e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Sabah Dersi Materyalleri > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi 2021 > Sabah Dersi Materyali – Gebelik ve Doğum

Sabah Dersi Materyali – Gebelik ve Doğum

1) Baal HaSulam, Tek Emir

Yaradan çalışmasındaki odak nokta ilk adımdır.

2) Rabaş, Makale 31, Yenika ve İbur Meselesi (1986)

Yaradan’ın hizmetine giriş, İbur (ana rahmine düşme) hâlidir; burada kişi kendi özünü iptal eder ve yazılmış olduğu gibi annesinin rahmine girer: “Oğlum, babanın talimatını dinle ve annenin öğretisini terk etme”. Bu, “Bina’ya anne diyeceksin” sözünden kaynaklanır. Yani, kişi Malhut adı verilen, “kendini sevme” olan ilk durumunu iptal eder ve kabı Bina adı verilen ihsan etme koşuluna girer.

Kişi doğmadan önce, yani ruh bedenine inmeden önce bu ruhun Yaradan’a bağlanmış olduğuna inanmalıdır ve şimdi geri dönmeye ve inmeden önce olduğu gibi O’na bağlanmaya can atar ve buna İbur denir, yani kişi özünü tamamen iptal eder.

3) Rabaş, Makale 22, “Kadın Gebe Kaldığı Zaman”

Kendi-sevgisinden çıkmak ve ihsan etme çalışmasına başlamak istemek, yaşamış olduğu her durumu bırakmak, her şeyden vaz geçmek ve daha önce hiç bulunmadığı bir alana girmek gibidir. Bu nedenle, doğduğundan bu yana edindiklerine yabancı olan yeni nitelikler kazanana kadar, kişi gebelik durumundan, hamilelik aylarından geçmelidir.

4) Rabaş, Makale 31, Yenika ve İbur Meselesi (1986)

İbur, kişinin geçici olarak kendi bencilliğinden çıkması ve “Şimdi kendi çıkarlarımı düşünmek istemiyorum, ayrıca, benim için en önemli şey olmasına rağmen, aklımı da kullanmak istemiyorum,” demesidir. Yani bu, anlamadığım bir şeyi yapamam -her şeyi yapabilirim, ama bunun bana faydasını anlamak zorundayım– anlamına gelir. Ancak yine de şöyle der: “Şimdi, geçici olarak şunu söyleyebilirim; aklımı kullanmamayı üstleniyorum, buna kararlıyım. Aksine, mantık ötesinde, bilgelere inanıyorum, dünyadaki herkesi İlahi Takdir ile gözeten bir yönetici olduğuna inanıyorum” der.

5) Rabaş, Makale 38, Çalışmada ‘Kutsama Kabı Dolu Olmalıdır’ Nedir? (1990)

Kişi gözleri kapalı, mantık ötesinde ve yolun sonuna kadar bilgelerin sözlerine inanarak gidebildiği zaman, buna İbur denir, ağzı yoktur. İbur’un anlamı, şu yazılanlardaki gibidir (On Sefirot Çalışması, bölüm 8, madde 17): ‘Mümkün olan en kısıtlanmış Katnut (küçüklük/bebeklik) olan, Malhut seviyesine ‘İbur’ denir. Bu sözcük, Evra (öfke) ve Dinin (Aramice: yargılar) sözcüklerinden gelir, şöyle yazıldığı gibi: ‘Ve Efendi, senin hatırına, içimde döllendi’. ‘Öfke ve yargılar’ sözcüklerinin ne anlama geldiğini yorumlamalıyız. Kişi, kapalı gözlerle, mantık ötesi gittiğinde, bedeni, bu çalışmaya direnir. Bu nedenle, kişinin her zaman üstesinden gelmek zorunda olması, gerçekte ‘öfke, gazap ve sıkıntı’dır. Zira her zaman üstesinden gelmek ve üsttekinin önünde kendini iptal etmek, üstteki onunla istediğini yaptığından, zor bir iştir. Buna, mümkün olan en kısıtlanmış Katnut, ‘İbur’ denir.

6) Rabaş, Not 799, Yeni Ayın Doğuşu

İbur itaatsizlik ve öfke kelimelerinden gelir. Yani kişi, şunun üstesinden gelmelidir; Cennetin krallığı onun için bir nokta gibi olduğu zaman, yani Cennetin krallığını edinmek, ona parlamadığı zaman sevinçli olmalıdır. Söylendiği üzere, “Yaradan’a sevinçle hizmet et,” üzüntü içinde olsan bile.

Ve İbur meselesi budur, dünyevi hayatta olduğu gibi, kişi hamileliğe girdiği zaman ve daha sonra gerekli koşullar içinde bir bebek doğar.

Bunun gibi, kişi çalışmaya girdiği zaman, Yaradan’dan ne kadar uzak olduğunu görür ve bu, ona acı verir, bu koşula Katnut ile ödüllenmek denir, yani kişi kendi küçüklüğünü hisseder ve buna eksik (boş) Kli denir. Daha sonra, bu ölçüde, kabın ölçüsüne göre ışığı edinebilir ki buna Gadlut denir.

7) Rabaş, Makale 18, Çalışmada kişinin sağ elini solun üstünde yükseltmesi nedir? (1991)

Kişi kendi payından mutlu olmalıdır, yani Tora ve Mitzvot’a ne kadar tutunursa, bunu büyük bir ayrıcalık olarak görür, çünkü sahip olduğu şey için Yaradan’ın birazcık bile düşünce veya arzu bile vermediği insanlar olduğunu görür. Buna “alıkoyma gücü” denir, bu yüzden çalışmadan düşmeyecek ve daha sonra doğacaktır, yani çalışmanın başlangıcında, kendini İbur’da tutma çalışmasından iki çizgisi – sağ ve sol- olacak ve o doğumla ve Keduşa’nın Yenika’sında olmakla ödüllendirilecektir. Böylece tasavvur etme gücü ve alıkoyma gücü sayesinde Keduşa’da tam bir yeni doğan ortaya çıkacaktır.

8) Rabaş, Makale 26, Çalışmada, “Tanrı Gibi Kutsal Olan Yoktur, zira O’ndan Başkası Yoktur,” Ne Demektir? (1990)

Ubar’dan sonra, yeni doğan büyüyene ve düzeltmelerle Keduşa’nın Mochin’i ile ödüllendirildiği düşünülen Gadol [büyük / yetişkin] olduğunda doğum vardır. Ubar’ı Over [geçen] kelimesine göre yorumlamalıyız, Ubar, alma kaplarını kullanmaktan Keduşa derecesine geçtiğindeki, ilk durum olan Üst [geçme] kelimesinden gelir, burada sadece ihsan etmeyi amaçlayabilen Kelim’i [kaplar] kullanır.

Buradan en önemlisi İbur’dur. Maddesellikte olduğu gibi, bir kadın gebe kaldığında doğuracağı da kesindir. Böylece, tüm endişe kadının gebe kalmasıdır. Daha sonra kadın genellikle doğum yapacaktır.

9) Baal HaSulam, Gebelik ve Doğumun Anlamı

Hayat, hareketin gücüdür. Yaşamın başlangıcının tamamen çelişkili iki eylemle yapıldığı bilinmektedir.

Konuşan doğduğunda, aynı zamanda iterek uyandırılıncaya kadar cansız olarak kabul edilir, çünkü Kelim’i hala anne rahmindeyken yaşam ve hareket almaya hazırdır. Dünyaya çıktığı anda dünyanın havası alışık olmadığı soğukluk ile onu etkiler ve bu da kasılmanın uyanmasına neden olur.

Ve ilk daralmadan sonra, bir kez daha eski ölçüsüne genişlemelidir. Bu iki şey – kasılma ve genişleme – ona hayat veren ilk adımdır.

10) Baal HaSulam, Gebelik ve Doğumun Anlamı

İçsel daralma olmadan genişleme olmaz. Bu böyledir, çünkü hiçbir şekilde sınırlarından fazlasına genişlemez, bu nedenle hareket olmaz. Yaşam ışığına hazır olan varlığın işareti en azından bir sebeple büzülme gücüne sahip olmasıdır. Bu sırada yaşam ışığı gelir ve genişlemeyi yapar ve ilk yaşam hareketi başlar. Böylece hareket başlar ve o yaşayan, hareket eden varlık haline gelir.

11) Baal HaSulam, Gebelik ve Doğumun Anlamı

Yukarıda açıkladığım gibi, dünyalar iki şekilde edinilir. Yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya. İlkinde kişi, yukarıdan aşağıya edinir, ruhun aşağı doğru sallanması ve sonrasında aşağıdan yukarıya çıkış, edinimin kendisi gelir.

İlk ilerlemeye, İbur (döllenme) denir çünkü bu, babasının beyninden azar azar ayrılan ve dünyada ortaya çıkana kadar, annede döllenen damlaya eşittir. Bu, yukarıdan aşağıya, bebeğin sebebini dikkate almak anlamında, son derece olarak kabul edilir. Ne de olsa o zamana kadar, bir kısmı annesine ve babasına yani sebebine bağlı idi ve dünyaya geldiğinde bağımsız hale geldi ve böylece yukarıdan aşağıya ilerleme başlar.

Tüm bunların sebebi, O’nun düşüncenin benzersiz, eşsiz olmasıdır. Bu nedenle tüm durumlar, genel ve özele benzer.

12) Baal HaSulam, Gebelik ve Doğumun Anlamı

İnsanın doğduğu andan itibaren, en uzak noktada olduğu zaman, aşağıdan yukarıya doğru ediniminin geri dönüşü başlar. Buna “gelişim yasası” denir ve yukarıdan aşağıya doğru, inişin tüm yollarını ve girişlerini izler.

Kabalistler bunu edinirler, ancak bedensel gözlere bu, sıradan haller gibi görünür – yavaş ve kademeli – kişinin seviyesi büyüyüp anne ve babası gibi olana kadar. O zaman, kişinin tüm derecelerinin aşağıdan yukarıya, tam bir derece haline geldiği kabul edilir.

13) Rabaş, Makale 38, Çalışmada, “Kutsama Kabı Dolu Olmalıdır,” Nedir? (1990)

Doğum” ve Yenika. O zaman, zaten bir ağzı vardır, yani kendi yetkisine sahip ve ne yaptığını zaten biliyordur. Kendi başına olduğu kabul edilen kendi seçimlerini yapma izni zaten vardır. Bu, Keduşa’da zaten kendi yetkisine sahip olduğunda aydınlanan Ruah’ı almak olarak kabul edilir.

14) Rabaş, Makale 16, Genel Halkın Çalışması ve Bireyin Çalışması Arasındaki Fark (1987)

Kişi bir adam olarak doğduğunda bir adam olmanın düşünce ve arzuları aklında ve yüreğinde ortaya çıktığında henüz doğduğu, yani bu çalışmaya yeni başladığı için henüz yürüyemese de hakikatin yolunda yürümesi gerektiğini anlar. Kişi bunu başarması gerektiğini, yani her şeyi ihsan etmek için yapması gerektiğini anlasa da doğduğunda hiçbir şeyi yoktur. Zohar’ın şu sözlerinde olduğu gibi:’ ‘Kişi doğduğunda sünnet olana dek onun üzerine yukarıdan bir güç atanmaz.’’

Bu demektir ki kişi ‘‘doğum yapmak’’ olarak adlandırılan ihsan etme çizgisinde yürümeye başladığında her zaman zıt değeri görür. Başka bir deyişle bütün çabasından sonra hiçbir ilerleme kaydetmemiştir. Aksine daima gerilediğini görür.

Bu sıra, yani kişinin hissettiği gizlilik safhası kendisini sünnet edene dek devam eder. Daha sonra Haya, Neşama, Ruah ve Nefeş denen dört dereceyi edinene dek ilerler. Genel halk ile birey arasındaki fark budur, maddesellikteki adam ve hayvan arasındaki farkta olduğu gibi

15) Rabaş, Makale 22, Bir Kadın Döllenirse (1986)

Kişi ‘ihsan etme arzusu’ adı verilen, edindiği güç ile dokuz aylık hamilelik sürecini geçirmelidir. Şayet, ihsan etme arzusunu bir şeyin bozduğunu görüyorsa, bunu itme, reddetme gücüne sahiptir ve o zaman kişiye, ‘bir erkek çocuk dünyaya getirir’ denir. Yani, kişi çalışmanın ortasında değil de, ‘gebelik ayları’ sürecine girer girmez, çalışmaya başlar başlamaz, edindiği ihsan etme gücünü görmek ister. Aksi takdirde, öfkelenir ve der ki ‘Ekim işine çoktan başladım, öyleyse elde etmem gereken meyveler nerede?’ Rabbi Yosi bununla ilgili şu açıklamayı yapar: ‘Bir kadının ağzında, gebe kaldığı günden doğurduğu güne kadar, çocuğunun erkek olup olmayacağından başka bir söz yoktur.’ Bu, onun henüz doğurmamış olmasına rağmen, bekleyemediği ve hemen doğurmak istediği anlamına gelir.

16) Rabaş, Not 681, Bir Kadın Döllendiği Zaman

Keduşat Levi (Tazria) kitabı: Çaışmada ekim, gebe kalma ve doğum var. “Ekim”, insanların kalplerini Yaradan’ın çalışmasına uyandıran bir uyanış anlamına gelir. “Gebe kalma”, Mitzva’yı [emri] yerine getirmek isteyen kişi anlamına gelir. “Doğum”, kişinin Mitzva’yı gerçekleştirmesidir.

“Kadın döllediğinde” alıcıların verici olacağı anlamına gelir. “Erkek çocuk doğurur” Gadlut [büyüklük / yetişkinlik] anlamına gelir. “Bir erkek tohumladığında”, sadece yukarıdan uyanış olan “Veren”, “erkek” olarak adlandırılan Yaradan anlamına gelir. “Kız çocuk doğurur” Katnut [küçüklük / bebeklik].

Verene doğru “yüzü yukarı dönük bir kadın” sözünün anlamı budur. “Gücü bir dişi gibi azaldı” sözünün anlamı budur ve o sadece yukarıdan bir uyanışı bekler. “Bir kadın döllediğinde, bir erkek çocuk doğurur”, yani her zaman üstesinden gelme gücüne sahip biri anlamına gelir. “Ve güçlendin ve bir erkek oldun” sözünün anlamı budur.

17) Rabaş, Not 3, Arzunuza Karşı – 1

Doğum “Din değiştiren biri, yeni doğan bir çocuk gibidir.” ayetindeki gibidir. Yani, her defasında inanç niteliğini yeniden kazandığımızda bu “yeni doğum” olarak kabul edilir. Ve “aklın” niteliğinin alımı mantık üstündedir.

Beden mantığa aykırı bir şey yapamayacağı için, “aklın” niteliğini arzusuna karşı kabul etmelidir, yani beden aynı fikirde değildir. Ama eğer bir kişinin çalışması bir alma ve bilgi tavrındaysa, beden herhangi bir emire uyacaktır.

Bu, “Arzunuza karşı doğarsınız”’ın anlamıdır ki Keduşa’da [kutsallık] doğum, yalnızca kişinin arzusuna terstir, ta ki kişi “onu, O’nun arzusunun yakınına [aynı zamanda feda etmek] getirecek” ile ödüllendirilene kadar, bilgelerimizin dediği gibi, “İstiyorum, diyene kadar zorlanır” (Kiduşin 50a).

İnancı kabul ederek, Tora ve çalışma yoluyla Keduşa’nın bir hayatıyla ödüllendiriliriz ve kişinin aldığı canlılık da onun arzusuna karşı olmalıdır.

18) Rabaş, 54. Mektup

Bir doğumun sonucunun sadece kadın veya erkek olduğunu söyleyebiliriz. Bu böyledir, çünkü erkek insandaki ihsan etme gücüdür, kadın ise alma gücü, yani kişinin kendini mutlu etme arzusu. Bu iki güç vasıtasıyla seçim şansına sahibiz—iyiyi seçmek, yani Yaradan için çalışmak ve arzuyu tatmin eden kötüden uzaklaşmak.

19) Rabaş, Makale 16, Genel Halkın Çalışması ve Bireyin Çalışması Arasındaki Fark (1987)

‘‘Adam’’ doğduğunda demek, adam olması için gereken düşüncelerin ve arzuların kişinin aklına gelmesi demektir. Bir ‘‘adam’’ Yaradan korkusunun, yani bütün eylemlerinin Yaradan için olacağı ve diğerlerini sezemeyen bir hayvan olarak kendisi için olmayacağı yolda yürümek isteyen kişi anlamına gelir. Kişi bunun yerine özellikle ihsan etmek için çalışmak ister.

Kişi henüz bununla ödüllendirilmediyse de ‘‘doğmak’’ kişinin ‘‘adam’’ temelinde yürümeye başladığı, yani kişinin çalışmasını ‘‘adam’’ denen Yaradan korkusu temeli üzerine inşa etmek istediği anlamına gelir ve bir başlangıç ‘‘doğum’’ olarak adlandırılır.

20) Rabaş, Makale 6, Çalışmada İbrahim’in Sığır Çobanı ve Lot’un Sığır Çobanı Ne Demektir (1991)

“Zohar Kitabına Giriş” te (Madde 43), “İnsan doğduğunda, hemen Keduşa’nın Nefeşine [ruhuna] sahip olur. Ama gerçek bir Nefeş değil, onun son anlayışı olan Ahoraim [arkası], Katnut [küçüklük / bebeklik] sırasında “nokta” olarak adlandırılır ve insanın kalbini giydirir. “

Hala karanlıkta olan bu “noktanın” her seferinde ortaya çıkıp parlayışını, kişinin kalbini arındırma çalışmasına göre yorumlamalıyız. O anda nokta parlamaya başlar. Bu, kişi inişten sonra bir kez daha yükselmeye başladığında, bunun bir önceki yükseliş sırasında sahip olduklarından yeni bir anlayış olduğuna inanması gerektiği anlamına gelir, zira o zaten Keduşa’ya yükselmişti. Böylece, her seferinde yeni bir anlayışa başlar.

Her başlangıçta kişi cennetin krallığını kabul etmeye tekrar başlaması gerektiğinden, dün Yaradan’a inanmasının yeterli değildir. Bu nedenle, cennetin krallığının her kabulü yeni bir anlayış olarak kabul edilir. Yani şimdi, boş alanın cennet krallığından yoksun bir kısmını alıyor ve o boş yeri kabul ediyor ve cennetin krallığı ile dolduruyor.

21) Rabaş, Makale 20, Çalışmada, Kötü Eğilimin Yükselmesi ve İftira Etmesi Ne Anlama Gelir (1989)

Arzu olmadan bir şey yapmak imkansızdır ve kişi artık kendisi için almak istemez. Bu nedenle “Kırmızıyı annesi verir.” “Annesine”, niteliği ihsan etme arzusu olan Bina denir. Malhut’un üzerinde Tzimtsum olduğu için, üzerinde bir Tzimtsum bulunan, alma arzusu anlamına gelen “siyah” olarak adlandırıldığı, yani ışığın ona parlamayacağı bilinmektedir. Bu yüzden ona “karanlık” denir. Malhut Bina’ya dahil edildiğinde Bina’ya “kırmızı” denir. Bu, annesi, yani Bina anlamındadır, kişiye ihsan etme arzusunu verir ve o zaman kişi ihsan etme eylemlerini gerçekleştirebilir. Bu, ihsan etme kaplarına gelen üst bolluk anlamına gelen “can ve bir ruh veren” Yaradan olarak kabul edilir. Buna “Partzuf’un doğuşu” denir, yani yeni bir derecenin doğduğu anlamına gelir.

22) Baal HaSulam, Gebelik ve Doğumun Anlamı

Genel, daima tekile eşittir, Yaradan, daima tekil otoritede olduğu için, kendi içinde çoğulluğu hissetmez, bu nedenle de bireyin faydasına olan şey, aynı zamanda kolektifin faydasınadır.

Bireyin doğumu ve varlığı -Yaradan’ın doğanın gücü aracılığıyla kurduğu- doğum anından itibaren test edilir ve Yaradan’ın hazırlamış olduğu ‘bu dünya’ olarak adlandırılan yerde ortaya çıkar. Yaradan, insanın onu iyileştiren, tam bir adanmışlık ve sevgiyle tüm ihtiyaçlarını karşılayan sadık bir sevgili eline düşmesinin garantörüdür.

Aynı şey kolektif içinde de geçerlidir. Eğer tüm kolektif için ıslah olmuş bir dünyaya doğmak ve ortaya çıkmak isterse, bu genel çocuğun, bir baba ve anne gibi adanmışlıkla onu sevecek, sadık ebeveynlerin eline düşeceğini, yani başkalarını sevme emrini yerine getireceğini görmek önemlidir. Bu, manevi çalışmanın verilişi için hazırlığa benzer.

23) Baal HaSulam, Gebelik ve Doğumun Anlamı

Bireyin doğumu gibi, bedenlerin inşasıyla ilgili olarak, kolektifin doğumu vardır. Bu, manevi gücün yenilenmesiyle gerçekleşir, yani anlayışların gelişimi, kolektif için doğumdur, çünkü maneviyatta, form eşitsizliği, dünyaları birbirinden ayırır. Bu doğum, ıslah dünyasına ulaşmak anlamına gelir.

24) Baal HaSulam, Gebelik ve Doğumun Anlamı

Eğer manevi özdeki çoğalmadan bahsedersek, bu, bir annenin rahminden çıkıp —tüm kirlilik ve nahoşlukla beraber karanlık ve bozuk bir dünya— mükemmellikle aydınlanmış ıslah dünyasına doğma hadisesine benzer.

Böylece Musa’nın peygamberliği vasıtasıyla bu dereceye ulaşmış ve ölüm meleğinden kurtuluşla ödüllendirilerek Işığı almış olan rahipler krallığının tanımladığı hazırlık çalışmasının manasını anlayabiliriz. O zaman, onların “Hoş bir toprak, iyi ve geniş” denilen aydınlanmış bir dünyanın havası içinde yeni bir doğuma ihtiyaçları vardı.

25) Baal HaSulam, Gebelik ve Doğumun Anlamı

Maddesellikte, yeni doğan bir bebek, güvenliğini ve sağlığını garanti eden anne ve babasının sevgi dolu ellerine düşer. Benzer şekilde, her biri, 600.000 ruha garantör olduğunda, yaşam özünü alır, şöyle yazdığı gibi, “Ve İsrail orada dağın önünde kamp kurdu,” Raşi, şöyle yorumlar: “tek kalp, tek adam olarak”

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,304