e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1149 – Şiddet Olgusu

Yeni Hayat 1149 – Şiddet Olgusu

Oren Levi: Merhaba, Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Programında bizlerle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Dr. Laitman Merhaba. Herkese merhaba. Ve bugün, şiddet olgusu hakkında konuşmak istiyoruz. Çok ızdıraplı ve gerilim veren bir olgu! Daha iyi bir yaşama doğru çıktığımız yolculukta, bu konuyu daha derinlemesine incelemek istiyoruz. Bizimle kalın!

Konuk: Şiddet hakkında konuştuğumuzda, bir kişinin diğer bir kişiye, topluma, hatta farklı objelere, bitkisel ve hayvansal seviyeye karşı, fiziksel, duygusal ya da sözlü olarak, sosyal veya başka herhangi bir şekilde gerçekleştirdiği zarar veren eylemlerden bahsediyoruz. Geçmişte, fiziksel şiddet toplumda hem bir cezalandırma hem de eğlence biçimi hem de gerginliği azaltmanın bir aracı olarak daha fazla kabul görüyordu, zamanla medenileştikçe bu durum toplumda gittikçe daha az kabul görür oldu. İnsanlık tarihinin grafiğine bakarsanız, şiddet seviyesi azalıyor ve dış görünüşte azalmasına rağmen, yine de şiddet her zaman içimizde var olan bir şey ve politik olarak doğru şekillerde patlak verse bile, yine de patladığında büyük patlıyor. Bu nedenle, bu fenomenin özünü ve hayatımızdaki rolünü, amacını anlamak istiyoruz ve bu soruyla başlamak isterim: Şiddet doğal bir şey midir?

Dr. Laitman: Bir ego ne kadar gelişmişse o kadar doğaldır. Yaşamdan zevk alma arzusu ne kadar gelişmişse, o kadar göze çarpar. Bunu hissetmiyorsunuz, fakat örneğin farklı maddeler aldığımızı varsayalım, madde ne kadar karmaşık, karışık olursa maddenin değeri o denli fazla kütlesi de o kadar ağır olur. Patlamalara daha meyilli olur ve hatta öyle ki atom misal eğer çok ağırsa, o zaman radyasyon yaymaya başlar. Nasıl güneşimiz sürekli patlıyor, her an binlerce nükleer bombalar patlıyor. Yani, egoist arzu ne kadar büyükse kütlesi, hacmi de o kadar büyük olur, patlamalara da o derece meyillidir. Bunun üzerine görüyoruz ki, bu doğal bir eğilim. Bitkisel seviyede bunu o kadar fazla görmüyor olabiliriz ama belki de bilmiyoruz, çünkü bitkileri bu anlamda incelemiyoruz. Ancak farklı yerleri nasıl istila ettiklerine, nasıl tırmandıklarına, büyümek için birbirlerini nasıl kullandıklarına vb. bakacak olursak, orada da patlamalar var, bunlar da patlamalar. Hayvan dünyasında ise bir hayvan patlama durumuna gelse bile, aynı zamanda sağduyusunu kullanır. Yapmalı mıyım? Yapmamalı mıyım? Fakat eğer patlama yoksa hiçbir şeyi dikkate almaz. Küçük bir hayvan bile, eğer büyük bir hayvana saldırmaya istekliyse, yani sınırsız, yani bu durum sadece sağduyusunu yitirmiş bir insanda ortaya çıkmaz. Bitkisel ve hayvansal seviyede, madde ne kadar fazlaysa, yani bir varlığın karakterinde alma arzusunun yoğunluğu ne kadar fazlaysa, o denli sık ve daha güçlü patlamalar meydana gelir.

Oren Levi: Bir patlamayı nasıl tanımlarsınız?

Dr. Laitman: Şöyle tanımlarım, insanlar hakkında konuştuğumuzu varsayıyorum, diğer her şeyde yani cansız, bitkisel ve hayvansal seviyede bunu tanımlayabiliyoruz, yalnızca insanlar ile ilgili olan kısımla ilgili gerçekten bu tanımı yapamıyoruz. Belki hayvanlar üzerinde görebiliriz fakat bir kişi örneğin kendini uygun bir biçimde tutamaz. Kendini durduramaz ve gerginliğinin patlamasına ve kendisini sakinleştirmek için ne gerekiyorsa yapmasına izin verir. Yanardağ gibi patlamak dışında kendini sakinleştirmenin başka bir yolunu göremez. İçinde çok güçlü gerilimler var olduğunu düşünelim, bu gerilimleri içeride tutmak imkansızdır, kabuk bunu artık içeride tutamaz. Sonunda sonuçlarına tanık olduğumuz patlama ortaya çıkar. Cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyesinde bu şekilde ortaya çıkar. İnsanın ise bunun için daha da fazla sebebi vardır. İnsani, sosyal, ailevi ve genel sebepler. Hepimiz bu acıların ve duraklamaların içinde, her geçen yıl daha da büyüyen egomuzla artık daha fazlasını kaldıramayacağımız farklı koşullarda kilitlendik. Bu nedenle, kişisel seviyede, aile içinde, toplum içinde, çocuk ve yetişkin arasında veya ülkeler arasında patlamalar olması şansı da açıkça artıyor.

Oren Levi: Tam olarak ne patlar?

Dr. Laitman: Gerilimimiz, sakinleştirmek yerine tutmaya çalışmadığımız, tıpkı bir yanardağ gibi, iç gerilimimizi azaltmanın tek yolu, tek yolun bu olduğunu görmemizdir, aksi takdirde patlayabilir. Bir kişi çok stres altındayken bir tepeye gider, gerginliği azaltmak için bağırır, koşar veya gerilimini azaltacak bir şeyler yapar. Yapmazsa bu gerilim kişide kalp problemlerine veya diğer rahatsızlıklara neden olabilir.

Konuk: Bu birikmiş gerilim her zaman var ve belli bir noktada…

Dr. Laitman: Bunu her yerde görüyoruz, yıldızlarda, her şeyde. Artık dengelenemeyen iç gerilimin birikimi sonrasında basınç bu şekilde serbest bırakılır.

Konuk: Şöyle söylemiştiniz; Bir insanın egosu ne kadar fazla olursa, arzusu o kadar artar ve büyür, patlamalara o kadar meyillidir. Neden bu şekilde çalışıyor?

Dr. Laitman: Çünkü egosu daha büyük ve bu baskılar için de pek çok nedeni var, kendini sakinleştirmenin başka bir yolunu da görmüyor.

Konuk: Neden, daha fazla hayal kırıklığı olduğu için mi?

Dr. Laitman: Nesilden nesile bakın, bizim neslimizi 100 hatta 200 yıl önce yaşayan bir nesille karşılaştırabilir misiniz? Bunu müzik ve edebiyatta, farklı çalışmalarda ve aramızdaki ilişkilerde görebilirsiniz. O zamanlarda her şey çok düşük bir frekanstaydı. Etrafta at arabaları ile dolaşıyorduk, daha sonra trenler. Bu önemli bir şeydi!

Oren Levi: Bugünlerde ise her şey uçuyor.

Dr. Laitman: Evet, bir dakika bile bekleyemiyoruz. Hemen her şeyi burada ve şimdi istiyoruz!

Konuk: Bu, kişinin içinde de böyle. Bu kargaşa yalnızca kişinin dışında olmuyor içsel olarak da oluyor. Ego büyüdükçe bu gibi şeyleri içinde tutmak daha da zorlaşır.

Oren Levi: Sonuç olarak, patlamalar hakkında konuştuk. Patlamaların, içimizdeki basınç ve gerginliklerin birikimi sonucu olduğunu söyledik, öyleyse buradan şiddetin iç gerilimin bir sonucu olduğunu anlayabilir miyim?

Dr. Laitman: Elbette! Elbette! Bir kişi her an, genellikle ne yapacağı, nasıl davranacağı, nerede yapmalı, nerede olmamalı gibi hesaplar yapar ve bir patlama yapsa bile kendini bu şekilde ifade etmenin çok değerli olduğunu düşünür, açıkçası her şey önceden planlanmış da olsa bunu bazı politikacılarda gözlemleyebiliriz. Ancak biz sıradan insanlar hakkında konuşuyoruz. Bazen gerçekten de öyle durumlar oluyor ki kişi kendini tutamıyor. Mahkemeler bile kişinin aldatıldığı, kendisine yalan söylendiği ve haksızlığa uğradığı durumlarda, kişinin sakinliğini kaybedebileceğini dikkate alıyor.

Konuk: Yani, bir şeylerin belli bir dereceye kadar kabul edilebilir olduğunu, bu derecenin ötesindekilerin kabul edilemeyeceğini söylüyorsunuz sanırım? Peki ya doğuştan şiddete daha yatkın olan insanlar?

Dr. Laitman: Elbette. Sanguine, choleric, melankolik ve flegmatik olanlar var.

Konuk: Dört farklı karakter tipi.

Dr. Laitman: Evet, choleric ile flegmatik arasında karşılaştırma yapamazsın. Flegmatik, farklı filtreler yolu ile durumu “gerçekten?” değerlendirebilir, bu yüzden tepki verme şekli de bu yönde olur. Choleric ise olayı sonuna kadar bile dinlemeden tepki verdiğinden her an patlamaya hazırdır. Bunlar farklı insan doğa türleridir ama maalesef biz bunu hiçbir zaman dikkate almadık, choleric ve phlegmatic’i aynı şekilde değerlendiremeyiz.

Oren Levi: Kişi patladığında ve şiddet uyguladığında, aslında ne eksik?

Dr. Laitman: Kişi içsel dengesini sağlamaktan yoksun.

Konuk: Ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Denge, içsel denge. Sebepler ve olayların sonuçları arasında, kimden, ne için, ne amaçla geldiğini bilir ve eğer gerçekten doğru hesaplamayı yaparsa, bunu kişinin kendini dengede tutabilmesi takip edecektir. Yalnız bu onun nasıl yetiştirildiğine bağlıdır. Bizim Kabala bilgeliğinde öğrendiğimiz, başımıza gelen her şey bize diğer insanlardan geliyormuş gibi görünse de hepsinin yukarıdan geldiğidir. Tüm yaşamımızı en ince ayrıntısına kadar kontrol eden bir üst güç var ve biz bu şekilde bir anlayışa sahip olursak, bunu hissedebilir ve anlayabiliriz. Tabii ki tepkilerimiz daha dengeli olur ve bu da belirli bir sınıra kadar kişinin O’ndan başkası yok dediğimiz koşulu dikkate alabileceği ölçüde belirleyici olur. Ayrıca, neredeyse her durumda insanı dengede tutmaya yarayacak olan eğitim konusu var, kişinin dengesi üzerinde her zaman etkili olacak olan çevre meselesi var ve dengeli bir durumda değilse de, o zaman başkalarına dengede olmadığını ne denli gösterebilir? Bu sınırın ötesinde artık normal, normatif bir kişi olarak kabul edilmeyecektir.

Konuk: Doğru hesaplama ve denge tepkisi hakkında konuştunuz ve dediniz ki; eğer bir kişi doğru hesaplamayı nasıl yapacağını biliyorsa o zaman onu etkileyen, aşağı çeken tüm bu baskıları sakinleştirmek için, tüm bu hareket güçlerini daha kararlı bir şekilde tutması daha kolay olacaktır. Gerçek ve doğru bir hesaplamayı nasıl yaparsınız?

Dr. Laitman: Bu bir kişiye öğretmeniz gereken bir şey. Kişinin görmesi gerekir. Küçük bir köpek küçük çocuğuna saldırdığı için patlayan bir kadın sonra nasıl bağırdığı, ne kadar endişelendiği, bunu anlayabilirsin, o bir anne. Yani, bu gibi şeylere nasıl bakman gerektiğini ve kişide nasıl kıyafetlendiğini bilmelisin. Burada kişinin karakterini, eğitimini, sorumlu tutulamayacağı yetiştirilme şeklini, kendi seçimi olmayan karakterini ve yine kendi seçimi olmayan, şu anki koşullarını ve tüm bu parametreleri inceledikten sonra kişide veya toplumda içsel bir yargılama var diyebiliriz. Veya bu eğer gerçek bir yargıçsa bunları göz önünde bulundurabilir ve bunu her bir bireyin karakterini, tüm koşulları ve ortaya çıkma şekillerini dikkate aldığımız genel bir seviyeye getirebiliriz ve böylece bunları aynı standarda göre ölçebiliriz.

Konuk: Hesaplamamızda, nerede açığa çıkarıyoruz?

Dr. Laitman: Bu gibi şeyleri nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Yargı sistemimiz bu gibi şeyleri hiç dikkate almıyor, bu çok zor. Herkesi bu kolon şeklinde bir seviyeye getirmeliyiz, farklı karakter türlerinin her birine belirli bir katsayı vermeliyiz ki bu katsayıdan sonra insanın doğduğu karakterin artık bir önemli olmasın.

Konuk: Yani, kişi üzerinde baskı oluşturan, onu strese sokan farklı şeyleri ve bir de kişinin bunlarla uğraşma, başa çıkmadaki doğal yeteneğini dikkate almak.

Dr. Laitman: Aynı zamanda eğitim, hangi ailede nasıl yetiştirildi, şu an nerede, nasıl bir çevre içinde yaşıyor. Bütün bunlardan, ortalama bir insanın karşılaması gereken bir ortalama çıkarmak durumundayım. Şimdi, eğitim olabilir, sağlık durumu veya farklı şeyler, her şey olabilir anca o zaman davranışının, patlamasının doğal mı, göreceli mi yoksa tamamen her şeyin ötesinde olup olmadığını düşünebilirim ve…

Konuk: Davranış biçimi ile ilgili bir gerekçe olmaması bazı insanların parlaması ve şiddet göstermesine kapı açar mı?

Dr. Laitman: Hayır. Tüm bunları doğru bir şekilde dikkate alırsak ve tüm insanlar arasında bir tür ortalama düzenlersek yani tüm farklı kılıçları, insan türlerini bu tek resme nasıl getireceğimizi bilirsek, ancak o zaman yasal olarak kabul edilebilir boyutun ötesinde bir patlama olup olmadığını değerlendirebiliriz, işte o zaman işler farklı olacak. Bir köpeğin küçük bir çocuğa saldırdığını varsayın bunun üzerine anne de köpeğe vurmaya başlıyor, köpeğin sahibi de gelip anneye vuruyor. Aynı Pessach Haggadah’ta Haggadiah hakkında okuduklarımız gibi.

Oren Levi: Evet.

Dr. Laitman: Peki, bunları nasıl incelerim? Bunu hangi araçlarla ölçmeliyim?

Oren Levi: Peki. Eğitimden ve kişinin nerede, nasıl bir çevrede yetiştirildiğinin ne kadar önemli olduğundan bahsettiniz. Araştırmalardan, kişinin içinde büyüdüğü ailenin kendisi veya daha sonra şiddet eğilimli bir kişi olma potansiyeli üzerinde muazzam bir etkisi olduğunu biliyoruz. Kişinin içinde büyüdüğü ailede şiddet olması neden onu bu kadar güçlü bir şekilde etkiliyor, daha sonra kendisinin de şiddete eğilimi olabiliyor?

Dr. Laitman: İlla şiddet olması gerekmiyor, belki de ailesi ona her şeyi verdi. Sevildi, ailesi ona her şeyi verdi, kimse üzerinde baskı kurmadı, kral gibi hissetti. Sonra yetişkinliğe adım attıkça insanların ona farklı davrandığını görüyor. Bunun üzerine kendini tutamıyor ve alışkın olduğum davranışlar nerede, insanlar neden bana bu şekilde davranıyor diye patlamalar yaşıyor. Sonuçta şunu da söyleyebilirsin yani, büyüdüğü aileye bak, aldığı eğitime, tüm diğer imkanlara bak ama bir de sonuçta nasıl biri olduğuna bak. Burada farklı örnekler var ve her şeyi dikkate almalıyız. Yargı sistemimizin hiç dikkate almadığı bütünlüklü sistemler var.

Oren Levi: Bir kişi başka birine yönelik şiddetle patladığı andan tam bir dakika önce içinde ne hissediyor? İçinde neler oluyor? Bir anda, başka bir kişiye zarar vereceğini veya vuracağını varsayalım. İçinde baskılar var, bunu anlayabiliyorum ya da dünyada yapayalnız, sorun değil. İstediği şekilde patlayabilir, ama bu kişinin yanında başka biri daha var ve aniden bu kişinin diğer birine şiddet gösterdiğini görüyoruz. Ondan bir dakika önce içinde neler oluyor? Başka birine zarar vereceğini düşünüyor mu?

Dr. Laitman: Hayır, düşünmüyor. Peki, içeride ne hissediyor? Patlamak üzere olduğunu hissettiren bu iç gerilimi silmek zorunda olduğunu düşünüyor. İçinde işleyen bu gerilim o kadar yüksektir ki, düşündüğü tek şey onu nasıl silebilir? Düşündüğü tek şey bu, hepsi bu! Öldürmek, vurmak, …, ne olduğu önemli değil. Artık bu fenomenin sadece dünyada var olmasını değil, fenomenin kendisini istiyor! Birini öldürdüğünü varsayalım.

Konuk: Öyleyse, o anda, bu arzunun dışında hiçbir şey görünmüyor harekete geçmek için.

Dr. Laitman: Harekete geçmek değil. Gerilimimin nedenini silmek istediğim bir durumdayım. Çünkü aksi halde bu gerilimden o kadar fazla çıkamam ki o an orada ölürüm.

Konuk: Kişinin içinde hissettiği şey bu mu?

Dr. Laitman: Evet, ya da karşımdakini gerçekten ezip geçiyorum.

Oren Levi: Ya o ya ben gibi mi? Sanki hayatta kalma mücadelesi?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Peki, birkaç dakika önce bir insanın, tüm veriler, parametreleri ve hayatta etkilendiği yollar vasıtası ile kendini dengeleyebileceği bir seviyeye ulaşabileceğini ve Kabala bilgeliğinde, bir kişinin başına gelen her şeyi üst kuvvetle bağlayabildiği zaman, tepkisinin hemen daha dengeli hale geldiğini söylediniz. Sorum şu, hangi düşünceler dengeyi, hangi düşünceler baskıyı, gerginliği vb. uyandırıyor?

Dr. Laitman: Hangi düşünceler olduğunu söyleyemem, sadece düşünceler değil. Bunlar, kişiyi içte ve dışta etkileyen şeylerin bir toplamı. Gördükleri ve duyduklarına, çevrenin etkisine bağlıdır.

Oren Levi: Tamam, bütün bu şeylerin toplamı kişiyi etkiliyor ve içinde gerilim yaratıyor. Şimdi, sorum şu, kişinin içinde olup biten gerilimin boyutu ve nedenleri ne olursa olsun, kişinin eninde sonunda kendini dengelemeyi öğrenebileceğini söylediniz. Başına gelen her şeyin, bütün doğayı kontrol eden tek bir genel güçten geldiğine bağlama yeteneğiyle ilgili olduğunu söylediniz. Sorum; kişi kendini biraz bile olsa dengede tutmak için neler düşünebilir?

Dr. Laitman: Kişi, tüm düşüncelerinin ve başına gelen olayların nedeni olan üst güç ile sürekli bir bağ içerisinde olur ve kendini bu şekilde üst güce bağlarsa, etrafındaki her şeyin, herkesin tıpkı bir tiyatroda olduğu gibi, üst kuvvetin aktörleri olduğunu ve belirli bir rolü yerine getiren insanlar olduğunu ve üst gücün kendisiyle bu şekilde ilişki kurduğunu görür.

Konuk: Peki bu kişiyi nasıl etkiliyor? Kişi gerçekliği nasıl görüyor?

Dr. Laitman: Birine, bir şeye veya çevreye karşı patlamak istemiyor, çünkü her şeyin üst güçten geldiğini, O’ndan başkasının olmadığını görüyor ve bu yüzden diğer insanlara karşı patlamaz bunun yerine, kendini üst kuvvetle dengelemek zorunda olduğunu bilir ve bu, ya savaşa girip tüm gezegeni havaya uçuracağım ya da tüm bunların nasıl ilişkili olduğunu söyleyebileceğim noktasına gelmiş olabilir. İlişkili değiller, suçlayacak kimse yok, hepsi üst gücün elinde ve O’nunla iyi geçinmem gerekiyor. Her şeyi dengeleyebilmesi için, bir şeyi ya da her şeyi patlatarak dengeleyemeyeceğini, yalnızca üst gücün, elinde olan kuvvetler vasıtası ile dengeleyebileceğini, çünkü her şey O’nun elinde.

Konuk: Yani, burada sadece iki oyuncu olduğunu mu söylüyorsunuz?

Dr. Laitman: Evet. İnsan, üst güç ve aralarındaki gerçeklik.

Oren Levi: Peki ya kişinin geldiğini hissettiği içsel patlama?

Dr. Laitman: Kişi bunu, üst güç tarafından kendisine gelen bir fırsat, O’na dönme daveti olarak görür.

Konuk: Peki, şiddetin hayatımızdaki rolü nedir? Ne için var?

Dr. Laitman: Gerçek olandan çok kopuk olduğumuz için, tüm bu şeylerin bizi sadece sorunlara ve sıkıntılara götürdüklerini öğrenmemiz için var.

Oren Levi: Önümüzde bunu yayan hükümetler var. Peki, üst kuvvetten bahsederken, bizi izleyen birçok insan var, kimileri bir üst gücün varlığına inanıyor, kimileri inanmıyor. Kişinin şiddet dürtülerini, yaklaşan öfke patlamalarını, üst güce bağlayarak sakinleştirebileceğini söylüyorsunuz. Buna, kişi inançlı biri olmasa bile, gerçekçi bir yaklaşım sergilenebilecek bir tanım verebilir misiniz?

Dr. Laitman: Bu çok gerçekçi. Bu üst güce, küresel, integral bir mekanizma olan doğa denir ve onunla bu şekilde ilişki kurmaya başladığımızda, her şeyin gerçekte nasıl birbirine bağlı olduğunu keşfetmeye başlar, bu gücün bir parçası olduğumuzu ve bunun, aslında işe yaramayan gereksiz öfke patlamaları olmadan hayatımızı daha iyi, daha güvenli, daha mutlu ve daha sakin hale getirdiğini anlarız. Birbirimize bu şekilde yardımcı olalım.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkür ederiz. Bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz, ilerleyen programlarda bu konu ile ilgili daha fazla konuşacağız. Tekrar görüşene dek, hoşça kalın!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,322