e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi Materyalleri > Sabah Dersi 2020 – Uşpizin Davud – Sefira Malhut

Sabah Dersi 2020 – Uşpizin Davud – Sefira Malhut

1) Rabaş, Makale 10, Çalışmada, “Kral Davud’un bir Hayatı Yoktu,” Nedir (1990)

Kral Davud, üzerinde bir Tsimtsum’un olan Malhut’tur ve Davut, ıslah gerektiren “Malhut’un tamamı” olarak kabul edilir, çünkü alma kaplarında var olan alma arzusunun tamamı düzeltilmelidir, bu nedenle, ihsan etme kaplarının bulunduğu Kelim’ [kaplar] dahil edilmesi gerekiyordu. Bununla, genel Malhut da düzeltilecektir. Buna “ıslahın sonu” denir, yani Mesih Kral’a “ıslahın sonu” denir. Bu, genel Malhut’un ihsan etmek için çalışmak üzere düzeltileceği anlamına gelir.

2) Rabaş, Makale 13, Çalışmada ‘Zayıf Olanın Eline Güçlüyü Verdin’ Ne Demektir? (1991)

Davud, Malhut yani cennettin krallığı olarak kabul edilir. Bu demektir ki, yaratılanlar cennettin krallığının yükünü ödül almak ve kendi menfaatleri için değil de “O yücedir ve yöneten” olduğu için üzerlerine almalıdırlar.

Fakat tüm dünya buna direnir ve her şeyi kendisi için değil de Yaradan için yapmaktan nefret eder. Dolayısıyla Keduşa, bütünüyle ihsan etmek yani Yaradan için çalışmaktır, şöyle yazıldığı gibi “Ben Efendiniz kutsal olduğum için siz de kutsal olacaksınız.” Bu nedenle Yaradan sadece yaratılanlara ihsan ettiğinden, yaratılanlar da Yaradan’a ihsan etmelidir, buna Yaradan’la Dvekut olarak kabul edilen “form eşitliği” denir.

3) Rabaş, Makale 45, Çalışmada, “Gizli Olan Şey Efendimiz Tanrımıza Aittir,” Nedir? (1990)

Davud, cennetin krallığı olan Malhut olarak adlandırılır. Keduşa’nın Malhut’u ihsan etme arzusudur ve bunun tersi, Sitra Ahra [diğer taraf] denilen kişinin kendisi için alma arzusudur. Bu, Keduşa’nın tam tersidir ve Keduşa’nın düşmanıdır, yazıldığı gibi, “Günahkâr erdemliyi gözetler ve onu öldürmeye çalışır.” Yani alma arzusu ihsan etme arzusunu öldürmek ister.

Keduşa’nın Malhut’u için bir Merkava [savaş arabası / yapı] olan Davud, -ihsan etme arzusunu, Keduşa’yı öldürmek isteyen- düşmanından onu kurtarmakta acele etmesi için ve böylece artık düşmanı onu yönetemesin diye Yaradan’a dua etti.

“Merhametimin Tanrısı benimle buluşacak” sözünün anlamı budur, yani Yaradan ilk önce bana merhamet edecektir.

4) Rabaş, Makale 10, Çalışmada, “Kral Davud’un bir Hayatı Yoktu,” Nedir (1990)

İnsan, kendisi için alma arzusu olarak doğduğuna göre, bu durumda hayat yoktur. Buradan, kalpteki nokta olan Kral Davud’un niteliğinin yaşamı olmadığı sonucu çıkar. Başka bir deyişle, hayatın ışığı orada parlayamaz.

Bu nedenle, “merhamet niteliğinin yargıyla ilişkilendirilmesi” yer alır, yazıldığı üzere, yargı niteliği olan Malhut, Kral David niteliği ile ilişkilendirildiğinde, “sağın niteliğinden, yani ihsan etmekten, hayatı alır. Dolayısıyla, Hesed’in ve merhamet niteliği olan İbrahim, Yakup ve Yusuf’un niteliği, alma kapları olan “sol” un niteliği olan İshak’ın değil, Kral Davud’un niteliğinin içine yerleştirilmiştir.

5) Rabaş, Not 316, Adam HaRişon – 2

Malhut niteliği olan Davud, Mesih, üzerinde Tzimtsum [kısıtlama] ve gizliliğin olduğu için – kendi niteliği üzerine herhangi bir ışık alamaz. Bunun yerine, kocası Zeir Anpin’den almalıdır, bu da onun “boş alan” olarak görülen Zeir Anpin’in Malhut’undan inşa edildiği anlamına gelir. Bu nedenle, onlardan, yani Malhut’un üstündeki İbrahim, Yakup ve Yusuf’tan aldı. Bu nedenle onlardan aydınlanma aldı.

6) Zohar, Şlah Leha, “Tzitzit,” 342

David’in kemanı David’in yatağının üzerinde asılıydı. Keman Malhut’tur. Üstteki kutsal Kral’a kendi başına çalan Davut’un kemanıdır.

7) Rabaş, Makale 30, Çalışmada, “Yasa ve Yönetmelik Yaradan’ın Adıdır,” Nedir (1990)

Davut, Tora’nın yollarında yürüdü”, yani Tora aracılığıyla kendini ıslah etti ve ihsan etme kaplarıyla ödüllendirildi. Bu kaplara bolluk yukarıdan dökülür ve kişi “İyilik Yapan İyi” ile ödüllendirilir, yani o, Yaradan’ın gerçek adını – İyilik Yapan İyi – namını alır, çünkü iyiliği, kendisini, Tora’nın yolları ile ıslah ederek almıştır. “Ve Davut O’na bir isim yaptı” sözünün anlamı budur, yani Davut, Yaradan’ın “İyilik Yapan İyi” adını almakla ödüllendirildi.

8) Baal HaSulam, Şamati 140- Senin Yasanı Nasıl da Seviyorum

Ah ben senin yasanı nasıl da seviyorum! O bütün gün benim derin düşüncemde.” “Kral Davud zaten mükemmellikle ödüllendirilmiş olduğu hâlde hâlâ Tora için yalvarırdı, çünkü Tora dünyadaki herhangi bir mükemmellikten daha büyük ve önemlidir, dedi.

9) Zohar, VaYetze, “Bakın, Yere Bir Merdiven Yerleştirildi” Madde: 58-59

Davud’un Kulesi nasıl güçlü bir kule ise, Tora ile uğraşanların da güçlenmeye ve güçlü bir yapıya ihtiyacı vardır. Davut’un Kulesi, tıpkı Davut’un Tora’da tüm çağdaşlarından daha büyük olduğu gibi, Tora ile meşgul olanlar da Tora’da büyümeli ve ondan uzaklaşmamalı. Davut’un gece gündüz Tora ile meşgul olması gibi, kişi gece gündüz Tora ile meşgul olmalıdır. Ve onlar onunla meşgul olurken ve onun içinde büyürken, boyun da, büyük ve güçlü bir bina olan Davut Kulesi gibi inşa edilir.

10) Zohar, VaYigaş [Yahuda Yaklaştı], “Altmış Nefes”, No. 48

“Ey Tanrım, kurtuluşumun Tanrısı, senin önünde gündüz ve gece haykırdım.” Gece yarısı Kral Davud, kalktı ve Kral ve hanımefendinin sevinci için şarkılar ve övgüler içinde, Tora ile uğraştı. Bu, ülkeye olan inancın sevincidir, çünkü bu diyarda görülen inancın, İlahi Vasfın mükafatıdır.

11) Rabaş, Not 590, “İsrail Toprağına Yürüyenler”

Davud, “Ben şafağı uyandırıyorum, [İbranice’de” siyah “anlamına geliyor) şafak beni uyandırmıyor, çünkü o ayrılışı çağırıyor ve ayrılış onu yargılamaya uyandırmıyor.

12) Rabaş, 77. Mektup

Bu atalarımızın dediği gibidir: “Kaybetmeden önce, ararım,” yani içinde bulunduğum durumu kaybetmeden önce aramaya başlarım. Bu Baal HaSulam’ın “Şafağı uyandırırım,” diyen Kral Davut ile ilgili söylediği şeydir. Atalarımız şöyle der: “Şafak beni değil, ben şafağı uyandırırım.”Dolayısıyla yerine getirme, düşüş değil özellikle yükseliş zamanıdır. Yükseliş zamanında, tanrı korusun geri düşmemek için korkuyu uzatmalıyız. Fakat hepsinden önemlisi tüm ihtiyacımız olan Kral’a yakarmak ve O’nun merhametini istemektir.

13) Rabaş, Makale 10, Çalışmada, Mahsul Olgunlaştığında Kral Tarlasında Ayakta Durur Ne Demektir? (1991)

Bu, Baal HaSulam’ın “Şafağı ben uyandırırım, şafak beni uyandırmaz” diyen Davud’la ilgili söylediği gibidir. Bu demektir ki Kral Davud, “karanlık” denilen şafağı beklemez yani karanlığın onu uyandırmasını beklemez. Onun yerine, karanlığı o uyandırır. Yüzünü onun için aydınlatması için Yaradan’a dua eder ve dolayısıyla karanlığa hazırlık yapmak için zaman kazanır ve sonrasında onu ıslah etmek kolaylaşır.

14) Rabaş, Makale 16 Keduşa’nın (Kutsallığın) İnşa Edildiği Temel Nedir? (1988)

Kral Davut’un Şahar’ı (şafak) -ki bu Şahor (siyah) kelimesinden gelir, ona gelen karanlıktır- kabul etmediğini ve karanlıktan uyanacağını söylemesidir. Daha ziyade ‘Şafağı uyandırırım’ yani iyi hissettiğinde, kendisi karanlığı uyandırır.”

15) Rabaş, Not 877, Üç Dua – 2

Bu nedenle, önce fakirin duası kabul edilir, yani önce “fakir ve yetersiz” denilenin, cennetin krallığı ile ödüllendirilmesi gerekir. Bu, bir kişinin çalışmada girmek zorunda olduğu ilk anlayıştır. Ardından Davut için bir dua olan bir sonraki derece gelir yani, onun cennetinin krallığının kesilmemesi. Daha sonra üçüncü dua, Musa için olan dua gelir, bu Tora’dır.

16) Rabaş, Makale 30, Üç Dua – 1 (1985)

Kişinin, öncelikle, ihsan etme arzusu olarak adlandırılan, ikinci bir doğaya sahip olmak için, yukarıdan güç alması gerekir. Daha sonra, kişi, Davud denilen, bir diğer dereceyi, yani Cennet Krallığı’nı isteyebilir. Akabinde, yoksulun duası, diğer bütün duaları erteler, yani yoksul, dileğine kavuşmadan önce, kişi daha yüksek bir dereceyi edinemez. Bu yüzden şöyle yazılmıştır: ‘Zayıf olduğunda yoksul için bir dua’.

Daha sonra, kişi, bütün dünyayı rehberliğiyle yöneten Operatörü hissetmek için, inanca sahip olmak istediğinde, Davud için dua, ikinci dua, Cennet Krallığı’nda olma duası gelir. Bu böyledir, çünkü şimdi kişi, Sulam’da yazıldığı gibi, Yaradan’ı zaten iyilik yapan olarak algılayabilir, zira ihsan etme kaplarına artık sahiptir. Böylece kişi, Yaradan’ın nasıl iyilik yaptığını görebilir.

17) Zohar, Pekudei, “ Bazen Kendini Över, Bazen Kendini Küçümser” 235

Davud, Malhut’tur. Bazen fakir, bazen herkesten daha zengindir. Bu yüzden “Ben gencim ve küçümseniyorum” derdi. İşte bu yüzden, “Senin hükümlerini unutmadım.” Benzer şekilde, Yaradan’ın istediği bir Kli olmak için kişi kendi gözünde küçümsenmeli ve her şeyde kendini alçaltmalıdır.

18) Zohar, Pekudei, “ Bazen Kendini Över, Bazen Kendini Küçümser” 233

Kral Davud her zaman Yaradan’ın önünde kendisini eğdi, Yaradan’ın önünde kendisini eğen kişiyi Yaradan her zaman herkesin yukarısına yükseltir. İşte bu nedenle Yaradan Davud’u bu dünyada ve sonraki dünyada istedi. … Davud bu dünyada bir kraldır ve David sonraki dünya için bir kral olacak. Bu nedenle “İnşaatçıların nefret ettiği taş mihenk taşı oldu” denildi.

19) Pri Tzadik “Sukkot Bayramı”, Madde 28

Uşpiz [onur konuğu] Kral Davud’un kalbinde her zaman büyük bir haykırış vardı çünkü ona her zaman hala dışarıda duruyormuş gibi geliyordu.

20) Rabaş, Makale 20, İhsan Etme Çalışmasında Ödül Nedir (1988)

Şöyle yazılmıştır (Mezmurlar 121), “Gözlerimi dağlara kaldıracağım; yardımım nereden gelecek? Benim yardımım, cennetin ve yerin Yaratıcısı Rab’dendir. ” David’in sorusunu, “Yardımım nereden gelecek?” ve daha sonra “Yardımım Rab’den geliyor” diye bulmasını anlamalıyız. Ancak iman eden her Yahudi, kişinin yardım alacak başka yeri olmadığını, Yaradan’dan başka bir yere sahip olmadığını söyler.

21) Baal HaSulam, Ohr HaBahir, “Dört Duyu”

Şunu bilin ki, maneviyatta “biraz,” olmadığı için Yaradan’ın kişinin yarım gönülle ettiği duayı kabul etmez. Aksine, kişinin tüm dualarını tamamladığı anda, Yaradan ona cevap verir. “Yişay oğlu Davut’un duaları sona erdi,” sözünün anlamı budur, yani Yaradan tüm dileklerini zaten cevaplamıştır ve daha fazla isteyecek veya dua edecek hiçbir şeyi yoktur. “Her ağızdan gelen duayı işittiğin için” sözünün anlamı budur, yani Yaradan tüm dualarını ancak ağız O’na ifşa ettikten sonra hemen işitir.

22) Rabaş, Makale 15, Hezekiah Yüzünü Duvara Döndü (1985)

Bu Kral Davut’un söylediği şeydir, “Bizim için değil Tanrı’m, bizim için değil, fakat Sen’in adının ihtişamı, merhameti ve gerçeği için. Neden uluslar ‘Onların Tanrı’sı nerede?’ diye sorar, bizim Tanrı’mız cennette ve O, ne isterse onu yapar.”

Buna göre Yaradan’ın sürgünden çıkmamıza yardım etmesi için yakarırız. Bu “bizim için değil,” sözünün anlamıdır. Bu demektir ki düşüncelerimiz, arzularımız ve yaptıklarımız alma arzusu için olmasın.

Daha ziyade “Sen’in adının ihtişamı için,” böylece Şehina sürgünde olmaz, toz olarak görülmez ve “O’nun yüce adı büyüsün ve kutsansın,” denilen cennetin ihtişamı ifşa olur.

23) Rabaş, Makale 45, Bir Yargıcın Çalışmada Kesinlikle Doğru Yargılaması Ne Anlama Gelir?

Yazılıdır (Mezmurlar 78), “O, hizmetkarı Davut’u seçti ve koyun ağıllarından, emzirilen kuzularla koyunların bakımından aldı. Yakup’u kavmine ve İsrail’in mirasına çobanlık yapmak için yetiştirdi.” Hizmetkarı Davut’u neden seçtiğini yorumlamalıyız; Başkalarına göre ne gibi meziyetlere sahipti? Bunun hakkında, “ağıllardan aldı” diyor. “Ağılları” yiyecek olarak yorumlamalıyız. Yani, onun yemeği neydi? Koyun diyor. Baal HaSulam’ın koyunun, “çıkışlar” anlamına geldiğini açıklamıştır.

Yani kişi Yaradan çalışmasından çıktığını, düşüşte olduğunu hissettiğinde, bundan korkuya kapılmamalıdır. Aksine, bu ona, Yaradan’a, onu kötülerin kontrolünden kurtarması ve O’na yaklaştırması için dua etmesi için bir yer verir. Bu nedenle, her çıkış, ona yakıt verir ve duaya getirir. Tersine, kişi her zaman yükselişte olduğunda, ilerlemeye ihtiyacı yoktur. “Onu ağıllardan aldı” sözlerinin anlamı budur.

24) Baal HaSulam, 19. Mektup

Kral Davud, tüm İsrail’in ortak ruhudur. Bu nedenle, o her zaman, O’nunla gerçek Dvekut’a özlem ve arzu duydu.

25) Baal HaSulam, 600.000 Ruh

Bu dünyada Malhut’un ifşasını genişletmeye layık olmak için ruhunu arındıran kişiye gerçekten Kral Davud denilecektir. “İsrail Kralı Davud gerçekten yaşıyor” sözünün (Roş Aşana 25) anlamı budur, çünkü o hiç ölmemiştir. Onun Kli’si İsrail’den gelen her bir ruhun içindedir.

26) Baal HaSulam, Şamati 102- Ve Seni Narenciye Ağaçların Meyvesine Götüreceksin

Davud şöyle dedi, “Ben barışım”, yani herkese ulaşıyorum ve herkesi seviyorum,” Ama konuştuğumda, onlar savaş içindeler.”

27) Rabaş, Makale 19, Çalışmada, “Ayağa Kalk Ey Tanrım, Düşmanların Dağılsın,” Nedir?

Şöyle yazılmıştır (Mezmurlar 34), “Ben Rabbi aradım ve O bana cevap verdi.” RADAK, “aradım” diye yorumladı, çünkü onların ellerindeyken, Yaradan’ı kalbinde aradı ve onu kurtarması için O’nun önünde yalvardı.

Çalışmada, Davut, onların ellerindeyken alma arzusunun düşünce ve arzularının egemenliği altındayken kalbinin Yaradan’ı aradığını yorumlamalıyız. Yani, onu kontrol ettiklerini görmesine rağmen, yüreği Yaradan’dan onu onlardan kurtarmasını istedi. Başka bir deyişle, dışarıdan onu yönetmiş olsalar da, kalbinde onların yönetimine karşı çıktı ve Yaradan’a onlardan kurtarması için yalvardı. Kalbinde Yaradan’dan onu kurtarmasını istedi ve yalvardı, onu dışarıdan kontrol ettikleri için pes etmedi. Bilgelerimizin dediği gibi (Berachot 10), “Boynuna keskin bir kılıç yerleştirilse bile, kişi O’nun merhametini inkâr etmemelidir.” Böylece inişler eksikliğin dolmasına neden olur.

28) Zohar, Şemot, “Musa Otlatıyordu”

“Bir Davut Mezmuru. Lord benim çobanım; İstemeyeceğim.” “Tanrı benim çobanımdır” benim çobanım. Çoban sürüyü iyi bir otlak alanına, pınarların bulunduğu yemyeşil bir otlatma alanına götürürken ve yürüyüşlerini doğruluk ve adaletle düzeltirken, Yaradan da öyle yapar, yazıldığı gibi: “Beni yeşil otlaklarda yatırır; Beni durgun suların yanına götürür, ruhumu yeniler. “

29) Rabaş, Makale 19, Çalışmada, “Ayağa Kalk Ey Tanrım, Düşmanların Dağılsın,” Nedir?

“Ayağa kalk, ey Tanrım ve düşmanların dağılsın.” Yaradan’ın, dua edip, “Merhametli olan bizim için Davut’un yıkılmış kulübesini kaldıracak,” deme şeklimizde “ayağa kalkması” için O’na dua ediyoruz, burada “Davut’un kulübesi” tozdaki Şehina olan Malhut’tur. Yaradan’dan onu düşüşten kaldırmasını ve yükseltmesini, yani dik durmasını istiyoruz.

30) Rabaş, Makale 19, “Çalışmada Gümüş, Altın, İsrail, Geri Kalan Milletler Nedir?”

Şehina’nın neden üzüntü içinde olduğunu ve Yaradan’ın onu tozdan kaldırmadığını anlamalıyız. Daha doğrusu, Yaradan’dan onu kaldırmasını istemeliyiz ve duamız olmadan O onu kaldırmayacaktır, (Yemek Kutsamasında) yazdığı gibi, “Merhametli Olan, bizim için yıkılmış olan Davut çadırını kuracak.” Yani O’nun istememize ihtiyacı var.

31) Rabaş, Makale 397, Aranızdan Alıp Efendiye Bir Katkıda Bulunun

Şöyle yazılmıştır, ‘Merhametli olan, bizim için, Davud’un düşmüş olan kulübesini yükseltecektir’. Buna, ‘Şehina’yı tozdan kaldırmak’ denir. Maddesellikteki bir düşmeyle ilgili olarak, bazen altının dünyaya düştüğü biliyoruz, yani değerini kaybettiğini ve olması gerektiği gibi değerli olmadığını görüyoruz. Maneviyatta da benzerdir. Eğer maneviyat, sahip olması gereken değere sahip olmazsa, bunun için gerekli ödemeyi yapmayız. Ve özveriyle çalışması talep edildiğinde, eğer kişi, adanmışlığın bedelini ödemeye değer vermiyorsa, Şehina’nın tozun içinde olduğu düşünülür. Ettiğimiz dua, bununla ilgilidir, ‘Merhametli olan, bizim için, Davud’un düşmüş kulübesini yükseltecektir’, yani Yaradan, bize kutsal çalışmanın yüceliğinin hissiyatını verecektir.

SEÇİLMİŞ MEZMURLAR

32) Mezmur 1:1-6

Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez,

Günahkârların yolunda durmaz,

Alaycıların arasında oturmaz.

Ancak zevkini RAB’bin Yasası’ndan alır

Ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.

Böylesi akarsu kıyılarına dikilmiş ağaca benzer,

Meyvesini mevsiminde verir,

Yaprağı hiç solmaz.

Yaptığı her işi başarır.

Kötüler böyle değil,

Rüzgarın savurduğu saman çöpüne benzerler.

Bu yüzden yargılanınca aklanamaz,

Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.

Çünkü RAB doğruların yolunu gözetir,

Kötülerin yolu ise ölüme götürür.

33) Mezmur 121:1-8

Gözlerimi dağlara kaldırıyorum,

Nereden yardım gelecek bana?

Yeri göğü yaratan

RAB’den gelecek yardımım.

O ayaklarının kaymasına izin vermez,

Seni koruyan uyuklamaz.

İsrail’in koruyucusu ne uyur ne uyuklar.

Senin koruyucun RAB’dir,

O sağ yanında sana gölgedir.

Gündüz güneş,

Gece ay sana zarar vermez.

RAB her kötülükten seni korur,

Şimdiden sonsuza dek

RAB koruyacak gidişini, gelişini

34) Mezmur 23:1-6

RAB çobanımdır,

Eksiğim olmaz.

Beni yemyeşil çayırlarda yatırır,

Sakin suların kıyısına götürür.

İçimi tazeler,

Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.

Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile,

Kötülükten korkmam.

Çünkü sen benimlesin.

Çomağın, değneğin güven verir bana.

Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın,

Başıma yağ sürersin,

Kâsem taşıyor.

Ömrüm boyunca yalnız iyilik ve sevgi izleyecek beni,

Hep RAB’bin evinde oturacağım.

35) Mezmur 27, 1-14

RAB benim ışığım, kurtuluşumdur,

Kimseden korkmam.

RAB yaşamımın kalesidir,

Kimseden yılmam.

Hasımlarım, düşmanlarım olan kötüler,

Beni yutmak için üzerime gelirken

Tökezleyip düşerler.

Karşımda bir ordu konaklasa,

Kılım kıpırdamaz,

Bana karşı savaş açılsa,

Yine güvenimi yitirmem.

RAB’den tek dileğim, tek isteğim şu:

RAB’bin güzelliğini seyretmek,

Tapınağında O’na hayran olmak için

Ömrümün bütün günlerini O’nun evinde geçirmek.

Çünkü O kötü günde beni çardağında gizleyecek,

Çadırının emin yerinde saklayacak,

Yüksek bir kaya üzerine çıkaracak beni.

O zaman çevremi saran düşmanlarıma karşı başım yukarı kalkacak,

Sevinçle haykırarak kurbanlar sunacağım O’nun çadırında,

O’nu ezgilerle, ilahilerle öveceğim.

Sana yakarıyorum, ya RAB, kulak ver sesime,

Lütfet, yanıt ver bana!

Ya RAB, içimden bir ses duydum:

“Yüzümü ara!” dedin,

İşte yüzünü arıyorum.

Yüzünü benden gizleme,

Kulunu öfkeyle geri çevirme!

Bana hep yardımcı oldun;

Bırakma, terk etme beni,

Ey beni kurtaran Tanrı!

Anamla babam beni terk etseler bile,

RAB beni kabul eder.

Ya RAB, yolunu öğret bana,

Düşmanlarıma karşı

Düz yolda bana öncülük et.

Beni hasımlarımın keyfine bırakma,

Çünkü yalancı tanıklar dikiliyor karşıma,

Ağızları şiddet saçıyor.

Yaşam ülkesinde

RAB’bin iyiliğini göreceğimden kuşkum yok.

Umudunu RAB’be bağla,

Güçlü ve yürekli ol;

Umudunu RAB’be bağla!

36) Mezmur 139:1-24

Ya RAB, sınayıp tanıdın beni.

Oturup kalkışımı bilirsin,

Niyetimi uzaktan anlarsın.

Gittiğim yolu, yattığım yeri inceden inceye elersin,

Bütün yaptıklarımdan haberin var.

Daha sözü ağzıma almadan,

Söyleyeceğim her şeyi bilirsin, ya RAB.

Beni çepeçevre kuşattın,

Elini üzerime koydun.

Kaldıramam böylesi bir bilgiyi,

Başa çıkamam, erişemem.

Nereye gidebilirim senin Ruhun’dan,

Nereye kaçabilirim huzurundan?

Göklere çıksam, oradasın,

Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.

Seherin kanatlarını alıp uçsam,

Denizin ötesine konsam,

Orada bile elin yol gösterir bana,

Sağ elin tutar beni.

Desem ki: “Karanlık beni kaplasın,

Çevremdeki aydınlık geceye dönsün.”

Karanlık bile karanlık sayılmaz senin için,

Gece, gündüz gibi ışıldar,

Karanlıkla aydınlık birdir senin için.

İç varlığımı sen yarattın,

Anamın rahminde beni sen ördün.

Sana övgüler sunarım,

Çünkü müthiş ve harika yaratılmışım.

Ne harika işlerin var!

Bunu çok iyi bilirim.

Gizli yerde yaratıldığımda,

Yeryüzünün derinliklerinde örüldüğümde,

Bedenim senden gizli değildi.

Henüz döl yatağındayken gözlerin gördü beni;

Bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden,

Hepsi senin kitabına yazılmıştı.

Hakkımdaki düşüncelerin ne değerli, ey Tanrı,

Sayıları ne çok!

Kum tanelerinden fazladır saymaya kalksam.

Uyanıyorum, hâlâ seninleyim.

Ey Tanrı, keşke kötüleri öldürsen!

Ey eli kanlı insanlar, uzaklaşın benden!

Çünkü senin için kötü konuşuyorlar,

Adını kötüye kullanıyor düşmanların.

Ya RAB, nasıl tiksinmem senden tiksinenlerden?

Nasıl iğrenmem sana başkaldıranlardan?

Onlardan tümüyle nefret ediyor,

Onları düşman sayıyorum.

Ey Tanrı, yokla beni, tanı yüreğimi,

Sına beni, öğren kaygılarımı.

Bak, seni gücendiren bir yönüm var mı,

Öncülük et bana sonsuz yaşam yolunda!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,299