e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Kongre Materyalleri > Sanal Afrika Kongresi – Ocak 2020 – Bağ Kurmanın Sevinci

Sanal Afrika Kongresi – Ocak 2020 – Bağ Kurmanın Sevinci

DERS 1: Toplumun Önemi

1) Rabaş, Makale 13, Kurtuluşumun Kudretli Kayası (1985)

Kişinin içinde, kendisinden gelen bir arzu vardır. Diğer bir deyişle, tek başınayken, etrafında onu etkileyecek ya da onun bazı arzularını kendine katacağı biri olmadığında, kişinin kendisine bir uyanış gelir ve Yaradan’ın hizmetkârı olmak için can atar. Fakat kendi arzusu, muhtemelen, onun için yeterince büyük değildir, çünkü onu geliştirmeye ihtiyacı vardır; ki böylece manevi amacı edinmek için onunla çalışabilsin. Dolayısıyla, tıpkı maddesellikte olduğu gibi, bu arzuyu, dışarıdaki insanlar aracılığıyla geliştirmek için bir yol vardır. Onlar, kişiyi, kendi görüşlerini ve ruh hallerini izlemesi için zorlayacaktır. Bu ancak, maneviyata, bu ihtiyacı olduğunu gördüğü insanlarla bağ kurarak gerçekleşir. Bu insanların sahip olduğu arzu vasıtasıyla, kişinin içinde, maneviyat için büyük bir arzu doğar.

2) Baal HaSulam, Şamati 225- Kendini Yükseltme

Kişi kendini çevresinin üzerine yükseltemez. Dolayısıyla, kişi çevresinden beslenmek zorundadır. Ve kişinin çok çaba göstermek ve Tora çalışmaktan başka çaresi yoktur. Bu nedenle kişi kendine iyi bir çevre seçerse, çevresine göre yönleneceği için, zamandan ve çabadan tasarruf eder.

3) Rabaş, Makale 1, Toplumun Amacı 2 (1984)

Büyük bir güç oluşturacak bir gruba ihtiyacımız vardır, çünkü böylece insanın yaratılma amacının gerçekleşmesini engelleyen ‘kötü eğilim’ olarak adlandırılan alma arzusunu iptal edebiliriz. Bu nedenle, grup, bu amacı başarmaları gerektiğine oy birliğiyle hemfikir olan bireylerden oluşmalıdır. O zaman, herkes herkese entegre olduğundan, her biri kendine karşı mücadele edebilecek tek bir büyük güç haline gelir. Bu nedenle, her biri amaca ulaşmak için büyük bir arzu oluşturur. Birbirine entegre olmak için, herkes kendini, diğerlerinin önünde iptal etmelidir. Bu, her birinin dostlarının hatalarını değil, erdemlerini görmesiyle başarılabilir. Fakat dostlarından biraz daha yüksek olduğunu düşünen kişi, artık onlarla birleşemez.

4) Rabaş, Makale 8, Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al -2 (1985)

O insanların, dost sevgisiyle uğraşan tek bir grup olarak birleşmeye hemfikir olmalarındaki neden, her birinin düşüncelerini birleştirebilecek bir arzuya sahip olduklarını hissetmeleridir ki böylece başkalarını sevme gücünü edinebilsinler. Meşhur bir atasözü vardır, “Yüzleri farklı olduğu gibi, görüşleri de farklıdır.” Bu nedenle, bir grup olmak için aralarında birleşmeyi kabul edenler, başkalarını sevme çalışmasının gerekliliğinin farkında olma hissiyatında, aralarında büyük bir mesafe olmadığını anlamışlardır. Dolayısıyla, her biri diğerleri adına ödün verebilecek ve bunun etrafında birleşebilecektir. Fakat diğer insanlar, başkalarını sevme çalışmasının gerekliliğine dair hiçbir anlayışa sahip değildir, bu yüzden, onlarla birleşemezler.

5) Rabaş, Makale 13, Kurtuluşumun Kudretli Kayası (985)

Bu nedenle, dost sevgisi konusunda, gruptaki herkes, kendi arzusuna sahip olmanın yanı sıra, dostlardan arzu edinir. Bu, sadece dost sevgisi aracılığıyla elde edilebilen, değerli bir kazançtır. Ancak, kişi, kendilerini, çalışmanın temeliyle ilgili, çalışmanın ihsan etmek için mi almak için mi olduğunu sorgulama arzusu olmayan dostların arasında olmamak için çok dikkatli olmalıdır ve onların, gerçeğin yoluna ki bu yol, ihsan etmekten başka bir yol değildir, ulaşmak için bir şeyler yapıp yapmadığını görmelidir. Sadece böyle bir grupta, dostlara ihsan etme arzusunu aşılamak mümkündür, bu, her birinin, dostlarından bir eksiklik, kendisinde eksik olan ihsan etme gücünü çekeceği anlamına gelir ve her nereye giderse gitsin, hevesle, belki de birinin ona ihsan etme gücünü verebileceği bir yer arar. Bu nedenle kişi, herkesin ihsan etme gücü için susamış olduğu bir gruba geldiği zaman, herkes bu gücü, diğer herkesten alır.

6) Rabaş, Makale 30, Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır (1988)

Yine de yüceliği edinmenin iki koşulu vardır: 1. Çevreyi her zaman, O’nu büyük gösterdiği ölçüde takdir et ve dinle 2. Çevre, yüce olmalıdır şöyle yazdığı gibi: ‘Kral’ın ihtişamı, insanın çokluğundadır.’ “İlk koşulu edinmek için, her bir öğrenci, tüm dostlar içinde kendisinin en küçük olduğunu hissetmelidir. Bu aşamada, yüceliğin takdirini herkesten alabilir zira yüce olan, küçük olandan alamaz, onun sözlerinden çok daha az etkilenir. Daha ziyade, yalnızca küçük olan, yüce olanın takdirinden etkilenir.” “İkinci koşulla ilgili olarak, her öğrenci, her bir dostunun erdemlerini övmeli ve ona, neslin en yücesi olarak değer vermelidir. O zaman, nitelik, nicelikten daha önemli olduğundan bu çevre onu, yeterince yüce bir çevre olarak etkileyecektir.”
7) Rabaş, Makale 21, Mantık Ötesi İle İlgili Olarak (1986)

Bunu ancak toplumla bağ kurarak ve dostlarının ondan daha iyi niteliklere sahip olduğunu görüp, onları kıskanarak edinir. Bu durum sahip olmadığı ve kıskandığı yeni nitelikler edinmesi için onu motive eder. Dolayısıyla, topluma imrenerek ve ondan daha yüksek derecede olduklarını görerek yeni nitelikler edinir. Toplum vasıtasıyla yeni güçler edindiğinden, şimdi bir topluluğa sahip değilken ki durumundan daha yüce olur.

8) Rabaş, Makale 2, Dost Sevgisine Dair (1984)

Unutmamalıyız ki, grup diğerlerini sevme temeli üzerine kurulmuştur, dolayısıyla her üye, başkalarını sevme ve kendinden nefret etme koşulunu gruptan alır. Ve dostun kendisini iptal etmek ve başkalarını sevmek için gayret ettiğini görmek, herkesin diğer dostların niyetlerine entegre olmasına neden olur. Dolayısıyla, örneğin, eğer grup on üyeden oluşuyorsa, her biri kendini iptal etmeyi, kendinden nefret etmeyi ve başkalarını sevmeyi uygulamak için on güce sahip olur.

9) Rabaş, Makale 30, Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır (1988)

Herkes, gruba yaşam ruhu ve umut verip, enerji aşılamalıdır. Dolayısıyla, her bir dost, kendine şunu söyleyebilmelidir; “Şimdi çalışmada, temiz bir sayfa açıyorum.” Diğer bir deyişle, gruba gelmeden önce, Yaradan çalışmasının gelişiminde hayal kırıklığına uğramıştı, fakat şimdi, grup onu, yaşam ve umutla doldurdu. Bu nedenle, grup vasıtasıyla üstesinden gelme gücü ve güveni kazanır çünkü artık bütünlüğü elde edeceğini hisseder. Fethedilemeyecek kadar yüksek bir dağla karşı karşıya olduğu ve bunun, gerçekten de ürkütücü bir engel olduğuna dair tüm düşüncelerinin, artık önemli olmadığını görür. Tüm bunu, grubun gücünden almıştır çünkü her biri, gruba cesaret ve yeni bir ruh hali aşılamaya çalışmıştır.

10) Rabaş, Makale 1, Toplumun Amacı 1 (1984)

Burada toplanma sebebimiz budur-her birimizin Yaradan’a ihsan etme ruhunu izlediği bir toplum kurmak. Yaradan’a ihsan etmeyi başarmak için, “başkalarını sevmek” denilen insana ihsan etmek ile başlamalıyız. Ve başkalarını sevmek, kişinin yalnızca kendisini iptal etmesiyle mümkün olur. Bu nedenle, bir taraftan, her insan kendini düşük hissetmeli, diğer taraftan Yaradan’ın bize, her birimizin tek bir hedefinin olduğu, kutsallığın (Şehina’nın) aramızda olmasını hedeflediğimiz bir toplumda bulunma şansı verdiği için gurur duymalıyız.

11) Baal HaSulam, 13. Mektup

Bilmelisin ki, gruptaki herkesin içinde kutsallığın pek çok kıvılcımı var. Tüm kutsallık kıvılcımlarını kardeşler olarak sevgi ve dostlukla bir yere topladığınızda, bir süre için kesinlikle yaşamın ışığından kutsallığın çok yüksek bir seviyesini edinirsiniz.

DERS 2:

1) Zohar, VaYechi, Madde 116-117

Kutsallık ancak tamam olan yerde var olur, eksiklik olan yerde, kusuru olan yerde ya da hüzünlü olan yerde değil ama sevinç olan yerde. “Yaradan’a mutlulukla hizmet et; O’nun huzuruna şarkılarla çık.” Mutlulukla yapılmadıkça Yaradan’a verilmiş bir hizmet yoktur.

2) Baal HaSulam, Şamati 58- Mutluluk Yapılan İyi Şeylerin Yansımasıdır

Mutluluk yapılan iyi şeylerin bir “yansımasıdır.” Eğer yapılanlar Keduşa’ya (Kutsallık) ait ise, o zaman mutluluk hissedilir.

3) Maor VaŞemeş, Paraşat Vayehi

Toplantının temel amacı herkesin tek ve bir olarak birleşmesidir ve böylece hepsinin talebi tek bir amaca yönelir – Yaradan’ı ifşa etmek: “Her onluda Şehina barınır.” Ve eğer on taneden fazla iseler, kesinlikle Şehina’nın daha büyük bir ifşaatı olacaktır. Her biri kendini dostuna dâhil eder ve ona kendini eyer ve dostu da ona; ta ki hepsi kendini eğip sıfırlayana kadar. Böylece, topluluğun amacı bu olduğu için bundan sonra doğal olarak, Yaradan onları kendi yakınına çeker ve onların arasında oturur, tüm kurtuluş ve kutsamalar onlara açılır, zira inek buzağının emmek istediğinden daha çoğunu emzirmek ister. Ve büyük Hasadim (merhamet) ifşa olur ve İsrail topluluğuna çekilir.

4) Rabaş, Makale 17, Toplantının Gündemi 2 (1986)

Kral’ın ihtişamı insanların çokluğundadır,” bu yazılana göre kolektifin sayısı arttıkça, kolektifin gücü daha etkili olur. Diğer bir deyişle, Yaradan’ın önemine ve yüceliğine dair daha güçlü bir ortam oluştururlar. O anda, her birinin bedeni, kutsallık için yapmayı dilediği her şeyi yani Yaradan’a ihsan etmeyi, büyük bir kısmet olarak kabul ettiğini, Kral’a hizmet etmekle ödüllendirilmiş insanlar arasında olma ayrıcalığına sahip olduğunu hisseder. O anda, kişinin yaptığı her küçük şey, onu, şimdi Kral’a hizmet edecek bir şeylere sahip olmanın neşe ve zevkiyle doldurur. Toplantı sırasında topluluk, Yaradan’ın yüceliğini düşüncelerinde önemsediği ölçüde, her biri kendi seviyesine göre Yaradan’ın önemini kendi içinde oluşturur. Dolayısıyla, kişi gün boyunca memnuniyet ve neşe içinde dolaşabilir, yani Yaradan’ın çalışmasına ilişkin yaptığı her küçük şeyden keyif alır.

5) Baal HaSulam, Şamati 42- Bu Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir?

İhsan etme yolunda yürümek isteyenler her zaman mutluluk içinde olacaklar. Bunun anlamı, her biçimde ona gelenle mutlu olur çünkü kendisi için almaya niyeti yoktur. Bu nedenle der ki, eğer kişi gerçekten ihsan etmek için çalışıyorsa, her iki yolla da Yaradan’ına memnuniyet vermek nasip olduğu için kesinlikle mutlu olmalıdır. Ve eğer çalışmasının henüz ihsana etmek için olmadığını hissederse, kişi gene de memnun olmalıdır ve kendi için bir şey istemediğini söylemelidir. Alma arzusunun bu çalışmadan keyif alamamasından mutludur ve bu ona sevinç vermelidir.

6) Zohar, Aharei Mot 64-65

Kardeşlerin bir arada oturması ne kadar güzel ve ne kadar hoştur.” Başta, bu dostlar, savaşta birbirlerini öldürmek isteyen insanlara benzerler. Sonra kardeşçe sevgi durumuna geri dönerler. Yaratan, onlar hakkında ne der? “Kardeşlerin de beraber birlik içinde oturmaları ne iyi ve ne hoştur.” “De beraber” kelimesi Şehina’nın da onlarla olduğunu işaret eder. Daha da ötesi, Yaratan onların sözlerini dinler ve onlardan hoşnuttur.

7) Rabaş, 40. Mektup

En güçlü olanların bile kalplerinin yıpranması pahasına, her ikisi de kalbinin duvarlarından sıcaklık yayar ve bu sıcaklık bir sevgi giysisi oluşturana kadar sevginin kıvılcımlarını ateşler. Sonra, her ikisi bir battaniye ile örtülmüş olur, yani tek sevgi her ikisini de örter ve sarar, tıpkı Dvekut’un (birleşme) ikiyi bir olarak birleştirmesi gibi. Ve kişi dostunun sevgisini hissetmeye başladığında, yenilik hoşa gider kuralı gereği haz ve neşe içinde derhal uyanmaya başlar. Dostunun sevgisi onun için yeni bir şeydir, çünkü o zamana kadar kendi iyiliğini düşünen tek kişi kendisiydi. Fakat dostunun onunla ilgilendiğini keşfettiği an, bu onun içinde ölçülemez bir neşe uyandırır, insan sadece haz hissettiği yerde olmak istediğinden artık kendisiyle ilgilenmez. Ve dostuyla ilgilenerek, haz hissetmeye başladığından doğal olarak kendisini düşünmez.

8) Rabaş, 8. Mektup

Ve bir kez bu giysiyi talep ettiğimde sevginin kıvılcımları içimde ışıldamaya başlar. Kalbim dostlarla birleşmeye özlem duyar ve bana öyle gelir ki, gözlerim dostlarımı görüyor, kulaklarım onların sesini duyuyor, ağzım sevgi ve neşe içinde onlarla konuşuyor, eller kavuşuyor, ayaklar daireler çiziyor ve dünyasal sınırlarımın ötesine geçiyorum. Dostlarım ve benim aramdaki geniş uzaklığı unutuyorum ve aramızda birkaç mil toprak uzanmıyor artık. Bu tıpkı dostlarımın kalbimin tam içinde durup, neler olduğunu görmeleri gibi ve ben dostlarıma karşı yaptığım küçük eylemlerden dolayı utanıyorum. Sonra dünyasal kaplardan çıkıyorum ve bana öyle geliyor ki dostlarım ve benim haricimde dünyada başka bir gerçeklik yok. Bundan sonra, “ben” iptal oluyor ve onlarla kaynaşıyorum ta ki dostlarımın haricinde dünyada hiçbir gerçekliğin olmadığını hissedene kadar.

9) Likutey Halahot, Hoşen Mişpat Arev

Sevgi ve birliğin özü arzudadır, her biri dostundan hoşnut olduğu zaman onların aralarında hiçbir farklılık kalmaz ve onlar tek bir arzuda birleşirler ve böylece yukarısının arzusu ile bir olurlar ve bu birlik olmanın amacıdır.

10) Rabaş, Makale 9, Kişi Her Zaman Evinin Kirişlerini Satmalıdır (1984)

Eğer bir toplum, belirli kişilerden oluşuyorsa, bir araya geldikleri zaman, orada mutlaka bu “grubu” kurmayı arzulayan biri olmalıdır. Böylece, bu insanların birbirleri için uygun olduklarını görerek onları seçer. Diğer bir deyişle, her birinin, dost sevgisi kıvılcımı vardır, fakat bu kıvılcım, her birinin içindeki sevginin ışığını tutuşturmaz, bu nedenle kıvılcımların büyük bir ateş olması için birlik olmaya hemfikir olurlar. Bu nedenle, kişi, onları gizlice gözetlediği zaman, bunun üstesinden gelmeli ve demelidir ki, “Grup, başkalarını sevme yolunda yürümeleri gerektiğine hemfikir olanlardır.” Ve herkes dostlarını haklı çıkardığı zaman, tüm kıvılcımlar bir kez daha tutuşacak ve tekrar tek büyük bir alev olacaktır.

11) Zohar, Aharei Mot, 65, 66 “Ne Kadar Güzel ve ne Kadar Hoş”

Ve siz, burada olan dostlar, daha önce şefkat ve sevgi içindeydiniz, yaratan sizden memnun kalana ve size barış yollayana kadar, bundan böyle ayrılmayacaksınız. Ve sizin erdeminizle dünyada barış olacak. Bu sözlerin anlamı, “Kardeşlerimin hatırına ve dostlarım bırakın söyleyeyim ‘Barış içinizde olsun.'”

12) Rabaş, Cilt 3, Makale 386, Efendinin Yaptığı Gün Budur

Efendinin yaptığı gün budur, O’nunla sevinecek ve mutlu olacağız.” “Gün budur”un anlamı şudur; buna gün denir başka bir şey denmez. Ve Yaradan herkesi, “O’nunla sevinecek ve mutlu olacağız,” koşuluna getirecek. “O’nunla” yani Yaradan’la bir olma (Dvekut) koşulu ki buna “form eşitliği” denir. Bu herkesin Yaradan’ına ihsan etmekten daha büyük bir mutluluğun olmadığını anlamasıdır. Bu bizim ümidimizdir, bu genel halkın “son ıslah” denen bu kademeye erişmesidir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,284