e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Mektup 27

18 Aralık 1956, Manchester

Dostlarıma, ömürleri uzun olsun,

Sizden …’dan kısa bir mektup haricinde mektup almayalı uzun zaman oldu.

Her gün çalışmamızı yenilemeli, geçmişi unutmalıyız. Bu demektir ki, eğer daha önce başaramadıysak, yeniden başlamalıyız. Bu bir tüccarın durumuna benzer: Eğer başarılı olmayan bir işi varsa, işini kapatır ve önceki başarısızlığına rağmen umutla başarılı olacağı yeni bir işe başlar.

Biz de öyle. Geçmişte başaramamış olsak bile, gelecekte kesinlikle başaracağımızdan emin olmalıyız. Tembel tembel oturamayız, çünkü iş yapmadan başarılı olmak mümkün değildir. Daha ziyade, hakikat yasası, O’nun yasasının ışığıyla ödüllendirileceğimizden emin olmalıyız, gerçek bizi koruyacaktır ve bizler O’nun ışığını kendimize çekip, O’nun adına sonsuza kadar tutunmayla ödüllendirileceğiz.

Atalarımız şöyle der, “Rabbi Yohanan der ki, ‘Yakup ölmedi. O sorar, ‘Mumyacıların mumyalaması ve cenazecilerin gömülmesi boşuna mıdır?’’ Daha ziyade Yaradan şöyle der, ‘Korkma ey Yakup, Ben’im hizmetkârım’ ve ‘Korkma ey İsrail, seni ve oğullarını uzaktaki esaret topraklarından kurtaracağım,’ Soyunun canlı olması gibi o da canlıdır.” RASHİ bunu şöyle yorumlar; yaşayanlar arasında esaretten bahsedebilirsin, ama ölülerle ilgili esaretten bahsedemezsin.

Yorumculara sorulur:

1- Maharşa şöyle yorumlar; beden ölür, ruh kalır, öyleyse neden özellikle Yakup ölmedi? İbrahim ve İzak İsrail topraklarında öldü fakat Yakup uzakta öldü, bu nedenle Yakup’un da ölmediğini söylemek zorundayız.

Şimdi bunu kendi yolumuza göre yorumlayacağım ve bu “Böylece ağabeyleri Yusuf’a dedi ki, ‘Baban ölmeden önce, ‘Sana yalvarıyorum ağabeylerinin günahını affet,’ mesajını sana iletmemizi istedi,’” ayetiyle ilgili olacak.

Bu kafa karıştırıcıdır:

2- Yakup’un ölmeden önce böyle bir emir verdiğini nerede bulacağız? Ayrıca burada Midraş’ın “Ve oğlu Yusuf’u çağırdı ve gömülmesi emrini ona verdi,” ayetiyle ilgili bir soru söz konusu.

3- Neden büyük olan oğlu Ruben veya kral olan Juda’ya emretmedi?

Yorumculara sorulur:

4- Yakup’un Yusuf’a “benimle merhametle ilgilen,” demesiyle ilgili olarak, merhamet ölü olanla yerine getirilir—merhamet için ne ödül ne de karşılık verilir. Fakat sonrasında Yusuf’a şöyle der, “Fakat ben sana ağabeylerine verdiğimden daha fazla pay verdim.” RASHI şöyle yorumlar; Yusuf babasını gömmek için kendini zora soktuğundan, bu gerçek merhamet olmaz.

Başka bir kafa karışıklığı:

5- Yusuf ona der ki, “Ben senin dediğin gibi yapacağım.” Burada “Ben” gereksizdir, (Bu ayette “Ben” kelimesi iki defa kullanılmıştır). Oysa şöyle demeliydi, “Ben senin dediğin gibi yapacağım,” (“Ben” kelimesi tek olarak kullanılmalıydı).

Yukarıda söyleneni, Yakup niteliğini, hakikat niteliğini anlamak zorundayız. Şöyle yazılıdır, “Bırakalım hakikat Yakup’a verilsin.” Baal HaSulam hakikat konusunu şöyle yorumlar; İki meleğin kavgası Yaratılışı karaladı ve ikisi savundu.

Hakikat melekleri dedi ki dünya yalandır, yani dünyaya “alma arzusu” denir, hakikat ise O’na memnuniyet vermektir. Peki, bunu nasıl başaracaklar? Merhamet melekleri der ki, “O merhametlidir” ve bu merhamet vasıtasıyla onlar Dvekut’u elde edecek. Tüm meseleye “Ve yeryüzünü yere savur,” olarak bak, yani LoLişma’dan Lişma’ya gelecek ve gerçeğin niteliğini elde edeceğiz.

Hakikat niteliği Yakup’un ölümünden önce verildi, yani o Yusuf’un merhamet içinde olmasını istedi, yani bununla Yusuf hakikat niteliği, ihsan ile ödüllendirilecekti. Tüm oğulları için bu böyledir, fakat özellikle Yusuf’a emir verdi, yani ölümünden sonra Yusuf ağabeyleri tarafından satılamayacaktı.

Yusuf ağabeylerinin onu satarak lekelendiğini görmesine rağmen, yine de sadece hakikat niteliğine, ihsana ve Yaradan’a bağlanmak zorundaydı.

Yusuf şöyle dedi, “Ben senin dediğin gibi yapacağım,” yani ben kendim de senin dediğin gibi olacağım—sadece ihsan yolunda yürüyeceğim. Böylece neden özellikle Yusuf’un bunu söylediğini ve neden özellikle “Ben” kelimesini kullandığını anlayabiliriz.

Bu aynı zamanda sorduğumuz ikinci soruyu da açıklar, “Ölümünden önce Yakup’un satılmaması için Yusuf’a ihsan, hakikat yolunu izlemesi emrini nerede bulacağız?”

Ayrıca Yusuf “Ben senin dediğini yapacağım,” yani ihsan edeceğim dediğinde, Yakup’un Yusuf’a “sana ağabeylerinden daha fazla pay vereceğim,” demesi nedeniyle ödülü şimdi alması hakikati bozmaz, çünkü kendisi için almaya ihtiyaç duymadığından ihsan etmek için almaktadır ve tüm eylemleri Tora ve Mitzvot’a göredir.

Bu dördüncü soruyu cevaplandırır: Hakikatin kabulünden sonra onu ödüllendirebilirdi, fakat bu ihsan olarak kabul edilecekti. Bu sebeple Rabbi Yohanan, Yakup ölmedi dedi. Bu demektir ki, Yakup niteliği ölmedi, çünkü o bu niteliğini oğullarına vasiyet etti. Bu sebeple Rabbi Yohanan özellikle Yakup dedi, çünkü hakikat en önemli şeydir; eğer hakikat içindeyse kişi Hasadim ve Gevura olan İbrahim ve İzak’la ödüllendirilir.

Öyle anlaşılıyor ki, Yakup ölmedi, fakat onun yasası, gerçeğin yasası bizim için parlayacak ve bizler onun ayak izlerini takip etmek ve daha fazla çaba gösterip güçlenmekle ödüllendirileceğiz. Bize umutsuzluk kıvılcımları getiren mal sahiplerinin fikirlerini önemsememeli, atalarımızı dinlemeliyiz, “Davut’un oğlu istemeyerek gelir.” Bu demektir ki, “Davut’un oğlu” denilen kurtuluş, özellikle mal sahiplerinin aklından uzaklaştığımızda gelir.

Bu RASHI’nin “yaşam esarettir, yani sadece kişi “canlı” olarak kabul edildiğinde esaret içinde ve bu hapishaneden çıkmak zorunda olduğunu hisseder,” demesinin anlamıdır.

Yakup niteliği esaretten bize parlayacak, şöyle yazdığı gibi “Ve senin soyun esaret topraklarından çıkacak,” yani tüm çalışma arzuların esiridir. Bu aynı zamanda “Korkma hizmetkârım Yakup… Çünkü seni uzaklardan kurtaracağım,” sözünün anlamıdır. Onlar Yaradan’dan mutlak uzak olsalar da, Yaradan bizi kurtaracağına söz verir, atalarımızın dediği gibi, “Eğer Yaradan ona yardım etmezse, kişi bunun üstesinden gelemez.”

Dolayısıyla, rehberimizin ne kadar muktedir olduğunu bilmeliyiz, şöyle yazdığı gibi, “Tanrı savaş adamıdır.” Ve kişi kurtuluş için O’nun çok ya da az yardım edecek olmasına aldırış etmez. Daha ziyade “Seni uzaktan kurtaracağım.” Mutlak uzaklıkta olsak bile, O bizi kurtaracak.

Bugünden sonra, yani her an ebedi bütünlük ile ödüllendirileceğimizi umalım ve gerçeğe tutunalım.

Dostunuz,

Baruh Şalom HaLevi Aşlag

Baal HaSulam’ın oğlu

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,113