e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Çevrenin Kişi Üzerindeki Etkisi

Tüm dünyada geçerli hepimizin bildiği bir gelenek vardır: Çok yetenekli bir profesyonelin maharetli işçiler arasında olup onların hareketlerinden öğrenmesi iyi bir şey değildir. Örneğin bir acemi, tecrübesiz çaylaklar arasına düştüğünde ona iyi bir ayakkabı yapmaya değmeyeceğini ve nasıl çıkarsa öyle yapmasını, iyi ve güzel bir ayakkabı yapmanın emeğe değmeyeceğini öğretirler.

Ya da bir terzinin, eğer yetenekliyse, kumaşı intizamlı, düzgün ve sahibine yakışacak şekilde yapmak için sıkıntıya girmeye değmeyeceğini anlamasını sağlarlar. Dolayısıyla, kişi onlarlayken ihtiyatlı olmalıdır.

Ancak bir inşaat ustası terzilerin arasındaysa onların kötü davranışlarından öğrenemez çünkü aralarında bağlantı yoktur. Ancak, aynı işte olan herkes kendisine dikkat etmeli ve sadece saf kalpli kişilerle ilişki kurmalıdır.

Yukarıda söylenenlere göre, Yaradan’a hizmet ettiğini düşündüğünüz her kula karşı tetikte olmalı ve yetenekli bir profesyonel olup olmadığını görmelisiniz; yani manevi çalışması saf ve temiz ve O’nun adına mı yapılıyor? En azından, iyi bir işçi olmadığını bilmeli ve sadece ödül için çalışan bir işçi olmaktansa nasıl yetenekli bir işçi olunacağını ruhuna sormalıdır.

Hâlbuki, maharetli bir işçi ödülle ilgilenmez sadece yaptığı işten zevk alır. Örneğin, yetenekli bir terzi giysinin sahibine her noktada uyduğunu bilirse alacağı paradan daha fazla manevi bir haz alır.

Dolayısıyla, sizin işinizden olmayan insanların arasında olmanızın bir önemi yok, zira siz inşa ediyorsunuz onlar boyuyor. Ancak manevi çalışmayla ilgilenen ancak giysinin sahibine tam uymasıyla ilgilenmeyen kişiler sadece manevi çalışmanın özüne ters bir akla sahiptirler. Ve bu noktada her zaman dikkâtli olmalısınız… Ve o kişilerin menzilinden bir hayli uzak durmalısınız. Ancak bu normal insanlarla böyle değildir.

  1. Geleneksel halk ile ilişkide olmadığınızdan o kadar dikkâtli olmanıza gerek yok.
  • Ancak, dinci halkından uzak durmalısınız.
  • Ve tarikatlara yönelik daha da ihtiyatlı olmanız gerekiyor.
  • Ve babam Baal HaSulam’a geçmişte yakın kişiler konusunda da çok iyi gözlemci olmanız gerekiyor.

Bunun nedeni şudur: Nekudim dünyasında, Meleh ha Daat, ilk Meleh (kral) olan Keter seviyesi, kırılma esnasında tüm Melahimlerden (krallar) daha aşağıya düştü. Bu böyledir, çünkü Masah’a (Perde) sahip olduğunda bayağı olan aynı zamanda daha yukarıdadır ve Masah’ı kaybettiğinde en kötü olandır. Bu nedenle tüm Melahimlerden daha aşağı düştü.

Bu sözleri şöyle anlayabiliriz; Yaradan’ın yolunda ilerlediklerinde alma arzuları iki kez daha fazladır: Hem fiziksellikte hem maneviyatta. Dolayısıyla, Baal HaSulam’a yakın olanlar eğilim gösterirlerken hem Masahları hem de Aviutları (bayağılık) vardı. Ancak, şimdi teslim olmadıklarından ve Masah’a sahip olmayla ilgilenmediklerinden bütün çabaları “büyük insanlar” ya da “Cemaat Liderleri” olma üzerineydi.

Bu Masah’sız Aviut’tur ve doğal olarak yaptıkları işi bırakırlar. Bana kalırsa, ben onlara güvenmiyorum ve onları tutacak kimse de yok. Kısaca geçiyorum çünkü onları düşüncelerimde tutmak istemiyorum zira kuralı biliyorsunuz: “Kişi düşünceleri neredeyse oradadır.”

Konuyu daha iyi anlamanız için bir örnek vereceğim: Her iki derece arasında iki idrakin birlikte var olduğu bir orta vardır.

  • Cansız ve bitkisel arasında “mercanlar” denilen bir orta vardır.
  • Bitkisel ile hayvansal arasında “tarla köpeği” vardır ki, göbekten toprağa bağlıdır ve buradan beslenir.
  • Ve hayvansal ile konuşan arasında “maymun” vardır.

Bu durumda, “Gerçek ve yanlış arasındaki orta nedir? Her iki idrakten oluşan nokta nedir?” sorusu ortaya çıkar.

Açıklamadan önce bir kural daha ekleyeceğim: Küçük bir nesneyi görmek mümkün değildir. Ancak, büyük bir nesneyi görmek daha kolaydır. Dolayısıyla, kişi birkaç yalan söylediğinde gerçeği göremez – yanlış yolda yürüyordur. Ama doğru yolda yürüdüğünü söyler. Ancak bundan daha büyük bir yalan yoktur ve bunun sebebi kendi gerçek koşulunu görecek kadar yalanı olmamasıdır.

Ancak kişi pek çok yalan edindiğinde, yalanlar öyle bir seviyeye gelir ki kişi isterse onları görebilir. Böylece artık yalanlarını – yanlış yolda yürüdüğünü – gördüğünde gerçek koşulunu görür. Bir başka deyişle, ruhundaki gerçeği görür ve doğru yola nasıl döneceğini idrak eder.

Bundan da gerçeğin yolunun – yani yanlış yolda yürüdüğü gerçeğinin – doğru ve yanlış arasındaki orta olduğu sonucu çıkar.

Böylece, Lişma (O’nun adına) ile ödüllendirilmek için önce en büyük Lo Lişma (O’nun adına değil) için hazırlanmamız gerekir. Ondan sonra “O’nun için koşulu”nu başarabiliriz. Ve benzer şekilde “O’nun için değil” koşuluna “yalan” ve O’nun için çalışmaya “gerçek” denir. Yalan küçük olduğunda ve Islah ve iyilikler az olduğunda küçük bir doğru niyete O’nun için sahiptir ve dolayısıyla gerçeği göremez. Bundan dolayı o koşulda iyi ve gerçek yolda yürüdüğünü yani Lişma‘da çalıştığını söyler.

Ancak tüm gün boyunca manevi çalışma ve tüm gece Lo Lişma yaparsa, o zaman gerçeği görebilir. Zira yalanların birikmesiyle kişinin yalanı büyür ve gerçekten yanlış yolda yürüdüğünü görür.

Ve sonra hareketlerini düzeltmeye başlar. Bir başka deyişle,  yaptığı her şeyin sadece Lo Lişma olduğunu görür. Kişi bu noktadan gerçeğin yolu O’nun için çalışmaya gelir. Sadece burada, bu noktada “kişi kendi için çalışmaktan O’nun için çalışmaya gelir” sonucu başlar. Ancak bundan önce Lişma koşulunu ve yöntemini değiştiremeyeceğini tartışır.

Dolayısıyla, kişi yaptığı işte tembelse gerçeği göremez ve yanlışa batmıştır. Yaratıcısına mutluluk ihsan etmek için manevi çalışmasını arttırırsa kişi o zaman gerçeği görebilir; yani Lo Lişma denilen yanlış yolda yürüdüğünü… Ve doğru ve yanlış arasındaki orta nokta budur. Dolayısıyla, yolumuzda güçlü olmalı ve kendimize güvenmeliyiz ki, her gün bize yeni gelsin çünkü her zaman temelimizi yenilemeliyiz. Ancak ondan sonra ileri yürüyebiliriz…

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,113