e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Görünmez Bağ

Görünmez BağBir zamanlar kötü bir kral varmış. Sıklıkla çocukları, yetişkinleri incitirmiş. Kral çok kötü ve nefret dolu bir hükümdarmış ve herkesten nefret ediyormuş!

Bir yaz günü, camdan dışarı bakıyormuş ve şatosunun yakınında gezinen bir yabancı görmüş. Yabancının etrafında bir kalabalık toplanıyormuş. Yabancı bir şeyler söylüyor ve insanlar da gülüyormuş. Kötü kral kahkaha ve neşeyi hiç sevmezmiş. Muhafızlarına bu kişiyi yakalamalarını ve zindana atmalarını emretmiş. Ve böyle de yapılmış.

Gün bitmiş ve kral yatmaya gitmiş. Şık yatağında konforlu bir şekilde yatarken, gözlerini kapamış ve uyumaya çalışmış. Uykuya dalmaya başlamış ve rüyalar görmeye başlamış. Birden yabancıyı görmüş.

“Yatak odamda ne arıyorsun? Senin zindanda olman gerekiyordu!” diye kızgın bir şekilde bağırmış kral. “Hayır, zindanda değilim,” demiş yabancı esprili bir gülümsemeyle, “Ben sıradan bir insan değilim, ben bir büyücüyüm. Ve biz beraber bir yolculuğa çıkacağız.”

“Muhafızlar!” diye bağırmış kral ama artık çok geçmiş. Her şey dönmeye başlamış ve yatak odası ortadan kaybolmuş. Gözlerini açtığında, kendini büyük ve güzel bir şehirde bulmuş. Etrafta birçok insan varmış fakat bu resimde çok ilginç bir şey varmış. Yakından bakmış ve herkes ince, parlak iplerle birbirine bağlıymış. Ve ayrıca aynı iplerin insanları da, hayvanlara ve bitkilere de bağladığını görmüş.

“Bu nedir?” diye sormuş kral şaşkınlıkla. İpleri koparmadan kolaylıkla yürüyebiliyormuş. İpler ışık huzmeleri gibiymiş.

“Bu gezegendeki her şey arasında var olan bir bağdır. Bütün insanlar diğerlerine bağlıdır ve tüm bitkiler ve hayvanlar da onlara bağlıdır. Hepsi bir organizmanın parçaları gibidir. Bu ipler herkesin mutluluk ve neşe içerisinde yaşamasını sağlayan nezaket ve sevgi enerjisinin ipleridir. Eğer insanlar nefreti, düşmanlığı, dolandırıcılığı ve açgözlülüğü kullanarak, bu ipleri koparırsa, o zaman kendi üzerlerine acıyı ve hüznü getirmiş olurlar. Bir kişiyi bile inciterek, birçok insanın yok olmasına ve felaketine yol açabilirler. Hayvanları, bitkileri ve hayatı yok edebilirler.”

“Bunların hepsi saçmalık!” diye bağırmış kötü kral , “Bu ne biçin bir gezegen böyle?” demiş. “Bu senin gezegenin” diye cevaplamış büyücü. “Sana gerçekten ne olduğunu anlaman için bir fırsat verdim. Normal şartlar altında bunu göremezsin çünkü bu görünmezdir. Etrafa zarar vererek sadece çevrendeki dünyayı değil, aslında kendini de yok etmiş olursun.”

“Saçmalık! Böyle şey olmaz!” diye haykırmış kral. Tam o anda, telaş içindeki kral bir yayaya hafifçe çarpmış ve kazara onu nehre doğru itmiş. Büyücü memnuniyetsizliğini belirten şekilde kafasını ve ellerini sallamış ve…

Kral yatak odasında uyanmış ve çok berbat bir ruh halindeymiş. Birden yabancı büyücüyü kontrol etmeleri için muhafızlarını yollamış ancak zindan boşmuş. Büyücü ortadan kaybolmuş. Kötü kral çok kızgınmış, muhafızları öldürmesi için bir şövalye çağırmış. Fakat şövalye kör olmuş. Çünkü sabah erkenden ateş gibi yanan devasa bir yıldız gezegenin üzerinden geçmiş ve ona bakan herkes anında kör olmuş. Ve çoğu insan kralın emri gereği gün doğumunda işe gittiği için bu yıldıza bakmış.

“Neden yıldız gözlemcileri işlerini yapmamış? Neredeler onlar?” diye hışımla bağırmış kral. Daha sonra, yıldız gözlemcilerinin yıldızı bildikleri ve herkesi uyarmak için bir ulak yolladıkları ortaya çıkmış. Fakat biri ulağı nehre itmiş ve ulak da boğulmuş. .

Hemen hemen herkes kör olmuş. Muhafızlar, uşaklar kör olmuş ve sokaklarda tam bir karışıklık hali varmış. Kör köylüler tarlalarda çalışamamış ve hayvanlara bakamamışlar. Aç hayvanlar doğaya kaçmışlar. Bütün çiçekler solmuş; onları sulayan kimse yokmuş. Bahçeler bomboş hale gelmiş. Hiç kimse çalışamıyormuş ya da bir şey yapamıyormuş. Kimse krala hizmet edemiyormuş. Korku ve dehşet tüm gezegeni esir almış.

Aç ve korkudan donakalmış olan sefil kral saklanmış. Fakat aniden büyücüyü görmüş. Tam kötü kral ona saldıracakken, herkesi birbirine bağlayan parlak ipi görmüş.

“Demek bunların hepsi doğru?” diye sormuş kral korku içinde. “Evet, doğru” diye cevaplamış büyücü. “Şimdi her şeyin nasıl birbirine bağlı olduğunu kendin gördün. Her birimizin nasıl bir diğerine bağlı olduğunu gördün. Sana bunu görmen için bir fırsat verdim. Ve sen ne yaptın?” “Her şeyi eski hale getirmek için ne yapılabilir?” diye ağlamış kral. Fakat büyücü sadece gülümsemiş ve… ince bir dumanın içinde ortadan kaybolmuş.

Kral uyanmış ve pencereden bakmaya başlamış.

Sıradan bir yaz günüymüş ve insanlar yürüyüş yapıyormuş. Şatosunun civarında yabancıyı görmüş. Yabancının etrafında bir kalabalık toplanmış. Yabancı bir şeyler söylüyormuş ve insanlar gülüyormuş.

“Muhafızlar!” diye kral bağırmış ve bir an için kalakalmış.

“Gidin ve bu kişiye yiyecek ve yatacak yer sunun ve başka bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sorun.”

Bunu söylediği an, herkesin parlak iplerle birbirine bağlı olduğunu görmüş. Ve eğer ipler parlıyorlarsa, insanların arasından geçen bir nezaket ve sevgi enerjisinin olduğu anlamına gelmekteymiş. Bu da herkesin hep mutlu bir şekilde, uyum, keyif, barış ve sevgi içinde yaşadığını gösterirmiş.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
21 - 0,316