e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Makaleler > Çalışmada Hanuka Mumunu Sola Yerleştirmenin Anlamı Nedir

Çalışmada Hanuka Mumunu Sola Yerleştirmenin Anlamı Nedir

Makale No. 11, 1990

Atalarımız şöyle der (Şabat, s.22): “Hanuka mumu soldadır, böylece Hanuka mumu solda, Mezuza (Tora’da belirtilen ayetlerle yazılmış ve kaplanmış bir parşömen parçası) sağda olur.” Raşi şöyle yorumlar: “Mezuza sağdadır, şöyle yazıldığı gibi; “Beitekha (senin evin)- Derekh Bi’atkha (geldiğin yol), kişi yürümeye başladığında sağ ayakla yürümeye başlar.”

Shaar Hakavanot (Niyetler Kapısı) kitabında (s.326) şöyle der: “Fakat Hanuka ve Purim konusu farklıdır zira sabah duasıyla ilgili olsa da her ikisi de Hod’dadır, Yakup’un Netzah’da ve Malhut’un Hod’da olduğunu açıklamıştık. Buna göre hafta içi bir gün, her ikisi de Hod’da olan Hanuka ve Punim’den daha kutsaldır.”

Fakat mesele şudur ki, o sırada aydınlanmayı kocası aracılığıyla değil kendi başına alır zira hafta içi bir günde Yakup, onun (kocasının) aydınlanmasını ve Netzah ve Hod’dan gelen onun (karısının) aydınlanmasını emer. Sonrasında o (kocası), ona (karısı) aydınlanmasını verir ve bu aydınlanma, onun vasıtasıyla Hod’dan yayılır. Fakat şimdi, Hanuka ve Punim’de o, kocası vasıtasıyla değil kendi başına Hod’dan gelen aydınlanmadan payını alır.”

Çalışmada Mezuza sağda ve Hanuka mumu solda ne demek anlamalıyız. Bu bize ne öğretir? Ayrıca, Shaar Hakavanot kitabında yazılana göre Hanuka ve Purim’in her ikisinin, tek bir anlayış olduğunu, yazıldığı gibi hem Hanuka’nın hem Purim’in Hod’dan yayılan tek bir anlayış olduğunu anlamalıyız.

Eğer Purim’de şölen ve sevinç varsa ve kişinin, Hanuka sırasında Purim yemeğini yemesi gerekiyorsa neden her ikisi de aynı kökten besleniyor, atalarımızın dediği gibi: “Bu mumlar kutsaldır, onları kullanma iznimiz yok”? Çalışmada öğrendik ki bir insan tüm dünyayı içinde barındırır. Bu demektir ki İsrail ve yetmiş ulus tek bir insanın içindedir.

Diğer bir deyişle insan içinde, yetmiş ulusta var olan tüm kötü nitelikleri barındırır. Yetmiş ulusun, tıpkı “Tanrı onları, birbirinin zıttı olarak yarattı,” ifadesinde olduğu gibi, Keduşa’nın (kutsallık) yedi zıt niteliğinden uzandığı biliniyor.

Yetmiş ulusun anlamı budur yani bir insanın içindeki İsrail, yetmiş ulusun hükmünde olduğu zaman İsrail halkının, ulusların yönetimi altında sürgünde olması demektir. Bu, kişinin içindeki arzular ve özlemler İsrail’i kontrol ediyor ve içindeki İsrail kısmı, yalnızca kendi menfaati için çalışıp Yaradan adına çalışamıyor anlamına gelir.

Kişinin, içindeki dünya uluslarının hükmünden kurtulmasının nasıl mümkün olacağını mantık dahilinde anlamak tümüyle imkânsızdır. Çünkü kişinin onların hükmünden çıkma çabası boşunadır. Aksine, her seferinde sürgünden çıkmanın mümkün olmadığını daha fazla görür. Bu nedenle Mısır’dan çıkışı daima hatırlamalıyız, şöyle yazıldığı gibi: “Mısır topraklarından çıktığın günü hatırlaman için,” yani şu yazılana inan: ‘Seni Mısır topraklarından çıkaran Efendin, Tanrın Benim … sana Tanrı olmak için.’

Bu demektir ki, tıpkı Yaradan’ın İsrail halkını Mısır’dan çıkarması ve onların “Sana Tanrı olmak için” ile ödüllendirilmeleri gibi O, bizi de ‘Sana Tanrı olmak için’ ile ödüllendirilmemiz için yetmiş ulusun hükmünden kurtarabilir.

Kişi, Mısır’daki insanlardan daha kötü olduğunu ya da Yaradan’ın sadece onları, onların hükmünden çıkarmaya gücü olduğunu söylememelidir. Ama kişi kendi bayağılığını gördüğünde, umutsuzluğa kapılır ve Mısır’dakilerden daha kötü olduğunu söyler.

Mısır’dan çıkıştan önceki İsrail halkı, Yaradan onlara görünüp kurtarmadan önce zaten Tuma’a’nın (kirliliğin) kırk-dokuz kapısındaydı, diyen Ari’nin sözlerine inanmalıyız. Sonuç olarak kişi, tüm bayağılığını gördüğünde bile mücadeleden kaçmamalı ve Yaradan’ın onu sürgünden, dünya ulusları arasında olmaktan kurtaracağına inanmalıdır.

Böylece bütün temelin tümüyle inanca dayandığını, sürgünden çıkmanın sadece inançla mümkün olduğunu görebiliriz. Kişi, mantığına göre yargılasa da onu dikkate almamalıdır. Fakat gerçek durumunu görecek akla sahip olduğunda, bu onun mantık ötesi gitmesine olanak tanır. Diğer bir deyişle kişi, Yaradan’ın yardımı olmadan mantık ötesi gidemez. Ancak, mantık dahilinde ilerleyebildiğini gördüğünde, O’nun yardımına ihtiyacı duymaz.

Kişiye gereken asıl şey, kendi bütünlüğünü edinmesi yani NRNHY de Neşama ile ödüllendirilmesidir. Bu, özellikle Yaradan’a ihtiyaç duymakla gelir. Atalarımız bununla ilgili şöyle der: “Arınmaya gelene yardım edilir.” Ve Zohar sorar: “Ne ile yardım edilir? Kutsal bir ruhla. Kişi doğduğunda ona, saf bir hayvan seviyesinden bir ruh verilir. Eğer daha fazla ödüllendirilirse ona, Ruah verilir.”

Bu nedenle kişinin, ona yardım etmesi için Yaradan’a ihtiyaç duyması büyük bir şeydir zira kişinin kurtuluşu, yukarıdan daha büyük güçlerin verilmesindedir. Her seferinde yeni güçler yani yeni bir ruh alarak sonunda ruhunun köküne ait olan bütün NRNHY’ı alır. Öyle anlaşılıyor ki “mucize”, kişinin elde edemeyeceği bir şey demektir. Öyle ki yukarıdan bir mucize verilmeden kişinin bir şey elde etmesi imkânsızdır. Sadece bu şekilde gerçekleşene “mucize” denir.

Bu sebeple kişi, kötü eğilimin zaten farkında olduğu, içindeki ulusların hükmünden çıkmasının imkânsız olduğu, içindeki İsrail’in onların altında sürgünde olduğu ve onların gücünden çıkabilmenin bir yolunu göremediği bir aşamaya geldiğinde Yaradan onlara yardım edip onları dünya uluslarının otoritesinden çıkardığı ve İsrail halkının, onlara hükmetmesi için her şeyi tersine çevirdiğinde buna “mucize” denir.

Bu, Yaradan’ın onları Mısır topraklarından çıkarması yani Yaradan’ın onları Mısır ıstırabından çıkarması olarak kabul edilir. Kişi, Mısır’dan çıkışta gerçekleşen bu mucizede olduğu gibi, Yaradan çalışması yolunda yürüyen herkesi, Yaradan’ın kurtaracağına inanmalıdır çünkü kişinin kendini-sevmenin hükmünden çıkması ve sadece Yaradan için olanla ilgilenmesi gerçek bir mucizedir.

Ve kişi buna geldiğinde, Lişma’yı (O’nun adına) edindiği kabul edilir. Bu demektir ki kişi, Yaradan inancıyla ödüllendirilmiş ve Yaradan için çalışma gücünü kazanmıştır, buna Lişma denir. Kişi, Yaradan’a ihsan etme yoluna bağlandığında yani yaptığı her şey Yaradan için olduğunda, bu “sağ” olarak da adlandırılır. Öyle ki kişi, Yaradan’a Hesed (lütuf/merhamet) yani memnuniyet vermek ister.

Ancak, bilmeliyiz ki kişinin her şeyi Yaradan için yapmak istemesi sadece yaratılışın ıslahıdır. Bu, yaratılışın amacı değildir. Yaratılışın amacı, insanın alma kaplarına haz ve mutluluğu almasıdır. Ancak, alma kaplarında “ihsan etmek için” olarak adlandırılan bir ıslah olmalıdır.

Yaratılış amacının bereketine, yaşamın ışığı, Hohma (bilgelik) denir, tıpkı “Bilgelik, ona sahip olana yaşam getirir” ifadesinde olduğu gibi. Ayrıca, ıslah olmaya ihtiyaç duyan bir şeye “sol” denildiğinden, Hohma ışığı “sol” olarak adlandırılır, “Gücü, bir dişininki gibi zayıflamış güçsüz bir el” ifadesinde olduğu gibi. Buna “sol” denir.

Hohma ışığında olması gereken ıslah nedir? Bu, Hasadim (merhamet) denilen sağdır. Diğer bir deyişle Hohma denilen haz ve mutlulukla, yaratılış amacıyla ödüllendirilmiş kişiye, “Yapacağız ve duyacağız” formunda Tora ve Mitzvot çalışması verildiğinden, Hasadim ışığı bir kez daha çekilmelidir -ihsan etme kaplarına gelen bereket. Bu demektir ki eylemde Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek ve yapmakla, duyma aşamasıyla da ödüllendiriliriz.

Başka bir deyişle kişi, zorla da olsa Tora ve Mitzvot’u yerine getirmelidir. Kişinin Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek için bir arzuya sahip olduğu ve yerine getireceği bir zamanı beklemesine gerek yoktur. Aksine kişi, bunun üstesinden gelmeli ve sadece eylemde yerine getirmelidir, ancak yapmak kişiyi, sonrasında duymaya yani daha sonra kişinin Tora ve Mitzvot’un önemini duymasına getirecektir. Diğer bir deyişle kişi, Tora ve Mitzvot’ta bulunan haz ve mutlulukla ödüllendirilecektir. İsrail’in, “Yapacağız ve duyacağız” demesinin anlamı budur. Bu nedenle Hesed’e bağlanmak demek olan sağda, ihsan etme kaplarında, kişi her şeyi kendisi için değil Yaradan için yerine getirir.

Sonuç olarak, “Yapacağız ve duyacağız” kuralına göre yapılan eylem, amacı etkiler. Bu demektir ki kişi yukarıdan Hohma aldığında, eylem mutlaka yapılmalıdır böylece amaç, eylem gibi olur. Öyle görünüyor ki, alma eylemi niyeti etkiler ve onu da almak için haline getirir. Dolayısıyla kişi eylem sırasında bile, ihsan etme amacıyla Hohma ışığını çektiğinde, “Yapacağız ve duyacağız” kuralı gereği, eylemden gelen bereketi alır.

Bu nedenle “Yapacağız” söz konusu olduğunda, Hohma ışığını kıyafetlendirmek için özen gereklidir. “Yapacağız”, ihsan etme eylemidir ve bu şekilde ihsan etmek için niyetiyle de ödüllendiriliriz. Aynı zamanda “Duyacağız” demek, eylem gibi amaç da ihsan etmek olacak demektir. Bu, Hohma ışığını alan, alma kaplarını korur böylece haz ve mutluluğu almanın üzerindeki ihsan etme niyetini koruyabilir ve bu, ihsan etmek için alma formunda olur.

Yukarıda söylenenlerle sağda durması gereken Mezuza’nın anlamını yorumlayabiliriz. Mezuza, tuttuğu kişiyi koruduğu için Mezuza’nın sağda olmasına dair bir işaret vardır. Başka bir deyişle, Hesed olarak kabul edilen korumak sağa aittir, Hesed’in (merhamet, nur) Kelim’i (kaplar) sağ olarak kabul edilir yani ıslahı gerekmez. Fakat Hohma sol olarak kabul edilir çünkü Hohma alma kaplarına gelir ve onlar ıslah gerektirir.

Raşi bu nedenle şöyle der: ‘Beitecha (senin evin)-Derech Bi’atcha (geldiğin yol)’, yani sağda yürümeye başlayan kişi. Bu şöyle yorumlanmalıdır; kişinin kutsal çalışmaya gelmesinin başlangıcı sağla olur yani ihsan etme kapları, ihsan etmek için olacaktır. Sonrasında, kişi solda yani alma kaplarını ihsan etmek için ıslah etmek adına yürümeye başlar.

Bu nedenle maddesellikte yürümeye başlayan kişinin, sağ ayakla başladığı yazılmıştır. Bu maneviyata işaret eder yani kişi, Yaradan çalışmasının başlangıcında sağla yani bütünlükte başlamalıdır. Başka bir deyişle çalışmada yaptığı her şey için, Tora ve Mitzvot’ta uygulama kısmında biraz anlayışa sahip olsa da kutsal çalışmada, ona çalışma arzusu ve düşüncesi verdiği için Yaradan’a şükretmelidir.

O sırada, kişi henüz amaçla ilgili düşünmez çünkü niyetle ilgili idrak etmesi gereken iki konu vardır.

  1. Niyet yani Tora ve Mitzvot’a bağlanmaya onu zorlayan kim? Bütün dostları Tora ve Mitzvot’a bağlandığı ve herkes dua edip sinagogdaki Tora derslerine girdiği için içinde bulunduğu çevre mi yoksa Tora ve Mitzvot’u sadece Yaradan onları yerine getirmemizi emrettiği ve atalarımızın Tora ve Mitzvot’un yerine getirilmesi ile ilgili söylediklerine inandığı için mi yerine getiriyor?
  1. Ödül niyeti, Tora ve Mitzvot’u yerine getirerek ne alacağı. Bazıları, çalışmaları

karşılığında ödüllendirilmeyi bekler, Zohar’da yazdığı gibi Tora ve Mitzvot’a bağlanmanın üç sebebi vardır: a) bu dünyada ödüllendirilmek b) gelecek dünyada ödüllendirilmek c) Yaradan yüce, büyük ve yöneten olduğu için, ödüllendirilmemek.

Bu nedenle kişinin Tora ve Mitzvot’taki çalışmasının başlangıcı, ödüllendirilmek içindir. Bunda da gelinecek iki anlayış vardır:

1) Bazen kişi inancında yeterince güçlü değildir ve Yaradan çalışmasını yapamaz ki böylece ödüllendirilsin, zira kişi bilinçaltında iyi işler yapmasını sağlayacak inançtan yoksundur. Ancak, dostları yüzünden çalışır çünkü onlar tarafından dışlanmak istemez.

Kişinin iyi işler yapmasını sağlayan Yaradan değildir, dostlarından utandığı için bunu yapar.

Kişi bilmelidir ki Yaradan için değil dostları istediği için çalışmak, son derece aşağı bir seviyedir. Ancak, bu hafife de alınmamalıdır. Kişi, böyle eylemler için de Yaradan, dostlarına onların istediği gibi kişinin eyleme geçmesini sağlayacak gücü verdiği için de Yaradan’a şükretmelidir. Bu, Yaradan onu gizlilikte izliyor olarak kabul edilir. Diğer bir deyişle Yaradan, kendisini onu iyi işler yapmaya zorlayan dostlarının kıyafetinde gizliyordur.

Burada atalarımızın şu sözlerini (Avot, bölüm 3:20) yorumlamalıyız: “Ve onlar bilerek ya da bilmeyerek kişiden aldılar.” “Bilerek” demek, kişi bilerek Tora ve Mitzvot’u yerine getirmeyi arzuluyor demektir. Diğer bir deyişle kişi, Yaradan için iyi eylemler yaptığını söyler. Burada onu zorlayan Yaradan’dır. “Ve onlar bilmeyerek ondan alacaklar” demek, kişi Yaradan’ın Tora ve Mitzvot’unu yerine getirdiğini bilmeden, dostları onu zorladığı için Tora ve Mitzvot’u yerine getirdiğini düşündüğü için iyi işler yapıyor demektir.

Kişi, dostlarının arzusunu yerine getirdiğini düşünmesine rağmen, farkında olmadan Yaradan’ın arzusunu yerine getirdiği düşünülür. Bilmeyerek Yaradan’ın arzusunu yerine getirdiğine inandığında yani Tora ve Mitzvot’u sadece dostlarının arzusunu yerine getirdiğini düşündüğü için yerine getirdiğini bildiğinde buna, “yüzün gizliliği” denir. Diğer bir deyişle Yaradan kendini dostların kıyafetiyle saklamaktadır ve kişi, Yaradan’ın arzusunu bu şekilde yerine getirmektedir.

2) Eğer kişi, gizlilik vasıtasıyla ona yardım ettiği için Yaradan’a şükrederse -şimdi dostları nedeniyle çalıştığını söyleyebilme seçeneği vardır ve Yaradan’la bir teması yoktur ya da Yaradan’ın kendisini, dostlarının kıyafetinde sakladığına ve bu nedenle Tora ve Mitzvot’a bağlandığına inanır ve eğer seçimini yapıp sadece dostlarının kıyafetiyle kıyafetlenen Yaradan’ın, onun iyi eylemler yapmasına yardım ettiğini söylüyor ve bunun için Yaradan’a şükrediyorsa- bu ona, büyük bir yükseliş getirir: Yaradan’ın yüzünün ifşasıyla ödüllendirilir. Diğer bir deyişle mantık ötesi gittiği için şimdi bazı aydınlanmalar aldığından, Yaradan ona, Yaradan’ın arzusunu yerine getirmesi için bir arzu ve düşünce verir. Bu nedenle Yaradan ona yardım eder, böylece Ahoraim (sırt/arka) vasıtasıyla daha sonra Yaradan’ın Panim’iyle (yüz/ön) ödüllendirilir. Bu demektir ki, bilerek almakla ödüllendirilmiştir.

Bunu takiben, Hasadim olarak adlandırılan sağ yani Mezuza, kişi ihsan etmek için ihsan etmek aşamasında olduğu zaman yerine getirilmiş olur. Bu, “yaratılışın ıslahı” olarak kabul edilir. Ancak Ari şöyle der; Hanuka ve Purim, her ikisi de sol olan Hod olarak kabul edilir. Bu, Hohma bereketini ifade eden haz ve mutluluğu doğru şekilde alabilmek için, ıslah gerektiren yaratılış amacını işaret eder. Bu nedenle Hanuka, Hohma ışığına işaret etmek için soldadır.

Ancak, Hanuka’da Hanu Koh (oraya park etme) aşaması vardır yani Baal Ha Sulam’ın açıkladığı gibi orada, sadece duraklama vardır ama orası savaşın sonu değildir. Diğer bir deyişle orada “sol” denilen, güneş ışığı parlamaktadır ama kıyafetlenmeden yoksundur, Hohma’yı muhafaza etmek alma kaplarında olur, zira alma kaplarının içinde Sitra Ahra’nın (öteki taraf) tutuşu vardır ve orada “sağ” denen, Hassadim ışığı vardır

Bu nedenle mucize, sadece maneviyatla ilgilidir. Bu demektir ki, yaratılış amacının ışığı parlamaktadır ancak Hasadim kıyafetlenmesi, eksiklik olduğu için bunu kullanmak yasaklanmıştır. Kullanılabilmesi için henüz gerçekleşmemiş bu anlayışa “maneviyat” denir. Bu nedenle Hanuka mumlarını, onlara bakmak dışında kullanmak yasaklanmıştır çünkü kıyafetlenmeden yoksundur.

Fakat Purim’de Hasadim denilen kıyafetlenmeye sahiptir, şöyle yazıldığı gibi (TAS, 15. bölümün sonu): ‘Dolayısıyla mesele zaten gerçekleşmiş olduğu yani Hohma ışığını ihsan etmek için kullanabilecekleri için, Purim’de şölen ve sevinç vardır.’

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,276