e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi Materyalleri > Sabah Dersi 2020 – Yaradan’ın Yüceliği

Sabah Dersi 2020 – Yaradan’ın Yüceliği

1) Baal HaSulam, Zohar Kitabı’na Giriş, Madde 33

Yaradan’ın varlıklarına ihsan etmekten aldığı mutluluk, varlıkların O’nu hissettikleri dereceye kadardır, yani veren ve onları mutlu eden O’dur. Zira ondan sonra Yaradan onlardan büyük haz alır; tıpkı oğlunun, babasının büyüklüğünü ve yüceliğini hissedip, farkına varma derecesine kadar çok sevdiği oğluyla oynayan bir baba gibi ve baba oğluna hazırlamış olduğu tüm hazineleri gösterir. Şöyle yazıldığı gibi: “Sevgili oğlum, anne ve babasının mutluluk kaynağı değil mi? Zira ne zaman ondan bahsetsem onu hâlâ ısrarla hatırlıyorum. Bu yüzden kalbim ona özlem duyuyor, elbette ki ona merhamet duyacağım, der Yaradan”. Bu kelimeleri iyi inceleyin ki O’nu hissetmek ve onlar için hazırlamış olduklarında O’nun yüceliğini tanımakla bahşedilen bütün kişilerle birlikte Yaradan’ın büyük hazlarını öğrenebilirsiniz ta ki baba ve ebeveynlerinin mutluluğu, onun sevgili oğlu olana dek. Buna devam etmemize gerek yok zira bütün olanlarla mutluluk ve haz için O’nun tüm dünyaları (Üst ve Alt Dünyalar) yaratmasına değer.

2) Baal HaSulam, Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma

Dolayısıyla, bilgelerimiz şöyle dedi, “Kendine bir Kabalist yap ve bir dost satın al.” Bu, kişinin kendisi için yeni bir çevre yaratabileceği anlamına gelir. Bu çevre Kabalist’e değer veren dostların sevgisi vasıtasıyla kişinin Kabalist’inin yüceliğini edinmesine yardım eder. Dostların, Kabalist’in yüceliğinden bahsetmesi onların her birine Kabalist’in hissiyatını verir. Böylece kişinin Kabalist’ine ihsanı alma ve kişiyi manevi çalışmayı O’na çalışmaya getirecek yeterli motivasyon ölçüsü haline gelir. Bununla ilgili şöyle denilmiştir, “Maneviyat, kırk sekiz erdemle edinilir, dostlara hizmet etmekle ve dostların titizliliğiyle.” Bu böyledir çünkü Kabalist’e hizmet etmenin yanında kişinin dostlarının titizliğine, dostların etkisine de ihtiyacı vardır, böylece kişiyi Kabalist’in yüceliğini edinmede etkileyebilirler. Bunun böyle olmasının nedeni yüceliği edinmenin tamamen çevreye bağlı olmasıdır ve birey bununla ilgili hiçbir şey yapamaz.

3) Baal HaSulam, Şamati 191- Düşüş Zamanı

Çalışmanın başından düşüş zamanına kadar yapılan tüm çalışmalar ve çabalar kaybolduğu için düşüş zamanını tasvir etmek zordur. Yaradan’ın hizmetinde olmanın tadını hiç tatmamış olanlara bu, kendi dışındaymış, yani bu yalnız o yüksek kademelerde olurmuş gibi görünür. Ancak sıradan insanların Yaradan’a hizmet etmekle hiçbir bağlantıları yoktur, onlar yalnız dünyevi şeyleri elde etmek için özlem duyarlar, bu dünyanın akışı içinde, tüm dünyayı bu arzu ile aşındırırlar. Ancak, onların bu duruma nasıl geldiklerini anlamamız lazım. Nihayetinde kişinin rızası olsa da olmasa da Yaradan’ın cennetinde ve yeryüzünde hiçbir değişiklik yoktur; O daima “iyidir ve iyilik yapar,” şeklinde davranır. O zaman, bu durumdan ortaya çıkan nedir? O’nun yüceliğini duyurma gereği ortaya çıkar diyebiliriz. Kişinin, O’nu istemiyormuş gibi davranması gerekmez. Aksine, kişi kendisi ve Yaradan arasındaki mesafenin farkına vararak, O’nun haşmetinden korkar şekilde davranmalıdır. Bunu yüzeysel bir akılla anlamak ve de Yaradan ve yaratılış ile bağlantı kurmak zordur. Ve düşüş zamanında kişi, Dvekut (tek ve bir olma) yoluyla, Yaradan’a bağlanmanın ve O’na ait olmanın imkânsız olduğunu hisseder. Çünkü kulluk ve hizmet etmenin tüm dünyaya yabancı bir şey olduğu hissindedir. Gerçekten de bu böyledir, ama “O’nun yüceliğini keşfettiğin yerde, O’nun alçakgönüllülüğünü de bulursun.” Bunun anlamı; Yaradan’ın bu doğa ötesi ödülü yaratılışa vermesi ve yaratılışın O’na bağlanması ve O’nunla bir olmasına izin vermesi meselesidir. Kişi yeniden bağ kurduğunda, daima düşüş zamanını hatırlamalıdır. Böylece, Dvekut zamanını takdir edecek, kıymetini bilecektir. Böylece, yukarısı tarafından kurtarılmış olduğunu doğal olarak anlayacaktır.

4) Baal HaSulam, Şamati 30- En Önemlisi Yalnız İhsan Etmeyi İstemek

En önemlisi, O’nun yüceliğinden dolayı, ihsan etmek dışında başka hiçbir şey istememektir, çünkü almak kusurludur. Kendi için almaktan çıkmak mümkün değildir ama öteki uca yani ihsan etmeye tutunabiliriz. Hareket ettiren güç, yani kişiyi bu yolda ilerlemeye zorlayan güç O’nun yüceliğidir. Kişi her halükârda çabasını ve gücünü vermesi gerektiğini düşünmelidir, böylece harcadığı bu güç sayesinde yarar ve doyum hissedebilir. Başka bir deyişle, kişi sınırlı bir bedeni kendi gücüyle tatmin edebilir ve buna gelip geçen misafir denir, ya da sonsuz bir misafir denir, yani kişinin enerjisi sonsuzlukta kalır.

5) Baal HaSulam, Şamati 33- Haman İle Kefaret Günlerinin Kuraları

Gerçekten de bilmemiz gereklidir ki, kişiye, sanki “İyi ve İyilik yapan” bir rehberliğe karşıt gibi görünen her şey, sadece insanı, bu çelişkileri aşmak için Üst Işığı çekmeye zorlamak için vardır, yoksa kişi bunların üstesinden gelemez. Bu durum, kişinin Dinim (yargı) demek olan çelişkiler var olduğunda, “Yaradan´ın Yüceliği” koşulunu genişletmesidir. Bu demektir ki, bu çelişkiler, kişi onların üstesinden gelmek istediğinde, yalnızca Yaradan’ın Yüceliğini büyüterek, çözülebilir. Bundan çıkan sonuç, Yaradan’ın yüceliğini çekmeye sebep olan tam da bu Dinim’dir. Bu “Ve paltosunu ona fırlattı” cümlesinin anlamıdır. Bu demektir ki, kişi sonra bütün bu Aderet Zear´ları (Saç Örtüsünü) O´na yani Yaradan´a atfeder. Bu demektir ki kişi artık Yüksek Işığı bunların üzerine çeksin diye, Yaradan’ın ona bilerek bu örtüyü verdiğini görür. Fakat bu, kişi bunu ancak, başlangıçta onda bulunan, bu çelişkilerin ve Dinim’in üzerinde duran Işığı edindikten sonra görebilecek, anlamındadır. Bu böyledir, çünkü kişi, Zearot (saçlar) yani düşüşler olmadan yüksek Işık´ın duracak yeri olamayacağını görür, zira Kli olmadan Işık olmaz. Bu nedenle kişi, tüm bu edindiği Yaradan’ın Yüceliği koşulunun onda var olan Zearot (saçlar) ve çelişkiler aracılığıyla olduğunu görür. Bu, “Yukarıdaki Yaradan her şeye kadirdir” sözünün anlamıdır. Bu demektir ki, Yaradan’ın Yüceliği Aderet vasıtasıyla edinilir ve bu, “Yaradan’ın yüceliği onların ağzında olsun” anlamındadır. Bu demektir ki, kişi manevi çalışmadaki hataları ile kendini Yukarıya doğru çıkarır, zira kişi bir itiş olmadan hareket etmez ve bulunduğu durumda kalır. Ancak eğer kişi anlayabileceğinden daha alçak bir seviyeye düşerse, bu kişiye bunun üstesinden gelme gücü verilir, çünkü kişi böyle bir kötü durumun içinde kalamaz, zira kişi bulunduğu durumdan daha aşağılara düşmeye razı gelemez. Bu nedenle kişi her defasında galip gelmeli ve bu düşüşlerden çıkmalıdır. Böyle bir durumda Yaradan’ın Yüceliğini üzerine çekmelidir. Bu kişiye Yukarıdan üst güçleri kendisine çekme olanağı verir, çünkü kişi aksi takdirde mutlak bir aşağılığın içinde kalır. Bunu takiben kişi her seferinde Zearot aracılığı ile Yaradan’ın Yüceliğini keşfeder, ta ki Yaradan’ın Merhamet diye adlandırılan O´nun on üç niteliği olan isimlerini edinene kadar. Bu “Ve yaşlılar gençlere hizmet etsin”, ayrıca, “Kötü olan hazırlasın ve Hak´tan yana olan taşısın.” Ve de “kardeşine hizmet edeceksin” anlamlarıdır. Bu demektir ki, bütün bu esir düşmeler yani çelişkiler, sanki kutsal çalışmayı bozmak için var gibi görünürler. Kişi artık, bu çelişkilerin üzerinde yer alan Yaradan’ın Işığına layık olduğunda, tam tersini yani bunların Keduşa’ya (Kutsallığa) hizmet ettiklerini görür. Bu demektir ki, bunların aracılığıyla Keduşa’nın kıyafet bulacağı bir yer var olur. Bu, “Kötülük onu hazırlar ve Hak´tan yana olan onu taşır, diye adlandırılır ve bu demektir ki, onlar Kelim´e (Kaplar) Keduşa için bir yer verdiler.

6) Baal HaSulam, Şamati 26- Kişinin Geleceği Geçmişe Duyduğu Minnete Dayanmakta ve Bağlı Bulunmaktadır

Yazıldığı gibi “Efendi yücedir ve alçakgönüllü olan görecektir,” sadece alçakgönüllü olan yüceliği görebilir. Değerli (İbranice Yakar) sözcüğünün harfleri, bilecek (İbranice Yakir) sözcüğünün harfleri ile aynıdır. Bu, kişi onun için değerli olduğu ölçüde, bir şeyin büyüklüğünü bilir anlamına gelir. Kişi bir şeyden, onun önemine göre etkilenir. İzlenim, kişinin kalbine bir hissiyat getirir ve bu izlenimin önemini takdir ettiği ölçüde, içi sevinçle dolar. Bu nedenle, eğer kişi aşağılığının farkında ise, çağdaşlarından daha ayrıcalıklı değildir. Yani kişi bu dünyada en basit şekilde bile kutsal manevi çalışma için ona güç verilmemiş birçok insanın var olduğunu görür; hatta niyet etmeden ve Lo Lişma’da (O’nun adı için değil) bile ve hatta Lo Lişma’nın Lo Lişma’sında bile ve Keduşa’nın (kutsallık) kıyafetlenmesine hazırlık için hazırlanmada bile. Bazen mümkün olan en basit şekilde bile olsa, kutsal görevi yapmak arzusunu ve düşüncesini kazandığı zaman, kişi bunun önemini takdir edebilirse, kutsal göreve değer verdiği ölçüde, kişi bunu övmeli ve bunun için minnettar olmalıdır. Çünkü Yaradan’ın emirlerini, niyet olmadan bile, tutabilmenin önemini takdir edemediğimiz doğrudur. Bu koşulda kişi, kalbinde sevinç ve mutluluk hisseder. Kişinin verdiği övgü ve şükran, onun duygularını genişletir ve kutsal çalışmanın her bir noktasında coşku duyar ve kimin hizmetkarı olduğunu bilir ve böylece giderek daha yükseğe tırmanır. Bu yazılmış olan, geçmişte “Bana gösterdiğin bu lütuf için, Sana teşekkür ederim” sözlerinin anlamıdır ve bununla kişi, güvenle şunu söyleyebilir; “ve Sen bana bunu yapmaya yazgılısın,” der.

7) Baal HaSulam, Şamati 14- Yaradan’ın Büyüklüğü Nedir?

Yaratan’ın Romemut’u (büyüklüğü, yüceliği) kişinin mantık ötesi gitmek için gücü Yaradan’dan istemesi gerektiği anlamına gelir. Bunun anlamı; Yaradan’ın büyüklüğünün iki yorumu vardır:

  1. Bilgiyle dolmak değildir; bu kişinin sorularına cevap bulabildiği akıldır. Aksine kişi sorularını Yaradan’ın cevaplamasını ister. Buna Romemut denir, çünkü tüm bilgelik yukarıdan gelir, adamdan değil, yani bu kişi ancak kendi sorusunu cevaplayabilir anlamındadır.

Kişinin cevaplayabildiği herhangi bir şeyi, dış akılla cevaplıyor sayılır. Bunun anlamı, Tora ve Mitzvot’u tutmanın değerli olduğunu alma arzusu anlıyor demektir. Ancak, eğer mantık ötesi kişiyi çalışmaya zorlarsa, buna “alma arzusunun fikrine karşı” denir.

  1. Yaradan’ın büyüklüğü demek, kişinin dileklerinin kabul olması için Yaradan’a muhtaç hale gelmesi demektir. Bu nedenle;

  1. Kişi mantık ötesi gitmeli. Böylece kişi boş olduğunu görür ve dolayısıyla Yaradan’a muhtaç hale gelir.

  2. Sadece Yaradan, kişiye mantık ötesi gidebilme gücünü verebilir. Başka bir değişle, Yaradan’ın verdiği şeye “Yaradan’ın Romemut’u” denir.

8) Baal Hasulam, Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma

Kişi çevresinin O’nun manevi çalışmasını nasıl küçümsediğini gördüğünde O’nun yüceliğine yeteri kadar değer veremez, kişi çevrenin üstesinden gelemez. Bu yüzden de kişi O’nun yüceliğini edinemez ve çalışmasını geçiştirir, onların yaptığı gibi. Ve kişi O’nun yüceliğini edinmenin temeline sahip olmadığından açıkçası kendisine değil Yaradan’ına mutluluk ihsan etmek için çalışamaz. Bu böyledir çünkü kişinin çabalayacak motivasyonu yoktur ve “eğer kişi çabalayıp bulmadıysa, inanma.” Ve kişinin tek seçeneği, ya kendisi için çalışmaktır ya da hiç çalışmamaktır, zira kişi için Yaradan’ına ihsan etmek almaya eşit olmayacaktır. “Yüceliği edinmenmek tamamen çevreye bağlıdır, birey kendi başına, bununla ilgili hiçbir şey yapamaz. Ancak, yüceliği edinmenin iki koşulu vardır:

1. Yüceliğinin ölçüsüne göre çevrenin değerbilirliğini edin ve dinle.

2. Çevre yüce olmalı, şöyle yazıldığı gibi, “Kralın ihtişamı halkın kalabalığı arasındadır.”

9) Baal HaSulam, Şamati 13- Nar

Var oluşun olmadığı bir yerde yalnız boşluk olur, yazıldığı üzere: “Dünya hiçbir şeyin üzerinde asılı değildi.” Boş yerin doluşunun ölçüsünün ne olduğunu nasıl bulursunuz? Bunun cevabı, kişinin mantık ötesine yükselmesi kadar. Bu, boşluk yücelikle, yani mantık ötesi ile dolu olmalı demektir ve bu gücü vermesini Yaradan’dan istemek anlamına gelir. Bu tüm bu boşluğun yaratılmış olduğu anlamına gelecektir, yani kişinin sadece Yaradan’ın Romemut’u ile doldurulmak amacıyla, boş olduğunu, hissetme durumuna gelmesi anlamındadır. Başka bir değişle, kişi mantık ötesi her şeyi alma durumundadır. Ve bu “ve Yaradan böyle yaptı, insan Yaradan’ın huzurunda korkmalı,” sözünün anlamıdır. Bunun anlamı, kişiye bu boşluk hissi ona mantık ötesi inanç durumunu üstlenmeye ihtiyaç duyması amacıyla gelir. Ve bunun için Yaradan’ın yardımına ihtiyacımız vardır. Böylece o zaman, kişi Yaradan’dan mantık ötesine inanmak için kendisine güç vermesini istemelidir. Ortaya çıkan şudur ki, tam da o zaman kişi Yaradan’dan yardım istemeye ihtiyaç duyar, çünkü dışsal onun zıt olanı algılamasına imkân verir. Dolayısıyla, kişinin Yaradan’ın ona yardım etmesini istemekten başka bir tesellisi kalmaz. Bu konuda “Kişinin arzusu her gün kişinin hakkından gelir ve eğer Yaradan için değilse, kişi buna galip gelemez.” denir. Bu nedenle, bu koşul; kişinin, Yaradan’dan başka ona yardım edecek kimsenin olmadığını anlaması durumudur. Ve bu şudur: “Yaradan böyle yaptı, insan Yaradan’ın huzurunda korkmalı.” Korku meselesi inanç olarak anlaşılır ve ancak ondan sonra kişi Yaradan’ın onu kurtarmasına ihtiyaç duyar.

10) Baal HaSulam, Şamati 47- O’nun Yüceliğini Bulduğun Yerde

Bunun anlamı şudur; daima Dvekut (bağlılık, birlik) içinde olan kişi, Yaradan’ın kendini alçalttığını görür, yani Yaradan alçak yerlerde bulunur. Kişi ne yapacağını bilmez ve bu nedenle “yüksekte tahta çıkan, aşağısını, göğü ve yeri aşağı görür,” diye yazılmıştır. Kişi Yaradan’ın yüceliğini görür ve böylece “aşağısını aşağı görür,” yani kişi göğü yere indirir. Buna verilen tavsiye şudur; bu arzu, Yaradan’dan mı diye düşün, bundan daha yüce bir şeyimiz yoktur. Yazıldığı üzere: “Yoksulu bataklık çukurundan çıkarıp kaldırdı.”

11) Rabaş, Makale 12, Yaradan’ın Yolunda, Tora ve Çalışma Nedir? (1988)

Eğer kişi ödül olmaksızın, yalnız Kral’a hizmet etmek için, Tora ve Mitvot’u yerine getirmek istiyorsa, o zaman Kral’ın yüceliğini bilmeye ihtiyacı vardır, çünkü hizmetinin ölçüsü Kral’ın yüceliğinin ölçüsüne bağlıdır, zira çalışmak için ona yakıtı yalnız Kral’ın önemi ve yüceliği vermektedir. Zohar’da şu ayetten söz edilir; “Onun kocası kapılarda tanınır.” Bunun anlamı, “herkes kalbinde üstlendiğine göre,” demektir. Bununla bize şu söylenmektedir; kişi kalbinde Yaradan’ın yüceliğini ve önemini üstlendiği ölçüde kendini Kral’ın hizmetine adar. Bu nedenle de yalnız ihsan etmek için çalışmak isteyen, bu tür insanlar için, onları Tora ve Mitzvot’a bağlanmaya zorlayan tek sebep, Yaradan’ın önemi ve yüceliğidir. Zohar’da yazıldığı üzere; “Bu korkunun özü, O’nun yüce ve yöneten olması nedeniyle çalışmaktır,” bu kişiler Yaradan’ın Tora ile kıyafetlendiğine inanırlar. Ve Yaradan’ın İsrail’e söylediği şu sözlere inanın, “Size Tora’mı sattım. Ben de onunla birlikte satılırım,” Tora’yı öğrendikleri zaman Tora’nın içindeki ıslah eden ışığı da elde ederler. Bu bilgelerimizin söylediği şu sözlerin anlamıdır, “Arınmaya gelene yardım edilir,” zira Yaradan Tora içinde kıyafetlenmiştir.

12) Rabaş, 62. Mektup

Öyle anlaşılıyor ki, insanın öncelikli çalışması Yaradan’ın yüceliğini idrak etmesidir. Bu demektir ki, kişi Yaradan’ın yüceliğini anlamak için kitapları çalışmalı, atalarımızın söylediklerine dikkat etmeli ve Yaradan’ın yüceliğini hissetmelidir. Kişi O’nun yüceliğini hissedebilmek için dua etmelidir, böylece kalbini yatıştırır ve Yaradan önünde iptal olur, böylece sadece hayvansal şehvetin doyurulmasına yarayan dünyanın düzenini izlememiş olur, sonrasında Yaradan onun gözlerini açar ve yaşamını Tora ve çalışmaya adar ve “Her şekilde O’nu bil,” gerçek olur. Bu demektir ki, maddesel şeylerle meşgul olsa da bu Kedusha (kutsallık) amacıyladır. Lo Lişma’dan Lişma’ya geliriz. Bu demektir ki Lişma zaten yüksek bir derecedir ve kişi LoLişma’da başlamalıdır. Diğer bir deyişle kişi hazzın maddesellikte değil, Tora ve çalışmada olduğunun tam olarak farkında olmalıdır. O an dünyasal şeylerde daha fazla haz hissetse de bu Tora ve çalışma, Yaradan’a inanç eksikliğinde olduğundandır. Bu sırada Tora ve inanç vasıtasıyla Tora’nın ışığını hisseder ve bu ışık onu ıslah eder.

13) Rabaş, Makale 128, Efendiyi, Tanrımızı Yücelt

Efendiyi, Tanrımızı Yücelt ve O’nun dağının önünde başını eğ, çünkü Efendimiz Tanrımız kutsaldır.” “Yücelt”, sözünün anlamı şudur; eğer kişi Yaradan’ın yüceliğini ve büyüklüğünü bilmek isterse, bunu yalnızca Dvekut yoluyla ve form eşitliği ile elde edebilir. Bu durumda, “form eşitliği” nedir ve form eşitliği nasıl elde edilir? “O’nun dağının önünde başını eğ.” Baş eğmek, teslim olmak demektir. Kişi kendi aklını aşağıya indirdiği ve akıl anlasa da anlamasa da dediği zaman, kişi kendini sıfırlar ve boyun eğer. Hangi niteliğin önünde boyun eğer? “O’nu kutsal dağının” önünde.

Har [dağ], Hirhurim [derin düşünce] anlamına gelir, yani düşünce anlamına gelir. “O’nun kutsallığı,” sözünde “kutsal” maddeden ayrı demektir. Bu, kendini alma arzusundan ayırmak anlamına gelir. “Boyun eğmek”, aynı fikirde olmasa bile bedeni teslim etmek ve yalnız Keduşa’nın düşüncelerini kabul etmek anlamına gelir. Bu, “Kutsal dağın önünde boyun eğ,” anlamına gelir. Neden kendimizi Keduşa’nın düşüncelerine, yani almak için almaktan ayırmaya razı olmalıyız? Çünkü Yaradan sadece ihsan ettiği için, “Efendimiz, Tanrımız kutsaldır”. Bu nedenle, kişinin Yaradan’la form eşitliğinde olması gerekir ve böylece Yaratan’ın yüceliğini elde edebiliriz. Daha sonra, Efendimiz, Tanrımızın yüceliğinin edinimini başarabiliriz.

14) Rabaş, Makale 223, Çalışmaya Giriş

Kişi, Lo Lişma denen dereceye ulaştıktan sonra, harika bir şeyle ödüllendirilir. Yani, kişi kendisi için hiçbir endişesinin olmadığı, bunun yerine bütün hesaplamalarının ve düşüncelerinin gerçek olduğu, yüksek bir safhaya ulaşır. Bu, kişinin niyetinin, gerçek realiteye göre, kendini tamamen iptal etmek olduğu anlamına gelir. Burada, yalnızca Kral’a hizmet etmesi gerektiğini düşünür. Çünkü, Kral’ın ihtişamını, büyüklüğünü ve önemini hisseder. Sonra, kendini unutur, yani kendisi hakkında endişe duymasına gerek yoktur, çünkü kişinin ‘kendi benliği’ ile ilgili görüşü, Yaradan’ın realitesini, ışığını hissettiğinde, bir mumun bir meşalenin önünde iptal olması gibi, iptal olmuştur. O zaman, kişi, Yaradan’ın memnuniyeti demek olan, Lişma yönündedir. Ve bütün isteği ve kaygısı, kendi varlığını, alma arzusunu, hiç hesaba katmadan, Yaradan’ı nasıl memnun edeceğiyle ilgilidir. O zaman kişi, “ihsan etmek için, ihsan etme” koşulundadır. .

15) Rabaş, Makale 13, Çalışmada, ‘Kem Gözlü Adamın Ekmeği’ Nedir (1989)

Tora ve Mitzvot’taki bütün çalışmamız, kendimiz için alma arzusunun sürgününden çıkmak içindir. Başka bir deyişle, -Tora ve Mitzvot’a bağlanırken- ödülümüzün, bununla sürgünden ve kendimiz için alma arzusunun köleliğinden çıkmakla ödüllendirilmek olmasını, Yaradan’ı memnun etmek için çalışabilmeyi ve Tora ve Mitzvot’taki çalışmamız için başka hiçbir ödül talep etmemeyi hedeflemeliyiz. Başka bir ifadeyle, -Tora ve Mitzvot’a tutunurken- büyük ve önemli bir Kral’a hizmet ettiğimiz duygusu ile ödüllendirilmeyi istiyoruz ve bu sayede, O’nun yüceliği hissiyatından, içimizde Yaradan sevgisi olacaktır. Dolayısıyla, bizim tüm hazzımız, Yaradan’a hizmet etmekten gelecektir; bizim ödülümüz budur ve çalışmamız için Yaradan’ın bizi başka bir şekilde ödüllendirmemesidir. Ayrıca, çalışmanın kendisinin ödül olduğunu ve dünyada, Yaradan’a hizmet etme ayrıcalığından daha büyük bir ödül olmadığını hissedeceğiz.

16) Rabaş, Makale 21, Çalışmada “Sarhoş Adam Dua Etmemelidir,” Ne Demektir?

İhsan etmek için çalışmasına yakıt bulmak ve ödül almamak ve yalnız çalışmanın kendisi ödül olması için O’na inanmak gerekir, yani O’nun yüceliğine inanmak gerekir. Yaradan’ın yüceliğine inanmak için büyük bir çaba harcamalıyız. Yaradan’ın yüceliğine olan inanç olmaksızın, ihsan etmek için çalışma gücü olmaz. Tam Olarak Yaradan’ın yüceliğini hissettiğinde, kişi ödül beklemeksizin çalışmaya hazır olur. Daha doğrusu, çalışmanın kendisi ödüldür, zira yüce Kral’a hizmet etmek, bu hizmetin kendisi, Yaradan’ın gelip O’na hizmet etmesi için izin vermesi, kişi için dünyadaki her türlü hazineden daha değerlidir. Bu nedenle Yaradan’ın yüceliğini hissetme koşuluna nasıl geleceğimize odaklanmalıyız ve sonra her şey bu noktayı izler.

17) Rabaş, Makale 15, Çalışmada, “Erdemli Günahkâr Tarafından Görünür Hale Getirilir,” Ne Demektir (1989)

Genel halkın çalışması ödül almak içindir ve bireyin çalışması Yaradan hatırı içindir ve onların ödülü Kral’a hizmet edebilmektir. Yani onların tüm sevinci, onlara yakıt veren şey ihsan etmek için çalışabilmeleridir ve böylece Yaradan’ı memnun etsinler. Kral’ı över ve O’nun için çalışma düşüncesi ve isteği verdiği için O’na şükrederler, çalışmalarından dolayı başka bir ödül almayı istemezler.

Onlar ödül almak için şöyle derler; “Yaradan’ın yüceliğini hissetmek zorunda değiliz, Aksine, eğer Tora ve Mitzvot’u yerine getirirsek alacağımız ödülün büyüklüğünü ve önemini göz önüne almamız gerekir.” Ancak Yaradan onlarla aynı büyüklük ve önemde kalır, çalışmanın başında olduğu gibi.

Eğer niyetleri Yaradan’a memnuniyet ihsan etmek ise ve bu nedenle eğer çalışmalarını daha fazla arttırmak istiyorlarsa, Yaradan’ın yüceliğini arttırmaları gereklidir, zira yalnız Yaradan’ın yüceliği ölçüsünde O’nun önünde kendilerini iptal edebilirler ve yaptıkları işleri yalnız İlahi Gücün hatırına yapabilirler. Ve bu Kutsal Zohar’ın “Onun kocası kapılarda tanınır,” dizesi hakkında gibidir, yani her biri kendi “kalbinde biçtiği değere göre.” Bu nedenle, İlahi Güç hatırı için çalışanlar, çalışmaları için yakıt almak amacıyla, Yaradan’ın yüceliğine inanç edinmek için her gün çalışmak zorundadır, bu onları çalışmaya sevk eder. Ve çalışmalarından aldıkları keyif de budur.

18) Rabaş, Makale 42, Efendiye Mutlulukla Hizmet Et

Kutsal Zohar sorar: “Efendi kırık kalbe yakındır,” diye yazılmamış mı? Yaradan’a hizmet eden, yani niyeti ihsan etmek için olan kişi, mutluluk içinde olmalıdır, çünkü Yaradan’a hizmet etmektedir. Eğer kişi çalışma sırasında mutlu değilse, bu onun Yaradan’ın yüceliğini takdir etmediğine işaret eder. Bu nedenle kişi mutlu olmadığını hissederse, Yaradan’a dua etmeli; O’nun yüceliği hissetmesi için kalbini ve gözünü açsın diye.

Ve burada iki durum gelişir:

1) Kişi Kral’ın yüceliğini hissetmediğine hayıflanır.

2) Kişi mutlu olur, çünkü tüm hüznü manevi yoksunluktan gelmektedir; yoksunlukları alma arzusundan gelen diğer insanlar gibi değildir.

Ve kişi ona bu bilgiyi -maneviyat için endişe duyup hayıflanmayı- kimin verdiğini anlamalıdır. Ve bu onu mutlu etmelidir, çünkü Yaradan ona manevi yoksunluk hakkında düşünceler yollamaktadır; buna “Efendinin kurtarışı,” denir ve bu nedenle de kişi mutlu olmalıdır.

19) Rabaş, Makale 30, Dostlar Meclisinde Ne Aranır (1988)

Dostlar birbiriyle, öncelikle Yaradan’ın yüceliği hakkında konuşmalıdır çünkü kişi, Yaradan’ın yüceliğini üstlendiği ölçüde, doğal olarak kendini, O’nun önünde iptal eder. Tıpkı doğada gördüğümüz gibi, küçük olan büyüğün önünde kendini iptal eder, bunun, maneviyatla ilgisi yoktur. Aksine bu davranış, laik insanlar arasında bile geçerlidir.

Diğer bir deyişle, Yaradan, doğayı bu şekilde yaratmıştır. Bu nedenle, dostların Yaradan’ın yüceliğini konuşması, bir arzu uyandırır ve Yaradan önünde kendini iptal etme özlemi doğurur çünkü kişi, Yaradan’la bağ kurma özlemi ve arzusu hisseder. Ayrıca şunu da hatırlamalıyız; dostlar, Yaradan’ın önemini ve yüceliğini takdir ettiği ölçüde, gene de mantık ötesi gitmeliyiz yani Yaradan, insanın hayal edebileceğinden çok daha yücedir.

Bizler, O’nun dünyayı iyilikseverlikle yönettiğine, mantık ötesi olarak inandığımızı söylemeliyiz ve eğer kişi, Yaradan’ın sadece insanın iyiliğini istediğine inanırsa bu, kişinin “Ve sen Efendin Tanrı’nı tüm kalbinle ve ruhunla seveceksin,” ile ödüllendirilene kadar, Yaradan’ı sevmesine sebep olur. Ve insanın, dostlardan alması gereken şey de budur.

20) Rabaş, Makale 17, Toplantının Gündemi -2 (1987)

Almamıza izin verilen haz ve memnuniyetin dayandığı tek temel, ihsan etme eyleminden keyif almaktır. Bu yüzden, üzerinde çalışmamız gereken tek bir nokta vardır: maneviyatın takdir edilmesi. Bu, kime döndüğüm, kiminle konuştuğum, kimin emirlerini yerine getirdiğim ve kimin yasalarını öğrendiğime dikkat etmekte yani Tora’yı Vereni nasıl takdir edeceğime dair tavsiye aramakta ifade bulur. Ve kişi, kendi başına yukarıdan bir miktar aydınlanma elde etmeden önce, Yaradan ile herhangi bir şekilde iletişim kurmanın önemini ne olursa olsun arttırmak isteyen benzer düşüncelere sahip insanları aramalıdır. Ve birçok insan bunu desteklediği zaman, herkes dostundan yardım alabilir. Bilmeliyiz ki, “En az çoğunluk ikidir.” Bu demektir ki eğer iki dost birlikte oturur ve Yaradan’ın önemini nasıl artıracaklarını düşünürlerse, aşağıdan uyanış şeklinde Yaradan’ın yüceliğini artıracak güce zaten sahip olurlar. Ve bu eylem sayesinde, yukarıdan uyanış gelir ve onlar Yaradan’ın yüceliğine dair bir hisse sahip olmaya başlarlar. “Kral’ın ihtişamı insanların çokluğundadır,” bu yazılana göre kolektifin sayısı arttıkça, kolektifin gücü daha etkili olur. Diğer bir deyişle, Yaradan’ın önemine ve yüceliğine dair daha güçlü bir ortam oluştururlar. O anda, her birinin bedeni, kutsallık için yapmayı dilediği her şeyi yani Yaradan’a ihsan etmeyi, büyük bir kısmet olarak kabul ettiğini, Kral’a hizmet etmekle ödüllendirilmiş insanlar arasında olma ayrıcalığına sahip olduğunu hisseder. O anda, kişinin yaptığı her küçük şey, onu, şimdi Kral’a hizmet edecek bir şeylere sahip olmanın neşe ve zevkiyle doldurur. Toplantı sırasında topluluk, Yaradan’ın yüceliğini düşüncelerinde önemsediği ölçüde, her biri kendi seviyesine göre Yaradan’ın önemini kendi içinde oluşturur. Dolayısıyla, kişi gün boyunca memnuniyet ve neşe içinde dolaşabilir, yani Yaradan’ın çalışmasına ilişkin yaptığı her küçük şeyden keyif alır.

21) Rabaş, Makale 24, Eksiğimiz Olan Temel Şey

Eksiğimiz olan temel şey ve çalışmak için yakıtımızın olmamasının nedeni; amacın öneminin eksik olmasıdır, yani verdiğimiz hizmeti takdir etmiyor, kime ihsan ettiğimizi bilmiyoruz. Yaradan’ın yüceliği bilgisinden yoksun olduğumuz için bu hizmeti vermekle ödüllendirilmekle ne kadar şanslı olduğumuzu anlayıp ne kadar mutlu olmamız gerektiğini bilmiyoruz; çünkü O’nun yüceliğini anlayabilmek için hiçbir şeye sahip değiliz. Buna “Şehina tozun içinde,” denir, Zohar’a göre anlamı; Yaradan’a ihsan etmenin bizim için önemi toz kadardır, bu nedenle de çalışmak için yakıtımız yoktur, zira bize mutluluk vermediğinde çalışmak için gücümüz yoktur. Ve kendi-sevgisinin aydınlattığı yerde beden, geçimini bundan edinir, ama ihsan etmek için çalışmadan beden hiçbir zevkin tadını almaz, bu kişiyi “yük altında iki büklüm olur” koşulunda zorlar. Ancak kişi önemli bir krala hizmet ettiğini hissettiği zaman bu böyle olmaz, kralın önemine göre, ona hizmet etmekten keyif ve zevk alır. Böylece ilerlemek için kişi her defasında ona güç veren yakıtı alır, zira önemli bir krala hizmet ettiğini hissetmektedir. Kişinin böyle bir anlayışı ve hissiyatı olduğu zaman ve kime ihsan ettiğini bildiği zaman, bu kendi-sevgisi amacıyla çalışmanın gücü gibidir. Şimdi ihsan etmek amacıyla çalışmak için gücü vardır, çünkü önemli birine ihsan eden kişi, bundan keyif alır.

22. Rabaş Çalışmada ‘‘ve ‘Hayvan’’ Nedir? Makale No. 7 (1991)

Kişi kendisini boş hissettiğinde yani ne Tora’sı ne Mitzvot’u (emirler/iyi işler) ne de iyi işleri olduğunu hissettiğinde ne yapabilir? O zaman Yaradan’dan onun için parlamasını istemelidir ki böylece mantık ötesi olarak Yaradan’ın yüceliğini ve büyüklüğünü edinebilsin. Başka bir deyişle henüz ‘adam’ niteliği ile ödüllendirilmediği ve ‘Yüzünü benden gizleme’ şeklinde yazıldığı üzere Tzimtzum ve Yaradan’ın gizliliği üzerinde olduğu için halen Yaradan’ın büyüklüğünü ve yüceliğini hissetmeye değer olmasa da Yaradan’dan mantık ötesi olarak Yaradan’ın yüceliğini ve önemini alma gücünü vermesini ister. Baal HaSulam’ın bilgelerimizin söyledikleriyle ilgili (Iruvin 19) söylediği gibi, ‘Aranızdaki boş olanlar bile bir nar gibi Mitzvot’la doludur.’ Rimon (nar) sözcüğü, mantık ötesi olan Romemut (yücelik) sözcüğünden gelir demiştir. Bundan dolayı ‘Aranızdaki boş olanlar bile bir nar gibi Mitzvot’la doludur’ ifadesinin anlamı, dolumun ölçüsünün kişinin mantık ötesi gitme kabiliyetine bağlı olmasıdır, buna ‘yücelik’ denir. Başka bir deyişle boşluk tam olarak varlığın olmadığı yerde olabilir ve kişi Tora, Mitzvot ve iyi işlerden yoksundur. Bu devam ettiğinde, kişi kendisi için değil Yaradan adına çalışmak istediğinde, işte o zaman yaptığı her şeyi Yaradan adına değil ama kendi menfaati için yaptığını görür. Bu durumda kişi hiçbir şeyi olmadığını ve tamamen boş olduğunu görür ve bu yeri bir nar ile yani mantık ötesi giderse doldurabilir, bu ‘Yaradan’ın yüceliği’ olarak adlandırılır. Diğer bir deyişle kişi Yaradan’dan Yaradan’ın yüceliğine mantık ötesi inanma gücünü vermesini istemelidir. Şöyle ki, Yaradan’ın yüceliğini istemesi gerçeği, kişinin ‘Eğer Yaradan’ın büyüklüğünü ve yüceliğini edinmeme izin verirsen çalışmayla hemfikir olurum’ dediği anlamına gelmez. Aksine Yaradan’dan, Yaradan’ın yüceliğine inanma gücünü vermesini ister ve bununla o an içinde olduğu boşluğu doldurur. Dolayısıyla boşluk için değilse yani kişi Dvekut’u, ‘ihsan etmek için’ denilen form eşitliğini edinme yolunda çalışmayıp tam tersine yerine getirdikleri uygulamalarla yetinen genel halk gibi çalıştıysa, bu insanlar kendilerini boş değil, Mitzvot’la dolu hissederler. Ancak özellikle ihsan etmeye ulaşmaya çalışanlar içlerindeki boşluğu hissederler ve Yaradan’ın yüceliğine ihtiyaç duyarlar. Bu boşluğu özellikle ‘Mitzvot dolu’ denilen yücelik ile Yaradan’dan ‘yücelik’ olarak adlandırılan mantık ötesi gidebilme gücünü vermesini istedikleri ölçüde doldurabilirler. Başka bir deyişle Yaradan’dan, Yaradan’ın yüceliği ve öneminde mantık ötesi yüceltme gücünü vermesini isterler. Yaradan’ın bunu edinmelerine izin vermesini istemezler, zira koşulsuz teslimiyete boyun eğmek isterler ancak Yaradan’dan yardım isterler, bu ölçüde boş olan yeri Mitzvot ile doldurabilirler. ‘Bir nar gibi Mitzvot ile dolu’ ifadesinin anlamı budur.

23) Rabaş, Makale 29, Lişma ve LoLişma

Tek bir yol var; Yaradan’ın büyüklüğünü edinmeye çalışmak. Yani, Tora ve Mitzvot’ta yaptıklarımızın tamamında, ödülümüzün, Yaradan’ın büyüklüğü hissiyatı olmasını isteriz ve tüm dualarımız, ‘Şehina’yı (Kutsallık) tozdan yükseltmek’ için olmalıdır. Çünkü Yaradan gerçekleşen Tzimtzum’dan dolayı, bizden gizlidir, O’nun önemini ve büyüklüğünü takdir edemeyiz. Bu yüzden, Yaradan’ın gizliliğini bizden kaldırması ve Tora’nın ihtişamını yükseltmesi için dua ederiz. Roş Haşana’nın (yeni yıl ayini), 18. duasında ‘Gerçekten, ihtişamı insanlarına ver’ diyoruz. Yani, ‘Efendi’nin ihtişamını, insanlarına ver’, böylece Kral’ın ihtişamını hissetsinler. Bu sebeple, kişi Tora çalışırken, amacı hatırlamaya çalışmalıdır ki böylece bu çalışmadan ne almak istediği, daima gözlerinin önünde olsun, yani bu çalışma Yaradan’ın önemini ve büyüklüğünü bahşetsin. Ayrıca, Mitzvot’u yerine getirirken niyeti de unutmadan, Mitzvot’u izlemenin şükranı ile Yaradan, kişiden maneviyatın gizliliğini kaldıracak ve ona Yaradan’ın büyüklüğü hissiyatını verecektir.

24) Rabaş, Makale 12, Çalışmada Yarım Şekel Nedir – 1 (1987)

Kişi Yaradan’ın emirlerini izleyerek Yaradan’a verdiği hizmeti takdir etmelidir. Kişi Yaradan’ın yüceliğini takdir ettiği ölçüde Yaradan’ın emrettiği şeyleri yapmakla ödüllendirilmekten sevinç duyar. Yüce olanı takdir etme meselesi doğamızda vardır. Nesilde yüce olan biri varsa ve insanlar onu önemli biri olarak görüyorsa, bunun büyük bir onur kabul edildiğini görüyoruz. Herkes ona hizmet etmek ister. Ancak hizmetin tatmini dünyanın bu yüce insana atfettiği öneme ve büyüklüğe bağlıdır. Dolayısıyla kişi kendisinin Yaradan’a hizmet ettiğini hissettiğinde ve resmettiğinde kutsanmış olduğunu hisseder ve o zaman kutsal olanın kutsala tutunduğunu belirten kural gelir. Dolayısıyla böyle bir durumda kişi kendisini dünyadaki en mutlu kişi hisseder. Bu, kişinin Yaradan’a, O’na hizmet etmesine dair küçücük bir hizmet verdiği için şükretme ihtiyacı duyduğu zamandır. Dolayısıyla bu durumda kişi Yaradan’la bütünleşmiştir; çünkü içinde neşe vardır. Bilgelerimizin şöyle söylediği gibi: ‘‘Şehina (Kutsallık) yalnızca neşede mevcuttur.’’

25. Rabaş No 468, ‘Bugün Efendiniz Tanrınız Size Emrediyor’

‘Bugün Efendiniz Tanrınız size bu hükümleri ve talimatları yerine getirmenizi emrediyor ve sizler bunları tüm kalbinizle ve tüm ruhunuzla tutacak ve yerine getireceksiniz.’ Raşi, her gün onlar gözünüzde, sanki o gün emredilmiş gibi yeni olacaklar şeklinde yorumlar. Kişinin onları, sanki o gün emredilmişler gibi nasıl yeni kılacağını yorumlamalıyız, çünkü Sina Dağı’ndan beri yemin ediyor ve ayakta duruyor. Bunu anlamak için öncelikle her şeyin onu emredenin yüceliğiyle ölçüldüğü kuralını bilmeliyiz. Şöyle ki, Tora, Tora’yı verenin yüceliğine ve önemine göre yücedir. Bundan dolayı kişinin cennet krallığını kendi üstüne aldığı her gün, O’na olan inancın ölçüsüne göre, Tora’nın değeri artar. Bu nedenle Yaradan’ın yüceliğinde elde ettiği şeye göre Tora kişinin içinde yenilenir. Dolayısıyla her gün kişinin yeni bir Tora’sı olur yani her seferinde yeni bir Veren’i olur. O zaman doğal olarak O’ndan uzanan Tora, yeni bir Tora olarak kabul edilir. Ancak bu Tora hakkında Yaradan’ın isimlerine yani ‘’Tora, İsrail ve Yaradan birdir’ ifadesine ilişkin olarak söylenmiştir. Şöyle ki, İsrail her gün Yaradan’ın yüceliğini edindiğinde, Tora içinde inancının ölçüsüne göre büyür. O zaman kişi farklı bir İsrail olur çünkü maneviyatta farklı bir formu olan her şey yeni bir niteliktir. Bundan dolayı eğer kişi her gün daha büyük bir inanç alırsa o zaman Tora yeni olarak kabul edilir. ‘O gün onlara emredilmiş gibi’ ifadesinin anlamı budur, zira her gün kişinin farklı bir Mitzva’sı (emir) vardır. Bu nedenle ‘o gün onlara emredilmiş gibi’ demek, cennet krallığını daha yoğun bir şekilde üstüne aldığı her gün, kişi yeni bir Mitzva’ya, yeni bir Tora’ya ve yeni bir İsrail’e sahiptir demektir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,313