e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Makaleler > Çalışmada Hanuka Mumunu Sola Yerleştirmenin Anlamı Nedir

Çalışmada Hanuka Mumunu Sola Yerleştirmenin Anlamı Nedir

Makale 11, 1989/90

Atalarımız şöyle der: “Hanuka mumu soldadır, böylece Hanuka mumu solda, Mezuza (Kapıya asılan muska) sağda olur.” Raşi şöyle yorumlar; “Mezuza sağdadır.” Şöyle yazıldığı gibi; “Kişi evinin yolunu yürümeye başladığında, sağ ayakla yürümeye başlar.”

Niyetler Kapısı kitabında şöyle der: “Fakat Hanuka ve Purim konusu farklıdır çünkü sabah duasıyla ilgili olsa da her ikisi deHod’dadır. Açıkladığımız gibi, Yakup Netzah’dadır ve Malhut Hod’da. Buna göre sıradan bir gün, her ikisi de Hod’da olan Hanuka ve Punim’den daha kutsaldır.

“Fakat mesele şudur ki, o sırada, sıradan bir günde, Yakup onun (kocasının) aydınlanmasını emdiği ve onun (karısının) aydınlanması Netzah ve Hod’dan geldiği için, o aydınlanmayı kocası vasıtasıyla değil, kendi kendine alır. Sonrasında o (kocası), ona (karısı) aydınlanma verir ve bu aydınlanma onun vasıtasıyla Hod’dan yayılır fakat şimdi, Hanuka ve Punim’de, o, kocası vasıtasıyla değil, kendi kendine Hod’dan gelen aydınlanmadan payını alır.”

Çalışmada Mezuza sağda ve Hanuka mumu solda ne demek anlamalıyız. Bu bize neyi öğretir? Ayrıca Shaar Hakavanot kitabında yazılana göre, Hanuka ve Punim’in her ikisinin bir idrak olduğunu, hem Hanuka’nın hem Punim’in Hod’dan yayılan tek idrak olduğunu anlamalıyız.

Eğer Punim’de sevinç, bayram varsa neden her ikisi de aynı kökten beslenir ve neden Hanuka sırasında kişi Punim yemeği yemelidir. Atalarımızın dediği gibi; “Bu mumlar kutsal, bunları kullanma iznimiz yok.” Çalışmada öğrendik ki, bir insan tüm dünyayı içinde barındırır. Bu demektir ki, Yaradan’a olan arzu ve yetmiş ulus (arzu) insanın içindedir.

Diğer bir deyişle insanın içinde yetmiş ulusun kötü nitelikleri mevcuttur. Bilinir ki, yetmiş ulus kutsiliğin yedi zıt niteliğinden gelir, tıpkı “Yaradan onları birbirinin zıttı olarak yarattı,” sözünde olduğu gibi.

İnsanın içindeki yetmiş ulus insana hükmediyor demek, insan olmak isteyenleri diğer ulusların hükmü altında sürgünde yaşıyor demektir, yani onlar arzu ve özlem içindeki insanı kontrol eder ve bu kısım Yaradan için değil, sadece kendisi için çalışır.

Kişinin, içindeki dünya uluslarının hükmünden çıkmasının mümkün olamayacağını mantık dahilinde anlaması imkânsızdır. Onların hükmünden çıkma çabası boşunadır. Tersine, her seferinde sürgünden çıkmanın imkânsızlığını daha fazla görür. Bu nedenle Mısır’dan çıkışı daima hatırlamalıyız. Şöyle yazıldığı gibi, “Mısır topraklarından çıktığın günü hatırlaman için,” yani şu yazılana inan, “Ben, sana Tanrı olmak için, seni Mısır topraklarından çıkaran Tanrı’yım.”

Bu demektir ki, tıpkı Yaradan’ın halkını Mısır’dan çıkarması gibi onlar “Sana Yaradan olmak için” ile ödüllendirilmişlerdir, O kişiyi “Sana Yaradan olmak için,” yetmiş ulusun hükmünden çıkarır.

Kişi Mısır’daki insanlardan daha kötü olduğunu ya da Yaradan’ın sadece onları çıkarma gücü olduğunu söylememelidir ama kişi kendi bayağılığını gördüğünde, çaresizliğe düşüp, Mısır’dakilerden daha kötü durumdayım der.

Mısır’dan çıkıştan önceki halkı Yaradan onlara görünüp kurtarmadan önce zaten kirliliğin kırk-dokuz kapısındaydı, diyen Ari’nin sözlerine inanmalıyız. Öyle anlaşılıyor ki, kişi bayağılığını görse bile, mücadeleden kaçmamalı ve Yaradan’ın onu Mısır’dan çıkaracağına, dünya ulusları arasında olmaktan kurtaracağına inanmalıdır.

Böylece bütün temelin tamamen inanca dayandığını görebiliriz, sadece inançla sürgünden çıkmak mümkündür. Kişi mantığına göre yargılasa da onu dikkâte almamalıyız fakat kişi gerçek aşamasını idrak ettiğinde, bu onun mantık ötesi gitmesini sağlar. Diğer bir deyişle, kişi Yaradan’ın yardımı olmadan mantık ötesi gidemez fakat mantık dahilinde bir adım bile ilerleyemediğini gördüğünde O’nun yardımına ihtiyacı olur.

Kişinin bütünlüğü başarması, yani NRNHY’de Neşama ile ödüllendirilmesi için gerekli olan şey, özellikle Yaradan’a ihtiyaç duymasıdır. Atalarımız bununla ilgili şöyle der: “Islah olmaya gelen kişi yardım alır.” Zohar der ki: “Nasıl yardım alır? Kutsal ruhla. Doğduğunda ona hayvan seviyesinden bir ruh verilir. Eğer daha fazlasıyla ödüllendirilirse, ona Ruah verilir.

Bu nedenle, kurtuluşu için yukarıdan gelen büyük güçlere ihtiyacı olduğundan, kişinin Yaradan’ın yardımına ihtiyaç duyması önemli bir şeydir. Her seferinde yeni güçler, yani yeni bir ruh alarak, sonunda ruhunun köküne ait olan bütün NRNHY’i alır. Bundan da anlaşıldığı gibi “mucize” kişinin elde edemeyeceği bir şey demektir. Yukarıdan bir mucize verilmeden kişinin bir şey elde etmesi imkânsızdır. Sadece bu şekilde gerçekleşene “mucize” denir.

Bu sebeple, kişi kötü eğilimin farkında olduğu aşamaya geldiğinde, içindeki ulusların (dışsal arzuların) hükmünden çıkması imkânsızdır, içindeki insan onların etkisi altındadır ve onların gücünden çıkmanın yolunu bulamaz ama Yaradan yardım ettiğinde ve onu dünya uluslarından kurtardığında her şey tersine döner ve insanoğlu onlara hükmeder, işte buna “mucize” denir.

Bu Yaradan onları Mısır topraklarından çıkardı, yani Yaradan onları Mısır’ın ıstırabından çıkardı demektir. Kişi inanmalıdır ki, Mısır’dan çıkışta gerçekleşen bu mucizeyle, Yaradan çalışması yolundan yürüyen herkes Yaradan’ın onu kurtaracağını bilmelidir çünkü kişinin kendini sevme hükmünden çıkması ve sadece Yaradan için çalışması gerçek bir mucizedir.

Ve kişi buna geldiğinde, Lişma’yı başardığı kabul edilir. Bu demektir ki, Yaradan inancıyla ödüllendirilmiş ve Yaradan için çalışma gücünü kazanmıştır, buna Lişma denir. Kişi Yaradan’a ihsan etme amacıyla bağlandığında yani yaptığı her şey Yaradan için olduğunda, buna aynı zamanda “sağ” denir. Bu demektir ki, o Yaradan’a Hesed (rahmet/lütuf), yani mutluluk vermek istemektedir.

Ancak, bilmeliyiz ki, kişinin her şeyi Yaradan için yapmak istemesi sadece yaratılış ıslahıdır. Bu yaratılış amacı değildir. Yaratılış amacı insanın alma kaplarında haz ve mutluluk almasıdır. Ancak, alma kaplarında “ihsan etme amacı” denilen ıslah olmalıdır.

Yaratılışın bereketine yaşamın ışığı Hohma (bilgelik) denir, tıpkı “Bilgelik ona sahip olana yaşam getirir” dendiği gibi. Ayrıca, ıslah olmaya ihtiyaç duyan bir şeye “sol” denildiğinden Hohma ışığı “sol” olarak adlandırılır. Şöyle denildiği gibi; “Bir dişininki kadar gücü zayıflamış bir el.” Buna “sol” denir.

Hohma ışığında olması gereken ıslah nedir? Bu Hasadim denilen sağdır. Diğer bir deyişle, Hohma denilen haz ve mutlulukla, yaratılış amacıyla ödüllendirilmiş kişiye, “yapacağız ve duyacağız” formunda manevi çalışma verildiğinden, Hasadim ışığı tekrar çekilmelidir, ihsan etme kaplarına gelen bereket. Bu demektir ki eylem olarak maneviyat ve ıslahları yerine getirdiğimizde, duyma aşamasıyla da ödüllendiriliriz.

Diğer bir deyişle, zorla da olsa maneviyat ve ıslahları yerine getirmeliyiz. Maneviyat ve ıslahları yerine getirme arzusunun zamanını beklemeye gerek yoktur. Aksine bunun üstesinden gelmeliyiz, sadece eylem olarak onları yerine getirdiğimizde, yapmak duymayı getirdiğinden kişi sonrasında maneviyat ve ıslahların önemini duyar. Diğer bir deyişle, manevi çalışmada bulunan haz ve mutlulukla ödüllendirilir. Halkın şöyle söylemesinin, “yapacağız ve duyacağız,” anlamı budur. Bu nedenle Hesed’e bağlanmak demek olan sağda, ihsan etme kaplarında, kişi her şeyi kendisi için değil, Yaradan için yerine getirir.

“Yapacağız ve duyacağız” kuralına göre, yapılan eylem amacı etkiler. Bu demektir ki kişi yukarıdan Hohma aldığında, eylem yapılmalıdır, böylece amaç eylem gibi olur. Öyle görünüyor ki, alma eylemi niyeti etkiler ve onu da alma amacı hâline getirir. Dolayısıyla kişi eylem sırasında, ihsan etme amacıyla Hohma ışığını çektiğinde, “yapacağız ve duyacağız” kuralı gereği, eylemden gelen bereketi alır.

Bu nedenle “Yapacağız” söz konusu olduğunda Hohma ışığını kıyafetlendirmek için özen gereklidir. “Yapacağız” ihsan etme eylemidir ve bu şekilde ihsan etme amacında olma niyetiyle de ödüllendiriliriz. Aynı zamanda “Duyacağız” demek, eylem gibi, amaç da ihsan etme olacak demektir. Bu Hohma ışığını alan alma kaplarını korur, böylece haz ve mutluluk almanın üzerindeki ihsan etme niyetini koruyabilir ve bu ihsan etmek için alma formunda olur.

Yukarıda söylenenlerle, sağda durması gereken Mezuza’nın anlamını yorumlayabiliriz. Mezuza’nın kişiyi koruması ve rehberlik etmesi onun sağda olmasının işaretidir. Diğer bir deyişle, korumak Hesed olan sağa aittir, Kelim de Hesed sağ olarak kabul edilir yani onların ıslah ihtiyacı yoktur. Fakat Hohma sol olarak kabul edilir çünkü Hohma alma kaplarından gelir ve onlar ıslah gerektirir.

Raşi bu nedenle şöyle der: “Evinin yolunda yürümeye başladığında” yani kişi sağda yürümeye başladığında… Bu şöyle yorumlanmalıdır, kişinin kutsal çalışmaya gelmeye başlaması sağla olur. Bu demektir ki, ihsan etme kapları ihsan etme amacıyla olacak. Sonrasında kişi solda yürümeye başlar yani ihsan etmek için alma kaplarını ıslah eder.

Maddesellikle yürümeye başlayan kişi sağ ayakla başlar denmesinin sebebi budur. Bu maneviyata işaret eder, yani kişi Yaradan çalışmasının başlangıcında, sağla başlamalıdır, yani bütünlükte. Diğer bir deyişle, çalışmada ona çalışma arzusu ve düşüncesi verdiği için Yaradan’a şükretmeli ve manevi çalışma yapmalıdır.

Bu aşamada niyetle ilgili olarak idrak edilmesi gereken iki konu vardır:

  1. Niyeti için, yani manevi çalışmaya bağlanmaya onu zorlayan kim? Bütün dostları manevi çalışmaya bağlandığı ve maneviyat derslerine girip dua ettikleri için, içinde bulunduğu çevre mi, yoksa sadece maneviyat ve ıslahları Yaradan onları yerine getirmemizi emrettiği ve atalarımızın maneviyat ve ıslahların yerine getirilmesi ile ilgili söylediklerine inandığı için mi yerine getiriyor?
  2. Ödül niyeti, maneviyat ve ıslahları yerine getirerek ne alacağı. Bazıları çalışmaları karşılığında ödüllendirilmeyi bekler, Zohar da yazdığı gibi: Manevi çalışmaya bağlanmanın üç sebebi vardır: a) Bu dünyada ödüllendirilmek; b) gelecek dünyada ödüllendirilmek; c) Yaradan yüce, büyük ve yöneten olduğu için, ödüllendirilmemek.

Bu nedenle kişinin manevi çalışmasına başlaması ödül içindir. Bunda da yapılacak iki şey vardır:

1) Bazen kişi inancında ya da Yaradan için çalışmasında henüz yeterli güce sahip değildir, kişi bilinçaltında iyi eylemler yapmasını sağlayacak inanç eksikliğinde olduğu zaman, Yaradan onu ödüllendirir. Ancak, dışlanmamak için dostları için çalışmaktadır. İyi eylemler yapmasını isteyen Yaradan değildir, dostlarının utancı bunu ona yaptırır.

Kişi bilmelidir ki, Yaradan için değil, dostları istediği için çalışması son derece aşağı bir durumdur. Ancak, küçümsenmemelidir. Böyle eylemler için de Yaradan’a şükretmelidir, Yaradan’ın dostlarına onla beraber çalışmaları için güç vermesi için. Bu, Yaradan onu gizlilikte görüyor olarak kabul edilir. Diğer bir deyişle, Yaradan, onu iyi eylemler yapmaya zorlayan dostlarının kıyafetinde kendini saklar.

Burada atalarımızın şu sözlerini yorumlamalıyız: “Ve onlar bilerek ya da bilmeyerek kişiden aldılar.” “Bilerek” demek, kişi bilerek maneviyat ve ıslahları yerine getirmeyi arzuluyor demektir. Diğer bir deyişle, Yaradan’a için iyi eylemler yaptığını söyler. Burada onu zorlayan kişi Yaradan’dır. “Ve onlar bilmeyerek ondan alacaklar” demek, kişi Yaradan’ın maneviyat ve ıslahlarını yerine getirdiğini bilmeden, dostları onu zorladığı için maneviyat ve ıslahları yerine getirdiğini düşündüğü için, iyi eylemler yapıyor demektir.

Bu nedenle dostlarının arzusunu yerine getirmesine rağmen, kişinin farkında olmadan Yaradan’ın arzusunu yerine getirdiği düşünülür. Bilmeyerek Yaradan’ın arzusunu yerine getirdiğine inandığında, yani maneviyat ve ıslahları sadece dostlarının arzusunu yerine getirdiğini düşündüğü için yerine getirdiğini bildiğinde, buna “yüzün gizliliği” denir. Diğer bir deyişle, Yaradan kendini dostların kıyafetiyle saklamaktadır ve bu yolla o, Yaradan’ın arzusunu yerine getirmektedir.

2) Eğer gizlilik vasıtasıyla ona yardım ettiği için Yaradan’a şükrederse, şimdi dostları nedeniyle çalıştığını söyleyebilmektedir ve Yaradan ile bir teması yoktur, ya da Yaradan’ın kendini dostlarının kıyafetinde sakladığına ve bu nedenle manevi çalışmaya bağlandığına inanırsa ve eğer seçimini yapıp sadece dostlarının kıyafetiyle kılıflanan Yaradan’ın onun iyi eylemler yapmasına yardım ettiğini söylerse ve bunun için Yaradan’a şükrederse, bu ona büyük yükseliş getirir:Yaradan’ın yüzünün ifşasıyla ödüllendirilmek. Diğer bir deyişle, mantık ötesi gittiği için şimdi bazı aydınlanmalar aldığından, Yaradan ona Yaradan’ın arzusunu yapması için arzu ve düşünce verir. Bu nedenle Yaradan ona yardım eder, böylece Ahoraim (sonra gelen) vasıtasıyla daha sonra Yaradan’ın Panim’iyle (yüz/önce gelen) ödüllendirilir. Bu demektir ki, bilmeyerek ödüllendirilmiştir.

Bunu takiben Hasadim denilen sağ yani Mezuza, kişi ihsan etme amacıyla ihsan etme aşamasında olduğu zaman yerine getirilmiş olur. Bu “yaratılışın ıslahı” olarak kabul edilir. Ari der ki: Hanuka ve Purim, sol olan Hod olarak kabul edilir. Bu, Hohma bereketini ifâde eden haz ve mutluluğu doğru şekilde alabilmek için ıslah gerektiren yaratılış amacını işaret eder. Bu nedenle Hanuka, Hohma ışığını belirtmek için soldadır.

Ancak, Hanuka’da Hanu Koh (bu zamana kadar beklemede olan) aşaması vardır. Baal Ha Sulam’ın açıkladığı gibi, orada sadece duraklama vardır ama mücadelenin sonu değildir. Diğer bir deyişle, orada “sol” denilen Güneş ışığı parlamaktadır fakat kıyafetlenmemiştir ve alma kaplarında Sitra Ahra olduğundan, alma kaplarından gelen Hohma’yı korur ve orada “sağ” denilen Hasadim ışığı vardır.

Bu nedenle mucize sadece maneviyatla ilgilidir. Bu demektir ki, yaratılış amacının ışığı parlamaktadır, fakat bunu Hasadim kıyafetlenmesi eksikliği için kullanmak yasaklanmıştır. Kullanılması henüz somutlaşmamış bu anlayışa “maneviyat” denir. Bu nedenle yazılmıştır ki, Hahuka mumlarını görmek dışında kullanmak, kıyafetlenme eksikliği nedeniyle yasaklanmıştır.

Fakat Punim Hasadim denilen kıyafetlenmeye sahiptir. Tıpkı şöyle yazdığı gibi: “Dolayısıyla konu zaten somutlaşmış olduğu için bayram ve coşkunun olduğu Purim’de, ihsan etme amacıyla Hohma ışığını kullanabilirler.”

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,127