iptal etsin,” sözünün anlamı şudur: Yaradan arzusunu, yani Tzimtzum’u (kısıtlamayı) iptal edecektir, çünkü bu form eşitsizliği nedeniyleydi. Ancak şimdi zaten form eşitliğine varıldığı için Işık artık aşağıdakine, ihsan etmek için ıslah olmuş olan arzusuna uzanır, yaratılışın amacı da zaten budur: Yarattıklarına iyilik yapmaktır ve artık gerçekleşebilir.

Artık “Ben sevdiğime aidim,” dizesini yorumlayabiliriz. Bu demektir ki, “ben” Yaradan’ın önünde alma arzumu ihsan etme formunda iptal ederek, “sevdiğim benimdir,” koşulunu edinirim. Bu da demektir ki, sevdiğim, yani Yaradan, “benimdir” ve bana yaratılış düşüncesinde var olan hazzı ve keyfi verir. Böylece daha önceden gizli ve kısıtlanmış olan, şimdi O’nun yüzünü ifşa etmesi hâline gelir ve böylece şimdi O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılış düşüncesi ifşa olur.

4) Rabaş, 65. Mektup

Şimdi Eylül ayı ve sıradan insanların, yani toprak sahiplerinin bile Teshuva (tövbe) konularına bağlanma zamanı. Toprak sahipleri ve Tora öğrencileri arasındaki fark nedir? Fark şudur ki “toprak sahipleri” dünyanın sahipleri olduklarını hissetmek, yani dünyadaki mevcudiyetlerini büyütmek, uzun yaşam ve “realitenin sürekliliği” denilen pek çok şeyle ödüllendirilmek isteyenlerdir. “Tora öğrencileri” sadece realitenin iptaline bağlananlardır. Yaradan istediği için bu dünyada yaşar ama O’nun önünde iptal olmak isterler. Sahip oldukları her şey yalnızca Yaradan istediği içindir. Toprak sahiplerinin düşüncesi Tora düşüncesinin tersidir denmesinin anlamı budur. Tora düşüncesi realitenin iptali, toprak sahiplerinin düşüncesi ise realitenin sürdürülebilirliğidir. Ancak Eylül ayında toprak sahipleri de realitenin iptaline bağlanmaları gerektiğini bilir.

5) Rabaş, 34. Mektup

Roş Haşana’nın (Yeni yıl gecesi) anlamı yeni bir başlangıçtır, kişinin yeni bir yapı inşa etmeye başlamasıdır. Bu tıpkı atalarımızın şöyle söylediği gibidir, “Kişi daima kendisini yarı erdemli, yarı günahkâr görmelidir. Eğer tek bir Mitzvot (iyi eylem/emir) yerine getirirse, ne mutlu ona, çünkü kendini ve tüm dünyayı erdemlilik yoluna getirir. Eğer tek bir günah işlerse, yazıklar olsun ona çünkü kendini ve tüm dünyayı yanlışın tarafına getirir.”

6) Rabaş, Not 882, Roş HaŞana

Roş HaŞana (yılbaşı), insanın yaratılışının başlangıcı anlamına gelir. Bu bilgelerimizin dediği üzere, “Bir damla bildirildi, bu akıllı mı aptal mı, vb. (Nidah 16b)”, “Rains” kişinin maddesel gücü anlamına gelir, küçük ya da büyük bir aklı olacak, büyük ya da küçük bir kalbi olacak, büyük ya da küçük bir arzusu olacak vb. Eğer kişi iyi bir yolda yürürse büyüdüğü zaman, ekleme yapmak yani onu daha akıllı, daha büyük arzulu yapmak mümkün olmaz zira o yaratıldığı zaman zaten ona payı verilmiştir. Ancak tüm aklını ve enerjisini Keduşa’nın ve ihtiyacın olduğu yerde harcar ise bu, kişinin Yaradan’ın ışığının ifşası ile ödülleneceği dereceye erişmesi için yeterlidir, doğruca O’na tutunur ve sonraki dünyadan gereğince pay alır. Ama ilk yaratıldığında, eğer kişiye büyük bir akıl, güçlü bir arzu verilmiş ise ve eğer o iyi, doğru bir yolda yürümezse bunları gerektiği gibi kullanmaz ise Yaradan onları, vakti gelmeden sanki onlara ihtiyacı yokmuş gibi toprağa indirir. Böylece yaratıldığında ona verilmiş olan bu iyi güçlerin ona hiçbir faydası olmaz. Mişnah ve Gemara’da usta bir uzman olabilir ama Dvekut denen, arzulanan bütünleşme ile ödüllenmez. Bu yüzden kişi, eğer diğer dostları gibi zeki ve yetenekli değilse bundan şikâyet etmemelidir zira belirleyici faktör bu değildir, zira önemli olan erdemli olmaktır. Ancak o zaman kişi, tüm gücünü gerçek amaç için kullanır ve gücünü boş yere ziyan etmez. Aksine Keduşa’ya girmek için çaba harcamaya güç sarf eder.

7) Rabaş, 29. Mektup

Roş Haşanah insanların iyiliğe veya tersine hüküm giydiği yargı zamanıdır. Roş (baş) dalların çıktığı kök olarak kabul edilir. Dallar daima kökün özüne göre büyür, portakal kökü elma dalları vermez. İnsan kendinde inşa etmesi gereken kök ve Roş’a göre yaşamını devam ettirir. Kök, tüm yapının üzerine inşa edildiği temeldir. Kişinin yılın başlangıcında yargılanması demek, insanın kendisinin yargıç, hakem, davacı ve tanık olması demektir. Atalarımızın dediği gibi, “Aşağıda yargı vardır; yukarıda yargı yoktur.”

8) Rabaş, 49. Mektup

İnsan yargıçtır ve kimin haklı olduğuna karar vermeli ve yargılamalıdır. Bu demektir ki, kötü eğilim şöyle der, “Hepsi benim,” yani bütün bedenin ona ait olduğunu ve insanın yalnızca kötü eğilim için çalışması gerektiğini söyler. Benzer şekilde iyi eğilim de “Hepsi benim,” yani tüm bedenin ona ait olduğunu ve sadece iyi eğilim için çalışması gerektiğini söyler. Kişi hükmü yerine getirmek istediğinde ve iyiyi seçtiğinde soru şu olur, “Neden iyiyi seçmek ve iyi eğilimin doğru olduğunu söylemek zorundadır?” “Ödül almak için Hocasına hizmet eden köleler gibi olma,” denildiğinden, sonraki dünyada ödül almak için söylenmiş olmasa gerek. Daha ziyade kişi, iyiyi Yaradan’ın yüceliği için seçmelidir. Kutsal Zohar’ın yazdığı gibi, Yaradan’a hizmet etmeliyiz, “çünkü O, yüce ve hükmedendir, dünyaları doldurur ve tüm dünyaları kapsar.” Bu demektir ki, kişinin öncelikli çalışması Yaradan’ın yüceliğidir. Öyle anlaşılıyor ki, kişi hükme vardığında Yaradan’ın yüceliğine bağlanmalıdır. Bu nedenle Yaradan yargıyla yükselir. Sonra kişi iyiyi seçtiğinde—ödül için değil—Yaradan ona O’nun armağanlarından verir ve orada hiç utanç olmaz. Aynı zamanda Yaradan Kutsallığını yayar, yani insanın kutsallığı hissetmesine izin verir.

9) Rabaş, Makale 45, Çalışmada, “Gizli Olan Şey Efendimiz Tanrımıza Aittir,” Nedir? (1990)

Roş HaŞana’ya (yılbaşı) “müthiş günler,” denir. ARİ, Roş HaŞana’nın Malhut’un inşası olduğunu söyler ve buna yargı niteliği” der. Malhut’un (kraliyet) anlamı şudur, tüm dünya onun niteliğini izler, zira Malhut’a “İsrail Topluluğu,” denir, bunun içine 600.000 İsrail ruhu dahildir. Ve tüm Roş HaŞana’na çalışması bu kraliyetin yükünü üstlenmektir. Bu nedenle şöyle dua ederiz, “Tüm ihtişamınla, bütün dünyaya hükmet.” Başka bir deyişle, Malhut, üzerimizde, O’nun Krallığını ve tacını kabul etmek demektir ki böylece Şehina (Kutsallık) toz içinde değil, ihtişam içinde olsun. Bu nedenle Roş HaŞana’da şöyle dua ederiz “Ve ihtişamını insanlarına bahşet.” Şöyle ki Yaradan’dan, bize cennetin ihtişamını hissetmemiz için izin versin diye ricada bulunuruz. Roş HaŞana, Şehina’nın tozun içinde olduğu durumdaki cennetin krallığı olduğu için, bu yüzden Roş HaŞana, Yaradan’dan cennetin ihtişamını hissetmeyi istememizin zamanıdır, öyle ki cennet krallığının ihtişamı gözümüzde parlasın. Tüm dünyaya cennet krallığının ifşa olmasını, yani “tüm dünya O’nun ihtişamı ile doludur,” durumunun tüm dünyada hissedilmesi için dua etmek istediğimiz için yazıldığı üzere “Ve her şeyi hizmetkârlarına getir,” duası hem bireye hem de genele uygundur. Çünkü insan küçük bir dünyadır, yani tüm dünyayı içerir. O zaman, bedenlerimizin içinde kendi yararımız için çalışmanın kırıntısı bile kalmasın diye dua ederiz. Ve benzer şekilde tüm dünya için de şöyle dua ederiz, “Tüm dünya Yaradan’ın bilgisi ile doludur.” Bu şekilde, Roş HaŞana’daki tüm dualar genelin duasıdır.

10) Rabaş, Makale 1, Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al

Roş HaŞana (Yeni Yıl Arifesi) duasında ne dediğimizi anlayabiliriz, “Halkına ihtişam ver.” Bu oldukça kafa karıştırıcı görünür. Onur için dua etmeye nasıl izin verilir? Atalarımız der ki: “Çok, çok alçakgönüllü ol.” Öyleyse Yaradan’ın bize ihtişam vermesi için nasıl dua edebiliriz?

Bunu şöyle yorumlamalıyız: Biz O’nun ihtişamına sahip olmadığımız, fakat “Toz içindeki Kutsallık” denen “Yaradan’ın şehri en alta indirildi” söz konusu olduğundan, Yaradan’a O’nun ihtişamını versin diye dua ederiz. Ayrıca, “Kendin için bir öğretmen yap” konusunun gerçek önemini bilmiyoruz. Bu nedenle cennetin krallığını üzerimize aldığımız zamanda, Yeni Yılın başlamasında (Roş HaŞana’da), O’nun ihtişamını hissetmek için Yaradan’dan ihtişamını vermesini isteriz. Ve sonra Manevi Çalışmayı ve Islahları tam olarak yerine getirebiliriz.

Bu nedenle, “Senin halkına Yaradan’ın ihtişamını ver,” demeliyiz. Bu demektir ki Yaradan, O’nun ihtişamını halka verecektir, çünkü Yaradan’la Dvekut’un (bütünleşmek) yüceliğini ve önemini hissetmemiz için gereken budur.

11) Kol Simha, Mektuplar

Kişi kalbini tam olarak Teshuva’ya [tövbe] uyandırmalı, kendisini Yaratıcısına teslim etmeli ve O’nun krallığının yükünü büyük bir sevgiyle üstlenmelidir. Bununla, “Rab uzaktan bana göründü” denildiği gibi, yukarıda olanın sevgisi uyanır. Bu, Roş Haşana [Yeni Yıl] için böyledir, yukrıdaki ceza hükmü nedeniyle İsrail’den uzaktır, insan ayrılık nedeniyle uzaktır. Ancak, cezanın verildiği günlerde bununla tek başına değil ama, ancak tüm İsrail’le birlikte başa çıkabilir. Kişi kendini kolektife dahil ettiğinde, bu mesele İsrail için bir erdem olduğu için, O’nun önünde kolektif olarak görülmesi ve “Onları sonsuz sevgiyle sever ve onlara lütfeder.” Ancak, kendisini tüm İsrail’e dahil etmeyen tek başına bir kişiye, yukarıdan, kolektif sevgisinden bahşedilmez. Yazılanlar bunun hakkında gerçekten de “Komşunu kendin gibi sev” diyor, çünkü İsrail sevgisi Yaradan sevgisinin bolluğunu İsrail için yağdırır, özellikle yargı ve hüküm günlerinde. Kişi kendini İsrail’in tamamına dahil etmezse, tehlikede olabilir, Tanrı korusun. Shunammite, “Ben halkım arasında yaşıyorum” demiştir ve Zohar Kitabı o günün Roş Haşana olduğunu açıklamıştır.

12) Rabaş, 34. Mektup

Roş HaŞana duasında söylendiği gibi “Ve onların hepsi tek bir toplum olacak.” Bu aşamada, “Arzunu tüm kalbinle yerine getirmek,” kolay olacaktır.

Bu böyledir, çünkü tek bir toplum olmadığından kalpten çalışmak zordur. Tersine kalbin bir parçası Yaradan için değil, kendi faydası için çalışmada kalır. Midraş Tanhuma’da bununla ilgili şöyle yazar: “’Sen bugün dur,’ tıpkı gün bazen ışıldadığında, bazen karardığındaki gibi, böylece o seninledir. Senin için karanlık olduğunda, dünyanın ışığı senin için parlayacak, tıpkı şöyle söylendiği gibi ‘Ve Yaradan senin üzerinde sonsuz bir ışık olacak.’ Ne zaman? Tek bir toplum olduğun zaman, şöyle yazdığı gibi: ‘Bugünde her biriniz yaşıyorsunuz.’ İnsan bir demet dalı eline alsa, hepsini bir seferde kırabilir mi? Fakat teker teker ele aldığında bir bebek bile onları kırabilir. Benzer şekilde, tek bir ulus olmadan kurtulamayacağız, şöyle söylendiği gibi, “O günlerde ve o zamanda, Yaradan der ki: ‘İnsanoğlu bir araya gelecek.’ Böylece, birleştiklerinde Kutsallığın yüzünü edinecekler.”

13) Maor VaŞemeş, Ki Tetze

Yaradan’ın Musa’ya rıza gösterdiği ve her yıl bu zamanda üzerimizde uyanan bir iyi niyet zamanı olduğu için ceza günü Tişrey [İbrani ayı] olarak belirlendi. Bununla birlikte, bu hala bir hüküm verme zamanıdır ve kişi yılın geri kalanından daha fazla Teşuva [pişmanlık] için uyanmalıdır. Teşuva’nın özü, herkesle sevgi ve tek yürekte birleşmek ve Yaradan’la omuz omuza çalışmaktır. Bununla Teşuva dünyası, Rahamim [merhamet] dünyası ve Ratzon [iyi niyet] dünyası uyanır. Bu, “Ve hepsi tek taramada taranır” diye ima edilir. Bu, birbirimize sarılıp bağlanmamız ve her birimizin kalpten birbirimize yakınlaşmamız gerektiği anlamına gelir, böylece Yaradan’a tüm kalbimizle çalışmak için tek bir demet haline geliriz.

14) Maor VaŞemeş, Devarim

Biliyoruz temel olan şey bağ kurmak, sevgi ve dostlar arsındaki gerçek şefkattir. Bu tam bir kurtuluşa ve Dinim’in hafiflemesine neden olur. Böylece sevgi, tatlılık ve dostlukla bir araya gelip toplanabilirsiniz. Böylece tüm Dinim af olur ve Rahamim ile hafifler ve bu bağ ile tam bir merhamet ve Hassadim ortaya çıkar.

15) Kol Simha, Mektuplar

Şofar’ı üflemeden önce, pek çok yakarış ve yürekten bir haykırışla herkes birlik içinde olmalıdır. O, “Tanrı bir Şofar ile yükseldi” dedi, yargı niteliğinin onlardan yükseldiğini ve İsrail için hiçbir şekilde geçerli olmayacağını söyledi. Ve ne ile? Bu üfleme ile. Tüm İsrail dostluk içindeyse ve tek bir demet ise, yargılar köklerinde tatlandırılacaktır.

16) Rabaş, 23. Mektup

Bununla Roş HaŞana (yılın başlangıcı) ve Yom Kippur’un orada yargı olmasına rağmen neden iyi günler olarak kabul edildiğini anlayabiliriz. Yargılar öncelikle bu zamanlarda ortaya çıkan bütünlükle ilgilidir. Burada dışsallıkta olanların kalpte ve akılda kendisi için alma korkusu vardır. Bu nedenle tövbe uyanışını arttırmalıyız. Tövbe, alma arzusunu ihsan etme arzusuna döndürmek demektir. Bununla üst kaynakla birleşmeye ve ebedi Dvekut ile ödüllendirilmeye döneriz. Bu sırada sıkıntılı günlerde (Roş HaŞana ve Yom Kippur arasındaki tövbenin on günü) ortaya çıkan bütünlüğü edinebiliriz, çünkü Roş HaŞana’ya aydınlık verilmiştir, yani orada Hohma ışığı ve bütünlük ortaya çıkar. Ancak, kabımızı almaya hazır hale getirmeliyiz, yani Hasadim ışığını çekmeliyiz. Bu tövbe ve Rahamim’in uyanışıdır, tıpkı tüm bütünlüğü arınmışlıkta alabildiğimizden, “O merhametli olduğundan, sen de ol,” sözündeki gibi. Bu nedenle bütünlüğün görünmesi açısından bunlar iyi günler olarak kabul edilmiştir. Bu aynı zamanda “Şofar’ı yeni ayda, dolunayda ve bayram gününde üfle,” sözünün anlamıdır. Ayın üzerinde örtü, yani gizlilik olmadığından, Şofar kelimesi Shapru (geliştir), Maaseihem (çalışmanı) kelimelerinden gelir.

17) Rabaş, 11. Mektup

Atalarımız “Krallık, Hatıralar, Boynuzlar” ile ilgili şöyle der: “Krallık; böylece sen Ben’i kendine kral yapacaksın. Hatıralar; böylece hatıraların Ben’im önüme gelecek. Fakat neden Şofar (boynuz)?” … Bu “krallık” sözünün anlamıdır, yani sen, Ben’i kendine kral yapacaksın. Bu demektir ki, eylem bize ilham verir, öyle ki Cennet Krallığının yükünü üzerimize alırız. Fakat aldıktan hemen sonra almayı unuturuz. Bu sırada bize şu tavsiye verilir, “böylece hatıraların Ben’im önüme gelecek,” yani Yaradan’dın huzurunda olacak. Bu demektir ki, sahip olduğumuz tüm bellek sadece Yaradan’ı hatırlamak için olmalıdır. Bu demektir ki, hatıralar krallıklardır, yani ilham almamız gerekenler. Peki neyle? Şofar (boynuzdan borazan) ile. Muhtemelen biliyorsunuz, ARI Şofar’ı İma’nın Şofar’ı, Bina’nın Şofar’ı olarak yorumlar. Şofar, güzellik demektir ve Baal HaSulam güzelliğin Bina’dan uzanan Hohma olduğunu söyler. İnsan doğası kötü şeyleri unutup, iyi şeyleri hatırlamak istediğinden, tüm güzellik ve ihtişamın her türlü hazzı barındıran Hohma’da olduğuna ve eksikliğin ıslahtan kaynaklandığına inanmalıyız. Dolayısıyla, herşey bizim için hazırlanmıştır, sonrasında Yaradan’ı bir dakika bile olsun unutmamakla, iyi yazı ve konuşmayla ödüllendirileceğiz.

18) Rabaş, Makale 879, İyi Yazı ve İyi İmza

Yaradan çalışmasında, yazı beyaz üzerine siyah demektir. Bunun anlamı şudur, Tora ve Mitzvot’ta kişi ne yaparsa, kalbine neyi işlerse yani yaptığı iyi işler, kayda geçer. Bu yazılanların iyilik için olmasını yani iyi işler olmasını isteriz. Ayrıca imza niyettir, yazılana tanıklık eder. Hedef, yerine getirilen bu Mitzvot’a tanıklık eder: Mitzvot’u yerine getirmesi Yaradan hatırı için midir, yoksa değil midir? Buna göre bu yazıya, yani iyi işlere “iyi yazı,” denir, şöyle ki bunun tersi de olabilir, kötü işler de yapılabilir. Bu yüzden ilk olarak iyi işler yapılmalıdır, bu, tam bir sadelikle Tora ve Mitzvot’u yerine getirmektir. Daha sonra “hedeflemek” denen niyet meselesi gelir, her şey Yaradan hatırına olmalıdır, niyet olmaksızın kişi kimin hatırına, kim için Tora ve Mitzvot’u yerine getirdiğini bilemez. Belki de Tora ve Mitzvot’u yerine getirişi hiçbir şekilde Yaradan hatırı için değildir. Bu nedenle “İyi yazı ve iyi imza,” deriz, bunun anlamı şudur; önce eylem vardır, buna “beden,” denir ve sonra niyet vardır, buna “ruh,” denir.

19) Baal HaSulam, Şamati 42- Bu Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir?

Erdemli derhâl hayata” sözlerinin anlamı şudur: Bu demektir ki kişi, adının hangi deftere yazılmasını istediğine söyleyecek. Erdemlilerin defterine mi, yani kendisine ihsan etme arzusu verilmesini istiyor mu istemiyor mu? İhsan etmekle ilgili olarak kişinin pek çok sorgulaması, hesaplaması olur: “Evet, bana ihsan etme arzusunun verilmesini istiyorum ama alma arzusunun da tamamen iptal edilmesini istemiyorum,” der. Her iki dünyayı da kendine ister yani, ihsan etme arzusunu kendi keyfi ve zevki için de ister. Ancak, kaplarını kendileri hiçbir şey almaksızın yalnız ihsan etmeye çevirenler erdemlilerin defterine yazılır. Öyledir ki, “Eğer alma arzusunun iptal edileceğini bilseydim bunun için dua etmezdim,” diyene orada yer yoktur, sonradan o, “benim üzerine ant içtiğim şey bu değildi,” demesin diye.

20) Baal HaSulam, Şamati 42- Bu Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir?

Kişinin içindeki erdemli defteri ve günahkâr defteri çalışmasını bilmek zorundayız. Bu demektir ki kişi seçim yapmalı ve ne istediğini bilmelidir, çünkü günahkâr da erdemli de aynı kişiye aittir. Bu nedenle kişi, erdemli defterine yazılmak, hemen hayatta olmak, yani her şeyi Yaradan için yapmak isteyen hayatın hayatına tutunmak isteyip istemediğini söylemek zorundadır. Ayrıca, kişi, şu kendisi için almak isteyenlerin kaydolduğu günahkâr defterine yazılmaya geldiği zaman der ki: “Oraya kaydolanlar derhâl ölüme; yani içindeki, kendi için alma arzusu iptal olsun, ölmüş gibi.”

Ancak bazen kişinin şüphesi vardır. Başka bir deyişle, kişi içindeki alma arzusunun derhâl iptal olmasını istemez. Tüm alma parçalarının derhâl öldürülmesine karar vermesi kişiye zor gelir, yani, alma arzularının hepsinin derhâl iptal edilmesine razı gelmez. Bunun yerine, alma arzusu parçalarının bir kerede değil, gitgide, azar azar iptal edilmesini ister; yani alma arzusu ve ihsan etme kabı biraz işlesin ister. Sonuçta bu kişinin kesin ve açık bir görüşü yoktur. Kesin bir görüş şudur; bir yandan, hepsi benim diye talep eder; yani hepsi alma arzusu için. Diğer yandan hepsi Yaradan için diye talep eder, buna kesin bir görüş denir. Ancak, kişinin tamamen Yaradan için istemesi görüşünü beden kabul etmez ise kişi ne yapabilir? Bu durumda, tamamen Yaradan için olabilmesi için, bu kişinin yapabileceği her şeyi yaptığını söyleyebilirsiniz; yani, tüm arzularının yalnız Yaradan için olabilmesi için Yaradan’a dua eder. Bunun için şöyle dua ederiz: “Hayat için bizi hatırla ve bizi hayat defterine yaz.”

21) Baal HaSulam, Şamati 122- Şulhan Aruh’ta Yazılanların Anlaşılması

Şulhan Aruh’ta (Masayı Kurmak) açıklanandan şunu anlayın: Kural şudur ki kişi Korkunç Günlerin dualarını tekrar tekrar hatırlamalıdır, böylece dua vakti geldiğinde, alışkanlık edinecek ve dua etmeye alışacaktır.

Şu ki; dua kalpte olmalıdır. Kalpteki çalışmanın anlamı budur; kişinin ağzıyla söylediğine kalbi de razı olacak (aksi halde, yani kişinin ağzı ve kalbi aynı şeyi söylemiyorsa, bu bir aldatmacadır). Bu sebeple Elul ayında kişi kendini büyük çalışmaya alıştırmalıdır.

En önemli şey, kişinin “bizi hayata kaydet” diyebilmesidir. Kişi “bizi hayata kaydet” dediğinde kalbi de rıza göstermelidir (ki bu yaltaklanma gibi olmasın) ve böylece kişinin ağzı ve kalbi bir olsun; “İnsan dış görünüşe bakar, ama Rab kalbe bakar.”

22) Baal HaSulam, Şamati 122- Şulhan Aruh’ta Yazılanların Anlaşılması

Kişi, “bizi hayata kaydet” duasını yakardığında; “hayat” “hayatın hayatı” anlamına gelir ve özellikle, bununla tamamen ihsan etme formunda çalıştığında, kişinin tüm kendine haz verme düşünceleri iptal olur. Böylece kişi söylediği şeyi hissetmeye başlar, söylediği duanın kabul edilmemesinden kalbi korkabilir; onun kendisi için hiçbir arzusu kalmaması işte budur. Ve kendine haz vermekle ilgili bir durum ortaya çıkar; burada kişi bu dünyanın tüm zevklerinden, bütün insanlardan, arkadaşlarından, ailesinden, maldan mülkten vazgeçmiş gibi görünür ve orada vahşi hayvanlardan başka bir şey olmayan çöle çekilir, hiç kimsenin onu tanımadığı ve varlığını bilmediği bir yere. Ona tüm dünyasını birden kaybediyormuş gibi gelir, hayat ve canlılık dolu bir dünyayı kaybettiğini hisseder ve bu dünyadan ölüp gitmeyi üstlenir. Bu görünümü deneyimlediğinde sanki intihar ediyormuş gibi hisseder. Bazen, bu durumunu kafasında canlandırması için Sitra Ahra, tüm karanlık renklerle ona yardım eder. Sonra beden bu duayı reddeder, böyle bir durumda, kendisi bu duanın kabul edilmesini istemediği için kişinin duası kabul edilemez. Bu sebeple de duaya hazırlık yapması, sözü ve kalbi birmiş gibi kişinin kendisini duaya alıştırması zorunludur. Alışkanlık yoluyla kalp rıza göstermeye gelebilecek, böylece almanın ayrılık demek olduğunu anlayacaktır ve en önemlisi Hayatın Hayatı -yani ihsan etmek- ile bir olmaktır.

23) Rabaş, 67. Mektup

Yaradan’a yakarır ve Roş HaŞana’da “Kuyruk değil, baş olalım,” diyerek işaret veririz. Bu demektir ki, İsrail baş olarak, bayağılık kuyruk olarak içimizde olsun ve sonra uzun yaşam ve Yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılış niyetinde iyilik içinde olmakla ödüllendirilelim.

24) Rabaş, Makale 1, Çalışmada, “Kuyruk Değil Baş Olalım,” Nedir? (1990)

Buna göre, “Aslanlara kuyruk ol, tilkilere baş olma” şeklinde yorumlamalıyız. Yani beden “Kim” ve “Ne” sorusuyla geldiğinde, ona baş ile, yani akıl ve mantık çerçevesinde cevap vermeyin. Aksine, “Aslanların kuyruğu olun.” “Aslan”, Hesed’in [merhametinin] niteliğidir, çünkü üst Merkava’da [yapı / savaş arabası], Hesed ve Gevura olan aslan ve öküzdür, akbaba Tifferet’in niteliğidir. “Tilkilere” diyor çünkü sordukları sorular akılda ve tilki zeki kabul ediliyor; bu yüzden onlara “tilki” deniyor. Kişi şöyle cevap vermeli, “Size akılla, yani zihinle cevap vermiyorum. Daha doğrusu, bir kuyruk olarak aslanları takip ediyorum, tıpkı kuyruğun başı takip edişi gibi. Bana gelince, başım yok ama örtülü Hasadim [merhametler] olan Hesed’in niteliğini takip ediyorum.” Yani, onların Hasadim olduğunu görmese de yani onun için örtülü olduğu anlamına gelse de, yine de onların Hasadim olduğuna mantık ötesinde inanır. Buna “Aslanların kuyruğu ol” denir. Bu, “Sadece ihsan etmek için Hesed’in niteliğini takip ediyorum” dediği anlamına gelir. Kişi, mantık ötesi inançla, Yaradan’ın iyi olduğuna ve dünyayı iyilik niteliğiyle gözettiğine inanır, bu nedenle İlahi Takdirde gizliliği görmesine rağmen, gözünün gördüğünün aksi olması gerektiğine inandığını söylemelidir. Hala, Yaradan’ın, her şeyi mantık ötesi inançla kabul edebilmesinin, insan için bu şekilde daha iyi olacağını istediğine inanmaktadır, çünkü bu sayede kendini sevmekten çıkıp Yaradan için çalışabilecektir.

25) Rabaş, Makale 1, Çalışmada, “Kuyruk Değil Baş Olalım,” Nedir? (1990)

Kuyruk değil, baş olalım,” deriz. Bilinir ki, yaratılışın bir düzeni vardır ve yaratılışın ıslahının bir düzeni vardır. Bu nedenle, yaratılışın ıslahının düzeninde ihsan etme kaplarını edinmek zorundayız aksi halde haz ve keyif almak mümkün değildir. Bu nedenle hareket tarzı, “aslanların kuyruğu olmaktır” ve böylece hareket tarzı her şeyde mantık ötesinde olmaktır. Daha sonra, bu yolla kişi, ihsan etme kaplarını edinmekle ödüllenir, Keduşa’nın aklı ile ödüllenir ve buna “Keduşa’nın aklı,” denir, Zohar’da yazıldığı üzere, akıl odaları ve koridorları doldurur. Başka bir deyişle, Keduşa’nın aklı ile ödüllenen kişiye “baş,” denir. Böylece Yaradan’a dua edip, “Kuyruk değil, baş olalım,” deriz, bunun anlamı şudur, aklı olmayan Sitra Ahra’nın kuyruğu olmayalım. Yazıldığı üzere, “Diğer tanrı kısırdır ve meyve vermez.” Daha doğrusu “akıl” ile ödülleniriz, bu kişinin ihsan etme kaplarını edinme çalışmasını takiben edindiği meyvedir, bu O’nun yarattıklarına bahşetmek istediği zevk ve keyfi almaya uygun olan Kelim’dir.

26) Rabaş, Makale 1, Çalışmada, “Kuyruk Değil Baş Olalım,” Nedir? (1990)

Mantık ötesi gitmek zorundayız, soru sormaya yer yoktur. Şöyle ki tilki başı olmak, yani “kim,” ve “ne” sorularını, kafa ile yani mantık ve akıl ile cevaplamak yasaktır. Aksine “aslan kuyruğu oluruz,” yani sağduyu bedenin söylediği şeydir, ama biz mantık ötesinde gidiyoruz, demeliyiz. Bu yolla daha sonra Keduşa’nın aklı ile ödülleniriz” ve bu kuyruk değil baş olma durumudur. Başka bir deyişle Keduşa’nın başı ile ödüllenmiş oluruz.

27) Baal HaSulam, Şamati 13- Nar

Nar, bilgelerimizin dediği üzere şu demeye gelir: “Aranızda boş olanlar bile Mitzvot ile nar gibi dolabilir.” Rimon (nar) kelimesi mantık üzeri olan Romemut (yücelik) kelimesinden gelir. Ve bunun anlamı şöyle olacaktır: “Aranızdaki boş olanlar, Mitzvot ile nar gibi dolar.” Bu dolmanın ölçüsü, mantık ötesine gidebildiğiniz kadardır ve buna Romemut denir. Var oluşun olmadığı bir yerde yalnız boşluk olur, yazıldığı üzere: “Dünya hiçbir şeyin üzerinde asılı değildi.” Boş yerin doluşunun ölçüsünün ne olduğunu nasıl bulursunuz? Bunun cevabı, kişinin mantık ötesine yükselmesi kadar. Bu, boşluk yücelikle, yani mantık ötesi ile dolu olmalı demektir ve bu gücü vermesini Yaradan’dan istemek anlamına gelir. Bu tüm bu boşluğun yaratılmış olduğu anlamına gelecektir, yani kişinin sadece Yaradan’ın Romemut’u ile doldurulmak amacıyla, boş olduğunu, hissetme durumuna gelmesi anlamındadır. Başka bir değişle, kişi mantık ötesi her şeyi alma durumundadır. Ve bu “ve Yaradan böyle yaptı, insan Yaradan’ın huzurunda korkmalı,” sözünün anlamıdır. Bunun anlamı, kişiye bu boşluk hissi ona mantık ötesi inanç durumunu üstlenmeye ihtiyaç duyması amacıyla gelir demektir. Ve bunun için Yaradan’ın yardımına ihtiyacımız vardır. O zaman, kişi Yaradan’dan mantık ötesine inanmak için kendisine güç vermesini istemelidir.

28) Rabaş, Makale 33, İsrail’in Suçluları (1985)

‘Aranızdaki boş olanlar bile, bir nar gibi Mitzvot’la doludur’ ifadesini yorumlayabiliriz. Bu, Mitzvot’la dolu olsalar da, kendilerini boş hissederler anlamına gelir, çünkü onlar bir nar gibi olduklarını görürler, ‘sevgililerime seslendim; onlar beni aldattılar’ (Lamentations, 1) sözlerinden, aldatmak, onların, Tora ve Mitzvot’ta çalışmalarının, Yaradan için değil de, yalnızca kendi menfaatleri için olduğu anlamına gelir.

Ama bunu fark etmesine ne sebep oldu? Kesinlikle Mitzvot’la dolu olması. Bu, kişinin ‘İsrail’ olabileceğini düşünerek kendini kandırmaması gerektiğini görmesine sebep olur. Bunun yerine şimdi, ‘İsrail’in suçlusu’ olduğunu görür.

Buradan, Mitzvot’la dolu olmadığı sürece, kişinin maneviyattaki derecesinin gerçek bilgisine ulaşmasının, imkânsız olduğu ortaya çıkar. İşte o zaman kişi durumunu, şimdiye kadar kendini kandırdığını ve şimdi ‘İsrail’in suçluları’ derecesinde olduğunu görür. Ancak Mitzvot olmadan, ışıksız olarak kabul edilir ve o zaman kişi, gerçeği, ‘İsrail’ olabilmesi için Yaradan’ın yardımına ihtiyacı olduğunu göremez.

29) Rabaş, Makale 7, Çalışmada “İnsan” Nedir, “Hayvan” Nedir?

Özellikle ihsan etmeye ulaşmak isteyenler içlerinde boşluk hissederler ve Yaradan’ın yüceliğine ihtiyaç duyarlar. Bu boşluğu, Yaradan’dan mantık ötesi gidebilmek için güç istedikleri ölçüde, özellikle “Mitzvot ile dolu,” diye nitelendirilen ulvilik ile doldurabilirler, buna “yücelik” denir. Başka bir deyişle Yaradan’dan yücelik için güç vermesini isterler, bu mantık ötesinde Yaradan’ın yüceliği ve önemidir. Yaradan’ın onların bunu edinmesine izin vermesini istemezler, zira kendilerini teslim etmek, boyun eğmek isterler, ancak bunun için Yaradan’dan yardım isterler ve bu ölçüde bu boş yeri Mitzvot ile doldururlar. “Nar gibi Mitzvot ile dolmak,” sözünün anlamı budur.

30) Baal HaSulam, Şamati 238- Ne Mutlu Seni Unutmayan ve Oğlu Senin İçin Çabalayan Adama

Ne mutlu Seni unutmayan ve oğlu senin için çabalayan adama” (Roş HaŞana dualarından). Kişi beyazlık yolunda ilerlediği zaman, bağışlanan her şeyin yalnız siyahlığın farkındalığını edinmesi nedeniyle olduğunu hatırlamalıdır. Ve kesinlikle “Senin,” için “herkes O’nun inancın tanrısı olduğuna inanır,” yoluyla çaba göstermelidir, halen inançla çaba göstereceği bir yer görmese bile, her şey önünde ifşa olmamış olsa bile. Gene de mantığın ötesinde, iman yoluyla inanılacak daha çok şey olduğuna inanmalıdır. ‘‘Ve İsrael bu yüce eseri gördü… Ve Yaradan’a inandı.’’ Bu nedenle ‘gördü’ anlayışı ile ödüllendirilmiş olanların bile, hala inancın yoluna inanmak için güç sahibi olmaları gerekir. Ve bu büyük bir çaba gerektirir; aksi halde Libni ve Şimei gibi kişi derecesini kaybeder. Bunun anlamı şudur ki eğer bu böyle olmasaydı, Tora ve Mitzvot’u kesinlikle beyazlık zamanında dinleyebilirdi, sanki bu bir koşulmuş gibi olurdu. Ancak kişi, koşulsuz olarak dinleyebilir. Bundan dolayı beyazlık zamanında kişi, siyahlığa kusur bulmamaya dikkat etmelidir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,288