e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Derslerden Notlar > Manevi Çalışma ve Aravutun Gücü

Manevi Çalışma ve Aravutun Gücü

Soru: Bir taraftan Aravut’un gücünü istemek ve dostlarımıza güvenimizle ilham vermek zorundayız. Diğer bir taraftan da, okuduğumuz kitap bize  “saray” ve “giysiler” tarif ediyor. Eğer konu Partzuf Adam HaRishon’u ilgilendirseydi tamam olabilirdi, çünkü hala tek bir Kli. Ancak, biz ondan önce olanı okuyoruz. Bu iki faktörü birbiriyle nasıl birleştirebilirim; tarif edildiği gibi faaliyette kalarak, materyale bağlı olarak ve Aravut’un gücünü isteyerek mi?

Bu zor değil. Kişi ne zaman algının belli detaylarını anlatan bir kitap okursa, üzerine saran ışığı çeker. Bu da, orada yazan şey ile farklılık oluşturmaz. Yüzlerce sayfayı atlayıp okumaya devam edebilirim. Ne gibi bir değişiklik yapacak? Saran ışığı çekiyorum, hepsi bu. Hangi koşullar altında bana parlıyor? – Eğer düzelmeye ulaşmak istiyorsam ve aynı şey için çalışan bir gruba bağlıysam; eğer bana Aravut ve arzu veren dostlarlaysam ve sırasında bende aynı şeye güvence veriyorsam. Eğer onlar benim düzelme için olan arzumu güçlendiriyorlarsa, eğer onlar beni Aravut’un gücünün içine sarıyorlarsa, ben kitabın herhangi bir kısmını okuyarak çevreleyen ışığı yeterli şekilde istememi sağlayacak güçlü bir istek geliştiririm. Işık bana gelir ve beni düzeltir.

Benim kişisel düzelmem için gerekli olan saran ışık, söz gelimi, benim kendi başıma çekebileceğim ışıktan iki yüz kat daha güçlü olmalı.  Bunun devamında da beni çevrelemeleri için, saran ışığı kendi yapabildiğimin iki yüz katı kadar güçlü uyandırabilecek yeterli arzuya sahip iki yüz kişiye ihtiyacım olacaktır. Ayrıca, bu gerçekten saran ışık olmalıdır, sanal bir şey değil. Ben dostlarıma ile sevgi ile bağlandım – bu dünyevi bir sevgi de olsa fark etmez – onlar da aynı şekilde bağlılar. Aksi takdirde, saran ışık Kaynak’a geri getiren için bir çekim olmaz; iyiliği sunup Tek olan için.

Aravut’un gücü bir gerekliliktir. Eğer ben tek başıma çalışırsam, umut için hiçbir şey olmaz. Bana gruptan gelen bir güç gerekli ve bu güç Aravut – karşılıklı sorumluluk – olmak zorunda. Bu benim dostların sevgisi için olan arzumun sonucu – bu onlarla olan ilişkimin karşılığında aldığım bir güç. Aksi halde, saran ışığı ya da başka bir şeyi çekemem. Sadece karanlık olur, ışık değil, ölümcül bir zehir olacaktır.

Soru: Dostlarımın düzelme arzusu, benimle olan ilişkilerinde onların Aravut’u mu?

Gruba katıldığımda ilk olarak, Yaratan’ın içimde uyandırdığı Yaratan veya ihsan için genel bir arzum olmalı. Gitgide bunun benim ihtiyacım olan şey olduğunu anlarım. Eğer ihsana ihtiyacım olduğunu fark edersem; formun eşitliğini kazanmak zorunda olduğum ve ihsan etmenin kuralına ulaşmam gerektiğinin farkına varırsam, mesela Yaratan. Ondan sonra aynı amaca ve aynı düşünce tarzına sahip bir gruba katılmalıyım. Dostlarım bana ihsan etmenin gücünü sağlamalı, onların arzuları; vermenin isteği.

Bunu nasıl başarabilirim? Aldığım gücün beni Yaratan’a yönlendiren güç olduğundan nasıl emin olabilirim? Bunu önceden bilemem. Diyelim ki, benimle belli bir ihtiyacınız doğrultusunda iletişim kuruyorsunuz; bende onunla Yaratan’a yöneliyorum ve birden bire O’ndan bir bardak bira alıyorum. Belki, bira da iyi bir şey ama bu benim istediğim şey değil. Öyleyse ben senin Yaratan’a ulaşmamı sağlayacak ve O’nun gücünü ve ihsanını kazanmama yardım edecek belirli ihtiyaçlarını nasıl kabul edebilirim?

Öyleyse, ben önceden sana Aravut ve sevgi ile dönmeliyim. Kendimden vazgeçmeli ve seni yüceltmeliyim böylece karşılıklı sorumluluk, sevginin gücü, ihsanı aramanın gücü ile sen beni güçlendirirsin. Ben bu nedenle gölgede kalacağım. Başlangıçtan itibaren, bu hareket doğrudan senden aldığımı giydirir.  Senden sadece Aravut’un gücünü kazanmak isteyen Kli, doğru Kli’dir. Ben seninle sevgi ve kendimi feshim ile ilişki kuracağım, egoma boyun eğdireceğim ve sana saygı göstermeye başlayacağım – sana üstünden gelen ihsan arzusu yolunda saygı duyacağım. Bu benim kabımı kullanma şeklim, senden sadece bunu ‘’Çekmek’’ istiyorum, başka hiçbir şey değil.

Senden bana transfer olan arzu ve tamamen aynı şekilde on kişiden daha gelir. Sonuç olarak da, ben ihtiyacım olan tam arzu miktarına çoğalmış olurum. En önemlisi, dostlarımla olan ilişkim karşılıklı güvene ve onlardan bu gücü alma arzusuna dayanmalı. En sonunda da, ben doğru arzuları edinirim ve şimdi onlarla Yaratan’a yöneliyorum, tabii O’na kendi Kli ile birlikte – belirli olarak bunu talep ediyorum, birayı değil. Ve sonra gerçekleşiyor.

Soru: O zaman bunların devamında Aravut bana bağlı, kendimi dostlarıma karşı nasıl yönlendirdiğime, onlardan ne talep ettiğime ve kendimi onların karşına nasıl sunduğuma bağlı? Öyleyse, dostlara olan bu sabit yardım isteği Yaratan’a karşı olandan nasıl ayrılıyor?

Sen dostundan Aravut’un gücü -karşılıklı sorumluluk– ile yardım istiyorsun. Aynı teknede oturuyorsunuz, ego denizinde boğuluyorsunuz ve bununla beraber hedefe ulaşmak zorundasınız. Sizler birliğin takipçilerisiniz ve ihsan etmenin tamamlanmamış arzusu kanalıyla bile bile dostunuzu övüyorsunuz. Aynı zamanda dost kalıyorsunuz ve bunu karşılıklı yapıyorsunuz. Daha sonrasında her biriniz ‘’bütün eksiklik’’i tamamlıyorsunuz ve bu dönemde çelişki gibi gözükmesine rağmen, bu böyle.

Siz Yaratan’a arzu ile yalvarıyorsunuz ve bu koşullarda Yaratan da dostlarınız gibi size yardım etmesi “şart”. Tek bir Kli olduğunuzu hissediyorsunuz ve tek başınıza alamıyorsunuz. Kimse Yaratan’a egoist bir şekilde iddia ile başvuramaz: “Ben dostlarımın ihtiyaçlarını kazandım – şimdi bana ver!’’. Bu şekilde olmaz. Bir dua herkese, çok sesli ait olmalı ki konuşabilsin.

Soru: Eğer nereyi okuduğumuz fark etmiyorsa, neden okuduklarımıza yorum yapıyoruz?

Eğer biz Zohar’ı aynı niyetle okuyabilseydik – okurduk. Bizim metinlerimiz daha kolay ve bize daha yakın; daha fazla ışık ve güç içeriyorlar. Baal HaSulam bunu başka bir şekilde sunmuştur, – daha açık, bizi aklında tutarak. Önceden bizim ihtiyaçlarımızı katmıştır, bu nedenle onun yazıları çok açıktır, çoktan hazırlanmıştır. Örneğin, ben bir bebek için yemek yapmakta kullanacağım çok çeşitli malzemeler alabilirim, ya da bebek maması alıp bebeği besleyebilirim. Bu yüzden Baal HaSulam’ın metodu hazır yemeğe benzer.

Soru: Neden grubun Kli’si egoist değil?

Egoist değil çünkü bencilliğin dışında, kendisinden vazgeçmeye hazır insanların çabalarını içeriyor. Tabii ki, Kli egoist kalıyor, ancak herkes kendinden vazgeçiyor ve bu yeterli. Bu Lo Lişma hali, bu hal direk ışığı değil ama Kaynağa geri getiren saran ışığı uyandırmaya yeterlidir. Egoist olan kendi Kli’min içinde kalarak ondan daha fazlasını yapamam; bu grup içinde geçerlidir. Buna “Yapacağız ve duyacağız’’ denir. Bina’nın yeri kökünü oradan alır, ondan sonra “duymaya” başlayacağız – mantığın ötesindeki inancı kazanacağız.

Soru: Neden dostlarla çalışmak ve tamamlanmamış bir arzu elde etmek Yaratan’a ricada bulunuyor? Biz önce, Yaratan’ı arzu etmek zorundayız diyoruz ve ancak daha sonra çalışmamız ile ilerliyoruz.

Yaratan’a uygun parlaklıkta bir Kli olmadan yalvarmamız imkansız. Egonla Yaratan’a yönelirsen, kötü hissettiğin için hıçkırarak ağlıyorsundur. Birçok insan bunu yapar, onların bu ağlamaları hiç birşey getirmez.

Uygun bir Kli’niz olduğunda Yaratan’a yalvarmalısınız. Ben ne için soruyorum? – Onunla birlik olmak için mi? Bu – O’nun duyduğudur. Ama bu belirli rica ile geldiğinizi nasıl kanıtlayacaksınız?

— Benim ihtiyacımı görmüyor musun?

— Nasıl görebilirim? Ve birleşmeye ve ihsana ulaşmaya çalışırken doğru arzuya sahip olduğuna emin olabilir misin? Çabalarını içine koyduğunu kanıtla.

Öyleyse grup Kli’nin Yaratan’a yakınlaşması için hazırlanmasında olması gereken yer. Aksi takdirde, asla yalvarışlarınızın tamamen Yaratan’a doğru olduğundan emin olamazsınız. Bağırabilirsiniz: ‘’Böyle bir arzum var! Görmüyor musun?’’. Bu tamamen imkânsız. Aksine, ihsan etmenin o belli tadını almaya başladığınızda, gruba döneceksiniz. Yaratan’a giden yolun sadece gruptan geçtiğini fark edeceksiniz. Böyle olduğu anlaşılacak ve başka türlü O’na yakınlaşmak imkânsız. O grubun arkasında duruyor.

Bu tıpkı kendi başınıza yaptığınız bir enstrümanın düzeltmeye ihtiyacı olması gibidir. Tıpkı bir tüp gibi – belki kıvrılmış ve yamuk olabilir – ancak ondan geçerek Yaratan’a yalvarabilirsiniz. Diğer bütün yalvarmalar boşunadır; makul değillerdir. Bir defa sizi çeken ihsanı hissederseniz, hemen grubun size ne kadar yakın olduğu hissedersiniz. Yaratan ile bağ oluşmadan bile, bu bağlantının kendisinin güzel olduğunu anlarsınız.

Soru: Bu yazılarda kelimelerde olan ihsanın gücü nedir? Nereden geliyor?

İhsanın gücü nerede? Burada değil. Ancak bunu yazan kişi bu durumları tecrübe ediyor, damarlarında Yaratan’ın görünmesini hissediyordur. Onun Kli’si ve Yaratan tek içinde birleşmişlerdir, eşittirler; kap ile içini dolduran ışık arasında bir fark yoktur. Baal HaSulam’ın bu kelimelerin ve harflerin karşısına koyduğu budur. Semboller tamamen dışarıya aittir, ancak onlara bakmak ve hatta İngiliz ve Rus eşitliklerinde bile  – bu önemli değildir – onun yazdığı budur; ben kendi Kli’sini düzeyde Yaratan ile niteliklerini eşlemek düzeltmiş bir insan statüsüne erişmek istiyorum.

Diyelim ki Atzilut’tun dünyasında belirli bir düzey tarif ediyor – ben de orada olmak istiyorum. Arzum, yazarın bu satırları yazdığı anda, yazarın durumundan ışığı dışarı çağırmak. Bunu kıskanıyorum. Çünkü ben kıskancım, ışığı o seviyesini kendi üzerime çekiyorum, bunun ihsanın seviyesi ile bağlantılı olduğunu ve ihsan eden gücün nitelikleri ile benzediğini fark ediyorum. Özellikle bunu kıskanıyorum. Birinin Atzilut dünyasında havada durması gerçeğini kıskanmak mümkün. Böyle bir durumda, saran ışığı çekemem. Hayır, ben yazarın Kli’sini, onun seviyesini istiyorum. Nasıl?  Grup aracılığı ile. Grup bana benim isteğimin gerçekten ihsan için olan bir istek olduğuna emin olmamı sağlıyor. Ben kendimi geçersiz kılıyorum; başkalarını sevmek zorunda bırakıldım böylece onlardan doğru gücü, doğru arzuyu, ihsan için doğru ihtiyacı alacağım – ve bu nedenden dolayı yazarın ulaştığı ihsan seviyesine ulaşmak istiyorum. Ondan sonra saran ışık o özel yerden kendini bana gösterecek.

Benim bir arzum var – ve bu yeterli. Ama bu sadece eğer o seviyede var olan şeyler için istiyorsam ve yazarın yazdıkları için istiyorsam yeterlidir.

Soru: İhsan için dostlarımızın arzusunu almamız gerekiyor ve bununla çalışmamız gerekiyor dedik. Ama dostlarımın gerçekten ihsan vermek istediğinden nasıl emin olabilirim? Belki sadece dışarıdan böyle gözüküyordur?

Dostlarımın gerçekten ihsan istediğinden nasıl emin olabilirim? Belki onun ihtiyaçları öyle ki ben ondan uzak durarak daha iyi durumda olabilirim?

Bu sizin ona nasıl ve hangi Kli ile birlikte yaklaştığınıza bağlı. Onun ihtiyaçlarını ondan “çıkarabileceğiniz” kap ile birlikte – sonucu belirleyen budur. Doğruyu söylemek gerekirse, dostun seninle ilişkide – Yaratan, sonsuzluk bu. Sen onun gerçekten kim olduğunu, meselesinin ne olduğunu bilmiyorsun. Sen karşında “bedenler – hayaletler” görüyorsun ve sen kendi sonunda onlarla bir ilişki kuruyorsun ve onlardan kendilerinde gerçekten var olmayan bir bağlantıdan bir şeyler “çıkarıyorsun.”

“Bu durumda, özellikle bu dostlara neden ihtiyaç duyuyorum? Sokaktaki herhangi bir insana yakınlaşabilirim?.” Burada problem, böyle bir şeyin karşılıklı olmayacağı.

Kısacası, her şey bize bağlı…

Soru: Kişinin dostları karşısında kendinden vazgeçmesi gerektiğini söylüyoruz. Kendimizi fesh etmenin birçok yolu var. Bunlardan hangisi doğru?

Ben, bir dostun karşısında kendimden vazgeçmeyi onun maneviyata olan arzusunu almak için yapıyorum. Kendi nefsimden feragat etmenin şekli ne olmalı, maneviyat için dostlarımın arzusunu alıyorum, başka hiçbir şey için değil.

Eğer dostumdan para, saygı veya herhangi başka bir şey isteseydim, kendimi takdim eder ve onunla bu nedenlerden dolayı ilişki kurardım. Eğer onun beni bir düşünür olarak övmesini isteseydim, o zaman kendimi akıllı ve bilgili bir insan olarak sunardım. Eğer onun bana saygı göstermesini isteseydim, ona soy ağacımı gösterirdim, vs.

Başka bir şekilde anlatmak gerekirse, eğer dostumuzun maneviyata olan ihtiyacını almak istiyorsak kendimizi belli bir şekilde sunmak zorundayız. Belki o bana böyle bir ihtiyaç nakletmeden önce ben onu uyandırmalı, bana yönelmiş eylem için teşvik etmeliyim? Veya belki de, o bana ilgi göstermemeli – onunla bağlantı kurmamın tek yolu, onun maneviyat için olan ihtiyacını “çıkarmaya” karar verme olasılığı? Siz ne düşünüyorsunuz?

Her iki yolda doğru. Bizler çevremizdekilere tepki gösteren yaratıklarız. Ben maddesel seviyede varım, bu nedenle dostlarımın etkilerini benim üzerimde kullanmalarına ihtiyaç duyuyorum. Dostum her türlü dış işareti göstermek ve etkisini benim üzerimde kullanmak zorunda, buna mecbur. Ancak, doğrusu şu ki benim onunla olan ilişkim, bana bağlı. Rabaş bundan birçok durumda bahseder: önemli olan ‘’bir’’ dostumun arkasından kaç tane ‘’sıfır’’ koyduğum ve neden kendimden onun önünde vazgeçtiğim, karşılığında ondan ne almak istediğim – bunların hepsi bir Kli oluşturmak ile ilgili, daha sonra Kli’nin formu, kendisini dolduran ışığın formunu belirler.

Önemli olan dostlarınız için ne yapacağınız değil. Eğer onlardan bir şey alma arzusunda olduğunuz için onlara bağımlı olduğunuzu biliyorsanız, eğer onlarla bu sebep yüzünden beraberseniz – başka hiçbir şey önemli değil.

Soru: “Kendinden vazgeçmek” ne anlama geliyor?

Anlamı şu: her zaman dostlarınızın sizden daha gelişmiş olduğunu ve sizden daha önemli olduğunu her zaman kabul etmelisiniz, buna bağlı olarak onların ihtiyaçların da sizinkilerden daha önemli olduğunu. Onlar sizin için önemli. Ama tekrar: neden onlar sizin için önemli? – Çünkü onların da, sizin de hedefiniz, Yaratıcınız, aynı.

Soru: Bunun anlamı, sonuçta hepsinin belli bir ilişki kurmaya varması?

Yalnızca. Buna “niyet” deniyor. Ondan fazlası değil. Ben bir Kli oluşturuyorum, dostlarla olan ilişkimi belirliyorum, onlardan ihtiyacım olanı alıyorum ve bu benim kendimle ve Yaratan ile olan ilişkimi oluşturuyor – bu her şeyi belirliyor. Bunun ötesinde hiçbir şey yok. Daha sonra, Üst Işık’ın ifşa okyanusunda var olduğunuzu keşfedeceksiniz. Senin formun – bu senin niyetin.

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,347